ara

Düşüş

Düşüş Konusu ve Özeti

Düşüş
Yazar:
Çevirmen:
Yayınevi: Can Yayınları
ISBN: 9789755107875
Sayfa: 99 sayfa
Basım Tarihi: 1997
Albert Camus çağdaş düşün ve yazın dünyasındaki saygın yerini yalnızca oyunlarıyla da, yalnızca "Sisifos Söyleni" ve "Başkaldıran İnsan"la da alırdı belki. Ama Camus'yü Camus yapan öncelikle anlatı yapıtlarıdır. "Yabancı" (1942), "Veba" (1947) ve "Düşüş"se (1956) bu yapıtlar arasında üç büyük doruktur. Ancak, kimi yazın severler bu üç başyapıt arasında daha çok "Düşüş"ü yeğlerler. Bu kitap, herhangi bir düşünce ya da savı özellikle öne çıkarmaya çalışmadan, yalın bir anlatım ve özgün bir kurgu içinde, zengin bir düşünce duygu yüküyle, çağdaş dünyayı ve insanlarını derinlemesine sorgulayıp yargılar, çirkinliklerini ve düşkünlüklerini sergiler.
Ama, aynı zamanda, bu dünyada yaşayan, dolayısıyla şu ya da bu biçimde, şu ya da bu ölçüde onun sorumluluğunu taşıyan bireyler olarak tek tek her birimize bir ayna tutar, eski avukat Jean-Baptiste Clamence'ın öyküsü aracılığıyla, bize kendini tehlikeye atmadan yaşayanların, yani hepimizin ve her birimizin benzersiz öyküsünü anlatır. "Düşüş"ün yayımlanmasından bir yıl sonra Camus'nün Nobel Ödülünü kazanması bir rastlantı olmasa gerek.
Düşüş kitabı Ölmeden Önce Okunması Gereken 1001 Kitap listesinde yer almaktadır.

