ara

Kardeşimin Hikayesi Konusu, Özeti ve Türleri

Ahmet Arslan, köpeğiyle birlikte sessiz ve sakin bir hayat sürerken katıldığı bir davet sırasında bir kadının öldürülmesiyle, sıradan olan hayatı bir anda değişir. Olayı araştırmaya gelen gazeteciye, kendisinin ve kardeşinin hayatını anlatmaya başlar.
Kardeşimin Hikayesi
Kardeşimin Hikayesi Kitabı Hakkında Genel Bilgiler
Kardeşimin Hikayesi, Zülfü Livaneli’nin çok satan kitabı Serenad’tan sonra yazdığı ve 2013 yılında basılan, aksiyon, gerilim ve aşk romanıdır.

Kitaplarını gündelik hayat içinde yazamadığını ve mutlaka bir yerlere gidip kendisini soyutlaması gerektiğini söyleyen Zülfü Livaneli, Kardeşimin Hikayesi adlı romanını yazmak için Tayland’ın bir köyüne gitmiş.

”Mantıksız geliyor ama o sabah uyandığımda tuhaf bir haber alacağımı biliyordum.” cümlesiyle başlayan roman daha ilk cümleden okurların ilgisini çekmeyi başarıyor.

Kardeşimin Hikayesi, her yıl düzenlenen Neokur Ödülleri’nde okurlar tarafından 2013 yılının en iyi aşk kitabı seçilmiştir.

Kardeşimin Hikayesi Kitabının Konusu
Bir davet sırasında işlenmiş olan cinayeti araştırmaya gelen gazeteci ile, davette bulunanlardan biri olan Ahmet Arslan'ın arasında geçen olaylar anlatılmaktadır.

Kardeşimin Hikayesi Kitap Özeti
Romandaki olaylar, İstanbul’un Çatalca İlçesi’nde bulunan Yalıköy’de geçmektedir. Köyde yaşanan bir cinayetin üzerine olayı incelemek için köye bir gazeteci gelir. Öldürülen Arzu Kahraman’ın bir arkadaşı olan gazeteci ilk olarak Ahmet Arslan’ın kapısını çalar. Emekli elektrik mühendisi olan Ahmet Arslan, köpeği Kerberos ile monoton ve sıradan bir hayat sürdürmektedir.

Ahmet Arslan, Arzu Kahraman’ın öldürüldüğü gece davette bulunanlardan biridir. Bu nedenle, Arzu’nun gazeteci arkadaşı ısrarla Ahmet Arslan’ın kapısını çalar ve kendisiyle görüşmek ister. Israra dayanamayan Ahmet Arslan, gazeteciyi evine alır. Görüşmeleri boyunca gazeteci, Ahmet Arslan’ın evinde misafir olur.

Gazeteciye karşı bir şeyler hissetmeye başlayan Ahmet Arslan, ona kendi hayat hikayesini anlatmaya başlar. Geçirdikleri bir kazada Ahmet, anne ve babasını genç yaşta kaybetmiştir ve dedesiyle yaşamaya başlamıştır. Ahmet, geçirmiş oldukları bu kaza yüzünden doku duyusunu kaybetmiştir.
Ahmet’in Mehmet adında bir kardeşi vardır. Ahmet, gazeteciye kardeşinin hikayesini anlatmaya başlar. Rusya’da beraber yaşarlarken, Mehmet Olga adlı bir kıza aşık olur. İş arkadaşları olan Ludmilla, Olga ile Mehmet’e çevirmenlik yapmaktadır. Ancak daha sonra Ludmilla, Olga’ya aşık olur ve Mehmet’i uzaklaştırmak için ihbar eder. Bunun üzerine Mehmet tutuklanır. Daha sonra kaldığı hücreye gelen bir adam sayesinde hapishaneden kurtulur.

