up
ara
profil foto

Bir Bilim Adamının Romanı - Mustafa İnan

Bir Bilim Adamının Romanı - Mustafa İnan Konusu ve Özeti

Bir Bilim Adamının Romanı - Mustafa İnan
Korkuyu Beklerken kitabının da yazarı Oğuz Atay tarafından kaleme alınan Bir Bilim Adamının Romanı - Mustafa İnan kitabı Biyografi, Roman (Yerli) türünde okuyucusu ile buluşuyor. İletişim Yayınevi yayınevinden 2016 yılında 9789754700671 isbn kodu ile kitapçılarda satışa sunulan Bir Bilim Adamının Romanı - Mustafa İnan isimli kitap 280 sayfadan oluşuyor. Kitap Hiç Unutamayacağım Dediğimiz Kitaplar listesinde de yeralmaktadır. Bir Bilim Adamının Romanı - Mustafa İnan kitabını okuduysanız mutlaka oyunuzu, kitap incelemelerinizi ve alıntılarınızı bekliyoruz. Neokur kullanıcıları fikirlerinizi merak ediyor!
Yazar:
Yayınevi: İletişim Yayınevi
ISBN: 9789754700671
Sayfa: 280 sayfa Basım Tarihi: 2016
Ülkemizde pek benimsenmemiş bir dalda, biyografik roman türünde, Oğuz Atay'ın, kendine özgü üslubu ve kurgusuyla, kendi hocası da olan Mustafa İnan'ı anlatışı. Bir halk çocuğunun uluslararası ün sahibi bilim adamı oluşunun zorlu serüveni sergilenirken toplumsal eleştiri kalıplarının da zorlanışı. İnan'ın yaşamından kesitler veren fotoğraf albümüyle birlikte.
Deniz Topaloğlu

Deniz Topaloğlu

@deniztopaloglu

Akademi Eski Yunanca “Akademia” sözcüğünden türemiş olup, Eski Atina yakınında bir koruluğun adıdır. Eflatun'un (MÖ 429-347) bu yerde kurduğu felsefe okulu" özel adından türetilmiştir. O gün bugündür akademi “bilimsel kuruluş”, “yüksel okul” anlamında kullanılagelir. Eflatun’un felsefe okulunun sırtını dayadığı o koruluğun semaya doğru bir kalem gibi uzanan gür ağaçlarının gölgesi artık,insanlığın geleceğinin şekillendirildiği,evrene ait olan her ne varsa ortaya saçılıp tek tek her biri üzerinde geleceğe ilişkin daha yaşanılabilir güzelliklerin ortaya çıkarılmasına dair estetik ameliyatların yapıldığı bol oksijenli ,rahat, stresten uzak,keşfediyor olmanın huzurunun ve esrikliğinin doğup yayıldığı ışık oyunları ile gölgelerle menevişlenen bir bilim vahası olmaktan çok artık kuytuluklarında insana,yaşama ve evrene dair var olan bütün bakir güzelliklerin ırzına geçildiği bir kuytu bir kerhane-yada kârhane- haline gelmiş; akademinin olmazsa olmazları akademisyenler ise evrensel bilgiyi, bezirganların kâr fantezilerine uygun bir makyaj ile alaylı pullayan, piyasa dünyasının mütecaviz yataklarına süren birer akademya “mama” sı haline gelmiştir.

Akademi ile piyasa arasındaki bu şehvetli cima hali; Avrupa’da özellikle 19. Yüzyılda bir tepki olarak “aydın sınıfını” ortaya çıkarmışsa da, bir çok yerde özellikle ülkemizde bu ilişkinin sonucu “akademinin namusunu” sonsuza dek kaybetmesine yol açacak “fiili livata” ile sonuçlanmıştır. Siyaset ve piyasa dünyası ile aykırı,sıra dışı kösnül bir fiili livata durumu yaşayan akademinin meyvesi, haliyle bir aydın peyda etmekten çok, televizyon ekranlarında boy göstermeye bayılan,bir popüler kültür ikonu haline dönüşen, pazarlama denilen sahtekarlığın bütün verilerini hoyratça kullanan bir şovmen, bir “kuşum aydın” olarak dünyamıza zuhur eder.

