up
ara
profil foto

Siddhartha

Siddhartha Konusu ve Özeti

Siddhartha
Doğu felsefesi ile batının popülerleştirdiği bireselcilik ve bireysel özgürlükleri harmanlayarak Budha ve Hint felsefesinin üzerine çıkmaya çalışmış, öğretilerini geliştirmi amaçlamış, ruhsal doyum arayanlara ilaç gibi gelecek bir kitap.
Yazar:
Çevirmen: Kamuran Şipal
Yayınevi: Can Yayınları
ISBN: 9789750719394
Sayfa: 152 sayfa Basım Tarihi: 2001
''İçinde anlatılan ortama karşın, çok Avrupai bir kitaptır Siddhartha. Bildirisi birey''le başlar; bireye Asya''daki öğretiye göre daha çok önem verilmiştir. Siddhartha, benim, Hint düşüncesinden kurtulup özgürleşmemin dışavurumudur. tüm dogmalardan kurtulmak için tuttuğum yol Siddhartha''ya götürdü beni; yaşadığım sürece de bu yolda ilerleyeceğim doğaldır... Tüm dinlerde, insanların benimsediği tüm inanış biçimlerinde ortak olan yanı, tüm ulusal ayrımları aşan, tüm ırkların, tüm bireylerin benimseyebileceği şeyi yakalamaya çalıştım bu kitapta.''
Hermann Hesse

''Genel olarak herkesçe kabul edilen Buddha imgesini aşan bir Buddha yaratmak, daha önce eşine rastlanmamış büyük bir başarıdır. Benim gözümde Siddhartha, Kutsal Kitap''tan kat kat üstün bir ilaçtır.''
Henry Miller
Tufan ALTINTAŞ

Tufan ALTINTAŞ

@tufanov

Siddhartha nedir üstad?

Değişir. Ne öğrenmek istediğine göre çok anlamı vardır onun. Sırasında bir felsefe, sırasında bir aydınlanma veya öğrenme, sırasında bir yaşam biçimi, sırasında doğayı anlama, sırasında doğanın kendisi olma... Sırasında aile, sırasında dost veya sevgili...
Siddhartha nedir üstad?
Çok az şey vardır insanın hayatında görüp şaşırdığı, duyup inanmak istemediği, dokunup yalansamadığı, tadıp anlamlandıramadığı... Siddhartha bunlardan biridir.

Gelelim kitabın kendisine...

Genç bir brahmanın oğlu olarak yaşadığı baba ocağını terk edip dostu Govindayla bilinmeze, hayata ve onun gizemini çözme yoluna düşen kahramanımızın hikayesidir bu.
Samana adı verilen derviş olmayı çare olarak görüp tanıdığı ve bildiği herşeyi gerilerinde bıralmayı göze alarak düştüğü bu çetin ve çetrefilli yolda Siddharthayı bir dizi talih ve talihsizlikler beklemektedir. Baba evinden ayrıldıktan sonra 3 yıl samanaların yanında aç bilaç dilenerek buldukları yiyeceği yiyip bulamayınca oruç tutup nefislerini körelterek yaşayan iki dost günlerden bir gün buddha adında bir ilahi adamdan söz edildiğini duyarak onun peşine düşerler... Budha'yı çok geçmeden bulurlar. Govinda Buddha'nın öğretisini ve yaşam biçimini benimseyerek onunla kalır ama Siddhartha ayrılmak zorundadır. Çünkü Buddha ona anlatıldığı gibi ağız dolduracak yetenekli ve etkileyici düşünceleri olan biri gibi görünmemiştir, Buddha ona yetersiz gelmiştir. Ve o kendi olmak, kendini bulmak için tekrar yollara düşer.
Bir zaman sonra Siddhartha'nın yolu şehre düşer. Şehre gelince kamala isminde bir kadın tanır ve kadına aşık olur. Kadın Siddhartha'yı beğenir ama parasız işsiz bu delikanlıdan bir şey elde edemeyeceğini anlayıp onu başından savmaya çalışır. Siddhartha bunun üzerine kadından nasıl para kazanacağını öğrenir ve Kamaswami adında bir tüccarın yanında işe başlar. Kısa sürede yükselir. Kazanır çok kazanır. Kamalayı elde ederek onunla yaşamaya ve ikili ilişkilerin her türünü kadınla yaşamaya başlar. Bu sırada insanlıktan çıkmakta ve kötü, cimri, sinirli, nefrete meyilli birine dönüşür.
Durumun farkına varınca herşeyi bırakır kaçar. Bir zamanlar onu nehrin karşısına geçiren kayıkçının yanına gider ondan iş ister ve beraber çalışmaya başlarlar. Yıllar geçer.
Bir gün kamala ve Siddharthanın oğlu tesasüfen kayıkçıyı bulurlar. Kamalayı yılan sokar ve kadın oğluyla babasını tanıştırıp ölür. Bu andan başlayarak baba oğul arasında bir takım tartışma ve anlmaşmazlıklar baş gösterir. Genç Siddhartha babasına daha fazla dayanamaz ve onları terk eder. Siddhartha için bu yeni bir bilgeliğin kapısını açar. Bir zamanlar kendisinin babasına yaptığını oğlunun kendisine yapmasıyla yüzleşmek zorunda kalır. Oğlunun gidişini naçar kabullenir.
Ve bir süre sonra eski dostu Govindayla yeniden karşılaşırlar ve kitabın sonu Govinda nın Siddharthayı yeni üstad'ı olarak kabul etmesiyle biter...