Cinayeti araştırmaya gelen gazeteci, cinayeti unutmuş, kendisini Ahmet ile kardeşinin hikayesine kaptırmıştır. Bir gün Ahmet, köpeğinin yanında Arzu’nun kolyesini bulur. Svetlana adlı bebek bakıcısı katil zanlısı olarak tutuklanır. Fakat, kolyeyi bulan Ahmet, aslında cinayeti kimin işlediğini de bulmuştur. Kısa bir süre sonra Ahmet de ölü olarak bulunur. Ahmet’in ölmeden önce gazeteci kıza yazdığı mektup sayesinde katilin kim olduğu ortaya çıkar. Bu mektup, katilin kimliğinden başka, çok daha büyük bir sırrı da ortaya çıkaracaktır.
Kardeşimin Hikayesi kitabı Filmi çekilmesi gereken kitaplar listesinde yer almaktadır.

Kardeşimin Hikayesi - s41

Kendimi kimseye beğendirmek diye bir derdim yoktu ama yine de ince olmak iyi ve sağlıklı bir şeydi. Böylece daha uzun yaşayacağıma inanıyordum. Kendimi, yüz yaşına kadar sağlıklı yaşamaya hazırlıyordum. bunun için her gün kullandığım besin takviyelerini planlıyordum, internette bu konuda bilimsel makaleler okuyordum. Çünkü insanın hayattaki başlıca görevi kendine iyi bakması ve mümkün olduğu kadar uzun yaşamasıdır. Değil mi? (Moderatör)

Gül Ayan

@gul-ayan

- Zülfü Livaneli
8.6 (1312 oy)
Zülfü Livaneli uzun süre, sebepsiz, uzak durduğum bir Yazardı. Daha sonra 2008 yılında Mutluluk ve 2011 yılında Serenad romanlarını okudum. Yazarın üslubundan, net ifadelerinden, Türkiye’deki gerçeklerin anlatımından, benzer düşünceler paylaştığımızdan, etkilendiğimi inkar edemiyorum. Buna rağmen Livaneli’yi bir yazar olarak kendime yakın hiç hissedemedim.

Romanlarında temiz Türkçe kullanmasına ve rahat okunması yanında, kurguda ciddi boşluklar ve duyguların okura geçişinde sıkıntı olduğunu okuduğum son romanla daha net farkına vardım.

21 Temmuz 2013 tarihinde devrettim, Kardeşimin Hikayesi’ni, hikayeye dahil olamadığım gibi, aralarda köşe yazısı okuyormuşum hissine kapıldım. Livaneli, kitabında pek çok roman isimlerinden, yazardan, roman kahramanlarından, şarkılardan ( Via Con Me gibi), tanınmış isimlerden (Alvar Aarto gibi ) söz etmiş ve bu durumu abartılı buldum;Ben çok okudum, çok bilgiliyim, genel kültürüm çok farklı boyutta , diye haykırıyordu satırlar âdeta. Yazarımızın, bilgisine , kültürüne elbette ki saygım vardır, fakat kendini bu kadar kasması tuhafıma gitti. Bir roman, beni başka bir romana götürmesini seviyorum, ama Livaneli dozu kaçırmış ve arada bir, roman değil , edebiyat ödev kompozisyonu okuyormuşum gibime geldi. Demek istediğim,verdiği bilgiler konuyla ilgili bir köşe yazısında yakışabilirdi bir ihtimal, fakat romanda , biraz önce söz ettiğim gibi, Yazar âdeta entelektüel kimliğinin reklamını yapar gibiydi, en azından bana öyle geldi, oysa, gerçek entelektüellerin hep bir yanı mütevazılık olduğuna inanmışımdır.

Kardeşimin Hikayesi, bana hayal kırıklığı yaşattı…Zülfü Livaneli cinai roman yazmasın bana kalırsa. Her ne kadar, amaç cinai roman yazmak olmasa da, bu motif de, pek çok konu gibi havada kalmış. Aslında hikaye iyi başladı ve kitabın ilk sayfalar ilgimi çekmeye başardı…Ancak, sonrası tam bir fiyaskoydu.Bana eleştirmek düşmez elbette, anacak ben kitabı, edindim, okudum, çaba sarf ettim ve okur olarak, hissettiklerimi, kendim için yazıyorum.

Kardeşimin Hikayesi’nde pek çok boşluklar ve aceleye getirilmiş konular vardı, bir romandan beklediğim heyecanlı kurgu yoktu. Ahmet Arslan ve köpeği Kerberos dışında , diğer tüm roman kahramanları çok silikti ve hayalimde canlanamadılar. Hele Olga ve Lüdmila’yı hiç...