Bir aldatma aracı olarak kullanıp arkasına saklandıkları süslü akademik unvanlarını her fırsatta isimlerinin önüne eklemeyi ihmal etmeyen bu sınıf, uzayda serbestçe dolaşan, gözümüzün önünden ayrılmayan,yaşamla birlikte hareket eden, bir an olsun yanı başımızdan ayrılmayan ama farkına varamadığımız evrensel bilginin örtüsünü kaldırıp bütün evrenin hizmetine sunmak yerine, bu bilgiyi ticari bir meta haline dönüştürünceye kadar gizleyen,örten; şartlar olgunlaştığında piyasa denilen kurt sofrasına süren evrensel nitelikli bir hırsız; aynı zamanda bu düzenin devamından çıkarı olan bezirgan çetesine, boyunlarından eksik etmedikleri yularlar ve akademik unvan takviyeli semerleri ile toplumsal rıza üreten birer eşektirler.

Mustafa İnan bir bilim adamıdır. “Tohumların fidana,fidanların ağaca,ağaçların ormana dönmesi” gerektiğine inanan bir bilim adamıdır. Batı’ dan ağaç ithal edip bir orman oluşturulamayacağı inancındadır. Gelenekleri ve sistemi ülkemizin kültürel iklimine uygun bir akademi ormanı kurmak için yapılması gereken, acele ile toplama bir orman oluşturmak yerine , “sabırla küçük halkaları birbirine ekleyerek” (s.89) akademik bir sistem oluşturmak gerektiğine inanmaktadır. O sistemin belirli ve bilinen bir gayesi olmalıdır. Bir gelenekten beslenmeyen bilim, köklerini kaybetmiş bir bilim akıntıya kapılmış bir tekne gibi hangi limana demir atacağı tesadüflere bağlı olan bir bilimdir. Oysa bilim de tesadüflere yer yoktur,bir plan ve program çerçevesinde çizilmiş bir hedefe doğru bilinçli bir yolculuktur.Onun için bilimin amacı yine bilim olmalıdır.Devamlı sistemli ve programlı bir şekilde hedefe yönelecek, yolculuk esnasında yeni yol arkadaşları edinecek ve yeni yolların ve evrensel bilginin izini sürebilecek ve bunu geleceğe taşıyabilecek yeni bilim çilecileri yetiştirmek gereklidir. Bu özveri gerektiren çileli bir yolculuktur; bu yolculukta sizi yolunuzdan alıkoyabilecek onlarca tehlike, cazip seraplar ve kandırıcı halüsinasyonlar vardır. Mustafa İnan bu seraplara kapılanlara, “ilmi ve teknik sahada hizmet edebilecek kimselerin, ilmi başka işlerde kendilerine basamak yapmalarına çok kızardı. Erken emekli olarak unvanlarının yardımı ile piyasada kendilerine yer yapmak isteyenlere,sırf para kazanmak için genç yaşta emeklilik isteyerek şirketlere girenlere de içerlerdi” (s.231) O, vatan-millet-sakarya’nın bir edebiyat haline gelmediği, vatanın çek defterleri ve kasaların içindekilere dönüşmediği,sözün yere düşmediği bir dönemin bilim adamıdır.
1 beğen · 0 yorum
zeyrek

zeyrek

@zeyrek

1911–1967 yılları arasında yaşamış mekanik alanında yeni bir ekol oluşturmuş, ülkenin en zorlu koşullarında paraya pula tamah etmeden ülkesine hizmet etmenin peşinden koşmuş bir adam: Mustafa İnan.

