ara

Başıma Gelenler

Kendi başınızdan geçen eğlenceli, hüzünlü, sinir bozucu, veya ilginç olayları anlatınız. Detayı severiz. Kuraldışı: metinsiz link, metinsiz resim

Gülcan

@gulcann

İşim çok zor!
Öğrencim: Öğretmenim ben ne zaman Cumhurbaşkanı olcam?
Ben: Büyüyünce
Öğrencim: Büyüyünce doktor olsam şimdi Cumhurbaşkanı olsam olmaz mı?
Ben: Şimdi Cumhurbaşkanı yapamam seni, ancak sınıf başkanı yapabilirim.
Öğrencim: Ama ben şimdi Cumhurbaşkanı olmak istiyordum. (Ağlamaya başlama...)
Ben: Tamam hadi ağlama. Yarın sen olursun Cumhurbaşkanı. 😖
12 beğeni · 10 yorum
Hayata Gülümse (@hayatagulumse998)
Gülcan tamam sen olmuşsun :)) Buraya yıldız bırakıyorum ***** :))
59 dk beğen 1 cevap
Eseflal (@eseflal)
😂
57 dk beğen 1 cevap
Karanlık (@pnar)
Abla hala Cumhurbaşkanı konusu kapanmadımı :D Allah kolaylık versin:)
48 dk beğen 1 cevap

Feyzanur

@vareste

Asilzade mektupları :)
Asilzade mektupları :)
Kitapla bir gün:


Bunu uzun zamandır düşünüyordum. Ufak ufak uygulamaya koyduğum bir mesele esasında. Küçük adımlarla başladı bu silsile. Sonrasında da oldukça keyif verici bir alışkanlık halini aldı.
Kitap emanet ettiğim arkadaşlarım, bunun ilk kurbanlarıdır. kurban da denemez aslında. Güzel bir dokunuşun masum denekleri.

***

Verdiğim kitaplara her daim not bırakmaya çalışıyordum. kitap yoluyla birbirimize mesaj gönderdiğimizi hatırlıyorum. @namtenahi bilir, notun rumuzu da' gizemli kız', bilinmeyen insanlar gibi kendi kimliğimizden çıkıp birbirimize not gönderdiğimiz çok oldu. neler yazmazdık ki... bir not düşün...not ki; içinde şarkı önerisi, sevginin en yoğunu, havada uçuşan komik tehditler, kitap karakterlerine duyulan aşk. hala ne yazıldıysa saklarim, hem kalbimde , hem de çekmecemde... (evden eve , kardeşlerimizi yollayarak sultan fermanı gibi katlanmış , prensesten geldiği belli olan asilzade mektupları dahi oldu. kardeşler, büyük bir ciddiyetle gelir, fermanı okur ve cevap yazmamızı beklerlerdi. yine bu şekilde, sevgili prenses @namtenahi den bir saray daveti dahi almışlığım olmuştur.)

***

Ne var ki, böylesi şeyler her daim mümkün olmuyor. Ah yollar işte. Bu gibi davranışların yansımasını aradığım bir zamandayım. Kelimelerin gücüne fazla güveniyorum. Kelimeler ile birçok şey yapılabileceğine inanıyorum. Bundan olsa gerek.


Neler yapılabilir düşüncesi içindeyken , bir zaman esti ki kütüphanenin yolunu tuttum. Elimde teslim edeceğim kitap, yanımda @hudayinabit . Yavaşça yürüdük, kütüphaneye vardık. Yeni kitap arayışı ve eldeki kitabi teslim etme telaşı. Tam kitabı bırakacağım, birden bire bir şimşek çaktı kafamda. @hudayinabit e çılgın ve bir o kadar da ciddi bakışlarımı gönderdim. konuşmaya gerek yoktu, hipnotize olmuş gibi bana bakıyordu. bakışlar kilitlendi, hareketler durdu, sonra büyülenmiş olan @hudayinabit çantasından yavaşça bir kağıt ve kalem çıkardı. gözleri parlamıştı. Bu anda oda ışıklarla doldu. Sessizlik sağırlık vericiydi.
Yok yok, elbette öyle olmadı.

