ara

Başıma Gelenler

Kendi başınızdan geçen eğlenceli, hüzünlü, sinir bozucu, veya ilginç olayları anlatınız. Detayı severiz.
Kuraldışı: metinsiz link, metinsiz resim
Altta, Ahmet Ay büyüğümüzün bir paylaşımına yazdığı yorumdur. Az önce okudum. Etkisi, yarına ve sonrasına kalır. Öğrenmekten, genel tabiriyle bilgilenmekten, çok başka bir şey bu.

"Arzu, hakikat arayışının önüne geçmemeli ey talip, çünkü hakikat nesneden okunur, arzu nesneye dayatılır. Aradığın hakikatse nesne okuyacaklarının öznesidir. Aradığın arzuladığınsa özne anlayacaklarının nesnesidir."

Hayırlı geceler.

Ayşe

@mutluluk

Düşünüyorum da kardeş çok ayrı bir şey. O kadar kavga ediyorsun,kemiklerini kırarcasına vuruyorsun,etini koparırcasına ısırıyorsun.. ama bunların hiçbirini nefretten yapmıyorsun hepsi sevgiden. Çok özlüyorum bu yüzden ama özlemek nefret edilesi.. Mesafelar kör olası
"Özlemek nefret edilesi" kısmına katılmıyorum. Sürekli dibinde olan birinin (hatta herhangi şeyin) değerini anlayamıyorsun. O farkındalık oluşmuyor. Sanki her gün kahvaltı yapar gibi, bisiklet sürer gibi, deftere not tutar gibi bir nevi "alışkanlık" oluyor. Bu yüzden özlemek kıymet bilinesi. Size bunu yazdıran o kardeş sevgisi dahil. - 4 sa

Candan Yolcu

@candanyolcu

Sinirlendiğinde ağzından çıkan sözlere hakim olamayanlar için en kötüsü birde gururlu bir karaktere sahip olması sanırım mutlu olmak için çabalamanız gerekiyor hemde kendi gururunuza karşı ne kötü ben çabalayamıyorum

oğuzer küçük.

@abdurrahman-turk

Daha Kötüsü
Başına gelen üzücü olaylardan sonra daha kötüsü olamaz, dediğin olmuştur. Ama daha kötüsü sırasını bekler bu lafın geçersizliğinde.

ketumpinokyo

@kekum

Ilk Hediyemi Kaptım 😍
Öhöm öhöm... Ahh nasil başlasam bilemiyorum :) Yoğun bir is gününün ardından paylasimima atılan bir yorum bildirimini gormemle başladı her şey. Bir süre bütün yorumlar arasından o yorumu bulmak için bir çaba sarfettikten sonra bulduğum yorumda bir mesaj atma ricası gördüm. Büyük bir heves ve heyecanla ne olduğunu anlamadan kendimi mesaj atarken buldum ve sonucunda çok sevgili @tabula-rasa 'nın isteğinin sebebini anladım . :) Beni tanimamasına rağmen bana hediye göndermek isteğinde bulunan bu guzel yürekli insana tüm kalbimle ve samimiyetimle sonsuz tesekkurlerimi sunuyorum ve daha iyilerinin onun olmasını temenni ediyorum :). Tekrardan çok tesekkur ederim Sevgili @tabula-rasa, sevdigin her şey ve herkes her daim yaninda olsun ve mutluluk yanından hiçbir zaman ayrılmasın :) :) ❤
NOT: Resim çok iyi çıkmamış sanırım ancak patron gormeden ancak bu kadar cekebildim. 😊😊
EK 1
*Notu yazarken iki kez ancak kelimesini kullanmisim onun için de affiniza sığınıyorum :)) 26.04.17
48 beğeni · 25 yorum · Başıma Gelenler ·
tabula rasa (@tabula-rasa)
Rica ederim keyifli okumalar, güzel dileklerin için çok teşekkürler. :) aynı şeyleri fazlasıyla senin için de diliyorum :) - 26.04.17
Gece Derin (@gece-derin)
Keyifli okumalar :)) ("Bize de yapılsa şöyle güzellikler keşke" diyerek bir iç çekip daha fazla bakmaya dayamayarak sıradaki paylaşıma geçiyorum :D) - 26.04.17
Feyzanur (@vareste)
Keyifli okumalar sevgili @kekum hayırlı olsun. :) - 27.04.17

