ara

İnanç

İnandığın veya sorguladığın bir din/inanış hakkında paylaşım yapabilirsin.

Kelippot

@karacurin

Kozmoloji(sel)
Kozmoloji(sel)
Kozmoloji

Diyalektik düşünmeye alışkın olmayan birçok insan için sonsuzluk fikrini kabul etmek zordur. Sonsuzluk fikri, her şeyin bir başlangıcının ve sonunun olduğu günlük nesnelerin sonlu dünyasıyla o denli uyuşmazlık içindedir ki, garip ve açıklanamaz bir şey olarak görünür. Dahası, bu fikir belli başlı dünya dinlerinin birçoğunun öğretileriyle de uyuşmaz. Antik dinlerin birçoğunun kendi Yaratılış Efsaneleri vardı. Ortaçağ Yahudi alimleri Yaratılış tarihini İ.Ö. 3760 olarak belirlemişlerdi ve gerçekten de Yahudi takvimi bu tarihten başlar. 1658’de, Piskopos Ussher evrenin İ.Ö. 4004’te yaratıldığını hesapladı. 18. yüzyıl boyunca evrenin en fazla altı ya da yedi bin yaşında olduğu düşünüldü.

Fakat –diye itiraz edebilirsiniz– 20. yüzyıl biliminin bütün bu Yaratılış efsaneleriyle hiçbir ortak yanı yoktur! Modern bilimsel yöntemlerle evrenin boyutlarının ve kökeninin tam bir tablosunu elde edebiliriz. Ne yazık ki iş bu kadar basit değil. Birincisi, muazzam ilerlemelere rağmen gözlemlenebilir evren hakkındaki bilgimiz, bize bilgi sağlayan en büyük teleskopların, radyo sinyallerinin ve uzay sondalarının gücüyle sınırlıdır. İkincisi ve daha da önemlisi, bu sonuçların ve gözlemlerin, genellikle salt mistisizmi andıran son derece spekülatif bir şekilde yorumlanma tarzıdır. Yaratılış Efsanesi (“Büyük Patlama”) ve onun ayrılmaz refakatçisi olan Kıyamet Günü (“Büyük Çatırtı”) âlemine gerçekten geri döndüğümüz şeklinde yaygın bir izlenim var.

Teleskobun icadıyla birlikte, teknolojinin gelişimi evrenin sınırlarını yavaş yavaş hep daha uzağa itti. Aristoteles ve Ptolemaios zamanından beri insanların aklını kuşatan kristal küreler ve dahası Ortaçağ dini önyargılarının ilerleme yoluna diktiği tüm diğer engeller sonunda yıkıldı.

1755’te Kant, “ada evrenler” olarak adlandırdığı uzak yıldız kümelerinin varlığını öngördü. Buna rağmen 1924 gibi geç bir tarihte bile, tüm evrenin, yalnızca 200.000 ışık yılı çapında olduğu ve –kendi galaksimiz ve iki komşu galaksi olmak üzere– sadece üç galaksiden oluştuğu tahmin ediliyordu. Daha sonra Amerikalı kozmolog Edwin Powell Hubble, Wilson dağında 100 inçlik yeni teleskobunu kullanarak, Andromeda Bulutsusunun kendi galaksimizin çok daha dışında olduğunu gösterdi. Sonra, ondan daha uzak olan başka galaksiler keşfedildi. Kant’ın “ada evrenler” hipotezinin doğruluğu ispat edildi. Böylece evren –insanların beyninde– hızla “genişledi” ve daha uzak nesneler keşfedildikçe daha da genişlemeye devam etti. Bugün, 200.000 ışık yılı şöyle dursun, evrenin on milyarlarca ışık yılından daha geniş olduğu düşünülüyor ve zamanla bugünkü hesaplamaların bile yeterli büyüklüğe hiçbir şekilde yaklaşmadığı görülecektir. Çünkü evren, Cusa’lı Nicolas ve diğerlerinin düşündüğü gibi sonsuzdur. İkinci Dünya Savaşından önce evrenin yaşının sadece iki milyar yıl olduğu düşünülüyordu. Bu öngörü Piskopos Ussher’ınkinden biraz daha iyidir. Ancak yine de umutsuz derecede yanlıştır. Bugün büyük patlamacılar arasında evrenin tahmini yaşıyla ilgili şiddetli bir tartışma yürüyor. Buna daha sonra döneceğiz.

