ara

Kardeşimin Hikayesi

Kardeşimin Hikayesi Konusu ve Özeti

Kardeşimin Hikayesi
Ahmet Arslan, köpeğiyle birlikte sessiz ve sakin bir hayat sürerken katıldığı bir davet sırasında bir kadının öldürülmesiyle, sıradan olan hayatı bir anda değişir. Olayı araştırmaya gelen gazeteciye, kendisinin ve kardeşinin hayatını anlatmaya başlar.
Yayınevi: Doğan Kitap
ISBN: 9786050914443
Sayfa: 330 sayfa
Basım Tarihi: 2012
Kardeşimin Hikayesi Kitabı Hakkında Genel Bilgiler
Kardeşimin Hikayesi, Zülfü Livaneli’nin çok satan kitabı Serenad’tan sonra yazdığı ve 2013 yılında basılan, aksiyon, gerilim ve aşk romanıdır.

Kitaplarını gündelik hayat içinde yazamadığını ve mutlaka bir yerlere gidip kendisini soyutlaması gerektiğini söyleyen Zülfü Livaneli, Kardeşimin Hikayesi adlı romanını yazmak için Tayland’ın bir köyüne gitmiş.

”Mantıksız geliyor ama o sabah uyandığımda tuhaf bir haber alacağımı biliyordum.” cümlesiyle başlayan roman daha ilk cümleden okurların ilgisini çekmeyi başarıyor.

Kardeşimin Hikayesi, her yıl düzenlenen Neokur Ödülleri’nde okurlar tarafından 2013 yılının en iyi aşk kitabı seçilmiştir.

Kardeşimin Hikayesi Kitabının Konusu
Bir davet sırasında işlenmiş olan cinayeti araştırmaya gelen gazeteci ile, davette bulunanlardan biri olan Ahmet Arslan'ın arasında geçen olaylar anlatılmaktadır.

Kardeşimin Hikayesi Kitap Özeti
Romandaki olaylar, İstanbul’un Çatalca İlçesi’nde bulunan Yalıköy’de geçmektedir. Köyde yaşanan bir cinayetin üzerine olayı incelemek için köye bir gazeteci gelir. Öldürülen Arzu Kahraman’ın bir arkadaşı olan gazeteci ilk olarak Ahmet Arslan’ın kapısını çalar. Emekli elektrik mühendisi olan Ahmet Arslan, köpeği Kerberos ile monoton ve sıradan bir hayat sürdürmektedir.

Ahmet Arslan, Arzu Kahraman’ın öldürüldüğü gece davette bulunanlardan biridir. Bu nedenle, Arzu’nun gazeteci arkadaşı ısrarla Ahmet Arslan’ın kapısını çalar ve kendisiyle görüşmek ister. Israra dayanamayan Ahmet Arslan, gazeteciyi evine alır. Görüşmeleri boyunca gazeteci, Ahmet Arslan’ın evinde misafir olur.

Gazeteciye karşı bir şeyler hissetmeye başlayan Ahmet Arslan, ona kendi hayat hikayesini anlatmaya başlar. Geçirdikleri bir kazada Ahmet, anne ve babasını genç yaşta kaybetmiştir ve dedesiyle yaşamaya başlamıştır. Ahmet, geçirmiş oldukları bu kaza yüzünden doku duyusunu kaybetmiştir.
Ahmet’in Mehmet adında bir kardeşi vardır. Ahmet, gazeteciye kardeşinin hikayesini anlatmaya başlar. Rusya’da beraber yaşarlarken, Mehmet Olga adlı bir kıza aşık olur. İş arkadaşları olan Ludmilla, Olga ile Mehmet’e çevirmenlik yapmaktadır. Ancak daha sonra Ludmilla, Olga’ya aşık olur ve Mehmet’i uzaklaştırmak için ihbar eder. Bunun üzerine Mehmet tutuklanır. Daha sonra kaldığı hücreye gelen bir adam sayesinde hapishaneden kurtulur.