ayse gülce

@aysegulce

E- Kitap Okuyucu İle İmtihanım
E-kitap okuyucu almak isteyenler için :)
EK 1
Geçenlerde bir paylaşımda e kitap okuyucu ile ilgili bir yorum yapınca, soran arkadaşlar olmuştu. Hem onlara cevaben, hem de bilmeyenlere faydası olur benim yaşadıklarımı yaşamazlar umuduyla , e kitap okuyucu maceramı sizlerle paylaşmak istedim..
Yaklaşık 1.5- 2 yıl önce almıştım siyah olan Calibro marka okuyucuyu. O zamanlar hem çok zor bulunuyordu, hem de çok az model vardı .Ben de denemek için özellikleri ve fiyatı ile orta karar bir ürünü seçmiştim. Başlangıçta her şey yolundaydı. Kitap kulübümüzün ve arkadaşlarımın da katkılarıyla 600’den fazla kitabım olmuştu bir hafta içinde. Ortalama bir kitabın 20 tl olduğunu düşünerek, çok büyük kara geçtiğimi bile düşünmüştüm hatta. Her an her yere taşınabilir olması ve evde yer kaplamaması ise en büyük artılarındandı. Fakat güzel başlayan bu macera hiç de güzel ilerlemedi. Geçen yaz bir gece balkonda kalan okuyucu, sabah çalışmaz oldu. Servisine gönderdiğimde ekranının kırıldığını, nerdeyse okuyucunun fiyatının yarısı kadar olan servis ücretini de ödemem gerektiğini söylediler. Çok uğraştım fakat sonunda ücreti ödemek zorunda kaldım. 2. Kez çantamda üstelik koroyucu kılıfı varken nasıl olduysa tekrar ekranı kırıldı ve ben yine aynı ücreti ödeyerek tekrar yaptırdım.. BİTMEDİ :( 3. Kez geçen Cuma günü tekrar ekran kırıldı. Fakat bu seferki benim hatamdı çünkü üstüne oturdum . ve servis bu sefer haklı olarak yine benden aynı ücreti istedi. Bununla mı uğraşacağım yaaa diyerek çok araştırmadan hemen o gün netten başka bir marka sipariş verdim. Pazartesi sabah elimdeydi. Fotoğrafta gördüğünüz beyaz olan e –okuyucu. Kindlle marka.. Fakat bu e okuyucunun bir dezavantaji var ki, pdf okuyamıyor. O yüzden yarın sabah bunu geri gönderip tekrar yeni bir model alacağım..
Uzun sözün kısası, başlangıçta çok karlı olduğunu düşündüğüm şey bana oldukça pahalıya geldi. Astarı yüzünü çoktan geçti. Ve sonradan netten okuduğum tüm yorumlar calibro markanın pdf okuduğu için kullanışlı ama çok dayanıksız ve kalitesiz olduğu yönündeydi. Nerdeyse alan herkesin ekranı sudan sebeplerle kırılmış. Fakat sanırım Türkiye genelinde rekor bende ;)
E- kitap okuyucu almak isteyen arkadaşlar, bir daha düşünün. Artık çok fazla model ve marka var. İyice araştırmadan almayın :) 25.04.17
ayse gülce (@aysegulce)
Aceleden yine asıl metni yazmadan paylaşmışım.. :)) - 25.04.17
tamer aktulum (@tamer-aktulum)
:) ama ayşe şimdi o okuyucuyla okuduğun kitaplarin kapaklarina ortalarina o an sana hissettirdiği duygulari yazamayacaksin sayfalari bükemeyeceksin. Ayrica bir kitapciya gidip aldiğın kitap gibi kokmayacak :( :( - 25.04.17
ayse gülce (@aysegulce)
Ben de öyle düşünüyordum ama, hiç de öyle değilmiş @tamer-aktulum. 2 günde alıştım ve çok sevdim, o kadar büyük bir kolaylık ki,anlatılmaz. Tüm kitaplığınız tüm gün çantanızda ve yanı başınızda.. Bu kitap kokusundan bile güzel bir duygu.. İstediğiniz an, istediğiniz kitabın kaldığınız yerinden okuyabilme imkanından bahsetmiyorum bile. Yine de tercih meselesi tabii ki. - 25.04.17

Black Butterfly.

