ara

Marius Chinaski

eklerim seni durum metni

Marius Chinaski

@mariuschi

Sıkılmak üzerine bir şeyler yazın
Ben de okuyayım
2 beğeni · 1 yorum
BUKALEMUN (@karacurin)
Çok sıkıcı bir başlık.:)
08.05.17 beğen 1 cevap

Marius Chinaski

@mariuschi

Hayır size bu karakterin hikayesinin öncesini ve sonrasını anlatmayacağım çünkü geçmişine dair anlatılacak bir şey yok ve geleceği ise onun kendisine ait. Tıpkı sizin gibi sabah işine giden, 12 saat boyunca çalışıp akşam evine dönen, kendisini bir birey olarak görse bile büyükşehir dediğimiz kollektif yapının sıradan bir parçasıydı. Ben onu, sizi ve kendimi toplumun içindeyken bir birey olarak adlandıramam çünkü kendimize dair en ufak şeyi bile bu doğal seçilimde gizlemek zorunda kaldığımız yapının adıdır toplum. Bazı insanlar toplumun dışında kaldıkları zaman bireyselliğini geliştirebilir. Bir kitap okur, bir film izler veya bambaşka bir şey yapar bu da bir birey olmanın tohumlarını eker. Bu yolda devam ettiği müddetçe yavaş yavaş o tohum fidana dönüşür, bir ağaç oluncaya kadar zaten o kişi yaşlandığından ötürü ölümü kucağını açmış bir şekilde beklemeye başlar ki bizde buna emeklilik deriz. Benim size anlatacağım karakteri ilginç kılan özelliği ise birey olmanın tohumlarını bir günde atıp, aynı gün içerisinde fidan şeklinde ortaya çıkmasıdır. Bu yüzden size karakterimin o gün yaşadıklarından öncesini veya sonrasını anlatıp psikolojik çıkarımlar yapmanızı istemiyorum çünkü bunun karakterimize bir haksızlık olduğunu düşünüyorum. Bu yüzden affınıza sığınarak onun sadece o gününü hatta o gününü değil o güne özel bir yolculuğunu anlatmak istiyorum.
Karakterimiz X işyerinden izinli olduğu birgün bir kafenin bahçesinde otururken ona bir titreme gelir. Yaşadığı titremenin havanın soğukluğuna vererek tahta sandalyesinde oturup kahvesinden bir yudum alır ve sigarasını tüttürmeye devam eder. X'in bilmediği ise titremenin sadece üşümeden ötürü değil aynı zamanda gerçeğin yüzümüze bir tokat gibi çarpacağı zaman da meydana gelmesidir. X'in titremesi artar, bu yüzden kafenin iç kısmına geçer ve kahvesini kaloriferin dibinde içmeye devam eder. X yarım saat sonra tamamen ısınmasına rağmen titremesi devam etti ve renklerin parlaklığı normaline göre biraz daha arttı. İlk baş bu durumdan korksa da içindiği bulunduğu durum hoşuna gitti ve hastaneye gitmek istemedi. Korku üzerine düşünmeye başladı. Korkunun yaşanılan ve yaşanılacak kötü bir şeyden ziyade o yaşanılacak kötü şeyin sonuçları üzerine bilinmemezlikten olduğuna kanaat getirdi. Mesela bu ay patron maaşını vermezse gelecek ayı geçindirecek parayı nasıl bulacağını düşünmek, kirayı ödeyemediğinde ev sahibinin ona vereceği tepkinin sonuçlarını düşünmek gibi ama X bir süre sonra bu genellemenin yanlış olduğunu farketti. Bir insana işkence yaptıklarını düşünelim, o işkenceyi tekrar yapacaklarını anladığı zaman tekrar korkar hale gelir yaşadığı acının boyutlarını bildiği için. Biraz daha düşününce aslında yaşadığımız andan sonraki her saniye bir bilinmezlik içerir ama biz yaşadığımız her an korkmayız bu da korkunun bilinmezlik ile bağını yok eder eğer bir paranoyak değilseniz. Aynı zamanda insan sebepsiz yere de korku hissedebilir nasıl sebepsiz yere mutlu, mutsuz, sıkıntılı yada rahat hissedebildiği gibi. X korku dediğimiz kavramın belirli durumlarda daha fazla ortaya çıkan ama her an yaşanabilecek bir histen fazlasının olmadığı sonucuna ulaştı. X bunun bir çelişki olduğunu düşünürken bir anda erafındaki insanlardan rahatsız olduğunu hissetti. Ordaki bazı insanların kötü enerjileri X'i etkilemeye başlamıştı ve