ara

Başıma Gelenler

Başından geçen olayları anlat. Herkes öğrensin.

A.ÇALIK

@acalik

Serbest çağrışım bu olsa gerek;
Serbest çağrışım bu olsa gerek;
Bir öğle yemeği sonrasında şirket etrafınfa attğım turlardan birinde karşılaştığım sahne... Ahmet Günbay Yıldız'ın epey önce okuduğum romanını hatırlattı bana.

Güzel İstanbul'un leziz betimlemeleri ile yazılmış romandan çokça keyif alarak okumuştum. :)
Benim Çiçeklerim Ateşte Açar Satın Al
kitaba 8 verdi, inceleme eklemedi.
8 beğeni · 1 yorum
MettÇk (@mettck)
Sorun olmaz, yangını kum da söndürür. Yalnız dökmeden önce çiçekleri çıkarmaları lazım.
18.04.18 beğen 1 cevap

Nil 🐾

@nill

İronik
İronik
Bu kağıtları az önce posta kutusundan aldım. Apartmandaki bütün hanelere gönderilmiş. Orman Bakanlığı'ndan(!) Ne geldi acaba diye merakla baktım ve şaşakaldım. Bu kadar kağıdı 'sadece' bu zamana kadar yaptıklarının reklamını yapmak için israf etmişler. Ben mi gereksiz düşünüyorum bilmiyorum ama Orman Bakanlığı'nın böyle kağıtlar göndermesi normal mi? Bu kağıtlar da ağaç kesilerek yapılmıyor mu? Bir tane de tohum göndermişler sağolsunlar (!)
Çok ironik değil mi bu ya? Çok saçma...
21 beğeni · 2 yorum
Ozz Aky (@mutemadiyenokur)
Aynı mektubu ben de bugün posta kutumda bulunca ne oluyoruz dedim. Açtım baktım ki bir tohum ve tohuma tezat katledilmiş onlarca ağaç. Yazık bu yaman çelişkiye
13.04.18 beğen 1 cevap
fatih ozan (@fatihozan)
Güzel bir tespit. Orman bakanlığına bir mail atıp gençliğin artık sosyal platforma taşındığını, mesajlar-twitler-instagram'lar daha etkili olabileceğini içeren bir mail atabiliriz. Evet, mantıklı, yapmalıyız :) Tohumları da talep edenlere gönderebilir mesela, her şeyi benim çözmemi beklemesinler :P
18.04.18 beğen 2 cevap