Misafir

@misafir000

Düşüş...Albert Camus...Böyle kulağa çok hoş ve cazip geliyor değil mi?Ben de öyle düşündüm ve alıp okudum.Hoşlanmadım.Can Yayınları'ndan 22.Baskı olması, daha önce Varlık Yayınları'ndan da yayımlanmış olması, herkesin övgüler yağdırması beni hiç etkilemedi.Akıcı bulan, Kör Baykuş'a benzetenler olmuş.Hadi oradan diyeceğim,neresi akıcı?Gayet dikkat gerektiren kafa yoran bir kitap.Galiba biraz felsefe ile uğraşıyorum, biraz da entellektüelim(burada entel yazıyordu ama gelen uyarı üzerinde algılanan manasına göre değil, gerçek manasına göre değiştirdim.Ayrıca hiçbir yetkim, unvanım, birikimim yok inceleme yazmak için, kendime notlardır incelemelerim.Ben anlasam, hatırlasam yeter.Kendime aşığım ben) mesajı vermek için okunan kitaplardan.Dünya edebiyat otoriteleri beğenmiş ben beğenmesem ne olur?Benim derdim de Camus ile değil zaten.Camus Yabancı'yla bir başeser üretmiş.Benim derdim bu tür kitapları okuyan okuyucu kitlesinin çok büyük bir kısmıyla.Camus'nun bir nevi itirafları olarak değerlendirilen Düşüş'te önce başarılı bir avukat, sonra cezaevi yargıcı sıfatıyla bir insanın iç muhakemesini okuyorsunuz. Camus dehşet bir gözlemci, tamam kabul de etrafta gerek varoluşçu kesimden, gerek İslami kesimden, esnaftan, okumuşundan, sağcısından solcusundan o kadar çok iki, üç, dört, beş ...yüzlü insan var ki sıkıcı bir biçimde bu insanların iç hesaplaşmalarının yabancı bir kültürün sanatçısı tarafından yazılıp, sonra üzerine çevirisi de eklenip okunmasının bu kadar takdire şayan görülmesi hayret! Okuyuculardan birisi kitabı okuduktan sonra "kusmak istiyorum" demişti, "okuma tutukluğuna uğradım" veya benzeri bir şey demişti.Kitabı henüz okumamış olduğum için nedenini sormamıştım.Şimdi düşünüyorum da nedeni ne olabilir?Kendisini çok mu yakın buldu kahramana yoksa kahramanımız onu tiksindirdi mi?Her iki durumda da anlamak güçleşiyor benim için, her iki durumda da okuyucuyu ruhsal açıdan zayıf görmeme yol açıyor, ya çok depresifler ya da anneleri pamuklarda saklıyor hala bu tip kişileri.Zaten bu tip kitaplar pek çoğu depresif, karamsar, varoluşsal sıkıntılar çeken okuyucu kitlesi tarafından tüketiliyor.Anlıyorum ki bu tür kitaplar benim fıtratıma çok ters.Bünyesine zararlı olacak bir besinden istem dışı sandığı bir tiksintiyle uzaklaşan insanlar gibiyim, içim bu şekilde edebi açıdan, başka şekilde felsefe adı altında insanların gerçek yolu bulamamasının verdiği iç sıkıntılarının anlatımlarına hiç ilgim yok.Benim için felsefe yüce Yaratıcı'ya giden yoldaki felsefedir.Bu tip sıkıntılarla, buhranlarla, karamsarlıkla işim olmuyor benim.İlahi ahengi keşfetmek, bu yolda ilerlemek amacım.Camus'nun da iddia edildiği gibi varoluş felsefesini savunduğunu, dini inançlarının olmadığını kesinlikle düşünmüyorum.Tam tersine bu varoluşsal sıkıntılar içinde bocalayan kahramanın ne ile huzur bulacağını, "vicdanı" anlatıyor.Tepkim esere değil, okuyuculara.Çevirmenlere.Felsefe kitaplarına bir bakınız, Osmanlıca kelime kullanmamak adına saf Türkçe'ye o kadar yüklenip, o kadar çok alternatif kelime arıyorlar ki sanki başka dilde bir kitap okuduğum hissine kapılıyorum.Neredeyse Dede Korkut Hikayelerine yakın bir dil.Tamam bu da kabul.Bir sanat eserinin belirgin özellikleri olmalı.Felsefe çizgisinde o veya bu nedenden öz Türkçe kullanıldı.Peki bunu okuyan muhterem okuyucu?Günlük hayatta sıradan bir bireyken birden dil değişiyor, ifadeler değişiyor ama bir müddet; felsefi konularda bilmişlik taslarken, insanları kategorize ederken.İşte en kızdığım nokta burası.Erdemden, insanlıktan bahsederler sonra tek bir sözünüzle hoooppp sizi kategorize ederler.Nerede kaldı erdem?İnsanlık ?
İkiyüzlü olmamak adına her türlü pisliği, toplum denen bütünü dikkate almadan yapabilmek mi felsefe?İsteyenin istediği yere işeyebilmesi mi?Kadınların apış aralarına rahatça ellerini sokabilmesi mi?KIsacası hayvanlar gibi davranabilmek mi?Bırakın Allah aşkına,Okuyun, özümseyin, anlayın okuyucu kitlesi.Sizin işinize geldiğiniz gibi yorumladığınız o yazarların, eserlerinin hepsini benim hayranlık duyduğum, tarafınızdan sağcı/dinci/solcu vs. olarak kategorize edilen yazarlar okumuş, özümsemiş, kendi potasında eritmiş.Sadece sizlerin tekelinde değil Batı Felsefesi, Uzak Doğu Felsefesi.Önemli olan gerekeni almak, gerekmeyeni bırakmak.Sözüm herkese değil elbette, herkese değil ama çok büyük bir kesime.
Düşüş
kitaba 10 verdi
3 beğen · 0 yorum

Meursault Samsa

@meursaultsamsa

Albert Camus ile Sartre' ı kıyaslamak bu iki yazarın birer kitabını okuyan her gencin kendini mecbur hissettiği bir edimdir. Bu kıyaslama haltını yemiş biri olarak kendimce yaptığım tespite kanıt(!) niteliğinde bir kitap olarak görüyorum bu kitabı. Ben şöyle demiştim haklarında hiçbir şey bilmediğim bu iki yazar için; Sartre daha büyük bir düşünür olabilir ama Camus daha iyi bir romancı.