Adanalı Mustafa, taşralı... Devlet bursuyla yatılı okullarda okumuş ve devlete karşı vefa borcunu hiçbir zaman unutmamış. Birçok arkadaşı müteahhitlik gibi daha para kazandıran işlere yönelirken o inatla üniversitede kalarak geçim sıkıntısı içerisinde bir hayat sürmüş. Yine de arkadaşlarını suçlamıyor. Devletin bilim insanını paraya muhtaç edişini kabullenemiyor bir türlü. Düşünen insanın ülkedeki değerinin bu kadar az oluşuna hayıflanıyor.

Mustafa İnan her alanda meraklı, araştıran okuyan ve herkesi bilgilendirmek, uyandırmak için delice çaba sarfeden bir adam. Ama yine de anlayanı az, hayranı çok oluyor. Düşünme sanatı diye bir şeyden bahsediyor düşünme tembeli insanlara. Dünyada en çok enerji harcanan iş olduğunu söylüyor bunun ve bizim en büyük eksiğimiz olduğunu.

Doktorasını İsviçre'de yapıyor. Kalması yapılan ısrarları geri çeviriyor. Ülkesine hizmeti önceliyor hep. Ama kalın kafaları laf anlatmak çok da kolay olmuyor. Ömrünün sonuna doğru ümidi de azalıyor ama çaba harcamaktan vazgeçmiyor.

Oğuz Atay, Mustafa İnan'ın öğrencisi. Hocasının yarattığı ekolü hayranlıkla seyredenlerden. Bu kitabı yazabilecek belki de en doğru insandı Oğuz Atay.
Bu kitabı okurken taşradan gelen bu adamın ufkunun ne kadar geniş olduğunu görünce hayret ediyor insan. Ama mevzunun hayatında temel teşkil eden "tolerans" düşüncesincesiyle çok bağlantılı olduğu anlaşılıyor. Herkesten öğrenecek bir şeyler buluyor.

Bu kitabı okuyun, okutun... Belki birilerine ışık olur, ümit olur. Umuyorum ki olur. Çünkü bu ülkede artık bir şeylerin değişmesi gerekiyor Mustafa İnan gibilerin hatrına da olsa.
6 beğen · 4 yorum
Semih (@sc)
Merak ettiğim bir kitap, hele ki Oğuz Atay sevdiğim yazarlar arasına girdikten sonra. Konusu itibarı ile de ayrıca çok dikkat çekici. Zaten Oğuz Atay'ın memleket meselelerine yaklaşımı diğer kitaplarında da insanı etkiliyor. İnşallah en kısa sürede okuma fırsatı bulurum. Çok güzel bir inceleme olmuş, elinize sağlık.
24.05.18 beğen 3 cevap
Gülşah Sönmez (@gulsahsonmez)
Kitabı ben de okumuştum, ama tekrar tekrar okunmalı dedim sizin incelemenizi okuduğumda. İnceleme çok güzel olmuş. Emeğinize sağlık @zeyrek
25.05.18 beğen 3 cevap
Barış Altınbıçak

Barış Altınbıçak

@barisaltinbicak

Hem bilim hem biyografi... Gözünüz korkmasın sıkıcı değil. Okuyana fazlasıyla bir şeyler katıyor.
Başlamaya bir anda karar verdiğim bir kitap. İsmi korkutucu ve kitabın ağır olduğu izlenimini yaratıyor ama çok az bölüm dışında beyniniz yorulmuyor. Yoran bölümler bilimsel açıklamalara detaylı şekilde değinen bölümler. Eğer ilginiz yoksa biraz sıkılabilirsiniz o bölümlerde.

Kitaba başlamadan önce Mustafa İnan ismini duymamıştım bile. Okudukça büyük hayranlık kazandım. Bir insan kendini bu kadar ülkesine adayabilir mi, bu kadar idealist olabilir mi diye kendinize soracaksınız.