Siddhartha bende karmaşık fikir ve heyecanlar oluşturdu. İşlediği konular aslında senin, onun, benim bilip de görmediğimiz veya gördüğümüz ancak artık alışkanlıktan sıradan gelen konulardı. Fakat işleyiş biçimi ve sırası insanı yeni hislere sürüklemekte başarılıydı. Örneğin tüccar Kamaswami ile geçen diyaloglar ve ona karşı tavrı zamanımızın bütün işçi ve emekçilerinin yapmak isteyip yapmadıkları veya şu yada bu nedenle yapamadıklarıdır. Kamalayla yaşanan kısa süreli yasak aşk ve oğluyla olan kuşak çatışması da bunlara örnektir. Siddhartha da dikkate değer bir nitelikte kanımca şudur; Siddhartha asla yeterli gelmeyeni kabule yanaşmaz. Başka bir deyişle kendini nasıl görmek isterse onun peşine düşer. Bu yerine göre ailesini geride bırakmayı gerektirir, yerine göre dostunu, yerine göre aşık olduğu kadını ve varlığını...
Burada aslında gizli bir toplumsal mesaj vardır. Buna göre duygularının peşine düşme gücü olanlar derhal harekete geçmeli ve kendini nereye ait hissediyorsa oraya gidebilmeli orada kalmalıdır. Kitap bu yönüyle amerikan ve batı kültürüne yaklaşmıştır. Ama genel izlenimim doğu ile batının sentezi şeklindedir...
Kısaca kitapta herkese göre bir şeyler var. Yeterki onu görebilecek gözlerimiz olsun...

Kesinlikle Okunmalı...

Vesselam.
ataç ikon Siddhartha
kitaba 9 verdi
8 beğen · 0 yorum
Hayata Gülümse

Hayata Gülümse

@hayataagulumse

Geçmişin gölgesi diye bir şey bilmez ırmak, geleceğin gölgesi diye bir şeyde bilmez. Geçmişte olan,gelecekte olan hiç bir şey yoktur; her şey vardır sadece, şu an içinde varlık sebebidir.
İnsan benliğini bir kez sorgulamaya görsün. Akan suyu bile tersine çevireceğine dair öyle bir güç oluşur ki insanın içinde karşı konulamaz bir direnişin içinde bulursunuz kendinizi. Siddhartra asi ruh Bilge bir babanın gurur duyulan oğlu, babasının yolundan gideceğine o kadar kesin gözüyle bakılıyordu ki herkese göre zaten olması gerekende buydu. Öyle değil midir zaten hayatta sahiplendiğimiz ne varsa veya kim varsa kendimizden bir şeyler katmayı nasıl da severiz. Hiç sormadan, danışmadan hep fikir yürütür ve olmayınca da suçlu ilan ederiz. İnsanoğluyuz işte bencillik doğamızda var. Babasına karşı dik duruş sergileyerek kendi yolunu, kendi benliğinin arayışına giren Genç Siddhartha yaşının verdiği toyluk ve babasından öğrendiği bilginin gücüyle bir çok kişiye hayatın anlamı üzerine öğretiler verecek bir düzen içerisine girdi sürekli. Yarı yolda çok sevdiği ve en güzel dönemlerini paylaştığı arkadaşı Govindayla bile yollarını ayırdı. Aslında sürekli bir arayışın içerisinde olmasına rağmen zaten aradığı şeyin gittiği yol olduğunun er geç farkına varacaktı. Yaşanması gerekenler adım attıkça bir basamak yukarıya taşıyordu Sidhartha yı. Okurken kendimden çok sey hissettim ve sorguladım gibi klişe bir cümle kurmak durumundayım çünkü öyle. İlk olarak birbirleri ile hiç ayrılmamış ve bunu hiç bir şekilde dile getirmemiş iki arkadaş, verilen kararlar, ayrılan yollar. Bir kere ayrıldı mı yollar herkes bir yere savruluyor ve hiç bir zaman birbirinize karşı ilk duygular gibi hissetmiyorsunuz .İki arkadaşın tesadüfi karşılaşmalarında garip yabancılık ve her şeyi kabulleniş. Irmağı karşıdan karşıya geçerken ki sorgulamalar zaten ana tema. Hayat da ırmak gibi sürekli akıp gidiyor, istesende istemesende. Bireysel olarak düşünüldüğünde suyun önüne engel koymak ne kadar mümkün değilse, hayatın akışına engel olmak da o kadar mümkün değil. Her bir düzenin içine girdiğinde ortama ayak uydurması, yaşadığı yeri benimsemesi, dünyevi her şeyi merak etmesi hayatın akışıydı. Başını kaldırıp bir kadına bakmaz iken ve kendisine öğretilenlere karşı direnmek istese de sonuçta insan faktörü nereye kadar. Günah işlemenin verdiği haz, para hırsı, hep daha fazla, hep daha fazla isteme, sonu yok, doygunluk yok, bir gece de kazanıp, bir gece de kaybedilen onlarca para. Bu yaşayış tarzına önem vermemesini sadece merak ve arayış olarak görüyoruz. Aslında bir arayış içerisine girdiğimizde hedefe ilerlerken neleri kaçırıyoruz? İstemesek veya kabul etmesek de yaşadığımız çevreye maalesef ayak uydurmak durumunda kalıyoruz, kabul görmek tek düşünülen bu. İnsanın kendini anlaması, yaptıklarını sorgulaması için belli bir birikmişliğin olması gerekiyor, ne zamanki duraklama dönemine geçiliyor asıl kendini bulma veya kabullenme o zaman başlıyor. Çünkü yaşantımızda yaptığımız her şey tek tek bize geri dönüyor. Siddhartha'nın geri dönüşte kayıkçı Vasudeva ile yaptığı sorgulamalar sonuç kısmına yaklaşılan en anlamlı kısım, yaşının ilerlemesi, bir oğlunun olduğunu öğrenebilmesi için kamala ile tekrar karşılaşması Hayat işte bir şekilde o bağı kuruyor. Her şeyden önemlisi babasının ne demek istediğini en nihayetinde yaşayarak anlamış olması. "Bilgi aktarılabilir ama bilgelik asla" Oğlunun kendine yaşattıklari kendisinin babasına yaşattıklarının aynısıdır. Babası kadar bilgelik gösterebilmiş midir? Hayır. Bu yolculuk Siddhartha'nın kendi benliğini bulmasının yolculuğudur...

