up
ara
profil foto

Kardeşimin Hikayesi

Kardeşimin Hikayesi Konusu ve Özeti

Kardeşimin Hikayesi
Ahmet Arslan, köpeğiyle birlikte sessiz ve sakin bir hayat sürerken katıldığı bir davet sırasında bir kadının öldürülmesiyle, sıradan olan hayatı bir anda değişir. Olayı araştırmaya gelen gazeteciye, kendisinin ve kardeşinin hayatını anlatmaya başlar.
Yayınevi: Doğan Kitap
ISBN: 9786050914443
Sayfa: 330 sayfa Basım Tarihi: 2012
Kardeşimin Hikayesi Kitabı Hakkında Genel Bilgiler
Kardeşimin Hikayesi, Zülfü Livaneli’nin çok satan kitabı Serenad’tan sonra yazdığı ve 2013 yılında basılan, aksiyon, gerilim ve aşk romanıdır.

Kitaplarını gündelik hayat içinde yazamadığını ve mutlaka bir yerlere gidip kendisini soyutlaması gerektiğini söyleyen Zülfü Livaneli, Kardeşimin Hikayesi adlı romanını yazmak için Tayland’ın bir köyüne gitmiş.

”Mantıksız geliyor ama o sabah uyandığımda tuhaf bir haber alacağımı biliyordum.” cümlesiyle başlayan roman daha ilk cümleden okurların ilgisini çekmeyi başarıyor.

Kardeşimin Hikayesi, her yıl düzenlenen Neokur Ödülleri’nde okurlar tarafından 2013 yılının en iyi aşk kitabı seçilmiştir.

Kardeşimin Hikayesi Kitabının Konusu
Bir davet sırasında işlenmiş olan cinayeti araştırmaya gelen gazeteci ile, davette bulunanlardan biri olan Ahmet Arslan'ın arasında geçen olaylar anlatılmaktadır.

Kardeşimin Hikayesi Kitap Özeti
Romandaki olaylar, İstanbul’un Çatalca İlçesi’nde bulunan Yalıköy’de geçmektedir. Köyde yaşanan bir cinayetin üzerine olayı incelemek için köye bir gazeteci gelir. Öldürülen Arzu Kahraman’ın bir arkadaşı olan gazeteci ilk olarak Ahmet Arslan’ın kapısını çalar. Emekli elektrik mühendisi olan Ahmet Arslan, köpeği Kerberos ile monoton ve sıradan bir hayat sürdürmektedir.

Ahmet Arslan, Arzu Kahraman’ın öldürüldüğü gece davette bulunanlardan biridir. Bu nedenle, Arzu’nun gazeteci arkadaşı ısrarla Ahmet Arslan’ın kapısını çalar ve kendisiyle görüşmek ister. Israra dayanamayan Ahmet Arslan, gazeteciyi evine alır. Görüşmeleri boyunca gazeteci, Ahmet Arslan’ın evinde misafir olur.

Gazeteciye karşı bir şeyler hissetmeye başlayan Ahmet Arslan, ona kendi hayat hikayesini anlatmaya başlar. Geçirdikleri bir kazada Ahmet, anne ve babasını genç yaşta kaybetmiştir ve dedesiyle yaşamaya başlamıştır. Ahmet, geçirmiş oldukları bu kaza yüzünden doku duyusunu kaybetmiştir.
Ahmet’in Mehmet adında bir kardeşi vardır. Ahmet, gazeteciye kardeşinin hikayesini anlatmaya başlar. Rusya’da beraber yaşarlarken, Mehmet Olga adlı bir kıza aşık olur. İş arkadaşları olan Ludmilla, Olga ile Mehmet’e çevirmenlik yapmaktadır. Ancak daha sonra Ludmilla, Olga’ya aşık olur ve Mehmet’i uzaklaştırmak için ihbar eder. Bunun üzerine Mehmet tutuklanır. Daha sonra kaldığı hücreye gelen bir adam sayesinde hapishaneden kurtulur.

Cinayeti araştırmaya gelen gazeteci, cinayeti unutmuş, kendisini Ahmet ile kardeşinin hikayesine kaptırmıştır. Bir gün Ahmet, köpeğinin yanında Arzu’nun kolyesini bulur. Svetlana adlı bebek bakıcısı katil zanlısı olarak tutuklanır. Fakat, kolyeyi bulan Ahmet, aslında cinayeti kimin işlediğini de bulmuştur. Kısa bir süre sonra Ahmet de ölü olarak bulunur. Ahmet’in ölmeden önce gazeteci kıza yazdığı mektup sayesinde katilin kim olduğu ortaya çıkar. Bu mektup, katilin kimliğinden başka, çok daha büyük bir sırrı da ortaya çıkaracaktır.
Gül Ayan

Gül Ayan

@gulayan

Zülfü Livaneli uzun süre, sebepsiz, uzak durduğum bir Yazardı. Daha sonra 2008 yılında Mutluluk ve 2011 yılında Serenad romanlarını okudum. Yazarın üslubundan, net ifadelerinden, Türkiye’deki gerçeklerin anlatımından, benzer düşünceler paylaştığımızdan, etkilendiğimi inkar edemiyorum. Buna rağmen Livaneli’yi bir yazar olarak kendime yakın hiç hissedemedim.