Büyük patlama teorisi gerçekten de bir Yaratılış Efsanesidir (tıpkı ilk Tekvin kitabı gibi). Büyük patlama teorisi evrenin yaklaşık 15 milyar yıl önce meydana geldiğini söyler. Bu teoriye göre, bundan önce ne evren, ne madde, ne uzay ve ne de zaman vardı. O patlama anında, evrendeki tüm maddenin tek bir noktada yoğunlaşmış olduğu varsayılır. Büyük patlama hayranlarının bir tekillik olarak kabul ettiği bu görünmez nokta, daha sonra öyle bir güçle patladı ki, derhal bütün evreni doldurdu ve bunun sonucu olarak evren halen genişlemeye devam ediyor. Bu arada, “zamanın başladığı” an da bu idi. Bunun bir çeşit şaka olup olmadığını merak edecek olursanız bunu aklınızdan çıkarın. Büyük patlama teorisinin anlattığı şey tam da budur. Adlarının arkasında uzun harf dizileri olan üniversite profesörlerinin büyük çoğunluğunun gerçekten inandığı şey budur. Bilim çevrelerinin bir kesiminin yazılarında mistisizme doğru kayışın en açık delilleri mevcuttur. Son yıllarda, en son evren teorilerinin popüler açıklaması maskesi altında, özellikle büyük patlama sözde teorisiyle bağlantılı olarak her türlü dini düşüncenin kaçakçılığını yapmaya teşebbüs eden bir bilim kitapları seli görmekteyiz.

New Scientist (7 Mayıs 1994) “Başlangıçta Patlama Vardı” başlıklı bir makale yayınladı. Bu makalenin yazarı Colin Price, bir bilimci olarak eğitim almış ve çalışmıştı, ama şimdi bağımsız bir cemaat papazıdır. Şunu sorarak başlar: “Büyük patlama teorisi kutsal kitaba bu kadar mı ait? Veya başka bir şekilde ifade edelim, Yaratılış hikâyesi bu denli bilimsel mi?” Ve kendinden emin bir iddiayla bitirir: “Hiç kimse büyük patlama hikâyesini Tekvin kitabının ilk iki bölümünün yazarlarından daha iyi takdir edemezdi.” Bay Price’ın kuşkusuz dili sürçerek de olsa kesin bir doğrulukla büyük patlama hikâyesi olarak tanımladığı şeyin arkasında yatan mistik felsefenin tipik bir örneğidir bu.

Alan woods . ted grand
0 beğeni · 0 yorum

ibrahim Ykr

@uzayedebiyati

Ya tanrı yoksa? Biz bir kurtarıcı var diye yarattiysak tanriyi?
0 beğeni · 0 yorum

Bir Başak Kadını

@passiveaggressive

Dini kaynaklar köpek için ne diyor?




Geçenlerde patileri kesilen zavallı köpeği bilmeyeniniz yoktur, tahmin ederim.

Patileri, yani insani nitelemeyle söylersek “Ayacıkları” kesilen bir köpeğin ıstırabına ortak olmayanınız yoktur, eminim.

Vahşet uygulanan o köpekceğizin ölümüne kahrolduğunuzu da hissediyorum.

Ben bu hunharca katliama imza atan vicdansızlığın ardındaki ruh halini uzun uzadıya analiz etmeye girişmeyeceğim ama “Klasik dindarların zihnindeki köpek algısına” dair birkaç dinsel kaydı, açıkçası köpeğin dindarda bıraktığı psikolojiyi sizlerle paylaşacağım.

Lakin en sonunda sizlere “Köpeklerin aslında ne derece makbul ve mübarek bir hayvan” olabileceğini de kanıtlayacağım.

İtiraf edilmesi gereken en önemli nokta, köpek adlı canlının geleneksel din kaynaklarında adeta lanetli bir varlık olarak verilmesidir.

Ve artık dinin, varlıklara seslenen alışıldık dilinin değişmesi gerekmektedir. Daha doğru ifadeyle, insanların diliyle konuşan Allah’ın, aynı zamanda diğer tüm varlıkların diliyle de konuşabildiğini göstermek gerekmektedir.