Cinayeti araştırmaya gelen gazeteci, cinayeti unutmuş, kendisini Ahmet ile kardeşinin hikayesine kaptırmıştır. Bir gün Ahmet, köpeğinin yanında Arzu’nun kolyesini bulur. Svetlana adlı bebek bakıcısı katil zanlısı olarak tutuklanır. Fakat, kolyeyi bulan Ahmet, aslında cinayeti kimin işlediğini de bulmuştur. Kısa bir süre sonra Ahmet de ölü olarak bulunur. Ahmet’in ölmeden önce gazeteci kıza yazdığı mektup sayesinde katilin kim olduğu ortaya çıkar. Bu mektup, katilin kimliğinden başka, çok daha büyük bir sırrı da ortaya çıkaracaktır.
Kardeşimin Hikayesi kitabı Filmi Çekilmesi Gereken Kitaplar listesinde yer almaktadır.

Kardeşimin Hikayesi - s41

Kendimi kimseye beğendirmek diye bir derdim yoktu ama yine de ince olmak iyi ve sağlıklı bir şeydi. Böylece daha uzun yaşayacağıma inanıyordum. Kendimi, yüz yaşına kadar sağlıklı yaşamaya hazırlıyordum. bunun için her gün kullandığım besin takviyelerini planlıyordum, internette bu konuda bilimsel makaleler okuyordum. Çünkü insanın hayattaki başlıca görevi kendine iyi bakması ve mümkün olduğu kadar uzun yaşamasıdır. Değil mi?
Moderatör tarafından eklenmiştir.
294
KİTAP
Filmi Çekilmesi Gereken Kitaplar
Bu kitapların acilen filmi çekilmeli! Kurgusuna bayıldığımız ve sinemada da görmek istediğimiz, senaryolaştırılması mümkün ol...
205
KİTAP
Tüm Zamanların En Çok Satan Kitapları
Aşk, fantastik, polisiye, bilim kurgu ve diğer kitap türlerini kapsayan ve zirveyi kolay kolay kaptırmayan tüm zamanların en ...
141
KİTAP
Tüm Zamanların En İyi Kitapları
Hem okurların hem de yazarların büyük bir kısmı tarafından başarılı bulunmuş, kitap tavsiyesi istendiğinde akla ilk gelen, tü...
735
KİTAP
Okuduğum En Güzel Kitap
Okuduğumuz en güzel kitapları bu listede topluyoruz! Sen de en beğendiğin ve herkese tavsiye etmek istediğin kitapları listey...
381
KİTAP
Bir Nefeste Okunan Kitaplar
Elinden düşüremeyeceğin, bir solukta okuyacağın en sürükleyici kitapları bu listede bulabilirsin. Sen de en sürükleyici buldu...

Gül Ayan

@gul-ayan

Zülfü Livaneli uzun süre, sebepsiz, uzak durduğum bir Yazardı. Daha sonra 2008 yılında Mutluluk ve 2011 yılında Serenad romanlarını okudum. Yazarın üslubundan, net ifadelerinden, Türkiye’deki gerçeklerin anlatımından, benzer düşünceler paylaştığımızdan, etkilendiğimi inkar edemiyorum. Buna rağmen Livaneli’yi bir yazar olarak kendime yakın hiç hissedemedim.

Romanlarında temiz Türkçe kullanmasına ve rahat okunması yanında, kurguda ciddi boşluklar ve duyguların okura geçişinde sıkıntı olduğunu okuduğum son romanla daha net farkına vardım.

21 Temmuz 2013 tarihinde devrettim, Kardeşimin Hikayesi’ni, hikayeye dahil olamadığım gibi, aralarda köşe yazısı okuyormuşum hissine kapıldım. Livaneli, kitabında pek çok roman isimlerinden, yazardan, roman kahramanlarından, şarkılardan ( Via Con Me gibi), tanınmış isimlerden (Alvar Aarto gibi ) söz etmiş ve bu durumu abartılı buldum;Ben çok okudum, çok bilgiliyim, genel kültürüm çok farklı boyutta , diye haykırıyordu satırlar âdeta. Yazarımızın, bilgisine , kültürüne elbette ki saygım vardır, fakat kendini bu kadar kasması tuhafıma gitti. Bir roman, beni başka bir romana götürmesini seviyorum, ama Livaneli dozu kaçırmış ve arada bir, roman değil , edebiyat ödev kompozisyonu okuyormuşum gibime geldi. Demek istediğim,verdiği bilgiler konuyla ilgili bir köşe yazısında yakışabilirdi bir ihtimal, fakat romanda , biraz önce söz ettiğim gibi, Yazar âdeta entelektüel kimliğinin reklamını yapar gibiydi, en azından bana öyle geldi, oysa, gerçek entelektüellerin hep bir yanı mütevazılık olduğuna inanmışımdır.

