ara

kübra

Hayattan tek beklentim güzel kitaplar...

kübra

@kubra94

Ne içindeyim zamanın,  Ne de büsbütün dışında
İlkel devirlerde insanlar zamanı anlayabilmek için güneşi izliyorlarmış. İşlerini güneşin doğuşu ve batışına göre hesaplayıp icaarata geçiriyorlarmış. Artan nüfus, yerleşik hayata geçme isteği, insanlar arası kurulan sosyal ilişkiler, bir üst otoritenin oluşumu ve o otoritenin daha düzenli bir sistem kurma isteği gibi nedenler zaman kavramının daha anlaşılır bir düzeye getirme gereksinimini oluşturmuştur. Bunların sonucun da ilk saat MÖ önce 4000 yıllarda Mısır'da icat edilen güneş saati olmuştur. Güneş saati yere 90°C bir açıyla saplanan kazığa göre oluşmuştur. Yunanlılar bu kazığa "Gronom" demiştir. Güneşin hareketleri sonucu oluşan gölgelere göre hesap yapıyorlarmış, lakin bu sistem sadece güneş varken çalıştığı için yetersiz hale gelmiş. Geceleri yetersiz gelen güneş saati için Mısırlılar su saatini icat etmişler. Yavaşça boşalan ve üzerindeki imgelerle zamanı gösteren bu saat Babil, Hint, Çin gibi medeniyetlerde de kullanılmıştır. Sonraları ise kum saati ve ateş saati kullanılmış. Ateş saati mum saati olarakta bilinir. Bu saatin kullanım şekli ise; yandıkça boyu küçülen mumun gölgesinin, arkasındaki sembollere denk gelmesi ile veyahuy tükenen yağın içi görünebilen bir kap içerisinde birikerek saatin belirlenmesi ile sağlanırdı. Yaygın olarak bilenen mum saatleri: Ingiltere kralı Alfred ve bilim adamı el-Cezeri'nin 1206 yılında tasraladığı saatlerdir. Günümüz de ise mekanik saatlerin kullanımı yaygındır. Bir de süs amaçlı kullanılan kum saatleri. Mekanik saatler daha çok din adamlarının teşviki sonucu oluşmuştur çünkü din adamlarının ibadet edebilmesi için zamanı bilmeleri gerekiyordu. O zamanlar okuma yazma oranı çok düşük olduğu için halktan ziyade din adamları için ayarlanan bu saat sistemi büyük bir çan veya tokmakla zamanı hatırlatmak için tasarlanmıştır. Yani daha o zamanlar akrep ve yelkovan kavramları yoktur. Ilk kez günü 24 saate bölen ve ilk kez kadranı kullanan bilim insani Giovanni di Dondi’dir. Bir günü eşit saat aralıkları ile bölen ilk saat Milano’da (İtalya) bulunan Saint Gottard kilisesinin saatidir. Peter Heinlein’in 16. yüzyılın başlarında zembereği icat etmesi ile büyük ağırlıklardan oluşan saatlerin kullanımından vazgeçildi. Zemberek sayesinde küçük boyutlarda olan ve taşınabilir özelliği bulunan saatler geliştirilebildi. Çalışan ilk sarkaç mekanizmasına sahip saati 1656 yılında Alman astronom Christiaan Huygens yaptı. 1820 yılında ise zaman aralıkları günümüzdeki standart halini aldı. Ve saat kullanımı yaygınlaştı. Aslında bunları yazmamın amacı farklı bir şey. Hergün gördüğümüz saatlerindeki akrep ve yelkovan kelimelerini hiç düşürdünüz mü? "Acaba bunlar nereden geliyor? Bu kısa olana neden akrep denilmiş?" diye hiç kafa yordunuz mu?
Akrep kelimesi Arapça “krb” kökünden gelen akrab kelimesinden türemiş; ilk anlamı zehirli bir böcek olan bu kelimenin diğer anlamları ise sivri uçlu bir tür çengel ve saat göstergesi. Yelkovan kelimesi ise Türkiye Türkçesine ait olup 1400 yılına dayanıyor. Yel koğan, “boş gezen, havai” anlamında. Yelmek ise “koşmak, hızlı gitmek” demek. Hergün gördüğümüz bu fonksiyonel nesnelerin anlamlarını bilmek onlara bir değer katar.
20 beğeni · 7 yorum · Biliyor musun? ·
CEVİZKABUĞU (@karacurin)
Ne içindeyim zamanın
Ne de büsbütün dışında;
Yekpare geniş bir anın
Parçalanmış akışında,
Bir garip rüya rengiyle
Uyumuş gibi her şekil,
Rüzgarda uçan tüy bile
Benim kadar hafif değil.

