ara

Diyorum ki

Fikir ve tespit odasıdır. Bir konu hakkında sizin de söyleyeceğiniz bir şeyler varsa bu odayı kullanabilirsiniz. Link paylaşmayınız. Kuraldışı: Copy-Paste, metinsiz resim, link
Bilindik
"Singer, Marcus; Witt, Nathan. " "Aşağıdaki yazarların hiçbir yapıtı bundan böyle kütüphanede bulundurulmayacaktır: Dubois, W.E.B . ; Foster, William; Gorki , Maksim; Lysenko , Trofim; Reed, john; Smedley, Agnes. " 9 Herman Melville'e mızrak saplanmış, Rockwell Kent'in resimlediği bütün kitaplar geri çekilmişti. 20 Nisan l 953'te Paris'teki Amerikan Büyükelçiliği'nden Dışişleri Bakanlığı'na şu telgraf çekildi: "Aşağıda adlan bulunan kitaplar Paris'teki ve taşradaki USIA kütüphanelerinden geri çekilmiştir: Howard Fast'in The Proud and the Free, The Unvanquished, Conceived in Liberty adlı kitapları; Dashiel Hammett'in The Thin Man; Theodore Huffın Charlie Chaplin adlı kitapları; Langston Hughes'un Weaıy Blues, Ways of White Folks, Big Sea, Fields of Wonder, Montage of a Dream Def erred, Not Without Laughter, Histoires des Blancs adlı kitapları. " 10 Hükümet ajansları ve elçilikler McCarthy'ye yaltaklandıkça Amerikan kültürünün saygınlığı ayaklar altında çiğnenip yok oluyordu . USIA'in 1953'te yurtdışına gönderdiği kitapların, başlık olarak, sayısı 1 1 9 . 9 13'ten 3 14'e düştü . Kütüphanelerden çekilen kitapların pek çoğu Nazilerin yaktığı kitaplardı . lkinci bir kez yanan odunların üzerine atılan kitaplar arasında Thomas Mann'ın Büyülü Dağ'ı, T om Paine'in Seçilmiş Eserleri, Al bert Einstein'ın Görecelik Kuramı, Sigmund Freud'un yazılan, Helen Keller'ın Niçin Sosyalist Oldum'u, john Reed'in Dünyayı Sarsan On Gün'ü vardı. Thoreau'nun "Sivil İtaatsizlik" başlıklı denemesi Maocu Çin ile aynı zamanda Birleşik Amerika tarafından yasaklandı. Durdurulması olanaksız gibi görünen McCarthy rüzgarıyla sürdürülen kültürel temizlik, Amerika'nın ifade özgürlüğü habercisi olma iddiasının iflası oldu . Nobel ödüllü ünlü Nazi karşıtı yazar Thomas Mann, Amerikan vatandaşı olarak kurtulduğunu sandığı totaliter dürtülerden umduğu kadar korunamadığını gördü . McCarthy yandaşları tarafından komünizme karşı yumuşak davranmakla suçlandıktan, Plain Talk dergisi tarafından" vs vs..
0 beğeni · 0 yorum

Emre ÖZTÜRK

@emreozturk

CAN FEDA!
CAN FEDA!
Mevzu bahis vatansa CAN da teferruattır.
4 beğeni · 0 yorum

ayşe ceylan

@olurolur

Hmm hmm
Ah bu insanlar ne kadar çabuk alışıp ne kadar hızlı vazgeçiyor...
4 beğeni · 0 yorum

Desert Rain

@kartanesi

Ne kadar acı …

Bir insanın çok şey başarabilecek iken hiç bir şey yapmaması ne kadar acı....

Kendini Tavuk zanneden bir Kartal'ın zirvelerde uçmak yerine yerlerde çöp eşelemesi ne kadar acı...
7 beğeni · 0 yorum

shitick

@shitick

beni kategorize etme
Herkesi, her şeyi kategorize etme hastalığına tutulmuş bir ülkenin ferdi olarak bende bir kategorizasyon yapim.

