ara
Nil
11.686 440

Nil

@nill

14 8.3
Puan: 8
Bütün Kadınlar Sonunda Delirir mi?
Kitaptaki 21 hikayede de kadınlar deli.. Hepsi acıdan delirmişler. Okudukça sanki delilik kadınlara yapışan bir illet gibi hissettim. Ya da en sonunda tüm kadınlar delirmek zorundalarmış gibi... Kitabın içinde çok rahatsız edici hikayeler var. Kitaptaki tüm kadınlar bir sebepten deliriyorlar. Ve bu delilik Bahadır Baruter'in çizimleri ile daha güçlü bir hale geliyor ve ruhunuzu sarıyor. Ve her hikayeye başlamadan önce yine delilikle ilgili kısa bir şiir var.

Mine Söğüt'ün eşi aynı zamanda karikatürist Bahadır Baruter'in çizimleri kitaba bambaşka bir boyut kazandırmış. Ve kitabın cilt ve sayfa kalitesi ile de elinizi dolduran bir kitap. Elbette edebi değeri konusunda çok beklentiniz olmadın. Sadece hikayeler size dokunuyor, bu yeter bence. Fakat bazı yerlerdeki kelime tekrarı ya da cümle tekrarı okurken biraz rahatsız etti. Bu da yazarın tarzı. Mine söğüt'ün okuduğum ikinci kitabı. İlki de bunun kadar hatta bundan daha fazla rahatsız ediciydi.

Çok şey beklemeden, sadece beyninizi ve kalbinizi serbest bırakarak okuyun kitabı. O deli ve de deliren kadınlar sizin de aklınızla oynamaya çalışacak.
1190 karakter
4 beğen · 0 yorum · kitap inceleme

Nil

@nill

1 9.0
Puan: 9
Gerçek bir öykü
Gerçek bir yaşam yansıtılmış filmde. Düşünün ki, anneniz çok başarılı bir profesör fakat büyük bir trafik kazası sonucu beyninde ciddi hasarlar oluşuyor ve bildiğiniz anneniz bambaşka birisine dönüşüyor. Sürekli hastaneye gidiyor, siz de sürekli koruyucu ailelerde kalıyorsunuz çünkü babanız da sizi terketmiş... Bu filmi izlerken çok fazla empati yaptım. Çocuk annesini red davası açıyor çünkü eğitimi, barınma ve gıda sorunu oluyor sürekli ve bu davayı kazanıyor.

Amerika'da ve Avrupa'da böyle davalar oluyormuş. Ailesinden memnun olmayan, ona sağlaması gereken şartları sağlayamadığı için çok zorluk çeken insanlar ailelerini reddedip devletin bakımına girebiliyormuş. Bu filmde de çok zeki ve başarılı olan çocuk annesini reddediyor ve kendisine koruyucu aile bulmak için uğraşıyor.

Gerçek yaşamdan alınmış filmleri daha çok seviyorum. Dünyanın kendi etrafımızda dönmediğini, hiç tanımadığımız ve tanıyamayacağımız insanların nasıl bir hayatı olduğunu bize gösteriyor.

İngilizce sınıfında orijinal dil ve ingilizce altyazılı izledim bu filmi. Dili de gayet anlaşılır ve güzel replikler vardı. Ayrıca ingilizcesini geliştirmek isteyenler böyle de izleyebilir.
2 beğen · 0 yorum · film inceleme

