ara

Ecem Yıldız

AVARAMU!

Ecem Yıldız

@kivircikkuyin

KAFKA İLE İLK TANIŞMA
KAFKA İLE İLK TANIŞMA
Okulun son haftalarına geldik ama hala ödevler, sınavlar bitmedi. Bu ödevlerden biri de bu sefer beni Franz Kafka ile tanıştırıyor.
Felsefe performans ödevi olarak, hukuk felsefesi alanında Dava'yı okuyacak ve kitap hakkında bir inceleme yazacağım.
Kitabı benden önce okuması için verdğim bir akradaşım da arasında bir gül kurutmuş benim için.
Şimdi gülüm bir yanda, ayracım bir yanda gireceğim şu Kafka'nın 'sihirli dünyası'na.
Gazamız mübarek olsun :)
14 beğeni · 4 yorum · Anın Fotosu ·
Misafir
kafka ve acı
24.06.17 beğen 1 cevap
HANIMCI (@koraycem)
Vah kuzucuk, yazık sana :(
24.06.17 beğen 1 cevap

Ecem Yıldız

@kivircikkuyin

ÖĞRENCİ DRAMLARI
ÖĞRENCİ DRAMLARI
Allah'ım zamanında bana oturup bunları çizdirecek, bir daha hiç kullanmayacağım bir biyoloji defteri için bu kadar uğraştıracak ne yaşattıysan tekrar yaşatır mısın? Katiyyen çalışamıyorum da..
17 beğeni · 21 yorum · Anın Fotosu ·
Misafir
ALLAH yardımcın olsun 12 ye geçtin sanırım bu konular 11 e ait diye biliyorumda
22.06.17 beğen 1 cevap
Misafir
bu arada çok güzel not tutmuşsun
22.06.17 beğen 1 cevap
kübra (@namtenahi)
Şayet bu kadar güzel defter tutmuş olsaydım atmaya kıymaz, gelecek nesillere yadigâr bırakırdım.
22.06.17 beğen 4 cevap

Ecem Yıldız

@kivircikkuyin

AFORİZMADAM - BU KALP

Son günlerde milyonlarca kez dinleyip hala bıkamadığım, her başlayışında beni farklı alemlere götüren şarkı..
4 beğeni · 0 yorum · Müzik Kutusu ·

Ecem Yıldız

@kivircikkuyin

BİR SALI AKŞAMINDA HUZUR
BİR SALI AKŞAMINDA HUZUR
Arka fonda çok kıymetli arkadaşımın benim için özenle hazırladığı çalma listesi, önümde Oğuz Atay'ın 47 yıldır eskimeyen sözleri.. Bir salı akşamı daha ne kadar güzel olabilir ki?
Not: Evet hem müzik dinleyip hem kitap okuyabiliyorum..
11 beğeni · 0 yorum · Anın Fotosu ·

