ara

Edebiyat Köşesi

Deneme, şiir, aforizma gibi edebi değer taşıyan metinleri paylaşınız. İnternetten bulduğunuz bir haberi paylaşmak istiyorsanız kendi yorumunuzla beraber haberin linkini paylaşabilirsiniz. Kuraldışı: Copy-Paste haber, metinsiz link

Ah

@ahminelmevt

Bu sabah kapı vuruldu. Kapıya vurma şeklinden kim olduğunu anladım, köprüden gelişini de duymuştum.

Gıcırdayan tek tahtaya bastı. Her zaman ona basar. Bir türlü anlayamıyorum. Neden hep aynı tahtaya basıp durduğu üzerine epeyce düşündüm, nasıl oluyor da hiç ıskalamıyor, ve işte şimdi kapımın önünde duruyor, kapıyı çalıyor.

Kapıyı çaldığı gerçeğini kabullenmedim çünkü umurumda değildi. Onu görmek istemiyordum. Ne demeye orada olduğunu biliyordum ve umurumda değildi.

Sonunda kapıyı çalmayı kesti ve köprüden geri döndü ve tabi ki aynı tahtaya bastı: yıllar önce yapılmış, çivileri düzgün çakılmamış ve tamiri imkansız tahtaya. O gidince, tahta sessizleşti.

Ben o tahtaya basmadan köprüden yüzlerce kez geçebilirim ama Margaret her zaman o tahtaya basar.

Richard Brautigan
0 beğeni · 0 yorum

Lacivert___

@lacivert62

Nazîm
küçücük bir mutluluk istiyorum.
o kadar küçük olsun ki,
istemesin kimse benden onu..
0 beğeni · 0 yorum

Meral Meri

@meral-meri

Kara Balık Tatlı Suda
Kara Balık Tatlı Suda
Dağın arkasındaki o tatlı suya ithafen,
Ne ben seni gördüm-
Ne de sen beni.
Bir gün niyet etmişim sana gelmeye;
Tırmanırken birdenbire..sen de duruvermişim.
Bir günbatımı çekmek istemiştim,
Tatlı, ama soğuk bir kışı canlılığa armağan etmek istemişim...
Nedendir bilinmez
Sen birdenbire kayboldun.. ey tatlı su!
Biliyorum, gelseydim
Sen de anlatacaktın bana,
Kara balığın özlemini,
Belki de ondan kayboldun.
Bir gün kavuşursak eğer
Sana dünyanın iyilikleriyle nasıl acı çekilir anlatmak isterim ...

Meral Meri ~Kara Balık Tatlı Suda
2 beğeni · 0 yorum

Meral Meri

@meral-meri

Büyük Ağaçlar Ülkesi
Büyük Ağaçlar Ülkesi
Çok uzak dağlarda çok uzun büyük ağaçlar ülkesi diye bir yer varmış.
Bu ülkenin uzun büyük ağaçları her gece başka başka masallar okuyup ,başka başka rüyalar görürlermiş;
kimisi vahşi bir kurt sürüsünün lideri olurmuş o gece- en parlak geceler onun üstüne doğar,
en güzel yıldızlar yalnızca ona taç olur gibi hisseder ve kendini güçlü hissedermiş bir büyük ağaç...
Kimisi de kendini bu ormanın en görkemli aslanı varsa o da ben olurdum herhalde der gülümserken uyanırmış her sabah.
Bir başka büyük ağaç ise ben kuzeyin rüzgarıyım; bütün kuytu köşelere girer konser veririm her gece dermiş...
Böyle böyle masallar çoğalmış ama yalnızca bir sandık içinde; çünkü herkes
ben dermiş , hep ve en çok ben ..
Böyle dedikleri için masallar kraliçesi kızmış, böylesi kibirli masalların yeri ancak bir sandıktır
ve kilitli kalmayı hak eder diyerek büyük ağaçlar ülkesini cezalandırmış.
O gün bugündür büyük ağaçlar ülkesi her gece ağlarmış;
bir geceleyin bir ormandan geçerseniz ve çıtırtılar duyarsanız bilin ki, bu büyük ağaçlar ülkesinin pişmanlık gözyaşlarıdır...