Ana karakterimiz -anlatıcı aynı zamanda- Parisli, zengin, çevresinde sevilen ve saygı duyulan, başarılı bir avukattır. Hollanda' da bir barda tanıştığı adamla sohbet etmeye başlar ki aslında böyle bir adam yok. Kitabı okuyan kimse, anlatıcının muhatabı tam olarak o işte. Zaten kitap boyunca anlatıcıdan, yani ana karakterden başka kimsenin sesini duymuyoruz. Bu sohbet boyunca yüksek insani değerlere sahip avukatımızın geçmişinde övgülerle karşılanan pek çok davranışının altında yatan gerçek nedenleri çözümlemesine/itirafına ve binaenaleyh düşüşüne tanık oluyoruz, tabii bir anlamda kendi düşüşümüze de.

Can Yayınları, bu ülkedeki en iyi yayınevlerinden biri, hatta bence en iyisi. Konu buraya nasıl geldi derseniz hemen cevaplayayım. Can Yayınları' ndan çıkan kitapların arka kapağında kitaba ilişkin yazılan, kitabı okuyucuya tanıtmaya yönelik olan yazılar o kadar başarılı ki kitabı okuyanların kitaba dair yaptığı pek çok yorum o tanıtım yazısının yanına yaklaşamıyor. İşte bu okuduğunuz da ne yazık ki onlardan biri olmaya mahkum. Arka kapaktan alıntıladığım şu tek cümle, benim burada yazdığım üç paragraftan daha güzel bir yorum; ''Kendisiyle yüzleşirken geçmişteki kesinlikler belirsizliklere, başarılar başarısızlıklara dönüşür.''

Düşüş, Parisli bir avukatın cesur itirafları aracılığıyla aslında tüm insanlığın riyakarlığını anlatan kısa ama çok çarpıcı bir kitap. Kitaptan alıntılamak istediğim o kadar fazla yer var ki yazmam mümkün değil. Bu sebeple sayfaların fotoğrafını çekip ekleyeceğim demek suretiyle kendime bir not yazmış olarak bitireyim.
Düşüş
kitaba 9 verdi
6 beğen · 0 yorum

Bardamu

@bardamu

Kahramanımız ve aynadaki görünmez yüzümüz Clamence. Camus kitapların da genellikle bir karakter üzerinden bizi bize anlatır.
Düşüşte bunlardan bir tanesi.

Kitabın sayfa saysınının az oluşu onun bir çırpıda okunacağı izlenimi yaratsa da öyle olmuyor. Altı çizilecek o kadar çok cümle var ki.

Clamence'ın itiraflarını okurken tanıdık yüzlerle karşılaşıyoruz.Hani o haberlerde izlediğimiz hayatını kaybetmiş birinin ardından , hayatının herhangi bir parçasında pekte önemli yeri olmayanların kamerayı görünce kendine en önde yer arayışlarını,yanı başımızda meydana gelen bir kazanın ardından durup yardım etmek yerine gaza kökleyişimizi ,nasıl olsa birileri yardım edecektir düşüncelerimizi ,şimdi başıma iş alırım deyip geçiştirmelerimizi ,bir kadın/ erkek uğruna insanlığa yakışmayacak durumlara düşüşlerimizi , zaaflarımızı , yalanlarımızı ,bana göre büyük bir ustalıkla vuruyor yüzümüze.

Kitabı ikinci okuyuşum ve iyi ki bir kez daha okumuşum diyorum sayfaları çevirirken . Kaçırdığım o kadar yer olmuş ki .

Bu adamı ve kitaplarını sevmemin bir başka nedeni ise aynı pencereden bakıyor oluşumuz hayata ve insanlara .

Bakın burada ne buldum.

"Ah! Azizim , yalnız ,tanrısız ve efendisiz kimse için günlerin yükü korkunçtur.

Bu cümleden sonra bir de etrafınıza bakın.Nasıl da kesişiyor hayatımızla.

Bir de bu,
"En fazla yer kapladığım anda ortada yoktum".

Kimsenin kimse için pek fazla önemi yok aslında. Önemli olan sadece kendimimiz ve bunu kabul etmekte bir hayli zorlanıyoruz.