Ecem Yıldız

@kivircikkuyin

TRT ARŞİVİNDE BUGÜN: Saygı ve İnsanlık
TRT, arşivini İnternet üzerinden paylaşıma açtığından beri birçok televizyon kanalı arşivden seçmeler yaparak 'geçmişten bugüne' tarzında başlıklarla izleyiciye sunuyor.
(Ben de çok kıymetli bir arkadaşımdan öğrenmiştim TRT'nin arşivini açtığını.17 yaşında daha çok genç bir birey olarak ülkemde geçmiş yıllarda neler olup bittiğini birinci el kaynaktan öğrenebilecek olmak beni haliyle baya heyecanlandırdı. Ama konumuz bu değil şimdilik.)
Bugün, hatta birkaç saat önce babam sayesinde her zamanki gibi televizyonda bir haber kanalı açıktı. Hele de şu referandum öncesi haber kanalı kapanmaz oldu evimizde. Neyse. Bu açık olan haber kanalında TRT'nin arşivinden çıkma bir görüntü gösteriliyordu: 1991 seçimlerinden önce gerçekleşen açık oturum.
O dönemdeki tüm parti liderleri 'yuvarlak masa' etrafında birleşerek halka vaatlerini anlatıyorlardı. Referandum öncesi böyle bir programın yayınlanması ve buraya kadar anlattığım her şey gayet doğal ve normal. Şimdi gelelim işin ilginç ve ilginç olduğu için ironik tarafına..
Açık oturumda yer alanlar Mesut Yılmaz, Necmettin Erbakan, Doğu Perinçek, Erdal İnönü, Süleyman Demirel ve Bülent Ecevit gibi bugün bile isimleri çok büyük yankı uyandıran 'saygın' kişiler.
Saygın kelimesinin altını çizmek istedim çünkü programı izlediğimiz zaman hepsinin bu 'saygın'lığın farkındalığında olup buna göre hareket ettiğini görüyoruz. Bu programda karşılıklı oturmuş büyük devlet adamlarının birbirlerinin sözlerini saygıyla dinlediklerini, kendilerine 'kibar dille' yapılan ağır suçlamaları kabul etmeseler bile söz hakları gelmeden tek kelime dahi etmediklerini, en önemlisi birbirlerinden bahsederken çok zıt düşüncede iki insan olsalar bile 'saygı değer', 'değerli', 'kıymetli' sıfatlarını kullandıklarını görüyoruz.
Ben bu görüntüleri izlerken 26 yılda neleri kaybettiğimizi görmüş oldum. Saygımızı, tahammülümüzü, sevgimizi, kararlılığımızı, hoşgörümüzü, istişare yeteneğimizi... Kısacası insanlığımızı kaybetmişiz.
Durum 1991 ve sanırım yakın bir geleceği için böyleyken Deniz Baykal ve sonrasındaki döneme baktığımız zaman özellikle siyaset mecrasına hakaretlerin,küfürlerin, iftiraların hatta ve hatta TEKMELERin havada uçuştuğunu görüyoruz.
Bu ülkenin Cumhurbaşkanı'nın kendisini başkan kabul etmeyen halkla teröristleri bir tuttuğu, ana muhalefet başkanının Cumhurbaşkanı'na ağıza alınmayacak laflar ettiği ve ülkedeki diğer tüm insanların da birbirlerinin görüşlerine, düşüncelerine zerre saygı duymadığı bir dönemde yaşıyoruz.
1991 yılından bu yana ne değişti de bu hale geldik, kendimizi ve 'saygınlığımızı' bu kadar aşağı tabakaya çektik, bunu anlayamıyorum.
Bundan sonra tekrar o eski 'saygın' ve 'insan' halindeki toplumumuza geri döenebilecek miyiz bunu da bilemiyorum.
Ama bu konuda söyleyebileceğim tek bir şey var: Büyük değişimler bir kişiyle başlar. Bu yüzden ben bu konuda bundan daha önce dikkat ettiğimden daha fazla dikkat edeceğime dair kendime söz verdim. Aynı sözü bu gidişattan şikayetçi olan herkesin vermesi de en büyük temennim.
TRT arşivinde bahsi geçen oturum linkini de aşağıya bırakıyorum. Belki izlemek isteyen olur diyerek.
http://www.trtarsiv.com/i...oturum-secim-91

İyi haftasonları!
2 beğeni · 0 yorum · Diyorum ki ·

Ecem Yıldız

@kivircikkuyin

SALEP VE MİLLİ MÜCADELE
SALEP VE MİLLİ MÜCADELE
Şarabından vişne suyuna her türlü içeceği yakıştırdık bir yerlere Neokur ahalisi olarak, o zaman ben de Milli Mücadele zamanlarını çalışırken Salep içmenin tadı bir başkadır diyorum. ^^
6 beğeni · 0 yorum · Anın Fotosu ·

Ecem Yıldız

@kivircikkuyin

Kayıp bir Hasrete Kavuşmak
Kayıp bir Hasrete Kavuşmak
Uzun, çok uzun bir süre sonra sonunda ben kitaplarım ve yatağım..
Her ne kadar bu okuduklarımdan yarın sınava tabii tutulacak olmam ve Reifk Halid Karay zihniyeti okuma şevkimi kırıyor olsa da sonunda huzurlu geçireceğim saatler adına mutluyum. :)
- Cengiz Aytmatov
8.2 (467 oy)
15 beğeni · 11 yorum · Anın Fotosu ·
Baran Yusuf (@baranyusuf)
Memleket hikayelerini okumadim ama beyaz gemi keyifle okuduklarimdan . Size de Keyifli okumalar diliyorum.
03.04.17 beğen 1 cevap
Gölge (@golge2010)
Memleket Hikayeleri'ni bizde lisede okumuştuk. Samimi bir dille yazılmış
03.04.17 beğen cevap
Gülcan (@gulcann)
Ben de üç nesil üç hayat kitabını merak ediyorum. Çocukluğun tarihiyle alakalı olarak üniversitede okumamızı tavsiye etmişlerdi.
03.04.17 beğen 1 cevap

Ecem Yıldız

@kivircikkuyin

HER ŞEYDEN ÖNCE: İNSANIZ.