Nil

@nill

1 8.5
Puan: 9
Sadece mektuplarla bir aşkı yaşayabilir misiniz?
Bana çok inandırıcı gelmemekle birlikte, çok hoş ve naif bir kitaptı. John Berger tarafından bir hapishaneden kurtarılan mektupların sayfalarında gerçek ve saf bir aşkı okuyoruz. X yani Xavier müebbet ceza almış siyasi bir suçlu; A yani Aida ise onun dışarıda kalmış ama aslında aynı hücrede onunla yaşayan sevgilisi.
Bu aşk, günümüzdeki aşklar gibi değil. Hayatın tam içinden, çoğu zaman buruk ama umutlu bir aşk. A hiçbir zaman umutsuzluğa düşmemiş. Ve uzun yıllar boyunca X'e mektup yazmış. X de bazı mektupların arkasına kendisi bir şeyler yazmış. Kitapta o kısımlar italik font ile belirtilmiş.
Aslında hepimizin bir çeşit hapishanede olduğunu düşünürsek, böyle bir aşkın bizim kurtarıcımız olabileceğine inanabiliriz. Ve ben kitabı okurken, kendi adıma söylemem gerekirse, böyle bir aşkın var olabileceğine inanmakta güçlük çektim. Ama gerçek olmasını da bir o kadar çok istedim.
A, kendisi de muhtemelen siyasi bir kişilik olmasına rağmen, bundan hiç bahsetmemiş mektuplarda. Fakat gününü nasıl geçirdiğini, komşularını, dışarıdaki havayı, çalıştığı eczane ile ilgili detayları, ağaçların çiçeklerini... anlatmış X'e ki, içeride olsa da dışarısını hissetsin ve sevdiği adam mutlu olsun. Evlenmelerine fırsat olmadan X cezaevine girmiş ve cezaevi yönetimi tarafından hapishanede evlenme istekleri bir çok kez reddedilmiş.
Hem çok üzücü hem de umut dolu bir aşk bu. Umarım A ve X, bu dünyada birlikte olamamışlarsa da kendi ütopik dünyalarında birlikteliklerini hiç bozmamışlardır.
1639 karakter
8 beğen · 1 yorum · kitap inceleme
Semih Oktay (@semih-oktay)
, 12.10.16

Nil

@nill

4 8.0
Kitap: Antabus
Puan: 8
Tanıdık biri; Leyla
Kitap, gazetelerin 3.sayfalarında her gün gördüğümüz haberlerden olan kadına şiddet ve kadının öldürülmesi ya da intiharı ile ilgili bir kitap. Kısa, yer yer komik, yer yer çok fazla açık sözlü ama hep bildiğimiz hatta ezberlediğimiz şeyler... Bizde ya da çevremizde, ailemizde yoksa eğer dışarıda olanlara sadece"vah vah, tüh tüh" diyoruz. Vicdanımızı rahatlatıyoruz. Kitapta Leyla da bunu diyor bize zaten. Ve de çok haklı.
Edebiyatın biraz dışından ama hayatından tam içinden yazılmış okunası bir kitap.
557 karakter
5 beğen · 0 yorum · kitap inceleme

Nil

@nill

1 8.6
Puan: 9
Önyargılarımız.
Dünya bütün renkleriyle güzel.
Film kimlere hitap ediyor?: Önyargılarından kurtulmuş herkes izleyebilir. Çünkü film eşcinseller ve onların sıkıntıları ve hayatları ile igili.
Nerede, ne zaman, kimle: Filmi tek başıma evimde izledim.
Filmin mesajı: Bizim yaşamımızdan farklı yaşamlar ve bizden farklı insanlar da var. Aslında farklı diyerek kimseyi ötelememek gerekir. İnsanları oldukları gibi kabul edilmesi gerektiğini anlatıyor film.
Rahatsız edici sahneler: Filmde rahatsız edici bir sahne yok. Sadece bu insanların renkli hayatları tüm ayrıntılarıyla gözler önüne serilmişti.
Oyuncular: Bütün oyuncular gerçekten çok başarılılardı. Hepsi rollerini adeta yaşamışlar.
Filmi beğenenlere tavsiye: Yine Ferzan Özpetek'in diğer filmlerini tavsiye edebilirim.
2 beğen · 0 yorum · film inceleme

Nil

@nill

6 9.3
Puan: 9
Birisi benim yerime küfür edebilir mi lütfen!
S1-B13 Dizi final yaptı. Rüyalara kabus olarak girebilecek bir saykodelik şekilde final yaptı hem de. Bir çok soru kaldı geride. Bir çok mantık hatası da vardı finalde. Ama yine de amirimi böyle bir dizide izlemek çok keyifliydi. Türkiye standartlarına göre fazla bir diziydi. Bitmesine/bitirilmesine üzüldüm gerçekten. Ah Ezo ah! Zaten uyku sorunum var. Sen de kabus olursan bana bozuşuruz bak...
410 karakter
3 beğen · 5 yorum · dizi inceleme
Mesut Koçak (@mesut-kocak)
Sezon finali mi komple mi bitti 27.06.16
Nil (@nill)
sanırım komple bitti.. zaten kimse de kalmadı ki dizide. 27.06.16
Mesut Koçak (@mesut-kocak)
Ben de bugun baslamıstım ya altı bölümdeydim şansa bak :) 27.06.16
Nil (@nill)
devam et bence. bırakma. umarım başka şekilde devam eder. belki internetten yayınlanmaya devam eder. belli olmaz. izle bence sen. :) 27.06.16
Mesut Koçak (@mesut-kocak)
Yok bitiririm zaten çekilmiş bölümleri ama umarım bi yerden devam eder bu tür konular ilgimi çekiyor 27.06.16

Nil

@nill

3 8.8
Kitap: Gece
Puan: 7
Karmaşık
Okuduğum ilk Bilge Karasu kitabıydı. Roman türünde yazılmış bir yapıt ve Gece romanı da Bilge Karasu'nun yazdığı iki romanından ilkidir.