(olayın aslı şöyledir-yazar ne kadar saçmalarsa saçmalasın- , çılgın ve bir o kadar da ciddi bakışlarını gönderir. ve arkadaşından yavaşça kağıt ve kalem ister. arkadaşı da soru dolu bakışlar fırlatır. bakışlar bakışlar, dönen bakışlar, manalı bakışlar. sonrası yine birinci tekil şahıstan dinleyeceğiz.)

***

Kağıt kalem çıkardı, 'ne yapacaksın?' diye sordu. o esnada yazmaya başladım. aklımdan geçeni, bu kitabın yeni sahibine söyleyeceğim şeyleri. bu geleneğin devam etmesi gerektiğini. sonra, kağıdın altına rumuzu yazdım, "gizemli kız". Ve kitabın arasına notu bıraktım.


birbirimize gülümsedik, "umarım devam eder bu " dedim @hudayinabit e. belki de kitap ve beraberindeki notum birinin eline geçmiştir. belki bu , benden sonra bile devam eder. ya da şehrin dışına çıkar.
içinde not olan kitaplar gibi heyecan verici şeylerle karşılaşmalı insan. Kütüphaneden aldığım tüm kitaplara bu ümitle bakıyorum çünkü.

Halen, bu hareketi tekrar eder, rumuzumu koyarım. Neokur halkından karşılaşan varsa, bilsin ki o ya benim, ya da benim gibi biri.
İmkanım olsaydı, olmadık yerlere kitap dahi bırakabilirdim. Ama not önemli ayrıntı tabi. İnşallah demekte fayda var. Neden olmasın çünkü . :)

Hala bekliyorum, o notu biri bulup cevap dahi yazabilir. Yani yazsa güzel olurdu. Kitapseverliğimi maceraya dönüştürecek bir olay lazım.

*************
Sözümü yerine mutlulukla getirirken, uzun zamandır tembellik yapan bir kalemi yeniden çalıştırdığı için @munzevi ye içten bir teşekkür yollarım. Kelime sayısı hususunda, bu sefer başka yerlerden de kontrol ettim. Olduğunu umuyorum. :)
Telafi yazısına da etiket olmaz, zinciri devam ettirecek olan bir önceki yazıda belirlendi.
Kitapla birçok gününüz olsun.
26 beğeni · 45 yorum
erhan the brutal (@munzevi)
Arena fotodan geçilmiyor; kalem gerek, yazmak gerek. Gerçi klavye icat oldu mertlik bozuldu ama olsun. Kalem sadece tahta-kurşun değildir. Yazı için teşekkür ettim. Ellerine sağlık. İlginç olduğu kadar güzel bir heves kitaplara hatıra bırakmak. Yalnız bunu tükenmezle yapma, lütfen. Ve hepsinden gayrı bir şey daha var; başlık mu-az-zam.
4 sa beğen 5 cevap
Reyhan Kurt (@reyhankurt)
Gizemli kız:)) çılgın kız da olurdu aslında. :)
4 sa beğen 4 cevap
kübra (@namtenahi)
Yaaaaa 🙈 demek hâla unutmadın o asilzade mektupları :D her notunu saklıyorum. Biricik ilham kaynağımsın, canım arkadaşımsın. Kitabın arsına koyduğun her notun benim için çok değerli, çok kıymetli. Benim asıl mücheverlerim onlardır. Notlar bahane dostluk şahane. Allah herkese senim gibi dost nasip etsin. :)
4 sa beğen 4 cevap

Gamze Cansu

@gamzecansu547

😍😍😍😍😍😍
5 beğeni · 0 yorum

Melih

@janti

adam zirvedeyken bırakmış.
6 beğeni · 3 yorum
MUVAHHİD (@xoquzx)
ne bu şimdi
21.10.17 beğen cevap