Bu Düşüş Clamence 'ın değil insanlığın düşüşüdür.
Düşüş
kitaba 10 verdi
2 beğen · 0 yorum

Semih Oktay

@semihoktay

DÜŞÜŞ

Mektup - Anı - Günlük - Anlatı;Albert Camus,Türkçemize Çeviren:Yalçın Tura;Varlık Yayınları;118 Sayfa-(6)

Henüz 26.sayfasındayım 'Düşüş' başlıklı bu romanın.Dünyaya gelmiş en istisna insanlardan biri olarak görüyor kendini romanın kahramanı.9.sayfada ismini öğreniyorum bu roman kahramanının:Jean-Baptiste Clamence.Cezalı yargıçlık yapıyor(!).Birkaç yıl öncesinde avukatlık yaptığını söylüyor. Yardımsever,iyiliksever,atik, cengâver,bonkör,cömert,akıllı, namuslu (ama karanlık bir soydan geldiğini gizlemiyor) bir adam doğrusu bu Clamence.

Sayfa 16'da "Hem de nasıl! diyor Clamence.Ve "Fırtına gibi!" diye devam ediyor.İlya Ehrenburg'un PARİS DÜŞERKEN başlıklı romanını ve tabii 'Kahraman Michaud'yu hatırlattı bu 'Hem de nasıl!" deyişi.Michaud'cuk sık sık kullanırdı da bu deyişi...

Düşüş romanını merakla okuyorum.Kitabı okuma listemin başına almıştım DND arkadaşımın incelemesi dolayısıyla; kendisine teşekkür ediyorum.

Perşembe,6 Kasım 2014

xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx

Devrettim Cumartesi günü DÜŞÜŞ başlıklı bu romanı.Yükseklerde gezen Jean-Baptiste Clamence'in gözle görülür,elle tutulur bir olay sonucu 'düşüş'e geçeceğini sanıyordum.Oysa hiç de tahmin ettiğim gibi olmadı.Niçin düşüşe geçtiğini ben anla(ya)madım.Giriş bölümü iyiydi;gelişme bölümü fena değildi;son bölümlerinde epeyce sıkıldım ve bitsin istedim.

Cumartesi,8 Kasım 2014
Düşüş
kitaba 6 verdi
2 beğen · 2 yorum
HD.K (@satyagraha)
Beni derinden etkileyen sarsan ve kendine hayran birakan bir kitap.. ustadin "o ve ben"iyle cok benzettim bir acidan. Yazildigi gibi gercekten se jean baptiste nin dususu aslinda bizim de dususumuz. Muazzam...
06.11.14 beğen cevap
Semih Oktay (@semihoktay)
Romanın başlığı DÜŞÜŞ.Ve yirminci sayfayı okuyordum ki bizim bu hercai Jean-Baptiste Clamence'in sonunu merak etmeye başladım.Nasıl düşeceğini.Ve aklıma Aziz Nesin geldi.TEK YOL başlıklı bir eserinde Paşasami Sezai diye bir anlatıcı yaratmıştı Aziz Nesin Ağabeyimiz.Ve bu Paşasami'nin bir arkadaşı var.İsmi yok:'Hercai' diye bahsediliyor Sezai'nin arkadaşından.O kadar kendine güvenen bir dolandırıcı ki bu Hercai,beş parasız oldukları hâlde Sezai'nin koluna girip sürüklüyor onu bir ayakkabıcıdan içeriye.Dükkâncıya diyor ki:"Bir hastam var.Ayakkabı da almamız şart.Şimdi rahatsızlığından dolayı gelemiyor buralara.Şu ayakkabının sağ tekini verseniz de,uymazsa ben derhâl geri göndersem size? " Tek ayakkabı kimin işine yarar ve ne yapsın ki bu müşteri;doğru söylüyordur Dükkâncı'ya göre.Kabul ediyor ve ayakkabının sağ tekini veriyor Hercai'ye.Hercai paket yapılan "tek" ayakkabıyı alıyor koltuğunun altına ve çıkıyorlar dükkândan.Bir başka ayakkabıcıya giriyorlar az sonra bu ikili çete.Hercai ayakkabıcıya aynı numarayı çekiyor:"Bir hastam var.Ayakkabı da almamız şart.Şimdi rahatsızlığından dolayı gelemiyor buralara.Şu ayakkabının sol tekini verseniz,,,uymazsa ben derhâl geri göndersem size? " Tam hatırlamıyorum ama bunu söylerken Ayakkabıcı'ya Sezai'yi işaret ediyordu sanki! Hastamın ayağına olmazsa bu gördüğünüz yardımcım ayakkabınızı koşturup getirir,manasında...Ve diyordu ki Sezai (Tabii Aziz Nesin):Ufak bir suçtan hapishaneye düştü Hercai.Ve birkaç gün sonra içeride kendini astığı haberi geldi.Hercailerin sonu pek mi kötü oluyor acaba?
06.11.14 beğen cevap