@black-butterfly

Başıma gelenler nasıl sonuçlar doğurdu inanın ben de bilmiyorum.Ama kesin olan bir şey var ki bu olanlar beni katı,duygusuz biri yaptı.Sevgi kelimesi anlamsız geliyor artık bana.Ne kimseyi sevme ihtimalim ne de kimsenin beni sevme ihtimali yok gibi hissediyorum.Sevgi neydi?Kendimi Türkan Şoray gibi hissediyorum.Dostlarım bana değer verdiklerini,sevdiklerini söylediklerinde herhangi bir cevabım olamıyor.Çünkü sevgi benim hayatımdan alınmış gibi.Ne yapmalıyım bilmiyorum.Tek bildiğim şey canımın çok acıdığı.
Kime güvensem,kime canım desem hepsi teker teker canımdan bir parça alıp gitti.İftiralar,yalanlar,acındırmalar,arkadan konuşmalar ve ego savaşları hepsinden geçtim dostlarım(!) sayesinde.Şimdi nasıl toparlanırım bilmiyorum.Kime güvenmeliyim¿Kime sırtımı yaslayabilirim¿Artık kendime bile güvenim kalmamışken...Her an kendimi terk edebilirim gibi hissediyorum.Uzun lafın bir kısası da yok benim hayatımda.
Hislerimi geri almak istiyorum!!!
Biraz önce kimisi kolide kimisi küçük dolapta olan kitaplara bakayım dedim. Okuduğum, okumadığım yahut yarım bıraktığım niceleriyle karşılaştım. Aklıma düşense onların elime geçiş anları, serüvenleriydi. İzninizle başlıyorum.

