ara

nazlıydın hanım

Bağımsızlık benim karakterimdir.

nazlıydın hanım

@mavicemavinin

Stefan Zweig üzerine...
Stefan Zweig üzerine...
Stefan zweig, 28 kasım 1881'de bir büyük burjuva ailesinin çocuğu olarak doğar ve zengin koşullar altında yetişir.
Daha yüzyılın ilk yıllarında tüm avrupa ülkelerini gezmekle kalmamış,new york,panama ve hindistan gibi uzak ülkelere de seyahat etmiş,alman diline çok bağlı olmakla beraber kendini her zaman dünya vatandaşı olarak belirler.

Stefan zweig, öğreniminin bir bölümünü paris'te sürdürür ve bu büyük kültür kentini ikinci vatanı olarak benimser,sen nehri kıyısındaki dar sokakları, küçük alanları çok sever. Rainer maria rilke ile beraber sık sık yürüse çıkar.
Arkadaşlıklara verdiği büyük önem ve bu dostlukları sürekli kılması, yazınsal verilerini de zaman zaman dostluklara dayandırması; zweig'in kişiliğini belirleyen özelliklerden biridir.

Stefan zweig, 19 yaşındayken ilk şiir kitabı 'altın teller' yayınlar ve çok sayıda çeviriler yapar. 1914 yazını beraber geçirdiği belçikalı şair ve yakın arkadaşı werheren'in şiirlerini almancaya çevirir. Bunu tiyatro oyunları ve öyküler amok izleyecek,sanatçı büyük uluslar arası başarısını kazanacaktır. (1922)
Balzac,dickens ve dostoyevski üzerine inceleme yazar. (1920) bunu hölderlin,kleist,nietzsche (1925) verhaeren,desbordes-valmore ve yakın arkadaşı romain rolland üzerine yazar. İnsanlığın yıldızının parladığı anılar (1927) casanova,stendhal ve tolstoy üzerine (1928) sağlığa giden yol (1928) adlı kitabında mesmer,baker eddy,sigmund freud'un bilimlerini irdeler.
Roman,öykü,deneme,şiir tiyatro,seyahat,anı gibi edebiyatın türlerinde yirmiyi aşkın yapıt vermiş olan sanatçının, 1942'de yayımlanan dünün dünyası - bir avrupalının anıları adlı kitabı en önemli yapıtıdır. Cağımızın en önemli anı niteliğindeki yapıtlarından biri olan bu eser, avrupa düşün dünyasının klasikleri arasında kalacaktır.

Stefan zweig, birinci dünya savaşı sırasında belçika'ya kaçmak zorunda kalir, çünkü savaş sarsmıştır sanatçıyı. Birden bire bu kadar çok dostu olan ülkelerle, kendi ülkesinin savaşa girmesini hicbir mantıkla açıklayamaz ve savaşı protesto eden bir açık mektup yayımlar. "Yabancı ülkelerdeki dostlarıma" diye başlayan açıklamada,savaşı kınar ve savaş sonrası yeniden karar vermek zorunda kalır. Evlenir salzburg'da yaşamaya başlar ve en mutlu ve verimli yıllarını karısı frederike maria ile beraber geçirir. Evinde cağın en büyüklerini ağırlar; Toscanini,bruno walter,paul valery,sigmund freud,tomas mann,bartok,ravel ve diğer yakın dostları. "Bana bir kez daha dünyaya, insanlara inanmak olanağı tanındı." der sanatçı bu dönemde...

Hitler faşizmi başlar...
Birgün sanatçının evi polis tarafından çalınır ve bütün ev didik didik aranır. Gestapo onu korkutmak ve uyarmak istiyordur. Yahudi asıllı bir yazar olan zweig, diğerleri gibi kara listeye alınır. Yapıtları 'saf alman' niteliğinde olmadığından yakılır.

Şiddet ve savaştan nefret eden sanatçı, 1935'te avusturyadan ayrılır. İngiltere üzerinden abd'ye oradan da brezilya'ya geçer ve maddi durumu iyidir ama kendi deyimiyle dilinin dünyası yıkılmıştır. Ona göre avrupa kendi kendisini çökertmektedir. Sanatçı ruhsal çöküntü içindedir.

Vatandan uzak ve uzun sürgün yılları, savaşta işlenen milyonlarca cinayet, her yere, karaya ve havaya,suya saçılan ölüm, nazi kamplarında yahudilerin katledilmesi, felaket, kim kime karşı savaşıyor sorusuna bulamadığı savaş; sanatçıyı iyice bunalıma sokar. Artık sürgün tüm yaşama gücünü bitirmiştir.

21 şubat 1942. Rio'da bir yaz günü ayrılış mektubunu ilk esine yazar. "Yaşama kendi dileğimizle başlamıyoruz,oysa ölümü seçmekte özgürüz. Bu kararı verdiğimden beri çok rahatladım..." der sanatçı.