Başım sukutu öğüten
Uçsuz, bucaksız değirmen;
Içim muradıma ermiş
Abasız, postsuz bir derviş;

Koku bende bir sarmaşık
Olmuş dünya sezmekteyim,
Mavi, masmavi bir ışık
Ortasında yüzmekteyim. A.H.Tanpınar - 19 sa
Enis Kılıç (@enis-kilic)
Bu pratik bilgi icin tesekkur ederim bilmedigim birkac bilgi varmiş burada. borçlanmis gibi hissediyorum :) - 15 sa

kübra

@kubra94

Ruhum çocuk 👶
@nill' in ricasıyla küçüklük fotoğrafımı paylaşayım dedim. Aslında 23 Nisan da çekildiğim bir fotoğraf olsa bugünün atmosferine daha çok uyardı ama en yakınımdaki fotoğraf buydu. 😊 yarısı çıkan bayan (mekanı cennet olsun) teyzem. Benim üzerimi değiştirirken çekişmeler. Acaba neden böyle bir şey yapmışlar, bence daha uygun kareler yakalayabilirlerdi 😀
EK 1
@mervekaya ve @vareste sizden de bekliyoruz bugüne özel :)) 23.04.17
Nil 🌵 (@nill)
Halinden memnun gözüküyorsun ama 😃 pek de tatlış bir çocukmuşsun. Maşallah maşallah 🙂 - 23.04.17
Akıllı bıdık seni ☺ Maşallah kardeşime aynı sima hiç değişmemiş hele o kaşlar... 😂😘 - 23.04.17
MEMED (@endezyar)
Kimse benden fotograf istemedim :( cok pis trip atmam lazim - 23.04.17

kübra

@kubra94

Bugün haftasonu olmasından faydalanarak dışarı çıktım. Birkaç işim vardı. Daha doğrusu birkaç sıkıcı işim vardı. Dışarı çıktıysamda dışarıda en fazla 20 dakika durmuşumdur. Neyse konumuz bu değil. Dedim ki kendime: "Kübra sitede herkes şahane fotoğraflar çekiyor. Sen neden çekmeyesin? Senin onlardan neyin eksik?" Sonra fark ettimki hiçbir eksiğim yok. Öyleyse ne duruyorum? Versin elini fotoğraflar. İlk olarak güzel ülkemin şanlı bayrağının resmi: Sonra azıcık yolu uzattım ve ağaçlardaki çiçekleri ifşaladım: tabiki bir çiçekle yetinmedim: biliyorum ki hepsi de mükemmel oldu. Arkada binalar görünmesin, bu güzel resimlere gölge düşürmesin isterdim ama ne yazık ki bu imkansız! Bir de sizinle kedimin fotoğrafını paylaşmak istiyorum. Kedim dediysem tam olarak kedim değil. İlk olarak evimde beslemiyorum, dedemgilde duruyor. İkinci olarak iki kere severken elimi çizdi. Çizmesi sorun değil ama bir de ısırmasın mı! Çok kormuştum kuduz olacağım diye sonra da bir daha onu uzaktan sevmek için kendime söz verdim. O günden beri uzaktan seviyorum. :))
56 beğeni · 46 yorum · Anın Fotosu ·
EL_NINO (@el-nino)
👈 - 22.04.17
Merve T. (@mtrv)
Kedinin bakışlar= Ruh halim :D - 22.04.17
Ajuez (@orlic)
Ellerine sağlık, baharı getirdin siteye :) - 22.04.17
23 beğeni · 9 yorum · Müzik Kutusu ·
Soner Altundağ (@toprak0135)
BENİM ŞARKIM.. - 19.04.17
Masiva (@asenakrt)
Gerçektençok hoş bir şarkı. Ama son günler de sürekli dinlemekten gına geldi. - 19.04.17
Hudayinabit (@hudayinabit)
Gerçekten, çooook güzel:D - 19.04.17

kübra

@kubra94

Sana gitme demeyeceğim.
Üşüyorsun ceketimi al.
Günün en güzel saatleri bunlar.
Yanımda kal.Sana gitme demeyeceğim.
Gene de sen bilirsin.
Yalanlar istiyorsan yalanlar söyleyeyim,
İncinirsin.Sana gitme demeyeceğim,
Ama gitme, Lavinia.
Adını gizleyeceğim
Sen de bilme, Lavinia. (1957)
Özdemir Asaf'a ait olan bu şiiri bunca yıldır bildiğimi zannediyordum, meğersem işin aslı öyle değilmiş. Lavinia kelimesi bir çeşit ölüm çiçeği ve özgürlük anlamına geliyormuş. Özdemir Asaf bu şiiri üniversitede aşık olduğu bir kız için yazmış fakat kızın bundan haberi yokmuş. Aradan zaman geçmiş Özdemir bu şiiri yarışmaya göndermiş ve birinci olmuş. Kitleler önünde şiiri okurken sevdiği kızda oradaymış lakin şiirin yarısına geldiğinde bu kızımız salonu terk ettiği için şairimizin cesareti kırılmış, sevdiğini hiç söyleyememiş.