hesabını ödeyip kafeden çıkmaya karar verdi. X hesabı öderken kasiyerin onun halinden ötürü acayip bakmasından ötürü kasiyerin kendisi için ön yargılı bakışlarını hissetti bu sefer ön yargı kavramını düşünmeye başladı. Ön yargıyı karşımızdaki insanı tuhaf veya kötü niyetli bulduğumuzda hissettiğimiz kararını aldı ama biraz daha düşününce bu konudaki fikrinden de hemen vazgeçti çünkü bir insan bir başka insanda tuhaflık veya kötü niyetlilin görmese bile ön yargılı yaklaşabileceğini ve onu sevmeyebileceğini düşündü. O zaman ön yargı dediğimiz şeyin de belirli durumlarda daha fazla ortaya çıkan bir his olduğuna kanaat getirdi. Bütün bu düşündüklerinin çelişkili olması X'e tuhaf geldi ama kasiyerin uzattığı para üstünü aldı ve dışarıya çıktı. Sokakta yürürken başka insanların enerjilerini hissediyor, ona göre yürürken bir kişiden uzaklaşıp bir kişiye yakınlaşabiliyordu derken kıvırcık saçlı bir kız gördü. O kıza aşık olmuştu... Hayır! Ondan nefret ediyordu. İnsanlar aşk ile nefret arasında bağlantı olduğunu söyleyince ona saçma gelmişti ama şimdi onları sonuna kadar anlıyordu lakin üzerine düşündüğü hisler gibi bu ikisi de çelişkiliydi. Kıvırcık saçlı kız geçmişti ama X'in hisleri geçmemişti. Neden ilkokulda çocuklar sevdikleri kişinin saçını çeker, onlara sataşır cevabını da bulmuştu. Kıvırcık saçlı kızı bulup saçını mı çeksem diye düşünürken ona karşı hislerinin gittiğini farkedip yürümeye devam etti ve bir sokak köpeği gördü. Ona karşı sevgi hissettiğinden onu sevmeye başladı. Sokak köpeği de onun ellerini yalayarak X'e sevgisini gösterdi ve X sokak köpeğinin yanından ayrıldı. Bir anda sokak köpeğinin yanına gidip onu severek ve sokak köpeğinin de onu sevmesiyle aslında kendisinin ve o köpeğin ne kadar sevgiye aç olduğunu farketti ama bunu bir insana yapsa muhtemelen bir kavga çıkardı. İnsanların sevgiye bu kadar açken birbirlerine sevgi göstermekte neden fazlasıyla cimri olduğunu düşündü ve evet bu da bir çelişkiydi. X'teki tuhaflık eskisine göre daha yüksek bir seviyeye çıkmıştı çünkü hisleri inanılmaz derece artmıştı. İşin ilginç yanı gördüğü her şey için hem iyi hem kötü bir çok his hissederken kendisinde de aynı durumu farketti. Bazen canı acıdığı için mutluydu ve bazen rahat olduğu için huzursuzdu. Allah aşkında bu durumda neydi ve niçin her şeyin çelişkili olduğunu düşünüyordu yoksa bu dünya çelişkilerden mi ibaretti? Biraz üşüdüğünü farkedip bir Starbucks bulup içeri geçti. Ne kadar ısınsa da titremesi geçmiyordu en sonunda titremesinin üşümeden kaynaklı olmadığını anladı. Starbucks'taki insanlara bakmaya başladı ve ilk baktığı insandaki klişeyi görüp gülmeye başladı. Ufak boyutlarda yuvarlak masasına macbook air'ını ve kahvesini koymuş bu arkadaş bilgisayarında ödevini yada işiyle ilgili bir projesini hazırlıyordu. Fazla para kazanmanın olayı köy kahvesinde amcalarla mıkır içip geyik yapmak yerine Starbucks'ta filtre kahvesini yudumlayıp işiyle uğraşmasıydı. Bir başka masada ise üç erkek bir kızdan oluşan arkadaş grubu okuldaki insanlar hakkında dedikodu yapmaktaydılar. Bir başka masada iki kız gri saç modası hakkında sohbet ediyorlardı. X bu insanlara bakıp yine kendince düşünmeye başladı. Bu insanlar bu sohbetleri başkalarıyla da yapabilirlerdi lakin bu sohbetleri bu insanlarla yapmayı tercih etmişlerdi. Bu insanların bir arada olma sebepleri kesinlikle bu sohbeti yapmak değildi. Nasıl şuan kendisi insanların enerjisine göre onlara yakınlaşıp uzaklaşıyorsa aynısı bu insanlarda da geçerliydi. Birbirleriyle olma sebepleri karşılarındaki insanların enerjilerini sevmeleri ve yapılarının