ara

Kalemimden

Kendi yazdığın şiir, hikaye , deneme vb. yazılarınızı paylaşabilirsin.

umberto

@umberto

Bir çok kez öldüğümü biliyorum,
Kenarından köşesinden hayata tutunduğumu,
Güneşimin günlerce tutulduğunu,
Güzel günlerin kısa hikayeler anlatan misafirler olduğunu sonra yok olduğunu.
Onlar gidince yok olduğumu, Kendimden yoksunluğumu,
İnsanın yoksunluğunu, Kötü günün kenarda pusu kurduğunu,
Akbabanın sessizliğini bilip duymak kurdun uluduğunu.

Bir çok kez öldüğümü biliyorum,
Ruhum üzerimdeyken öldürüldüğümü,
Gözüm açık bakarken dünyaya körlüğümü,
Katillerimi bizzat gözümle gördüğümü cinayetin örtüldüğünü,
Biliyorum aslında her bir şeyin gerçek yüzünü.
İnsanların yüzsüzlüğünü, Her şeye rağmen bendeki güçsüzlüğümü,
Eksik kelimeli sözlüğümü,
Karanlığımın güneşime karşı üstünlüğünü...

Bir çok kez öldüm, yeniden hayata döndüm.
Biten filmi başına sardım kendimi orda gördüm.
İzledim oyun bozanla oyuna dalmış saf ölümlüyü.
Söküp atmak istedim içinden üzüntüyü.
Ama nerde...
Boşa gider her hamlem, Sonu olmayan ahlem,
Bir dönüş yok madem, Hayal sarsın beni!...

Bir çok kez öldüm, yeniden hayata döndüm.
Biten filmi başına sardım kendimi orda gördüm.
İzledim oyun bozanla oyuna dalmış saf ölümlüyü.
Söküp atmak istedim içinden üzüntüyü.
Ama nerde...
Boşa gider her hamlem, Sonu olmayan ahlem sonu yok madem !!
0 beğeni · 1 yorum
İbrahim34 (@ibrahimks34)
Sagodan inciler 🤔
8 dk beğen 1 cevap

Melihcan ÖZSOY

@melihcanozsoy

~ Sen gibi ~👣
~ Sen gibi ~👣
Artık sana güzel mısralar yazamayacağım.
Hissettirdiğin duyguları
Tek nefeste yüreğine soluyamayacağım.
En ücrada olmayan umutları yeşertenim
Ahmet Kaya'nın dediği gibi belki
Mutlak bir inançla gözlerimi tavana çakamayacağım artık.
Labirent gibi çıkışları kesin yollara
Sen bir çarıkla yürümeye razıyken
Ben ise göğüs kafesimde geçirmeye niyetliyken
Ufuktaki yolun sonu uçurum olduğunu bile bile
Karanlığa hapsedemem narin ruhunu.
İyisimi biz sessizliğe uzanalım
Ayrı yerlerde aynı yastığa baş koyarcasına.
Bundan sonra birbirimizi düşünür
Başkalarıyla yaşarız.
Biz bir bütün olamadık
Bütünlüğümüzün imkansızlığından bin arş kadarsa
Biz asla hiçte olamayacağız.
Göz açıp kapatana kadar dahi
Ayrılma kimsenin inemediği ruhumdan.
Belki balkondan baktığında
İçten değil çat kapı orda olmamam.
Ama sen o güzel güne inanarak
Benim bakarken kıyamadığım gözbebeklerine
Dört mevsim yağmur yağdırma ki
Yeşerebilicek umutlara umut olsun.💞
0 beğeni · 0 yorum

Merve Çevik

@eziliyorum

bu acı bana yapışmış. beni susturmuş. bağlamış. köreltmiş. kendimi tanımayacak hale getirmiş. bu kadar susmazdım. daha ne kadar susabilirim bilmiyorum. içimdeki volkanların lavları beni içten içe yakarken hâlâ nasıl böyle sessiz kalıyorum. birisi bana yaklaşsa korkup kaçacağım. dokunulmasını istemiyorum. hatta sevmiyorum. uzaktan boş gözlerle olanları izlemek istiyorum sadece. bana kimse değmesin. yanlışıkla olsa bile çarpışmak bile istemiyorum. çarpışmanın ne belalara yer açtığını biliyorum. şanslı veya şanssız. fark etmez.  bir çarpışmanın bedeli bu olamaz. bu kadar ağır olamaz.
0 beğeni · 0 yorum