Dünya üzerinde insanlar her zaman 'birileri'nin belirlediği kalın çizgilerle ayrıldılar birbirlerinden. Din, dil, ten rengi, cinsiyet dendi bu çizgilere. Sonra bu çizgileri soyut olarak çizdiler dünya üzerine. Buna da ülke dediler ve insanları o çizgilerin arkasına kilitlediler. Geçmeyeceksin bu çizgiyi dediler. Sanki öteki tarafta 'öcü' var gibi. Sonra bu da yetmedi, ülkenin içinde de çizgilere ayrıldı insanlar: Alevi-Sünni, Türk-Kürt, Ermeni-Rum, Katolik-Ortodoks vs. Kardeşi kardeşe kırdırdılar, insanlar öldü. Ve öldüklerinde artık İngiliz, Türk, Rus değillerdi. İNSANLARDI.
5 beğeni · 3 yorum · Diyorum ki ·
Misafir
Domastr diye bir abimiz var. Ben şimdiye kadar hiçbir insanın elini sıkmadım diyor. Elini sıktıklarım ya Ingiliz ya Fransız ya Etiyopyaliydi diyor. Şimdi tabi Mendel yasalarını filan size zamanında çok güzel yutturduklari için Türk deyince korkuyorsunuz haliyle. italyanlarin "mamma li turchi" anne turkler geliyir diye vaveyla etmeleri gibi hem de. Aklınıza dna geliyor vs şimdi de sizi bu belaya griftar edenler aynı numaraları farklı şekilde çekiyorlar. Böyle fasid bir dairede kör dövüşü yapıyorsunuz. Internette çok dolaşan bosnakca bir ilmihal var. Orda ne zamandan beri Türksün sorusuna Adem balçıkla ruh arasında olduğundan beri Bezm i elestten beri diye cevap veriyor.
10.03.17 beğen 1 cevap

