ara

Bir Yumak Mutluluk

- A Good Yarn

Bir Yumak Mutluluk Konusu ve Özeti

Bir Yumak Mutluluk
Çevirmen:
Yayınevi: Martı Kitabevi
ISBN: 9786055420659
Sayfa: 480 sayfa
Basım Tarihi: 2010
Macomber, gerçek kaderlerinin peşinden koşmak için eski hayatlarından vazgeçen insanların hikâyesini çok samimi bir dille anlatıyor."-Booklist-
"Hayatları birbiriyle kesişen dört kadın aracılığıyla insan ilişkilerine içten bir bakış."-Midwest Book Review-
"Macomber müthiş bir öykücü... Çizdiği karakterler son derece derin ve gerçekçi."-Publishers Weekly-
"Debbie Macomber yüreğiyle yazıyor." -Library Journal-

Kitapları bütün dünyada 140 milyondan fazla satan ve birçok dile çevrilen Debbie Macomber, yürek ısıtan romanı Küçük Mucizeler Dükkanı'ndan sonra yepyeni bir sayfa açıyor.Geçmişte yaşadıklarım bana şunu öğretti: Hepimiz bu dünyaya, hayatımızı en iyi şekilde yaşamak için geliyoruz ve inanın bana, hayat saklanarak, umutsuzluklarla, pişmanlıklarla harcanamayacak kadar kısa. Dertler ve sıkıntılarla boğuşurken her gün, bir öncekinin aynısı gibi görünmeye başlıyor. Oysaki her yeni gün kendi mucizelerini de beraberinde getiriyor. Hem de en beklenmedik anlarda... Doğduğumuz andan itibaren hepimize birer yumak iplik veriliyor; bundan mutluluğun desenlerini örmek ise bizim elimizde...Bu kitapla keyifli bir mola verip, hayatın karmaşasından uzaklaşacaksınız...

KİTABIN İLK BÖLÜMÜNDEN:

1

“Elle çorap örmek, tarihle aramızda bir bağ kurar; günümüzde de faydalanmaya devam etliğimiz beceri ve teknikleri kullanmış örgücülerin hayatlarına bir bakış atmamızı sağlar. ”
Nancy Bush