Kardeşimin Hikayesi, bana hayal kırıklığı yaşattı…Zülfü Livaneli cinai roman yazmasın bana kalırsa. Her ne kadar, amaç cinai roman yazmak olmasa da, bu motif de, pek çok konu gibi havada kalmış. Aslında hikaye iyi başladı ve kitabın ilk sayfalar ilgimi çekmeye başardı…Ancak, sonrası tam bir fiyaskoydu.Bana eleştirmek düşmez elbette, anacak ben kitabı, edindim, okudum, çaba sarf ettim ve okur olarak, hissettiklerimi, kendim için yazıyorum.

Kardeşimin Hikayesi’nde pek çok boşluklar ve aceleye getirilmiş konular vardı, bir romandan beklediğim heyecanlı kurgu yoktu. Ahmet Arslan ve köpeği Kerberos dışında , diğer tüm roman kahramanları çok silikti ve hayalimde canlanamadılar. Hele Olga ve Lüdmila’yı hiç...

Livaneli, romanının yazılmasının başlangıç noktası bu cümle olduğunu söylüyor; “İnsanların duyguları olmasaydı her şey ne kadar kolaylaşırdı"
Bu imkansız olduğu için, romanında, Livaneli en güçlü duygulardan, aşkı, kendi bakış açısıyla anlatmayı hedeflemiş. “ "Aşk dünyadaki en tehlikeli, en öldürücü duygudur" diyor ve Ahmet'in Olga'ya karşı duyduğu tutkulu aşkı, daha doğrusu kara sevdayı anlatıyor, ancak hiç inandırıcı olmamış, daha doğrusu ben hiçbir şey hissedemedim okurken, oysa kara sevdanın, az çok ne olduğunu biliyorum.

Kardeşimin hikayesi özlü sözlerle dolu...Kitap okurken, aralarda serpilmiş bu sözleri bulmayı seviyorum, romanın kurgusu içinde yaşanan olaylarla desteklenmiş olurlarsa anlam kazanmış oluyorlar, oysa Livaneli bu konuda da abartmış, her konuda söyleyecek bir sözü var...

" Hiçbir şey kendiliğinden zehirli değildir; Zehri, yapan dozdur” demişti Pierre Rey. Bu sözü seviyorum, çünkü dengenin her konuda önemini çok güzel anlatıyor.

Kardeşimin Hikayesi'nde, Monte Kristo Kontu romanından izler bulmak, beni kitaptan iyice soğuttu.

Teoman'nı bir sözü geldi aklıma; "Eski şarkılarım, yeni şarkılarımı dövmeye başladılar". İşte bu durum bence çok acı.Bir sanatçının yarattığı eser bir öncekinden daha kötüyse, hem sanatçının kendisi için, hem de onu sevenler ve hayranları için, hayal kırıklığı…
Kardeşimin Hikayesi
kitaba 2 verdi
7 beğen · 2 yorum
Mehtap Ç. (@fulya68)
İncelemenizi çok beğendim. Çok derin ve doğru tespitler yapmışsınız. Zoraki okuduğum bir kitaptı. Yazarın kitaplarına bir türlü ısınamamıştım. Şİmdi nedenini daha iyi anladım :)
01.08.14 beğen cevap
Gül Ayan (@gul-ayan)
Mehtap Hanım merhaba...Yeni okudum notunuzu. Çok teşekkür ediyorum. Kitaplar hakkında hisettiklerimi yazmayı seviyorum, beğendiğiniz için çok sevindim : )))
17.09.14 beğen cevap

Mustafa Kerem

@mustafa-kerem

Duygular olmasaydı hayat nasıl olurdu?
Ömer Zülfü Livanelioğlu 20 Haziran 1946 yılında Konya'nın Ilgın ilçesinde doğmuştur. Bilinen adıyla Zülfü Livaneli, müzisyen, senarist, politikacı, yönetmen ve yazardır. Türkiye'nin yakın tarihine başarıları ile damga vurmuş olan yazarın eserleri 34 dile çevrilmiştir.
Millet olarak bağrımızdan çıkan ender şahsiyetlerden olan Livaneli, 2002 yılında milletvekili seçilerek TBMM'de görev yapmıştır.
Müzisyen Kimliği ile uluslararası arenada bir çok ödül alan Livaneli'nin eserlerini dünyaca ünlü senfoniler seslendirmiştir.

