ara

İstanbul Hatırası

İstanbul Hatırası Konusu ve Özeti

İstanbul Hatırası
İşlenilen cinayetler intikamı, arkadaşlıkları, hayat bağlarını sorgulatacak düzeydedir. Katiller son dakikaya kadar saklanmayı çok iyi başarmaktalar. Kim olduklarını asla tahmin edemeyeceksiniz.
Yazar:
Yayınevi: Everest Yayınları
ISBN: 9786051416601
Sayfa: 565 sayfa
Basım Tarihi: 2010
İstanbul Hatırası Kitabı Hakkında Genel Bilgiler
Ahmet Ümit'in 2010 yılında kaleme almış olduğu polisiye romanı, İstanbul tarihi hakkında pek çok bilgi içermektedir. Ahmet Ümit'in diğer romanlarında da yer vermiş olduğu ana karakterlerden birisi olan Başkomiser Nevzat, bu kitabında da bizlere eşlik ediyor.

Yazarın ünlü romanlarından seçilen en güzel alıntılara ulaşmak için Ahmet Ümit sözleri ve kitap alıntıları sayfasını ziyaret edebilirsiniz.

İstanbul Hatırası Kitabının Konusu
Birbiri ardına işlenilen seri cinayetler, Başkomiser Nevzat ve yardımcıları Zeynep ile Ali'ye İstanbul tarihi hakkında bilgi edinmelerini sağlayacaktır. Olaylar çözülmeye başlarken ise Nevzat, hayatını, arkadaşlarıklarını, pişmanlıklarını ve anılarını sorgulayacaktır.
Elbette ki katiller hiç beklemediğimiz kişiler çıkacaktır.

İstanbul Hatırası Kitap Özeti
Yardımcıları Zeynep ve Ali ile birlikte Başkomiser Nevzat, Sarayburnu’nda bulunan Atatürk heykelinin önünde elleri bağlı bir ceset bulur. Cesedin gözleri heykele çevrilmiş şekildedir. Elinde, Yunan harfleri ile İstanbul’un ilk adı yazan sikke vardır. Bulunan sikkede Byzantion yazmaktadır. Maktülün cüzdanı ve kırılmış cep telefonu olay yerindedir. Araştırmalar sonucunda maktülün 12 Ağustos 1959 doğumlu bir arkeolog olan profesör Necdet Denizel olduğu öğrenilir. Polisler cinayeti aydınlatmak üzere Necdet’in eski eşi ile iletişim kurarlar. Bir sonuç alamadıklarında Necdet’in eski eşinin sevgilisi ile de görüşürler. Namık Karaman, Çapa Tıp Fakültesi’nde cerrah olarak çalışmaktadır ve İstanbul’u Savunma Derneği’ne üyeliği bulunmaktadır. Eski eşi ve sevgilisi, Necdet’in ölümünden haberdar olmadıklarını söylerler. Polisler Necdet hakkında araştırmalarını devam ettirriken, ölümünden önce Byzantion ile ilgili araştırma yapmakta olduğunu öğrenirler. Katili bulmaya çalışırken diğer bir yandan da Byzantion hakkında çeşitli bilgiler öğrenirler.

Daha Necdet’in cinayeti aydınlatılamamışken, Çemberlitaş Sütunu’nun önünde yine avcunda bir sikke bulunan bir cinayet haberi daha alırlar. Maktül’ün avcunda Konstantin sikkesi bulunmaktadır. Maktül ise, 1950 yılı Riza doğumlu Mukadder Kınacı’dır. Kınacı, şehir planlamacısı olarak çalışmaktadır. Ceset, ok şeklinde bırakılmıştır ve bir yeri işaret etmektedir. Ceset morga gönderilir ve soruşturmalara devam ederler. Bu esnada Namık Kahraman’ın 12 Eylül döneminde iki polisi yaralamış olduğu ve polislerin birisinin oldukça ağır yaralandığını, kendisinin de kaçarken yaralandığını öğrenirler. Bu suç üzerine Namık, müebbet hapis cezası almıştır ama 10 yıl yattıktan sonra af kapsamında beraat etmiş olduğunu öğrenirler.