Livaneli, romanının yazılmasının başlangıç noktası bu cümle olduğunu söylüyor; “İnsanların duyguları olmasaydı her şey ne kadar kolaylaşırdı"
Bu imkansız olduğu için, romanında, Livaneli en güçlü duygulardan, aşkı, kendi bakış açısıyla anlatmayı hedeflemiş. “ "Aşk dünyadaki en tehlikeli, en öldürücü duygudur" diyor ve Ahmet'in Olga'ya karşı duyduğu tutkulu aşkı, daha doğrusu kara sevdayı anlatıyor, ancak hiç inandırıcı olmamış, daha doğrusu ben hiçbir şey hissedemedim okurken, oysa kara sevdanın, az çok ne olduğunu biliyorum.

Kardeşimin hikayesi özlü sözlerle dolu...Kitap okurken, aralarda serpilmiş bu sözleri bulmayı seviyorum, romanın kurgusu içinde yaşanan olaylarla desteklenmiş olurlarsa anlam kazanmış oluyorlar, oysa Livaneli bu konuda da abartmış, her konuda söyleyecek bir sözü var...

" Hiçbir şey kendiliğinden zehirli değildir; Zehri, yapan dozdur” demişti Pierre Rey. Bu sözü seviyorum, çünkü dengenin her konuda önemini çok güzel anlatıyor.

Kardeşimin Hikayesi'nde, Monte Kristo Kontu romanından izler bulmak, beni kitaptan iyice soğuttu.

Teoman'nı bir sözü geldi aklıma; "Eski şarkılarım, yeni şarkılarımı dövmeye başladılar". İşte bu durum bence çok acı.Bir sanatçının yarattığı eser bir öncekinden daha kötüyse, hem sanatçının kendisi için, hem de onu sevenler ve hayranları için, hayal kırıklığı…
Verdiği Puan: 2
4041 karakter
4 beğen · 2 yorum · kitap inceleme ·
Mehtap Ç. (@fulya68)
İncelemenizi çok beğendim. Çok derin ve doğru tespitler yapmışsınız. Zoraki okuduğum bir kitaptı. Yazarın kitaplarına bir türlü ısınamamıştım. Şİmdi nedenini daha iyi anladım :) 01.08.14
Gül Ayan (@gul-ayan)
Mehtap Hanım merhaba...Yeni okudum notunuzu. Çok teşekkür ediyorum. Kitaplar hakkında hisettiklerimi yazmayı seviyorum, beğendiğiniz için çok sevindim : ))) 17.09.14

Mustafa Kerem

@mustafa-kerem

- Zülfü Livaneli
8.6 (1312 oy)
Duygular olmasaydı hayat nasıl olurdu?
Ömer Zülfü Livanelioğlu 20 Haziran 1946 yılında Konya'nın Ilgın ilçesinde doğmuştur. Bilinen adıyla Zülfü Livaneli, müzisyen, senarist, politikacı, yönetmen ve yazardır. Türkiye'nin yakın tarihine başarıları ile damga vurmuş olan yazarın eserleri 34 dile çevrilmiştir.
Millet olarak bağrımızdan çıkan ender şahsiyetlerden olan Livaneli, 2002 yılında milletvekili seçilerek TBMM'de görev yapmıştır.
Müzisyen Kimliği ile uluslararası arenada bir çok ödül alan Livaneli'nin eserlerini dünyaca ünlü senfoniler seslendirmiştir.

