ara

Edebiyat Köşesi

Yorumunu mutlaka ekle! Sadece copy-paste yapma.

Karanlık Sokaklar

@karanliksokaklar

Vladimir Mayakovski
Vladimir Mayakovski
"Hayatın en hüzünlü anı, mevsimine kapıldığın kişinin bahçesinde açabilecek bir çiçek olmadığını anladığın andır. Bırak, gitsin.. Bırak, git.."
0 beğeni · 1 yorum

balın

@blnats

“Bak nasıl bir devirde yaşıyoruz.Aşk,dostluk,alaka,hepsi yok olmuş,sözcükler anlamsızlaşmış.Bu hareketsiz suratları ve tahtadan yontulmuş şekilleri göremiyorum.İnsanoğlu gerçekten de çıldırmış.Bu anlamsızlık ve çıldırmışlık iyi gözükmüyor.”
0 beğeni · 0 yorum
Eski İran Şiirinde 'Türk'
Türkler ve İranlılar tarih boyunca bazen komşu olarak, bazen de aynı topraklar üzerinde birlikte yaşamışlardır. Ya Türk devletlerinin ya da Türk soyuna mensup hanedanların hakimiyeti şeklinde gerçekleşen bu birliktelikten ve aynı medeniyet dairesinde yer almış olmalarından dolayı her iki millet birbirini karşılıklı olarak etkilemiştir. Bu süreçte Türkçe’ye Farsça kelimeler girerken, Farsçaya da bazı Türkçe kelimeler nüfuz etmiştir. Humai, İran diline ilk Türkçe kelimelerin MÖ. 6. asırdan önce girdiğini belirtmiştir. Türk şairler şiirlerinde Farsça kelimelere yer verdikleri gibi İran asıllı şairler de şiirlerinde Türkçe kelime kullanmış, hatta Farsça – Türkçe karışık şiirler yazmışlardır.

Sasaniler’in yıkılmasından sonra aynı medeniyet dairesi içinde bir araya gelen Türklerle Farslar arasındaki münasebetler daha da kuvvetlenmiştir. Özellikle Selçuklu devleti döneminde, Şii Fatımiler’in yönetimindeki Mısır ve Kuzey Afrika hariç, Hicaz, Yemen ve Umman dahil olmak üzere bütün Batı İslam – Arap ülkeleri hemen tamamen Türklerin yönetimine geçmiş; böylece Türkler İslam aleminde büyük bir itibar kazanmışlardır.

Bu devirlerde Arapça ilim dili, Farsça resmi dil olarak kabul ediliyor, Türkçe ise konuşma dili olarak sarayda, orduda ve halk arasında kullanılıyordu. Özellikle yönetimin himayesi altına girmek isteyen alimler, sanatkarlar ve memurlar Türkçe öğrenmeye başlamışlardı. Gerek mezkur sebeple Türkçe öğrenmek isteyenler, gerekse Türk farsça şiir söyleyenler sayesinde Gazneliler, Selçuklular, Harzemşahlar ve İlhanlılar döneminde Farsça şiirlerde kelimeler görülmeye başlandı. Safeviler döneminde de padişahların Türk olması idari ve askeri teşkilatta Türklerin’ bulunması sebebiyle Türkçe kelimelerin girişi hızlanmış, hatta Türkçe eserler yazılmıştır. Bu dönemde padişahların ilgisi sayesinde Türkçe Azerbaycan’ın merkez bölgelerinde en faz-la konuşulan dil haline gelmiştir. Bir şiirinde Türk olmadığını özellikle tasrih eden Karahanlılar dönemi saray şairlerinden Süzeni’nin Türkçe-Farsça birkaç mülemma beyit söylemesi, şiirlerinde bazı Türkçe kelimeler kullanması, meşhur Hayyam’ın Nevrüz-name isimli risalesinin atlarla ilgili bölümünde, Afrasiyab’ın ata dair meşhur “at irke andag kim kökke ay” sözünü zikretmesi, o dönemde hem Türkçe kelimelerin Farsçaya girdiğini hem de Farsların da Türkçe bildiklerini göstermektedir. Şiirlerinde ve nesirlerinde Türkçeyi kullanan bu insanların, Türkçeyi konuştuklarını düşünmek de gerekir kanaatindeyiz. Nitekim Meserret Diriöz bir çalışmasında Ömer Hayyam’ın Türkçe bildiğini ispat etmeye çalışmıştır.