Livaneli, Edebiyat Dünyasına hatırı sayılır bir çok eser kazandırmıştır.
Kardeşimin Hikayesi Romanını 2013 yılında okuyucu ile buluşturan yazar, daha önce yayınlamış olduğu eserler gibi bu romanında edebiyat dünyasına gönül vermiş insanların takdirini bir kez daha kazanmıştır.
Roman ''Duygular olmasaydı hayat nasıl olurdu?'' sorusunun üzerine kurulmuş. Daha doğrusu romanda başkarakter olan makine mühendisi Ahmet Bey üzerinden bu sorunun cevabı okuyucuya bir hikaye ile anlatılmaya çalışılmış.
Eserdeki olay İstanbul'un Çatalca ilçesinin Podima isimli bir sahil köyünde geçmektedir.
Emekli olduktan sonra İstanbul'un kalabalığından kaçıp Çatalca tarafındaki bu sakin köye yerleşip kitapları ve köpeği kerberos ile sakin ve dingin bir hayat süren Ahmet Bey psikolojik olarak garip bir insan tiplemesi ile karşımıza çıkmaktadır.
Ahmet Bey, insanlara fazla yakın durmayan ve duyguların gerçekliğini sorgulayan bir karakter olarak ilginç bir hastalığa (Daha doğrusu psikolojik bir takıntıya) sahiptir. Ahmet Bey yıllardır bir insana dokunmamış ve kimsenin dokunmasına da müsaade etmemiştir.

Bir sabah uyandığında çalan telefonda evine temizlik için gelen Hatice Hanım'ın telaşlı sesini duyar. Hatice Hanım telefonda üzgün ve telaşlı bir sesle aynı köyde yaşayan Arzu Kahraman adında zengin bir bayanın evinde öldürüldüğünü söyler.
Ahmet Bey'inde yakın arkadaşı olan Arzu Kahraman cinayeti etrafında şekillenen olay örgüsüne daha sonra İstanbul'dan gelen genç ve stajyer gazeteci de dahil olduktan sonra Ahmet Bey artık dönülemez ve önlenemez bir süreç içerisine girmiştir.

'' Aşk dünyanın, en tehlikeli, en yıkıcı ve en öldürücü duygusudur.''

Gazeteci genç bayan İstanbul'dan Arzu kahraman cinayeti için gelmiştir ama bir müddet sonra karşı konulamaz merakı sayesinde Ahmet Bey ve kardeşi Mehmet Bey'in hikayesine kendisini kaptırmıştır.
Roman, ikiz kardeş olan Ahmet ve Mehmet'in hikayesinin anlatılmaya başladığı evreden sonra ağırlıklı olarak psikolojik çözümleme, karakter tahlilleri ve aşkın yıkıcı etkileri üzerinden devam etmektedir.

Zülfü Livaneli romanın satırları arasına adeta sanatçı kimliğinden dökülen bilgi ve estetik kırıntılarını, olayı boğmayacak şekilde başarılı bir anlatımla serpiştirmiş.
Makine Mühendisi olan Ahmet Bey'in yaşadığı duygusal süreçlerin ismini koymayan yazar bu adlandırmayı daha çok okuyucuya bırakmış.
Livaneli'nin romanda yer alan karakterlerin psikolojik durumlarını tasvir edişi gerçekten çok başarılı, duyguların jest ve mimiklere yansımasını ustaca yakalayan yazarın bunu eğlenceli benzetmelerle aktarması anlatıma daha neşeli bir hava katmış.

Romanın sonunda katilin Svetlana çıkmaması insanların hüküm vermede nasıl ön yargılı davrandığını ispatlar nitelikte bir saptamaydı.

Ahmet Bey'in kendi hayal kırıklıklarını ve acılarını kardeşi Mehmet üzerine yüklemesi ise romanın en ilginç ayrıntısıydı.

Genel olarak okurken sıkılmadığım, gayet akıcı, karakter karmaşasından uzak, bizim değerlerimizi taşıyan ve duyguların sorgulandığı bu nitelikli eseri okumanızı tavsiye eder, saygılarımı sunarım.

Başka bir incelemede buluşmak dileğiyle...