Komiser Nevzat ve yardımcılarının iki cinayetin sonunda ulaşabildikleri bilgi, kurbanların bir yerlerde katledildiği ve akabinde tarihi anlam ve önemi olan bir yerlere bırakıldıklarıdır. Maktüllerin avuçlarına sikke bırakılıp cesetlerin ok şeklinde kullanılması ise, bir sonra ki cesedin bırakılacağı yer hakkında ipuçları vermesidir. Polisler, Kınacı’nın ölümü hakkında araştırma yapmak üzere maktülün evine giderler. Kınacı’nın eşinden boşanmış olduğunu ve eşinin başka bir kadınla evlenmiş olduğunu öğrenirler. Başkomiser Nevzat, arkadaşları Demir ve Yekta ile görüşür. Yekta mimar ve şair olarak çalışmaktadır. Demir ise veterinerdir. Üç arkadaş, grubun dördüncü kişisi olan Handan’a aşık olurlar. Fakat, Handan Yekta ile evlenir ve Umut isminde bir oğulları olur. Umut ve Handan, üzerlerine yıkılan bir duvar altında kalarak hayatlarını kaybederler.

Katiller cinayetlerine hiç ara vermeden devam etmektedir. Üçüncü kurbanın cesedine Altınkapı’da ulaşılır. Gazetecilik yapan Şadan Duruca’nın cesedi üzerinde de Teodas sikkesi bulunur. Nevzat komiser ve ekibi, ipucu yakalamak için epey uğraşırlar fakat edindikleri bilgiler katillerin aynı kişiler olduğunu söylemelerine yetmez. Öldürülen kişilerin birbirleri ile olan ilişkilerini araştırırlar. Araştırma kapsamı tarikatçılardan sit alanında ki projelerine engel olmaya çalışan kişilere ve İstanbul mimarisini bozmaya çalışan kişilere kadar genişletilir. Ölenlerin hayatlarını kaybetmeden önce birbirleri ile tanıştıkları ortaya çıkar.

Dördüncü ceset ise Ayasofya’nın yan sokağına bırakılmış olarak bulunur. İstanbul’lu mimar Teoman Akkan’ın elinde de İmparator Jüstinyen’e ait bir sikke vardır. Yaptıkları araştırmalarda katillerin beyaz bir minibüs ile geldiğini ve cesetleri bıraktıkları görgü tanıklarınca öğrenilmiştir.

Beşinci ceset haberi Eski belediye başkanı yardımcısı Fazlı Gümüş’e aittir. Ceset, Fatih Sultan Mehmet türbesi yanına bırakılmıştır. Gümüş’ün elinde ise Fatih Sultan Mehmet için basılmış olan bir sikke bulunur. Polis ekibi bir sonra ki ceset yerini tahmin etmeye çalışmaktadır. Gazeteler de ilk sayfa haberi olarak cinayet haberleri yer almaktadır ve caniler de durmadan yeni cinayetler işlemeye devam etmektedir.

Altıncı ceset haberi Hukuk danışmanı olan Hakan Yamalı’ya aittir. Sikke tarihleri git gide günümüze yaklaşmaktadır. Yedinci cesedin nereye bırakılacağını artık tahmin eden Nevzat komiser ekibi ile birlikte olay yerine gider. Tüm cinayetleri işleyenlerin arkadaşları olan Demir ve Yekta olduğunu öğrenir ve bu cinayetleri işleme sebeplerini anlayamaz. Yedinci kurban turizm ile uğraşan Adem Yezdan’dan başkası değildir. Cesedi bıraktıkları esnada Demir’i yakalamaya çalışırırken, Demir ekipten bir polisi rehin alıp öldürmek ile tehdit eder. Demir bu esnada vurulup, etkisiz hale getirilir ve orada canını teslim eder.