Keyif ile okunacak ve sorgulamalara açık başarılı bir eser.
ataç ikon Siddhartha
kitaba 10 verdi
17 beğen · 14 yorum
Canan (@cnnhni)
eline saglik📝📝📝🤩🤩
09.10.18 beğen 2 cevap
aslı seloğlu

aslı seloğlu

@asliseloglu

"Sözcükler gizli saklı anlamı zedeliyor, dile getirilen her şey o an değişiyor biraz, biraz çirkin, biraz aptalca niteliğe bürünüyor." .. " Bilgi bir başkasına aktarılabilir, bilgelikse hayır. Bilgelik keşfedilebilir, bilgelik yaşanabilir, bilgelik el üstünde taşıyabilir insanı, bilgelikle mucizeler yaratılabilir, ama bilgelik anlatılamaz ve öğretilemez."

Kitapta alıntılamak istediğim çokça cümle vardı fakat 'nirvana' olanlar bunlardı sanırım. Bu cümleler vakti zamanında üstünkörü okuduğum, ama içinde kendini not ettiren bir paragrafa sahip, asla unutamadığım bir kitabı hatırlattı. Şibumi'de Travenian Şibumi'nin ne anlama geldiğini anlatırken diyordu ki:

Nichola: " Bu kelimeyi ne anlamda kullandınız efendim?"
General: " Herhalde belirsiz bir anlamda, üstelik yanlış olarak kullanıyorum, ya da bana öyle geliyor. Anlatılmayacak bir niteliği tarif etme çabası. Bildiğin gibi Şibumi; sıradan, olağan görünümlerin altında yatan gizli üstünlükleri anlatır. Şöyle düşün. O kadar doğru bir söz ki, söylenmesine gerek yok. O kadar gerçek ki sahici olmasına gerek yok. Şibumi demek, bilgiden çok anlayış demek. İfade dolu bir sessizlik demek. Kendini kanıtlama gereği duymayan bir alçakgönüllülük demek. Sanatta Şibumi zarif bir basitliği ifade eder. Buna sabi denir. Felsefedeyse kendini wabi olarak gösterir. Büyük bir ruhsal rahatlıktır ama pasiflik değildir. Bir insanın kişiliğindeyse nasıl söylemeli... Hakimiyet peşinde olmayan otorite mi? Onun gibi bir şey."

Vakti zamanında kendimi bulduğumu düşündüğüm bu satırlar yaşımın da küçüklüğü sebebiyle pek destek bulamamış, tabir-i caizse öksüz kalmıştı. İçimde serpilip büyüyecek yer yol bulamamıştı ya da ben öyle olduğunu sanıyorum. Fakat bugün bir hayli ön yargıyla okumaya başladığım Siddhartha, beni oldukça haksız çıkarıp öksüz düşüncelerimi sarıp sarmaladı adeta. Bir anne gibi kol kanat gerdi :) İçinde o kadar çok 'ben' buldum ki, ben de utanmasam şuncacık kitaba sarılacaktım =)
Burada eskiden bir üye beni çok az tanıyarak şöyle bir yorumda bulunmuştu : " Ruhun varoluşsal bir bunalım yaşıyor." Doğru muydu, o zaman belki. Gerçi bu sözlerin ne anlama geldiğini de anlamamıştım o zaman :D Zaman zaman yine öyle bir boşlukta hissetsem de bazı kitaplar yere daha sağlam basmamı sağlıyor misal bugün Siddhartha onlardan biri oldu.