Livaneli, Edebiyat Dünyasına hatırı sayılır bir çok eser kazandırmıştır.
Kardeşimin Hikayesi Romanını 2013 yılında okuyucu ile buluşturan yazar, daha önce yayınlamış olduğu eserler gibi bu romanında edebiyat dünyasına gönül vermiş insanların takdirini bir kez daha kazanmıştır.
Roman ''Duygular olmasaydı hayat nasıl olurdu?'' sorusunun üzerine kurulmuş. Daha doğrusu romanda başkarakter olan makine mühendisi Ahmet Bey üzerinden bu sorunun cevabı okuyucuya bir hikaye ile anlatılmaya çalışılmış.
Eserdeki olay İstanbul'un Çatalca ilçesinin Podima isimli bir sahil köyünde geçmektedir.
Emekli olduktan sonra İstanbul'un kalabalığından kaçıp Çatalca tarafındaki bu sakin köye yerleşip kitapları ve köpeği kerberos ile sakin ve dingin bir hayat süren Ahmet Bey psikolojik olarak garip bir insan tiplemesi ile karşımıza çıkmaktadır.
Ahmet Bey, insanlara fazla yakın durmayan ve duyguların gerçekliğini sorgulayan bir karakter olarak ilginç bir hastalığa (Daha doğrusu psikolojik bir takıntıya) sahiptir. Ahmet Bey yıllardır bir insana dokunmamış ve kimsenin dokunmasına da müsaade etmemiştir.

Bir sabah uyandığında çalan telefonda evine temizlik için gelen Hatice Hanım'ın telaşlı sesini duyar. Hatice Hanım telefonda üzgün ve telaşlı bir sesle aynı köyde yaşayan Arzu Kahraman adında zengin bir bayanın evinde öldürüldüğünü söyler.
Ahmet Bey'inde yakın arkadaşı olan Arzu Kahraman cinayeti etrafında şekillenen olay örgüsüne daha sonra İstanbul'dan gelen genç ve stajyer gazeteci de dahil olduktan sonra Ahmet Bey artık dönülemez ve önlenemez bir süreç içerisine girmiştir.

'' Aşk dünyanın, en tehlikeli, en yıkıcı ve en öldürücü duygusudur.''

Gazeteci genç bayan İstanbul'dan Arzu kahraman cinayeti için gelmiştir ama bir müddet sonra karşı konulamaz merakı sayesinde Ahmet Bey ve kardeşi Mehmet Bey'in hikayesine kendisini kaptırmıştır.
Roman, ikiz kardeş olan Ahmet ve Mehmet'in hikayesinin anlatılmaya başladığı evreden sonra ağırlıklı olarak psikolojik çözümleme, karakter tahlilleri ve aşkın yıkıcı etkileri üzerinden devam etmektedir.

Zülfü Livaneli romanın satırları arasına adeta sanatçı kimliğinden dökülen bilgi ve estetik kırıntılarını, olayı boğmayacak şekilde başarılı bir anlatımla serpiştirmiş.
Makine Mühendisi olan Ahmet Bey'in yaşadığı duygusal süreçlerin ismini koymayan yazar bu adlandırmayı daha çok okuyucuya bırakmış.
Livaneli'nin romanda yer alan karakterlerin psikolojik durumlarını tasvir edişi gerçekten çok başarılı, duyguların jest ve mimiklere yansımasını ustaca yakalayan yazarın bunu eğlenceli benzetmelerle aktarması anlatıma daha neşeli bir hava katmış.

Romanın sonunda katilin Svetlana çıkmaması insanların hüküm vermede nasıl ön yargılı davrandığını ispatlar nitelikte bir saptamaydı.

Ahmet Bey'in kendi hayal kırıklıklarını ve acılarını kardeşi Mehmet üzerine yüklemesi ise romanın en ilginç ayrıntısıydı.

Genel olarak okurken sıkılmadığım, gayet akıcı, karakter karmaşasından uzak, bizim değerlerimizi taşıyan ve duyguların sorgulandığı bu nitelikli eseri okumanızı tavsiye eder, saygılarımı sunarım.

Başka bir incelemede buluşmak dileğiyle...