Ecem Yıldız

@kivircikkuyin

TANRININ KANITLANABİLİRLİĞİ MÜNAZARASI
TANRININ KANITLANABİLİRLİĞİ MÜNAZARASI
UYARI: Biraz uzun bir paylaşım olacak, sabırla okuyanlara saygılar. :)
Sevgili Neokur sakinleri,
Öncelikle bir önceki 'Tanrının Kanıtlanabilirliği' adlı paylaşımıma yaptığınız yorumlar, benimle paylaştığınız fikir ve bilgiler için hepinize çok teşekkür ediyorum.
Yorumlar zaman zaman tanrının varlığı/yokluğu meselesi üzerine kaymış bulunsa da, temel anlamda çok mantıklı öneriler ve bilgiler vermişsiniz.
Ama ne yazık ki tüm bu fikirleriniz bana münazara olup bittikten sonra ulaştı. :)
Öncelikle ben size kendi takımım adına münazarada 'tanrının kanıtlanabilirliğini kanıtlamak' amacıyla yaptığım konuşmayı aktarayım:
'Burada sizlere tanrıyı tek bir alan üzerinden kanıtlamak elbette bizim için çok kolay olacaktır. Örneğin size din ve inanç sistemi üzerinden tanrının varlığını kanıtlamak için birçok şey anlatabiliriz. Ama bu anlattıklarımızın sizi tatmin edeceğini sanmam. Bu yüzden bugün size tanrıyı 4 ana alanda kanıtlamayı hedefliyoruz. Bu alanlar BİLİM, DOĞA, VARLIK ve DİN alanıdır.
Tanrıyı yok kabul eden ya da varlığının kanıtlanamayacağını iddia eden insanların en çok sığındığı gölge BİLİM'dir. Ama Kurt Gödel'in 'Tanrının Varlığının İspatı Denklemi'ne, Bing Bang Teorisi ve bunun sonucunda oluşan 'Higgs Bozonu' kavramına ya da en basit bağlamda bir enerjinin kendiliğinden var olamayacağı durumunda bakarsak bilimin birçok noktada tanrının varlığına parmak bastığını söyleyebiliriz.
Kurt Gödel'in denklemini ele alalım:
Kurt Gödel, bir matematikçi. Bundan da ziyade bir mantıkçı. Matematikteki mantık konusu bağlamında Gödel 1978 yılında 'daha üstün bir gücün' varlığını ispatlayan bir denklem hazırladı. Fakat o günün şartlarında bu denklemin doğruluğunu kontrol edebilecek bir teknoloji yoktu. Fakat bu yılın başlarında Almanya'daki Free Üniversitesinde görevli iki bilgisayar uzmanı Gödel'in oluşturduğu bu denklemi bilgisayar ortamında kontrol ettiklerinde denklemin hatasız olduğu görüldü. Gödelin kurduğu bu denklemin içeriğine baktığımızda evrende gerçekleşen olayları temel alarak üstün bir gücün varlığı sonucuna vardığını görüyoruz.
Bilim alanından bir başka kanıtta Big Bang Teorisi ve bunun sonucunda oluşan Higgs Bozonu olacaktır. Bildiğimiz gibi Bİg Bang hala teori adıyla anılıyor ama aslında kanıtlanmış bir gerçek. Big Bang sonucunda atomu oluşturan temel parçacıklar etrafa saçıldı. Atomdan ilk çıkan parçacıklar kütlesiz ve saf enerjiliydi. Fakat bilinen başka bir gerçeğe göre de evrende var olan her şeyin bir kütlesi vardır. Asıl soru ne oldu da büyük patlamadan saniyenin trilyonda biri kadar kısa bir zamanda parçacıklar kütle ve enerji kazandılar?
Fizikçiler bu soruya cevap olarak 'Higgs Bozonu' kavramını ortaya attılar. Bu kavramı oluşturan Peter Higgs’e göre evren bir çeşit enerjiden doğdu ve bu enerjiye fizikte “Higgs Alanı” dendi. Bu enerji, büyük patlama sonrası ortaya çıkan parçacıklarla etkileşime girdi ve bu etkileşim sonucu ‘‘Higgs Bozonu’’ diye anılan parçacıklar açığa çıktı. Söz konusu parçacıklar daha sonra maddeye kütle kazandırdı. Bu durumda da görmüş oluyoruz ki, evrenin oluşumunda fizik kurallarına göre hep bir geri basamağa ihtiyaç var. Hiçbir şeyin yoktan var edilmesinin mümkünlüğü yok. Bu da Gödel'İn değimiyle 'daha üstün bir varlık' bizim konumuzla 'tanrı'nın varlığını kanıtlıyor.
Bilim alanından çıkıp doğada gerçekleşen çeşitli durumlar üzerinden tanrının varlığının kanıtlanmasına geçersek burada da 'Altın Oran' kavramı çıkıyor karşımıza. Bilindiği üzere altın oran mükemmelliğin ölçüleri olarak kabul ediliyor. Altın orana sahip olan sanat eserleri daha kıymetli, altın orana uyan cisimler daha biçimli oluyor. Doğaya, evrene ya da nereye isterseniz oraya bakın, buralarda altın oranın hakimiyetini bulacaksınız. Peki, 1,618 gibi ardından yüzlerce basamağı silinmiş bir sayının bile doğa üzerindeki birçok maddede kendini birebir göstermesini hangi güç sağlayabilir? Ya da başka bir açıdan bakalım doğaya: Doğada her şey bir sirkülasyon içerisindedir. Var olmuş olan hiçbir şey tamamen kaybolmaz. Buradan da islam dini sınırları dışına çıkıp reenkarnasyonu temel alan dinlerin ispatı üzerine gidilebilir. Yani anlatmak istediğimiz: Allah, Buda, İnek, Thor, Kibele, Ateş, Zeus -ya da artık neye inanılıyor ise- bir tanrının varlığı ve bunun tabiata bakarak bile kanıtlanabileceğidir.
Din ve inanç yönünden tanrının varlığını kanıtlamak için oturup 15 dakika kendinizi ve varlığınızı sorgulamanız yeterlidir. Neden var olduğunuzu nereye varacağınızı düşünmeniz, içinizdeki 'güvenme' mecburiyetiyle birleştiğinde size bir yaratıcının, bir tanrının olduğunu söyleyecektir.
Ya da başka bir açıdan insanlığın var olduğu ilk günden beri hep anlamlandıramadığı olaylarda kendisinden daha üstün bir güce sığınması durumunu örnekleyebiliriz. Anatomik olarak, bulunan en eski insan fosilleri 200.000 yıl öncesine dayanmaktadır ve o insanlardan bu güne gelişen ve değişen dünyada kaybolmamış bir tanrı inancının varlığı, altının hiçbir şeyle doldurulamadığı olayların bulunması yine bir tanrı varlığını zorunlu kılar.
Şimdi bir de ruh kavramını, ruh kavramı üzerinden de tek yumurta ikizlerini ele alalım. Hayatları boyunca her şeyi birlikte yapan iki insan düşünün: Aynı anne ve babaya sahip, aynı çevrede yetişmiş, aynı şeylerden yemiş içmiş, aynı eğitimi görmüş ve hatta dış görünüşleri bile büyük ölçüde aynı olan iki insan. Bu insanların bile doğdukları andan itibaren düşünce ve kişiliklerinin farlı olmasında bir etmen vardır ki bu etmen çağımızda ruh olarak adlandırılır. Ve hangi alandan incelerseniz inceleyin ruh kavramının olduğunu inkar edemeyeceksiniz fakat kaynağını da bu evren üzerinde bulamayacaksınız. Yine bu kaynak araması da size bir tanrının varlığını kanıtlayacak.
Son olarak toparlamak gerekirse; aklınızın alabildiği, düşünebildiğiniz hangi açıdan bakarsanız bakın, doğru adımlar üzerinde yürüdüğünüzde -yani bilgileri çarpıtmadan ilerlediğinizde- dünya tanrının varlığı açısından kanıtlarla doludur.'
Benim münazara da 'tanrının varlığının kanıtlanabileceğini' kanıtlamak için söylediklerim bunlardı. :)
Eğer yorumlarınızı münazaradan önce görmüş olsaydım şunları da konuşmama eklemek isterdim:
@koraycem 'in 'Tanrısallık Anlayışı' olarak başlayan yorumunda bahsettiği deliller
@hasanyurekli5 'in yaptığı yorumdan yola çıkarak oluşturduğum 'İnsan, tanrının bu dünyadaki bir yansımasıdır' fikri