Feyzanur

@vareste

B/Kitaplı bir gün
Çalmayan çalar saatinin sessizliğine uyandı. Geç kalmıştı. Gün onun için daha erken başlamalıydı . Hızlıca hazırlandı.
Birçok açıdan ilginç bir gün onu bekliyordu. Son bir ayın en çalkantılı günü. yorucu, ufak ufak sorunların biriktiği.
Baskın, havasız bir ortam. Dağılan düşünceler.
Böyle böyle derken saatler geçti. Tatilin gelişi ile hafiften bir ferahlama hissi.
Yapılacaklar yapılmış, günün formalite kısmı bir şekilde sona ermişti.
***
Uyumayi denedi, uyudu da. yemek dahi yiyecek gücü bulamadı .Günes yavaştan kendini çekmişti. Birkaç gündür, daha doğrusu bir haftadır, kitap okuyamadığını farketti.
Elinde okuyacagi tek kitap vardı. Maksat oyalanmak hani, başladı okumaya. Sayfa sayfa, harf harf aktı kitap. Cümleler deviniyor, gün içinde bulamadığı morali aheste aheste ona eşlik ediyordu. Ne iyi. Umut beklemediği yerden gelmişti.
Beklemiyordu, çünkü kitap da beklenmedik yerden gelmişti. Çok değil, iki hafta geriye gitti zihninde.
***
Dışarı çıkmıştı. Ne zaman çıksa uğrardı oraya. Bir sokak, sahafların olduğu bir sokak. Karşı karşıya dizilmiş sahaflar, eşsiz bir huzur veriyordu sanki. Elinde bir liste. listede 80 kitap. Birini bulsa alacak. Bismillah deyip ilk sahafa girdi, okuduğu kitap isimleri çoğaldıkça bakışlar değişiyor. Yok. Bir tanesi dahi çıkmadı. İkinci, yine aynı. Üçüncü dördüncü beşinci derken , artık listeyi uzatıyor, red cevabı alıp bir diğer sahafa refleks olarak geçiyordu. sonlara yakın, listesinden bir kitap çıktı. Önceliği olmayan, merak ettiği ama olmasa da olur dediği bir kitap. isteksizce elini uzattı, sonra eli boş dönmemek için aldı, ve gitti. Bomboş bir gezme. Neyse.
Çantasına attı kitabı, öylece kaldı. iki yabancı gibi, hissiz.

***
Ve gün. kitap elinde, son sayfalar. yabancı olanın beklenmedik yardımı. hafifleme. zaten gece. ve kitabın son cümlesi. Bir gülümseme. kitabın mutsuz sonuna değil, kitabın varlığına.

aniden gelen gülümseme ile yazıya dökme isteği..
***

Kitaplı bir gün mu bilmiyordu , ama yazmak için doğru zaman olduğunu biliyordu.
Yazısının sonuna doğru gelirken, içeriden "Feyza haydi uyu artık." Sesini duydu. Bu saatte ancak böyle bir emre itaat güzel olurdu.



***

@munzevi , etiketin için tekrardan teşekkür ederim. Bir şeyler karaladım. Bu saatte elimden bu kadarı geldi sanıyorum. Üzerinde çok durmadan paylaşıyorum hatta. Kitaplı bir gün kalsın burada da benden.

Ve etiket:
Toplu bir etiketleme yapmayacağım. Tek tek ve zincirleme olması çok daha güzel olacak gibi. Buradan topu @namtenahi 'ye fırlatıyorum. 'kitaplı bir gün' konulu en az 500 kelimelik bir yazı rica ediyorum.
Yaşlı Adam ve Deniz
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
29 beğeni · 27 yorum
erhan the brutal (@munzevi)
Bana böyle şeylerle gelin. Hikaye/anı tarzı şeyleri severim ki bunda yer yer selam veren kelimeler ve kalıplar da var. Teşekkür ettim. Ve bu arada sahaflarda aranılan kitap genel olarak bulunmaz, bulduğunu alırsın. Ellerine sağlık.
21.10.17 beğen 3 cevap
Merve Kaya (@mavera)
Kalemine sağlık editörcüğüm.. Daha da iyilerini yaparsın sen.. Acaba Kübram neler yazacak acaba pas bana gelir mi düşüncesiyle beklemedeyim.. :) ;) @vareste @namtenahi
21.10.17 beğen 4 cevap
kübra (@namtenahi)
Bu kitap bende vardı, sahaf sahaf dolaşmadan önce bana sorsaydın ya. :) etiket için teşekkür ederim, mutlu ettin. :) yazın çok güzel olmuş, ama ne yazık ki benim içimde böyle bir cevher yok sanırım. Gene de karalarım bir şeyler. :)
21.10.17 beğen 2 cevap

erhan the brutal

@munzevi

Gün
Münzevi yatağından uyandığında kendini Fatih kitap mezadına gitmeye kararlı olarak buldu ve o anda kendini düzeltti; yataktan uyanılmaz, kalkılır. Uyku mahmurluğu işte.