Yekta’nın nereye kaçabileceğini tahmin eden Nevzat, yola çıkar. Yekta onu yanıltmamıştır, karısının ve oğlunun mezarının başındadır ve yaralıdır. Nevzat ve Yekta uzun bir konuşma yaparlar. Nevzat arkadaşını hastaneye gitmeye ikna edemez. Yekta kendi canına da kıyar. Nevzat komiser artık durumu çözmüştür. Demir ve Yekta, tüm cinayetleri intikam almak için işlemişlerdir. Hayata tutunma sebebi olan ailesinin ölümü ile ilgili bu kişileri suçlamaktadır. O kişileri tek tek bulup, sonra da kendi hayatına son vermiştir.
İstanbul Hatırası kitabı En İyi Polisiye Romanlar listesinde yer almaktadır.

Kemal DEMİRKOL

@kemal-demirkol

Güzel Bir Polisiye...
Kitabın konusuyla ilgili bilgiler içermektedir. ( Spoiler )

- İstanbul Hatırasından önce hiç Ahmet Ümit okumamıştım. Okuduğum ilk Ahmet Ümit romanıydı fakat son da olmayacak bundan eminim.

- Ahmet Ümit bir kitaba iki ayrı hikaye yüklemiş, birisi ön plandaki Komiser Nevzat ve bir polisiye vak'ası, diğeri ise arka planda kalan ama farkında olmadan insanı saran İstanbul Tarihi. Yazarın bu yönünü ve romanı bu şekilde kullanmasını çok sevdim.

- Diğer klasikleşmiş polisiyelere kıyasla tarihsel derinliği çok çok fazla. Tam bir tarih ziyafeti içeriyor. O güzel şehrin Byzantion olarak anıldığı dönemlerden günümüz İstanbul’una kadar geçirdiği evreler, dönemin olayları, karakterleri, eşsiz eserleri ve bir o kadar da eşsiz hikâyelerini anlatıyor. Tarihi mekânlar hakkında yazarın betimlemeleri çok harika. İstanbul'un tarihi mekânlarını da geziyorsunuz bir nevi okurken. Ya da gezip görmek isteyeceğinizden eminim. Bu yüzden de bilgiye aç okuyucuyu polisiyeden ziyade bu yönüyle çekiyor kendisine bence.

- İstanbul'u seven, orada yaşayanların eminim çok daha fazla ilgisini çekip; seveceği bir roman. Çünkü tüm şehir için ve insanlık için anlamlı bir konuda yazılmış.

- Ayrıca olayın kahramanlarının da içimizden birileri olması, içinde bulundukları ruh halleri, sevinçleri, üzüntüleri, onları benimsememize önemli birer etken olmuş. Bu yüzden de kitabın akıcı ve sürükleyici olması gayet normal. Bizden birilerini anlatıyor sonuçta.

- Kitabın kurgusu da genel olarak iyi. Hiç böyle kurguda olacağını düşünmemiştim. Beklentimin üstündeydi. Fakat finalde yazarın okuyucuyu şaşırtma çabasını biraz abartmış olduğunu düşünüyorum.

- Hele bir ara bana rahmetli Müzeyyen Senar’ı hatırlatıp şarkılarını açtırıp dinletmesi de harikaydı. Ruhu şad olsun. Son bölümde duygulandığımı itiraf ediyorum.

- Azıcık bir eleştirim olacak olursa. Edebi açıdan bence biraz yetersiz. İstanbul'u tanıtması, ilk bölümde mitolojik bilgiler vermesi açısındansa çok güzel. Cinayet romanından da dünya klasiği ağırlığında büyük bir beklenti de olmamalı tabi.

- Okumaya yeni başlayacak kitapseverler için harika bir kitap. Polisiye severlere ayrıca İstanbul tutkunlarına tarih severlere birebir bir kitap olmuş.

- Mutlaka okunmalı ve kütüphanenizde bulundurmalısınız. Lütfen eserlerimize, kültürümüze, tarihimize sahip diyerek bitiriyorum.