LYDIA HOFFMAN
Örgü örmek hayatımı kurtardı. Beynimde tümörler çıkmasına sebep olan, kelimelerle tarif edilemez baş ağrılarıyla canıma okuyan, çok korkunç bir kanser türüne karşı verdiğim iki uzun soluklu mücadelede hep yanımda oldu. Hayatım boyunca hayal bile edemeyeceğim acılar çektim. Kanser, gençlik yıllarımı ve yirmili yaşlarımı silip attı ama ben yaşamaya kararlıydım.
İlk kanser tanısı koyulduğunda on altı yaşına yeni basmıştım. Örgü örmeyi de kemoterapi görürken öğrendim. Yanımdaki kemoterapi koltuğunda oturan göğüs kanserine yakalanmış kadın örgü örüyordu; bana her şeyi o öğretti. Tedavi çok ağırdı ama çektiğim baş ağrıları kadar kötü olamazdı. Mide bulantıları ve halsizlikle geçen bitmek bilmez saatleri örgü sayesinde aştım. Elimdeki iki şiş ve bir yumak iplikle, yüzleşmek zorunda kaldığım tüm zorlukların üstesinden gelebileceğimi hissedebiliyordum. Saçlarım avuç avuç dökülüyordu ama ipliği şişin etrafından geçirebiliyor, ilmek atabiliyor bir deseni takip edip ortaya bir şeyler çıkarabiliyordum. Birkaç lokmadan fazlasını yiyemiyordum ama örgü örebiliyordum. O küçük başarı hissine tutunuyor, onun kıymetini biliyordum.
Örgü örmek kurtuluşumdu, tıpkı babam gibi. Kanseri ikinci defa atlatmamı sağlayan duygusal gücü babamdan aldım. Ben hayatta kaldım ama ne yazık ki onu kaybettim. Sizce de ironik, değil mi? Benim kurtulmam ve babamın kanserden ölmesi.
Ölüm raporunda kalp krizi yazıyor ama ben öyle olduğuna inanmıyorum. Kanser, geri döndüğünde onu benden daha çok hırpaladı. Annem, hayatı boyunca hastalıklarla baş edememişti; bu yüzden bana bakma görevi babama kaldı. Kemoterapiden kurtulmamı babam sağladı, doktorlarla o tartıştı, en iyi tedavileri almam için o didinip durdu, yaşama isteğimi o canlandırdı. Ve ben yaşama tutunma çabasının yarattığı çaresizlikle yitip giderken, babamın iyileşmem için ödediği bedeli fark edemedim. Hastalığım artık iyileşmeye başlarken kalbi babamı aniden yüzüstü bıraktı.
O öldükten sonra hayatımın geri kalanıyla ilgili bir seçim yapmak zorunda olduğumu fark ettim. Yapacağım seçimle babamı onurlandırmak istiyordum, bu da bazı riskleri göze almamı gerektiriyordu. Ben, Lydia Anne Hoffman, dünyada iz bırakmaya kararlıydım. Şimdi geçmişe bakınca o zamanlar çok dramatik duygular içinde olduğumu fark ediyorum, ama bir yıl önce gerçekten de o durumdaydım. Şimdi bunları okurken hayatımı değiştiren büyük bir şey yapıp yapmadığımı soruyor olabilirsiniz.
Seattle’deki Blossom Sokağı’nda bir tuhafiye dükkânı açtım. Bu, çoğunluk için dünyayı yerinden sarsan bir gelişme olmayabilir ama ben, gökte tek bir bulut yokken gemisini inşa etmeye başlayan Nuh gibi bir inancın peşinden gittim. Büyüklerimden kalan mirası son kuruşuna kadar işyerimi açmak için riske attım. Birkaç haftadan fazla bir işte çalışmamış ben, bunu yaptım. Hem de paradan, gelir gider tablosundan ya da iş planlamasından anlamayan ben. Elimdeki avucumdaki her şeyi en iyi bildiğim şeye, iplere ve örgücülere yatırdım.
Doğal olarak birkaç sorunla karşılaştım. O zamanlar Blossom Sokağı büyük çaplı bir değişimden geçiyordu. Yapılacak işlerden sorumlu mimarın eşi, Jacqueline Donovan açtığım ilk örgü kursuna katılan kadınlardan biriydi. Kurs sayesinde ilk üç öğrencim; Jacqueline, Carol ve Alix, en yakın dostlarım oldu. Geçen yaz, Bir Yumak Mutluluk’u açtığım sıralarda sokak trafiğe kapalıydı. Dükkânıma uğramak isteyen herkes etraftaki toz ve gürültüye katlanmak zorunda kalıyordu. Bu karmaşanın ve rahatsız edici durumun hevesimi kırmasına müsaade etmedim; şansıma müşterilerim de beni yalnız bırakmadı. Çünkü bu işin altından kalkabileceğime inanmıştım.
Ailemden de herhangi bir yardım almadım. Sevgili annem bana cesaret vermeye çalışıyordu ama daha çok babamı kaybetmenin verdiği hüzünle boğuşuyordu. Hâlâ da öyle. Çoğu günler keder ve yas dolu sislerin arasında çaresizce dolanmaya devam ediyor. O zamanlar ona planımdan bahsedince beni vazgeçirmeye çalışmadı ama bana çok da destek olmadı açıkçası. Yanlış hatırlamıyorsam, “Tabii, canım kızım, doğrunun bu olduğunu düşünüyorsan yap,” demişti. Bu, annemden duymayı bekleyebileceğim en umut dolu sözdü.