Kitaplardan alıntı yapmayı seviyorum, ama bazen ne yalan söyleyeyim sadece yaptığım alıntıları okumanın yeterli olacağını düşündüğüm, keşke tüm kitabı okumasaydım ana fikir buymuş dediğim oluyordu. Ama bu kesinlikle öyle bir kitap değil. Okudukça alıntılayacak cümleler bulmaktan öte, yeni bir 'ben'le karşılaşıyorsunuz sanki. Ve bu da tekrar tekrar okunası yapıyor bir kitabı.

Benim başlangıçta yaptığım gibi sığ bir düşünceyle Budizmi anlatıyor işte diyenler varsa, o sığ kıyılardan derhal uzaklaşıp kendilerini korkmadan derinliklere bıraksınlar derim =)
ataç ikon Siddhartha
kitaba 10 verdi
5 beğen · 15 yorum
ayse gülce (@aysegulce)
Çok güzel ve samimi bir inceleme olmuş @asli-seloglu,yıllar önce okuduğum bu kitabı tekrar okuma isteği duydum. :)
29.09.17 beğen 1 cevap
aslı seloğlu (@asliseloglu)
Ben de ilk defa yaptığım bir incelemeden memnunum ayşe gülce :D genelde yapmıyorum yapsam da tüm düşüncelerimi aktaramıyordum. O yüzden içime sinmeyen, sırf okurlara az da olsa yol göstersin diye, yapmış olmak için inceleme yapıyordum. Ama bu incelemeyi neokur için değil kendim için yapmıştım. Okudukça tekrar okuma isteği oluşsun diye. Sende de aynı his oluşmuş ne güzel =)
29.09.17 beğen cevap
Semih Oktay (@semihoktay)
@aysegulce demiş benim diyeceklerimi;Aslı ellerine sağlık...Ben bu sabah televizyonda haber izliyorken bir sel felaketinden bahseden -herhâlde bir Karadenizli arkadaş idi- bir vatandaşımızın ne söylediğini bildireceğim sizlere. @asli-seloglu , Trevanian'ın ŞİBUMİ başlıklı romanından ve Nichola: " Bu kelimeyi ne anlamda kullandınız efendim?" General: " Herhalde belirsiz bir anlamda, üstelik yanlış olarak kullanıyorum, diye bahsedince,aklıma geldi bu anekdot. Haberi sunan habercimizin,Sel felaketi yaşandı Rize Çayeli'nde,dedi,ossaat ekrana bakmaya başladım. Haberci hanım kayboldu,yerine bir erkek sesi geldi.Bu 'ses'i Karadenizli bir arkadaşımızın kendi telefonunun kamerasıyla seli çektiği görüntüleri gördüğüm ân duydum.Dedi ki : "Evet Arkadaşlar! Muhteşem bir gürültüyle sel geliyor!" Sabah sabah bu felaket haberine üzüleceğimi sanıyordum fakat kendime de sürpriz oldu.Bastım kahkahayı!
29.09.17 beğen cevap
aslı seloğlu (@asliseloglu)
Buna benzer bir kullanım da orta okul sıralarından aklımda kalmış. Öğrencinin biri coşkuyla: " Felaket güzel bişey hocam buu!" derken hocanın 'bu nasıl bir tabirdir' bakışı unutulmazlarım arasında. ?
29.09.17 beğen cevap
Semih Oktay (@semihoktay)
Felaket güzel bi' şey,diyeni ben de duydum. Daha fenası var. Bir iş arkadaşım -sarışın bir hanım idi- bir gün ofiste sel salgınlarından bahsetti! Kocası ofisteydi o esnada. "Kızım sel salgını olur mu yaaa;hastalık mı bu? diye sormuştu!
29.09.17 beğen cevap
ayse gülce (@aysegulce)
Zıtlıkların kavramı pekiştirmesi gibi bir şey bu . Lise yıllarımda ben de korkunç güzel derdim o yüzden felaket güzel tanımı garip gelmedi bana, ama sel salgını efsane olmuş gerçekten.. :))
29.09.17 beğen cevap
aslı seloğlu (@asliseloglu)
Bu en fenasıymış ? ama niye özellikle sarışın diye belirttiniz anlamadım ? anladım da anlamadım ? bu arada tüm anekdotlarınızda soyadımla var olmam felaket bir tesadüf olmuş! ?
29.09.17 beğen cevap
aslı seloğlu (@asliseloglu)
Korkunç güzel ? demek ki bir zamanlar duygularımız o kadar fazlacaymış ki klasik tabirler yetmez olmuş. Artık bana da normal gelmeye başladı felaket güzel tabiri, korkunç olandan sonra ?
29.09.17 beğen cevap
Semih Oktay (@semihoktay)
"(...) bu arada tüm anekdotlarınızda soyadımla var olmam felaket bir tesadüf olmuş! " Görmüştüm!.. Yani "fark etmiştim." ;)
29.09.17 beğen cevap
Semih Oktay (@semihoktay)
Ee,sarışındı birlikte çalıştığımız hanım arkadaşım.Aklıma geldi güldüm;şu pizza fıkrasını bir defa daha anlatacağım! Sarışın kadın pizza istemiş.Tezgâhtar çıkarmış pizzayı fırından,çekmiş pizzayı önüne : Altıya mı böleyim Hanımefendi yoksa sekize mi? diye sormuş. Ayy,sekiz parça çok olur,siz onu altıya bölün,demiş!.. :D
29.09.17 beğen cevap
aslı seloğlu (@asliseloglu)
Madem bu fıkra da geldi, "anladım da anlamadım" dememin içini doldurayım. Bilimsel olarak erkeklerin sarışın kadınlardan hoşlanması bir gerçek. E sarışın kadın aptaldır da kalıplaşmış bir tabir - artık ilk kim çıkardıysa! - . O halde kadının aptalı mı makbuldür? Bazı kalıplar var ki ciddi sorgulanması gerekiyor kullanmadan önce. Sarışın bir kadının incimesini geçtim, aptal olmadığını düşünen herkeste bir burukluk yaratır bu. Böyle kullanmak istemediğinizi varsayarak "anlamadım" diyorum :)
29.09.17 beğen cevap
Semih Oktay (@semihoktay)
Bin dereden su getirdin Aslı! :D