İki tip insandan bahsetmeliyim önce;
Birinci grup, çoğunluk olanı: ekonomik durumu ne olursa olsun, az okur, az sorgular, çoğunluğa ayak uydurur, milliyetçidir ama askere gitmemek için türlü işler yapar, muhafazakardır ama yanından geçen kadını topuğundan yukarıya süzüp memelerini tahmin eder (şükrü erbaş’a selam dur) dindardır ama sadece cumaya gider, ramazan orucunu kaçırmaz. Kazanan partiye oy verirler. Az bilgili ama cesurdurlar.
İkinci grup, nispeten daha çok okur, daha çok sorgular, ama düşündüklerini hayata geçirmek için bir adım atmakta çekinir, birinci grubu küçümser, kendi bildiklerini herkesin bilmesi gerekiyormuş gibi düşünür, iyi bir çalışan ama yetersiz bir yöneticidirler. Dindarlık bu değil der ama kendisi de dindar değildir, içkisine yaşam tarzına karışılmasını hiç sevmez, muhalefet partilerine oy verirler. Bilgili ama sorumluluk almaktan çekinirler.

Birinci grup 20-25 yaşında evlenir, en az 3-4 çocuk yapar.
İkinci grup 30 lu yaşlarda evlenir ve en fazla 3 çocuk yapar.

Hal böyleyken popülasyon olarak birinci grubun çoğunlukta olmasını yadırgamamalı, ve hangi grup daha iyi ki dememeli..
Sadece kendimizi eleştirelim yeter.
EK 1
tamamen öznel, gözlem ve fikirlerimden oluşur.. 15 sa
6 beğeni · 2 yorum
Furkan (@turgenyev)
Bu ülkede kim neyi eleştiriyorsa, onu yapmaya en çok kendisi meyillidir; İnsanları dinden soğutan yine dindar olduğunu söyleyen insanlar, Atatürk'e en çok eleştiri yine sözde Atatürkçüler üzerinden geliyor, sözde milliyetçiler insanları ülkeden soğutuyor.
15 sa beğen 3 cevap
Mehmet (@yoldas)
"Ben" in oluşumu bireyin kendi tekelinde değildir. Ilk doğum anında itibaren belirli bir kültürün, şekillendirilmiş siyasi bir toplumun, dinin, içinde gözlerimizi açarız. Kimi insanlar büyüdükçe dogmatik bir şekilde daha ilk doğum anından olüm anına kadar kendilerine gösterildiği şekilde yaşar ve öylede ölürler. Bu insanlar genelde toplumunun çoğunluğunu oluşturur. Kendini ilk doğum anındaki baglarindan koparıp sınırlıda olsa kendi " ben " ini bulan insanlar çok çok azdır. Diğer şekilde her iki insan modelinin içinde yine kısıtlı da olsa, ilk doğum anında en azından kendi doğrusunu bulma yolunda ( ister yanlış olsun, ister doğru ) adım atanlar da vardır. Yani daha biz doğmadan " ben " imiz belirlidir. Kısıtlıda olsa, ne mutlu kendini kurtarabilene. Yukarıda saydıklarınızın tamamının dışında kalan çok küçük bir grup vardır, sayıları da oldukça azdır. Onlarda ya dar ağacında, ya işkencede öldürülürken, geriye kalanlar ise cezaevlerin tıkılıp susturulur. Çünki sistem yukarıda saydıklarınızına ilave olarak tecavüzcüyü, hırsızı, katili, yağmacıyı, hiç bir şekilde kendisine tehdit unsuru görüp Korkmaz.
15 sa beğen 3 cevap
X
''Milli sınırlar içinde vatan bir bütündür, bölünemez!''
EK 1
3 beğeni · 0 yorum

SÜLEYMANCI

@kavalbaz

Kasaba
Kasaba
Stanislaw Lem'in Dönüşüm Hastanesi isminde bir romanı var. Adam sanki burayı anlatmış. İşte roman 2. dünya savaşında Polonya'da bir hastanede geçiyor ve kahramanlar doktor. Dışarıda savaşın dehşeti yaşanırken bu doktorlar kendi aralarında fikir mücadeleleri ego savaşlarına falan giriyorlar. Dış dünyadan izole bu ortama sığınıp bir şekilde hayatlarını idame ettiriyorlar. Ben de twitter gibi diğer sosyal medya aygıtlarını incelediğimde burası hakkında böyle bir kanaat getirdim.

