ara

Kuyucaklı Yusuf

Kuyucaklı Yusuf Konusu ve Özeti

Kuyucaklı Yusuf
Ailesinin öldürülmesinden sonra yanında yaşamaya başladığı ailenin tek kızı Muazzez'le aşk yaşamaya başlayan Kuyucaklı Yusuf'un hikayesi anlatılmaktadır.
Yayınevi: Yapı Kredi Yayınları
ISBN: 9789750800016
Sayfa: 222 sayfa
Basım Tarihi: 2000
Kuyucaklı Yusuf Kitabı Hakkında Genel Bilgiler
1937 yılında ilk kez Yeni Kitapçı Yayınevi tarafından basılan Kuyucaklı Yusuf, Sabahattin Ali’nin ilk eseridir. Kuyucaklı Yusuf, Türkiye’de o dönemde oluşan birçok toplumsal sorunları da ortaya çıkarmasıyla bilinir. Ayrıca MEB'in 100 temel eser listesinde yer almaktadır.

Kuyucaklı Yusuf isimli eser Feyzi Tuna tarafından 1985 yılında Türk sinemasına uyarlamıştır. Filmde Talat Bulut, Kuyucaklı Yusuf’u, Derya Arbaş ise Muazzezi canlandırmıştır.

Kuyucaklı Yusuf Kitabının Konusu

Kuyucaklı Yusuf, Sabahattin Ali’nin yarattığı ev romantik ve naif roman karakterlerinden biridir. Aydın'ın Kuyucaklı ilçesinde anne ve babasının öldürülmesinden sonra yine Aydın’ın ilçesi olan Nazilli’de kaymakam olan Selahattin Bey’in Yusuf’u yanına almasıyla olaylar başlar. Yusuf, Selahattin Bey’in karısı istemese de o evde büyümeye devam eder. Evin tek kızı olan Muazzez ile aralarında aşk başlar. Kuyucaklı Yusuf ve Muazzezin hikayesi sizi derinden sarsacak.

Kuyucaklı Yusuf Kitap Özeti

Hikaye 1903 yılında başlar. Bir gece eşkıyalar tarafından basılan Kuyucak Köyü'nde Yusuf'un annesi ve babası öldürülür. Daha sonra kontrole gelen kaymakam evde bir başına kalmış Yusuf'u bulur. Yusuf, oldukça sesiz ve içine kapanık bir çocuktur. Düştüğü duruma çok üzülen Kaymakam Salahattin Bey, Yusuf'u evlatlık olarak yanına alır. O zamandan sonra doğduğu yerden ötürü herkes Yusuf'a Kuyucaklı Yusuf demiştir.

Kaymakamın, Yusuf'tan biraz küçük Muazzez adında bir kızı vardır. ikisi kardeş gibi büyürler aynı okullara giderler. Yusuf, zeki bir çocuk olmasına rağmen küçük yaşta yaşadıklarından dolayı okula devam edemez. Bunun yanı sıra Kaymakamın eşi olan Şahende Hanım da üvey annelik yapmaktan geri kalmaz.

Yusuf, Muazzez ve arkadaşları bir gün bayram yerine giderler. Muazzez salıncakta sallanırken kasabanın zenginlerinden Şakir, Muazzez'e sarkıntılık yapar. Bunun üzerine Yusuf, Şakir'i döver. Şakir ise bunun intikamını alacağına dair yemin eder.

İntikam için Muazzez ile evlenmek isteyen Şakir tüm düzeni kurar ve babası ile kaymakamı kumar masasına oturtur. Bu oyundan borç içinde çıkan kaymakam borcunu ödeyemez. Bunun üzerine kızının Şakir ile evlenmesini kabul ederse borcu sileceğini söyler, mecburen kızını verir kaymakam.

Bu durumda araya giren Yusuf, arkadaşı Ali'den borç olarak bu parayı alır ve kaymakamın borcunu kapatırlar. Fakat Muazzez bu sefer de Ali'nin iyiliğinden dolayı onunla evlenmek zorunda kalır. Yusuf'un Muazzez'e aşık olduğu gibi Muazzez de Yusuf'a aşık olduğundan Ali ile evlenmek istemez fakat borçtan dolayı evlenmek zorundadır.

