ara

Tarih Meraklıları

Tarihi olaylar, karakterler ve fikirler paylaşılmalı.

Mustafa Kemal'in Askeri

@mustafakemalinaskeri

Kenya Devlet Başkanı
Kenya Devlet Başkanı
Batılılar geldiklerinde ellerinde İncil, bizim elimizde topraklarımız vardı.
Bize, gözlerimizi kapayarak dua etmeyi öğrettiler.
Gözümüzü açtığımızda, bizim elimizde İncil onların elinde topraklarımız vardı.
Jomo Kenyatta
1 beğeni · 0 yorum
Yere düşen bardaklar..
Yere düşen bardaklar..
“Az önce küme küme, birbirinden ayrı, birbirinden uzak birer alem yaşayan bahçe halkı ansızın ortak bir topluluk gibi aynı duygunun çevresinde birleşmiş oldu. Atatürk'ün gelişi onları öylesine büyülemiş, gönüllerini o denli kaynaştırmıştı. Onun toplayıcı gücü kendini burada da göstermiş.
Oraya Boğaziçi mehtabının tadını çıkarmaya gelenlerin gözüne, O'ndan başka her şey artık görünmez olmuştu. Müzik susmuş, şimdi herkes okşayan bakışlarla O'na bakıyor, sesini duyurmak için konuşmasını bekliyor.
Oysa, kendisi birkaç saat kendi kimliğinden ve çevresinden uzak, etiketsiz, protokolsüz, sıradan bir yurttaş özgürlüğünü yaşamak için gelmişti.
Baktı olmuyor. Üstelik eğlencesini bir yana koyan halkın, kendisinden bir şeyler beklediğini de görmekte. Ata bir gence yönelerek bu bekleyişe son veriyor: - Siz, delikanlı, ne iş yapıyorsunuz?
Delikanlı biraz şaşkın, ama çok mutlu, ayağa kalkıyor:
- Resim yaparım, Paşam.
- Güzel. Demek sanatçısınız. Şimdi bize sanatın ne olduğunu anlatır mısınız?
Genç, sanatın tanımını yapıyor. Ata topluluğa bakarak:
- Nasıl? Bu tanımı nasıl buldunuz? Diyerek bir konuşma açıyor.
Müzikle uğraştığı anlaşılan başka bir genç kalkıyor, değişik bir tanım yapıyor. Bu akademik konuşma umulandan çok ilgi topluyor, tartışma genelleşiyor, söz isteyenler parmak kaldırıyor. Derken konu değişiyor. Bu kez hukuk ele alınıyor.
Herkes kulak kesilmiş, Atatürk'ün bu konular üzerindeki düşüncelerini dinlerken araya beklenmedik bir olay giriyor. Eşi ve çocuklarıyla bir köşede oturan yaşlıca bir efendinin elinden nasılsa bir bardak kurtuluyor ve o sessizlik içinde kulakları irkilten şangırtı ile yerde parçalanıyor. Herkesin yerici gözleri bu yakışıksızlığı yapanın üzerinde toplanıyor.
Adamcağız nerde ise, sakarlığının verdiği utançtan ölecek. Demeye kalmadan ikinci bir şangırtı, bu kez bakışları, kendi bardağını da yere bıraktıktan sonra eli henüz havada duran Ata'nın gülen yüzü ve hoşgörürlük taşıyan gözleri üzerine çekiyor.
Ve halk, bu davranıştaki inceliği kavradığını uzun, çok uzun alkışlarla anlatıyor.”
5 beğeni · 0 yorum
Mustafa Kemal Atatürk Ertuğrul Yatı’nda,mânevi kızı Afet İnan’la birlikte (1935)
6 beğeni · 0 yorum
19 Mayıs 1916 : Atatürk’ün Siirt’ten Madam Corinne’e Fransızca mektubu: “Batıdan doğuya kadar devam eden uzun ve yorucu bir yolda iki ay kadar seyahat ettikten sonra biri istirahat ânı bulunabileceğine inanılır, değil mi? Fakat heyhât! Görülüyor ki, bu ancak ölümden sonra
mümkün olacak!”
6 beğeni · 0 yorum
 Bir Türk dünyaya bedeldir..
Bir Türk dünyaya bedeldir..
.
Zeki Cemal Bey anlatıyor:

Ata Kastamonu'yu ziyaret etti. Kışlaya da uğradı. Koğuşları geziyordu. Her koğuşta birçok askeri vecizeler vardı. güzel sözlerdi bunlar. Bir koğuşta büyük bir levha yazılmış: .
- Bir Türk on düşmana bedeldir.
Atatürk bunu görünce birdenbire durdu, yüzü değişti, gözleri dağıldı. Sonra sert bir sesle: .
- Hayır, hayır...dedi. Bir Türk dünyaya bedeldir.