***

Mezat, nam-ı diğer açık arttırma satışı, genel olarak dönem filmlerinde gördüğümüz ve çoğunlukla antika ve değerli eşyaların katılımcılara sunulduğu ortam, yer. Satışa önceden belirlenen bir fiyatla çıkarılan eşya katılımcıların fiyatı arttırmasıyla değerine değer katar ve en son fiyatı veren eşyanın yeni sahibi olur. Yine önceden belirlenen bir komisyonu da öder ki bu genelde kitap mezatlarında %15-20 civarında oluyor. Örneğin 20 liralık bir eşya aldınız. Ödeme yaparken %15 komisyonu da ekler ve 23 lira ödersiniz.

Kelime anlamı olaraksa mezat, “ziyade”yle yakın akraba. “Zada” arttı, çoğaldı; “mazad” arttırmak demek. Z harfinden sonraki a’da uzatma var.

Kitap mezadıysa tahmin edileceği üzere ağırlıklı olarak kitapların satışa sunulduğu yerdir. Ağırlıklı olarak diyorum çünkü bazen eski basım dergi, takvim, poster veyahut fotoğraf da satışa sunulabiliyor. Mezada sunulan kitaplar arasında yazarından imzalı olanına, ilk baskı olanlara, Osmanlı zamanından kalma bir öğrencinin matematik notlarına veya el yazması Mushaf’a, Elifba’ya rastlayabilirsiniz. Malumdur ki bu gibi eserler diğerlerine nazaran çok daha yüksek fiyata alıcı buluyor.



İşte İstanbul Fatih’te, Fatih Camii’den Unkapanı İMÇ çarşısına doğru inerken Refah Sokak’ta, merdiven altı diye tabir edilecek bir yer olan Dylemi Sahaf’ta her pazartesi ve perşembe akşam saatlerinde kitap mezadı yapılıyor. Saat 18:15 & 18:30 gibi başlayan mezat, kitap sayısına göre 23’e kadar devam edebiliyor. Sahaf sahibi Hüseyin abi, arkeoloji mezunu ve yüksek lisansınıysa sinema-televizyon bölümünden yapmış. Mezat boyunca yaptığı espriler uzun süre oturmaktan hafif dalgınlaşmış olan katılımcıyı kendine getiriyor, dikkatini çekiyor.

“Evet şimdiki kitabımız Yer Deniz Büyücüsü. Büyücülükle ilgili bir kitap.”

Mezada çıkacak kitaplar mezat zamanından saatler önce internete fotoğraflar halinde yüklendiğinden, katılımcılar almak istediklerini kendince liste yapabilir. Elbette her istenilen kitabı almak kolay değil çünkü diğer kitap severler de kitabın iyisini kaçırmak istemez. Hatta uygun fiyata kitap alıp ondan kâr etmek isteyen sahaflar da oluyor ki genelde imzalı ve/ya ilk baskı kitapların peşinde oluyorlar.

***

Ve Gün. Mezada çıkacak kitaplar önceden masa üzerine dizilmiş. Kimi plastik, kimi tahta, kimi de deri kaplı koltuk misali olan oturaklar yerli yerinde. Önce gelen yerini alır. Fakat genel olarak düzen şöyle; sahaf sahipleri masaya yakın kısımda düşük fiyata çokça kitap alma peşinde. Onların yanında veya hemen arkasında yazma eserlerden, Osmanlıca, Arapça dillerinden anlayan kitap tutkunları yer alıyor. Yine aynı sırada imzalı kitap yahut ilk baskı eser bekleyenler ve diğer kitap severler bulunuyor.