Ali ile Muazzez'in evlenmesini istemeyen bir diğer kişi de Şakir'dir. Kasabada bir düğünde Muazzez'le evlenmemesi için Ali'yi öldürür. Parasının gücüyle de bu cinayet ört bas edilir. Şakir'in bu yaptıklarını gören Yusuf, Muazzez'i alarak kaçar ve evlenirler. Kaymakam beyin isteğiyle çift kasabaya geri döner. Kaymakam bey aracılığıyla Yusuf da kaymakamlıkta çalışıp para kazanmaya başlar. Kısa süre sonra kaymakam bey vefat eder ve en büyük destekçisinin ölmesiyle Şahende hanım ve Şakir de kinlerini kusmaya başlarlar. Yusuf'a yeni görev olarak gezici köy tahsildarlığı verilir. Kaymakam bey ve Yusuf'tan da kurtulunca iyice yoldan çıkan Şahende, Şakir'in de desteğiyle zenginlerin içine girmeyi başarır. Yusuf, Şahende'yi uyarsa da hiç dinlemez. Şahende zamanla alkole ve eğlenceye batar, kızını da bu ortama çeker. Kendi evinde alkollü eğlenceler yapmaya başlar. Köye geldiğinde bu söylenti Yusuf'un kulağına gider.

Yusuf bir akşam köye gelince böyle bir yemeği basar. Kendisi geçinebilmek için o kadar çalışırken karısını bu durumda görmeye dayanamaz ve tüm odaya rastgele ateş eder. Muazzez dışında herkes orada ölür .Muazzez ise ağır yaralıdır. Yusuf yaralanmış olan Muazzez'i de alarak kasabadan gider fakat Muazzez yolda ölür. Bir ağacın altına karısını gömen Yusuf uzaklara gider ve ortadan kaybolur.
Kuyucaklı Yusuf kitabı Tekrar Okunması Gereken Kitaplar listesinde yer almaktadır.

Semih Oktay

@semihoktay

KUYUCAKLI YUSUF

Sabahattin Ali (1907 - 1948); Yapı Kredi Yayınları; 216 sayfa; 2009'da ilk okuduğum romandı.

Sabahattin Ali bu romanını otuz yaşındayken (1937 yılında) yazmış ve roman günümüzde hâlâ okunmaya devam ettiği,okuyucu tarafından arandığı,basımı devam edegeldiği için Türk Edebiyatımız'ın önemli eserleri arasında yer alır.Klasik eserleri arasında yer alır,demek isterdim ama üzülerek söylüyorum ki Yazarımız kendi ideolojik düşüncelerini romanın birkaç bölümünde ifade etmiş olduğu için bunu demiyorum.

1903 senesi sonbaharında ve yağmurlu bir gecede, Aydın'ın Nazilli kazasına yakın Kuyucak köyünü eşkiyalar bastılar ve bir karı kocayı öldürdüler. cümlesi ile başlar Kuyucaklı Yusuf romanı. Kaderi bu cinayet ile:anne ve babasının öldürülmesiyle boyun eğdirir Öksüz Yusuf'a.Yusuf insanın kanını donduracak bir soğukkanlılık gösterir olay sonrası...Olay esnasında kopan parmağı için: Bir şey değil Doktor Bey, bir parmaktan ne çıkar?” diye cevap verir.Selâhattin Bey,cinayeti soruştururken yalnız kalan bu öksüze kıyamaz,onu evlatlık alır...Kaymakam olarak görev yaptığı Nazilli'ye götürür. Yusuf,Kaymakam Selâhattin Bey'in kızı Muazzez'e sevdalanır;onunla evlenmek ister içten içe..Muazzez'in annesi Şahinde evini layıkıyla idare edebilen bir kadın değildir;ufak çıkarları için abartılı işler çevirmektedir. Şahinde'nin aymazlığı romanın ilerleyen bölümlerinde Yusuf'un başına büyük belalar getirecektir;onun bu tutumundan dolayı Selâhattin Bey kendini içkiye verir,kumara alışır...

Bir bayram günü,Yusuf,Muazzez'i gezmeye götürür.Kasabanın ileri gelenlerinden birinin oğlu Şakir,Muazzez'e laf atar. Yusuf, Şakir'i yumruklar ve tekmeler.