Zeki Cemal Bakiçelebioğlu
_____________________________________________
Kaynak: Em. Tümg. Muzaffer Erendil; İlginç Olaylar ve Anekdotlarla Atatürk, T:C. Genelkurmay Başkanlığı, Genelkurmay Basımevi, Ankara, 1989, sayfa. 165.
7 beğeni · 0 yorum

Mustafa Kemal'in Askeri

@mustafakemalinaskeri

16 Mayıs 1919
16 Mayıs 1919
16 Mayıs 1919
Mustafa Kemal Paşa ile birlikte beraberindeki heyet, deniz yoluyla Samsun'a ulaşmak için İstanbul'dan yola çıktı.
9 beğeni · 0 yorum
Mustafa Kemal Atatürk Afganistan Kralı Amanullah Han ve eşi Kraliçe Süreyya ile birlikte
(Mayıs 1928)
14 beğeni · 0 yorum

Mustafa Kemal'in Askeri

@mustafakemalinaskeri

Köy Enstitülerinde...
Köy Enstitülerinde...
1940'lı yıllarda Köy Enstitülerinde ders veren hocalar...
11 beğeni · 0 yorum

Yol Ayrımı

@gayrisafimillihasila

Orgazmın Teknolojisi: “Histeri,”
Orgazmın Teknolojisi: “Histeri,”
Kadın Sağlığı Hareketinden Sesler isimli devasa derlemenin ikinci cildi, Nisan ayında, Ayizi Yayınları tarafından yayınlandı. İlk cildi 2014 yılında çıkan bu derleme, beden politikalarının somut görünümlerine ilişkin son derece ilham verici bir çalışma. Meselenin Michel Foucault ya da Judith Butler’la değil de vajinamızla, göbeğimizle, saçlarımızla, cinsel şiddetle yahut ilaç şirketleriyle ilgili olduğunu hatırlatıyor. İlk cilt daha çok kadın sağlık hareketinin tarihi, doğumun medikalizasyonu, doğum kontrolü meseleleri ve annelik etrafında dönüyordu; bu kez “Seks” bölümüyle başlıyor, “Psikoloji ve Kadınlar”, “Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklar”, “Yaşamın Sonu Meseleleri” gibi bölümlerle daha geniş bir alana yayılıyor. İki cilt de korkutucu hacimlerine karşılık, çok sayıda ve farklı “dillerde” yazılmış bölümden oluştuğu için, her meraktan okurun ilgisini çekebilecek nitelikte.

Bu yazı Leora Tanenbaum’un, Rachel P. Maines’in kitabı The Technology of Orgasm: “Hysteria,” the Vibrator, and Womens’s Sexual Satisfaction (Orgazmın Teknolojisi: “Histeri,” Vibratör ve Kadınların Cinsel Tatmini), Baltimore: John Hopkins University Press, 1999, üzerine yazdığı ve Women’s Review of Books’ta Nisan 1999’da yayımlanan yazısından uyarlanmış, izin alınarak yeniden basılmıştır. Doktorların kadın cinselliğini “manipüle etme” tarihine ilişkin ilginç vakalardan biri Technology of Orgasm’da (Orgazmın Teknolojisi) Rachel Maines tarafından tesadüfen keşfedilmişti. Bu yazı, kitap üzerine Leora Tanenbaum tarafından yazıldı.

Pek çok insan, seksi heteroseksüel birleşmeyle eş tutar. Örneğin, oral seksin seksten sayılmadığı fikri o kadar yaygındır ki, bunu icra eden yeniyetmeler kendilerini bâkire olarak tanımlar. Öyle ki, birkaç yıl önce ulus çapında gerçekleştirilen “Amerika’da Seks” anketine katılan ve cinsel hayatlarıyla ilgili soruları cevaplayan 3 binden fazla Amerikalı’nın yüzde 95’i en son seks yaptığında vajinal penetrasyon gerçekleştirdiğini söylemiştir. Ankete katılanların yüzde 80’i de son bir yıl içinde her seks yaptığında vajinal penetrasyon yaşadığını belirtmiştir. Çeşitlilik fırsatı mevcut olsa da penetrasyon hâlâ açık ara en popüler heteroseksüel eylemdir.