Romanlarında temiz Türkçe kullanmasına ve rahat okunması yanında, kurguda ciddi boşluklar ve duyguların okura geçişinde sıkıntı olduğunu okuduğum son romanla daha net farkına vardım.

21 Temmuz 2013 tarihinde devrettim, Kardeşimin Hikayesi’ni, hikayeye dahil olamadığım gibi, aralarda köşe yazısı okuyormuşum hissine kapıldım. Livaneli, kitabında pek çok roman isimlerinden, yazardan, roman kahramanlarından, şarkılardan ( Via Con Me gibi), tanınmış isimlerden (Alvar Aarto gibi ) söz etmiş ve bu durumu abartılı buldum;Ben çok okudum, çok bilgiliyim, genel kültürüm çok farklı boyutta , diye haykırıyordu satırlar âdeta. Yazarımızın, bilgisine , kültürüne elbette ki saygım vardır, fakat kendini bu kadar kasması tuhafıma gitti. Bir roman, beni başka bir romana götürmesini seviyorum, ama Livaneli dozu kaçırmış ve arada bir, roman değil , edebiyat ödev kompozisyonu okuyormuşum gibime geldi. Demek istediğim,verdiği bilgiler konuyla ilgili bir köşe yazısında yakışabilirdi bir ihtimal, fakat romanda , biraz önce söz ettiğim gibi, Yazar âdeta entelektüel kimliğinin reklamını yapar gibiydi, en azından bana öyle geldi, oysa, gerçek entelektüellerin hep bir yanı mütevazılık olduğuna inanmışımdır.

Kardeşimin Hikayesi, bana hayal kırıklığı yaşattı…Zülfü Livaneli cinai roman yazmasın bana kalırsa. Her ne kadar, amaç cinai roman yazmak olmasa da, bu motif de, pek çok konu gibi havada kalmış. Aslında hikaye iyi başladı ve kitabın ilk sayfalar ilgimi çekmeye başardı…Ancak, sonrası tam bir fiyaskoydu.Bana eleştirmek düşmez elbette, anacak ben kitabı, edindim, okudum, çaba sarf ettim ve okur olarak, hissettiklerimi, kendim için yazıyorum.

Kardeşimin Hikayesi’nde pek çok boşluklar ve aceleye getirilmiş konular vardı, bir romandan beklediğim heyecanlı kurgu yoktu. Ahmet Arslan ve köpeği Kerberos dışında , diğer tüm roman kahramanları çok silikti ve hayalimde canlanamadılar. Hele Olga ve Lüdmila’yı hiç...

Livaneli, romanının yazılmasının başlangıç noktası bu cümle olduğunu söylüyor; “İnsanların duyguları olmasaydı her şey ne kadar kolaylaşırdı"
Bu imkansız olduğu için, romanında, Livaneli en güçlü duygulardan, aşkı, kendi bakış açısıyla anlatmayı hedeflemiş. “ "Aşk dünyadaki en tehlikeli, en öldürücü duygudur" diyor ve Ahmet'in Olga'ya karşı duyduğu tutkulu aşkı, daha doğrusu kara sevdayı anlatıyor, ancak hiç inandırıcı olmamış, daha doğrusu ben hiçbir şey hissedemedim okurken, oysa kara sevdanın, az çok ne olduğunu biliyorum.

Kardeşimin hikayesi özlü sözlerle dolu...Kitap okurken, aralarda serpilmiş bu sözleri bulmayı seviyorum, romanın kurgusu içinde yaşanan olaylarla desteklenmiş olurlarsa anlam kazanmış oluyorlar, oysa Livaneli bu konuda da abartmış, her konuda söyleyecek bir sözü var...

" Hiçbir şey kendiliğinden zehirli değildir; Zehri, yapan dozdur” demişti Pierre Rey. Bu sözü seviyorum, çünkü dengenin her konuda önemini çok güzel anlatıyor.

Kardeşimin Hikayesi'nde, Monte Kristo Kontu romanından izler bulmak, beni kitaptan iyice soğuttu.