Şakir'in Muazzez'e gösterdiği bu ani ilgi,fabrikatör Hilmi Bey'in oğluna atılan bu yumruk,bu iki tekme Yusuf'un yazgısını çizmiştir artık.Bundan sonra,kendisini bekleyen bir sona doğru, kaçınılmaz bir biçimde,ağır ağır yaklaşır.Tıpkı bir tragedya kahramanı gibi. Bu tırnak içindeki üç cümleyi Fethi Naci'nin 'Yüz Yılın 100 Türk Romanı' adlı eleştiri kitabından aldım.Naci'nin yazdığı gibi Yusuf'un trajedisi başlamıştır artık...Fethi Naci bu eleştiri kitabının önsözüne: Roman,Batı'dan İthal Edilmiş Bir Edebiyat Türüdür. cümlesiyle başlar.Sabahattin Ali,KUYUCAKLI YUSUF'un bazı bölümleri içerisinde kendi dini inanışlarını ve ideolojisini ifade etmeye çalışmış;fakat bu tutumu hiç hoş olmamış,tam tersi roman dokusuna epey aykırı bir durum ortaya çıkmıştır. Eser,âdeta roman olmaktan çıkıyor bu bölümlerde... Fethi Naci'nin: Roman,Batı'dan İthal Edilmiş Bir Edebiyat Türüdür. diye yazmış olmasını sanki Sabahattin Ali'nin kendi inanışını kurguya katmışlığına atıfta bulunmuş gibi algıladım...Benim ideolojim daha iyidir,daha mantıklıdır,diyebilmek için roman kullanılmaz.

Muazzez ile Yusuf romanın gelişen bölümlerinde evlenirler...Kötü adam Şakir rahat durmaz; Yusuf'tan intikamını almak ister.Bir yol bulur:Yusuf sık sık evinden uzakta çalışmasını gerektiren bir işe yerleştirilmiştir.Yusuf'un bu günler süren iş yolculukları Şahinde'nin eşrafa yanaşması ve kızı Muazzez'in aklını çelip sefa âlemlerine başlamalarına yol açar...Yusuf nihayetinde olan bitenlerden kuşkulanır...Bir gece işinden döndüğünde evinde âlem yapıldığını görür...

Roman,bize bir cinayet haberi vererek başlamıştı ve biterken de bir başka cinayete tanıklık ettiriyor bizi,,,ve bitiyor.Türkiyemiz'in o yıllar içinde bulunduğu toplumsal şartlar Kuyucaklı Yusuf'ta gerçekçi bir dille anlatılmıştır...Yazar,kısım kısım Türkiye'deki bu gerçekçilik anlayışını abartmıştır;yine de roman kolayca okunabiliyor. Eser akıcı ve günümüzde de rahat anlaşılabilecek bir üslupla kaleme alınmıştır.
Kuyucaklı Yusuf
kitaba 8 verdi
2 beğen · 2 yorum
SAFİYE GÖKER (@safiyegoker)
İdeolojik tutumun romana yansıtılması, eserin klasikler arasına alınmasına engel midir?

Sanat sınıflandırılırken klasik ayrımda “zanaat ve güzel sanatlar” olarak ele alınır.

İnsanların maddeye dayanan gereksinimlerini karşılamak için yapılan, öğrenimle birlikte deneyim, beceri ve ustalık gerektiren işlere “zanaat” denir. Dokumacılık, kuyumculuk, kunduracılık birer zanaattır.

Edebiyat, müzik, resim, heykel, mimarlık, tiyatro vb. insanda coşku ve hayranlık uyandıran sanatlar ise güzel sanatlar olarak adlandırılır.

