ara

Başıma Gelenler

Kendi başınızdan geçen eğlenceli, hüzünlü, sinir bozucu, veya ilginç olayları anlatınız. Detayı severiz.
Kuraldışı: metinsiz link, metinsiz resim
Bir Gün Okuldan Çıktım Ve Otobüs Durağında Beklerken 2 Kişi Geldi Haraç İstio Herkez Den Alıp Bana Da Geldi İstemeye Ben Dedim Bende Para Yok Bulursan Senin Olsun Dedim Bana 50 K Verdi Ve Gittiler Bende Küçük Bir Çocuga Verdim Harcasın Diye. :) Eve Gideseye Kadar Gülmekten Öldüm,Aklıma Geldilçe Gülüyorum . :) ahahah

Ayşe

@mutluluk

Vizeden 93, finalden 45 alıp 54.6 ile kalıyorum. Çıldırıcam böyle sistemin içine tükürebilir mi birilerii..
18 beğeni · 42 yorum · Başıma Gelenler
EL_NINO (@el-nino)
kağıda bakıp bir iki puan kurtarmaya çalışın :( - 13.01.17
volkancan (@akordeon)
dostum matematıkte ki bir arkadaşımda senın gibi,kac gundur kendını odasına kilitledi.ama malasef o da senın gibi kaldı.benımde pazartesi var sınavım,senın gibi isyan bayrağı çekeçeğım bende:) yalnız değilsin yani - 13.01.17
Gülcan (@gulcan32)
:( @el-nino haklı kaybedecek neyin var git ve 2-3 puan daha iste. İsteyenin bir yüzü ara vermeyenin iki yüzü :) - 13.01.17

Nisf

@nisf

leyla
Nerden başlamalı bilemiyorum. O vakit ilkin fotoğraftaki takunyaların hikayesini anlatmalı. Çocukluğumuzda Hollanda'ya giden akrabalarımız getirirlerdi bilirsiniz. Benim de çocukken vardı fakat kaybetmiştim 20 yıl sonra geri döndü :) Şöyle ki annem geçen sene bekar ve yaşlı bir hanım teyzeyle otobüste tanışmışlar ayaküstü sohbet vs. derken teyzemiz anneme çok ısınmış. Derken ev ziyaretleri şöyle böyle biz teyzeyi çok sevdik. Hocaymış kendisi ismi de Leyla. Bizde de Leyla Hoca olarak yer etti. Bu sevimli altın kızımız evde yalnız olunca bizim yüreğimiz dayanmadı evimizi açtık misafir ettik. On yıldır dünya turlarına katılıyormuş gezmediği ülke binmediği yat kalmamış efendim. Hollanda'dan takunya almış sahibi çıkar diye bunları da bize hatıra olarak bıraktı. Ama bunlardan ziyade ben durur muyum gezdiği ülkeleri hep anlattırdım ona :) Kimi halkın haline üzüldü kimisini parlak gözlerle anlattı Leyla hocamız kendisine çok imrendim. Giderken bana bir de şarkı bıraktı gençlik şarkılarından. Uzun yıllar sonra Küba - Havana'dan dönerken tur yatının kamarasında tekrar çalmış. Gözleri yaşlı yaşlı iki sevgilinin ayrılışını konu alan bu şarkıyı anlattı ve dinletti bizlere. Şarkıyı da şuraya bırakayım efendim.

Kendisini şimdiden özledik.
B.K.Ü (@bku)
Hep böyle bir radyom olsun istemişimdir - 17.01.17