Fizik ve matematikten hiç haz etmememe rağmen Oğuz Atay’ın kendine has anlatımının da etkisi olsa gerek kitaptan zevk aldım. Ve kitabın bana aşıladığı en güzel şey: Önemsiz bilgi yoktur, her bilginin işe yarayacağı bir mecra vardır. Bu kitap sayesinde bir sürü fizik ve matematik terimi öğrendim ve yine bu kitap (Mustafa İnan) sayesinde, öğrendiğim ve benim alanım ile hiç ilgisi olmayan bu terimleri gereksiz bulmuyorum. Fotoelastisite, Mukavemet ve Tatbik-i Mekanik gibi terimler ilk sırada geliyor. Çok yönlü kişiliği örnek alınması gereken bir bilim adamı.

Mustafa İnan’ın beni en çok etkileyen yönü, mekanik ile uğraşırken aynı zamanda sanat ve edebiyat ile sıkı bir ilişki içinde olmasıydı. Divan edebiyatına tutkusu beni benden aldı diyebilirim. Girdiği her ortamda sevilmesi ve baş köşeye konulması, bu çok yönlü kişiliğinden kaynaklanıyor. Kitaptan herkesin genel olarak çıkartması gereken, bilim adamlarına daha fazla önem verilmesi daha fazla ödenek sağlanması gerektiği. Şu futbola yapılan yatırımın bir kısmını bilim adamlarımız için yapmalıyız. Eğer gelişmek istiyorsak..
5 beğen · 0 yorum
Betül Zeyrek

Betül Zeyrek

@betulzeyrek

Otobiyografik bir eser. İnsan adını duyunca bile bazen okumamak için bahneler uydurabiliyor kendine. ilk beğenerek okuduğum Otobiyografik eser NFK nın 'O ve Ben' olmuştu bayılmışım. Üstadı tanımıştım. Şu an gerçekten OğuzAtay kalemi diye bir ekol olsa olur diyorum. Anlatımı, kalemi harikulade. Mustafa inanı gerçekten şahsi olarak tanıyabiliyorsunuz. Keşke onun döneminde yaşayıp ondan bir kere ders dinleyebilseydim diyorum. Biride çıksa sadece düşüncelerini, fikriyatını yazsa demedim değil. .

eseri okudukça bu nasıl bir vatan, millet aşkıdır dedim. Biraz daha yaşamış olsaydı, ömrü olsaydı gerçekten çok ciddi eserler, buluşlar bırakabilirdi. Öğrencisi olarak hocası Mustafa inanı anlatmak zor olsa da çok teferruatlı bir anlatımla karşılıyor eser bizi. Mustafa inanın doğumundan, çocukluğundan, gençliğinden, hem öğrenci hem öğretmen olma serüveninden dem vuruyor. O dönemlerinde dahi iaanların ilgisini çekip, babasının 'bu çocuk adam olmaz' cümlesini ters yüz etmiştir. Çünkü ülkesine faydalı, bilim insanı olmuştur Mustafa İnan. .