Duygu, düşünce ve hayallerin dil aracılığıyla güzel, etkili ve belli bir şekil içerisinde anlatılması sanatına “edebiyat” denir. Roman da bir edebiyat türüdür ve yazarlar kimi zaman ideolojik tutumlarını eserleri üzerinden ifşa ederler. Bu bir tutumdur. Bitaraf olan bertaraf olur…

Sabahattin Ali özelinde konuya eğilecek olursak yaşadığı dönem ve tutumu sebebiyle az çile çektirilmemiştir kendisine. Dolayısıyla durduğu noktada yapabilecekleri üzerinden durumun ifşa edilmesi çok doğaldır. Misal bir arkadaş meclisinde okuduğu şiirin, Gaziyi ve İsmet İnönü’yü yerdiği iddiasıyla 22 Aralık 1932 tarihinde dava açılır ve ardından tutuklanır.
Bahsi geçen şiir:

“Hey anavatandan ayrılmayanlar
Bulanık dereler durulmuş mudur?
Dinmiş mi olukla akan o kanlar?
Büyük hedeflere varılmış mıdır?
Asarlar mı hâlâ hakka tapanı?
Mebus yaparlar mı her şaklabanı?
Köylünün elinde var mı sabanı?
Sıska öküzleri dirilmiş midir?
Cümlesi belî der Enelhak dese,
Hâlâ taparlar mı koca terese?
İsmet girmedi mi hâlâ kodese?
Kel Ali’nin boynu vurulmuş mudur?
Koca teres kafayı bir çekince
İskender’e bile dudak bükünce
Hicabından yerler yarılmış mıdır?”


Eserlerinde hilesiz, hurdasız, doğru ve dürüst sanat yapmak gereğini, babasının şu uyarılarıyla seziyor. “Pazarda kadınlar tombul yanaklarımdan makas, önümdeki sepetten ibrişim yumakları alırlardı. Babam pazarda gördüklerimi yazmamı isterdi. Bir kez yazıya şöyle başlamıştım: ‘Sabahın erken saatinde pederimin latif sesiyle uyandım! Babam öfkelenmiş, ‘Haydi oradan, yalancı kerata. Sabahın köründe seni zorla yatağından kaldırıyorum. Babamın latif sesiymiş! Sesim sana latif gelir mi hiç! İçinden geldiği gibi yaz!’ demişti.”

Ve son olarak; “ÇALMADAN ÇIRPMADAN BİZE EKMEĞİMİZİ VERENLERİ AÇ, BİZİ GİYDİRENLERİ DONSUZ BIRAKMADAN YAŞAMAK İSTEMEK BU KADAR GÜÇ, BU KADAR MİHNETLİ, HATTA BU KADAR TEHLİKELİ Mİ OLMALI İDİ?” Sabahattin Ali
21.06.18 beğen 1 cevap