erhan

@munzevi

Fuarın ilk günü, Cuma namazı sonrası yaklaşık yarım saatlik bir süre içinde otobüs durağından malum mekana intikal etmiş bulunmaktaydım. Final haftasının hemen öncesinde olmanın getirdiği sinir bozucu rahatsızlığa aldırmayıp emin adımlarla ilerlerken fuardan dönenlerin ellerinde taşıdıkları yayınevi poşetlerinden karakter analizi yapıyorum. Yekûnu lise talebesi olan bu gençlerin elinde kafkaokur, lama, ot, uykusuz, bavul vesaire gibi birbirinin hemen hemen aynısı olan dergileri görünce üzülüyorum biraz. Nedir bu gülme, alay etme merakı? Gerçi ben de zamanında penguen okurdum, yalan yok, ama şimdi düşünüyorum da cidden boş iş. Hele sadece bunları okumak… Bunları kafamda kurarken girişin yarısını kaplayan KİTAP FUARI afişiyle karşılaşıyorum. İçeri girmeden önce bir mesire alanı havasında olmasını tahayyül ettiğim mekanın, içeri girmemden hemen sonra aslında ücretli bir iş hanı olduğunu görüyorum. Gerçi öncesinde de biliyordum ücretli oluşunu ama yine de garibime gitti bu hal. İki türk liracığını veren düdüğü çalıyor. Öğrenciye beleş ama sadece haftaiçi. "Ağabey pardon, kitap fuarı değil mi burası yahu?" diye soran gözlerle görevlilere bakıyorum. Onların konuyla ne ilgisi varsa artık. Neyse...

İlk gün ve haftaiçi olması hasebiyle sanırım, pek yoğunluk yoktu. Sınıf halinde gelenler vardı, mesela küçük tatlı 4-A sınıfı. Diğer yaşıtları ve okuldan muzdarip diğer dert ortakları gibi öğretmenlerinin peşine takılmış dolaşıyorlar. Kimisi asker misali sıradan milim ayrılmıyor, kimisi biraz haşarı. Stantlara gidip "ayracınız var mı?" diye bağırıyor. Hepsi mutlu, heyecanlı; ve bu insan olana yeter. Yayınevlerini transit geçip sahaflara uğruyorum. Aman aman, en güzel kitaplar hep en önde sergileniyor. Kapan kapana. Birisi elinde Tutunamayanlar’ı tutuyor. Eski basım. Kitabı okumadım henüz ama enfes gözüküyor. 25lira diyor sahaf sahibi. Al diyorum, iyi buldun al kaç. Bense kitapları kokluyorum. Sahaf sahibi nazik, al bu daha eski basımdır deyip bir tane uzatıyor. Kokluyorum. Hatta bendeki en eskisi bu deyip 1928 basımı bir fasikül veriyor. Alfabe gibi bir şeydi adı, tam hatırlamıyorum. Bir yanda Osmanlıca diğer yanda latinize hali. Enfes kokuyor. Bizim orada şöyle derler, reyhalıyor. Kurt Kanunu ve Korkuyu Beklerken’le karşılaşıyorum o sıra. İkisi de listemde yok ama nasibim bunlar sanırım deyip alıyorum. Haberim yok ama galiba o arkadaş da aldı kitapları.

Adım adım gidiyorum. İsmail Kara’nın kitaplarını soruyorum ama kimsede yok. Bir abi, çok severim okumayı ama getirmedik buraya diyor. Eyvallah. O sırada bir başka sahaftan Efsane Güzeller kitabını alıp çıkıyorum sahaflardan. Doğru Dergâh yayınevine... Yaşayan en büyük Türk filozofunun kitaplarına bakıyorum, yanında İsmail Kara kitapları. Güzel güzel bakıyorlar bana ama bir öğrenci için fazla tuzlular. Büyük adam Teoman Duralı’nın felsefe-bilim sözlüğü var elimde, geziyorum sayfalarda. Kelimenin anatomisini çıkarmış resmen. Kökü, Fransızcası, Osmanlıcası, İngilizcesi, Latincesi, anası, babası ve dahası… Yanımda yaşlıca bir amca, hangi bölümdesin diye soruyor. Cevaplıyorum. İnşaatla ne alakası var diyor şirince. İlgim var diyorum, kelimeleri de severim. Gülüyor. Az daha durduktan sonra kolay gelsin deyip gidiyor. Teoman hocanın “Sorun Nedir?” adlı kitabını soruyorum, kalmamış. Zaten pahalıydı diye avunuyorum. İsmail Kara’ya geçiyorum. Daha önce hiç okumadım. Gerçi listemdeki yazarların birçoğunu okumadım. Stant sorumlusu bilgili, okumuş. Aklımdakileri söyleyip tavsiye istiyorum ondan. Benim de haberdar olduğum kitapların biri de var tavsiyeleri arasında, alıyorum. Ve günün güzelliği; Teoman Hocanın bir kitabını hediyemiz olsun diye bana veriyor. Allah razı olsun deyip el sıkışıyoruz. İlerliyorum yayınevleri arasında. O da ne? Büyük puntolarla yazılmış bir ilan. %20 İNDİRİM! Çok fazla buuuu, diye bağırasım geliyor. Yapmayın el insaf, sudan ucuz buuu, diye de ekleyesim geliyor hatta. Lakin kendimi tutup yarım ağızla püf deyip geçiyorum. Dalga geçiyorlar. Utanmadan. Aynı kitabı ben internetten %25-30 indirimle alırım arkadaşım. Alfa yayınevine söyledim bu durumu, diğer türlü maliyeti karşılayamayız dedi. Alfa yayınevi, Everest ve Kapı gibi diğer güzel kitaplar basan iki yayıneviyle ortak! Bunu dedi bana. Canınız sağ olsun yiğidim. Ver oradan bir Aytunç Altındal kitabı. Bu sırada, Bilinmeyen Hitler ve Türkiye’de Kadın adlı kitaplarının aynı arka kapak yazısına sahip olduklarına şahid oluyorum. Söylüyorum. Yetkiliyi aradılar, gelecek baskıda düzeltilecek sanırım.