Teoman'nı bir sözü geldi aklıma; "Eski şarkılarım, yeni şarkılarımı dövmeye başladılar". İşte bu durum bence çok acı.Bir sanatçının yarattığı eser bir öncekinden daha kötüyse, hem sanatçının kendisi için, hem de onu sevenler ve hayranları için, hayal kırıklığı…
ataç ikon Kardeşimin Hikayesi
kitaba 2 verdi
9 beğen · 6 yorum
Mehtap Ç. (@fulya68)
İncelemenizi çok beğendim. Çok derin ve doğru tespitler yapmışsınız. Zoraki okuduğum bir kitaptı. Yazarın kitaplarına bir türlü ısınamamıştım. Şİmdi nedenini daha iyi anladım :)
01.08.14 beğen 2 cevap
Gül Ayan (@gulayan)
Mehtap Hanım merhaba...Yeni okudum notunuzu. Çok teşekkür ediyorum. Kitaplar hakkında hisettiklerimi yazmayı seviyorum, beğendiğiniz için çok sevindim : )))
17.09.14 beğen 1 cevap
Mustafa Kerem

Mustafa Kerem

@mustafakerem

Duygular olmasaydı hayat nasıl olurdu?
Ömer Zülfü Livanelioğlu 20 Haziran 1946 yılında Konya'nın Ilgın ilçesinde doğmuştur. Bilinen adıyla Zülfü Livaneli, müzisyen, senarist, politikacı, yönetmen ve yazardır. Türkiye'nin yakın tarihine başarıları ile damga vurmuş olan yazarın eserleri 34 dile çevrilmiştir.
Millet olarak bağrımızdan çıkan ender şahsiyetlerden olan Livaneli, 2002 yılında milletvekili seçilerek TBMM'de görev yapmıştır.
Müzisyen Kimliği ile uluslararası arenada bir çok ödül alan Livaneli'nin eserlerini dünyaca ünlü senfoniler seslendirmiştir.

Livaneli, Edebiyat Dünyasına hatırı sayılır bir çok eser kazandırmıştır.
Kardeşimin Hikayesi Romanını 2013 yılında okuyucu ile buluşturan yazar, daha önce yayınlamış olduğu eserler gibi bu romanında edebiyat dünyasına gönül vermiş insanların takdirini bir kez daha kazanmıştır.
Roman ''Duygular olmasaydı hayat nasıl olurdu?'' sorusunun üzerine kurulmuş. Daha doğrusu romanda başkarakter olan makine mühendisi Ahmet Bey üzerinden bu sorunun cevabı okuyucuya bir hikaye ile anlatılmaya çalışılmış.
Eserdeki olay İstanbul'un Çatalca ilçesinin Podima isimli bir sahil köyünde geçmektedir.
Emekli olduktan sonra İstanbul'un kalabalığından kaçıp Çatalca tarafındaki bu sakin köye yerleşip kitapları ve köpeği kerberos ile sakin ve dingin bir hayat süren Ahmet Bey psikolojik olarak garip bir insan tiplemesi ile karşımıza çıkmaktadır.
Ahmet Bey, insanlara fazla yakın durmayan ve duyguların gerçekliğini sorgulayan bir karakter olarak ilginç bir hastalığa (Daha doğrusu psikolojik bir takıntıya) sahiptir. Ahmet Bey yıllardır bir insana dokunmamış ve kimsenin dokunmasına da müsaade etmemiştir.

Bir sabah uyandığında çalan telefonda evine temizlik için gelen Hatice Hanım'ın telaşlı sesini duyar. Hatice Hanım telefonda üzgün ve telaşlı bir sesle aynı köyde yaşayan Arzu Kahraman adında zengin bir bayanın evinde öldürüldüğünü söyler.
Ahmet Bey'inde yakın arkadaşı olan Arzu Kahraman cinayeti etrafında şekillenen olay örgüsüne daha sonra İstanbul'dan gelen genç ve stajyer gazeteci de dahil olduktan sonra Ahmet Bey artık dönülemez ve önlenemez bir süreç içerisine girmiştir.

'' Aşk dünyanın, en tehlikeli, en yıkıcı ve en öldürücü duygusudur.''

Gazeteci genç bayan İstanbul'dan Arzu kahraman cinayeti için gelmiştir ama bir müddet sonra karşı konulamaz merakı sayesinde Ahmet Bey ve kardeşi Mehmet Bey'in hikayesine kendisini kaptırmıştır.
Roman, ikiz kardeş olan Ahmet ve Mehmet'in hikayesinin anlatılmaya başladığı evreden sonra ağırlıklı olarak psikolojik çözümleme, karakter tahlilleri ve aşkın yıkıcı etkileri üzerinden devam etmektedir.

Zülfü Livaneli romanın satırları arasına adeta sanatçı kimliğinden dökülen bilgi ve estetik kırıntılarını, olayı boğmayacak şekilde başarılı bir anlatımla serpiştirmiş.
Makine Mühendisi olan Ahmet Bey'in yaşadığı duygusal süreçlerin ismini koymayan yazar bu adlandırmayı daha çok okuyucuya bırakmış.
Livaneli'nin romanda yer alan karakterlerin psikolojik durumlarını tasvir edişi gerçekten çok başarılı, duyguların jest ve mimiklere yansımasını ustaca yakalayan yazarın bunu eğlenceli benzetmelerle aktarması anlatıma daha neşeli bir hava katmış.