Mustafa KEREM
Verdiği Puan: 8
4010 karakter
5 beğen · 8 yorum · kitap inceleme ·
Emin Aydın (@kursun-asker)
İncelemeniz için verdiğiniz emeğe saygı duyuyorum ancak fazla detaylı ( kitabı okumamış biri olarak bir inceleme değil de özet okuduğumu düşündüm). Bir de şunu sormadan geçemem, Ahmet Bey makine mühendisi mi inşaat mühendisi mi? 19.01.16
misafir
Tespitinizde haksız sayılmazsınız. :( 19.01.16
misafir
Ahmet makine mühendisi, kardeşi Mehmet ise Elektrik mühendisi. 19.01.16
misafir
Romanda Ahmet Bey Rusya'da Türk bir firmanın yapmakta olduğu inşaatın şantiyesinde mühendis olarak çalışmaktadır. 19.01.16
misafir
Öncelikle affınıza sığınıyorum. Ben de öyle çok iyi incelemeler yazan biri falan değilim. Ama yine de incelemeniz hakkında bir yorumda bulunmak istedim. İnceleme faydalı bence, kitapla ilgili kısımların çok olduğunu da düşünmüyorum açıkcası fakat baştaki detaylı yazar bilgisi ne kadar gerekli, şüpheliyim. Özellikle zaten ülkemizde çok ünlü olan bir yazar sözkonusu olunca hiç gerek yok. Kitabın genel konusu ve sizde yarattığı duyguları paylaşsanız yeterli olurdu kanımca. 19.01.16
misafir
yorumlarınız benim için değerli, göz önünde bulunduracağım inşallah. 19.01.16
misafir
Teşekkür ederim. @kursun-asker , @samsa 19.01.16
Emin Aydın (@kursun-asker)
Bu kısmı yeni okudum,yani benim incelememe yazdığınız eleştiriye cevap verdikten sonra, bu yüzden size biraz fazla yüklenmiş olabilirim kusura bakmayın :),bundan sonra incelemelerinizi takip etmeye devam edeceğim aynısını sizden de bekliyorum, iyi incelemeler 19.01.16

Semih Oktay

@semih-oktay

- Zülfü Livaneli
8.6 (1312 oy)
2016/35/330 Sayfa - KARDEŞİMİN HİKÂYESİ - Zülfü Livaneli
KARDEŞİMİN HİKÂYESİ

Zülfü Livaneli;Doğan Kitap;150'inci baskı 2014;330 Sayfa (6) (29.05.2016)

Devrettim Zülfü Livaneli'nin KARDEŞİMİN HİKÂYESİ başlıklı romanını.Yıllarca öncesine gittim Yazarımızı okuyorken.Karlı Kayın Ormanında şarkılarını söylediğimiz o geçmiş 1979,1980,1981 yıllarına gittim.O yıllarda şarkıları dolayısıyla pek sevdiğim Zülfü Livaneli'nin kitaplarını okumak hiç istemedim bu günlere kadar.Neokur'dan Cansu arkadaşımın en sevdiği romanlar arasında işte bu Kardeşimin Hikâyesi olduğunu duyana kadar sürdü bu tutumum...İyi ki okumuşum zira bundan başka Livaneli romanı okuyabileceğimi sanmıyorum.İlk ve son olacak okuduğum bu kitabı Zülfü Livaneli'nin...Kitabı okuyacak olanlar veya buna niyetlenenler bundan sonrasını okumasın!

Kurgu ile alakası pamuk ipliğine bağlı olan bir "katil" çıkıyor sonuç bölümünde.İlk fiyasko bu değil elbette.

Herhangi bir eser hakkında:"Katili hiç tahmin edemedim." sonucu okuyucular arasında çoğunlukta ise, bu eserin illa ne kadar başarılı olduğunu göstermez.Bu romanda olduğu gibi 'kötü'dür bunu demiş olmak...

İkiz kardeşi ölmüş,kimseye el sürmeyen,garip tavırlı bir kişinin amacının ne olduğu anlaşılamıyor.

Gazeteci kızın,hem de epeyce genç bir kızın bu garip tavırlı adamın evinde yatıya kalması pek sudan bir sebebe bağlanıyor.Bu sudan sebep,,,kızın,ikinci üçüncü gecelerde yatıya devam ediyor olmasına da mı sebep oluyor? Hiç inandırıcı değil...

Rusya'da ucube bir nedenle hapse atılan adamın bu kadar uzun süre orada kalması inandırıcı değil.

Sekreter kızın lesbiyenlikle açıklanamayan bu tutumu kurguda hiç olmazsa bir nebze de olsa okuyucuya kahramanı kendi ağzından itiraf etmeden önce ipucu verilmeliydi ki kurgu yerine otursun.Pat diye sekreter kızın Olga'ya âşık olduğunu okuyoruz!