Son paragraftan alıntıyla:

“ Büyülü bir bulut gibi... Bir masal imgesi gibi... Yeni kurulmuş bir kent gibi... Taze bir başlangıç gibi... Genç, umutlu, güzel... İstanbul'a bakıyorduk denizden. Ölülerimizin yüzlerine bakıyorduk... Onların gözlerindeki kendi kederimize. Çaresizliğimize bakıyorduk, avuçlarımızda büyüyen zavallılığa, kanımızda filizlenen korkaklığa... Elimizden alınan hayata bakıyorduk... Güneşli günlerimize, umut dolu sabahlara, eğlenceli bahar akşamlarına... Sönen anılarımıza bakıyorduk, ölen hayallerimize, yıkılan düşlerimize... Sönen anılarımızı, ölen hayallerimizi, yıkılan düşlerimizi yüklenip yorgun bir şilep gibi bizden uzaklaşan şehrimize... Şehrimizle birlikte yitirdiğimiz kendimize bakıyorduk..."
4 beğen · 3 yorum
Merve Yüksel (@merveyuksel)
Bende Ahmet Ümit'in bir kitabını okumuştum.Agatha'nın Anahtarı adında.Orda ayrı ayrı hikayeler şeklinde verilmişti bir çok konu vardı.Bu kitabının içinde ayrı 2 hikaye mi var sadece ? Sherlock Holmes serisinin kitaplarında seri şeklinde her kitapta ayrı olan hikayeler vardı bu kitapta tam olarak nasıl ? Cevaplarsanız sevinirim :)
08.11.15 beğen cevap
Kemal DEMİRKOL (@kemal-demirkol)
Yok ayrı ayrı değil iç içe. Aslında tek bir hikaye ama kitap içindeki bölümlerle onu siz ikiye böleceksiniz eminim. :)
08.11.15 beğen 1 cevap
Merve Yüksel (@merveyuksel)
Teşekkürler :)
08.11.15 beğen cevap

Nurda öztürk

@nurda-ozturk

Mis gibi İstanbul kokuyor...
Daha önce hiç Ahmet Ümit kitabı okumayı düşünmemiştim çünkü polisiye tarzı kitapların edebi yönlerinin olay örgüsünün arkasında kalabileceği yanılgısına düşmüştüm. Ta ki bu kitap elime geçene kadar -Ya da söz konusu yazarımız Ahmet Ümit olunca kitabın polisiye olması kitaptaki tek özellik olmuyor. Çünkü kitabı okurken bir cinayet davasından ziyade kitap Ahmet Ümit' in o güzel anlatımıyla İstanbul' un ününe rağmen çok da bilinmeyen tarihine kapılar aralıyordu benim için.

İstanbul ve Bizantion' dan başlayan tarihi o kadar güzel anlatılmıştı ki kitabı bitirir bitirmez İstanbul tarihi kokan başka kitapların arayışı içinde buldum kendimi. (Şu anda okumam gereken İstanbul' la ilgili yaklaşık 20 kitap var listemde.)

İstanbul' un arka sokaklarında binlerce insan yaşıyor ama o sokakları Ahmet Ümit gibi anlatabilecek kaç insan var? Kitabı okurken o kadar çok "Keşke İstanbul'da yaşayıp okuduğum sayfalardaki her bir sokağı canlı canlı gidip görebilsem, anlatılan her şeyi gözümde canlandırabilsem" dedim ki. Geçen sene yaptığım İstanbul gezisiyle hayal dünyamı zorlasam da tekrar İstanbul' a gidince etrafa bir de Ahmet Ümit gözünden bakabilmeyi çalışacağım.

(Şunu da buraya not düşmek isterim; Ahmet Ümit kitabı yazarken Roma tarihi profesöründen, Topkapı Sarayı müdiresine; veterinerden, emniyet amirine; cami imamından, arkeolağa onlarca insanın da bilgisine danışmış. Yani dopdolu bir kitap)