O günden tam sekiz gün sonra, yani bugün tekrar gittim. Haftaiçi 4 finalim var ama olsun. Paşa paşa iki liralık ücretimizi ödedik. İnanılmaz bir yoğunluk var. Tamam, güzel ama ben kalabalığı pek sevmem. Defolun da diyemezsin. İlerledim. İstikamet sahaflar. Bu sefer Nurdan Gürbilek kitabı arıyorum. Birinde bir tane buldum, başka da yok. Yani Vitrinde Yaşamak adlı kitabı birkaç sahafta vardı ama o da bende mevcut. Çıktım hüzünle. Yolumuz yine Dergâh’a düştü. Gözlerim yine İsmail Kara ve Teoman Duralı’da ama Mustafa Kutlu’ya uğradım bu sefer. Ağabey tek kitapla uğurlamayız dedi, biri deneme üç kitabını aldım. Bugün Hasan Ali Toptaş gelecek imzaya, çantamda Gölgesizler’i yatıyor. Baktım kuyruk pide kuyruğuna dönmüş. Kuzenim var yanımda, sorun olmazsa sen bekle biraz ben namaz kılıp geleceğim dedim, ilerlemezse vazgeçeriz. Gittim geldim 10-20 adım ya gitmiş ya gitmemiş. Ağabey dedim hafif buruk, hadi kaçalım. Bir hışımla Dergâh’a attım kendimi yine. Nurettin Topçu kitabı alacağım, çat iki tane. Abla sağ olsun, biyografi türünde bir kitabı hediye olarak verdi. Üç defa kitap için geldiğim yayınevinden, iki hediyeyle döndüm sonuç olarak. Seviyorum naif insanları. Oradan Osman Turan için Ötüken’e uğradım. İki kitap da oradan aldım, buhranlı. Çıkmadan önce son bir kitap almak istedim. Ya Gürbilek yahut merhum Altındal. Tercihimi Aytunç Hoca yanından kullanıyorum. Tamam, bu kadar yeter deyip arkamı döndüğümde Umut Sarıkaya’yı görüyorum, Benim de Söyleyeceklerim Var diyor. Cüzdana bakıyorum. 15 lira. Kalsın şimdilik diyorum, belki daha sonra.