okunmuş kütüphane

@okunmuskutuphane

"1903 senesi sonbaharında ve yağmurlu bir gecede Aydın'ın Nazilli kazasına yakın Kuyucak köyünü eşkıyalar bastılar ve bir karı kocayı öldürdüler..." Kitap işte bu satırlarla başlıyor. Kitabın baş kahramanı işte öldürülen bu karı ve kocanın oğulları olan Yusuf. Ayrıntısına girilmeyen bu cinayet olayından sonra olay yerine giden kaymakam, doktor ve jandarmalar tarafından anne ve babasının başında bekler halde bulunan Yusuf'un büyümüş de küçülmüş halinden ve anne ve babasının da olmamasından etkilenen kaymakam Salahattin Bey küçük Yusuf'u yanına alır. İşte kitabın bundan sonrasında Kuyucaklı Yusuf'un köyünden ayrılıp kaymakamın ailesine katılıp kaymakamın Edremit'e tayinin çıkması ile oradaki hayatı anlatılmakta. Ancak ne hayat. Kuyucaklı Yusuf kaymakamın karısı Şahinde'nin kendisini dışlaması ile karşılaşmış ve aslında hayata bir yerde tek başına göğüs germiştir. Edremit'in zenginleri, ağaları ve ileri gelenleri Yusuf'un dürüst ve doğru hallerini hiç çekememişler ve deyim yerindeyse Kuyucaklı Yusuf'un kuyusunu kazmaya çalışmışlar. Edremit'in ileri gelenlerinden olan Hilmi Bey, oğlu Şakir ve adamları Hacı Ethem Yusuf ve ailesi ile çok uğraşmışlar ve bu aileye ellerinden geleni yapmaya çalışmışlar. En son Hilmi Bey'in oğlu Şakir kaymakamın öz kızı olan Muazzez'i istemiş ancak Muazzez'in gönlü Yusuf'da olduğu için bu evlilik gerçekleşmemiş. Tabi Muazzez'in bu halinden Yusuf'un sonradan haberi olmuş. Daha sonra Yusuf Muazzez'i kaçırıp nikahına almış ve Kaymakam babasının evine yeniden gelmiş. İşte romanın belki de en acıklı yerleri burdan sonra başlamakta. Yusuf ile Muazzez, Kaymakam ve karısı Şahinde ile iyi kötü yaşarken kaymakamın ölümü ile her şey değişir. İlçeye yeni gelen kaymakam daha önceden kaymakam Salahattin Bey tarafından memuriyete alınan Yusuf'u uzak yerlere göndermeye başlar. İşte bu durum Yusuf'un oldum olası sevmeyen Şahinde'nin işine gelir ve 15'inde olan Muazzez'e yani öz kızına türlü kötülükler yapmaya başlar. Gerisini yazmayım okuma zevkini kaçmasın. Ama sıkılacağınız bir kitap değil. Bu kitabı okurken tam filmi çekilecek kitap diye düşündüm ve internette yaptığım kısa bir araştırmada kitabın gerçekten de filminin çekilmiş olduğunu gördüm. Filmini de fırsat bulduğumda izleyeceğim.
Velhasıl kitap bir yetimin yani Kuyucaklı Yusuf'un, toplumla, toplumdaki üst sınıf insanların yaptığı kötülüklerle, haksızlıklarla ve kendisiyle nasıl mücadele ettiğinin güzel ama acıklı bir hikayesi.
Diğer incelemelerim için profilimdeki blogumu ziyaret etmeyi unutmayın.
Kuyucaklı Yusuf
kitaba 8 verdi
7 beğen · 1 yorum
Ravza (@ravza)
@okunmuskutuphane ellerinize sağlık. Benim gibi kitabı okuyanlar için hatırlatıcı bir inceleme olmuş. Ben de bu tarzda ipucu (spoiler, sürprizbozan) içeren incelemeler yazıyorum. Ancak başına sürprizbozan (spoiler) uyarısı yazıyorum okuyucular için. "Gerisini yazmayım okuma zevkini kaçmasın." demişsiniz. Kitabın oldukça büyük bir kısmı için ipucu vermişsiniz, bu nedenle uyarmak istedim. Benim için sorun değil kitabı daha önce okumuştum. Hatırladım bir kez daha sayenizde, teşekkürler. Ancak okumayanlar için kitabın çok esprisi kaldığını düşünmüyorum. Esen kalın...
11.12.17 beğen cevap