@

Kahramanımız Clamence, zamanında Paris’ te yaşayan, herkesce takdir gören başarılı bir avukat. Fakat kitabın girişinde biz onu Amsterdam’ da denizcilerin takıldığı Mexico City adlı üçüncü sınıf bir barda görürüz. Paris’ i dahası elde etmiş ettiği pek çok şeyi bırakıp, Amsterdam’a yerleşmiştir. Kendisine de “cezalı avukat” der. Ve tüm gününü bu bardaki insanlarla konuşarak geçirir.

Clemence’ in Hayatını Değiştiren, bir intihar olayına tanıklık etmesi ama hiçbir şekilde yardımcı olmak için harekette bulunmaması olmuştur.İşte, Camus’ un “saçma” kavramını en çok yakıştırdığı “ölüm” anı ile kahramanımızın “düşüşü” başlar. Aslında o anda olayı fazla önemsemez, Ama sonrasında bu anı üzerinden kendisini sorgulamaya başlayacaktır. Çünkü o bu can alıcı noktadaki kayıtsızlığı ile kendisini insani yanının dışına çıktığını hissetmiştir. Yardımcı olmamıştır, çünkü çıkarlarına ters düşmüştür, yapılacak işleri vardır...

Clamence’ in yaşama biçimi, ahlak kuralarının ardına sığınarak kişisel çıkarlarını doyurmasından başka birşey değildir. Bunu kendisini yargılamaya başladıktan sonra mı görmüştür yoksa aslında iki yüzlülüğünün farkında bir hayat mı sürmektedir: Bu sorularımızın yanıtları öz eleştirisini yaptığı sırada anlattığı olaylarda gizlidir.
Düşüş
kitaba puan vermedi
6 beğen · 0 yorum

Düşüş - S41

Önemsiz hikaye mi dersiniz? Kuşkusuz öyle. Ne var ki bunu unutmam için uzun süre geçti , önemli olan bu. Yine de birtakım özürlerim vardı. Dayak yememe izin vermiştim hiç yanıt vermeden ama korkaklıkla suçlanamazdım. Şaşkınlığa uğrayarak her iki yandan da sorguya çekilerek her şeyi birbirine karıştırmıştım ve araba ışıkları benim kafamdaki bu karışıklığı son haddine çıkarmıştı. Yine de şerefimi ayaklar altına almış gibi mutsuzdum. Hiç tepki göstermeden arabama binerken görüyordum kendimi, anımsadığıma göre çok zarif bir mavi gömlek giymiş bulunduğum için daha da hayran kesilmiş bir kalabalığın alaycı bakışları altında. Bana yine de haklı görünen bir ''zavallı adam'' lafını işitiyordum. Kısacası halkın önünde şişkinliğimi yitirmiştim. Gerçi belirli koşulların bir araya gelmesi sonucu oluşmuştu bu , ama her zaman birtakım koşullar vardır. Bundan sonra ne yapmam gerektiğini açıkça görüyordum. Kendimi d'Artangan'ı esaslı bir yumrukla devirir, arabama biner, bana vurmuş olan pis herifi izler,yakalar,motorunu bir kaldırıma sıkıştırır,kendisini bir köşeye çeker ve ona tam da layık olduğu tokadı indirirken görüyordum.Birkaç değişik biçimiyle bu küçük filmi hayalimde yaşattım. Ama iş işten geçmişti,birkaç gün kötü bir hıncı içimde yoğurup duydum.
Misafir tarafından eklenmiştir.