Herhangi Biri

@herhangibiri

Bu hikayedeki kişiler ve olaylar tamamen gerçektir.
Hayatımın bütün dönemlerinde benimle olan yaşamla, evrende var olmakla ilgili kavgam üniversite 3. Sınıf ve sonrasında artık bütün hayatımı etkisi altına almıştı. Neredeyse hiç uyumuyor, fakülteye uğramıyor çok nadir uyuyabildiğim zamanlardan sonra gözlerimi açtığım gibi kahve hazırlıyor ve sigara kahve eşliğinde kitap okurken buluyordum kendimi. Midem iflas etmişti sanki. Geceler boyunca çektiğim mide ağrısına duvarlar şahit yine de beni daha çok rahatsız eden şey ruhumun düşüncelerimin kıvrımında gezinen varoluşsal sancıydı. Psikolojik yardım almaya karar verdim çünkü kendimi sürekli odanın camından aşağıya atarken ya da tavanda asılı bir iple hayal etmeye başlamıştım. Hayatımın en zor zamanlarıydı. Psikiyatriste gidiyor anlatıyor dert yanıyordum. Henüz ilk seansta hem de hiçbir test yapmadan ilaç yazdı. Kullanıp gelmemi söyledi o an o kapıyı kapatırken kendimi çok çaresiz hissetmiştim çünkü o ilaçları ne olursa olsun kullanmayacağımı biliyordum. Sonraki arabalarda ilaç kullanmayacağımı içinde bulunduğum durumun ne olduğunu anlamak istediğimi söyledim. Uykusuzluğun bütün bunların sebebi değil sonucu olduğunu anlatmaya çalıştım. 24 saate sığdırdığım bu sancıyı beni uyutarak ve hafif bunlar dediği antidepresanları kullanmamı sağlayarak yok edebileceğini sanan o doktordan hiçbir şey anlamıyordum. Bir ara bana kitap okumam gerektiğini söyledi. Hayatımda duyduğum en ağır cümle buydu sanki ama kabul ettim ve peki bunu yapacağım dedim. Eve odama girdiğimde bunu dediğime hala inanmıyordum itiraz etmemiştim bir daha gelmeyeceğimi falan da söylememiştim. O an kitaplarıma baktım ve fotoğraflarını çekip bir kaç sayfaya attım isteyenlere hediye edebilirim diye. Elbette aralarından Cioran , Dosto, Kafka, Schopenhauer, Halil Cibran , Sartre ve bir kaç yazarın kitaplarını aldım. Geriye kalan bütün kitapları dağıttım. Intihar etseymişim daha iyiymiş :-) Beş gün hiçbir şey okumadım. Sigara ve kahve o kadar eksik geliyordu ki bana. Uzanmış tavana bakarken o an Sidharthada olduğunu düşündüğüm gibi bir aydınlanma hissine kapıldım. Ben bütün bu kitapları okudum hepsinin içeriğini biliyorum ve beni bu hale getiren şey bu kitaplar olsa bile hepsinin içeriğini felsefelerini biliyorum zaten bir daha okusam ne olacak ki dedim. O zamana kadar hayatımın en büyük keşfi buymuş hissiyle nasıl sarıldım kitaplarıma anlatamam. Hepsini yeniden okudum. Psikiyatristten nefret ettim beni böyle bir yola yönlendirdiği için. Bir kere daha gittim o psikiyatriste en son bana bağırdığını hatırlıyorum intikamımı almıştım. Ondan sonra kahve içmeyi bıraktım. Sigara ve kitapları hiç bırakmadım. Şimdi aklıma geldikçe gülüyorum o zamanlarıma tavandaki ip hala duruyor.
16 beğeni · 6 yorum
Balım (@balim)
sigarayı da bıraksaydınız keşke
31.03.18 beğen 2 cevap
Herhangi Biri (@herhangibiri)
O çok zor galiba böyle bir dünyada. Belki de yanımda olması her istediğimde olacak olması bırakmamı engelliyor.
31.03.18 beğen cevap

Philia

@philia

Kuantum Fiziğini Köpeğinize Nasıl Öğretirsiniz?
Yine toplu taşımaya elimde kitapla sıkıştığım günlerden birinde, maviş gözlü emekli bir amcanın bana fasa fiso muhabbetler açmasını beklerken büyük bir ilgi üzerine kitap hakkında konuşması ve konu açması enfes bir olaydı. Ama en derinden sarsanı o kadar bilim dolu bir sohbetin sonunu atom altı parçacıkları ve enerjiyi nazara bağlaması.... Dur ulan ben ne yaşadım ve neredeyim diye anlık kültür karmaşa yaşarken durakta indim... unutmam bunu
18 beğeni · 5 yorum
Feyzanur (@vareste)
Ben de bir keresinde toplu taşımaya bindigimde karşımda oturan adam bir muhabbet açtı. Oğlunun Amerika'da özel kolajlerde okuduğunu, şimdi ise sokaklarda kağıt topladığını anlattı. Nutkum tutuldu, dedim amca üzülmeyin. Meğersem beni trollemis. Adam şaşkınlığımdan büyük bir zevk almış kahkaha atıyordu. Elinde boya lekeleri vardı, meğer adam ressammış. Oglunun kız arkadaşına hediye olarak kızın resmini yapmış. Resmi göstermişti. Emekli kondüktörmüş. En ilginç olaylar toplu taşımalarda geçer, yine farklı insanlar oradadır.
25.03.18 beğen 12 cevap
SODOMCU BABA (@demindensimdiyegeldim)
Boş ver hadi içmeğa gidelim
25.03.18 beğen 2 cevap
Orhan Şahin (@orhansahin)
- Elimde Kuantum Teorisi isimli kitabı taşırken ; bunu “ Kuantum teröristi “ diye okuyan teyze “ başımıza okumuş terörist mi kesileceksiniz ulan “ dediğinden beri insan içine kitapla çıkmıyorum 🤕👋😅
26.03.18 beğen 4 cevap