Melek Şeyda Çelik

@melekseydacelik452

Yusuf... Kuyucaklı Yusuf...
Okuduğum ikinci Sabahattin Ali kitabı. Kitap, ismini aldığı "Kuyucaklı Yusuf'un hikâyesini işliyor.
Yusuf... Kuyucaklı Yusuf... Ama aslında Kuyucaklı da olamayan Yusuf... Evet, küçük yaşta yetim kalması dolayısı ile, sağ elinin baş parmağını da Kuyucak'ta bırakıp oradan ayrılmak mecburiyetinde kalan Yusuf, yıllar geçtikçe o olaylı gecenin hatıralarını unutmasa dahi, Kuyucak'ı yavaş yavaş unutuyor -bunu Yusuf'un ağzından da duyuyoruz- Fakat Yusuf, gittiği hiçbir yeri de benimseyemiyor. Küçük yaşta yurdundan ve ailesinden kopmak durumunda kaldığından olacak, hayatta hiçbir zaman "ben buraya aidim!" diyemiyor, hatta bir yere ait olmayı bırakın; o çok yabancı gördüğü hayat da içine almıyor onu. Ya da Yusuf girmiyor içine. Buna gerek duymuyor, belki de çekiniyor. Hayatta çok fazla söz hakkı tanımıyor kendisine, fazla söz söylemiyor da. Kimsenin tavuğuna "kışştt!" diyeceği yok. Fakat buradan, "Başına vur, ekmeğini al!" anlamı çıkmasın. Yaradılış itibari ile biraz kahramanca olabilecek biri, istediğini kimlere yem etmeyecek mahirlik onda yok değil kanaatimce. Fakat, içine giremediği hayatta pek olayla karşılaşmamış; olay da çıkartmak istemediğinden midir nedir, kendini pek ifade edemiyor Yusuf. Bunu çok istese de, uğraşmıyor. Bir nevi söz fedakârlığı yapıyor.
Hayatın hep "kenar"ında yaşayan Yusuf için yegâne önem ise, Muazzez. Yerini bir türlü bulamadığı hayattan çok daha fazla seviyor onu. Kendini bir türlü hiçbir yere ait hissedemeyen Yusuf, belki de yalnızca Muazzez'e ait. Fakat, ben bu sevginin daha farklı işlenmesini beklerdim. Daha belli edilmesini... Fakat Yusuf bu, ne yapalım.:) Kitap'ın arka kapağında Yusuf için : "Belki de Türk edebiyatının en romantik kahramanıdır" deniyor. Buna katılmıyorum. Belki romantiklikten anladığım, farklı şeyler olduğu içindir. İnternetteki kitap özetlerindeki "Yusuf'un en sonunda karısını vurduğunu ve atını dağlara sürdüğü" ifadelerini ise romantik olarak değerlendiremediğim Yusuf'a haksızlık olarak görüyorum. Özetin sonunu değil de, kitabın sonunu okuyanlar bilirler. Belki de kitap sonunda talihsiz kaza yaşanmasaydı, Yusuf, gerçekten sevdiği Muazzez'e sevgisini daha farklı şekilde belli edecekti.
Okunsun. Bir kahramanın ruhsal durumu ne denli başarılı ortaya konabilir, görülsün.
Kuyucaklı Yusuf
kitaba puan vermedi
2 beğen · 0 yorum

@

Kuyucaklı Yusuf, roman tekniği açısından kusursuz bir kitap sayılmaz. Yer yer anlatıcının olaylara karıştığını görürüz. Fakat bu eksiklik, mükemmel kurgusu ile kapatılmıştır Sabahattin Ali tarafından.

Öncelikle Yusuf, özgürlüğü arayan bir yabancıdır. Kendisini evlat edinen aileye yabancıdır, mahalledeki çocuklara yabancıdır, kaymakamlıktaki işine yabancıdır, kasabada yaşayan herkese yabancıdır. Bu yüzden, Yusuf'un anlayabilmesi için her şeyin apaçık söylenmesi gerekmektedir, zira üstü kapalı sözlerden, alaylardan anlamamakta, asıl söylenmek isteneni kavrayamamaktadır.

Yusuf'un yabancılığı o kadar bilindik, o kadar bizdendir ki. Herkes hayatının en azından bir döneminde böyle bir yabancılık yaşamış ya da böyle bir yabancıya şahit olmuştur.

Kendisini hiç özgür hissedemez fakat özgürlüğü aramaktan da vazgeçmez. Sürekli birilerine bağımlı olduğunu hisseder. Tek başına hareket etme, istediğini yapma olanağını bir türlü bulamaz. Bu yüzden de etrafı tarafından dik başlı, iş tutmaz biri olarak görülür.

Aynı zamanda bu roman, taşradaki iktidar ilişkilerini de göz önüne sermektedir. Arkasında devletin gücü olan kaymakam, zengin Edremit eşrafına boyun eğmek zorunda kalmaktadır. Taşrada iktidar devletin değil, parası olanındır.

Romanın sonunda Yusuf, değiştiremeyeceği, özgür olamayacağı bir dünyada yeni bir sayfa açmaya doğru yol alır. Bu değişmezliğe rağmen, özgürlüğü arayış ne Yusuf için ne de bizler için hiçbir zaman bitmeyecektir.
Kuyucaklı Yusuf
kitaba puan vermedi
3 beğen · 0 yorum