Brezilya'ya da mektupla teşekkür eder sanatçı.
"Benim aklımdaki dünya avrupadır. Ama bu güzel ülkeye, beni bağrına basan bu ülkeye teşekkür borçtur. Tüm dostlarıma selam söyleyin. Dilerim onlar sabah alacasını görsünler. Ama ben meraklı bir insan olarak, yolculuğa hepsinden önce çıkıyorum."

Son geceyi arkadaşı ernest feder ve eşiyle beraber geçirirler. Ondan aldığı montaigne kitaplarını geri verir ve feder şaşkındır. "Montaigne üzerine yazacaktın" der. O gece satranç oynarlar. Sanatçı zweig ve karısı arkadaşlarını evlerine dek geçirirler ve sonra zehir icip yaşamalarına son veririler.
Yeryüzüne Dayanabilmek İçin
kitaba 10 verdi, inceleme ekledi.
2 beğeni · 0 yorum

nazlıydın hanım

@mavicemavinin

Cemal Süreya
Cemal Süreya
Cemal Sureya
1 beğeni · 0 yorum

nazlıydın hanım

@mavicemavinin

Şiir
Hayat o kadar uzun ki,
Öyle bitmez geliyor ki bir an..
Bir de bakıyorum, o Kadar kısalıyor Ki;
Ne çıkar, diyorum, bir hayattan.

ÖZDEMİR ASAF
7 beğeni · 0 yorum

nazlıydın hanım

@mavicemavinin

Şiir
bir zamanlar güldüğünü
Anımsar
Da..
Yoğurur hüznün'ün çamurunu
Avuçlarında.

Özdemir Asaf
3 beğeni · 0 yorum

nazlıydın hanım

@mavicemavinin

Şiir
Konuşmak susmanın kokusudur.
Ya sus -Git, ya konuş -Gel, ortalarda kalma.
Yalan korkaklığın tortusudur.
Dürüst kaba ol, eğreti saygılı olma.

Özdemir Asaf
2 beğeni · 0 yorum

nazlıydın hanım

@mavicemavinin

Şiir
İlkin Yalan söylemesini öğrendim.
Sonra yalan söylemesini öğrendim.
Dışımda ne oluyorsa,
İçimde Ne varsa
Söylemesini öğrendim.

Özdemir Asaf
3 beğeni · 0 yorum

nazlıydın hanım

@mavicemavinin

Şiir
bir şey olmasaydı
Yazmak olmayacaktı..
Başka bir şey de olmasaydı
Silmek olmayacaktı.

Özdemir Asaf
6 beğeni · 0 yorum

nazlıydın hanım

@mavicemavinin

Şiir
Bütün renkler aynı hızla kirleniyordu,
Birinciliği beyaza verdiler.

ÖZDEMİR ASAF
8 beğeni · 1 yorum
Büşra★ (@aylakbirb)
Paylaşımlara karikatürlü yaklaşım konusunda bir numero oluciğim bu gidişle. :P
23.01.16 beğen 4 cevap

nazlıydın hanım

@mavicemavinin

YAPRAKTI
Bir başka yolculuk dalından düşmek yere,
Yaşadığından uzun;
Bir tatlı yolculuk dalından inmek yere.

Ağacın yüksekliğince,
Dalın yüksekliğince rüzgarda;
Ve bir yeni ö'mü'r
Vardığın çimen yeşilliğince

CAN YÜCEL
1 beğeni · 0 yorum

nazlıydın hanım

@mavicemavinin

Şiir
AŞK MIYDI O?
Aşk mıydı o, aşkımsı bir şey miydi
Neydi çekip kendine, beni bağlayan
Kanatan dudağımı, tenimi dağlayan
Elleri ta içimde o dev miydi


Etime bir alev değmişçesine
Nasıl da yakardı öptüğü zaman
Bir su gibi akıp gitti avuçlarımdan
Yorgunum şimdi bin yıl sevmişçesine


Hani o yalnız benim olan gül, kırmızı
Gözlerimin önünde açılan sonsuz bahçe
Hani, o var olmalarımız öpüştükçe
O delice sürdürmeler yaşantımızı


Hiç doymamak oysa, tene, kokuya, aşka
Sarıldıkça güçlenmek, bütünlenmek
Kudurmuş arzularla zamanı yenmek
Ve en kuytularda buluşmak korka korka

Kimi gün utanmak otlardan, çimenlerden
Kimi gece mıhlamak gölgemizi duvara
Varmak için o sevgiyle açılmış kollara
Apansız düşmek yükseklerden bir yerden


Oydu işte alıştığım, özlediğim şimdi de
Sevgice bir tutku, aşkımsı bir yakınlık
Avunmak... Kırık dökük anılarla artık
Kimbilir? o geceler yaşanmadı belki de

ÜMİT YAŞAR OĞUZCAN
3 beğeni · 0 yorum
/ 2