Son olarak kitap son zamanlarda okuduğum en iyi kitaplardan hatta şimdiye kadar okuduğum kitaplar arasında en iyi ilk beş içerisinde diyebilirim, merak eden herkese şiddetle tavsiye edilir.
5 beğen · 5 yorum
Semih Oktay (@semih-oktay)
"Keşke İstanbul'da yaşayıp okuduğum sayfalardaki her bir sokağı canlı canlı gidip görebilsem, anlatılan her şeyi gözümde canlandırabilsem" dedim ki. " En sondaki "ki" var mı,yok mu?
18.05.17 beğen cevap
Nurda öztürk (@nurda-ozturk)
@semih-oktay var ve yorumunuzun üzerine tekrar okuyunca fark ettim bir sıkıntı olduğunu. Konuşma dilince çok kulağı tırmalamıyor gibi durduğu için yazarken fark edememişim ama devamında bir cümle daha olması gerekiyor sanırım yanılmıyorsam ama üç nokta da işi görürmüş herhalde. 🤗
18.05.17 beğen cevap
Semih Oktay (@semih-oktay)
Üç nokta işe yaramaz burada. O "ki" fazladan yazılmış! :)
18.05.17 beğen cevap
Nurda öztürk (@nurda-ozturk)
@semih-oktay en son yaptığınız yorumu yeni gördüm özür dilerim. Peki, uyarınız için teşekkür ederim.😊
10.07.17 beğen cevap
Semih Oktay (@semih-oktay)
Rica ediyorum Nurda.Özür dilemen için bir sebep yok.Aslında etiketlemek gerek galiba inceleme yazılarının altında bir arkadaşımıza bir şey yazdıysak @nurda-ozturk.
10.07.17 beğen cevap

Semih Oktay

@semih-oktay

İSTANBUL HATIRASI

Ahmet Ümit; Everest Yayınları; Roman;2010,1. baskı, 565 sayfa (6)

28 Kasım 2010 Pazar günü devrettim İSTANBUL HATIRASI'nı.Roman çok kolay okunabiliyor; sürükleyici,akıcı...Yazım kurallarına uygun ayrıca tek bir yanlışlık dahi çarpmadı gözüme.Konu fena değil! Sonucu okumak istemiyorsanız bundan sonrasını okumayın,derim!

İstanbulumuz'a göz diken bir grup çıkarcıyı katleden iki kişi var.Fakat te-sa-düf çok büyük! Cinayetleri soruşturan 'sıkıcı başkomiser' Nevzat'ın arkadaşları çıkıyor katiller...Ne gerek varsa böyle bir kurguya; adam mı kalmadı cinayet işleyecek? Yazarımız Ahmet Ümit'in sıkıcı Başkomiserinin başını yemek gerekli miydi? Öyle konuya böyle soru! Dan Brown kokusu vardı romanda;Dan Brownvariydi. Henüz romanı okuyorken buna karar vermiştim ama bu yorumu okuduğumda buldum aradığımı... Melekler ve Şeytanlar adlı romanında Dan Brown nasıl Vatikan'da gezmediğimiz sokak bırakmadıysa Ahmet Ümit de İstanbul'u benzer bir tarzda anlatıyor bize bu romanında.En beğendiğim romanı KAVİM olmuştu.Dilerim güzel romanlar yazmaya devam eder Ahmet Ümit.
4 beğen · 0 yorum

POST_MORTEM

@post-mortem

Ninatta'nın Bileziği kitabını girizgah olarak alırsak ilk defa uzun soluklu bir Ahmet Ümit kitabı okumuş oldum ve açıkçası çok beğendim.Yalnız kitabı 2 yönden ele almak gerekiyor.Önce eksik yanından başlayayım.Polisiye roman yönüyle ele aldığımızda kitap aşırı derecede basit.Cinayetler özgün olabilir belki ama soruşturmalar,bu türün kült örnekleriyle kıyaslandığında çok amatörce geldi bana.Hatta bir ara,derince bir soruşturma ile,7 kurban verilmeden dahi bu işin sonlandırılabileceği kanısına vardım.Ama bu bile sizi kitaptan soğutmuyor.İkinci yönüne gelirsek kitap tam bir tarih ziyafeti.O eşsiz coğrafyanın Byzantion olarak anıldığı dönemlerden günümüz İstanbuluna kadar geçirdiği evreler,dönemin olayları,karakterleri,eşsiz eserleri ve bir o kadar da eşsiz hikayeleri...Ayrıca olayın kahramanlarının da içimizden birileri olması,içinde bulundukları ruh halleri,sevinçleri,üzüntüleri,onları benimsememizde önemli birer etken olmakta.Lafı fazla uzatmadan bağlayalım...Mutlaka okuyun ve mutlaka kütüphanenizde bulunsun ;)
3 beğen · 0 yorum