http://www.resimag.com/d799b4e2.jpeg


http://www.resimag.com/3f279c8f.jpeg
22 beğeni · 10 yorum · Başıma Gelenler
lavina (@lavina)
Usenmeden her satirinizi okudum...enfes yazmisiniz ...naif bir sohbet havandaki anlatis tarzınızı sevdim :) girişte para alınması da ayrıca saçma...bu kadar kitaba belki çok para verip cebinizi bosalttiniz ama beyninizi doldurnuz...ki önemli olan da bu ;) zaten şu kitap fuarına heo sınav donemlerine koyuyorlar sanki inatmis gibi...ama ruhunda kitap olanlar aldırış etmez ....ruhunuzdaki kitap aşkı kaybolmamasi dileğiyle... B u arada kitap incelemelernizi bekliyoruz...onca kitabı in hakkı daha çok okunmsktir cunku;) - 14.01.17
[silindi]
Gece Derin (@gece-derin)
Ne kadar da şanslısınız. Bizim burda geçen sene daha ilki yapıldı kitap fuarının ve çoğu yayın evi yoktu. Yazar kadrosunun hiçbirini bilmiyordum ne yazık ki ve aradığım türde hiç kitap bulamamıştım. Bu sene daha güzel olur diye ümit ediyorum. Gönül isterdi ki biz de Ankara nin kitap fuarında gezelim ama hayat işte. Anlatımınızı çok beğendim, çok güzel bir yazı kaleme almışsınız ve elbette incelemelerinizi bekliyoruz. Keyifli okumalar. - 14.01.17

Çağla

@cagla992

Uzun süredir planladığım bir şey vardı o kadar acaip şeyler oldu ki biraz ertelemek zorunda kaldım.Hepsine rağmen başardım.Fakat şimdi bunu ikinci defa gerçekleştirmem gerektiğine karar verdim.Yine hiç beklenmedik şeyler oldu.Önce tam bunu yapacağım dediğim hafta kar tatili oldu,tam artık yapacağım dediğim gün servisim kaza yaptı ve geç kaldım,artık kesin yapacağım dediğim an bir duyuru geldi haftasonu sınav var diye.
O kadar planlamıştım oysaki!!

Gece Derin

@gece-derin

Fakirliğin gözü kör olsundu
Misafirliğe gittiğim evde %3 sarjla ancak bu kadar çekebildim fotoğrafları. Eve gelince de tekrar çekmeye üşendim. İşin özü, yeni kitap arayışında bulunduğum lakin yeni kitap alamadığım için gittiğim evde bulunan bikaç kitaba göz dikmiş bulunmaktayım.(Evet durum yüzsüzlükten ibaret ama söz konusu da kitap yahu!)
45 beğeni · 13 yorum · Başıma Gelenler
lavina (@lavina)
Kitap için her yol mübahtır:) - 12.01.17
[silindi]
Gökhan Bayar (@gokhan-bayar)
günlük hayatta o kadar saçma şeylere para harcıyoruz ki ama kitaba gelince... - 13.01.17

İrem

@alkyone

Babamın babam olduğunu 3 sene önce falan fark ettim.Okulu ekmiştim,eliyle koyar gibi buldu beni.Aldı eve götürdü.Okey oynamayı öğretti.Okey oynamayı dört kez falan öğrendim mesela.Sonra dayanamadı"Keşke yine yağmur da ıslanabilseydik annenle,ama bu sefer gökkuşağı açmak şartyla" dedi.Duvarda ki o kırmızı noktaya baktı,baktık.O güne kadar babam benim bilgi kaynağımdı,saçımı örer,birlikte resim yapardık,aşık olmadın mı diye sorardı.OLDUM BABA OLDUM.O günden sonra artık babamdı o benim.BABAM VARDI BABAM.Beraber oturup o kırmızı noktaya bakabileceğim bir babam vardı.Son günlerde canımı sıkan çok şey oldu.Her saat başı ağladım.Uyurken ağladım,sabah kalkınca yastığımda göz yaşlarım sımsıcak olacak kadar ağladım.Öğlen okuldayken aradım,ağlaya ağlaya anlattım.Yanıma geldi,baba dayanamıyorum diyip hıçkırarak ağladım.Eve geldik.Ortalık sessizleşince konuştuk.Son 9 ayımın her anınını öğrenene kadar bırakmadı beni.Daha önce de anlatmıştım ama bu sefer ki bambaşkaydı, beni anladı galiba.Gece saate baktım.Sarıldım.İyi ki doğdun,iyi ki varsın dedim.Tepkisi ne oldu sizce?"aaa evet doğum günümdü bugün"Kendi doğum gününü unutacak kadar yoğun olan adam,beni bugün saatlerce dinledi.Ağlaştık biraz.Gözümde ki yaşı sildi.BİR İNSAN NASIL BU KADAR SEVİLİR YA.Gittikçe daha çok seviyorum.