Hep birlikte gülelim,demiştim,fırsat vermedin!

Hüküm : Erkekler sarışın kadınlardan hoşlanır.

Hipotez : Sarışın kadınlar aptaldır.

İspat : Erkekler aptal kadınlardan hoşlanır.

Bu mudur demek istediğin Aslı? Yurdumuzda Kemal Sunal çöpçülerle ilgili bir film çevirdi;çöpçüler ayaklandı.Kemal Sunal postacılarla ilgili bir film çevirdi.Postacılar ayaklandı misali...

Ben boşa laf etmiş olmayayım sana bir sarışın fıkrası daha anlatayım ama önce senin bir "sarışın" fıkrası anlatmanı rica ediyorum Aslı.
29.09.17 beğen cevap
aslı seloğlu (@asliseloglu)
Aslında bu sarışın mevzusu her döndüğünde söylemek istediklerimdi bunlar, buraya kısmetmiş :D Çöpçüler kralı olayındaki alınganlıkla bu farklı. Ben toplumun yarısını oluşturan 'kadınlardan' ve genel bir toplumsal bilinçten bahsediyorum, ama ne bilinç! Bilinçsiz bir bilinç bu. Bilinçaltı olduğu için de kimse kabul etmiyor tabi ki. Böyle ufak tefek şeyleri düşünmek fıtratımda var engel olamıyorum Semih Bey :) Sarışın fıkrası bilmiyorum ben, hatta normal fıkra da bilmem ?
29.09.17 beğen cevap
Semih Oktay (@semihoktay)
Sarışın fıkrası bilmiyor musun? Peki. :) Başına sarışın hanımlarla ilgili bir hâl de mi gelmedi Aslı?!..

Söz verdiğim üzere ben anlatacağım fakat fıkra olmayacak ama "anı" olacak...

Yıllar önce Taksim Meydanı'ndaki The Marmara Oteli "Etap Marmara Oteli" idi ve ben orada çalışıyordum.Devredildi sonra Otel 'The Marmaracılar'a.

Bir gün,otel içerisindeki Orient Ekspres nam adlı restoranın tren gibi uzun salonunun en sonunda oturuyordum. Şefler,garsonlar bu kapıdan yemek salonuna koca koca tepsilerle yiyecek taşıyorlar.Kapı mutfağa bağlanıyor ve elbette garsonların mutfaktan o tepsilerle rahat çıkabilmesi için salona doğru açılıyor bu "personel kapısı".

Otelimizin yiyecek ve içecek müdürü hanım idi.Sarışındı. Pek hoş,pek alımlı,yuvarlak hatlara sahip, balıketinde,çekici bir hanımdı.

Salonun cümle kapısından işte bu yeni müdürün girdiğini gördüm.

Geldi,geldi,geldi ve o bahsetmiş olduğum personel kapısından içeriye girmek istedi.

İttirdi kapıyı.

Açılmadı kapı;kımıldamadı bile katiyyen!

Sarışın müdire hanım Kapı koluna asıldı;kendisine doğru çekti ve ossaat "Pardon" dedi.

Tek başınaydı!
29.09.17 beğen cevap
aslı seloğlu (@asliseloglu)
Bu olayın bir benzeri sarışın olmayan bir tanıdığımın başına gelmişti ki hatta kendisi öğretmenimizdi. Hatta hepimizin başına gelebilir böyle şeyler ;) Eğer gülmem için anlattıysanız sağolun varolun tebessüm ettim :)
29.09.17 beğen cevap
Hilal Özdemir

Hilal Özdemir

@cokfuzuli

Öncelikle kitabın çok şık bir dili var. Belki de Doğu felsefesinin naifliğinin, sadeliğinin getirisidir bu; akıp gidiyor.