Ablam Margaret ise beni karamsar sözleriyle boğmaktan hiç geri kalmadı. Dükkânımı açtığım gün korkunç kehanetlerle yanıma geldi. Bana ekonominin berbat halde olduğunu, insanların hiç para harcamadığını, altı hafta bile dayanırsam kendimi şanslı saymam gerektiğini söyledi. Onun moral bozucu sözlerini on dakika dinledikten sonra kira kontratını yırtıp kapılarımı kapatacak hale geldim, ama sonra daha ilk günüm olduğunu ve en azından bir yumak ip satmam gerektiğini hatırlattım kendime.
Sizlerin de tahmin edebileceği gibi Margaret’le çok karmaşık bir ilişkim var. Beni yanlış anlamayın, ablamı seviyorum. Kansere yakalanana kadar bazen tartışan, bazen de birlikte vakit geçiren diğer kardeşler gibiydik. Bana beyin kanseri tanısı konduktan sonra da çok iyi davranmıştı. Hastaneye götürmem için bana oyuncak ayı hediye ettiğini hatırlıyorum. O hediye eğer, Whiskers bulup parçalamadıysa, hâlâ bir yerlerde duruyor olmalı. Bu arada, Whiskers benim bulduğu her şeyi parçalamaya çalışan kedimin adı.
Margaret’in tavırları, ben ikinci defa kanserle yüzleşmek zorunda kalınca değişti asıl. Ablam, hastalanmayı ben istemişim, başıma böyle korkunç bir dert açacak kadar ilgiye muhtaçmışım gibi davranmaya başladı. Tek başıma ayakta kalmak için önemli adımlar atmaya çalıştığım günlerde bana destek olacağını ummuştum. Ama ablam tam aksine beni yıldırmaya çalıştı. Fakat zamanla işler değişti ve çabalarımın sayesinde onu kazanmayı başardım.
Margaret, nasıl söylesem, çok sıcakkanlı ve girişken biri değil. Ablamın beni ne kadar çok sevdiğini, Bir Yumak Mutluluk’u açtıktan birkaç ay sonra üçüncü kez kanser tehlikesi atlatana kadar fark etmemiştim. Dr. Wilson o aşina olduğum, ürkütücü tahlillerin yapılmasını istemiş, o anda korku kelimesiyle bile tarif edilemeyecek duygular hissetmiştim. Tüm dünyam aniden dondurulmuştu sanki. Bir kez daha aynı şeylere katlanabileceğimi düşünmüyordum doğrusu. Kansere bir daha yakalanınca tedaviyi kesinlikle reddedeceğime çoktan karar vermiştim. Ölmeyi istemiyordum ama ölmekten de korkmuyordum artık.
Ne olacaksa olsun şeklindeki tavrım, kaderime boyun eğmemi kabullenmeyen Margaret’i rahatsız ediyordu. Ölümden bahsedilmesi, birçok insanın olduğu gibi onun da huzurunu kaçırıyordu ama benim gibi ölümün kıyısında yaşayan biri için bunun ışıkların kapanmasından bir farkı yoktu. Ölmeyi dört gözle beklemiyordum ama korkmuyordum da. Çok şükür, test sonuçları olumlu çıktı ve tuhafiyemle birlikte ben de gün geçtikçe canlanmaya başladım. Ablamın beni ne kadar çok sevdiğini o günlerde fark ettiğim için sizlere bunları şimdi anlatıyorum. Çünkü son on yedi yıl boyunca ağladığına iki kez tanıklık ettim: Babamın ölüm haberini aldığında ve Dr. Wilson sağlıklı olduğumu söylediğinde.
İşimin başına tam anlamıyla döner dönmez Margaret beni tekrar Brad Goetz’le görüşmeye zorladı. Dükkânıma kargo getiren ve Brad’la geçen sene görüşmeye başlamıştım. Eşinden ayrılmış, sekiz yaşındaki oğlu Cody’nin velayetini üzerine almıştı. Yakışıklı olduğu söylesem sanırım ona haksızlık etmiş olurum; çünkü adam gerçekten de çok çekici. Bu yüzden yük arabasının üzerindeki birkaç kutu iple dükkânıma ilk geldiğinde salyalarımın çeneme akmaması için kendimi zor tutmuştum. Ondan o kadar çok etkilenmiştim ki, uzattığı dosyaya zar zor imza atabilmiştim. Bana üç defa çıkma teklif etmiş, en sonunda dışarıda bir şeyler içmeyi kabul etmiştim. Kadın erkek ilişkilerindeki tecrübesizliğimden dolayı. Brad ile birlikte olmanın altından kalkamayacağımı düşünüyordum. Margaret beni sıkıştırmasa ona evet deme cesaretini hayatta gösteremezdim.
Bir Yumak Mutluluk’un hayatımın kanıtı olduğunu hep söylemişimdir ama ablama göre ben yaşamaktan korkan biriydim. Yaşamaktan; dükkânımın içinde kurduğum küçük, rahat dünyanın dışına adım atmaktan korkuyormuşum. Haklıydı, bunu biliyorum ama yine de ona direndim. Çünkü babam ve doktorumun haricinde bir erkeğin yanında vakit geçirmeyeli yıllar olmuştu. Ama Margaret hiçbir mazeretimi dikkate almadı. Kısa süre sonra Brad’le birlikte bir şeyler içtik, sonra da akşamları yemeğe çıktık, Cody’yle pikniklere gittik, oyunlar oynadık. Brad’i de yeğenlerim Julia ve Hailey kadar sever oldum.