Kahve Kitap Kurabiye

@kahvekitapkurabiye

Bu nedir Arkadaş ya 🙄🤔😟
Bu nedir Arkadaş ya 🙄🤔😟
Sen kitabı okuyacağım, sonuna geleceğim, bitireceğim diye çıldır sonuna gelince de karşına böyle bir sürpriz çıksın . Olacak iş mi be Arkadaş !?
Fark ettiniz dimi ? Kitap 9. bölümden 12. bölüme isinlaniyor ve 12. bölümün sonunda kocaman bir SON yazıyor 🤐😬
Sadist Satın Al
kitaba 9 verdi, inceleme ekledi.
8 beğeni · 2 yorum
Enis Kılıç (@dusundurucudusunce)
Tür:Korku,Gerilim,Dram Imdb:
9.4
03.04.18 beğen 1 cevap
fatih ozan (@fatihozan)
Kitap, adının hakkını vermiş böylece :)
03.04.18 beğen cevap

UmayAlmila

@umayalmila

Türkçe
Başka bir site de bir ileti gördüm ve yazı aynen bu şekilde idi

"103 yıL öNCe DeDeLeRiMiZ ÇaNaKKaLeYi TeMizLeDi .

ŞiMDiDe ToRuNLaRı AFRİNİ TEMIZLIYOR .

ŞEHITLER ÖLMEZ VATAN BÖLÜNMEZ"

Lütfen bu yazı sizi rahatsız ediyor mu yoksa etmiyor mu söyleyin.. Çünkü ben bu durumdan rahatsız olup iletiyi için aşağıdaki yorumu yazdım.

"Her şey güzel ama o yazıyı neden böyle berbat bir hale getirdiğinizi çözemedim. Bir harf büyük bir harf küçük yazmak da bir nevi bu ülkenin değerlerini hiçe saymak değil midir. Lütfen Türkçemizi güzel kullanalım."

Sonrasını tahmin etmek zor değil. Başka birinden bir yorum geldi elbette.
"arkadaşım bu onun tercihi lütfen sayfalara böyle şeyler için girip yorum bırakmayalım ülkenin değerlerini bozan o kadar şey varken arkadaşıma takilmaniza da şaşırdım ayrica "

Ben yine cevap vermediğim halde tekrar bir yorum daha eklemiş bu arkadaş.

" iyi aksamlar dilerim bir daha olmasin lutfen ben pek elestiriye acik biri degilim tepem ati veriyor "

Bu kadarı bence fazla.. Daha fazla iletinin altı dolmasın diye mesaj atma kararı aldım. Yazdığım mesajı da buraya ekliyorum.

"Kusura bakmayın diyerek söze girmek istiyorum. Türkçe bizim konuşma ve yazı dilimiz iken, bunu düzgün bir şekilde kullanması gerektiğini söylüyorum ve siz bana " bu onun tercihi " diyerek cevap veriyorsunuz. Ancak onun tercihi olamayacak kadar hassas bir mevzudur bu. Zira bu bizim dilimiz ise bunu güzel bir şekilde yazıya dökmeliyiz diye düşünüyorum. İnsan böyle şeyleri görünce uyarı yapmak istiyor. Yanlış var ise düzeltilmeli. Benim fikrim bu yönde. Esen kalınız. "

Aldığım cevap

"arkadaşım temiz türkçe taraftariyim dedigindede haklisin ama yanlış olduğun taraf onu benimle olduğu gibi burdan özel olarak konuşursan daha makbul olur orda herkese açık bir alanda yapman hoş olmamış arkadaşım o benim ve hassas bir bayan üzülmüş artı kendi yazımı değil beğenmiş bir yerden kopyalamış şimdi böyle herkesin olduğu bir ortamda bu tür uyarı yapmak ağzı olana konuşma hakkı doğurur senin gibi düşünen bazı kişilerde gelir belki daha farklı giriş yapar daha incitici bunlara meydan vermemek lazım değil mi arkadaşımı kıracak yada hedef hâline getirecek bir olay olmaması adına girdim dahil oldum mevzuya "

Temiz Türkçe bu değil.. Temiz Türkçe " ı " harfini " i " olarak yazmak yahut büyük yazılacak şeyleri küçük yazmak değil. Ne olur artık biraz hassas olalım.