G.M. Enes

@cortazar

Anlamanın Azalışıyla Büyümek
Anlamanın Azalışıyla Büyümek
• Hayat yolunun sonunda, insan hayat yoluna yeni başlayan kendine denk gelse, onu tanıyabilir miydi ? Bu soru beynimde sekip duruyordu. Beni çerçeveleyen ve bana hayatı öğreten hiçbir tecrübe tümüyle bana ait değildi. Hayatımın en derinlerine dalan ve kıyısından teğet geçen herkesin kaçınılmaz olarak Ben'in parçalarını oluşturuyordu. Bu ' Ben ' sürekli farklı insanların hayatlarına uğruyor, misafir olduğu süre boyunca onları anlamaya çalışıyor ; sonunda azaldığıyla kalıyordu. Çünkü çocukça bir saflıkla ; anladıkça artacağıma , anlaşıldıkça da azalacağıma inanıyordum. Fakat yanıldığımı ancak her zerremi bu yolda kaybedip tükendiğim zaman fark edebilmiştim. Bilincin matematiği hayattaki gibi işlemiyordu. Bunu düşündükçe derin bir pişmanlık tüm benliğimi sarıyordu. Benzeşmiyordum anladığım insanlarla, aynılaşıyordum...

Aynaya dönüp umutsuzca kendime baktım. Verdiğim kayıpların artıklarından başka neydi benden geriye kalan ? Kendine özgü siması yoktu benin, yansıması bile anladığı her şeyin boğuk biçimlerine bürünmüştü. İşte bu yüzden bir türlü uzlaşamıyordum kendimle. Kendimi bulabilmek için edindiğim anlayışların hiçbirini bilincim tam olarak kabullenemiyordu. Bir tür doku uyuşmazlığı gibiydi bu. Reddediyor, ama aynı çelişki içinde sahipleniyordu da onları. Bu çelişkinin tek kurbanı ben değildim. Her ruh kendi benliğine ait olan parçaları kaybettikçe, eksilenleri çevresindekilerden toplamaya çalışıyordu. Böylelikle herkes büyüyor ve bürünmek zorunda bırakıldığı yabancıyı yavaş yavaş benimsiyordu. Bense nedenini bilmediğim halde bu durumla mücadele ediyordum. Bu mücadelenin ödülüyse kendimle yaşadığım korkunç bir uzlaşmazlık olmuştu.

Tüm bu uzlaşmazlık yetmiyormuş gibi yaşamanın anlamını bilmeyen ben, artık yaşamayı becerebilmekle kalmamış ; oyunun tüm kurallarını ince noktalarıyla öğrenebilmiştim. Sürekli dışarıdan izlediğim , ama daima uzak durduğum insanın bir parçasıydım artık. Bunun bedeli de ağır olmuştu : Masumiyetimi yitirmiştim. Kalbimin kirlenen her zerresinde binlerce kez öldüğümü hatırlıyorum. Kaybettiğim her parçam için ruhum yakama yapışıp hesap soruyor, benliğim tanımadığım bir yabancının simasına bürünüyordu. Yüzleşmekten korktuğum şey bu muydu, büyüyor muydum ben ? Cevap en az soru kadar korkunçtu : Büyüyordum,ama tükeniyordum…

‘’ Büyümek kalbin azalması, mantığınsa artmasıdır. ‘’ demişti eski bir dostum. Bu yanlıştı bana göre. İnsan kendine özgü tüm hisleri ve hayalleri kaybetmeye başladıkça büyümeye de başlardı. Bu daha mantıklı yapmazdı onu, sadece azaltılan durum aynı kalan durumla gizlenmeye çalışılırdı. Büyüdüğünü sanmak da azalmanın ta kendisi değil miydi ? Bense büyüyecek insan değilim derdim eskiden kendime. Kendi yarısı renksiz, diğer yarısı gri dünyamda hayallerimi besleyecek, - ulaşılmaz da olsa - huzura biraz daha yaklaşacaktım. Ama korktuğum başıma gelmişti. Olmaktan korktuğum her kişilik aynada bana sinsice gülümsüyordu. Olmak istemediğim her şeyi reddettikçe biraz daha onlara dönüşüyordum. Bu ruhumda derin bir sızı bırakıyordu...