Yazım dili gerçekten çok farklıydı. Bazı yerlerde özellikle karışık olsun diye, özellikle okuyucu anlamasın diye yazdığını düşündüm açıkçası. Kitap dört bölümden, yazarın demesine göre dört defterden oluşuyor. Her bölüm farklı gibi gözükse de dördüncü bölümde bir şekilde birbirlerine bağlanan olaylar oluyor. Olay dediğime de bakmayın. Ortada bir olay yok aslında. Bir başı ve bir sonu yok okuyucuya yardımcı olacak. Yazar bence "bunları yazabiliyorsam onlar da anlasınlar bir zahmet" diye düşünmüş gibi.

Aslında filme çevrilse uzun bakışlı, sonu gelmeyen yol sahneli, birbirlerine hep şüphe ile bakan ve hiç konuşmayan insanlarla dolu, arka planda olan biteni saklamaya çalışan gizemli insanlar olan, bir varmış bir yokmuş edasıyla görünüp kaybolan hayal mi gerçek mi olduğu belli olmayan olaylar, kişiler... içeren uzun metraj bir sanat filmi olurdu kesinlikle. Ha ben onu da izlemeye zorlanırdım, eminim.

Uzun cümleler, çoğu da devrik uzun cümleler, uzun parantez içi cümleleri ve hatta bazıları neredeyse bir paragraf, adı ilk önce Sevim olan sonra da adının Sevinç olduğu anlaşılan ve en sonunda da ikisinin de aslında var olmayan bir insan olduğu ortaya çıkan bir karakter, gece işçileri ki bunlar bildiğimiz alın teri döken değil başkalarının kanlarını döken işçiler, yazarın edebiyat dünyasına kazandırdığı yeni kelimeler... incelemesini yazmak bile zor bu kitabın.

"Dipnot" diye geçen bölümlerde bazı ipuçları veriyor yazar sağolsun :) orada tamamen kendisi yazıyor. Bu kitaba nasıl başladığını ve nasıl devam etmesini planladığını ama planladığı gibi devam etmediğini yazıyor. Hatta bir yerinde okuyucunun yazılanları anlamaması, özellikle karmaşıklaştırılması gerektiğini de yazıyor... Bilemedim artık.

Kitabı anlamak için okuduğum bazı yazılarda Bilge Karasu'nun edebiyat dünyasında çok farklı ve özel bir yeri olduğu yazıyor. Hayal gücü zenginliği, dili kullanımdaki yetkinliği bambaşka. Ben de katılıyorum. Buna katılmam için bu kitabını okumam yetti.

Kısaca değişik bir hayal dünyası görmek ve bu hayal dünyasında kaybolmadan, korkmadan ve hayretlerine engel olmaya çalışmadan yürümek isteyenlerin okumasını tavsiye ediyorum bu kitabı.
2521 karakter
12 beğen · 0 yorum · kitap inceleme

Nil

@nill

48 9.1
Puan: 10
Sonunda boğulmak olsa da benim o sularda yüzmem gerek...
Küçük kara balığın, ona karşı olan yetişkinlere ya da dar görüşlülere, korkaklara, onu engellemeye çalışanlara... söylediği, bütün sivri ve net cevaplarını, sanki kendim söylemişim gibi çok büyük bir zevk alarak okudum.
Aslında hepimizin içinde saklı ve çok azımızın dışarı çıkarabildiği bir küçük kara balığı var bence. Önemli olan onu canlandırmak ya da canlı tutmak. Merak duygusu olmaksızın hayatımız sadece sıradan bir hayat olur. Ve hepimiz bu dünyaya geliş amacımızı bulmaya çalışması ve buna cesaret edebilmesi gerekir Küçük Kara Balık gibi...
Çocuk kitabı olarak geçse de literatürde, pek ala da yetişkinlere unuttuklarını hatırlatan ve onlara cesaret veren bir kitap olmuştur zamanla. Okumakta gecikmemek lazım bu kitabı benim gibi.
824 karakter
7 beğen · 0 yorum · kitap inceleme

