ara

Nutellabrain

ömrüm şimdi ne çok benziyor sesine

Nutellabrain

@nutellabrain

O anda Bastian ağır bir deneyim ediniyordu: insan, dileğinin yerine gelmeyeceğini bildiği sürece - belki de yıllar boyu - bir şeyi dilediğine inanmış olabilir. Ama dilediği düşün gerçekleşme olasılığı ansızın karşısında durunca, o zaman bir tek şey diler: onu hic dilememiş olmayı.
Bitmeyecek Öykü
kitaba 10 verdi, inceleme eklemedi.
0 beğen · 0 yorum

Nutellabrain

@nutellabrain

Belki de kötülüğün tüm sırrı, hicbir sırrı olmamasından ibarettir.
Özgürlük Hapishanesi
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
3 beğen · 0 yorum

Nutellabrain

@nutellabrain

Peki ama bu sözcük ne anlatır: Anı? Üzerine kurduğumuz bilinç ne kadar da yıpranmış. Daha biraz önce söylenmiş, okunmuş, yapılmış olan şey hemen sonra gerçek değil artık. Yalnızca bizim belleğimizde var olan bir şeydir ve bütün yaşamımız, hatta bütün dünyamız böyledir. Gerçek diyebileceğimiz şey, o sonsuz küçüklükteki şimdiki zaman yalnızca ve o da biz onu düşünmek istediğimizde çoktan geçip gitmiştir. Otuz, yüz ya da bin yıllık hazır bir anıyla daha bu sabah, bir saat önce, bir saniye önce doğmadığımızdan nasıl emin olabiliriz? Kesin bilgi diye bir şey yoktur, çünkü anının aslında ne olduğunu ve nereden geldiğini bilmiyoruz. Ama işin aslı buysa, zaman, bilincimizin zamansız bir dünyayı algılama tarzından ve biçiminden başka bir şey değilse, o zaman niçin ancak yakın ya da uzak bir gelecekte başımızdan geçecek bir şeyin de anısı olmasın?
Özgürlük Hapishanesi
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
1 beğen · 0 yorum

Nutellabrain

@nutellabrain

Çünkü dünyayı işler tutan şey, umut, yalnızca umuttu.
Özgürlük Hapishanesi
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
2 beğen · 0 yorum

Nutellabrain

@nutellabrain

Kendinde her şeyi yapabilecek kuvveti görmek, sonra yapacak hicbir şey bulamamak... Tükenmek bilmez bir sabırla bir meçhulu beklemek... Nihayet bütün bunları sisli bir havadaki ağaçlar gibi belli belirsiz, karışık bit şekilde hissetmek... Bu, uzun ve dayanılır şeylerden değildi.
Kuyucaklı Yusuf
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
1 beğen · 0 yorum

Nutellabrain

@nutellabrain

Zaten Yusuf, senelerden beri hic kimseye karşı kalbinde muhabbet beslemiyor ve bir insanı sevebilmesi için ona hayran olması lazim geldiğini anlıyordu. Hürmet ve takdir hisleri beslemediği, hatta tepeden baktığı ve küçük gördüğü insanları nasıl sevebilirdi?
Kuyucaklı Yusuf
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
1 beğen · 0 yorum

Nutellabrain

@nutellabrain

Kapalı büyüyen ve bu şekilde bütün tabiî arzu ve ihtiyaçlarını içinde hapsetmeye mecbur olan genç kız, gayet tabiî olarak, sinirli ve manen bozuk bir mahluktu. Anası onu gezmeye götürürken bir saat saçlarını düzeltmeye uğraştığı halde, ne anasının, ne babasının aklına bu kafanın ici ile de bir parça meşgul olmak düşüncesi gelmemişti. Onlar işportaya konan bir elma gibi onu süsleyip temizlemişler, parlatmışlar, sonra yağlı bir müşteriye okutmuslardi. Kız yetiştirmekten de gaye bu değil miydi? (!)
Kuyucaklı Yusuf
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
3 beğen · 0 yorum

Nutellabrain

@nutellabrain

Bir felakete sükûn ve itidalle tahammül edenlerin manzarası, o felaket için ağlayıp çırpınanların manzarasından çok daha korkunç ve ezicidir.
Kuyucaklı Yusuf
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
0 beğen · 0 yorum

Nutellabrain

@nutellabrain

Birlikte yaşanan hikayeler insanları birbirinin evi yapar.
Muz Sesleri
kitaba 7 verdi, inceleme eklemedi.
1 beğen · 0 yorum

Nutellabrain

@nutellabrain

Bizim derdimiz ne biliyor musun Filipina? Annelerimizin intikamını almak için büyüyoruz biz. Lanet olası savaşın , tozun toprağın içinde her gece kırık oğlan çocukları büyüyor. Annelerinin babaları yüzünden nasıl ağladığını izleyen oğlan çocukları.Anneleri onlara o kadar aşık ki, yavaş yavaş büyüyüp babalarına benzediklerini görmüyorlar. Her gün biraz daha annelerinin kocası olarak ihtiyarlıyorlar küçükken. Bir gün bir kadın geleceğini sanarak büyüyorlar. Bütün bu saçma denklemi değiştirecek bir kadın. Ama gelse alacak yerimiz yok. Çünkü annelerimiz gibi ağlamayan kadınları nasıl seveceğimizi bilemiyoruz biz.

Oysa bizim, bize gülecek kadınlara ihtiyacımız var. Bize gülüp peşimizden sürüklemekten yorulduğumuz salyangoz kabuklarımızı çatlatacak kadınlara. Ama en çok da kadınların bize gülmesinden korkuyoruz. Gülen kadınlardan ödümüz patlıyor bizim Filipina. Bu yüzden şöyle ferah feza sevmeyi de sevilmeyi de beceremiyoruz.
Muz Sesleri
kitaba 7 verdi, inceleme eklemedi.
3 beğen · 0 yorum
/ 22