İçime döndüm yüzleşmekten korktuğum yüzlerce insana tek tek baktım. Hiçbir zaman " Keşke tanımasaydım. " demezdim insanlar için. Tanımak anlamanın akrabası değildi, bilmekti sadece. Bilmekse, anlamaktan çok uzak bir durumdu. Geçmişe ve dönüp bu güne baktığım zaman, seçimlerimin bedelini ödediğimi görüyordum. Bu yüzden diğerlerini veya hayatı suçlamanın bir anlamı yoktu. Kaçınılmaz olarak elbet büyüyecektim, bu gerçeği yavaş yavaş kabullenmenin sancısıydı tüm bunlar. Yine de, bugüne dek bununla mücadele etmeyi başarmıştım. Büyümenin kaçınılmaz sonucu olan azalmaktan mı korkuyordum, yoksa anladıklarıma dönüşmekten mi, hiçbir zaman emin olamadım. Olan olmuştu, içimdeki masumiyete son kez sarıldım ve onu kaybolan milyonlarca masumiyetin arasına uğurladım. Beni affetmeyeceğini biliyordum. Yine de bunu umut ediyordum. Çünkü umut , içimdeki kaybolan çocuktan geriye kalan son hatıraydı…
6 beğeni · 4 yorum
Sevgi Kılınç (@sevgikilinc)
"Her ruh kendi benliğine ait olan parçaları kaybettikçe, eksilenleri çevresindekilerden toplamaya çalışıyordu".

Bir dönem bu davranışı çokça yaptım, başta farkında değildim sonrasında ise kendimi kandırdığımı farkettim. Başkasının varlığının verdiği geçici mutluluk halüsinasyonu bir süre sonra etkisini yitirdi bende. Ve sonra, hepimizin çokça duyduğu kalanlar kaldı, gidenler gitti.
Öğrendim ki 'insan' ne kadar erken kendi varlığının/benliğinin farkına varırsa, büyükmek denilen eylem o kadar çabuk gerçekleşiyormuş.

Bir süre günlüklerimin satır başlarına sürekli 'Büyüyorum' diye yazarak başladım. Büyümek değilmiş bendeki, farkına varmakmış öğrenmekmiş.

Yalnızlık denilen, tek başına yaşanılan o dopdolu eylem, benim en iyi tecrübem belki de.

Yazı için teşekkürler.
1 sa beğen 1 cevap
Elif (@julioco)
Sevgili @caglahayat sanırım anlamadığımı bu yazıyla anladım. Birinin kendini bir yere koyamamasının sebebi büyürken dünyaya alışmasını alıştıklarından olmasını kabullenememesi, bunu devam eden yola koyması da bu konuda yanılıyor olmayı istemesinden miydi? Ama onun yolunda az da olsa çocukluk masumiyetini koruma umudu var ondan hala bir yerde değil. Bu sondan kaçış mümkün mü bunun cevabını bilmiyorum, mümkün değilse de pes etsek kendimizden bir adım daha uzaklaşmış oluruz değil mi veya düşüncen gibi ilerdeki biz asıl 'kendimiz' olacaksak bir adım daha yaklaşmış olacağız

Üst üste gelmesi bir bana yaradı bu sefer kafamdan duman değil ışıklar çıktı.☺🙄
Sevgili @cortazar kusursuz bir şekilde dile getirmişsin. Tebrik ederim demek haddime mi bilmiyorum nice güzel yazılarını okuyalım diyelim

"...Böylelikle herkes büyüyor ve bürünmek zorunda bırakıldığı yabancıyı yavaş yavaş benimsiyordu. Bense nedenini bilmediğim halde bu durumla mücadele ediyordum. Bu mücadelenin ödülüyse kendimle yaşadığım korkunç bir uzlaşmazlık olmuştu.