GELENEKSEL DİNCİLERİN KÖPEK ALGISINI BESLEYEN HADİSLER

Geleneksel din kabullerinde ve gerçekleri araştırmayıp kulaktan dolma din öğretisinde köpek, lanetli ve asla yakınımıza sokulmaması gereken bir canlıdır.

Bu konuda kötü örnekler oldukça çoktur.

1.Örnek: “Köpeğin bulunduğu yere melekler girmez” mealindeki –güya- Peygamber sözü, dincilerin köpek düşmanlığında ilk manifesto özelliğindedir.

2.Örnek: “Beş tane hayvan ‘fasık'dır ki, Mekke’nin harem bölgesinde de öldürülebilir. Bunlar; fare, akrep, karga, çaylak ve yırtıcı köpektir.” (bir rivayette: kişi umre veya hacdaki ihramda da olsa bunları öldürebilir.) (Buhârî, Bedu’l-halk, 16; Müslim, Hac, 9: 66-72). Fasık, kötü ve günahkâr demektir. Masum hayvana günah atfeden anlayışı sizlere bırakıyorum. Kaldı ki, Mekke’nin Harem denilen bölgesi her türlü eziyet ve öldürmenin yasaklandığı bir alandır.

Bu hadis adlı kaynağa benzer şöyle bir aktarım da vardır; “Hz. Muhammed, av veya koyun veya çoban köpeği hariç diğer bütün köpeklerin öldürülmesini emretti.” Bu sözü aktaran İbnu Ömer söz konusu köpeklere “ekin köpeğini” de eklemiş, üstelik “Biz Medine ve civarına gider, tek köpek bırakmaz, hepsini öldürürdük. Hatta biz, çölden gelmiş kadına refakat eden arkadaş köpeğini bile öldürürdük.” diyebilmektedir.

3.Örnek: ““Kişi, önüne semer kaşı kadar bir şey bırakmadan namaz kılarsa; (önünden geçtiği takdirde) siyah köpek, kadın, eşek namazını bozar…” Ebu Zerr`e dendi ki: “Siyahın kırmızıdan, beyazdan farkı nedir?” Şu cevabı verdi: “Ey kardeşimin oğlu! Sen bana, benim Resulullah`a sorduğum şeyi sordun. Peygamber de bu konuda: “Siyah köpek şeytandır” buyurmuştu.”

Dikkat edilirse burada kadın, köpek ve eşek ile eşdeğer tutularak aşağılanmaktadır.

4.Örnek: “Sürü veya av veya ziraat köpeği dışında bir köpek besleyen kimsenin sevabı her gün eksilir.”

5.Örnek: “köpek besleyen ailelerin rızıkları günden güne eksilir” Yani köpek beslemek bereketsizliğe sebep olur, denilmektedir.

Bana bıraksanız, sizlere daha pek çok kötü örnekler de sayabilirim ama yeterli olduğunu düşünüyorum.

HADİS KAYNAKLARINDAKİ “DOĞRU” KÖPEK TANITIMI

Hz. Muhammed’in köpeğe ilişkin söz ve davranışlarını doğru şekilde aktaran din kaynaklarına dikkat ettiğimizde köpeğin hiç de lanetli ya da uzak durulması gereken bir canlı olmadığını görebiliriz.

1.Örnek: “Kötü yolda olan bir kadın, sıcak bir günde, bir kuyunun etrafında dönen bir köpek gördü, susuzluktan dilini çıkarmış soluyordu. Kadıncağız mestini çıkarıp onunla onu suladı. Bu yüzden bağışlandı.”(Müslim, Tevbe, 155) sözü köpeğe ne derece değer verilmesi gerektiğini anlatıyor.

2.Örnek: “Bir adam yolda, yürürken susadı ve susuzluğu arttı. Derken bir kuyuya rastladı. İçine inip susuzluğunu giderdi. Çıkınca susuzluktan soluyup toprağı yemekte olan bir köpek gördü. Adam kendi kendine: “Bu köpek de benim gibi susamış” deyip tekrar kuyuya inip, mestini su ile doldurup ağzıyla tutarak dışarı çıktı ve köpeği suladı. Allah onun bu davranışından memnun kaldı ve günahlarını affetti.” hadisi, köpeklere karşı duyarlılığın insani yüce bir tavır olduğunu göstermektedir.