Oktay Sinanoğlu'nun da dediği gibi " TÜRKÇE GİDERSE, TÜRKİYE GİDER. "
17 beğeni · 9 yorum
Film adamı (@serserimsi)
Evet cok doğru. Ama sanırım Oktay bey bunu söylerken sadece imla hatalarından kasıt etmemiştir. Türkçe dünyanın en zengin dillerinden biri. Bu 100 yıldır değil. Türkler var olduğundan beri böyle. Günü 200 kelime ile kapatan günümüz insanları imla hatalarını düzeltme ile Türkçeyi kurtaramaz.
20.03.18 beğen 2 cevap
Hakan (@hakani)
Bu sitede bir ileti gördüm ve yazının giriş kısmı aynı bu şekildeydi:

"Başka bir site de bir ileti gördüm ve yazı aynen bu şekilde idi"

Lütfen bu yazı sizi rahatsız ediyor mu yoksa etmiyor mu, söyleyin.. Çünkü ben bu durumdan rahatsız olup bu yorumu yazıyorum.

Yazının devamında, bir iki satır sonra, şu ifadeleri gördüm:

1. "'Her şey güzel ama o yazıyı neden böyle berbat bir hale getirdiğinizi çözemedim. Bir harf büyük bir harf küçük yazmak da bir nevi bu ülkenin değerlerini hiçe saymak değil midir. Lütfen Türkçemizi güzel kullanalım."'

2. "'iyi aksamlar dilerim bir daha olmasin lutfen ben pek elestiriye acik biri degilim tepem ati veriyor'"

Sonrasını tahmin etmek zor değil:

"Ben bu paylaşımı zaten Türkçe güzel kullanılsın diye yazıyorum. Bu şekilde yorum yazmanız yanlış." şeklinde ya da bu anlama gelebilecek bir yorum geleceği aşikar.

Ben de diyorum ki: "Temiz Türkçe bu değil.. Temiz Türkçe 'ı' harfini 'i' olarak yazmak, '-de' ekini birleşik olması gerekirken ayrı, 'atıveriyor' kelimesini de 'atı veriyor' şeklinde yahut büyük yazılacak şeyleri küçük yazmak değil. Ne olur artık biraz hassas olalım.
"
20.03.18 beğen 3 cevap
Mehmet (@yoldas)
Askere gitmemek için çürük raporu peşinden koşan, sosyal medyada ise Vatan Millet Sakarya nağralarını eksik etmeyip, Çanakkale ile Arfin'i aynı cümle içinde kuranların kullanacağı Türkçe ancak bu kadar olur.
20.03.18 beğen 4 cevap

UmayAlmila

@umayalmila

Okurken hayal etmenizi düşünmenizi rica ediyorum..
Okurken hayal etmenizi düşünmenizi rica ediyorum..
Bir arkadaşınız var. Lise de aynı sınıfa düşüyorsunuz. Müzik zevkleriniz sevdiğiniz derler her biri aynı. Arkadaşlığınız güzel bir şekilde ilerliyor. Lise dönemi işte bilirsiniz türlü iğrençliklerde şakalar yapıyorsunuz yeri geliyor canınızı yakıyorsunuz ama bi ufak gülümseme ile canınızın yanması geçiyor. Beraber okuldan çıkıp trene biniyorsunuz. Tren demişken şu banliyö trenlerden elbette. Trene binmek için bilet alıyorsunuz ve arkadaşınız her gün sadece 2 durak sizinle geliyor. Trenden inmeden o kağıt biletleri gemi yapıp size veriyor. " Al bunu gidene kadar oynarsın eve gidince de at " diyor.

