ara

Dolambaç

Dolambaç Konusu ve Özeti

Dolambaç
Çevirmen:
Yayınevi: Metis Yayınları
ISBN: 9789753429177
Sayfa: 200 sayfa
Adının Emilie olduğunu söyleyen Hollandalı bir kadın Galler'in kuzeyinde eski bir çiftlik evine taşınır. Kocasını ve eski hayatını terk edip gelmiştir buraya - ama neden? Neden ancak bir süreliğine kiraladığı bir çiftliğin bahçesini güzelleştirmeye adar kendini? Neden bucak bucak kaçar herkesten? Ve neden kaçmadığı tek kişinin -bir geceliğine çiftlikte konaklayan ve ardından kalmaya devam eden bir genç adamın- varlığı ona hem mutluluk hem acı, hem huzur hem de endişe verir? Kimin nesidir, nasıl bir kadındır bu "Emilie"?Her şeyi bir çırpıda anlatan bir roman değil Dolambaç; kafamızdaki soru işaretleri yavaş yavaş, "Emilie"nin eski hayatına dair hatıraları ve hâlâ Hollanda'da olan kocasının onu arama süreci sayesinde siliniyor, taşlar yerine oturuyor. Bakker, duygusallığa kaçmadan okurda güçlü duygular uyandıran, yalın cümlelerle en karmaşık durumları resmedebilen, karakterlerin iç dünyalarını ve ruh hallerini uzun uzadıya anlatmadan okura "hissettirebilen" bir yazar. Anlatımın sadeliğiyle içeriğin yoğunluğu keskin bir tezat oluşturuyor. Dolambaç da bu meziyetlerden nasibini fazlasıyla almış, son derece kendine özgü, içe işleyen bir roman.
Dolambaç kitabı Tüm Zamanların En Çok Satan Kitapları listesinde yer almaktadır.

Gürcan Öztürk

@gurcanozturk

Dolambaç, Hollandalı yazar Gerbrand Bakker’in son romanı. Ayrılmanın,bırakabilmenin ve kabuğundan çıkıp uçabilmenin anlatısı. Okuru yetişkin bir kadının labirentlerine sokup kitabın son sayfasına dek orada sessizce dolaştıran yazar, abartısız anlatımı ve süssüz diliyle yormadan, sıkmadan derdini anlatmayı başarıyor.
İsminin Emilie olduğunu söyleyen Hollandalı akademisyen bir kadının yaptığı bir hata yüzünden işini ailesini ve kocasını bırakıp Galler’in kuzeyindeki eski bir çiftlik evine taşınması kitabın temel meselesi olarak veriliyor.
Ancak bu kadının kim olduğu, isminin gerçekten Emilie olup olmadığı, kimseye haber vermeden gelip yerleştiği dağ başındaki bir çiftlik evinde bulunma sebepleri kitap boyunca yavaş yavaş sallamak suretiyle ince bir elekten geçiriliyor.
Bakker’ın metni için bu eleğin üstünde kalanlar ve altına dökülenler diyebiliriz. Zira okur’a çift taraflı bakış açısı yürütme şansını veren yazar roman boyunca takip ettiği izlek sayesinde bunu olayların içine başarılı bir şekilde yedirmeyi başarmış.
Kitabın Aralık ayına dek süren ilk bölümü boyunca Emilie’nin kendiyle hesaplaşması yavaş yavaş ortaya çıkan küçük sırlarıyla birlikte ait olduğu şeylerden kırılıp kopması ve savruluşunu inceliyor yazar. Kır hayatına yabancı olan karakterin aidiyetsizlik duygusu üzerinden ünlü şair Emily Dickinson ile aralarında ustaca parallelikler kuruyor. Romanın geneli boyunca Emilie’nin Dickinson dizelerine tutunarak içini kendisine açması, tutunacak hiçbir şeyi kalmayan kentli bireyin kendi gibi olana yönelişini gözler önüne seriyor.Tüm bunların yanı sıra roman şiir’i yüceltmesi bakımından da büyük önem arz ediyor.
Kitab’ın Aralık ayı bölümünden sonrasında ise çiftliğe tıpkı Emilie gibi bir anda yolu düşen,onun gibi ruhsal kayıpları olan Bradwen Jones isimli 20 yaşındaki genç erkek damgasını vuruyor. Başta yalnızlığına gölge düşüren bu genç adamdan korkan Emilie sonraları bir anda kendisini Bradwen ile yaralarını sararken buluyor. Emilie iyileşirken yazar okur’u kadının kocası ve ailesiyle tanıştırıyor. Eksik kalan parçaları yine gürültüsüz bir şekilde fark ettirmeden yerine oturtuyor. Emilie kendi sırlarından arınırken onların kirinden bir türlü kurtulamıyor…
Yazar Bradwen karakterini öyküye tam da Emilie’nin yalnızlığa alışmak üzere olduğu bir noktada dahil ediyor ve bu yolla kentli bireyin yalnızlığa olan özlemini ilginç bir şekilde baltalıyor. Emilie yalnız kalamayacağını,yalnız yapamayacağını anladıkça yazar amacına hizmet etmeyi başarıyor.
Öykü Emilie’nin bahçesinden birbir eksilen kazlar, göl ve porsuk imgeleri,kasaba doktoru ve çiftliğin eski sahibesinin yaşamı gibi küçük yan öykücüklere sahip. Bakker bu yan olayları yine ana hikayenin belli başlı noktalarına başarılı bir şekilde ilmeklemiş ve her küçük olaycık içinde ana karakterin ruhsal hayatını anlamayı daha da kolaylaştıracak büyük dipnotlar sunmuş.
Dolambaç çareyi uzaklaşmakta arayan bir kadının,sorunlarından yalnızlıkla kurtulacağına inanan kalabalıktan sıkılmış insanın romanı. Neden ve sonuçları çok kesmeyen bir metin. Zaten farkında olunan şeylerin tozunu attıran bir rehber. Sessiz hüznüyle ince ince şipleyen türden bir öykü.
Hafif bir jazz müzik, battaniye, kahve ve şömine eşliğinde şehrin kalabalığından ustaca uzaklaştıran bir sonbahar romanı… ilgililerine…
>>Gürcan Öztürk
Dolambaç
kitaba 10 verdi
1 beğen · 0 yorum