Meral Meri ~ Büyük Ağaçlar Ülkesi
1 beğeni · 0 yorum

Lacivert___

@lacivert62

Füruğ Ferruhzad
Gidiyorum;
Yorgun,solgun,ağlamaklı viraneme doğru!
Sizin şehrinizden Tanrı’ya götürüyorum
perişan ve divane gönlümü!..
0 beğeni · 0 yorum

Emre ÖZTÜRK

@emreozturk

Masumiyet
Masumiyet
"Masumiyet çoktan terk ettiğimiz bir şehir, sadece çocukların bildiği eski bir şiir..."

Nermin Yıldırım --- Saklı Bahçeler Haritası
2 beğeni · 0 yorum

FEBİHÂ

@kadim-cumlei-vecize

Dünden kaçış yoktur, çünkü dün bizi çarpıtmıştır, ya da biz onu.
Dünden kaçış yoktur, çünkü dün bizi çarpıtmıştır, ya da biz onu.
"Mazide kalmış biçimler arasında el yordamıyla ilerlerken kaybolabiliyor insan. İnsanın geçmişinde artık kımıldamayan ne çok nesne, ne çok kişi var öyle, ürkütücü…”

Louis-Ferdinand Celine-Fransız yazar ve doktor.
0 beğeni · 0 yorum

Emre ÖZTÜRK

@emreozturk

Sitâre | Dilaver Cebeci
Nerden çıktın karşıma böyle Sitare
Efsaneler dökülüyor gülüşlerinde
Kirpiklerin yüreğime batıyor
Telaşlı bir kalabalığın ortasında
Ayaküstü konuşuyoruz
Nedimin nigehban nergisleri gibi
Üstümüzde bütün nazarlar
Çok utanıyorum Sitare
Dün oturup hesap ettim
Sen doğduğun zaman
Ben bir askeri mektepte talebeymişim
Sen bilmezsin Sitare
Burada gündüzler çekip durduğumuz bir mercan tespih
Geceler içinde uyuduğumuz birer siyah buluttu
Her akşam dokuzda yat borusu çalardı
Yat borusu baştan aşağı hüzün çalardı
Bir derin uykuya atardım kendimi
Siyah benli bir kız düşlerime kaçardı
Bende onu alır anamın düşlerine kaçardım

Bu azgın kalabalıkta seni tam duyamıyorum
Gözlerin mi daha sıcak gülüyor
Yoksa dudakların mı anlayamıyorum

Seninle konuşurken Sitare
Aklıma yıldızlar dökülüyor
Bir çaresiz Zühre oluyorsun Babil caddelerinde
Ateş gözlü kahinler koşuyorlar arkandan
Binlerce meşalenin ışığı kımıldıyor saçlarında
Gökyüzü salkım salkım
Zigguratlar tıklım tıklım
Dönüp dolaşıp dudaklarına takılıyor aklım
Ah benim bu akıldan sıyrılmış aklım
Kimi gün boşlukta konacak yer bulamayan
Kimi gün inatçı yosunlar gibi kepez diplerine yapışan aklım
Gözlerine baktığım zaman Sitare
Bütün çöllere ay doğuyor
Yoldaş ediyorum kendime İmrül Kays’ı Antere’yi A’şa’yı
En kuytu vahaları dolaşıyorum
Hangi vahaya gitsem çadırlar sökülmüş Sitare
Çadırla su arasında bir cılga var
O cılgada narin ayak izlerin var
Durgun suya düşüp kalmış gözlerin var

Bu azgın kalabalıkta seni tam duyamıyorum
Gözlerin mi daha sıcak gülüyor
Yoksa dudakların mı anlayamıyorum