Bir gün hava çok soğuk hastasınız ve yağmur yağıyor. Üzerinde gri bir hırka var. Kendisi M beden giyerken XL almış olduğu hırkayı giydiğinize içerisinde kayboluyorsunuz. " Al bunu üşüyeceksin " dediğiniz halde " saçmalama be kızım ben üşümem erkek adam üşümez ama senin gibi minnoş kızlar üşür " diyip gülerek trenden iniyor. O geceyi arkadaşınızın verdiği hırka ile geçiriyorsunuz. Sonra teslim ediyorsunuz ve diyor ki " ıslanmış kedi yavruları gibi eve göndermedim seni, bir süper kahramanım "

Koskocaman bir sınıfta herkesi güldüren, dinlediği müziklerle millete " kardeş nasıl dinliyorsun " dedirten bir insan düşünün. Kıvırcık saçları ile oynamanıza izin veren, beraber basketbol oynadığınız eğlendiğiniz bir insan hayal edin işte..

Ve sonra mezun olduğunuzu, mezuniyetten sonra telefonunuzun bozulduğunu ulaşamadığınızı düşünün.

Bir gün Kızılay'da yürürken acelece koştururken bu arkadaşınıza denk geldiğinizi sımsıkı sarıldığınızı 2 saat ayakta sohbet edip hasret giderdiğinizi ve mutlaka görüşelim deyip ayrıldığınızı düşünün.

Şimdi ise şunu düşünün.
Takvim 13.03.2016 'yı gösteriyor. Saat ise 20:30 'u gösteriyor. Güven Park'ta patlama olduğunu biliyor ve yana yakıla arkadaşlarınıza mesajlar atıyorsunuz. Hepsi hayatta.. Ama o heyecan ile birini unutuyorsunuz. Unutulacak bir insan değil ama o lisede en sevdiğiniz arkadaşınız olan, 1 hafta evvel Kızılay'da karşılaşıp " mutlaka görüşelim haftaya" dediğiniz arkadaşınızı unutuyorsunuz işte..

Sonra bir mesaj
" kardeşim Elvin kayıp bulamıyoruz haber alabildin mi ? "
bu mesaj ile başınızdan kaynar sular dökülmesi bir oluyor.
Arıyorsunuz, haber almak için çırpınıyorsunuz, saatler geçmiyor dakikalar asla ilerlemiyor. Dua etmekten başka şansınız yok.
Saat güç bela 12 oluyor ama herkesler Elvin'i arıyor. Bulamıyoruz ulaşamıyoruz. " Anne ben otobüse bindim eve geliyorum " dediğini söylüyor annesi.

Sonra gece 02:00 - 03:00 sularında hala bir umut ararken bir arkadaşınız "özür dilerim" deyip bir fotoğraf gönderiyor. Hayatını kaybedenlerin listesi..

Allah'ım ne olur olmasın ismi olmasın diyerek dua ederken ismini görüyorsunuz.. Sonrası yok işte.. Sonrasında Elvin yok.. Görüşelim dediğiniz canınızdan çok sevdiğiniz arkadaşınız yok..
Cenazesine gidiyorsunuz hava soğuk. Cenazeye giderken ne giydiğimi ne yaptığımı sonrasında yanımda olan üniversitede tanıdığım arkadaşımdan dinlediğim vakit dalga geçiyor sanmıştım ama öyle imiş.
Elvin üşürken kalın giyinemem deyip ince bir gömlek siyah bir pantolon giyip gitmişim cenazeye. Ve en sonunda arkadaşımla armızda geçen konuşma şu oldu
+ iyi misin
- Ne kadar iyi olunabilirse
+ Hastasın gibi
- Değilim iyiyim
+ Yüzünü yıkayalım mı
-İyiyim gerçekten
+ Dün neler dediğini hatırlıyor musun
- Düne dair tek hatırladığım şey Elvin'i toprağa koydukları an
+ Ne dediğini söylememi ister misin ama ağlamayacaksın tekrar.
- Ne demiş olabilirim ki
+ Benim kardeşim daha küçük, çok üşür o toprağa koymayın nolur daha ufacık lan nasıl kıydınız diye bağırdığını hatırlamıyo musun
- Benim kardeşim gerçekten çok küçük ama
+ Ağlamayacaksın söz verdin..