uyuşmalarıydı. X bir süre sonra ortamın enerjisinden rahatsız olup sahil tarafına geçmeye karar verdi. Sahil biraz uzaktı ama olsun o yolculukları severdi. Sahi şuan içinde bulunduğu bu durum hatta hayatının ta kendisi bir yolculuk değil miydi? Bir yerleri hedefleyip o yere ulaşmaya çalışırken ölüyoruz ama o yere ulaşsak bile hedefimize ulaşmamış gibi yeni hedefler koyup yolculuğa devam ediyoruz. Zannettiğimizin aksine hedefimiz bir yere varmak değil sadece deneyimlemek bu yüzden yolculuğa devam ediyoruz. X adımlarını hızlandırdı çünkü havaya çarptığını hissediyor ve bu onu rahatlatıyordu. Rüzgar esince üşümesine rağmen çok mutlu oluyordu çünkü kendini hafiflemiş hissediyordu. X sonunda sahil tarafına vardı ve denizdeki dalgaların oluşturduğu şekilleri izleyip büyüleniyordu, dünya gerçekten bu kadar güzel miydi? Her şey muhteşem bir ahenk içerisindeydi ve kendisini son hücresine kadar bu dünyaya ait hissediyordu. Denizi izlemek güzeldi ama X bir güzele odaklandıkça diğer güzellikleri kaçırdığının farkındaydı hayatında ilk defa. Sahilin ordaki ağaçlık bölgeye yürüdü ve kendisini inanılmaz hissetti. Tüm çalılar kendisini selamlıyordu X'de her tarafa büyülenmiş bir şekilde el sallıyordu. Tüm yeşillikler kendisiyle konuşuyordu, önce X sesli bir şekilde cevap vermeyi düşündü ama yeşilliklerle iletişimin ses yoluyla değil duygu yoluyla olduğunu farketti çünkü ağaçların, çalıların, yaprakları dili veya kulağı yoktu.
Yere uzandı, kollarını açtı, etrafındaki ağaçlara, çiçeklere, güneşe, bulutlara görebildiği her şeyi izlemeye koyuldu. En ufak detayı bile kaçırmıyordu çünkü bilinci onun halini gören insanların düşündüğünün aksine sonuna kadar açılmıştı. O artık bir şeylerin farkındaydı. O dünya dediğimiz enerji topunun içindeki bir atomdu. Dünya ve içindeki her şeye bağlı diğer herkes kadar önemli bir bireydi. Eğer bir şeyden hoşnutsuzluk duyuyorsa sorun kendisinde değil o an bulunduğu yerdeydi. Şu zamana kadar içinde bulunduğu bu dünyayı nasıl bu kadar yanlış algıladığına şaşırıyordu. Andan aldığı keyfi ve yaptığı analizleri durdurarak tekrar yürümeye başladı çünkü bu her şeyden önce bir yolculuktu ve yolcu yolunda olmalıydı. Ağaçlık bölge çok uzundu ve oradan devam ediyordu adımlarını atmaya. Yürürken saçları sapsarı genç bir kızın çimlere uzandığını gördü ve yanına gitti.
-Pardon yanınıza oturabilir miyim? Saçlarınız güneş gibi ve ben üşüyorum.
Kız önce güldü ve kafasını yukarıya aşağıya doğru salladı, bunun üzerine kızın yanına oturdu.
-İsminiz?
+Merve.
-Ben de X memnun oldum.
+Ben de.
İkisi de bir müddet boyunca konuşmadı, X Merve'nin saçlarını okşamaya başladı. Merve bir yandan şaşkınlık duyarken saçlarının okşanmasından memnundu. X daha önce düşündüğün aksine bu davranışını sergilemekte çekinmedi çünkü Merve'nin bundan rahatsızlık duymayacağını hissetmişti. X bir süre daha Merve'nin saçlarını okşadıktan sonra yürümeye devam etmesi gerektiğini hissetti.
-Benim yolculuğuma devam etmem gerekiyor, istersen eşlik edebilirsin.
+Teşekkür ederim ama benim burada biraz daha durmam gerekiyor. Umarım bir gün yine rastlaşırız.
-Umarım, tanrı tekrar isterse görüşmek üzere.
-Görüşmek üzere.
X ayağa kalktı, kendine gelmeye başladı ve titremesi azaldı. Bu yolculuğunun bitecek olmasına üzüldü ama bir yandan ona kattıklarından dolayı tanrıya karşı bir minnettarlık duygusu içindeydi. Bazen acı çekti ve bazen cenneti tattı ama olay acı çekmesi yada huzurla dolması değil tamamen hissetmesi, yaşadığı dünyayı ve kendini daha çok tanımasıydı. Bugünü düşünerek gülümsedi ve yoluna devam etti.
0 beğeni · 0 yorum