eğitimini yurt dışında tamamlamış, doktorasından sonra tüm kal ısmarlarına rağmen kalmamıs illede Vatan demiş geri dönmüştür. Ve yetiştireceği tüm öğrencilerine aynı ufku işlemiştir ince ince. Gidin ama geriye dönün, ülkenizde faydalı olun demiştir. İlk doktora öğrencisi yetiştiren bir profesördü İnan. Hem öğrenci olmus ders almıs hocalardan, hemde hoca oluğ ders anlatmış hocalarına. Bu nasıl bir zeka demeden alamıyor ınsan kendini. Anlatacak o kadr çok şey var ki, siz okuyun derim ben.
10 beğen · 4 yorum
Semih (@sc)
Güzel bir inceleme olmuş, elinize sağlık. Kitabı biraz daha merak etmeme sebep oldu. Oğuz Atay'ın kitap setini almıştım, kitap şu an rafımda ancak sırasını bekliyor. Şu anda okuduğum ise Tehlikeli Oyunlar. Hepsini üst üste okumak benim için iyi mi olur kötü mü, onun düşüncesi içerisindeyim. :) İnceleme için sağ olun.
04.03.18 beğen 2 cevap
BUKALEMUN (@karacurin)
Damdan düşme hadisesi hiç aklından çıkmaz sanırım!
05.03.18 beğen 1 cevap
Bir Bilim Adamının Romanı: Mustafa İnan
Bir insan kendini bu kadar ülkesine adar mı? Adar elbet.. Ama yalancı kurtuluşlarının destan haline getirildiği böyle bir zamanda bu kitabi okumak gerçekten çok üzüyor insanı.. Sizin gibi bir kaç tane daha kendini öğretmeye adamış profesörümüz olsaymış çok daha iyi yerlere gelirmişiz.. Bir sürü zorluk çekmiş hayatında ama yine de bildiği en doğru şeyi yapmaya öğretmeye devam etmiş.. Sadece bilimi değil tarihi, dili, edebiyatı, müziği öğretmiş herkese.. Kimseyi kırmadan incitmeden herkese toleranslı olarak yapmış bütün bunları.. Yurt dışında ne başarılar elde etmiş ama yinede ülkesine sırt çevirmemiş, verilen imkanları kibar bir şekilde reddetmiş.. Bunu şu an kaç Doktor/ Doçent/ Profesör yapar acaba?
Oğuz Atay bu kitabı neden yazmış 181. sayfasında anladım.. Nasılda güzel bir nasihat vermiş Mustafa İnan.. Bizi böyle biriyle tanıştırdığı için Oğuz Atay'a teşekkür ederim.. İlk Oğuz Atay kitabını bitirişim.. Geçen yaz temmuzda Tutunamayanlar'a başladım ama devam edemedim ama hala kitap aklımda. Gerçekten değişik bir tarzı var, yazar sizinle mi konuşuyor kendi kendine mi konuşuyor yoksa iki anlatıcı kendi arasında mı konuşuyor anlamıyorsunuz bazen.. Kesinlikle tavsiyem okuyunuz.. Böyle insanların var olduğunu bilmek hem insanı utandırıyor hem de mutlu ediyor..
6 beğen · 1 yorum
bir pesimist (@benkimimki)
bu kitap bana bir nevi vasiyet idi.. hatirlattiginiz icin teşekkür ederim.
29.08.17 beğen 1 cevap

Bir Bilim Adamının Romanı - Mustafa İnan - S41

S-41 kitabın 41. sayfasının ilk paragrafıdır. S41 Ekle
Mısra

Mısra

@yagmur88

Bana sorarsan, anlattıkları konularla öğrencilerinin canını sıkan hocalar, ders verirlerken kendileri de sıkılırlar.
ataç ikon Bir Bilim Adamının Romanı - Mustafa İnan...
kitaba 10 verdi, inceleme eklemedi.
8 beğen · 0 yorum
Nilüfer

Nilüfer

@ninu

İnsan öğrenmeden bu kadar cahil olamaz.
Cahilliğin bu derecesi pek basit olamaz
7 beğen · 0 yorum
Gülşah Sönmez

Gülşah Sönmez

@gulsahsonmez

"Herkes hafızasından, hafızasının zayıf olduğundan kolaylıkla şikâyet eder, fakat asla zekâsından yakınmaz. Bilmez ki hafıza, zekânın bir unsurudur."
5 beğen · 0 yorum
Nilüfer

Nilüfer

@ninu

İthal malı bilim olmaz demişti. Bu,ithal malı kafa olmaz demekti aynı zamanda. Bilim için de bir yerli malları haftası düzenlemek gerekliydi.
5 beğen · 0 yorum
İrem