Şu günlerde Brad’le sık sık görüşüyorum. Tekrar kansere yakalanacağımdan korkunca onu kendimden uzaklaştırmıştım ama Margaret’in de sık sık dile getirdiği gibi, hata yapmıştım. Her şeye rağmen Brad beni affetti ve ilişkimize kaldığımız yerden devam ettik. Şimdi temkinli davranıyoruz. Tamam, işleri ağırdan almayı düşünen kişi benim ama Brad’in de buna bir itirazı yok. Eski eşi onu “kendisini bulmaya” ihtiyacı olduğunu söyleyerek terk edip gidince canı yanmış bir kere. Ayrıca Cody’ye de düşünmemiz gerekiyor. Babasıyla arasında çok güzel bir ilişki var ve beni her ne kadar sevse de babayla oğul arasındaki özel ilişkiyi bozmaya niyetim yok. Şu ana kadar her şey yolunda gitti, artık gelecekle ilgili daha sık konuşmaya başladık. Brad ile Cody onlar olmadan günlerimi geçiremeyeceğim kadar çok hayatımın içindeler artık.
Biraz vakit almış olsa da sonunda Margaret dükkânımı sevmeye başladı. Pürüzlü bir başlangıç yaptıktan sonra bana inançlı biri olduğunu gösterdi. Gerçekten de artık benimle birlikte çalışıyor. Evet, doğru söylüyorum; ikimiz yan yana çalışıyoruz ve bence bunun bir mucizeden farkı yok. Ara sıra aramız limoni oluyor ama bir şekilde birbirimizi idare ediyoruz. Benimle birlikte olmasına cidden çok seviniyorum.
Daha fazla kendimi kaptırmadan sizlere dükkânımdan bahsetmek istiyorum. Bu dükkânı ilk gördüğümde bir şeyler elde etmemi sağlayacağını anladım. İnşaat keşmekeşine, geçici aksaklıklara ve mahalle sakinlerinin sürekli değişmesine rağmen mükemmel bir yer olduğunu fark ettim. Daha içeri adım atmadan kontratı imzalamaya hazırdım. Sokağa bakan büyük vitrin çok hoşuma gitti. Whiskers orada yumakların ve çilelerin arasına kıvrılıp uyumaya başladı. Önündeki saksıları görünce hemen babamın ilk bisiklet dükkânını hatırlamıştım. Sanki babam atıldığım bu macerayı onaylıyordu. Renkli ama tozla kaplı çizgili tenteyi de görünce son kararımı verdim. Bu eski moda küçük dükkânın hayal ettiğim iç ısıtıcı yere dönüşeceğini biliyordum ve haklı çıktım.
Blossom Sokağı’ndaki inşaat çalışmaları neredeyse tamamen bitti. Bankaya ait bina epey pahalı dairelere, yanındaki film dükkânı da “Fransız Kafesine” çevrildi. İlk örgü kursuma katılan ve o sıralar filmcide çalışan Alix Townsend de aynı yerde pasta ustası olarak çalışmaya başladı. Ne yazık ki sokağın aşağı tarafındaki Annie’nin Kafesi kapandı ama bence o dükkân da kısa sürede dolacak. Ne de olsa artık çok işlek bir mahallemiz var.
Margaret içeri girerken kapımın üzerindeki küçük çan çaldı. Haziran ayının ilk salı günüydü ve hava çok güzeldi. Yaz, Pacific Northwest bölgesine her an varabilirdi.
Ofis olarak kullandığım arka taraftaki odada duran küçük kahve makinesinin yanından dönerken, “Günaydın,” diyerek ablamı karşıladım.
Bana hemen cevap vermedi, ağzını açtığında da bir şeyler söylemekten çok lafı ağzında geveledi. Ablamı ve ruh halini bildiğim için her şeyi zamana bırakmaya karar verdim. Kızlarından biriyle ya da kocasıyla tartışmışsa eninde sonunda bana olanları anlatacaktı.
Margaret arka odaya geçip çantasını kapatırken, “Kahve hazır,” dedim.
Ablam hiçbir şey söylemeden yeni yıkanmış fincanlardan birine uzanıp kendisine kahve doldurmaya başladı. Kahve fincandan taşmış ocağa dökülüyordu ama o bunu fark etmedi.
En sonunda daha fazla dayanamayıp moralinin düzelmesini beklemekten vazgeçtim. “Neyin var?” diye sordum. Sabırsız olduğumu kabul ediyorum ama son zamanlarda işe hep yüzü asık gelmeye başladı.
Benimle göz göze gelince gülümsemeye çalıştım. “Yok bir şey… Özür dilerim. Günlerden pazartesiymiş gibi geldi o kadar.”
Dükkân pazartesileri kapalı olduğu için salı günü işbaşı yapıyorduk. Kaşlarımı çatıp asıl sorunun ne olduğunu anlamaya çalıştım. Bomboş bir yüz ifadesiyle duruyor, bana hiçbir şey anlatmıyordu.
Ablam geniş omuzlu, siyah saçlı, çok dikkat çekici bir…