Vakit geldi. Ben mekâna biraz geç intikal ettiğimden sadece arka sıralarda yer kalmış olduğunu gördüm. İşime gelir. Oturdum ve üzerine almak istediğim kitapları yazdığım not defterimi çantamdan çıkardım. O sırada mezadın nasıl işlediğini, kimin ne tür kitapların peşinde olduğunu anlamak için ortamı seyre koyuldum. Tarih kitapları toplayanı, sinema-estetik kitapları kollayanı, eski basım dergileri kaçırmayanı hemen gözüme çarptı. Rakibim var mıydı? Bunu sessizliklerini koruyanları görmeden söyleyemezdim. İnşallah olmazdı.



Kitaplar çıkıp yeni sahiplerini buldukça ben heyecanlanıyordum. Yarım saat geçmeden bir dolu kitap gözlerimin önünden geçip gitmişti. Önümde yazılı olan kitaplara bakıp onların geçip geçmediğini düşünüyordum. O anda ilmini ve duruşunu pek sevdiğim Bedri Gencer Hoca teşrif etti. Arada bu mezada geldiğinden haberim vardı ve şimdi onu görmek pek mutlu etmişti beni. Bunları düşünürken “Buz” diye bir ses duydum. Modern edebiyatın önemli eserlerinden olduğu söylenen bir Anna Kavan kitabı. Aslında kitabın veya yazarın nasıl olduğuyla ilgili pek bir bilgim yok fakat zamanında alınacaklar listesine not etmiştim. “Var” diye elimi kaldırdım. Kimse fiyatı arttırmadı. Siftahı yaptık. Elden ele arkaya, benim olduğum yere doğru kitap geldi. Yine o sıralarda Kemal Tahir’in Yorgun Savaşçı’sı geldi. Listemde var ama ben ne olduğunu anlamadan biri aldı gitti kitabı. Hafif bir üzgünlük çöktü, acemilik işte. Neyse dedim ve mezada başladım. Çok geçmeden aradığım bir başka kitap çıktı piyasaya; Profesör Doktor Ekrem Buğra Ekinci’den Osmanlı Hukuku. 5 liradan açılış yapıldı ve birer lira artışla hemen 10 liraya yükseldi. Bedri Gencer Hoca fiyatı biraz daha arttırdı. Mezat sahibi Hüseyin abi şakayla karışık “Gençler bu kitabı Bedri Hocama bırakmayın. Hocam siz de izin verin ilim talebeleri alsın kitabı.” dedi. Ne oldu nasıl oldu bilmiyorum fiyat 15 liranın biraz üzerinde bende kaldı. İlk esaslı kitabımı almış oldum. İlk baskı, 2008. Tertemiz. Buna yeteri kadar sevinemeden mezada gelmemin esas sebebi olan Selçuklular Zamanında Türkiye adlı eserini gördüm. Osman Turan, nam-ı diğer "Selçuklunun Halil İnalcık’ı". Allah rahmet eylesin. İki kitabını okumuştum. Türkiye’de Siyasi Buhran - Manevi Buhran. Çok çok sevmiştim. Sonrasında İsmail Kara’nın Sözü Dilde Hayali Gözde adlı biyografik kitabında gördüm kendisini. Bayramlarda olmak üzre epeyce ziyaretine giderlermiş. Masası üzerinde tonla kitap ve not bulunurmuş her daim. "Bir değil 10 Osman Turan olsa bunları bitiremez" gibisinden sözü var. Çalışmış, çalışmış ve bunca değerli eseri bizlere bırakmış. Kabri nur olsun. Bu kitap da bana kaldı. 1971 baskı, tertemiz bir kitap. İçimde sevinçle süslü “Allaaaah” nidaları. Artık başka kitap olmasa da kâfi derken kendimi Adem ile Havva Yusuf ile Zileyha adlı kitaba talip olurken buldum. Hüseyin abi elinde kalacak kitaba birinin sahip çıktığını görünce “Gözümsün!” diyerek kitabı bana doğru uzattı. Peşine, Kafka’nın Şato’su ve Kadir Mısıroğlu’nun Macar İhtilali kitapları bana geldi. Tarih kitapları toplayan arkadaş Macar İhtilali için fiyatı arttıracaktı ama o vakte kadar pek çok kitap aldığı için olsa gerek el kaldırmadı. Kitap ikinci baskı, kapağı ve kağıdıysa harika kalitede. Arkadaşın hayıflanmasını anlıyorum. Bunlar olurken arada Yusuf Atılgan’ın 1959 basımı Aylak Adam kitabı çıktı mezada, Varlık Yayınları. 1 liradan başladı yanlış hatırlamıyorsam ve 130 liradan yeni sahibine gitti. Aynı şekilde baskısı olmayan ve Hüseyin abinin “piyano nasıl çalınırı anlatan bir kitap” diye tanıttığı Kurt Vannegut’un Metis’ten çıkan Otomatik Piyano kitabı da 130 liradan alıcı buldu. Cemil Meriç’in yazılarının bulunduğu Hisar Dergisi’nin bir sürü sayısı havalarda uçuştu. Ve güzel haber, piyasacı Elif Şafak’ın Aşk adlı maneviyat satan paçavrasına 1 lira dahi verilmedi. Neden sonra biri o fiyata aldı gerçi ama olsun.