Daktilo Yazıları

@daktiloyazilari

Ama gerçek, aziz dostum, can sıkıcıdır.
Düşüş
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
12 beğen · 0 yorum

Emirhan Oruç

@emirhanoruc

"Artık ortada oyun, tiyatro kalmayınca, gerçeğin içindeydim kuşkusuz. Ama gerçek, aziz dostum, can sıkıcıdır."
Düşüş
kitaba 10 verdi, inceleme ekledi.
9 beğen · 0 yorum

Beyhude

@mamafih

Her ne olursa olsun , kör bir acı , bir tür yoksunluk duyuyordum , bu yoksunluk beni daha sahipsiz kıldı ve yarı zorla , yarı merakla bir takım bağlantılara girmemi sağladı . Sevmek ve sevilmek ihtiyacında olduğumdan , aşık olduğumu sandım . Başka deyimle aptallık ettim .
Sayfa:71
Düşüş
kitaba 10 verdi, inceleme ekledi.
8 beğen · 0 yorum

Mert Mercimekci

@mertmercimekci42

Ah! Dostum, büyük kentlerde avare dolaşan yalnız kişi nedir, bilir misiniz?
Düşüş
kitaba 5 verdi, inceleme ekledi.
8 beğen · 0 yorum

Beyhude

@mamafih

Bu kadını bir süre sonra yeniden gördüm,onu baştan çıkarmak için ne gerekiyorsa yaptım. Çok zor olmadı bu:Kadınlar da başarısız kalmayı sevmezler. O andan itibaren,açıkça istemeden,onu üzmeye başladım. Onu bırakıyor ve yeniden alıyordum,uygun olmayan yerlerde ve zamanlarda kendini vermeye zorluyordum, her alanda ona öyle hoyrat davranıyordum ki,sonunda ona bağlandım, tıpkı zindancının tutuklusuna bağlandığı gibi.Bu da acılı ve zorlama bir zevkin şiddetli kargaşası içinde,kendisini köle eden şeye yüksek sesle saygısını belirtinceye kadar sürdü. O gün ondan uzaklaşmaya başladım.Daha sonra da unuttum onu.
Düşüş
kitaba 10 verdi, inceleme ekledi.
7 beğen · 0 yorum
546
KİTAP
Ölmeden Önce Okunması Gereken 1001 Kitap
Neokur üyelerinin katkılarıyla ortaya çıkmış olan, ölmeden önce okunması gereken kitapların toplandığı listedir. Ölüm de ner...
431
KİTAP
Hiç Unutamayacağım Dediğimiz Kitaplar
Bittiğine üzüldüğümüz, hayatımızda derin izler bırakan unutamayacağımız kitapları paylaşıyoruz....
1174
KİTAP
Mutlaka Okunması Gereken Kitaplar
Herkesin mutlaka okuması gereken, kitaplığında bulunması gereken kitaplar listelenmektedir. Sen de mutlaka okunması gerektiği...
109
KİTAP
Felsefe Severlere Kitap Tavsiyeleri
Felsefe okumayı seven, hatta kendi çapında felsefi düşünceler üretmeye hevesli felsefe düşkünlerinin okuması gerektiğini düşü...
253
KİTAP
Kısacık, Okunası Kitaplar
Kısa ama etkili kitaplar bu listede. Sayfa sayısına bakmayın. Kısa ama yoğun kitaplar. Az zamanınız mı var? Kısacık bir kitap...

Sosyal-Leş

@timesup

Bu kitaptan mezunum.
Düşüş
kitaba 6 verdi, inceleme eklemedi.
8 beğeni · 0 yorum

Canan

@cnnhni

Mutluluğunuz ve başarılarınız, ancak bunları cömertçe paylaşmaya razı olduğunuz takdirde affedilir. Ama mutlu olmak için başkalarıyla fazla ilgilenmemek gerekir. Bunun üzerine, çıkış yolları kapanır. Ya mutlu ve yargılanır ya da bağışlanır ve sefil olacaksınız.......
Düşüş
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
35 beğeni · 6 yorum

Semih

@sc

You're falling, but you thing you're flying high
You're falling, but you thing you're flying high
Sıradaki.
Düşüş
kitaba 9 verdi, inceleme eklemedi.
35 beğeni · 9 yorum
ALFA (@alfa)
Şinepçet mi kullandın?
14.01.18 beğen cevap
Semih (@sc)
@himesrelugse bu ara pek içimden gelmese de, bir şeyler karalamaya çalışırım Adaşım. Kendimi tekrar ediyormuş hissine kapılıyorum nedense
14.01.18 beğen 2 cevap

Meursault Samsa

@meursaultsamsa

kitap ve alkol
kitap ve alkol
Nobelli kitap yoktur, Nobelli yazar vardır.
Düşüş
kitaba 9 verdi, inceleme ekledi.
10 beğeni · 0 yorum