Söz gelimi ABD'nin Colorado eyaletinde markete girip birazdan ailesi ile geri dönen geyik fotoğrafı haftalar sonra buraya düşüyor, kullanıcılar da ilk defa görmüş gibi tepki veriyorlar. Hani Vizontele isimli filmde, Altan Erkekli bir şey diyordu ya: " Biz burada bir haberi okuyup şaşırdığımızda şehirdekiler çoktan unutmuş oluyor." Hah burada da aynısı geçerli, çünkü burası tam manası ile bir kasaba.

Kasabalarda, sığ da olsa, en azından politika konuşulur, burada o da konuşulmuyor. Memleket harbe girmiş onun dahi bahsi geçmiyor. Bu durum iyidir kötüdür tartışılır fakat esas meselemiz bu değil. Bütün bunları geçtim edebiyata dair güncel meseleler de hiç konuşulmuyor. Şimdi burası bir okur sitesi fakat kitlemiz asla ortalama Türk okurunu temsil etmiyor. Neyi temsil ettiği de belirsiz. Bugün Varlık Dergisi Genel Yayın Yönetmeni, şair Enver Ercan öldü. Fakat buna dair bir haber, paylaşım vs. de görmek mümkün değil. Her ne kadar Enver Ercan'ın şiirlerini beğenmesem de, Varlık Dergisi pek çok Türk şairinin yetiştiği, Türk Edebiyatının en köklü dergilerinden biri ve iyi ya da kötü Enver Ercan da bu dergi de yönetmenlik yapmış.

Şimdi bu sözlerden hareketle "Ulan neden gündemi takip etmiyorsunuz" gibisinden bir söz söyleyeceğim akla gelmesin. Ben daha çok buranın, hayatı neden bir kasaba ritmiyle takip ettiğinden bahsedeceğim. Evvela kasabalar kimler için uygundur onu tespit edelim: ilkin, kasabalar engelli insanlara daha uygundur zira kasabada yaşam temposu düşük olduğu için daha rahat yaşarlar, kasaba halkı bunlara yardım falan eder. İkincisi yaşlılar, emekliler ve pili bitmişler için uygundur çünkü onlar da şehrin temposunu kaldıracak kuvvete haiz değildirler. Köylü olup hayatını büyütmek isteyen fakat şehirde yaşayacak kadar yırtıcı olmayanlar için güzel bir ara formdur kasaba. Kentte yenilenler kasabalara sığınır zira kentte sıradan olan, koyunun olmadığı yerde keçiye abdurrahman çelebi denir meselinden hareketle buralara kaçmakta fayda görürler. Bir de tası tarağı toplayıp buralara gelen entel tayfası vardır ki bunlar da küçük bir azınlığı temsil eder. Ha az kalsın en önemlisini unutuyordum kasabalar çirkin insanlar için de bulunmaz nimettir.