RETA

@duyguuu

Kuyucaklı Yusuf.. Daha küçük bir çocukken ailesinin bir cinayete kurban edilmesiyle birlikte büyür Yusuf. Onu evlat edinen Kaymakamın küçük kızı Muazzez ve eşi Şahinde ile yaşamaya başlar. Hayatı daha bu noktadan başkaları tarafından şekillenmiştir Yusuf'un.
Her ne kadar yeni hayatına adapte olup yeni bir sayfa açmaya çalışsa da kendini sürekli olarak yaşadığı yere ait hissedemez. Büyür, aşık olur, evlenir ama yine de içindeki o yabancılık duygusundan kurtulamaz.
Yusuf'un karakterini tahlil etmek gerekirse çok pasif, içine kapanık, bütün savaşları kendi içinde yaşayan, genelde kaba kuvvete başvuran, hep sonradan aklı başına gelen biri. Kitabın çoğu yerinde: " Hadi be Yusuf şuna cevap versene, karşı çıksana, kalkıp bişeyler yapsana" deyip durdum.
Bide sonu bana göre havada kalmış, yani daha açıklayıcı bitirebilirdi ya da Yusuf'un içinde neler yaşadığına, neler düşündüğüne daha geniş yer verilebilirdi ve bu sadece sonu için değil de başında bahsedilen olay içinde geçerli. Devamlı Yusuf'un o korkunç günü hatırladığına değinip düşüncelerine geniş bir şekilde yer verilmemiş.
Onun dışında Anadolu'nun taşralarındaki yaşantıya, zihniyete değinilmesi güzeldi. Yazınsal niteliğin yetkinliğini de unutmamak lazım tabi.

"Bütün hayatında kendine göre bir iş bile yaptığını hatırlamıyor, bu ömrü başka birinin yaşadığını sanıyordu."
Kuyucaklı Yusuf
kitaba puan vermedi
5 beğen · 0 yorum

Kuyucaklı Yusuf - S41

Bu vak'aların en mühimi ve Yusuf'un ilerdeki hayatı üzerinde de tesiri olan bir zeytin işçisi meselesiydi.
Adamakıllı soğuk bir günde Yusuf gene erkenden zeytinliğe gitmişti. O gün işçiler arasında tanımadığı bir kadınla on iki yaşlarında kadar bir kız gördü. İşçilerin başı Köse İbrahim'i çağırarak bunların kim olduklarını sordu.
Hilal Gündoğdu tarafından eklenmiştir.

Bahtiyar Kipoğlu

@bahtiyarkipoglu

''Dünyada her felaketin içinden en az zararla sıyrılmanın yolu hayata uymak,muhite uymak,hiç sivrilmemektir.''
Kuyucaklı Yusuf
kitaba 8 verdi, inceleme eklemedi.
19 beğen · 0 yorum

Öznur

@kahvekokulukitap

Hayatı olduğu gibi kabul etmeli ve ona ne bir şey ilave etmeli, ne de ondan bi şey eksiltmeli...Bazı şeyler vardır, canımızı sıkar; "Bu neden böyle? Böyle şeyleri dünyadan kaldırmalı!" deriz. Bazı şeyler de mevcut değildir. İçimizden bunların olmasını ister, hatta bu uğurda çalışırız. İkisi de saçma ve faydasızdır. İnsan dediğin mahluk hiçbir şeyi değiştiremez. Bunun için, gönlünün rahat olmasını istersen, gördüğün fenalıkların bile bir hikmeti olduğunu düşün ve yeryüzünde olmayan iyilikleri oraya getirmek sevdasına kapılma... Sonra en mühimi: Kendini halinden şikayet etmeye alıştırma! Ömrünün sonuna kadar dövünsen bu hayatın cefası tükenmez; kendine etmiş olursun..
Kuyucaklı Yusuf
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
19 beğen · 0 yorum

Numan Uluocak

@numanuluocak

Hayat bu derece manasiz ve insan dünyaya boş durmak icin gelmiş olamazdı.
Kuyucaklı Yusuf
kitaba 7 verdi, inceleme ekledi.
15 beğen · 0 yorum

Melike Bolat

@isminehali

Varlığı büyük boşlukları dolduracak mahiyette bir şey değildi; fakat yokluğu müthişti.
Kuyucaklı Yusuf
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
15 beğen · 0 yorum