EK 1
Açıkcası hangi odada paylaşacağımı bilemedim. Hem müzik hem şiir hem de bilgi vardı. Bende bilgi oluversin dedim. 18.04.17
19 beğeni · 2 yorum · Biliyor musun? ·
Soner Altundağ (@toprak0135)
İnsanlar durup dururken şair olmaz Kübra,birçok şiir hikaye barındırır bünyesinde.. - 20.04.17
Soner Altundağ (@toprak0135)
Bu nedenle şiir özel bir türdür.. - 20.04.17

kübra

@kubra94

İLK HEDİYE KİTAPLARIM :)

Kelimeler kifayetsiz yaşadığım sevince. Sanki gönderilen hediyeler kitap değil de kutsal birer emanet benim için. Yüreğime sığmayan sevincim, elimde kitaplarım, damağımda gönderdiğin çikolatanın tadıyla kala kaldım öylece. Şayet birgün bana küçük bir kız çocuğu nasıl sevindirilir diye sorarlarsa senin yaptığını anlatırım onlara ablam :) İlkler unutulmaz derler, seni unutmak mı? Asla! Bu muhabbet bir ömür sürsün isterim ablam. Eğer birgün yolum İstanbul'a düşerse görüşmek isterim seninle. En güzel muhabbetler çay eşliğinde olur ya, çay içeriz karşılıklı Allah'ın izniyle. Yazdığın kelimeler süslü değil lakin sen öyle güzel süslerle kuşatmışsın ki duygularını kelimelerin bir manası kalmadı, mektubunda kelimelerden çok duygularını okudum, içten ve samimi duygularını...Kelimeler sadece aracıydı birbirimize olan sevgimize. Hediyelerin benim için çok değerli. Her baktığımda seni hatırlayacağım, her zaman bakabilmek içinde masamın üstüne koyacağım. Tek sorun gönderdiğin deftere nasıl kıyıp da yazı yazacağım? Defter bir ömür saklı duracak bende, belki içinde de yazdığım şiirlere. Çünkü sadece şiir yazmak yakışır o deftere. Dediğim gibi kelimler yetmez anlatmak için zaten benim de kudertim kalmadı güzel kelimeler kullanmak için. Tüm gücümü sevinmeye harcadığım için :) ama biliyorum ki ablam sen kalbimden geçen kelimeleri de hissediyorsun. Tekrar tekrar teşekkür ediyorum. Allah'a emanet ol @hercai
41 beğeni · 25 yorum · Başıma Gelenler ·
Feyzanur (@vareste)
Hayırlı olsun harika görünüyorlar. :) - 10.04.17
ruhadam (@ruhadam)
keyifli okumalar - 10.04.17
yusuf üvet (@yusuf-uvet)
keyifle okuyunuz :) - 10.04.17

kübra

@kubra94

4 beğeni · 0 yorum · Müzik Kutusu ·

kübra

@kubra94

Yünlü Ayı Tırtılı
Bilinen en uzun ömürlü tırtıldır. Sıcak yerlerde yaşayan tırtıllar ancak birkaç hafta yaşayabilirken yünlü ayı tırtılı güve haline gelebilmek için 14 sene bekler. Bu tırtıl Kuzey Kutbu'nda tam 13 defa kışın soğuğuna maruz kalır. Donmak, canlılar için ölüm demektir. Çünkü hücrelerin içindeki sıvı donduğunda oluşan kristal parçaları hücre zarını yırtar, hayatî maddeler bu yarıktan dışarı akarak hücrenin ölümüne sebep olur. Fakat Kuzey Kutbu'nda yaşayan yünlü ayı tırtılları, gliserol isimli kimyasal bir maddeyi üretir. Bu kimyasal madde, tırtıl üzerinde adeta antifriz etkisi göstererek hücrelerin donmasını engeller. Her yazın ilk üç haftası, bu tırtılın büyüyebilmesi için elverişlidir. Bu süre içinde tırtıl, dikeni andıran tüyleriyle enerji toplar ve bunu aldığı gıdaları hazmetmekte kullanır. Bu süreç bitince donmaya başlar. Ve bu süreç 13 yıl boyunca tekerrür eder.
10 beğeni · 1 yorum · Biliyor musun? ·

kübra

@kubra94

Başımla gönlümü edemedim eş,
Biri yüz yaşında biri yirmi beş.
-Celal Sahir Erozan
/ 4