Bazan sapsarı bir benizle geliyorsun
Yorgun çizgileri alnında uykusuzluğun
Biliyorum içinde bir sızı var
Bıçak ağzı gibi bir sızı var
Bu sızıdır işte seni verimsiz kılan
Züheyr’in Suad’ı gibi keremsiz kılan
Kuzeyden güneye
Güneyden kuzeye
Heyy! Gidip geliyorum bu çöllerde
Kureyş’in heybetli ve inatçı develeri
Hiç aldırmadan benim esmer sevdama
Geviş getiriyorlar ufka bakarak
Ben kaçıp Yesrib’e sığınıyorum
Yesrib bahane, bir kitaba sığınıyorum
Dağda, ovada, badiyede okuduğum hep elif
Elif diyorum Sitare, sineme elif çekiyorum
“Ah minel aşk-ı ve halatihi..”
Çok eski bir gerçektir bu biliyorum

Bu azgın kalabalıkta seni tam duyamıyorum
Gözlerin mi daha sıcak gülüyor
Yoksa dudakların mı anlayamıyorum

Sinsi bir yağmur altında beraber yürüyoruz
Ve ikimizde ıslanıyoruz
Ben ne yağmurlar gördüm Sitare
Ben kaç kez iliklerime kadar ıslandım
Bilmiyorum sen kaç yaşındaydın
Ben göğü hep bir kurşun gibi ağır
O şehirde sırılsıklam gezerdim
Bölük bölük insanlar boşanırdı tapınaklardan
Tapınaklar insanları safra gibi atardı
Sonra hepsi bir yere toplanıp bana bakarlardı
Bir gün bu şehrin kirli yağmurları alıp götürdü beni
Gidip bir Uygur çadırında göğü dinledim
Kara bulutlar kükrerken bir Kaşkar sabahında
Oturup Aprunçur Tigin ile seni konuştuk
Bakışlarımı sunuyorum, tereddütsüz alıyorsun
Gizli bir tebessümle çağırıyorum, geliyorsun
Kaşı karam, gözü karam, saçı karam
Umay gibi yumuşak huylum
Nerden çıktın karşıma böyle
Sesin ılık bir bahar güneşi gibi ığıl ığıl akıyor içime
Asya’nın bozkırlarında ordular düşüyor peşime
Yığılıp kalmışım bu Anadolu toprağına Sitare
Adam akıllı yorulmuşum
Ellerin böyle olmamalıydı
Ellerine acıyorum
Ve kim bilir kaç zamandan beridir kalbimi öğütlüyorum
Durup durup ıssız yerlerde
“güçlü ol ey kalbim, güçlü ol
Daha çok işimiz var” diyorum

Bu azgın kalabalıkta seni tam duyamıyorum
Gözlerin mi daha sıcak gülüyor
Yoksa dudakların mı anlayamıyorum

Dilaver Cebeci
6 beğeni · 1 yorum
bir_avuç_duaym (@biravucduaym)
https://m.soundcloud.com/...re-tesbihli-abi Bir de Mustafa Timuri'den dinleyin bu şiiri..
5 sa beğen cevap

FEBİHÂ

@kadim-cumlei-vecize

Tek kelime yeter. Ama ya insan o kelimeyi bulamazsa..?“
"Tek kelime yeter. Ama ya insan o kelimeyi bulamazsa..?“
" İnsan; düşünmek, inanmak daha da önemlisi sevmek için dünyaya gelmiştir…”

Michel de Montaigne-
2 beğeni · 0 yorum

FEBİHÂ

@kadim-cumlei-vecize

Biliyorum; her yol götürür beni o yöne, yaşanmamış hayatların tersanesine.
Biliyorum; her yol götürür beni o yöne, yaşanmamış hayatların tersanesine.
“Çok mutlu olacağıma inandığım günler böyle akıp geçti. Kaçışlarını büyük bir şaşkınlıkla izliyor, ama ne sayılarını çoğaltmak ne de akışlarını yavaşlatmak istiyordum. Her biri, acımı daha da derinleştiriyordu..”

Andre Gide-Nobel Edebiyat Ödülü sahibi Fransız yazar.
3 beğeni · 0 yorum