Tarık Tufan'ın Şanzelize Düğün Salonu adlı kitabını sevdikten hemen sonra aldığım ve pek beğenmediğim Kekeme Çocuklar Korosu'yla, Ve Sen Kuş Olur Gidersin'iyle karşılaştım mesela. Hayal kırıklığımı hatırladım. Acaba anlayamadım mı? Daha sonra tekrar mı okusam? gibi düşüncelerim düştü hatırıma. Bu tek oturuşluk kitapları okuduğum sırada seçmeli ders için Arapça'ya başvuruyor olduğumu hatırladım. Cam kenarındaki banka oturmuş, yanımda bir saksı, elimde kitap ve ben hoca gelsin de dersi alanların listesini açıklasın diye ara ara koridora bakıyorum. Gecenin Sonuna Yolculuk kitabı kolinin altlarında bulunuyordu. Oraya koymuşum. Celine'in Profesör Y ile Konuşmalar kitabını çok sevmiş ve hemen diğer kitaplarına bakmıştım. Pahalı kitaptı. Ankara'yı bilenler Adilhan'ı da bilir. Sahaflar çarşısı. Oraya gittim. Sordum ama kimselerde yoktu. En azından şimdi öyle hatırlıyorum. Aradığını bulamazsın derler. Umduğun beklediğin gibi karşına çıkmaz. Hiç aklımda yokken Ankara kitap fuarında buldum kendisini. Sahaf sahibi kitaplığın üstüne ama diğer kitapların en altına koymuştu onu. Sordum. Söylediği fiyat biraz fazla geldi ama kitap birinci basım ve o sıralar yeni baskısı da yok. Bandrolünün olmayışı acaba korsan mı diye bende tereddüt oluşturmuş ama iç sayfaların düzeniyle ve sahaf sahibinin ikna edici sözleriyle bu hal çok kısa sürmüştü. Aldım. Henüz okumadım ama o bende! Bakıyorum. İnternetten açık arttırma usulüyle aldığım kitaplar da oradaydı. Yaban, kapağıyla beni etkileyen eski basım bir Yüzyıllık Yalnızlık, İngilizcemi geliştiririm diye aldığım King’in Four Past Midnight ve Desperation kitapları, yine bir meraktan ötürü aldığım Parfümün Dansı ve diğerleri. Mezat internettendi ama ben gidip elden almıştım kitapları. Sanayi Mahallesi’nde yerleri, İstanbul. Bir merdiven altı yeri olan bu mekânın sahipleri üniversite öğrencileri. Şirin yer. Kitap dolu zira. Bakıyorum. İsmet Özel’in Cuma Mektupları serisi var sonra. Bunları da çok aramıştım. Ömer Faruk Dönmez kitaplarında pek bahsediyordu bunlardan. Hepsi iyi diyordu ama bunlar bir başka diye de ekliyordu. Sahaflara sormuştum yine, yoktu. Bir abi “ben çoktur İsmet Özel satıyorum, bahsettiklerin de vardı ama bittiler” dedi, gözlerim yere düştü. Nadir kitaba baktım, bir kitaba 25 ve üstü bir fiyat istiyor! Geçtik. Yine ummadığım bir andı. İnternette üye olduğum bir gruptan tanıştığım ve bilgisine hayran olduğum biri paylaşımında şöyle diyordu “Bir dostumuzun elinden çıkarmak mecburiyetinde olup sattığı kitaplar var. Aşağıda listesini sunuyorum. Fiyatlarda indirim yapılabilir.”. Kitapları satmak? Çok acı bir durum olsa gerek. Çok çaresiz. Fakat hayat biraz da bu; kiminin üzüntüsü kiminin sevinci olabiliyor. Dönelim listeye. Neler yok ki! Tefsir kitapları, hadis-siyer eserleri, tarih kitapları, fıkıh, akaid-kelam ve dahası ve dahası. 10 ciltlik Taberi Tefsiri, Seyahatname’nin 6 cildi, Ebubekir Sifil’in 3 kitaplık İslam ve Modern Çağ eseri, Sezai Karakoç’un Gün Doğmadan ve diğer kitapları bunlardan sadece birkaçı. İsmet Özel ve aradığım serisi de orada. Aslında almak istediğim başka kitaplar da vardı ama düşünmeye fırsat vermeden hemen mesaj attım. 10 kitaplık seride 1 tane eksik vardı ama sağ olsun sahibi onu da buldu ve çok çok uygun bir fiyata hepsini bana verdi. Allah razı olsun. Belki tüm kitaplığını verdi, üzüldü ama çok büyük dualar aldığına eminim. Bakıyorum. İhsan Fazlıoğlu ile de karşılaştım. Benim düşün hayatımda köşe taşı mahiyetinde bir yeri olan zat. Fuzuli Ne Demek İstedi? ile başlayan maceram Kendini Aramak, Kendini Bulmak, Akıllı Türk Makul Tarih ve Sözün Eşiğinde’yle devam etti. Şu sıralar iki kitabını daha bekliyorum. Altı çizilen satırlar, yanlarından parantez açılan paragraflar, ünlem işareti atılan başlıklar… Hepsi birbirinden müthiş yazılar! Sırasıyla aldım elime. Vay be! diye tepki verdim, ilk okuduğum da olduğu gibi. Ve tam o anda günlük hayatta ve şu sitede yer yer karşılaştığım/gördüğüm bir tepkinin/cevabın/düşüncenin sebebini hatırlama fırsatını elde ettim. O pasajla paylaşımıma son vereyim. Uzun oldu biraz, mazur görün.

Kitap adı Kendini Aramak. Başlık Küresizlik Sorunu. Son paragraflar.