Mustafa KEREM
Kardeşimin Hikayesi
kitaba 8 verdi
6 beğen · 8 yorum
Emin Aydın (@kursun-asker)
İncelemeniz için verdiğiniz emeğe saygı duyuyorum ancak fazla detaylı ( kitabı okumamış biri olarak bir inceleme değil de özet okuduğumu düşündüm). Bir de şunu sormadan geçemem, Ahmet Bey makine mühendisi mi inşaat mühendisi mi?
19.01.16 beğen cevap
Mustafa Kerem (@mustafa-kerem)
Tespitinizde haksız sayılmazsınız. :(
19.01.16 beğen cevap
Mustafa Kerem (@mustafa-kerem)
Ahmet makine mühendisi, kardeşi Mehmet ise Elektrik mühendisi.
19.01.16 beğen cevap
Mustafa Kerem (@mustafa-kerem)
Romanda Ahmet Bey Rusya'da Türk bir firmanın yapmakta olduğu inşaatın şantiyesinde mühendis olarak çalışmaktadır.
19.01.16 beğen cevap
ahmet-samsa (@samsa)
Öncelikle affınıza sığınıyorum. Ben de öyle çok iyi incelemeler yazan biri falan değilim. Ama yine de incelemeniz hakkında bir yorumda bulunmak istedim. İnceleme faydalı bence, kitapla ilgili kısımların çok olduğunu da düşünmüyorum açıkcası fakat baştaki detaylı yazar bilgisi ne kadar gerekli, şüpheliyim. Özellikle zaten ülkemizde çok ünlü olan bir yazar sözkonusu olunca hiç gerek yok. Kitabın genel konusu ve sizde yarattığı duyguları paylaşsanız yeterli olurdu kanımca.
19.01.16 beğen cevap
Mustafa Kerem (@mustafa-kerem)
yorumlarınız benim için değerli, göz önünde bulunduracağım inşallah.
19.01.16 beğen cevap
Mustafa Kerem (@mustafa-kerem)
Teşekkür ederim. @kursun-asker , @samsa
19.01.16 beğen cevap
Emin Aydın (@kursun-asker)
Bu kısmı yeni okudum,yani benim incelememe yazdığınız eleştiriye cevap verdikten sonra, bu yüzden size biraz fazla yüklenmiş olabilirim kusura bakmayın :),bundan sonra incelemelerinizi takip etmeye devam edeceğim aynısını sizden de bekliyorum, iyi incelemeler
19.01.16 beğen cevap

Semih Oktay

@semih-oktay

2016/35/330 Sayfa - KARDEŞİMİN HİKÂYESİ - Zülfü Livaneli
KARDEŞİMİN HİKÂYESİ

Zülfü Livaneli;Doğan Kitap;150'inci baskı 2014;330 Sayfa (6) (29.05.2016)

Devrettim Zülfü Livaneli'nin KARDEŞİMİN HİKÂYESİ başlıklı romanını.Yıllarca öncesine gittim Yazarımızı okuyorken.Karlı Kayın Ormanında şarkılarını söylediğimiz o geçmiş 1979,1980,1981 yıllarına gittim.O yıllarda şarkıları dolayısıyla pek sevdiğim Zülfü Livaneli'nin kitaplarını okumak hiç istemedim bu günlere kadar.Neokur'dan Cansu arkadaşımın en sevdiği romanlar arasında işte bu Kardeşimin Hikâyesi olduğunu duyana kadar sürdü bu tutumum...İyi ki okumuşum zira bundan başka Livaneli romanı okuyabileceğimi sanmıyorum.İlk ve son olacak okuduğum bu kitabı Zülfü Livaneli'nin...Kitabı okuyacak olanlar veya buna niyetlenenler bundan sonrasını okumasın!

Kurgu ile alakası pamuk ipliğine bağlı olan bir "katil" çıkıyor sonuç bölümünde.İlk fiyasko bu değil elbette.

Herhangi bir eser hakkında:"Katili hiç tahmin edemedim." sonucu okuyucular arasında çoğunlukta ise, bu eserin illa ne kadar başarılı olduğunu göstermez.Bu romanda olduğu gibi 'kötü'dür bunu demiş olmak...

İkiz kardeşi ölmüş,kimseye el sürmeyen,garip tavırlı bir kişinin amacının ne olduğu anlaşılamıyor.