Romanın sonunda katilin Svetlana çıkmaması insanların hüküm vermede nasıl ön yargılı davrandığını ispatlar nitelikte bir saptamaydı.

Ahmet Bey'in kendi hayal kırıklıklarını ve acılarını kardeşi Mehmet üzerine yüklemesi ise romanın en ilginç ayrıntısıydı.

Genel olarak okurken sıkılmadığım, gayet akıcı, karakter karmaşasından uzak, bizim değerlerimizi taşıyan ve duyguların sorgulandığı bu nitelikli eseri okumanızı tavsiye eder, saygılarımı sunarım.

Başka bir incelemede buluşmak dileğiyle...

Mustafa KEREM
ataç ikon Kardeşimin Hikayesi
kitaba 8 verdi
8 beğen · 8 yorum
Emin Aydın (@kursunasker)
İncelemeniz için verdiğiniz emeğe saygı duyuyorum ancak fazla detaylı ( kitabı okumamış biri olarak bir inceleme değil de özet okuduğumu düşündüm). Bir de şunu sormadan geçemem, Ahmet Bey makine mühendisi mi inşaat mühendisi mi?
19.01.16 beğen 1 cevap
Mustafa Kerem (@mustafakerem)
Tespitinizde haksız sayılmazsınız. :(
19.01.16 beğen cevap
Mustafa Kerem (@mustafakerem)
Ahmet makine mühendisi, kardeşi Mehmet ise Elektrik mühendisi.
19.01.16 beğen cevap
Mustafa Kerem (@mustafakerem)
Romanda Ahmet Bey Rusya'da Türk bir firmanın yapmakta olduğu inşaatın şantiyesinde mühendis olarak çalışmaktadır.
19.01.16 beğen cevap
ahmet-samsa (@samsa)
Öncelikle affınıza sığınıyorum. Ben de öyle çok iyi incelemeler yazan biri falan değilim. Ama yine de incelemeniz hakkında bir yorumda bulunmak istedim. İnceleme faydalı bence, kitapla ilgili kısımların çok olduğunu da düşünmüyorum açıkcası fakat baştaki detaylı yazar bilgisi ne kadar gerekli, şüpheliyim. Özellikle zaten ülkemizde çok ünlü olan bir yazar sözkonusu olunca hiç gerek yok. Kitabın genel konusu ve sizde yarattığı duyguları paylaşsanız yeterli olurdu kanımca.
19.01.16 beğen cevap
Mustafa Kerem (@mustafakerem)
yorumlarınız benim için değerli, göz önünde bulunduracağım inşallah.
19.01.16 beğen cevap
Mustafa Kerem (@mustafakerem)
Teşekkür ederim. @kursun-asker , @samsa
19.01.16 beğen cevap
Emin Aydın (@kursunasker)
Bu kısmı yeni okudum,yani benim incelememe yazdığınız eleştiriye cevap verdikten sonra, bu yüzden size biraz fazla yüklenmiş olabilirim kusura bakmayın :),bundan sonra incelemelerinizi takip etmeye devam edeceğim aynısını sizden de bekliyorum, iyi incelemeler
19.01.16 beğen cevap
Murat Gencer

Murat Gencer

@muratgencer

Kitap tercihlerimi yaparken genellikle tanımadığım yazarlar için kitabın konusuna bakıp alırken, daha önce tanışmış olduğum yazarlar içinse okuduğum kitapları hoşuma gitmişse herhangi bir kitabını daha alıp o yazardan devam ederim.

Zülfü Livaneli ile önce şarkıları ile tanışmış sonra onun edebiyat dünyasına Huzursuzluk adlı kitabıyla girmiş, deyim yerindeyse o kitabıyla mest olmuştum. Sanırım o kitabın galeyanıyla hemen bir kitabını daha almalıyım deyip bu kitabı bir siparişin içerisine sıkıştırmışım.