Yüzyıllar boyu süren Türk-İran kavimlerinin karşılıklı münasebetleri sırasında özellikle Timurilerin idaresi İran’ın diline, Türkçeden geçen küçümsenemeyecek miktardaki kelime ve tabirleri Doerfer, dört ciltlik eserinin birinci cildinde işlemiştir. Müellif burada pek çok misallerle na bilgiler vererek, Farsça zannedilen bazı kelimelerin esasında Türkçe olduğunu da ortaya koymuştur. Eski Türkçede umug, umunç, ‘umut’; bahadır (kahraman), Eski Türkçede bagatur, batur gibi.

Türklerle İranlılar arasındaki bu etkileşim sadece kelimeyle sınırlı kalmamış, deyim ve atasözleri de mübadele edilmiştir. Hatta bizzat İran edebiyat tarihlerinde, Farsçaya kelimelerin geçtiği belirtilerek bazıları sayılmıştır. Türkçe kelimeler Lugat-nâme, Ferheng-i Farsi, Ferheng- i Amid, Ferheng-i Ziya, Persian-English Dictionary gibi Farsça sözluklerde de geçmekte, ayrıca Türkçeden Farsçaya geçen bu kelimelerin Farsça şiirlerde kullanıldığı da görülür. Farsçada. Türkçe eklerle yapılmış kelimeler de bulunmaktadır. Mesela -ci ekiyle yapılan meyanci (aracı); – 1 yapılan senglah (taşlık); -taş ekiyle yapılan hacetaş (efendileri bir olanlar) bunlardandır.

Keykavus, Kabüs-name’nin yirmi üçüncü bölümünde, I ere mensup gulam (kul, köle) ve cariyeleri mu-mukayese edip değerlendirirken en üstün yeri, “Kuşkusuz gayet güzel olur… Türk’ten hangi tayfa içinde olursa olsun güzelliğini anlatmaya değer güzeller çıkar’ diyerek Türk güzellerine vermiştir. Gerek bundan işve ve nazlarıyla, özellikle de ilgisizlikleriyle aşıkların sabır ve kararlarını yağmalamaları sebebi ile ilk dönem şiirlerinden itibaren Türk kelimesi, maşuka, güzel” manasında kullanılmıştır. Rahim Afifi, Ferheng-name-i Şiri isimli sözlüğünde ‘Türk’ kelimesinin ‘maşuktan kinaye sevgili manasında kullanıldığını belirtmektedir. Buna bağlı olarak Farsça ‘Türk-i bed-hah, Türk-i bed-hu, Türk-i tannaz, Türk-i cefa-ger gibi çeşitli terkipler meydana getirilmiş ve Fars şiirinde bolca kullanılmıştır.

Fars şiirinde, güzellik vasıflarının yanında, kahramanlık özellikleri etrafında da sık sık Türk’e, çeşitli Türk hanlarına, soylarına, boylarına, Türk şehirlerine ve genel isimlendirmeyle Turan ve Türkistan’a yer verilmiştir. Özellikle yer ve soy adlarının bazılarının bir mecaz veya rumuz şeklinde kullanılması dikkat çekmektedir. Mesela Buhara, Balasagun, Horasan, Herat, Özgend coğrafi yer olarak; Çaç burada yapı-lan yaylarıyla; Çiğil coğrafi yer ve güzelleriyle; Halac, Halluh, Tıraz, Yagma güzelleriyle; Hata/Hıta/Huten coğrafi yer, güzelleri ve miskiyle; Tatar miski ve güzelleriyle; Kaşgar selvi ağacı, miski ve güzelleriyle; İlek yer isminin yanında, Turan hanlarından aşağıda olan İlek şehrinin başkanı manasıyla Fars şiirinde kullanılmıştır.