Marius Chinaski

@mariuschi

Veba Parçası
Bugün 10. kez dinliyorum.
https://www.youtube.com/w...h?v=QzcpUdBw7gs
5 beğeni · 0 yorum
2 beğeni · 1 yorum
ayrıksı (@ayriksi)
Bizim buralarda efkarlılar türkü dinler..
06.06.16 beğen cevap

Marius Chinaski

@mariuschi

Bir Asosyalin İçten İçe Düşündükleri
Bir Asosyalin İçten İçe Düşündükleri
Her gün alkol, yetmez biraz daha alkol. Arkaya duygusal bir müzik, yanına sigara eşlik etmiyorsa darılır. Arkadaş mı? Ne arar? Sevgili mi? Phh Lütfen. Beslenemeyen ruhumun açlıktan ölmemesi içindir bu yaptıklarım. Dışarıda içmemin sebebi ise biraz insan görmek. Muhabbetlerine içimden katılmak ordan da dünyanın en güzel müziğini açmaktır hobim. Notlarımı zaten yerin üstünden yazmıyorum ama yerin altını da alt kültür aşığı pislikler doldurdu. Hep farklı bir dil öğrenmek istedim ama kitabın kapağını dahi açmadım. Belki insanlar beni Fransızca anlarlardı. Muhtemelen o da olmaz. Belki yağmur anlardı beni ama altında ıslansam üşütürüm ki. Kaderim budur diyorum ve rahatsız olmuyorum. Benim halimin de güzel tarafları var. En azından boş sohbetlere dahil olmuyorum. İçinde olduğum grup saçmalarsa terkediyorum onları. Alkol ya bu sonuçta, beyne etki ediyor ama bazen söyleniyorum ya saçmalayan bensem? Ya insanların boş gelen istekleri, eğlenceleri dünyanın asıl hakikatiyse? Bilemiyorum. İşin doğrusu bilmek istediğimi de söyleyemem. Eğer bilirsem buna nasıl katlanırım? Bir yalanı yaşamak istemiyorum bu yüzden tek doğrunun benim ki olduğunu düşünüyorum. Zaten bu dünyanın en iyi kalemi de ben de. Öbür türlüsünü düşünmeye katlanamam. İnsanlardan tek farklılığım yalnızlığım olamaz. Madem yalnızlık tanrıya mahsustu, ben tanrı olmalıyım. Gerçi ben de yalnız değilim. Barda çalışan tatlı garsona bir viski daha diyebiliyorum. Ya evden çıkmayan insanlar? Onların yalnızlığı korkunç olmalı. Selam verecekleri kimseleri yok. Gerçi onlara bakan aileleri var. Bu hallerine rağmen onları gönülden seven aileleri. Sanırım yalnızlık harbi tanrıya mahsus. Tanrım eğer o kadar yalnızsan insan suretine bürünüp benimle konuşabilirsin. Belki birbirimizin problemlerine güzel çözümler buluruz. Hatta sıkılmışsındır belki tanrı olmaktan. Barda bira içen, sevgilisi olan bir genç olmak istiyorsundur belki de? Bir sistem