Lisedeyken dalga geçerdik bu ölüm konusu ile
" ohooo ölsen ne ağlayacağım ki, kafama sim döküp halay çekerim cenazende " lafını etmiştim. Önce gülmüş ardında da " sen öldün diye ben de gitar falan çalarım herhalde arkandan ne üzüleceğim " demişti. Sonrasında ise " Ağlama olur mu sakın ölürsem falan " deyip güldüğünü ve benim de ağlamamak için söz verdiğimi gayet iyi hatırlıyorum..

Özür dilerim kardeşim. Sözümü tutamıyorum. Özür dilerim affet.. Seni çok özlüyorum..
12 beğeni · 0 yorum
Sakınılan göze gerçekten çöp batar mı?
Sakınılan göze gerçekten çöp batar mı?
3 gün önce 'çay' tanımını tüm benliğimle yazdıktan sonra bir kupa çay laptopumun klavyesine boşaldı. Sanki bilgisayara değil , başımdan aşşağı dökülür gibi oldum. 1 sn bile düşünmeden hemen yanımdaki bezle üstünü biraz sildim sonrasında bilgisayarı ters çevirerek daha aşşağılara inmesini engelledim ve bilgisayarı kapattım. Ama su çoktan power tuşunun oralara sızmıştı bile. Ben ne kadar kapatsam biel bilgisayar kendi kendini açıyordu. Yani anlayacağınız kısa devre olayı gerçekleşmişti.
Sonrasında bir yastığın üstüne bilgisayarı açık ve ters bir vaziyette yerleştirdim. Sonrasında arka kapağı açarak bataryanın anakart ile bağlantısını kestim (kabloyu çıkarttım :) ) ve rami slotundan ayırdım. Ama bataryayı komple bilgisayardan sökmem gerekirdi çünkü su oraya gelmiş ise batarya şişip kullanılamaz hale gelebilirdi.
Ne şanski 6 köşeli olan vida ile oraya monta edilmiş ve yine ne şanski koca apartmanda böyle bir tornavida yok.
Hemen dışarı çıkıp koşa koş bir nalbur aradım. Saat 10:30 , çoktan heryer kapatmış bile. Komşu şehire gittim durum orda da aynı idi , çaresizce ne yapacağımı düşüne düşüne yürürken telefoncuya girdim ' olmaz ama bu tarz tornavida var mıdır?' diye sorduğumda adam 'karşıdaki amcaya sorabilirsin' dedi.
Seyyar bir satıcı köşede o 3 tekerlekli bisiklet tarzı tezgahının üstüne alet-edevatları dizmiş. Direkt o kadar eşya arasında parlıyordu tornavida seti.
Alır almaz doğru eve gittim ve bataryayı bilgisayardan komple çıkardım.
15-20 dk bilgisayarı lokal kurutarak biraz olsun suyun dağılı buharlaşmasını sağlamak istedim.
Sonrasında alttan üstten heryerden prince yatırarak 3 gün bekledim ve yine power tuşunun orda az bir su birikintisinin kaldığını tespit ettim.
Oraya da özel olarak ufak dokunuşlar ve bölgesel kurutma ile suyu iyice dağıtarak kısa devre olayını da çözmüş oldum.
Ve dolayısıyla bilgisayarım artık sağlam ve neokur'da paylaşımlar yapmaya kaldığım yerden devam edebileceğim. :D
Çok dikkatli olmama rağmen nasıl böyle bir durumla karşılaştım ben de anlamadım ama bilgisayar yanında sıvı birşeyler ile meşgul olmayacağımı kesinlikle anlamış oldum.
Siz de dikkatli olursanız iyi olur :)
23 beğeni · 29 yorum
Eseflal (@eseflal)
😅 çayın ahı tutmustur belki, ne demek çay içmek için mekân önemli değil! 😂😇 Geçmiş olsun 😇
14.03.18 beğen 2 cevap
Peykân (@peykan)
Çayı şekerli içmiyorsun inşallah :)
14.03.18 beğen 2 cevap
zeyrek (@zeyrek)
Benim de başıma gelmişti buna benzer bir durum. Ama ben otobüse binecekken acele hareket etme telaşıyla 1 bardak suyu klavyeye döktüm. O an şok oldum,
zamanım yok gitmek gerek, ne yapacağım filan derken. Dedim ters çevirip bırakıp gideyim şansım varsa geri döndüğümde çalışır. İki gün sonra geri geldiğimde laptop kurumuş ve hiç bir sıkıntı yaşatmamıştı bana. Hatta bu yıl 9 yaşına giriyor hala kullanıyorum emektarı.
14.03.18 beğen 3 cevap