Romantik romanların büyük ustası Debbie Macomber kitapseverlere Bir Yumak Mutluluk adlı romanı ile yine mükemmel bir hayat hikayesi sunuyor.

Her gün aynı şeyleri yapmaktan sıkılan, hayatlarında her günü benzer şekilde yaşamaktan başka amacı olmayan insanlara her günün yeni bir mucize olduğunu ve hayalleri için mevcut hayatlarından kopmaları gerektiğini öğreten bu güzel roman herkese güzel bir hayat dersi sunuyor.

Debbie Macomber bunu Bir Yumak Mutluluk kitabından şu cümle ile çok güzel anlatıyor. "Doğduğumuz andan itibaren hepimize birer yumak iplik veriliyor; bundan mutluluğun desenlerini örmek ise bizim elimizde…". Siz de mevcut hayatınızdan keyif alamıyorsanız bu kitabı mutlaka okumalısınız. Kaybedecek bir şeyiniz yok fakat kazanacak çok şeyiniz olabilir…

Bu kitap Lydia Hoffman adlı iki kez kanserle savaşmış ve sonucunda başarılı bir şekilde kanseri yenmiş olan bir kadının hayatıyla başlıyor.

Lydia yirmili yaşlarının sonuna gelmiş yalnız yaşayan bir bayandır. Lydia kanser tedavisi görürken hastanedeki arkadaşlarından örgü örmeyi öğreniyor ve hayatının bir parçası örgü örmek oluyor. Kanserle savaşırken, aralarında her zaman soğukluk bulunan ablası Margaret' le de sıcacık bir bağ kuruyor. Babası sayesinde de kanseri yeniyor ama babasının kalbi kızının çektiği acılara dayanamıyor ve yaşamı son buluyor.

Lydia hayatına biraz daha örgüyü katabilmek ve ölmüş babasının onunla gurur duymasını istediği için tüm mal varlığını satıp bir iplikçi dükkanı açıyor. Adını 'bir yumak mutluluk' koyduğu dükkanında ablası Margaret'le birlikte çalışan Lydia dükkanda sürekli örgü kursları açarak yeni yeni dostluklar kuruyor. Kanserle savaşırkende üzülerek bıraktığı sevgilisi Brad ile de tekrar bir ilişkiye başlıyor. Brad ona her zaman destek olurken bıraktığı için Lydia 'yaya kızsada onu sevdiği için affediyor. Lydia Brad'in sekiz yaşındaki oğlu Cody ile de çok güzel bir ilişki kuruyor.