Ve tabii son olarak münazaranın sonucuna gelelim. Münazarayı 3 kişiden oluşan jüri değerlendirdi. Ve bizim ortaya koyduğumuz kanıtlara karşılık olarak karşı takımın bizim kanıtlarımızı çürütmeye yönelik tamamen din esaslı sözlerini daha uygun bularak kazananı karşı takım ilan ettiler.
Bu yüzden keşke @ozgursevinc 'in tavsiyesini daha önceden görebilseydim. O zaman kanıttan çok çürütme temelli giderdim. :)
Ama doğru söylemek gerekirse bizim takımdaki bir arkadaşın da konuya 'Allah'ın valığı/yokluğu gözüyle' bakması sonuçta etkili olmuş olabilir.
Son olarak yaptığım paylaşıma dayalı olarak paylaşımın altına çok mantıklı yorumlar yapan @elifduygu ya çok teşekkürler. :)
Hepinize bir kez daha gösterdiğiniz ilgi ve bu uzun yazıyı sabırla okuduğunuz için teşekkür ediyorum. Şimdiden iyi haftasonları! :)

Not: Fotoğraftaki anlaşılmaz şey Kurt Gödel'in yazıda bahsedilen 'daha üstün bir gücün varlığını ispatlayan denklem'idir.
10 beğeni · 14 yorum · Başıma Gelenler ·
CEVİZKABUĞU (@karacurin)
Camii nerede.:))
10.03.17 beğen 1 cevap
CEVİZKABUĞU (@karacurin)
Sn.Ecem; öncelikle bu güzel konuyu bizlerle paylaştığınız için size çok teşekkür ederim. Her iki paylaşımınızı baştan-sona okudum ve ilk paylaşım oldukca düşündürdü ki hala düşünüyorum ! 'Tanrı'nın ispatı konusunda fikir beyan etmek için daha 100 fırın ekmek yemem gerekir ki işin kötüsü hamur işi yemiyorum.:) neyse umarım münazara sizin için faydalı geçmiştir ki galip gelip-gelmemek pek mühim değil önemli olan zihin dünyanızı eşsiz evrene ulaştırması..
10.03.17 beğen 2 cevap
CEVİZKABUĞU (@karacurin)
Bu arada diğer paylaşımınıza yorum yazan okurlara da teşekkür ederim ki feyz alarak okuyup dediğimiz bağlamda bilgilendim ve sitede uzun süredir hasret kaldığım düzeyli fikirsel sonderecede faydalı olduğuna inandığım bir amaca yönelik düşünceler oluştu.
10.03.17 beğen 1 cevap