Cevher

@yalnizucankus

Kısa safhalı uyku GÜN1
Bildiğiniz üzere dün bir programa başladım gün içinde program istediğim gibi oturmadı ama yarın okul olduğu için daha net olacağına inanıyorum. Sabah 4 saatlik uykumdan alarm sonucu kalktım sıcak yataktan çıkmak istemediğim için ders çalışmaya yatakta başladım. Büyük bir ihtimal bu yüzden yeniden uykum geldi ve 1 saat daha uyudum ardından tekrar uyandım ders çalıştım gün içinde dershaneye gittim eve geldim ve bugün şu saate kadar ekstradan uyumadım. Sabahleyin bir termos kahve içmiştim onun etkisinden mi bilmiyorum gün içinde tekrar uykuya ihtiyaç duymadım. Verim açısından konuşmak gerekirse verim aldığımı düşünüyorum tek sıkıntı annemler uyanana kadar yemek yiyememem. Bugün biraz daha ders çalışıp uyuyacağım. Yarın bu kadar dinç olur muyum bilmiyorum.
5 beğeni · 0 yorum
Alakasız Rüyalar
Bazen öyle oluyor ki , gördüğüm rüyalar o kadar saçma o kadar anlamsız ki , kelimelerle bile ifade edilemem. Genelde gün içerisinde genel olarak ağır basan duygular üzerinde yönleniyor rüyalar.
Son zamanlarda hep uçağı kaçırıyorum , ya tarihi unutuyorum ya saati yanlış hatırlıyorum ama nedense o uçağa hiçbir türlü yetişemiyorum. Ve rüya bitmeye doğru '' yok ya kaçırmamışımdır , ben zaten uçağa binipte ne yapacağım'' diye düşünmeye başlıyorum. O kadar fazla bu rüyayı görüyorum ki artık uyanıp bilincim yerine geldiği halde bile '' ben neredeyim'' diyorum.
9 beğeni · 17 yorum
Yrd.Doç.CEVİZKABUĞU (@karacurin)
Gün içerisin de o kadar saçma/sapan işlerle beyni yorarsanız o da size oyun oynar 😁
04.03.18 beğen 1 cevap
poppy (@poppy)
Bence rüyanızı öyle herkese anlatmayin ilk kim nasıl yorumlarsa o şekilde olur derler :)
04.03.18 beğen 2 cevap
zeynep krmm (@lonelygrl)
semıh ben rütalara inanırım ve inan bu konuda manyağımdır..yazmanı tavsıye ederım ruyalarını ben yazıyorum..bunu bir sarkıcının ropörtajında okumuştum galiba sting ti..o zamanlar hadi be ne saçma dediğimi hatırlıyorum.sonra o saçma seyı ben yapmaya bailadım.rüyalar haberci rüyalar görmeye başlamıstım..seninkide onlardan..yaz rüyalarını ve dikkat et tekrarlayan sembollere..mesela kaçırmak jaybolmak kaybetmek bunlar senin hayatında önemli birşeyler hayatını değiştirecel seyler olacak demek..şimdiden bildiriyor allah sana..hayatın değişecek..
04.03.18 beğen 1 cevap