Ömer Aydemir.

@seyyah73

Yavaşlık.
Dolambaç adına uygun bir nitelikte roman. Ağır aksak seyrediyor, yavaş hiç acele etmeden ilerliyor. Sade bir roman. Yazar gereksiz tüm ayrıntılardan kaçınmış. Sizi Galler civarına götürüyor. Manzarası ve yaşam tarzını anlatıyor. Düğüm tıpkı Gordion düğümü gibi bir bilmecenin önüne oturtmuş yazar sizi. Bu düğümlerin bir kısmını çözmüş bir kısmını bırakmış sizin için. Bir kadın Galler bölgesine gelip kiraladığı evde kalmaya başlar. Bu ev bir çiftlik evi ve sahibi yakın zamanda ölü bulunmuş. Çiftlik ise tam bir hayvan insan karışımı bir oluşum. Bu ev gözler ve gönülden uzakta; istemediğin zaman kimsenin seni bulamayacağı bir noktada duruyor.
Kadın kendi hayatından kaçıyor. Bir sürü hatadan kaçıyor. Kimseye haber vermeden bir gün ansızın. Bir amacı yok burada olmasının daha çok düzenlemek derdi. İnsanlardan oldukça uzakta bir yerde kendine çeki düzen vermek. Ünlü şair Emily Dickinson’un şiirleri eşliğinde aktarıyor öyküyü yazar. Biraz zahmetli çünkü İngilizce şiirleri öylece bırakmış çevirmen; arkaya yazmış Türkçe karşılığını, açıp oradan okumanız gerekiyor. Bu şiirler ve doğa içinde kendi iç huzuru için iç dünyasını düzenleme işini bahçe düzenleme işi içine katıyor romanın kahramanı. Bu sırada hayatına giren nadir insanları da görüyorsunuz. Geri de bıraktıkları da boş durmayıp bu kadını arıyorlar. Hem eğlemlerinde hem düşüncelerinde hem de gerçek hayatta. Kocası ve ailesi de kendi ilişkilerini yani kadın ile olan ilişkilerini sorguluyor.
Kitap bir düz çizgide hafif salınan bir roman. Çok iniş çıkışlı değil. Bu noktada dili sade ve karakterleri az. Manzarası ise bol bir kitap. Okuması kolay bir kitap. Ama bu kadar kelime azlığı içinde duygu azlığı çektim kitapta. Mekanik bir yanı vardı. Duygular ve istekler hiç olmamış gibi ya da az olmuş gibi geldi bana. Biraz yavandı kitap. Keçiboynuzu çiğnediğimi hissettim okurken. Bir damla tat almak için bir sürü sayfa tükettim. Bir sürü kelimeyi sindirdim.
Keyifle okuyunuz diyemeyeceğim. Sabrınız ve zamanınız varsa okuyun.
Dolambaç
kitaba 6 verdi
10 beğen · 0 yorum

Dolambaç - S41

Geçici bir durum bu tabii. Ev boş değil. Sen memnun, ben memnun, emlakçı memnun. Ama durum her an değişebilir. Öne eğilip tabağı kendine doğru çekti. Alabilir miyim?
yağmurokyanus tarafından eklenmiştir.
212
KİTAP
Tüm Zamanların En Çok Satan Kitapları
Aşk, fantastik, polisiye, bilim kurgu ve diğer kitap türlerini kapsayan ve zirveyi kolay kolay kaptırmayan tüm zamanların en ...
246
KİTAP
Okunası ve Tavsiye Edilesi Kitaplar
Satırlarından kopamayacağınız, okumaktan kendinizi alamayacağınız, okuduktan sonra mutlaka bir arkadaşınıza tavsiye edeceğini...