Altı puan mı vermiştim? Çok olmuş ya neyse.Sıcağı sıcağına heyecandan işte böyle fazla puan verdiğim de oluyor...

Başlığa KARDEŞİMİN HİKÂYESİ diyerek okuyucuyu kandıran (en azından beni) Livaneli'yi bir daha okumayacağım.

Pazar,29 Mayıs 2016
Verdiği Puan: 6
2218 karakter
14 beğen · 2 yorum · kitap inceleme ·
Cihan Yıldız (@cihan-yildiz)
Herkesin 9-10 puan verdiği bu kitaba yapılan olumlu yorumları gördükçe kendi kendime hayıflanıyordum, ta ki senin yorumunu görene kadar. İlkokuldaki öğrencilerin yazdığı hikayelerden birini Livaneli derleyip kendi hikayesi gibi bize mi yutturuyor, anlamadım. Bu kadar zorlama bir kurgu hatırlamıyorum. Böyle bir kitapla Livaneli okumaya başlaman talihsizlik olmuş. Yazarın, Serenad adlı kitabını oldukça beğenmiştim. 11.11.16
Semih Oktay (@semih-oktay)
Haklısın galiba Cihan.Kitabı okuduktan sonra SERENAD başlıklı romanını okumamı öneren arkadaşlarımız oldu.Çok sevdiğim,şarkılarını çok sevdiğim Livaneli'den soğudum KARDEŞİMİN HİKÂYESİ gibi kötü kurgulu bir romanını okuduğum için.Sağ ol önerin için.Aklımın bir köşesine yazdım Serenad kitabını... 11.11.16

1234

@ercandurak

- Zülfü Livaneli
8.6 (1312 oy)
İlk defa yazarın bir kitabını okuyorum, yazarın edebiyat üzerine ödül aldığını biyografisini okuyunca öğrendim. Hangi kitaplarından dolayı ödül aldığını bu incelemeyi yazdığım sırada araştırmış bulunmadığım için bilmiyorum. Nedense ödül almasına şaşırdım. Benim yazarı sevmediğime dair bir kanıtım yok lakin önyargım var diye düşünüyorum. Arkadaşımda bu kitap ve seranad romanı mevcuttu ve özellikle seranad romanını heyecanla bana aktırıyordu. Ben kitaplar hakkında hiç bir fikrim olmadığı halde soğuk bir yaklaşım gösteriyordum arkadaşımın anlattıklarına.

Neyse sonunda kardeşimin hikâyesini okuyarak başladım. Kitabın yarısına geldiğimde hiç tatmin olmadığımı söyleyebilirim. Edebi olarak ben bir şey bulamadım. Felsefe eğitimi almış birisinden daha farklı metinler beklerdim açıkçası. Son bölümlere doğru anlatılan hikâyenin sürprizleri dışında kitaptan aldığım tek bir şey vardır. Yazar sayfa 250 de şöyle demektedir:

"Okumak, sadece okumak. Okuyan insan, dünyanın aklına yaslar sırtını. O zenginlerin arkadaşları birkaç finansçı, üç beş holding yöneticisi. Üstelik içtenlikten her zaman şüphe duyulan ilişkiler içindeler. Oysa benim dostlarım dünyanın gelmiş geçmiş en akıllı ve en yaratıcı insanları: Aristoteles, Platon, İbn Rüşd, Faulkner, Homeros, Nietzsche, İbn Haldun… Bunları hangi maddiyatla tutabilirsin?”

Kitabın bazı yerlerinde gereksiz ayrıntıları bir türlü anlayamadım. Üç defa zile basmayı anlatmak, ardından setçe kapıya vurmak aklımda kalan gereksizlikler. Belki de bunlar gereklidir. Öyle ise başka türlü anlatılamaz mıydı? Sanki kitabı uzatmak için yazılmış yerler vardı… Sonuç olarak okudum, daha da kötülerini okumuştum. Darısı Seranad’a….
1867 karakter
3 beğen · 0 yorum · kitap inceleme ·

duygu keles

@duygu-keles

- Zülfü Livaneli
8.6 (1312 oy)
Aslında biraz daha erken bir süre içerisinde bitebilirdi lakin , kurs ödevlerim- sınavım , kişisel meseleler ve sıcaklığı da ekleyince ,bitirmem azıcık geç oldu .
Zülfü Livaneli ,üstad , gene yapmış yapacağını , sayfaları döktürmüş resmen . Kitabı okurken zaman kavramı ortadan kalkıyor ve siz o olayların içerisinde kendinizi buluyorsunuz , kitap cidden çok akıcı .