Yaklaşık üç-üç buçuk saattir devam ediyor olan mezatta istediğim kitapların çoğunu almış durumdaydım fakat bir tanesini bekliyorum; Türkün Dili Kur’an Sözü. Mezada gelmemin bir diğer sebebi desem yeridir. Biraz geç gelmiştim mezada, acaba kaçırdım mı diye etrafımdakilere kitabın çıkıp çıkmadığını sordum. Bilmiyorlar. Saate bakıyorum 22yi geçiyor. Babam aramış, geç oldu demiş ki ev en az 1 saatlik mesafede. Sanırım çıktı ve gitti kitap diye düşünüyorum. Ellerimde kitaplar ödeme yapmak üzere kim-ne kadara-ne aldı diye not eden arkadaşın yanına gittim. Nedense ödemeden önce ayakta öylece dikili vaziyette bekledim. Beş dakika geçti geçmedi ki beklediğim kitap çıktı meydana. Bulanlar arayanlardır demişler; ekliyorum, biraz da bekleyenlerdir. O da bana nasip oldu. Hemen ödemeyi yapıp çıktım. Hızlı adımlarla Unkapanı’na ve oradan Haliç’e doğru yürüdüm.

Havayı solukluyorum, enfes. Gelirken böyle değildi, hatta hafif üşüyordum. Şimdi elimde bir poşet ve çantamda bir ağırlık. Evet, hava enfes, içimde sıcaklık var.





***

@vareste 'den bir yazı kaleme almasını rica ediyorum.
Konu: Kitapla bir gün
Şart: Yazı en az 500 kelimelik olacak
27 beğeni · 33 yorum
Feyzanur (@vareste)
Çok güzel ve özel bir gün olmuş. Havayı enfes kılacak kadar, kitabın ağırlığı, kokusu, emeği, her daim seninle olsun. İnşallah kısa zamanda yazarım. Teşekkürler. Kalemine sağlık. :)
18.10.17 beğen 5 cevap
yeşilflr (@yesilflr)
Gün oldukça güzel, yazınız ise çirkin... Gerçi sayısalcıların çoğu çirkin yazar. Ama olsun,
gün güzel.
18.10.17 beğen 2 cevap
Merve Kaya (@mavera)
Yine yaşanan güzel bir gün, uzunca bir yazı ve tabi ki @munzevi 👏 Günün kitap kokularıyla geçmiş ve istediklerini almak nasip olmuş. Okumakta nasip olsun inşâAllah.. İmrenmiş olabilirim azda olsa. Ama memnun oldum senin adına.. 😊 Bizimle paylaştığın için teşekkürler..
18.10.17 beğen 4 cevap