Gazeteci kızın,hem de epeyce genç bir kızın bu garip tavırlı adamın evinde yatıya kalması pek sudan bir sebebe bağlanıyor.Bu sudan sebep,,,kızın,ikinci üçüncü gecelerde yatıya devam ediyor olmasına da mı sebep oluyor? Hiç inandırıcı değil...

Rusya'da ucube bir nedenle hapse atılan adamın bu kadar uzun süre orada kalması inandırıcı değil.

Sekreter kızın lesbiyenlikle açıklanamayan bu tutumu kurguda hiç olmazsa bir nebze de olsa okuyucuya kahramanı kendi ağzından itiraf etmeden önce ipucu verilmeliydi ki kurgu yerine otursun.Pat diye sekreter kızın Olga'ya âşık olduğunu okuyoruz!

Altı puan mı vermiştim? Çok olmuş ya neyse.Sıcağı sıcağına heyecandan işte böyle fazla puan verdiğim de oluyor...

Başlığa KARDEŞİMİN HİKÂYESİ diyerek okuyucuyu kandıran (en azından beni) Livaneli'yi bir daha okumayacağım.

Pazar,29 Mayıs 2016
Kardeşimin Hikayesi
kitaba 6 verdi
16 beğen · 5 yorum
Cihan Yıldız (@cihan-yildiz)
Herkesin 9-10 puan verdiği bu kitaba yapılan olumlu yorumları gördükçe kendi kendime hayıflanıyordum, ta ki senin yorumunu görene kadar. İlkokuldaki öğrencilerin yazdığı hikayelerden birini Livaneli derleyip kendi hikayesi gibi bize mi yutturuyor, anlamadım. Bu kadar zorlama bir kurgu hatırlamıyorum. Böyle bir kitapla Livaneli okumaya başlaman talihsizlik olmuş. Yazarın, Serenad adlı kitabını oldukça beğenmiştim.
11.11.16 beğen cevap
Semih Oktay (@semih-oktay)
Haklısın galiba Cihan.Kitabı okuduktan sonra SERENAD başlıklı romanını okumamı öneren arkadaşlarımız oldu.Çok sevdiğim,şarkılarını çok sevdiğim Livaneli'den soğudum KARDEŞİMİN HİKÂYESİ gibi kötü kurgulu bir romanını okuduğum için.Sağ ol önerin için.Aklımın bir köşesine yazdım Serenad kitabını...
11.11.16 beğen cevap
Semih Oktay (@semih-oktay)
Cihan Yıldız (@cihan-yildiz) bir arkadaşımın vesilesiyle KARDEŞİMİN HİKÂYESİ başlıklı bu romana ait incelemeleri okudum.Bu güne kadar SERENAD romanını okumayamadım,bundan sonra da okuyabileceğimi sanmıyorum. Haberin olsun.
15.06.17 beğen cevap
Cihan Yıldız (@cihan-yildiz)
Senin kendine has bir tarzın var Semih Ağabey :) herkesin beğendiğini beğenmiyorsun. Belli ki Livaneli'nin tarzı hoşuna gitmedi, boşver, daha Livaneli okumaya çalışma. Bak bana, hiç okumuyorum, hep geziyorum :)
15.06.17 beğen cevap
Semih Oktay (@semih-oktay)
Herkesin beğendiğini beğenmiyorsun,diye kalıba sokmuşsun beni mamafih işin aslına bakılacak olursa hiç de senin dediğin gibi değil.Çook harcıâlem eserler oluyor beş para etmez.Bu beş para etmez romanları okumuş ve yüksek puanlar vermiş arkadaşlara bakıyorum hepi topu üç roman okumuş zaten.Misal bu...Ee,şimdi ben kendimi o üç roman okumuş arkadaşımızla bir tutamıyorum doğal olarak.Zaten üç roman okumuş,üçü de tam puanlık oluyor misal.Livaneli benim için şarkıcıdır ve öyle de kalacak! Okumayacağım ama SERENAD elime geçerse bakarım birkaç sayfasına!.. :)
15.06.17 beğen cevap