Özge

@ozge-selcuk

Çukurova Kitap Fuarı
Saat 19.00'da vardığınız bir kitap fuarını düşünün.

http://www.resimag.com/574862dd.jpeg


20.00'da kapanacak ve sürekli "1saat kaldı, 45 dakika kaldı, 20 dakika kaldı, son 10 dakika, bakın 20.20'de elektrikler kesilecek" anonslarına maruz kalıyorsunuz. Zaten süre kısıtlı, üstüne bir de tekrar tekrar hatırlatmalar... Şu durumda nasıl kitaplara odaklanırsınız? Ses size sürekli zamanla ilgili baskı yaparken! Bugün Çukurova Kitap Fuarı üzdü :(

http://www.resimag.com/df2cc2a7.jpeg


'Hanımefendi kasayı kapatıyoruz'lu cümleleriyle, kitapların üstlerine örtü sermeleriyle hatırımda kalacak.
36 beğeni · 12 yorum · Başıma Gelenler
[silindi]
Emre (@emre533)
Malesef erken kapanyor - 11.01.17
POST_MORTEM (@post-mortem)
Çok fena olmuş. Bunun rövanşı olmalı ama bence Özge Hanım, kitap aşkı saatlere yenilmemeli !!! - 11.01.17

Can

@canae

Yıllar Önceki Hediyeler :D
Bu hediyeler için @omerr teşekkürler :D
1.5 yıl önce hediye etmişti.
Nasıl tam mı hediyeler @omerr :D
Bu arada sabah paylaşacağım demiştim ama bazı teknik hatalardan ( yalan bütün gün yastığına sarılıp başta Müge Anlı olmak üzere tüm sabah programlarını izledim. Bunu unuttum ) ötürü geciktim. Özür diliyorum :D
Bu arada @omerr akrostişimi bekliyorum :Fd
Ömer A. (@omerr)
tek merak ettiğim mevzu sen hediyeleri harbiden saklıyor musun ? :D insna bir kullanır dimi :D - 09.01.17
Can (@canae)
Ben eşyalarıma değer veririm :D Kullandım bunları ama temiz kullandım. Bak hediye paketini bile saklıyorum :D @omerr var mı eksik :D - 09.01.17
Ömer A. (@omerr)
akrostişini paylaşacağım :D - 11.01.17

Nisf

@nisf

Bundan uzun yıllar önce ilkokulda ingilizce öğretmenim sınavlara hazırlanırken bana şu sözü söylemişti; "Hayatın boyunca ağlayacağına otur ve bir gün ağla." Ne zaman işler hüzünlü, çetrefilli haller almaya başlayınca her defasında bu söz aklıma geliyor. Şöyle düşünüyorum; öğretmenim bana yanlış öğretmiş. Doğrusu nedir bilmiyorum ama doğrunun sadece bir gün ağlamakla olmayacağını da idrak edebiliyorum. Çıkardığım sonuca gelirsek öğrendiğimiz çok fazla yanlış var...
Gülcan (@gulcan32)
Aslında öğretmenin; derslerine çalışmadığın zaman gelecekte bunun pişmanlığını duyup ömür boyu üzülürsün, o yüzden ömür boyu üzüleceğine şimdi eğlenip,gezemiyorum diye bir kere pişman olup üzül demiş olabilir. Öğretmenler hep der bunu :D - 10.01.17
Misafir
Ben de ne zaman mantığımla hareket etmeye kalksam bunu söylerim kendime, yanlış manlış mantığa uyuyor, duyguya bilemem.. :P @nisf - 10.01.17
Gülcan (@gulcan32)
Bir de buna antitez olacak bir atasözümüz var "Bir musibet,bin nasihatten yeğdir" Ben genelde bu atasözünü daha çok severim. Gelecekte çok ağlarsın,Şimdi bir kere ağla demek yerine bırak çarpa çarpa kendi öğrensin demeyi mantıklı buluyorum :D - 10.01.17