kur dünyayı çökertmeyecek ve aramıza katıl. Korkma, ilk bira benden. Bizden korkmamızı istiyorsun ve içten içe bizi çok seviyorsun. Ben senin bu haline çok üzülüyorum. İnsan sonsuz güç sahibine üzülme hakkı var mıdır diyebilir bazı insanlar ama ben üzülüyorum. Gel tanrım benim arkadaşım ol. İkimiz de bir nebze yalnızlıktan kurtuluruz. Bakarsın iki kız tavlarız hem, sevgilileri varsa beraber dayak yeriz ama bunlar beraber olmuş olur. Biraz olsun güçsüzlüğü tadarsın, belki bundan zevk de alırsın çünkü en büyük hasretin budur belki. Bir kere olsun güçsüz olmak ve elinden bir şeyin gelmemesini tatmak. Biliyorum eğer sonsuzsan sen de duygulara sahipsin. Sen de bizim gibisin. Neyse sen gelene kadar ben biraz daha içime dalayım ne de olsam ben her şeyi burada yaşıyorum. Yanım masamdaki insanların kahkahalarını bile içimden duyuyorum. Benim dışım sadece bedenim, biraz göbeği de var e malum viski kalorili biraz. Aslında böyle yazarak da içimdekileri biraz dışıma çıkardım. Bu kadar yeter dostlarım. Başka zamana görüşmek üzere ben içime dönüyorum.
2 beğeni · 0 yorum

Marius Chinaski

@mariuschi

Uyumak İstemiyorum
Bu gece de uyumak istemiyorum. Uyusam ne olacaktı sanki? Bir şeyler mi değişecekti? Okula geç kalmam dışında ne olacaktı? Erken uyu ve erken kalk. Uyusam ne farkedecek ki yine uyanacağım. Sonsuza kadar uyumak isterdim ama ne mümkün. Beni rahatsız eden uyumak değil, uyanmak. Keşke hep uyusaydım. Rüyalarımda yaşasaydım. Kötü mü olurdu? Hayat daha ilginç, daha aksiyonlu, daha eğlenceli. Hayat ise monoton, dertlerin hatırlandığı, imkansızların olduğu berbat bir yer. Uykuda cennete kavuşsam da uyanınca cehennem geri geliyor. O tüm çığlıklarıyla, tüm günahkarların bağırışıyla uyanıyorum ben. İnsanların yüzlerinden okuyorum sıkılmışlıklarını. Her gün sabah 8’de metrobüse binenlerin çığlıklarını siz duymasanız da ben duyuyorum. Bıktılar, iş çıkış saatinden, okuldaki derslerden, ofisteki iki yüzlüden ve geri kalan her şeyden bıktılar. Ben de bıktım. Biz toplumu oluşturuyoruz ve daha iyisini bilmediğimiz için bu cehennemi yaşıyoruz.
Yada yaşamaya çalışıyoruz.
4 beğeni · 0 yorum

Marius Chinaski

@mariuschi

Karaçalı feat. Cem Adrian & Melis Danişmend - Sesindeki Yalnızlık (Official Audio)
1 beğeni · 0 yorum
/ 3