Tüm bu çıkarımlardan hareketle elbet yine tepkiler yükselecektir. Kendisinin bu gruplardan birine dahil olduğu hakikati ile yüzleşmek oldukça zor olsa gerek. Lakin buranın da dışarıda akan hayata kayıtsız kaldığı, bireylerin büyük ve dağdağalı işlerle uğraşmaktan imtina eden hayatlar kurduğu da bir gerçek. Ey yenilmişler, ey hor görülüp, itilmişler, ey cennetten kovulmuş ademoğulları! Gelin hakikatimizle yüzleşelim ve şu aramızdaki bitmek tükenmek bilmez münakaşaya bir son verelim. Yaralarımız farklı olsa da hepimizin yüreğinde aynı nebde var. Sizleri çok seviyorum. Lakin sırf şekil olsun diye buraya taşınmış şehir entelleri hariç.
16 beğeni · 15 yorum
Meursault Samsa (@meursaultsamsa)
İki nokta var; birincisi bakalım ilk kim benim instagram/twitter hesabım da var diyecek... ikincisi şu kullanıcı adını değiştir kardeşim ya :)
17 sa beğen 2 cevap
kişibaşınadüşenmilligelir (@kisibasinadusenmilligelir)
Fotodaki de tam sikko kasaba
11 sa beğen 1 cevap

ferhat erciyes

@ferhaterciyes

Mevlana'dan Bencillik Üzerine
Bencillik, gözüne takılmış ayna gibiidir. O gözler nereye bakarsa baksın kendinden başka birini görmez.
3 beğeni · 0 yorum
Pazartesi(sel)
Pazartesi(sel)
Kalıntı

"Ülkesi masal devleti böylesine bir düşünce ürünüdür. Platon, Thomas More ve Campanella’ya göre kişilerin mutluluğu için devlet gereklidir. Kişiyi mutlu edecek devletin toplumcu (sosyalist) bir devlet olmasında birleşmektedirler. Koyu dinci olan bu devletin başında büyük matematikçi ya da sol adını taşıyan bir papaz vardır. Büyük metafizikçi işbaşına seçimle gelir, koltuğunu bilgeliğin gücüyle kazanır. Toplumcu devletin el atmak zorunda olduğu iki alan vardır: Özel mülkiyet ve aile. Güneş ülkesinde de özel mülkiyet bütün vatandaşlar için kaldırılmıştır. Platon’un sekiz saat olarak yasalaştırdığı çalışma yükümü, Thomas More’da 6 saat, Campnella’da 4 saattir. Böylelikle vatandaşlar eğlenmeye, güzel sanatlarla uğraşmaya, Tanrıya bağlanmaya daha çok vakit bulacaklar ve daha mutlu olacaklardır. Güneş ülkesinde aile yoktur, kadınlarla erkekler evlenmeden birbirleriyle birleşirler. Çocuklar, Platon’da olduğu gibi, toplumundur, ana babalarını tanımazlar. Devlet onları toplu olarak büyütür, eğitir ve iyi vatandaş yapar. Aile konusunda Campanella’nın bir özelliği de, Thomas More’un özel mülkiyette bulduğu bütün kötülükleri ailede bulmasıdır. Ona göre kötülüklerin tümü kadına ve çocuklara verilen değerden doğar. Güneş ülkesinde güçlü bir ceza hukuku ve ceza sistemi vardır."

https://youtu.be/UVlTUPpHEEU

Tüm Pazertesi sevmeyenlere gelsin 😄😄
1 beğeni · 0 yorum
Cızdım
Cızdım
Sn.@semih-oktay; beğ'in kitabını çizdim Sn.@erguvan 😉
12 beğeni · 11 yorum
Semih Oktay (@semih-oktay)
Kitap böyle okunur işte! Kitabımı çizme sen gene de Sayın Cevizkabuğu,satır altlarını çiz,sayfa kenarlarına notlar al,kitabı okuyorken başına gelenleri yaz.Kabulümdür. Hem Sn.@erguvan bi' defa eski kitap sevmez.Bir de Sn.@erguvan kendisine kitap önerilmesinden hiç hoşlanmaz.Bir de Sn.@erguvan kendisine ödünç kitap verildiği zaman ikide birde kitapsahibinin,Kitabım ne oldu,okudun mu? diye sormasından hiç haz etmez.
17 sa beğen 4 cevap
feza (@feza)
Emanet kitap çizilir mi hic sn. @karacurin :)
14 sa beğen 4 cevap