Ve her sayfa da acaba ne olacak merakıyla okuyorsunuz . Ve bu kitap hiç beklemediğiniz ya da tahmin edemeyeceğiniz sürprizlerle dolu . Yazar beni kendisine bir kere daha hayran bıraktı .
Kitabın konusuna gelecek olursak ; Arzu adlı bir kadının bir gün bir davet sonrasında, esrarengiz bir biçimde öldürülmesi , bu ölümün arkasında neler olabileceği merakıyla Podima adlı bir köye bir gazetecinin gelmesi , olayları araştırmak istemesi ve Ahmet Bey’den olayı aydınlatacak bilgiyi ona aktarmasını istemesi , Ahmet Bey’in bildiklerini aktarması , aktarırken bir hikayeyi de – kardeşinin hikayesini- anlatması ve bunun akabinde gelişen olaylar , süper bir şekilde aktarılmış .

Yorum yazarken kelimelere dökmekte zorlanıyorum , çünkü anlatılmaz okunur dedirtecek bir kitap oldu benim için. Film tadındaydı .

Ve bu kitabı bana hediye eden arkadaşıma çok teşekkür ederim .O kendisini biliyor .

Bu kitabı okuyun ,cidden okuyun .İçinde tüm güzellikleri (aşkı , sevgiyi , dostluğu , aile bağlarını , polisiyeyi vb ) barındırıyor .

Son bir cümle daha , “ ZÜLFÜ LİVANELİ’NE “ bu kitabı yazdığı için ve “ DOĞAN KİTAP’TA “ bu kitabı çıkardığı için çok ama çok teşekkürler .Saygılarımla
Verdiği Puan: 10
1725 karakter
3 beğen · 0 yorum · kitap inceleme ·

Kardeşimin Hikayesi Kitabı Galerisi

Kardeşimin Hikayesi Kardeşimin Hikayesi Kardeşimin Hikayesi Kardeşimin Hikayesi Kardeşimin Hikayesi

Fakat Müzeyyen .

@buderinbirtutku

Aşk , bir uçurum kıyısında gözü bağlı yürümektir.. ♡
- Zülfü Livaneli
8.6 (1312 oy)
23 beğen · 0 yorum · alıntı ·

Kıymet Ceviz

@kiymet-ceviz

Onca sayfa okunur mu hiç ya? Özetlerine baktım.
Bunları söylerken kucağındaki iPad'i işaret ediyordu.
O zaman hayatı, aşkı, ölümü, felsefeyi, edebiyatı 140 karakterlik tweet'lerle ifade eden bir kuşakla konuştuğumu daha derinden kavradım. Aramızdaki uçurum kapanmayacak cinstendi.
- Zülfü Livaneli
8.6 (1312 oy)
20 beğen · 0 yorum · alıntı ·

Nurdan Caliskan.

@nurdancaliskan

Insan her seyi unutarak yasayabilirdi ama her seyi hatirlayarak yasayamazdi.
- Zülfü Livaneli
8.6 (1312 oy)
19 beğen · 0 yorum · alıntı ·

Soulfly

@ecemcoskun

Ne denir bilirsin : Denizler ötesine giden bir kişi... Yalnızca iklimi değiştirmiş olur , aklını değil !
- Zülfü Livaneli
8.6 (1312 oy)
15 beğen · 0 yorum · alıntı ·

Fadime Eren

@fadimee

Hepimiz öleceğimizi biliriz ama öldürüleceğimiz aklımıza gelmez.
- Zülfü Livaneli
8.6 (1312 oy)
14 beğen · 0 yorum · alıntı ·
0
Yeni kitabım Kardeşimin Hikayesi. Bakalım nasıl? @neokur