Nil

@nill

6 7.1
Puan: 7
Yine Hayalkırıklığı
Yine hevesle aldığım bir kitap ve yine hüsran...Özellikle kitaplarla ilgili kitapları okumaya merak saldım. Bu kitabın da beni tatmin edeceğini düşündüm. Ama olmadı. 2003 Dünya Fantezi Ödüllü bir de bu kitap. Hayret ettim. Gerçi benim beğenmemem bir şey ifade etmez sonuçta bu ödül konusunda. Bu benim kişisel düşüncem. Neyse...
Kitap 6 adet hikayeden oluşuyor. Hepsi de kütüphanelerle ilgili. Açıkçası çok sıkıldığım ve "ben olsam daha iyi yazardım" dediğim hikayeler oldu. En çok beğendiğim hikaye de "Cehennem Kütüphanesi" oldu. Ceza olarak sonsuza kadar kitap okumak... Günahlarımızdan arınmak için kitap okumak.. Kitap sadece bu konudan oluşsaydı çok şahane olurdu bence. Bir de "Gece Kütüphanesi" var beğendiğim. Geceleyin açık bir kütüphane fakat içindeki kitaplar tamamen özel. İnsanların hayat kitapları... Başka da beğendiğim bir hikaye olmadı.
Yine de okunur mu? Tabi ki okunur. Ama ben sanırım çok şey bekledim kitaptan. Kitap bitince "Gıcık kitap!" deyip kitaplığıma kaldırdım.
1085 karakter
6 beğen · 2 yorum · kitap inceleme
Atakan Arslan (@atakan-arslan)
Sonuçta; Sizin beklentiniz için yazılmadı bu kadar kötü yorumlar yapmasaydınız. 20.05.16
Nil (@nill)
İnceleme böyle bir şey oluyor. Okuduğun kitap hakkında başkalarına spoiler vermeden bir fikir edinmelerini sağlıyorsun inceleme yazarak. Bana göre iyi değilse bir kitap, neden iyi yazayım ki? Benim beklentim için elbette yazılmadı bu kitap ama bu onu sorgusuz beğenmem gerektiği anlamına da gelmez. 20.05.16

Nil

@nill

6 7.7
Puan: 9

Film kimlere hitap ediyor?: Frankenstein kitabından esinlenerek yapılan bu filmi, kitabını seven ya da bu tarz fantastik biraz da korku öğeli filmleri sevenle izleyebilir.
Nerede, ne zaman, kimle: Filmi tek başıma izledim.
Filmin mesajı: Görünüşte hasta ruhlu ve aşırı uç düşüncelere sahip bir doktorun insan parçalarını birleştirip bir ucube yaratması gibi gözüken filmde, etik değerlere aykırı olarak yaratılan ucube ve insanın yaratıcı rolüne soyunmasının hiç de akıllıca bir iş olmadığıydı bence filmin mesajı.
Rahatsız edici sahneler: Yaratılan ucubenin bazı görüntüleri olabilir ama çok da rahatsız etmiyordu o görüntüler.
Senaryo üzerine: Zaten kitaptan uyarlama bir film olduğu için her şeyi bilinebilir bir durumdaydı.
Oyuncular: James Mcavoy'un üstesinden gelemeyeceği bir rol olmadığını bir kere daha anladım. Diğer başrol oyuncusu da Harry Potter olarak tanıdığımız Daniel Radcliffe de beklediğimden iyi çıktı.
Sanat yönetimi: Dekor ve o dönemin kasveti gayet iyi yansıtılmış filmde.
En iyi sahnesi: Doktor Frankenstein'in yardımcısı olacak genci yani İgor'u sirkten kurtarması ve kamburunu tedavi etmesi.
Filmin sonu: Filmin sonu olması gerektiği gibiydi. Doktorun ölmesi ya da ortadan kaybolması gerekiyordu.
Filmi beğenenlere tavsiye: "Fil Adam" olabilir. Hemen hemen aynı dönemde geçen bir filmdir.
Alternatif isim: "Tıp Biliminde Etik ve Doktorların Yaratıcılığa Soyunca Sendromu" :)))
4 beğen · 0 yorum · film inceleme
/ 15