Gerek Gazneli, gerekse Selçuklu sultanlarının, onların varisleri ve devlet adamlarının övülürken kullanılan hitapların, tavsiflerin ve ifadelerin tamamen Türklerle ve onların kahramanlıklarıyla ilgili olduğu dikkat çekmektedir. Hatta Gazneliler döneminde başlayan, özellikle İran asıllı Unsuri ile Türk asıllı Ferruki ve Menüçehri’nin divanlarında görülen Acem meliklerinin şehnâmelerine ve rivayetlerine, İran’ın mitolojik kahramanlarına; İran örf ve adetlerine saldırı, tariz ve tahkirin Büyük Selçuklular ve Anadolu Selçukluları döneminde de artarak devam ettiği, hatta Osmanlı dönemine de aynı tarzda yansıdığı görülmektedir.
5 beğeni · 23 yorum
kübra (@namtenahi)
Canlıya! 🎈
3 sa beğen cevap
Bearded Angler (@beardedangler)
ablaaaaaaaaa
bu şehrıyarın şiirlerını nasıl buluyorsun?
türklerle bağında eksıklık var mı?yok mu?
3 sa beğen cevap
toytoy (@toytoy)
Kaynağınız nedir
3 sa beğen cevap

Bearded Angler

@beardedangler

Bir fotoğraf karesi size
sıradan olanın,
yakından incelenmeye değer olduğunu ikna etme amacı güdebilir , hayattaki farklı açılarla tanıştırır sizi .
EK 1
Fotoğraf,
çekenlerin ve izleyenlerin ufkunu genişletir, yeniler.
Fotoğrafla yaşam yeniden keşfedilir. 4 sa
EK 2
Fotoğraf,
ne kadar işlenmiş ve zorlanmış olursa olsun,
bir doğruluk mesajı verir.
Çünkü "fotoğraf"
günümüzde manipüle edilen görsel sanatlar içinde, gerçek hayatta olan bir şeyin temsil edildiği tek alan olarak durmaktadır. 3 sa
1 beğeni · 0 yorum

Mehmet

@yoldas

Everest Yayınları - Sayfa - 214
Everest Yayınları - Sayfa - 214
Her halk doğal olarak kendisini düşünür ; komünist , kendi halkına öteki halkları da düşünmenin bilincini verir. ( s 530 )

Türkümüz , Kürdümüz , ikide bir söylediği gibi , aynı tenekenin hamuru, aynı tarlanın çamuruyduk ! ( s 28 )

Cinsler arası kavga kızıştı mı sınıflar arası kavga savsaklanıyor , bir şeyler yitiriyor çünkü. ( s 128 )

Bizim işimiz uyutmak değil , acıları gösterip uyandırmak ! ( s 345 )

Hangi nedenle olursa olsun , insanların birbirlerini öldürmek zorunda oldukları dünyayı sevmiyorum ben . ( s 343 )

Asıl vatan hainliği yasaklarla başlıyor bu ülkede . ( s 217 )

Milyonlarca işsizi , çıplağı ,açıyla başını almış , gökleri delerek nerelere gidiyordu bu ülke ? ( s 53 )

Din , mezhep ,cins ,ırk ,ulus ayrımcılığının nasıl aptalca pislik olduğunun bilincindeyim. Yüreğimin bütünüyle , tüm gücümle ezilenlerden yanayım . ( s 529 )

Elin karısında namus ara - Kendinde arandı mı küplere bin ! ( s 535 )

Düzen öylesine kağşamış ki Doktor , dedi , neresine dokunsan dökülüyor. Yine de ayakta ! Niye ? Korkutup yıldırmanın yanı sıra bin türlü şaşırtmacayla , saptırmayla ortalık öyle karışıyor ki çık bakalım nasıl çıkacaksın içinden ! Bir sürü oyun dönüyor ortada ; hepsi de kemiriyor düzeni ; ama yaşatıyor da . ( s 128 )

Kendini düşündüklerini tek doğru diye karşısındakinin kafasına çakma suçlaması da doğruları görmek işine gelmeyenlerin sıkıştılar mı kaytarmak için kapı aralamasıydı; çok karşılaşmış , çok duymuştu onu da. ( s 92 )

-Evet , birileri acı çekiyor ; ortaya çıkardıkları güzelliklere gene acı çektirenler el koyuyor ! Şeytanın külahı değişiyor sadece ! ( s 397 )

Kürt dağa çıkıyor ben Kürtüm , diye ! Öteki saldırıyor , değilsin diye ! İnsanlar ölüyor . Kendini koruyamayan kadınlar , çocuklar ölüyor. Birileri kahraman oluyor . Birileri hayın oluyor ! ( s 394 )

Kürt ,Ermeni kasetleri yasaktı burada. Allah kahretsin ! Almanya'da yasak değil de başı azmı derde girmişti çevredekilerle ! Kürtçe ,Süryanice ,hele Ermenice oldu mu, kiminin siyasal titizliğine , kiminin yüksek estetik zevkine dokunuyordu o güzelim türküler. (s 43 )