Bir arkadaşım ile beraber kitabı okuyup üzerine konuşuruz diye bu kitaba başlamaya karar verdim. Kitaba başlamadan önce arka kapağı çoğu zaman okumam -hikayenin gelişimini tahmin etmeye çalışmak hoşuma gidiyor. Kitap başlar başlamaz beni büyük bir sürprizle karşıladı, kitap bir cinayet ile başlayınca açıkçası epey şaşırdım. Huzursuzluk kitabından mı kaynaklanıyor bilmiyorum, Zülfü Livaneli’ni hiç cinayet kurgusu ile bağdaştıramadım. Kitabın ilk kısmında sıkılmadım desem yalan olur, basit ve sıradan bir kitap gibi başladı fakat özellikle kitaba adını veren bölümde merakımı yerinde tutamadım. Kitabın başında gene bir cinayeti mi çözeceğiz düşüncesi okudukça yıkıldı, hatta bir ara cinayeti unuttum, kahramanımızın kardeşinin hikayesine kaptırdım kendimi. Kitap bir yerden sonra beni bırakma dercesine kendisini okutturdu. Sonra bir bakmışım ki kitap bitmiş. Kitabın finali güzeldi, cinayetin çözümlenmesi kısmı bildiğimiz klasik sonlardandı desem sanırım ne demek istediğimi anlarsınız.

Kitabın bazı kısımlarında güzel tespitler vardı, misal ‘’Hani insan her şeyi unutarak yaşayabilirdi fakat her şeyi hatırlayarak yaşayamazdı.’’ cümlesinde olduğu gibi üzerine konuşulacak çok güzel cümleler vardı. Bir insanla yeni tanıştıktan sonra ‘’siz’’ ile başlayan cümlelerin nasıl olup da ‘’sen’’ kelimesine dönüştüğünün sorgulandığı bir kısım da bende önemli bir iz bıraktı. Fazla sayıda tanıdık gelen paragraflara ve cümlelere denk gelsem de bundan çok rahatsız olduğumu söyleyemem.

Kitap kesinlikle beklentimin altında kaldı. Daha kitabın başında evine giren kişi sayısının bir elin parmaklarını geçmeyecek kadar az olması ve kapıyı çalan bir gazetecinin bir kapı çalmasıyla günlerce kalacak kadar içeri rahat girebilmesi bende çelişkilere neden oldu.

Kimi sayfalarda aşırı derece rahatsız olduğumu, acaba bıraksam mı dediğim kısımlar oldu. Sanki alttan alttan kültürümüzü deformasyona uğratmaya çalışıyordu. Evde yapılan kahvaltıdan ve akşam yemeklerinden bahsederken sanki kendimi bu ülkede yaşamıyor gibi hissettim. Kitabın bir yerinde evin temizliği ile ilgilenen Hatice hanımın getirdiği yemeği beğenmeyip köpeğe vermesi de bende ufak çaplı bir şok yarattı.

Bu kitap bende bir hayal kırıklığına neden olduysa da keşke yerine başka bir kitap okusaymışım da demedim. Bir başka Zülfü Livaneli kitabında, bu kitapta rahatsız olduğum kısımları da dikkate alarak okuyacağım. Umarım kitabın kahramanından kaynaklı bu tarz tercihlerde bulunmuştur demekle yetinmekten başka elimden bir şey gelmiyor.

muratgencer.com.tr
ataç ikon Kardeşimin Hikayesi
kitaba 6 verdi
1 beğen · 0 yorum
Semih Oktay

Semih Oktay

@semihoktay

2016/35/330 Sayfa - KARDEŞİMİN HİKÂYESİ - Zülfü Livaneli
KARDEŞİMİN HİKÂYESİ

Zülfü Livaneli;Doğan Kitap;150'inci baskı 2014;330 Sayfa (6) (29.05.2016)

Devrettim Zülfü Livaneli'nin KARDEŞİMİN HİKÂYESİ başlıklı romanını.Yıllarca öncesine gittim Yazarımızı okuyorken.Karlı Kayın Ormanında şarkılarını söylediğimiz o geçmiş 1979,1980,1981 yıllarına gittim.O yıllarda şarkıları dolayısıyla pek sevdiğim Zülfü Livaneli'nin kitaplarını okumak hiç istemedim bu günlere kadar.Neokur'dan Cansu arkadaşımın en sevdiği romanlar arasında işte bu Kardeşimin Hikâyesi olduğunu duyana kadar sürdü bu tutumum...İyi ki okumuşum zira bundan başka Livaneli romanı okuyabileceğimi sanmıyorum.İlk ve son olacak okuduğum bu kitabı Zülfü Livaneli'nin...Kitabı okuyacak olanlar veya buna niyetlenenler bundan sonrasını okumasın!

Kurgu ile alakası pamuk ipliğine bağlı olan bir "katil" çıkıyor sonuç bölümünde.İlk fiyasko bu değil elbette.

Herhangi bir eser hakkında:"Katili hiç tahmin edemedim." sonucu okuyucular arasında çoğunlukta ise, bu eserin illa ne kadar başarılı olduğunu göstermez.Bu romanda olduğu gibi 'kötü'dür bunu demiş olmak...

İkiz kardeşi ölmüş,kimseye el sürmeyen,garip tavırlı bir kişinin amacının ne olduğu anlaşılamıyor.