Ve bu çok kötü. Biz kadınlar penetrasyonun illa – nasıl söylesem – en tatmin edici cinsel eylem olmadığını çok iyi biliyoruz. Shere Hite’ın 1976’da yayınladığı kadın cinselliğiyle ilgili Hite Raporu’nda ortaya koyduğu üzere, kadınların büyük çoğunluğu penetrasyon yoluyla orgazm olmuyor. Cinsel penetrasyonun kadınlardan ziyade erkeklerin yararına olduğu açık: Kendisi partnerinin aldığı tatmine ekstra özen gösterse de göstermese de penetrasyon yoluyla cinsel ilişki heteroseksüel erkek için hemen her zaman orgazmla sonuçlanır. O zaman, cinsel açıdan hüsrana uğramış heteroseksüel kadın, gerilimini nasıl atacak? Cevap: Vibratörle. Kolay, hızlı ve garantili. Çoğumuzun bildiği gibi vibratör elle mastürbasyon yapmaktan çok daha etkili.

Vibratör, sandığınızdan daha uzun süredir kullanılıyor. Tarihçi Rachel Maines, Orgazm Teknolojisi (The Technology of Orgasm) kitabında bu cihazın evriminin izini sürerken, kökeninin 1880’lere kadar gittiğini anlatıyor. Vibratörün öncüsü sayılabilecek, ebelerin ya da doktorların uyguladığı genital bölge masajının Hipokrat zamanına uzandığını da… Neredeyse bin yıl boyunca, genital bölge masajı “histeri” teşhisi konulan sözde hasta veya sapkın kadınlar için tasarlanmış, tıbbi açıdan onaylı bir prosedür olarak uygulandı. Maines, Batı tıbbının uzun süredir var olan cinsel birleşme (coitus) tercihini ve sadece penetrasyon yoluyla tatmin olmayan kadınlarla ilgili hissedilen şüpheleri ortaya çıkarmak için vibratörü, tabiri caizse, bir araç olarak kullandı. Bu özgün, nükteli, sıkıca çalışılarak hazırlanmış (eski moda vibratörlerin fotoğrafları ve çizimlerini de içeren) zihin açıcı kitapta Maines, kadınların cinsel açıdan tatmini konusundaki erkek merkezli önkabulleri ve “histeri” konusunu masaya yatırıyor. Maines’in bu konuyu seçme nedeni de vibratörün tarihi kadar ilgi çekici. Yüksek lisans çalışması için dikiş nakış işlerinin tarihini araştırırken Modern Priscilla ve Woman’s Home Companion gibi yüzyılın başında yayımlanmış kadın dergilerini taraması gerekmiş. Bu sırada sayfa kenarlarındaki vibratör reklamları ilgisini çekmeye başlamış. Reklamlarda kullanılan “ağır edebi dil” konusunda önce kendini suçlu hissetmiş: “Herhalde ben art niyetliyim diye düşündüm.” Şüphesiz ki bu elektrikli aletlerin amacı mastürbasyon değildi (Maines’in söylediğine göre, reklamı yapılan aletlerden birine, fazilet ve namusu çağrıştırması için 1880’lerin İngiltere Episkoposluğuna ait bir cinsel iffet kuruluşunun ismi – White Cross – verilmiş.) Ama Maines’in merakı giderek artmış ve konuyu, yirminci yüzyılın başlarından kalma on bir vibratöre ev sahipliği yapan (müzenin kataloğunda aletler “kas-iskelet rahatlatma aletleri” olarak listelenmiş) Minneapolis Bakken Library and Museum of Electricity in Life’ta (Bakken Gündelik Yaşamda Elektrik Kütüphanesi ve Müzesi) araştırmış. Müze personelinin de teşvikiyle Maines, tekstil tarihi araştırmasını bırakıp bu “emeğin sermayeyle ikame edildiği yeniliğin” kökenlerini araştırmaya koyulmuş.

http://www.5harfliler.com...in-teknolojisi/
0 beğeni · 0 yorum