Kübra

@kubrausta

Yalnız, gökyüzündeki yıldızlardan çayın dibindeki çakıllara, doğu tarafından kopup gelen bulutlardan batı tarafındaki denize kadar uzanan ve yayılan bu kocaman gecenin içinde, yapayalnızdı. Düşüncelerini hangi istikamete koşturursa koştursun, karşısına kimse çıkmıyordu. Şu anda bu koskoca dünya üzerinde kendisini düşünen bir tek kişi bile mevcut olmadığına o kadar emniyeti vardı ki, acı bir kabadayılıkla kendisi de hiç kimseyi düşünülmeye layık bulmuyor; fakat bundan sebebini anlayamadığı bir üzüntü duyuyordu. Acaba onu sahiden hiç düşünen yok muydu ve o hiç kimseyi düşünmemekte, kendini yalnız bulmakta bu kadar haklı mıydı?
Kuyucaklı Yusuf
kitaba 10 verdi, inceleme eklemedi.
12 beğen · 0 yorum
39
KİTAP
Tekrar Okunması Gereken Kitaplar
Okumak büyük bir bağımlılıktır. Okumanın keyfini tadanlar kolay kolay bu bağımlılıktan vazgeçemezler. Bu listede, okuma bağım...
32
KİTAP
Fikirlerinizi değiştirten en iddialı kitaplar
Çok iyi araştırılmış, doru kurgulanmış, net bir şekilde iddialarını ortaya koyan ve kanıtlayan kitaplar. Hayata bakış açınızı...
311
KİTAP
En Sürükleyici Kitaplar
Yemek yemek, uyumak gibi doğal ihtiyaçlarını unutmana sebep olacak en sürükleyici kitaplar bu listede! Sen de en sürükleyici ...
431
KİTAP
Hiç Unutamayacağım Dediğimiz Kitaplar
Bittiğine üzüldüğümüz, hayatımızda derin izler bırakan unutamayacağımız kitapları paylaşıyoruz....
393
KİTAP
Bir Nefeste Okunan Kitaplar
Elinden düşüremeyeceğin, bir solukta okuyacağın en sürükleyici kitapları bu listede bulabilirsin. Sen de en sürükleyici buldu...

dilan

@dilanulkr

En derinler de oluşan his?
Kuyucaklı Yusuf
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
9 beğeni · 4 yorum
beyazbaston (@beyazbaston)
Bu kitap gerçekten efsane
12.07.18 beğen 2 cevap

Gizli

@gizlikullanici

İtiraf ediyorum: Yusuf gibiyim bu aralar..
Kuyucaklı Yusuf
kitaba 10 verdi, inceleme ekledi.
0 beğeni · 0 yorum

Kıymet

@kymttprk

Sabahtin Ali / kuyucaklı yusuf
Kuyucaklı Yusuf
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
5 beğeni · 0 yorum

FEBİHÂ

@kadimcumleivecize

“Bunun böyle olmaması lazımdı...”
“Bunun böyle olmaması lazımdı...”
Kalbinin derinlerine yerleşen bir saadet hissi şimdi ona mevcut fakat erişilmez bir şey gibi görünüyor ve onun hıncını daha çok artırıyordu.

Hayatta hiçbir şey ona kıymetli görünmemiş, peşinden koşmak, erişmek, sahip olmak arzusunu vermemişti. Etrafına daima bir yabancı gözüyle bakmış, hiçbir yere bağlanmak arzusu duymamış, bu yalnızlığının gururu içinde, memnun olmaya çalışmıştı.

Şimdi ilk defa bir şey istiyor, hem de korkunç bir şiddetle istiyordu. Fakat niçin bu istek bir imkansızlıkla beraber gelmişti..? Niçin hayatının bu en büyük arzusunu, şimdiye kadar belki yine içinde, fakat en gizli yerlerde saklı duran bu arzuyu, hapsedildiği yeri parçalayarak ortaya çıkar çıkmaz, öldürmeye mecbur kalıyordu..? Niçin.? Kimin için..?”

Sabahattin Ali (Kuyucaklı Yusuf)
Kuyucaklı Yusuf
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
4 beğeni · 0 yorum

Senem

@kitapvekahve

Pazar günü ?
Kuyucaklı Yusuf
kitaba 9 verdi, inceleme ekledi.
23 beğeni · 5 yorum
Business (@nusretk)
Kahvesizde okumuyorsunuz;) afiyet olsun
06.04.18 beğen 1 cevap
Minel Alya Bayrak (@daktilokiz)
Masa örtülerimiz aynıı :)
06.04.18 beğen 2 cevap