Bankalardaki kaçak ,kirli paraları izler. En büyük paralar uyuşturucu mafyasında ; en karmaşık ilişki de onlarınki. Irak ordusunun İran 'a saldırması ,Sovyetlerin Afganistan'a girmesiyle uyuşturucu karşılığı , dolar değil gizli silah aldı mafyalar. İtalyan Cosa Nostra ' sıyla Türkiye mafya babaları ortaklık içinde ,bu işin başını çekiyorlar. Abuzer Uğurlu 'su , Dündar Kılıç 'ı ,silah tüccarı Yahya Demirel 'i ,Yaşar Avni Musullu 'su ,Mehmet Cantaş 'ı ... Silah işi de devletlerin gizli örgütlerinde ! İki yanlı vurgun ! Devletin yüksek çıkarı için bu alanda kullandıkları da bir sürü Bozkurtçu faşist kardeşleriniz ; Türkeş 'in tayfaları ! Abdullah Çatlı , Oral çelik ,Mehmet Şener ... Adı çıkanı ,çıkmayanı ; vatan , millet , devlet dedin mi gerisi kolay ! Sığındıkları yer Sofya ,Vitoşa 'daki , ya da Karadeniz kıyılarındaki lüks oteller . Bizim şanlı sosyalist Bulgar ,Rumen devletlerimiz de biliyor ! Büyük gelir kapısını kapatırlar mı ?Narkotik olayları soruşturmasında en büyük engel devletin gizli kurumlarından geliyor ! Çoğu kez bir yer de takılıp kalıyor gizli soruşturmalar. Yargılamalarda ortaya döküldü bunlar. CIA 'nın Bozkurtçu 'larımızla sürekli ilişkisi var ; işine uydumu kullanıyor onları.
( s 497 )

Ülke gırtlağına kadar borç batağındayken yapılmıştı şu asma köprü de; Türkiye 'nin yazgısı sürüp gidiyordu demek ! Köprü saraya benzemezdi; arsa vurgunlarına, yağmaya , talana da dayansa, ekonomik çarka bir biçimde katkısı olurdu köprünün. O çark değil miydi ülkeyi uçuruma götüren , nesi iyiydi ? ( s 46 )

Her yerde , her dönemde egemen güçlerin bağladığı yerde oturuyordu aydın sürüleri; karanlığı yaratan da buydu ! ( s 45 )

İstanbul 'un en yüksek tepesine oturmuş Fatih Camii 'ne takıldı kafası . Ayasofya 'yla yarışacak görkemlilikte yükselmedi diye , acımasız bir emirle mimari Atik Sinan 'ın ellerini kestirmişti Fatih .Canavarlıktı .Ne çirkindi şu devletliler ! ( s 40 )

Söylemek de , yazmak da sakıncalıydı bunu ; Ermenileri unutturmazsak , - Tanrı korusun ! - tehlikelere düşerdi sokakta bulmadığımız son Türk devletimiz ! Ne sersem yaratıldık Tanrım ! Ağırnas Köyü 'nden Ermeni Simon Usta 'yı ne yapacaktık peki ? Ne simon'u , sünnet edip Sinan dedikti ya ! Onu sinan yapanda Osmanlıydı ama ; Ağırnas 'ta kalaydı ,kilise tamircisi Simon ustaydı ! Irkçılık da aşağılık bir işti , tarihte kimin payına ne düşmüşse yadsımak da ! Öyleydi de , Osmanlılar değildi ki ,yok edilmek istenmiş Ermenilerdi bugün sorun . Koca Sinan nasıl bakmıştı acaba Ayasofya 'ya ? Sultanahmet 'in ustası Balkanlar 'dan devşirme Mimar Sedefkar Mehmet Ağa'nın yazgısı da ne acıydı .Zavallı Padişah 'a Galata 'da meyhane yapıyor diye fitleyip öldürtmüşler. İnsan alçaklığının sınırı yok demiş Einstein. ( s 36 )

Asıl aptallık başkalarının aptallığını yüklenmektir ! ( s 359 )

Everest Yayınları
Kayıp Romanlar
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
0 beğeni · 0 yorum

Batuuu

@batuuu

okuyan var mı. oldukça felsefi ve sanki tezden kitaba aktarılmış akademik bir yazı gibi bir kitap.Yine de akıcı bir dizi var
Yasak Olmayan Hazlar
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
2 beğeni · 0 yorum

Kalyanist

@koraycem

Kimse kendini oksijen sanmasın...
5 beğeni · 0 yorum

Bearded Angler

@beardedangler

Pulbiber Mahallesi
Pulbiber Mahallesi
Güneşin kelimeleri yuvarlayarak konuştuğu bir Sabah.
Manzara kesat.
Radyoda eski bir Şarkı,
eski ve tuhaf.
Kedilerin hasılatı topladıkları bir çöplük.