Seda

@alpike

'' Yokluğunda Üşümek

Sen yoktun.
Terkedilmiş bir İstanbul vardı.
Yaslanmış gökyüzünün umarsızlığına,
Eylül rüzgarlarıyla sararan
Bayram kartpostallarına benzeyen.
Sen yoktun
Bir çocuk ağlardı istasyonlarda,
Gece yarıları uykumu bölerdi hıçkırıkları,
Trenler geçerdi gözbebeklerimden,
Kirlenirdi bembeyaz umutlarım.
Sen yoktun.
Tüm dünyayı değiştirebilirdim,
Oysa aynalarda eskiyordu yüzüm.
Ne yana baksam karşımda bir anı,
Meğer İstanbul ne çok benziyormuş sana
Sen yoktun.
Omuzlarımda paramparça bir yürek,
Göğüs kafesimde karmakarışık bir kafa,
Kıvranarak olayların burgacında,
Gezinirim sensizlikle, deliliğin sınırlarında.
Sen yoktun,
Kanayan bir İstanbul vardı,
Yeryüzü ıssızlığında.

Bir vesileyle okuduğum bilmem kaçıncı Ahmet Ümit kitabı. Kitapta sevdiğim kısımlar hali hazırda ki gibi şiirle anlamlanan yerler ve İstanbul' un dünden bugüne tarihi değişim- gelişim! süreci hakkında verdiği kaba bilgi. Yani kısaca klasik Ahmet Ümit polisiyesi... ''
1 beğen · 0 yorum

İstanbul Hatırası - S41

"Emin değilim". Yüzüne düşen saçlarını yine eliyle geriye doğru taradı. "Eğer ölünün avucuna para koymayı eski Yunan mitolojisine göre yorumlarsak, katillerin Necdet'e iyilik etmeye çalıştığını bile söyleyebiliriz. Çünkü mitolojide, ölülerin gzüne ya da bedenlerine bırakılan para , onların yer sltı ülkesindeki Akheron ırmağı'nı rahatça geçmeleri içindi. Kharon ölü ruhları ırmaktan geçirmek için para alırdı. bu yüzden, ölülerin bedenlerine para bırakılırdı. sandalcı Kharon , ölünün üzerinde para buamazsa onları Akheron Irmağı'ndan geçirmez, böylece ruhlar Yeraltı Tanrısı Hades'in batalığına saplanır kalılardı."
Aysun Danışman tarafından eklenmiştir.

Nihal

@nihal-tasci

Kalbin attığı sürece vücut iyileşebilir. Oysa ruhun bir kez darbe aldı mı, o yara dikiş tutmuyor.
İstanbul Hatırası Satın Al
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
11 beğen · 0 yorum

Göçebe

@gulkurusu

Evet, ruhun yarası hiçbir zaman tam olarak kapanmıyor. Beden daha çabuk onarıyor kendini . Kalbin attığı sürece vücut iyileşebilir. Oysa ruhun bir kez darbe aldı mı , o yara dikiş tutmuyor.Sonuna kadar kendi kendine kanamayı sürdürüyor. Ama öte yandan, hayat da devam ediyor. Ben yeniden başlayamam sanırdım. Başka bir kadın olmaz, başka birini sevemem sanırdım. Oluyormuş ...
İstanbul Hatırası Satın Al
kitaba 10 verdi, inceleme eklemedi.
10 beğen · 0 yorum

Nihal

@nihal-tasci

"...Lafa geldimi herkes şikayetçi. Fakat bir şeyler yapalım dediğinizde, önce kendi çıkarlarına bakıyorlar..."
İstanbul Hatırası Satın Al
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
8 beğen · 0 yorum

F.B.