Bölüm bölüm yazılmış bu kitapta Lydia'nın kursiyerlerinden olan üç bayanında hayatlarına yer veriliyor. Bunlardan ilki 17 yaşında olan, anneannesiyle yaşayan ve lise sona giden Courtney Pulanski. İkincisi 30’lu yaşlarının sonuna gelmiş iki çocuklu ve kocası tarafından aldatılan Bethanne Hamlın. Üçünsü ise 65 yaşında olan emeklilik parasını sahtekar bir müteahhite kaptıran Elise Beaumont.

Lydia ilk kursunu açtığında gelen üç kursiyerin birbirleri ile olan ilişkisini aralarında kurdukları çok beğendiği için ikinci kursunu açıyor. Bu kez çorap kursu vermeyi planlayan Lydia gelen üç öğrencisinin de birbirlerinden oldukça farklı olduğunu görünce çok fazla ümitsizliğe düşüyor. Çünkü elise oldukça sert görünüşlü ve gruba hakim olmak isteyen bir karaktere sahipken, Courtney fazlasıyla alıngan ve sessiz, Bethanne ise kalbi oldukça kırık kendine güveni olmayan bir bayandır.

Kursun ilk gününde Lydia' nın korkutuğu başına gelir ve üç kursiyeri birbirleriyle tartışırlar. Bethanne kursu bırakmak ve kursa ödediği parayı almak ister. Bunun mümkün olmadığını anlayınca diğer hafta kursa geldiğinde arkadaşlarında özür diler. Aynı şekilde Sinirli olduğunu belirterek Elise’den özür diler ve artık daha ılımlı olarak kursa devam ederler.

Üç bayanında hayatları yavaş yavaş düzene girmeye başlar. Elise'nin kumarbaz olan eski eşi tekrar döner ve Elise'ye kendini affettirmek için her şeyi yapar. Elise ona hala çok aşık olduğu için ona Marvick'e çok karşı koymaz.

Courtney, Bethanne'nin kızı Annie ile sıcak bir dostluk kurar ve annesinin ölümünden sonra aldığı kiloları geri verdikçe kendine olan güveni artar. bu arada da Bethanne'nin oğlu Andrew'e de platonik bir aşk besler.

Bethanne eski kocası ona aldattığı bayanla evlendikten sonra hayatını değiştirmeye karar verip iş aramaya başlar. Elise sayesinde doğum günü partileri düzenleme işi bulur ve Paul adında bir beyle arkadaşlık kurar. Paul eşinin onu aldattığı bayanın eski eşidir ve Bethanne'den küçüktür. Bethanne aralarında sadece dostane ilişki bulunmasını tercih eder ve Paul'un sevgili olma teklifini kabul etmez.

Kursiyerlerinin hayatı düzene girerken Lydia'nın hayatı Brad'in onu bırakmasıyla çekilmez bir hal alır. Lydia haftada 3 gün kendine kargo bırakan Brad'i gördükçe onu hiç unutamaz. Margeret'in ise kocasını işten çıkardıklarından beri yüzünde her zaman umutsuz bir ifade kalmıştır. Lydia kredi çekip onun evine icra gelmesini engellemiş olsa da durumları hala kötüdür.

Kurs artık bitmiştir ama kurulan dostluklar baki kalmıştır. Margeret'in ve Lydia'nın hayatı da artık düzene girmiştir. Lydia çorap kursundan sonra bir çok kurs açmaş olsada eski kursiyerlerini ve yaşananları asla unutmayacaktır.

Biraz aşk, biraz dostluk, biraz hayal kırıklığı ama her şeyin hayattan bir parça olarak anlatıldığı bu kitap gerçekten çok sürükleyici herkese tavsiyemdir.
Bir Yumak Mutluluk kitabı Hazinem Dediğim Kitaplar listesinde yer almaktadır.