Kavga, kıyamet...
Şimdi fotoğraf çekilsek gözlerimiz bulutlu çıkar
Baharın en hırpani kadrosu arkamızda.
Uçurtmalar,
kediler ve aşk.

Şimdi her FOTOĞRAF'da defolu bir kelebek uçar.
Şimdi her FOTOĞRAF bizi dışlar,
Nisansız ve insansız bir sabah.
Ne yapsa,
anlamaz insanın dilinden yağmur.

Ne yapar açamaz kilitlenen aşkları bu zavallı çilingir,
Ücra günler büyük harfle başlar.
İnsan ıslansa....
biraz aklından kuş sürüleri mi taşar?
Pulbiber Mahallesi
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
3 beğeni · 0 yorum

Ömer Aydemir.

@seyyah73

Ön görü.
Ön görü.
Yıllar önce yazılmış bir roman. Yer İsviçre ve yıl birinci dünya savaşı sonrası. Yazar kurşun kalemle oraya buraya karınca duası gibi yazmış bu romanı. Öldükten sonra yayınlanmış büyük bir zahmet ile toplanıp. Keşke iki oda seçme şansım olsaydı bir de arenaya sor kısmını isterdim. Sadece şunu sormak için: “ya sizce?”

“Yani insanlar yalnızca kötünün içindeki kötülüğü değil, onun bir bütün olarak güzelliğini de görmeyi denemelidir; çünkü kötü, güzel bir şeydir de aynı zamanda; kötülük, fotoğrafçıya poz verirken takınılan ve bir deneyim noksanlığını sergilediği için hiçbir değer taşımayan tüm o sevimli-yavan suratlardan çok ama çok daha güzel bir şeydir.”
Robert Walser
ünlüye puan vermedi, inceleme eklemedi.
8 beğeni · 2 yorum
Bearded Angler (@beardedangler)
@seyyah73 abi
fotoğraf üzerine tüm düşüncelerını kabul ettiğim SUSAN SONTAG der ki;

''Bir fotoğraf,
belli bir şeyin meydana geldiğinin değiştirilemez kanıtıdır''der.

insan devinim halinde_akıcı ve statik bir yapıya sahip olduğu için,herşeye gebedir elbetde.
cansız_haraketsiz ve mekanik bir varlık olsaydık,kötü ve kötüye dair herşeyı reddeder!
o yavan suratları ggörmezden gelir!içina mana yüklemeye girişmezdik.
dediğin gibi,kötü de güzele ait bir şeydır!
tıpkı güzelin,kötüye ait ollduğu gibi...
işte o yüzdendir ki;bir bütünü görmek için vardır fotoğraflar.
fotoğraf söz ile gösterılmeyen içi gösteren en güzel konuşma biçidir.
fotoğrafın içinde kı sanmasın kı;
o fotoğrafta herkesın gördüğünü görme isteği vardır.o fotoğrafta,herkesten saklananı görme_görebilmedir esas olan.
ınsan durup baktığında,
durana baktığında görür kendince belırlediği kötüyü ve güzeli...
5 sa beğen 2 cevap

Bearded Angler

@beardedangler

Piraye
Piraye
Bir fotoğraf karesi düşünün.
Tüm kareleri pırıl pırıl,
canlı mı canlı renkleriyle yüzünüze gülüyor.
Bir tek kare karanlıkta kalmış...
Onun için tüm fotoğrafları yakmaya değer mi?
Bu kadar basit demek.
Sessiz kalmak,
onu onaylamak olacak.
Buna dayanamam.
Ama bir tek kare var ya...
Diğerlerini de KARA'ya bulayacak güçteyse eğer,
görülecek tek bir FOTOĞRAF kalmaz ortada.
2 beğeni · 0 yorum