“Din, en genel anlamıyla başlangıç (mebde) ile dönüş (mead) arasında (beyne-hümâ) yürünülen yol demektir ve bu yolu kat eden her insan (bu nedenle insana arada-olan denmiştir) bu anlamıyla bir dine/yola sahiptir. Bu yolun müstakim olması ya da olmaması kişinin ihtiyarına bağlıdır (sırat-ı mustakim: istikameti olan yol). Yolu kat eden bir inanan için biricik amaç, yolun Sahib’inin rızasıdır; bunun en temel zemini de beşerî olandan vazgeçmeden insan gibi yaşamaktır. Başka bir söyleyişle yaşamayı sürdürebilmek için zorunlu (zaruriyyat), hayatı sürdürebilmek için gerekli (hevaic) ve medeniyeti sürdürebilmek için estetik (tezyinat) ihtiyaçlar arasında doğru, iyi ve güzel bir orta-yol (adalet) bulmaktır.

Bilinmelidir ki hissiyatta hassasiyet, haysiyeti olan kişiye özgüdür; başka bir deyişle duyu ve duyguda duyarlı olmak ancak makulattan (düşünce) kaynaklanan bir duruşu, bir bakışı, bir yaklaşımı, bir görüşü ve bir yönü bulunan kişi için olanaklıdır. Türkiye’de, okumuşlar nezdindeki Tanrı inancı, mitolojik ve psikolojik seviyede kaldığı, teolojik bir mahiyet kazanmadığı sürece, makulattan kaynaklanan bir haysiyet var-olmayacak; din de ahlakın değil ahlaksızlığın kaynağı olmaya devam edecektir.”

Selametle.

http://www.resimag.com/b75b1289.jpeg


http://www.resimag.com/8917243f.jpeg
19 beğeni · 12 yorum · Başıma Gelenler ·
Burcu S. (@bs)
Ben bir şey yaptım =/ - 22.04.17
'Emrullah (@buharasefiri)
"Fakat hayat biraz da bu; kiminin üzüntüsü kiminin sevinci olabiliyor. " demissin kardeşim. Bu söz bile anlayanlar için cilt cilt kitapla eşdeğer. - 22.04.17
mevsimbaharolunca (@3yaprakliyonca)
Burada güzel şeyler yazıyor gibi ne geliyor ama çok yorgunum sonra göz atacağım😃😃 - 22.04.17

Nisf

@nisf

Güzel Helen 😍
Nasıl oldu bilmiyorum ama kendimi operada buldum 😅 Allah'tan parodiydi yoksa uyuyakalıcaktım. Şuraya da bir adet @odalik ekliyeyim şok olsun 😁
odalık (@odalik)
:))) mesajını aldım, cevap yazıcam - 22.04.17

Herhangi Biri

@herhangibiri

❝Düşünmek, bir yıkıma hazırlanmaktır.❞ [Emil Michel Cioran]
Çok büyük yazarlar tanıdım kendimce. Henüz lisede Kafkanın bütün kitaplarını okumuştum. Edebiyat öğretmenim pek tavsiye etmese de. Bir çok Edebiyat öğretmeni Edebiyattan anlamaz maalesef zaten bu ülkede. Fyodor Dostoyevskyi okumayı bitirdiğimde onun adı artık Dostoydu. Leo Tolstoy,Gustave Flaubert, Charles Dickens, william faulkner, Hesse, Yeraltı Edebiyatından yasaklı kitaplardan bir çok yazar. Halil Cibran, schopenhauer, Pessoa Rilke, Jose Saramago ve listeyi uzatmak istemediğim onlarca yazar. Ama kesinlikle hayatımın en büyük yazarı Ciorandı. Hala öyle. Metisin Ezeli Mağlup kitabını çevireceğini öğrendiğim gün heyecandan uyuyamamıştım. Aylarca her sabah geldi mi diye kitapçılara uğruyordum. Ilk elime aldığımda heyecandan açamamıştım.Bütün kitapları harikuladeydi benim için. Okuyanlar bilir Nietzschenin sayfalarca anlattığı şeyleri tek cümlede anlatıyor ve bu cümleler Kafkanın deyimiyle bir balyoz gibi iniyor kafanıza. Cümleleri üzerine kitaplar yazılacak adamlardan. Okuyun okutun her cümlede her yaşınızla yeni şeyler bulacaksınız...