Tüm bu uzlaşmazlık yetmiyormuş gibi yaşamanın anlamını bilmeyen ben, artık yaşamayı becerebilmekle kalmamış ; oyunun tüm kurallarını ince noktalarıyla öğrenebilmiştim. Sürekli dışarıdan izlediğim , ama daima uzak durduğum insanın bir parçasıydım artık. Bunun bedeli de ağır olmuştu : Masumiyetimi yitirmiştim. Kalbimin kirlenen her zerresinde binlerce kez öldüğümü hatırlıyorum. Kaybettiğim her parçam için ruhum yakama yapışıp hesap soruyor, benliğim tanımadığım bir yabancının simasına bürünüyordu..."

Kaç kişi mücadale ediyordur,benliği tanımadığı yabancıya karşı koymak istiyordur? Çok az
12 dk beğen 1 cevap
Kendimi Kandıramam
Kendimi Kandıramam
Yine onu düşünürken buldum kendimi. İçimi büyük bir hüzün kapladı. Neden ayrıldık ki biz? Halbuki ne kadar çok seviyorduk birbirimizi. Hani söz vermiştik birbirimize? Hani sonsuza dek beraber olacaktık? Ya neden bu haldeyim öyleyse? Bana niye zulmediyorsun!

Ah Tanrım! Bu acı dayanılabilir gibi değil! Ölmek istiyorum! Bir şans daha ver. Ne olur bir şans daha ver! Ben sensiz yaşayamam! Yapamam! Bir hiçim ben! Sen beni öldürdün. Beni bitirdin.

Madem beni terk edecektin, niye sevdin o zaman? Niye seni sevmeme izin verdin?

Kaderime lanet ediyorum. Unutmaya çalışıyorum. Başaramıyorum. Olmuyor. Yapamıyorum. İçiyorum. Bol bol içiyorum. Unutamıyorum. Her an, her saniye aklımdasın. Kendimi kandıramıyorum. Yüreğim yanıyor. Kimseye anlatamıyorum.

Şimdi sadece içmekten başka bir şey gelmiyor elimden.
1 beğeni · 0 yorum

Ceren Acer (Rıza)

@cerenacer948

Siyah Beyaz
Hayat ya siyahtır, ya beyaz... Ortası yok bu hayatın... Mutlu olursun, bütün yaşamın kar beyazı olarak görünür sana her ne kadar yolunda gitmeyen olaylar yaşansa da... Mutsuz olursun, kapkara olur hayatının akışı. önündeki mutlu anları göremezsin. Adeta bu mutluluklara kapı kapatırsın. Oysa ki herkes herşeyi zamanında yaşasa... Herkes herşeye hiçbir şekilde geç kalmasa...
0 beğeni · 0 yorum

Şeyda

@seydaadbek

günler güller
Bana bıraktığın güller yerini sensiz günlere bıraktı ..
0 beğeni · 0 yorum

umberto

@umberto

Çok karışığım. Bir yanım olabildiğince huzursuz ve yorgun. Diğer yanım mucizelere ve düşlerin gerçek olabileceğine halen inanıyor ve heyecanını koruyor. Bu iki yan arasında ben, eziliyorum.
0 beğeni · 0 yorum

seyyah33

@seyyah33

gel ki ...
öyle bir anda tut ki ellerimden
Ne bırakmaya cesaretim olsun ne de çekmeye zamanım
öyle bir sev ki beni taa derinlerimden
Ne hayır demeye dilim ne de sensiz kalmaya mecalim...
4 beğeni · 2 yorum
BUKALEMUN (@karacurin)
Uçurumdan düşerken ve nikah masası😶
21 sa beğen 1 cevap

Ne Oldum

@neoldum

Beklemek
Kuşkonmaz gökyüzünü yollar ettim/
Bakayım dedim de yüzüne ar ettim/
Hep nefisimi beklettim sabır ettim/
Nerdesin, gelmez bir mektup musun?/

Kim yazdı seni meçhul bir kağıda?/
Baktım, aradım dağıta dağıta/
Sonunda sığdırdım yeni bir ağıda/
Dillerde gizli bir cevap mısın?/

Meğerse ümitmiş, şimdi anladım/
Kendimi ben bu umuda bağladım/
Derdi, tasayı ateşe dağladım/
Sardın, erimez bir zincir misin?
İstanbul
şehre puan vermedi, inceleme eklemedi.
0 beğeni · 0 yorum