Tamamen farklı bir kültüre ait bu kitap insanı araştırmaya itiyor. Hint kültürü ve Budizm inanışına ait birçok şey öğreniyorsunuz. Bu yanıyla öğreticiliği ikiye katlanıyor.

Öncelikle üç yüce edimi tanıyoruz: Oruç tutmak, yürümek ve düşünmek. Özellikle oruç tutma konusu öyle bir işlenmiş ki farklı bir bakış açısı kazandırıyor insana. Kitabı okurken Budizm inancından kopuyorsunuz zaten, kendi kültürünüzle arasında bir fark göremiyorsunuz. Yazar o evrensel dili yakalamayı çok iyi bilmiş.

Kitaptaki ırmağın ve iki yakası arasındaki geçişi sağlayan salın ayrı bir önemi olduğunu düşünüyorum. Irmağın bir yakasında dünyevi zevklere kendini kaptırmış olanlar, diğer yakasındaysa maneviyatı tercih edip dünyadan kendini soyutlayanlar bulunuyor. Bu da insana cennet ve cehennemi çağrıştırıyor. Siddhartha ise ırmağın iki yakasında da yaşamadan aydınlanamıyor. Kitapta geçmeyen ama kitabı anlamaya yardımcı olacak bir bilgi de, ırmağın sesini dinlemesini Siddhartha'ya salık veren Vasudeva'nın, Sanskritçe'de ırmak tanrısı anlamına gelmesi. Vasudeva'nın yardımıyla aydınlanan Siddhartha'nın sonunda vardığı sonucun ise bizim tasavvuf anlayışımızla (Tümtanrıcılık) çokça bağdaştığını göreceksiniz. Her şeyi tanrının bir parçası ve onun yansıması olarak görmesi ve bundan dolayı doğadaki her varlığı ayrıca sevmesi, onu, dünyevi hiçbir şeyi sevmeyen ve de dünyevi işlerle uğraşanları kendilerinden aşağı gören Samana'lardan ayıran yönüdür artık. Tam da burada Yunus Emre'nin şu sözü geldi aklıma :) “Yaratılanı hoş gör, Yaradan'dan ötürü.“

Ayrıca kitabın sayfalar boyu söylemeye çalıştığı önemli bir şey daha vardı: Bu da aydınlanmanın yol göstericilerin öğretilerini dinleyerek gerçekleşemeyeceğiydi. Aydınlanma ancak kişinin kendi yolunu, kendi çıkarımlarıyla bulmaya çalışmasıyla gerçekleşebilirdi.

Son olarak da şunları söyleyebilirim. Zaman ve sabırla ilgili kısımlar kesinlikle ufuk açan cinstendi ama benim dikkatimi daha çok çeken bir şey vardı: Güler yüz. Nasıl da etkileyici ve önemli bir şey olduğunu insan sürekli unutuyor. Sadece bunu hatırlatması için bile defalarca okuyabilirim.
ataç ikon Siddhartha
kitaba 8 verdi
24 beğen · 2 yorum
Ergün Çil (@erguncil)
teşekkürler u yorum için. Kitabı daha iyi anlamama sebep oldu gerçekten... Bazı yerlerini tam anlamamışım sanırım.
07.10.14 beğen cevap
Hilal Özdemir (@cokfuzuli)
Rica ederim, faydam olduysa ne mutlu :)
07.10.14 beğen cevap
Misafir

Misafir

@misafir000

Okunmaya değer bir eser.
Eseri bitirdim ve okumayı düşünen arkadaslara fikir vermesi açısından yorumlarımı paylaşmak istedim. Her ne kadar eser genel olarak dünyanın insana sunduğu fani hazlardan uzaklaşıp; esas olan öze, bilgeliğe ulaşma serüvenini Siddhartha isimli kahraman üzerinden ele alsa da eserde okuyucuya yansıtılmaya çalışılan tek bir fikir olmadığını farkettim. Siddhartha'nın bilgece bir yaşama, kendi özüne, yaratılış amacına ulaşma noktasinda inişli çıkışlı tavırları net bir şekilde ifade edilmiş. Herman Hesse'nin Buddha öğretisine duyduğu alakanın eserde bu öğretiye fazlasıyla vurgu yapılmasında en büyük etken oldugunu düşünüyorum. Ilk etapta kitabı okurken Siddhartha isminin kullanilmasinin Siddhartha Gautama ile bir ilgisi olup olmadığı konusunda emin olamamıştım. Fakat ilerleyen kısımlarda bu kanaatim kesinleşti. Bir prens olan kahramanımız Siddharta anlatilirken, aslında yine onun gibi bir prens olan Buddha Siddhartha Gautama'nın hayatı yansıtılmıştır. Buddha öğretisi çerçevesinde oruç tutmak, sabretmek gibi bahsedilen birtakım olgular eserin evrenselliğini de gözler önüne seriyor. Bu olgular pek çok dinde ya da öğretide yer alan konular olduğu için bir Müslüman, Hristiyan ya da Budist v.s. kendi dininden/öğretisinden pek çok şey bulabilir eserde. Eminim ki her okuyucu kendi bilgi birikimine ve düşünce yapısına göre bu eserden farklı yorumlar çıkarabilir. Çünkü yorumlara fazlasıyla açık bir eser. Ayrıca kitapta beni en çok etkileyen ve üzerinde bir müddet düşündüğüm kısım bilgeliğin asla öğretilemeyeceği, ögretilebilecek olan şeyin sadece bilgi olduğuydu. Okunmaya değer, akıcı ve bir çırpıda bitirilebilecek bir eser.
ataç ikon Siddhartha
kitaba 10 verdi
7 beğen · 0 yorum