Esra Alegöz

@esraalegoz

Kardeşim hikayesi
Aylardır rafta beni al oku beni al oku diye bekleyen ve sonunda raftan alıp okuduğum ilk Livaneli kitabı.
Kitabı alıp okumaya başladığımda Livaneli'ni anlatan kısımda almış olduğu ödülleri görünce şaşırdım ve bu kitabı niye bu kadar rafta tuttum diye kendime biraz kızdım ama kızmamı gerektirecek bir roman olmadığını anladım.
Ben ve Mehmet diye iki ana bölümden oluşan bu kitabın "Ben" bölümü gayet akıcı bir şekilde ilerlerken "Mehmet" bölümü beni çok sıktı ve baydı. Kitap bitsin diye kendimi zorladım.
Sırf Mehmet'in hikayesi dinlemek için günlerce Ahmet'in evinde kalan, sürekli olarak ailesini bahane edip eve gitmek isteyen ama bir türlü gidemeyen gazeteci kız;
Rusya'ya çalışmak için gidip Olga'yı görüp aşık olan Mehmet'in aşırı tavırları (kara sevda hissi yaratmaya çalışıldı ama başarılı olamadı.);
Rusya'da ansızın hapse atılan uzun bir süre hapiste kalıp aklını kaybetme derecesine gelen Mehmet'in hapse atılma sebebinin bir geçerliliğin olması ama unutulduğu için uzun süre orda kalmasının vermiş olduğu aşırı inandırıcılık(!) ;
Kitapta olsa da olur olmasa olur diyerek önemsenmeyen birinin katil çıkması;
gibi durumlar kitabı o kadar gözümde büyütmemem gerektiğini gösterdi bana.
Sonuç olarak beni derinden etkileyen bir kitap olmadı.



Kitapta hoşuma giden bazı cümleler
**"Aşk dünyadaki en tehlikeli, en öldürücü duygudur."
**"Birine sevdalanmak, donmuş bir gölde nerede ve ne zaman kırılacağını bilmene imkan olmayan ince buzlar üzerinde yürümek anlamına gelmiyor muydu?"
**“Her insan bedeninin çürüyeceğini bilir ve bundan korkar” dedim.
“Ama çoğu insanın ruhu gövdesinden önce çürür; nedense bundan kimse korkmaz!”
**"Unutmak. Eğer unutmak diye bir şey olmasaydı, yaşam da olmazdı. İnsan, unutmadan yaşamını sürdüremez."**
Kardeşimin Hikayesi
kitaba 5 verdi
9 beğen · 9 yorum
CanSu (@hayaldunyam)
Karar bölümünü okumadınız sanırım o bölüm olmadan kitabın bir anlamı yok
14.07.17 beğen cevap
Esra Alegöz (@esraalegoz)
Okumaz olur muyum hiç? Okudum da çoğunluğun abarttığı kadar etkilenmedim kitaptan.
14.07.17 beğen cevap
CanSu (@hayaldunyam)
Anladım. Ne diyebilirim ki? Saygı duyuyorum. Herkes aynı kitaptan hoşlanmak zorunda değil. Peki Livaneli'nin başka hangi kitabını okudunuz?
14.07.17 beğen cevap
Esra Alegöz (@esraalegoz)
Zevkler ve renkler meselesi demekten başka bir şey yok. Okuduğum ilk kitabı. Ama bu bir daha onun kitabını okumayacağım anlamına gelmiyor. İlerleyen zamanlarda Serenadı okumayı düşünüyorum. Önereceğiniz bir kitabı varsa ona da bakabilirim.
14.07.17 beğen cevap
CanSu (@hayaldunyam)
ben kardeşimin hikayesini serenadı son adayı okudum az önce de mutluluk kitabını bitirdim yarın da huzursuzluk kitabına başlayacağım. hepsini öneriyorum ;)
14.07.17 beğen cevap
CanSu (@hayaldunyam)
en sevdiğim ve örnek aldığım bir yazardır kendisi
14.07.17 beğen cevap
Esra Alegöz (@esraalegoz)
Bayağı bir kitabını okumuşsunuz. Listeme ekliyorum demiş olduğunuz kitapları ilerleyen zamanlarda okurum. Teşekkürler
14.07.17 beğen cevap
CanSu (@hayaldunyam)
Rica ederim. Beğendiğim kitaplardan başkalarının da faydalanması beni memnun eder.
14.07.17 beğen cevap
CanSu (@hayaldunyam)
Kitap konusunda paylaşımcıyımdır. En az birkaç kişiye öneririm ve hatta veririm. Böyle mutlu oluyorum işte😊
14.07.17 beğen cevap