Ayşe

@aysk

bir anı..
"Anılar, kocayan beyinlerin koltuk değnekleidir.."
Sevgili dostlar,naçizane bir anını paylaşmak isterim..bu kitap 2014 yılından itibaren paketli olup hiç açılmamıştır..vakti zamanında çok sevdiğim bir beyefendi tarafından bana hediye edildi.. hani bir bayana çiçek verilir ya bana da kitap hediye edildi.. saygıdeğer beğendi bana bu kitabı hedite ederken o kadar masum o kadar tatlıydi ki ona görüşme süreci boyunca hiçbir zaman bu kitaptan bende bitane daha olduğunu söyleyemedim.. üzülür, incinir ve hediyeyi beğenmediğimi düşünür diye söyleyemedim..ve 3 yıldır hala saklıyorum.. ve o bana bu kitabı hediye etneden 1 hafta önce bende aynı kitabı almıştım.. bu alınan ikinci kitap hâlâ jelatinlidir.. niyetim hep birine hediye etmek.. belki o da okur başkasına hediye eder..bu furya böyle devam eder kimbilir.. yorumlarınız için paylaşmak istedim.. kitabı alıp 3 yıl boyunca saklamak ve aynı kitaptan bende daha önce olduğunu söyleyememek doğru bir davranış mıydı bilemiyorum.. hâlâ dun gibi aklımda.. yağmur yağıyor, Kadıköy meydanı buluşma noktası.. yağmura rağmen uzakta şemsiye ile elinde kitabı ile beni bekleyen ince bir bey.. hayata her zaman güzel bakmalı değil mi .. ? Sevgiler..
EK 1
Kitap; Bab-ı Esrar (Ahmet Ümit ) 17.10.17
5 beğeni · 0 yorum

Ayşe

@aysk

"Anılar, kocayan beyinlerin koltuk değnekleidir.."
Sevgili dostlar,naçizane bir anını paylaşmak isterim..bu kitap 2014 yılından itibaren paketli olup hiç açılmamıştır..vakti zamanında çok sevdiğim bir beyefendi tarafından bana hediye edildi.. hani bir bayana çiçek verilir ya bana da kitap hediye edildi.. saygıdeğer beğendi bana bu kitabı hedite ederken o kadar masum o kadar tatlıydi ki ona görüşme süreci boyunca hiçbir zaman bu kitaptan bende bitane daha olduğunu söyleyemedim.. üzülür, incinir ve hediyeyi beğenmediğimi düşünür diye söyleyemedim..ve 3 yıldır hala saklıyorum.. ve o bana bu kitabı hediye etneden 1 hafta önce bende aynı kitabı almıştım.. bu alınan ikinci kitap hâlâ jelatinlidir.. niyetim hep birine hediye etmek.. belki o da okur başkasına hediye eder..bu furya böyle devam eder kimbilir.. yorumlarınız için paylaşmak istedim.. kitabı alıp 3 yıl boyunca saklamak ve aynı kitaptan bende daha önce olduğunu söyleyememek doğru bir davranış mıydı bilemiyorum.. hâlâ dun gibi aklımda.. yağmur yağıyor, Kadıköy meydanı buluşma noktası.. yağmura rağmen uzakta şemsiye ile elinde kitabı ile beni bekleyen ince bir bey.. hayata her zaman güzel bakmalı değil mi .. ? Sevgiler..
5 beğeni · 0 yorum

Feyzanur

@vareste

Değişik oyunlar
Eve yorgun argın geldim. Yemek yemeye ancak vakit buldum. Yorgunluk had safhada. Yemegimi bitirmeye yakın, evin diğer üyeleri -babam başta olmak üzere- büyük bir istekle beni odaya çağırdılar. Bir baktım halıya ilginç oyunlar dizilmiş. Herkes oynamam için beni bekliyor. Gün bitene kadar eş değiştirerek zorla (gerçi güzeldi ama) oyun oynattılar. Ve ertesi gün, uyandım, elimi yüzümü yıkamaya zor vakit bulmuşken , yine başta babam olmak üzre oyunları dizmis beni bekliyorlardi.
Bende bu kadar oyun sevdası yok. Daha sabah uykumu üzerimden atamamışken tüm oyunlardan bir tur daha oynadım. Yazık bana . :)

Şimdi de yazının başrolü olan oyunları inceliyoruz. Sanırım türk yapımı olan var içlerinde. Zaten buraya ancak üç tanesini atabilecegim. Stratejik oyunlar kendileri.



koridor, rakibe engel çizerek kendi tarafına gelmesini engelleme oyunu. Oyun türk yapımı. Oynaması hoş, çok zor değil. Tahtası malzemesi falan hoşuma gitti. :)



Abbalone , rakip karşı rengin kürelerini oyunun dışına atmak için uğraşıyor. Her hamlenin kuralı var, toplar birbirini iterek hareket ediyor. Oyun tahtası ona göre dizayn edilmiş. Oyun ilerledikçe hamle sayısı çok fazla çeşitleniyor, dikkat gerektiriyor biraz da. Süresi 20 dk olarak belirlenmiş.