Minel Alya Bayrak

@daktilokiz

Bir yumak hayat
Kanser tedavisi gören ve kanseri yenen Lydia Hoffman hayata tutunmak için bir iş yapmayı ister. Ancak bildiği tek şey uzun hastane günleri boyunca yaptığı örgülerdir. O da bir dükkan açmayı ister ve Bir Yumak Mutluluk adını verdiği dükkanını açar. Düzenlediği kurslarla yeni arkadaşları olur hayata tutunur. Ablası da ona yardımcı olur. Bir gün yeni bir kurs açmaya karar verir. Bu kursa yaşları, hayatları birbirinden farklı üç kursiyer katılır. Emekli kütüphaneci Elise Beaumont, eşinden yeni ayrılmış Bethanne Hamlin ve lise sona geçmiş Courtney Pulanski.Her birinin kendince sorunları vardır. Biraz isteksiz başlarlar kursa ve hatta ilk gün pek de güzel geçmez. Ancak zamanla bir uyum yakalarlar ve hem sorunlarının üstesinden gelirler hem de sağlam bir dostluğun temelini atarlar. Açıkçası ben böyle romanlara biraz ön yargılıydım. "Kendini iyi hisset bak senden daha kötüleri var" gibi bir mesaj verdiklerini düşünüyordum. Ancak bana bir çok durumu önizlemeye aldıgım sıralarda hoş bir arkadaş oldu.. Bir önce ki kitapta 20 dilek listesinden bahseden Macomber bana 20 dilek listesini nereseyse olusturdu simdi ise örgü örmeye inancımı arttırdı..
Kitabın kahramanı ise bence neyse söylemeyeyim belki okumak istersiniz.
Bir Yumak Mutluluk
kitaba 7 verdi
1 beğen · 0 yorum

Merve Akpınar

@littlebookstagram

Vakit geçirmek için okunabilecek kitaplardan. Çok fazla edebi değeri olmayan, birbirinden farklı 4 kişinin bir mahallede kesişen hayatlarını ve yaşadıkları değişimleri anlatan samimi bir kitap. Ancak içerisinde çok fazla klişe barındırıyor.

Bu kitapta da serinin ilk kitabındaki gibi kursa yeni gelen 3 farklı kişinin hayatlarını, sevinçlerini, üzüntülerini, umutlarını, hayal kırıklıklarını yaşıyoruz. Açıkçası ben ilk kitabı daha çok sevmiştim ve bu kitabı biraz zorlama gibi hissettim. Kitaptaki karakterleriyle yine bir oluyorsunuz hepsi arkadaşınız gibi oluyor. Eğer okumayı düşunüyorsanız ilk önce "Küçük Mucizeler Dükkanı" kitabını okumanızı tavsiye ederim bu kitap onun devamı şeklinde ama okumazsanızda çok bi eksiklik hissetmezsiniz ama açıkçası ben onu daha çok sevdiğim için ilk onu okumanızı tavsiye ederim.
Bir Yumak Mutluluk
kitaba 9 verdi
1 beğen · 0 yorum

havva gül güler

@havva-gul-guler

Çok güzel bir kitaptı 4 farklı kişinin hayatları yaşadıkları sevinçler üzüntüler umutlar hayal kırıklıkları bu kitapta hepsi bir arada hiç bitmesini istemeyeceksiniz kendimi en çok courtney'e yakın hissettim elise. Ve bethanne karakterlerini başlarda karıştirsamda sonradan ayırt ettim ve su gibi akıp gitti kitabin sonunda bitmesinden dolayı üzüntü oldu ama sonundan dolayı bir tebessüm oluştu yüzümde kitaptaki karakterleriyle bir oluyorsunuz hepsi benim arkadaşim gibiydi pişman olmazsınız eğer okumayı düşunüyorsaniz ilk önce Küçük Mucizeler Dükkanı kitabını okumanızı tavsiye ederim bu kitap onun devamı gibi ama okumazsanızda çok bi eksiklik hissetmezsiniz ama diğerinde güzeldi.:-)
Bir Yumak Mutluluk
kitaba 10 verdi
2 beğen · 0 yorum

Ceren Acer (Rıza)