Siddhartha - S41

Birden Govinda ileri fırlayarak gençlik dostunu bir kez daha kucakladı. Ardından yeni keşiş arasında katıldı.
Onur Tüzüngüven tarafından eklenmiştir.
SILA

SILA

@bilkenter

"Bizim gibiler belki sevemez. Çocuk insanlar yapabilir bunu; bu, onların gizidir."
ataç ikon Siddhartha
kitaba 8 verdi, inceleme eklemedi.
38 beğen · 0 yorum
Tokmakan ♌️

Tokmakan ♌️

@tokmakan

-tüm günahlar bağışlanmayı,tüm küçük çocuklar yaşlıyı,tüm bebekler ölümü,tüm ölenler sonsuz yaşamı içinde taşır.Hiç kimse bir başkasının yürüdüğü yolda ne kadar ilerlemiş olduğunu göremez.

Syf;140
ataç ikon Siddhartha
kitaba 10 verdi, inceleme ekledi.
18 beğen · 0 yorum
Tokmakan ♌️

Tokmakan ♌️

@tokmakan

"İnsanların büyük çoğunluğu, düşen bir yaprak gibidir, kapılıp gider rüzgarın önüne, havada süzülür, dönüp durur, sağa sola yalpalar vurarak iner yere. Pek az kişi de vardır, yıldızlara benzer, belli bir yörüngede ilerler durur, hiçbir rüzgâr varmaz yanlarına, kendi yasalarını ve izleyecekleri yolu kendi içlerinde taşırlar."

Syf;77
ataç ikon Siddhartha
kitaba 10 verdi, inceleme ekledi.
18 beğen · 0 yorum
Tokmakan ♌️

Tokmakan ♌️

@tokmakan

Bilgelik bir başkasına anlatılamaz;bir bilgenin başkalarına anlatmaya çalıştığı bilgelik aptalca bir şey gibi gelir kulağa..Bilgi bir başkasına aktarılabilir,bilgelikse hayır.Bilgelik keşfedilebilir,bilgelik yaşanabilir,bilgelik el üstünde taşıyabilir insanı,bilgelikle mucizeler yaratılabilir ama bilgelik anlatılamaz ve öğretilemez.

Syf;139
ataç ikon Siddhartha
kitaba 10 verdi, inceleme ekledi.
14 beğen · 0 yorum
Tokmakan ♌️

Tokmakan ♌️

@tokmakan

Hiç bir gerçek yoktur ki , karşıtı da gerçek olmasın! Yani şöyle ; Bir gerçek tek taraflıysa dile getirilip sözcüklere dökülebilir. Düşüncelerle düşünülüp sözcüklerle söylenebilen ne varsa tek taraflıdır. hepsi tek taraflı hepsi yarım, hepsi bütünlükten,mükemmellikten ve birlikten yoksun.

Syf;139
ataç ikon Siddhartha
kitaba 10 verdi, inceleme ekledi.
14 beğen · 0 yorum
212
KİTAP
Tüm Zamanların En Çok Satan Kitapları
Aşk, fantastik, polisiye, bilim kurgu ve diğer kitap türlerini kapsayan ve zirveyi kolay kolay kaptırmayan tüm zamanların en ...
547
KİTAP
Ölmeden Önce Okunması Gereken 1001 Kitap
Neokur üyelerinin katkılarıyla ortaya çıkmış olan, ölmeden önce okunması gereken kitapların toplandığı listedir. Ölüm de ner...
163
KİTAP
Kütüphanenizde Yer Alması Gereken Hazine Değerindeki Edebiyat Kitapları
Herkesin okuması ve kitaplığında bulundurması gerektiğini düşündüğümüz hazine değerindeki en iyi edebiyat kitaplarını bu list...
756
KİTAP
Okuduğum En Güzel Kitap
Okuduğumuz en güzel kitapları bu listede topluyoruz! Sen de en beğendiğin ve herkese tavsiye etmek istediğin kitapları listey...
9
KİTAP
Nobel Ödüllü Yazarların En İyi Kitapları
Gabriel Garcia Marquez, William Golding, Hermann Hesse ve daha fazlası... Nobel Ödülü'ne layık görülen tüm yazarların mutlaka...
Burcu S.

Burcu S.