Pentago ise daha başka formatlı bir oyun. Şöyle ki; iki kişilik. Dört karenin dönebilme özelliği var, ve metal küreler ile beşlik bir satır oluşturulması gerekiyor. Ama rakip kareleri değiştirince işler karışıyor tabi.biraz karmaşık bir yapısı var.


..........

Birçok oyun aileye girer çıkar bu şekilde, bu haftasonu da çok yoğun biçimde maruz kaldım. Böylesi oyunlar , ailecek çok zevkli. :)

Satranç paha biçilmez bir oyun. Bu da dipnot kalsın.
43 beğeni · 18 yorum
Yonca (@kitapokumakhuzurverir)
Çok güzel bunlar tamamen zekayı geliştiren oyunlar bizlerle paylaştığınız icin teşekkürler heyecaniniza bizde ortak olmuş olduk :) 🌹
16.10.17 beğen 4 cevap
Merve Kaya (@mavera)
Güzel oyunlar, keyifli oynamalar Feyzacan ;) Bilgilendirme içinde teşekkürler :)
16.10.17 beğen 3 cevap
B.K.Ü (@bku)
@hlldgn Senden de Batak, 51, Pişti gibi oyunları tanıtmanı bekliyoruz
16.10.17 beğen 8 cevap

Nuri Kantare

@nuri-bahce

Olaylar Olaylar...
Her Cumartesi sabahı yaptığım gibi m.s 2017 yılının 10. ayının 14. günü gününün o muhteşem sonbahar sabahı da yüz yıllardır süregelen aile geleneğimizi bozmayarak yataktan çıkar çıkmaz tuvalete gitmiştim. Hemen akabinde hijyenden taviz vermeyen mizacımın bir gereği olarak ellerimi yıkamış, peşinden "dur ulan şu kollarımı da ıslatayım şöyle" demiş, hızımı alamayıp "bari bir duş alayım" deyip bir güzel temizlenmiştim. Püri pak olmuştum adeta. Şimdi güzel bir kahvaltı yapmamam için hiçbir engel yoktu önümde. Ben de güzel bir kahvaltı yaptım haliyle. Bir kuş sütü eksikti adeta. Taze ekmek, şeker, yumurta, peynir ve domates de eksik kalmış olabilirdi. Hafızamı biraz zorlayınca o kadar da mükemmel bir kahvaltı yapmamış olabileceğim kanısına vardım sevgili neokur. Yine de mutluydum. Ta ki kapının zili vik vik vik vik viyü viyü viyü viy fiş fiş şş şş cikşş... diye çalana dek.

Heyhat! Hayatımı böylesine derinden etkileyen olayın ayak sesinin bu zil sesi olacağını nereden bilebilirdim ki...
7 beğeni · 3 yorum
tabula rasa (@tabula-rasa)
Sonra?
15.10.17 beğen cevap
Nuri Kantare (@nuri-bahce)
Kapıyı açtığımda karşımda gördüğüm tipler hiç hoşuma gitmemişti. Bunlar çiğ köfteci Necmiye teyzenin dükkanında takılan serseri takımından kurt Cemil ve metin2 Cafer idiler. Üçüncü ve yaşça da en büyükleri olduğunu düşündüğüm elemanı-insan azmanını- tanımıyordum.

Yüzümde "nerede o eski bayramların" bayramlarındaki şeker toplamaya gelen sevimli çocukları görmüşçesine sıcak ve salakça bir tebessümle, "hayırdır beyler çiğ köfte siparişi vermemiştim ama ehehuhe " demiş bulundum. Şimdi düşünüyorum da kapıyı hiç açmasam daha iyi olurmuş aslında...
15.10.17 beğen 2 cevap
Portakal Dedektifi (@yagmur-albayir)
sonra? :D
15.10.17 beğen cevap