@cerenacer948

Nerden başlayacağımı bilmiyorum adeta kelimelerin bittiği yerdeyim diyebilirim. Bir yazar nasıl bu kadar kusursuz bir şekilde kitabını kaleme alabilir? Tabi ki DEBBIE MACOMBER. Gerek karakterler olsun, gerekse konusu olsun işleyiş harika ötesiydi. Kitabın hüzünlü etkisi olmasına nazaran dinlendirici etkisi de var. Okuyucusunu başka hayatların içinde yaşatıyor resmen. Kitap boyunca hiç sıkılmadan okudum ve de, karakterlerle bütünleşip kendimi kitap karakteri gibi hissettim. Siz de bu güzel romanı bir an önce okumalısınız. Yazarın işleyişinden, üslubun akıcılığından etkilenip elinizden bırakamayacaksınız. Çok teşekkür ediyorum DEBBIE MACOMBER.
Bir Yumak Mutluluk
kitaba 10 verdi
2 beğen · 0 yorum

mell

@mell

Sanırım mutluluğun geçici kıldığı hevesim sürekli kırıldığı için, hayatını iyileştirmeye dair hiç bir adım atamayanlardanım. Kitabı bıraktığım nokta da tam burasıydı işte... Atamadığım adımların acı vermesini, gözlerimden dökülen yaşlara değişemedim ve yarım bıraktım kitabı.

Hevesleri, hayalleri ve hayata dair düşleri güzel olan bir arkadaşıma hediye ettim ve bu koca hüznü, bir yumak mutluluk ile saramadım ben... Bazen öyledir, sen dışlamazsın kitabı, kitap seni sayfa sayfa dokunan kelamlardan uzak tutar... O kadar.
Bir Yumak Mutluluk
kitaba puan vermedi
1 beğen · 0 yorum

Bir Yumak Mutluluk - S41

Bethanne dili tutulmuş halde gözlerini kocasına dikti. Karşısında duran sevdiği ve onca yıl koyun koyuna yattığı adam dı ama göz açıp kapayıncaya kadar bir yabancıya dönüşmüştü.
menen tarafından eklenmiştir.

Hande Gül

@hande-gul

... tüm kalbiyle,tüm benliğiyle gülümseyen biriydi ve hayatımda gördüğüm en etkileyici,en mavi gözlerin sahibiydi.o gözleri kilometrelerce uzaktan tanıyabileceğime yemin edebilirdim.
Bir Yumak Mutluluk
kitaba 10 verdi, inceleme eklemedi.
5 beğen · 0 yorum

Sevcan demirel

@sevcan-demirel41

Nefes aldığımız sürece her zaman umut vardır.
Bir Yumak Mutluluk
kitaba 10 verdi, inceleme eklemedi.
2 beğen · 0 yorum

hk

@haticeee

Nefes aldığımız sürece her zaman umut vardır.
Bir Yumak Mutluluk
kitaba 4 verdi, inceleme ekledi.
2 beğen · 0 yorum

Merve Akpınar

@littlebookstagram

Geçmişte yaşadıklarım bana şunu öğretti: Hepimiz bu dünyaya, hayatımızı en iyi şekilde yaşamak için geliyoruz ve inanın bana, hayat saklanarak, umutsuzluklarla, pişmanlıklarla harcanamayacak kadar kısa. Dertler ve sıkıntılarla boğuşurken her gün, bir öncekinin aynısı gibi görünmeye başlıyor. Oysa ki her yeni gün kendi mucizelerini de beraberinde getiriyor. Hem de en beklenmedik anlarda...
Bir Yumak Mutluluk
kitaba 9 verdi, inceleme ekledi.
2 beğen · 0 yorum

mediha

@daily

Ben gökte tek bir bulut yokken gemisini inşa etmeye başlayan Nuh gibi bir inancın peşinden gittim..
Bir Yumak Mutluluk
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
1 beğen · 0 yorum
259
KİTAP
Hazinem Dediğim Kitaplar
Kitap hazineleri ortaya çıksın! Hazine değerindeki kitaplarımızı bu listede paylaşıyoruz. Sen de en değer verdiğin ve herkesi...
191
KİTAP
Zaman kaybı olan kitaplar
Bitse de kurtulsam dediğiniz, okuduktan sonra kendinize bir şey katmadığını düşündüğünüz, zamanımı keşke başka bir kitaba ver...
735
KİTAP
Okuduğum En Güzel Kitap
Okuduğumuz en güzel kitapları bu listede topluyoruz! Sen de en beğendiğin ve herkese tavsiye etmek istediğin kitapları listey...
34
KİTAP
Zaman Kaybı Olan, Okunmaya Değmeyen Kitaplar
Vaktim değerli diyorsanız okumaktan kaçınmanız gereken, zaman kaybı kitaplar listelenmektedir. ...