Gazeteci kızın,hem de epeyce genç bir kızın bu garip tavırlı adamın evinde yatıya kalması pek sudan bir sebebe bağlanıyor.Bu sudan sebep,,,kızın,ikinci üçüncü gecelerde yatıya devam ediyor olmasına da mı sebep oluyor? Hiç inandırıcı değil...

Rusya'da ucube bir nedenle hapse atılan adamın bu kadar uzun süre orada kalması inandırıcı değil.

Sekreter kızın lesbiyenlikle açıklanamayan bu tutumu kurguda hiç olmazsa bir nebze de olsa okuyucuya kahramanı kendi ağzından itiraf etmeden önce ipucu verilmeliydi ki kurgu yerine otursun.Pat diye sekreter kızın Olga'ya âşık olduğunu okuyoruz!

Altı puan mı vermiştim? Çok olmuş ya neyse.Sıcağı sıcağına heyecandan işte böyle fazla puan verdiğim de oluyor...

Başlığa KARDEŞİMİN HİKÂYESİ diyerek okuyucuyu kandıran (en azından beni) Livaneli'yi bir daha okumayacağım.

Pazar,29 Mayıs 2016
ataç ikon Kardeşimin Hikayesi
kitaba 6 verdi
16 beğen · 5 yorum
Cihan Yıldız (@cihanyildiz)
Herkesin 9-10 puan verdiği bu kitaba yapılan olumlu yorumları gördükçe kendi kendime hayıflanıyordum, ta ki senin yorumunu görene kadar. İlkokuldaki öğrencilerin yazdığı hikayelerden birini Livaneli derleyip kendi hikayesi gibi bize mi yutturuyor, anlamadım. Bu kadar zorlama bir kurgu hatırlamıyorum. Böyle bir kitapla Livaneli okumaya başlaman talihsizlik olmuş. Yazarın, Serenad adlı kitabını oldukça beğenmiştim.
11.11.16 beğen cevap
Semih Oktay (@semihoktay)
Haklısın galiba Cihan.Kitabı okuduktan sonra SERENAD başlıklı romanını okumamı öneren arkadaşlarımız oldu.Çok sevdiğim,şarkılarını çok sevdiğim Livaneli'den soğudum KARDEŞİMİN HİKÂYESİ gibi kötü kurgulu bir romanını okuduğum için.Sağ ol önerin için.Aklımın bir köşesine yazdım Serenad kitabını...
11.11.16 beğen cevap
Semih Oktay (@semihoktay)
Cihan Yıldız (@cihan-yildiz) bir arkadaşımın vesilesiyle KARDEŞİMİN HİKÂYESİ başlıklı bu romana ait incelemeleri okudum.Bu güne kadar SERENAD romanını okumayamadım,bundan sonra da okuyabileceğimi sanmıyorum. Haberin olsun.
15.06.17 beğen cevap
Cihan Yıldız (@cihanyildiz)
Senin kendine has bir tarzın var Semih Ağabey :) herkesin beğendiğini beğenmiyorsun. Belli ki Livaneli'nin tarzı hoşuna gitmedi, boşver, daha Livaneli okumaya çalışma. Bak bana, hiç okumuyorum, hep geziyorum :)
15.06.17 beğen cevap
Semih Oktay (@semihoktay)
Herkesin beğendiğini beğenmiyorsun,diye kalıba sokmuşsun beni mamafih işin aslına bakılacak olursa hiç de senin dediğin gibi değil.Çook harcıâlem eserler oluyor beş para etmez.Bu beş para etmez romanları okumuş ve yüksek puanlar vermiş arkadaşlara bakıyorum hepi topu üç roman okumuş zaten.Misal bu...Ee,şimdi ben kendimi o üç roman okumuş arkadaşımızla bir tutamıyorum doğal olarak.Zaten üç roman okumuş,üçü de tam puanlık oluyor misal.Livaneli benim için şarkıcıdır ve öyle de kalacak! Okumayacağım ama SERENAD elime geçerse bakarım birkaç sayfasına!.. :)
15.06.17 beğen cevap
Batuhan

Batuhan

@guangzhou

Bizim Hikayemiz
Öncelikle benden önce 300 den fazla inceleme eklenmiş olduğu için teknik konulara fazla girmek istemiyorum, o yüzden inceleme değilde, zaten öyle bir yeterliliğim olduğunu da kesinlikle düşünmüyorum, sadece bende yaratmış olduğu etkiyi paylaşmak istiyorum. Benim kitap okumada ki en büyük kriterim 20,30 sayfa okuyup bir kenara bıraktıktan sonra tekrar elime alıp hikayenin devamında ne olacağını merak ediyorsam bence o kitap olmuş demektir, bu kitap bende tam olarak o merakı uyandırdı, hatta hafta içi kitabı yanımda iş yerine götürüp öğle arasında bile okudum, ama şunu kesinlikle itiraf etmeliyim ki yazarı çocukluğumdan itibaren şarkıcı kimliği ile tanıdığım için nedense bir türlü roman yazarı olarak kafamda oturtamıyordum dolayısı ile bu konuda bir ön yargım hep oldu o yüzden aynı roman başka bir yazar adı ile yayınlanmış olsa çok daha etkili olurdu diye düşünmekteyim, en azından hiç bir ön yargı olmayacağı için rahatça romanda anlatılan hikayeye odaklanabilirdim.