@bs

Yanılgıdan başka bir şey değil paylaşım fotoğrafı
Yanılgıdan başka bir şey değil
"Asla bir insan ya da bir eylem tümüyle Sansara, tümüyle Nirvana değildir, asla bir insan tümüyle kutsal ya da tümüyle günahkâr olamaz. Böyle gibi görünmesi yanılmamızdan, zamana gerçek bir nesne gibi bakmamızdandır. Zaman gerçek değildir, Govinda, ben sık sık yaşadım bunu. Zaman gerçek değilse, dünya ile sonsuzluk, acı ile mutluluk, kötü ile iyi arasında var gibi görünen çizgi de bir yanılgıdan başka şey değildir."
Siddhartha - Hermann Hesse

Bu fotoğrafı bu yaz Kuşadası'nda yazlıkta çekmiştim. Nasıl mı çekmiştim? İşte beyle: http://www.resimag.com/p1/c53be50cd2.jpeg

Gülmeyin. =D Ne sanıyordunuz? Her güzel kitap fotoğrafının ardında bir abeslik, toplaması zor bir dağınıklık, şekilden şekile girmeceler, şaşkın bakışlara maruz kalmacalar vardır. =)
ataç ikon Siddhartha
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
50 beğeni · 12 yorum beğen ikon
BUKALEMUN (@karacurin)
Bu aralar paylaşım yapıyorsun Sn@bs.. hiçte hayra_alamet değil;))
29.11.18 beğen 1 cevap
Nemesis (@lacrima)
O taşları kim topladı, niye topladı, kaç yılda topladı 😁 herkesin merak konusu farklı tabii 😂
29.11.18 beğen 2 cevap
ruken al

ruken al

@rukenal

 paylaşım fotoğrafı
Sevgi avuç açıp dilenilebilir, para pulla satın alınabilir, armağan olarak sunulabilir sana, sokakta bulunabilir, ama haydutlukla ele geçirilemez.
(Sizi istemeyen birini zorlamayın, Dm’den mesaj attığınızda cevap vermiyorsa, ısrar etmeyin, sapıtmayın,durun bir yerde😅🙇🏻‍♀️)
ataç ikon Siddhartha
kitaba puan vermedi, inceleme ekledi.
15 beğeni · 4 yorum beğen ikon
Batuuu (@batuuu)
😂😂😂yaw bari ayrı bir paylaşım olarak belirtseydin. güzel sözün üstüne gitmemiş:)
16.11.18 beğen cevap
ruken al (@rukenal)
Yok yok iyi oldu :) bağlantı kurdum
16.11.18 beğen 1 cevap
Hayata Gülümse (@hayataagulumse)
bu iyiydi :) :)
16.11.18 beğen cevap
ruken al

ruken al

@rukenal

 paylaşım fotoğrafı
Böyle yalın, böyle çocuksu gözlerle bakınca, güzeldi dünya. Ay ve yıldızlar güzeldi, güzeldi çay ve sahil, orman ve kaya, keçi ve uğurböceği, çiçek ve kelebek güzeldi.
ataç ikon Siddhartha
kitaba puan vermedi, inceleme ekledi.
15 beğeni · 0 yorum beğen ikon
ruken al

ruken al

@rukenal

 paylaşım fotoğrafı
"Yazmak iyidir, ama düşünmek daha iyi; akıllılık iyidir, ama sabretmek daha iyi."


(Çürümenin kitabını okurken, bir sayfayı on defa okuduğumu fark ettim ve onu her güne bir makale şeklinde okuma kararı aldım, benim gibi düşünen var mıdır, sizce hatalı mıyım? Şu an bunu okumaya karar verdim.)
ataç ikon Siddhartha
kitaba puan vermedi, inceleme ekledi.
45 beğeni · 17 yorum beğen ikon
Bearded Angler (@beardedangler)
abla bnece sen oje secimine sağlıklı bır karar vermelısın.hesse okumak ıcın ona ayrıca zaman ayırman_ve butun kıtaplarını okuman gerek.hatta hesse ustune yazılan kıtapları da okmlasın.hesse bence varoluşcuların içinde kıerkegardan la beraber en ıyıysı.hatta ondan dahı daha ıyı.
okuyucu özel ve özenlı zamanlar yaratırsa,bır cok yarasına şifa bulur.
15.11.18 beğen cevap
Emre ÖZTÜRK (@emreozturk)
Hocam sıraların yerleşimi ofsayt. Acilen değiştirilmesi lazım. Zamanında - ki o zaman ben 2.sınıftaydım - bu şekilde okudum ve sonuç itibariyle şuanda nur topu gibi iki adet boyun fıtığım var. Gelecek nesilleri sakat bırakmak istemiyorsanız değiştirin bu stili :D Bu arada keyifli okumalar ;)
15.11.18 beğen cevap
Batuuu (@batuuu)
hintli bir yazarsa ozellikle ravinder Singh'i de tavsiye ederim. ben ıngılzce okumstm guzel etkileyici bir dili var
15.11.18 beğen cevap
Buse Aydoğan

Buse Aydoğan

@buseeaydogan

Başka bir yaşamı yargılamak bana düşmez. Ben kendi yaşamımı yargılamalıyım. Ben seçip ben yadsımalıyım.
Hermann Hesse, Siddhartha
ataç ikon Siddhartha
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
11 beğeni · 0 yorum beğen ikon