İrem

@ireem907

" 'Dost aldırışsız, felek acımasız, devir kararsız / dert çok, dert ortağı yok, düşman zorlu, talih güçsüz' "
ataç ikon Bir Bilim Adamının Romanı - Mustafa İnan...
kitaba 7 verdi, inceleme eklemedi.
5 beğen · 0 yorum
432
KİTAP
Hiç Unutamayacağım Dediğimiz Kitaplar
Bittiğine üzüldüğümüz, hayatımızda derin izler bırakan unutamayacağımız kitapları paylaşıyoruz....
23
KİTAP
Kişiliğinizi, Hayata Bakış Açınızı Değiştiren Kitaplar
Bazı kitaplar vardır kişiliğinize, benliğinize yön verir ve şekillendirir. İşte kendinizi gerçekten geliştirebileceğiniz, siz...
547
KİTAP
Ölmeden Önce Okunması Gereken 1001 Kitap
Neokur üyelerinin katkılarıyla ortaya çıkmış olan, ölmeden önce okunması gereken kitapların toplandığı listedir. Ölüm de ner...
11
KİTAP
Anı, Biyografi ve Gerçek Hayat Hikayeleri
Kurgu karakterlerden sıkılan ve gerçek kişiler hakkında okumalar yapmak isteyenler için anı, biyografi ve gerçek hayat hikaye...
173
KİTAP
Türk Edebiyatının Mutlaka Okunması Gereken En Değerli Kitapları
Değeri hiçbir zaman azalmayan, Türk edebiyatının kült eserleri sayılabilecek nitelikteki en önemli Türk edebiyatı kitapları l...
ebru

ebru

@ebru967

 paylaşım fotoğrafı
Oğuz Atay’ın diğer eserlerinden farklı anlatım,farklı bir dil.netice biyografi tabii ki..okuması keyifli,akıcı..

Üstadın tek bir tarzı olmadığını,kendini biyografide de ispatladığını düşünüyorum haddimi aşarak.

Keşke çok yaşasaydı ve çok daha fazla okuyabilseydik.
ataç ikon Bir Bilim Adamının Romanı - Mustafa İnan...
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
5 beğeni · 0 yorum beğen ikon
sultan karataş

sultan karataş

@sultankaratas3

 paylaşım fotoğrafı
Türkiye değişmeli, insanlar bilimi öğrenmeli, yeni icatlar yapılıp kalkınmalı diyerek bir ömür bilim ile meşgul olan bir mühendisin hayatı ve muhteşem Oğuz Atay yorumu 👍🏻
ataç ikon Bir Bilim Adamının Romanı - Mustafa İnan...
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
13 beğeni · 0 yorum beğen ikon
zeyrek

zeyrek

@zeyrek

Bir Bilim Adamının Romanı  paylaşım fotoğrafı
Bir Bilim Adamının Romanı
"Yukarıdakilere kaç defa yazdım: asistan olmuyorlar, doçentlerim kaçıyor, şu geçim zorluğunu kaldırın dedim. Her yerde herkese söyledim: Düşünmek çok enerji isteyen bir iştir. Düşünmek çok zor bir spordur. Futbolcuların 'kondüsyon'u için bu kadar para harcanırken, bizleri neden kötü kondüsyona mahkum ediyorsunuz? Bizim de kulüpler kurup başımızın çaresine bakmamız mı gerekiyor? Evet bu kadar amatör çalışmamız yeter; biz de artık profesyonelliğimizi ilan etmeliyiz. Ben aylardır hastayım, üniversitedekilerin bile vaziyetimden haberi yok. Oysa bir futbolcunun bileği incinse gazetelere kocaman başlık oluyor bu haber. Anlaşılan bizim 'fizik kondüsyon'a ihtiyacımız yok. "
(Mustafa İnan)


*** Bu cümlelerin üstünden yaklaşık 60 yıl geçmiş. Ama bu kadar zamanda bir şey değişti mi? Kafa yapımız, değer verdiğimiz şeyler, maddi kaynaklarımızı sarfettiğimiz yerler değişmedikçe pek de bir ilerleme katedilemiyormuş demek ki... Bu 60yılda arayı gelişmiş ülkelerle o kadar açtık ki, belki o dönemlerde Mustafa İnan gibiler biraz olsun ciddiye alınsaydı... Övgü ve yüceltme dışında somut adımlar atabilseydik şimdi geldiğimiz nokta bu mu olurdu? :(
11 beğeni · 0 yorum beğen ikon