Kitap içeriği ile ilgili yorum yapmam gerekirse, kitabın sonlarına doğru duyuları kapatma konusu beni gerçekten çok etkiledi ve ben ülkemizde bu tür olayların farkında olalım veya olmayalım oldukça fazla olduğu kanısındayım, çünkü ülke olarak son yıllarda mı desem son 50 yılda mı desem başta terör, ekonomik krizler, darbeler olmak üzere çeşitli nedenlerle Ahmet ve kardeşi Mehmet in yaşadığı şekilde travma üstüne travma yaşadığımız kanısındayım, şu veya bu şekilde eşimize dostumuza adı her ne olursa olsun bazen tüm duyularımızı kapatabiliyoruz ve bu şekilde kendimizi korumaya alıyoruz, bence bu tespit çok doğru ve yerindeydi ve beni derinden etkiledi, kaldı ki büyük şehirden hatta ülkesinden bıkıp usanan ve kimse tarafından tanınmayacağı sessiz sakin bir yere göç etmek isteyen kişilerin bende dahil bu konuda Mehmet'e benzediği kanısındayım.

sonuç olarak güzel bir hafta sonunu ayırıp, çay kahve eşliğinde bitirilebilecek insanı bulunduğu ruh halinden çıkarıp farklı bir atmosfere sokabilecek kabiliyette olduğu düşüncesindeyim,
ataç ikon Kardeşimin Hikayesi
kitaba 8 verdi
12 beğen · 5 yorum
Hayata Gülümse (@hayataagulumse)
Batuhan olmuş olmuş güzel olmuş :) :)
15.11.18 beğen cevap
Gül Ayan (@gulayan)
Hayattan rengi alsan, geriye ne kalır ki ?! Öyle bir reklam vardı aklımda kalan... Farklı düşünüyor olmamız da hayattaki renkleri oluşturuyor. Ben de çok uzun zaman uzak durmuştum Yazardan, sizin de söz ettiğiniz nedenden dolayı sanırım. Ben bu kitabı çok zorlama buldum ve şu an hiçbir şey hatırlamıyorum, size katılıyorum kesinlikle, 20 -30 sayfa sonra merak ettiren kitapları ben de okumaya değer buluyorum. Ama geriye dönük, hiçbir şey hatırlamadığım romanlar da var ve bu da onlardan birisi. Ben Livaneli'yi şarkıcı olarak hatırlamak isteyenlerdenim.
15.11.18 beğen cevap

Kardeşimin Hikayesi - S41

Kendimi kimseye beğendirmek diye bir derdim yoktu ama yine de ince olmak iyi ve sağlıklı bir şeydi. Böylece daha uzun yaşayacağıma inanıyordum. Kendimi, yüz yaşına kadar sağlıklı yaşamaya hazırlıyordum. bunun için her gün kullandığım besin takviyelerini planlıyordum, internette bu konuda bilimsel makaleler okuyordum. Çünkü insanın hayattaki başlıca görevi kendine iyi bakması ve mümkün olduğu kadar uzun yaşamasıdır. Değil mi?
Moderatör tarafından eklenmiştir.
Fakat Müzeyyen ?

Fakat Müzeyyen ?

@buderinbirtutku

Aşk , bir uçurum kıyısında gözü bağlı yürümektir.. ♡
ataç ikon Kardeşimin Hikayesi
kitaba 10 verdi, inceleme ekledi.
23 beğen · 1 yorum
Semih Oktay (@semihoktay)
! ? Acaba
13.06.17 beğen cevap
Kıymet Ceviz

Kıymet Ceviz

@kiymetceviz

Onca sayfa okunur mu hiç ya? Özetlerine baktım.
Bunları söylerken kucağındaki iPad'i işaret ediyordu.
O zaman hayatı, aşkı, ölümü, felsefeyi, edebiyatı 140 karakterlik tweet'lerle ifade eden bir kuşakla konuştuğumu daha derinden kavradım. Aramızdaki uçurum kapanmayacak cinstendi.
ataç ikon Kardeşimin Hikayesi
kitaba 10 verdi, inceleme eklemedi.
20 beğen · 0 yorum
Nurdan Caliskan

Nurdan Caliskan

@nurdancaliskan

Insan her seyi unutarak yasayabilirdi ama her seyi hatirlayarak yasayamazdi.
ataç ikon Kardeşimin Hikayesi
kitaba 8 verdi, inceleme ekledi.
19 beğen · 0 yorum
Soulfly