3.Örnek: Mekke’nin fethinde doğum yapmış bir köpeğe ve yavrularına şefkat eden ve başlarına zarar gelmemesi için nöbetçi bırakan bir Peygamberin canlılara vahşeti emretmesi mümkün müdür?

4.Örnek: bir savaştan dönerken yol üzerindeki köpek leşine acıyan ve “Ne de güzel gözleri varmış” diyen bir din tebliğcisinin “Köpeklerin öldürülmesine” önderlik etmesinin izahı var mı?

Eğer “Evet, Hz. Muhammed, yukarıda örnekleri verilen tüm bu köpek düşmanlığının mihmandarlığını, öncülüğünü yapmıştır” diyen olursa ona da “Böyle bir Peygamberin, şefkat peygamberi olma iddiası samimi midir?” diye bir soru sorulmaz mı?

KUR’AN’DA KÖPEĞE VERİLEN YÜCE DEĞER

Kur’an’da bir öykü anlatılır, Kehf Suresi’nde.

Zalim, adaletsiz ve kötülüğü ideal olarak gösteren bir sisteme karşı isyan bayrağı açıp, mağaraya sığınan gençlerin serüvenini anlatan bu surede bir köpek örnek varlık olarak önümüze sürülmektedir.

Köpeğin adı “Kıtmîr”dir.

Mağara ehli olan o asil gençleri anlatan Allah, mağara girişinde sadakatle bekleyen köpeği, yani özel ismiyle Kıtmîr’i de anmaktan geri durmamıştır.

Allah, din kaynaklarında yalan yanlış verilen köpek algısını aslında en yüce din kaynağı özelliğini taşıyan Kur’an’da yıkıp geçmiştir.

Allah, insanların yanında bir köpeğin asaletini vurgulama gereğini ihmal etmemiş, dincilerin kompleksini yüklenmemiştir.

Doğrusu, İslam uygarlığında Kıtmîr’in kıymetini takdir eden hassas ruhlu sanatçılar ve vefalı hayvan dostları da yok değildir.

Aşağıdaki minyatür ve hat sanatı örneklerinde Ashab-ı Kehf ile birlikte sadık dostları Kıtmîr resmedilmiş ve kayda geçirilmiştir.



(Yakub Beg Albümünden Ashâb-ı Kehf minyatürü)



(Bir Falnâme’de Ashâb-ı Kehf minyatürü)



(Hattat Halim Özyazıcı’nın kaleminden, Ashâb-ı Kehf’in adları. En ortada, kocaman harflerle “Kıtmîr”, 13831964 - Hat ve minyatürler;

http://t24.com.tr/k24/yaz...itmir,723’den alınmıştır.)

Şayet Allah, yarattığı varlıklar arasından bir kısmını, mesela insanı, kontrolsüz ve sınırsız bir konuma yerleştirip, diğer varlıkları anlamamış ve haksızlık yapmış olsaydı kendisine tanrı denemeyeceğini muhakkak Allah da bilmektedir. Tıpkı, bir köpeği hakir görüp, hatta ona işkence edecek kadar sefil vaziyete düşen sözüm ona insan kılıklı varlıkların ne denli şeytani vasfa sahip olduklarını bildiği gibi.

Bir peygamber sözüyle konuyu bitireyim, “Merhamet etmeyene merhamet edilmez.”

Nazif Ay
Nazif Ay
ünlüye 10 verdi, inceleme eklemedi.
1 beğeni · 0 yorum

Merve Bayrak

@mervebayrak

....
4 beğeni · 0 yorum

Merve Bayrak

@mervebayrak

....
4 beğeni · 0 yorum

Merve Bayrak

@mervebayrak

....
5 beğeni · 0 yorum

Merve Bayrak

@mervebayrak

.....
2 beğeni · 0 yorum

Merve Bayrak

@mervebayrak

....
1 beğeni · 0 yorum

Merve Bayrak

@mervebayrak

...
1 beğeni · 0 yorum

Muhammed

@muhammed643

Sırat köprüsü bu boğaz köprüsünde beklemeye benzemez. Düştün mü havada dumanın çıkar.
0 beğeni · 0 yorum