@f-b-

İnsan pek de vefalı bir varlık değil.
İstanbul Hatırası Satın Al
kitaba 8 verdi, inceleme eklemedi.
8 beğen · 0 yorum

Gölge

@golge2010

Amacınız ne kadar yüce olursa olsun, kendi öz çocuğunuza bile zorla hiçbir şey yaptıramazsınız...
İstanbul Hatırası Satın Al
kitaba 10 verdi, inceleme ekledi.
8 beğen · 0 yorum
185
KİTAP
En İyi Polisiye Romanlar
Seri katil, cinayet, gizem, dedektif, kovalamaca, aksiyon, intikam ve daha fazlası en iyi polisiye romanlar listesinde. Sen d...
742
KİTAP
Okuduğum En Güzel Kitap
Okuduğumuz en güzel kitapları bu listede topluyoruz! Sen de en beğendiğin ve herkese tavsiye etmek istediğin kitapları listey...
159
KİTAP
Kütüphanenizde Yer Alması Gereken Hazine Değerindeki Edebiyat Kitapları
Herkesin okuması ve kitaplığında bulundurması gerektiğini düşündüğümüz hazine değerindeki en iyi edebiyat kitaplarını bu list...
390
KİTAP
Bir Nefeste Okunan Kitaplar
Elinden düşüremeyeceğin, bir solukta okuyacağın en sürükleyici kitapları bu listede bulabilirsin. Sen de en sürükleyici buldu...
1160
KİTAP
Mutlaka Okunması Gereken Kitaplar
Herkesin mutlaka okuması gereken, kitaplığında bulunması gereken kitaplar listelenmektedir. Sen de mutlaka okunması gerektiği...

@

İstanbul Hatırası Satın Al
kitaba puan vermedi, inceleme ekledi.
beğeni · 0 yorum

Nurda öztürk

@nurda-ozturk

Mis gibi İstanbul kokuyor...
Mis gibi İstanbul kokuyor...
Daha önce hiç Ahmet Ümit kitabı okumayı düşünmemiştim çünkü polisiye tarzı kitapların edebi yönlerinin olay örgüsünün arkasında kalabileceği yanılgısına düşmüştüm. Ta ki bu kitap elime geçene kadar -Ya da söz konusu yazarımız Ahmet Ümit olunca kitabın polisiye olması kitaptaki tek özellik olmuyor. Çünkü kitabı okurken bir cinayet davasından ziyade kitap Ahmet Ümit' in o güzel anlatımıyla İstanbul' un ününe rağmen çok da bilinmeyen tarihine kapılar aralıyordu benim için.

İstanbul ve Bizantion' dan başlayan tarihi o kadar güzel anlatılmıştı ki kitabı bitirir bitirmez İstanbul tarihi kokan başka kitapların arayışı içinde buldum kendimi. (Şu anda okumam gereken İstanbul' la ilgili yaklaşık 20 kitap var listemde.)

İstanbul' un arka sokaklarında binlerce insan yaşıyor ama o sokakları Ahmet Ümit gibi anlatabilecek kaç insan var? Kitabı okurken o kadar çok "Keşke İstanbul'da yaşayıp okuduğum sayfalardaki her bir sokağı canlı canlı gidip görebilsem, anlatılan her şeyi gözümde canlandırabilsem" dedim ki. Geçen sene yaptığım İstanbul gezisiyle hayal dünyamı zorlasam da tekrar İstanbul' a gidince etrafa bir de Ahmet Ümit gözünden bakabilmeyi çalışacağım.

(Şunu da buraya not düşmek isterim; Ahmet Ümit kitabı yazarken Roma tarihi profesöründen, Topkapı Sarayı müdiresine; veterinerden, emniyet amirine; cami imamından, arkeolağa onlarca insanın da bilgisine danışmış. Yani dopdolu bir kitap)

Son olarak kitap son zamanlarda okuduğum en iyi kitaplardan hatta şimdiye kadar okuduğum kitaplar arasında en iyi ilk beş içerisinde diyebilirim, merak eden herkese şiddetle tavsiye edilir.
İstanbul Hatırası Satın Al
kitaba 10 verdi, inceleme ekledi.
4 beğeni · 0 yorum