Ecem Yıldız

@kivircikkuyin

Tanrının Kanıtlanabilirliği
Merhaba Neokur sakinleri. Öncelikle soruma, sorunuma geçmeden önce başlık konusunda bir açıklama yapmalıyım.
'Tanrının Kanıtlanabilirliği' dediğimiz konu, tanrının varlığı ya da yokluğuyla ilgili değildir. Hele 'Allah'ın varlığı/yokluğu, kanıtlanabilirliği/kanıtlanamazlığı' olarak asla algılanmamalıdır. Farkındaysanız cümlelerimde 'tanrı' kelimesini bir tür adı olarak kullandım; özel bir ad olarak değil. Yani bu demek oluyor ki, birazdan size soracağım soruda vereceğiniz cevaba teist, ateist, deist ya da her ne düşünceye sahipseniz bundan kendinizi soyutlayarak; bilimsel ve felsefik düşünce sistemiyle yaklaşmalısınız.
Evet şimdi geleyim sorunuma/soruma: Şu dönemde felsefe dersinde din felsefesi görüyoruz. Ama bu din felsefesi sanılanın aksine herhangi bir din üzerinden tanrıyı sorgulayan bir öğretinin aksine akıl ve mantık yoluyla her birimizin kendi inancını sorgulaması yönünde ilerliyor.
Bunun ışığında bugün felsefe dersinde 'Tanrının Kanıtlanabilirliği' başlığında bir münazara gerçekleştireceğiz.
Ben bu münazara takımlarından 'tanrı kanıtlanabilir' fikrini savunan takımdayım.
İşte size sorduğum şeyse şu: Tanrının kanıtlanabilir olduğunu nasıl kanıtlayabilirim. Bunun hakkında sahip olduğunuz bilgileri benimle paylaşırsanız çok mutlu olurum.
NOT: Tekrar belirtiyorum: sizden duymak istediğim bilgiler şu an için yalnızca tanrının kanıtlanabileceğini destekler nitelikte. Aksini savunan düşünceri başka bir zaman başka bir başlıkta tartışmak üzere...
13 beğeni · 92 yorum · Arena'ya Sor ·
Bedrozan (@bedrozan)
Bana kalırsa hangi tanrıdan bahsediliğine göre değişebilir bu kanıtlama olayı.
Tanrı inekse ispat kolaydır. 
Ateş'se de öyle. 
Thor'sa pek mümkün değildir gibi.

Bahsedilen tanrı şayet Allah'sa (daha doğrusu ruhâni dinlerden birinin tanrısı ise) ispatı imkânsızdır.Her iki anlamda da.Yani varlığı kesin olarak ispatlanamayacağı gibi, yokluğu da ispatlanamaz. Normaldir çünkü tanrı kavramı muhteşem bir hayal gücünün ürünüdür. Kutsal kitapları yazanlar (Şayet yollayan kişinin bir tanrı olmadığını farzedersek), kitaplarda çelişkiler ve boşluklar bırakmıştır, ancak tanrı ile ilgili olan kısım ise kusursuzdur.
Diyecegim o ki, siz bilimsel olarak neyi ispatlarsanız ispatlayın, tanrı kavramı hep bir adım önde olacaktır. Bu nedenle varlığı da yokluğu da ispatlanamaz. Paralel evrenler ispatlansa tanrı paralel evrenden de öte bir varlık denilir yine ispatlanamaz, imkansızdır.

İnsanoğlu yaşadığı süre içerisinde tanrı kavramı hakkındaki gerçeği asla öğrenemez ve öğrenemeyecektir.Bana kalirsa aslında bu bir nevi kumardır, hayatımız sona erdiğinde tüm insanlar gerçeği öğrenecekler.
08.03.17 beğen 6 cevap
Elif duygu petenkaya (@elifduygu)
Var olan her şeyin var olmasını sağlayan bir gücün olma zorunluluğu her şeyin ötesinde bir yaratıcının yani senin soruna bağlarsak, bir tanrının olmasını zorunlu kılar. Yani enerji kanunu olarak hiçbir şey yoktan var vardan yok edilemez, bu bağlamda var olan şeylerin kökeni olan bir mutlak gücün olması bilimsel açıdan da zorunluluk seviyesinde bir durum oluşturur bana kalırsa
08.03.17 beğen 3 cevap
Şölen (@solen-b)
Tanrı'nın varlığını kanıtlayabilecek tek olgu ölüm olgusudur bence. Ölümü kanıtlayabilirsek (bir başka canlının ölümünden bahsetmiyorum) Tanrı'nın varlığını da kanıtlayabilirmişiz gibime geliyor. (Varsa şayet..)
08.03.17 beğen 1 cevap
/ 4