Soulfly

@ecemcoskun

Ne denir bilirsin : Denizler ötesine giden bir kişi... Yalnızca iklimi değiştirmiş olur , aklını değil !
ataç ikon Kardeşimin Hikayesi
kitaba 10 verdi, inceleme eklemedi.
16 beğen · 0 yorum
Fadime Eren

Fadime Eren

@fadimee

Hepimiz öleceğimizi biliriz ama öldürüleceğimiz aklımıza gelmez.
ataç ikon Kardeşimin Hikayesi
kitaba 10 verdi, inceleme ekledi.
16 beğen · 0 yorum
294
KİTAP
Filmi Çekilmesi Gereken Kitaplar
Bu kitapların acilen filmi çekilmeli! Kurgusuna bayıldığımız ve sinemada da görmek istediğimiz, senaryolaştırılması mümkün ol...
212
KİTAP
Tüm Zamanların En Çok Satan Kitapları
Aşk, fantastik, polisiye, bilim kurgu ve diğer kitap türlerini kapsayan ve zirveyi kolay kolay kaptırmayan tüm zamanların en ...
145
KİTAP
Tüm Zamanların En İyi Kitapları
Hem okurların hem de yazarların büyük bir kısmı tarafından başarılı bulunmuş, kitap tavsiyesi istendiğinde akla ilk gelen, tü...
756
KİTAP
Okuduğum En Güzel Kitap
Okuduğumuz en güzel kitapları bu listede topluyoruz! Sen de en beğendiğin ve herkese tavsiye etmek istediğin kitapları listey...
394
KİTAP
Bir Nefeste Okunan Kitaplar
Elinden düşüremeyeceğin, bir solukta okuyacağın en sürükleyici kitapları bu listede bulabilirsin. Sen de en sürükleyici buldu...
Serkan

Serkan

@serkan90

. paylaşım fotoğrafı
.
Kitap gayet akıcıydı
ataç ikon Kardeşimin Hikayesi
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
0 beğeni · 0 yorum beğen ikon
Ceylan Bektaş

Ceylan Bektaş

@ceylanbektas

Zülfü Livaneli'nin 'Kardeşimin Hikâyesi' adlı romanı, satır satır kopyalanmış! paylaşım fotoğrafı
Zülfü Livaneli'nin 'Kardeşimin Hikâyesi' adlı romanı, satır satır kopyalanmış!
Kitabı basan Doğan Kitap'ın yetkililerinin hukuki süreci başlattığı öğrenildi.

Zülfü Livaneli'nin Kardeşimin Hikâyesi adlı kitabın Nurşen Karayanız tarafından satır satır kopyalanarak Kıyamet Çiçeği adıyla satışa çıkarıldığı ortaya çıktı.

Hürriyet'ten İhsan Yılmaz'ın bugünkü köşesine taşıdığı ( 13 Nisan) konuda, Kıyamet Çiçeği olarak tekrar piyasa sürdürdüğü kitapta Livaneli'nin öyküsünden farklı olarak birkaç cümle, birkaç bölüm bulunuyor.



Çalıntı kitabın tanıtımda şu ifadeler yer alıyor:

“Adın Sızlıyor Yüreğimde şiir kitabı ve ‘Tuana’dan Mina’ya Kabuksuz Yara’ adlı romanıyla tanınan genç yazar Karayanız, ‘Kıyamet Çiçeği’ ile kendini ispatladı. Ordulu yazarın bu yeni kitabı kapak tasarımından içerik editörlüğüne kadar tam bir profesyonel çalışma.”

Yazar hakkında geçmişte de başkalarının kitabını tekrar yayınladığına dair iddialar var.

Kitabı basan Doğan Kitap'ın yetkililerinin hukuki süreci başlattığı öğrenildi.
ataç ikon Kardeşimin Hikayesi
kitaba 10 verdi, inceleme ekledi.
16 beğeni · 3 yorum beğen ikon
Reşat Karakaş (@resatkarakas)
Nilgün bodur 2
26.10.18 beğen 2 cevap
Reşat Karakaş (@resatkarakas)
:) Kitabın yarısını çalmış diyorlar
26.10.18 beğen 1 cevap
sultan karataş

sultan karataş

@sultankaratas3

 paylaşım fotoğrafı
Ders arası kitap molası 👌🏻😍📚
ataç ikon Kardeşimin Hikayesi
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
13 beğeni · 0 yorum beğen ikon
Şevval Atasever

Şevval Atasever

@sevvalatasever

 paylaşım fotoğrafı
Okuduğum en güzel kitaplardan birisin♥️
ataç ikon Kardeşimin Hikayesi
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
15 beğeni · 0 yorum beğen ikon
8.6/10
1456 oy
Sence kaç puan almalı?
0