1234

@ercandurak

İlk defa yazarın bir kitabını okuyorum, yazarın edebiyat üzerine ödül aldığını biyografisini okuyunca öğrendim. Hangi kitaplarından dolayı ödül aldığını bu incelemeyi yazdığım sırada araştırmış bulunmadığım için bilmiyorum. Nedense ödül almasına şaşırdım. Benim yazarı sevmediğime dair bir kanıtım yok lakin önyargım var diye düşünüyorum. Arkadaşımda bu kitap ve seranad romanı mevcuttu ve özellikle seranad romanını heyecanla bana aktırıyordu. Ben kitaplar hakkında hiç bir fikrim olmadığı halde soğuk bir yaklaşım gösteriyordum arkadaşımın anlattıklarına.

Neyse sonunda kardeşimin hikâyesini okuyarak başladım. Kitabın yarısına geldiğimde hiç tatmin olmadığımı söyleyebilirim. Edebi olarak ben bir şey bulamadım. Felsefe eğitimi almış birisinden daha farklı metinler beklerdim açıkçası. Son bölümlere doğru anlatılan hikâyenin sürprizleri dışında kitaptan aldığım tek bir şey vardır. Yazar sayfa 250 de şöyle demektedir:

"Okumak, sadece okumak. Okuyan insan, dünyanın aklına yaslar sırtını. O zenginlerin arkadaşları birkaç finansçı, üç beş holding yöneticisi. Üstelik içtenlikten her zaman şüphe duyulan ilişkiler içindeler. Oysa benim dostlarım dünyanın gelmiş geçmiş en akıllı ve en yaratıcı insanları: Aristoteles, Platon, İbn Rüşd, Faulkner, Homeros, Nietzsche, İbn Haldun… Bunları hangi maddiyatla tutabilirsin?”

Kitabın bazı yerlerinde gereksiz ayrıntıları bir türlü anlayamadım. Üç defa zile basmayı anlatmak, ardından setçe kapıya vurmak aklımda kalan gereksizlikler. Belki de bunlar gereklidir. Öyle ise başka türlü anlatılamaz mıydı? Sanki kitabı uzatmak için yazılmış yerler vardı… Sonuç olarak okudum, daha da kötülerini okumuştum. Darısı Seranad’a….
Kardeşimin Hikayesi
kitaba puan vermedi
4 beğen · 0 yorum

Fakat Müzeyyen 🌹

@buderinbirtutku

Aşk , bir uçurum kıyısında gözü bağlı yürümektir.. ♡
Kardeşimin Hikayesi
kitaba 10 verdi, inceleme ekledi.
23 beğen · 1 yorum
Semih Oktay (@semih-oktay)
! ? Acaba
13.06.17 beğen cevap

Kıymet Ceviz

@kiymet-ceviz

Onca sayfa okunur mu hiç ya? Özetlerine baktım.
Bunları söylerken kucağındaki iPad'i işaret ediyordu.
O zaman hayatı, aşkı, ölümü, felsefeyi, edebiyatı 140 karakterlik tweet'lerle ifade eden bir kuşakla konuştuğumu daha derinden kavradım. Aramızdaki uçurum kapanmayacak cinstendi.
Kardeşimin Hikayesi
kitaba 10 verdi, inceleme eklemedi.
20 beğen · 0 yorum

Nurdan Caliskan

@nurdancaliskan

Insan her seyi unutarak yasayabilirdi ama her seyi hatirlayarak yasayamazdi.
Kardeşimin Hikayesi
kitaba 8 verdi, inceleme ekledi.
19 beğen · 0 yorum

Soulfly

@ecemcoskun

Ne denir bilirsin : Denizler ötesine giden bir kişi... Yalnızca iklimi değiştirmiş olur , aklını değil !
Kardeşimin Hikayesi
kitaba 10 verdi, inceleme eklemedi.
16 beğen · 0 yorum

Fadime Eren

@fadimee

Hepimiz öleceğimizi biliriz ama öldürüleceğimiz aklımıza gelmez.
Kardeşimin Hikayesi
kitaba 10 verdi, inceleme ekledi.
16 beğen · 0 yorum

Benzer Kitaplar

8.6/10
1351 oy
Sence kaç puan almalı?
0