ara

Tarih Meraklıları

Tarihten öğrenilecek çok şeyin olduğuna inananların odasıdır. Tarihi olaylar, karakterler ve fikirler tartışılabilir. Kendi yorumlarınız önemlidir.
Kuraldışı: Copy-Paste, metinsiz link, metinsiz resim

FİLOZOF

@kultur-elcisi

BU PAYLASTIGIMI  OKUMANIZI DİLERİM
Paylaştığımın bir sonraki sayfada belgesi .

FİLOZOF

@kultur-elcisi

BU PAYLASTIGIMI  OKUMANIZI DİLERİM
.

Şimdi sizlere ülkemde emperyalizmin oynadıkları çirkin oyunlarından birinin belgesini sunuyorum. Batılılar hep öldürmeyi . Biz ise ulusal milli kurtuluş mücadelemizi Atatürk ve onun silah arkadaşlarıyla bölünmeden yurdumuzu nasıl kurtaracagimizi öğrendik .

BAZI KÜRT AŞİRETLERİ : "KÜRDİSTAN SORUNU YOKTUR!"
İKİ YIL SONRA 17 MART 1921'de , BAZI KÜRT AŞİRETLERİNİN TBMM BAŞKANI MUSTAFA KEMAL'E GÖNDERDİKLERİ TELYAZISINDA, GERÇEĞİ ONLARIN DA GÖRDÜĞÜNE VE işgalci Batı'dan merhamet dilenmeyeceklerini " dile getirdiklerine tanık oluyoruz.

BELGEYİ PAYLAŞIRKEN BAZI İNSANLARIN İSİMLERİ ÇIKMAMIŞTIR. BURADA SİZLERLE PAYLAŞAYIM.
ÜLEMAYI EKRATTAN RÜŞTÜ, BÜKLER AŞİRET REİSİ HÜSEYİN


SİZCE BARZANI KİM? NICIN BIZIM ÜLKEMİZE GELİR ,HİÇ DÜŞÜNDÜNÜZ MÜ? O KİŞİ TÜRK MÜ? HAYIR DEĞİL , İÇİMİZDEKİ HAİNLERLE BİR OLUP BİZDEN TÜRKİYE CUMHURIYETININ DOĞUSUNDA BİR KÜRDİSTAN KURMAYA ÇALIŞAN BİR ZAT . O PKK TÜRK ASKERLERİNİ ÖLDÜREN BİR PKK DIR. BİZİM PKK 'A VERECEĞİMİZ TOPRAĞIMIZ YOKTUR. ÜLKE ÜZERİNE BİR ÜLKE DAHA KURULAMAZ. EVİN ÜZERİNE , EV OLUR MU?

Shogun

@demindensimdiyegeldim

Hun İmparatorluğu'yla ilgili tarihi bilgileri 'ters yüz eden' araştırma
İngiltere'deki Cambridge Üniversitesi tarafından yapılan yeni bir bilimsel araştırma, Hun İmparatoru Attila'nın Roma İmparatorluğu'nu işgali sırasında yerel halka büyük şiddet ve baskı uyguladığı yönündeki tarih bilgisinin yanlış olabileceğini ortaya koydu.
Yeni araştırmaya göre Attila, bugüne kadarki tarih kitaplarının yazdığının aksine, işgal ettiği yerlerde yerel halkla iyi bağlar kurmuş olabilir.
Bu yeni araştırmanın, Attila ve ordularının işgal ettiği yerlere sadece korku ve yıkım getirdiği yönündeki bilgiyi tartışmaya açabileceği belirtiliyor.
Cambridge Üniversitesi, Roma İmparatorluğu'nun bir dönemki sınır bölgesi olan Pannonia'daki (bugünkü Macaristan) mezar alanlarında yeni bir araştırma yürüttü.
Araştırmanın sonuçları bugün Plos One dergisinde yayımlandı.
Araştırma, bu bölgede yaşayan sıradan insanların Hunların gelişi sonrası hangi sorunları yaşamış olabileceğine odaklandı.
Yerel halkın beslenme ve mekânsal hareketliliğine dair bilgi edinmek için, mezarlardan çıkarılan diş ve kemiklerde biyokimyasal testler yapıldı.
Bu sonuçlar, bazı köylülerin yerlerinden ayrılarak bazı Hunlar gibi sürekli hareket halindeki sığır çobanları haline geldiklerini ve belki bazılarının da bazı aşiretlere katılıp silahlandığını ortaya koydu.
'Kültür savaşı değil işbirliği ve bir arada yaşam'
Yine sonuçlara göre bazı Hunlar da burada yerleşik hayat anlayışı ve tarımla uğraşmanın keyfiyle tanıştı. Bu nedenle de seyahat tutkularını ve büyük ihtimalle uyguladıkları şiddeti arkalarında bıraktılar.

http://www.resimag.com/43f92fdc.jpeg

Araştırmanın başındaki isim, Cambridge Üniversitesi Arkeoloji bölümünden Dr. Susanne Hakenbeck'e göre bu veriler, temelde şunu ortaya koyuyor: Hunlar, bölgedeki çiftçilerin ilgisini çeken bir hayat anlayışını buraya taşımış olabilir. Ve aynı zamanda onlardan bazı yenilikler öğrenmiş ve bu bölgeye kendileri de yerleşmiş olabilir.
Hakenbeck'e bu, Hunlarla ilgili bugüne kadar bilinen bazı bilgileri tamamen değiştirebilir:
"Roma İmparatorluğu'nun son yüzyılındaki anlatımlar şiddet sarsıntısı üzerine odaklanıyorken yeni verilerimiz, sınır bölgesindeki yaşayan insanlar arasında belli bir seviyede işbirliği ve bir arada yaşama durumunun olduğu izlenimini veriyor. Kültür savaşlarından çok uzak bir şekilde, hayat tarzları arasındaki değişimler, siyasi olarak istikrarsız zamanlardaki sigorta poliçesi olmuş olabilir."

http://www.bbc.com/turkce...-dunya-39361771

C.

@cansel257

Aşk Tablosu
Hangi insan yapar ilk kez gördüğü bir insanın resmini?
Bir gülle meşhur tablo...

İbrahim Çallı, Waterhouse gibi özgürce kadın ruhunu anlatmamıştı belki, ama dönemin Türkiyesi’nde kadının toplum içinde değişen ve gelişen duruşunu yansıtmıştı. İlginç bir şekilde Türk kadının başında örtü olsa da, elbisesi transparan ve İngiliz kadından çok daha kadınsı. Ancak ne var ki, Waterhouse’un kadınının gülü kokladığı o an, o kokuyu damarlarına çektiğini, aşık olduğunu görüyoruz.

Sanat aşıklarına....:)
CEVİZKABUĞU (@karacurin)
Sen tabiki sen bir tanem .(kayahan) - 23.03.17

ruhadam

@ruhadam

http://www.resimag.com/e6698745.jpeg


Yenidünya'ya ayak basan Avrupalılar, binlerce yıldır bu kıt'ada yaşayan ve büyük devletler kurmuş bulunan Kızılderilileri çeşitli yöntemlerle yok etmişlerdir. Savaşarak yenemedikleri yerlileri dünya tarihinin bilinen ilk biyolojik savaşıyla ortadan kaldırmışlardır. Misyoner rahibeler rutin sağlık muayenesi adıyla Kızılderili köylerini gezerek çiçek hastalığı mikrobu yaymışlardır. Osmanlı Devleti'nin Kızılderililere gönderdiği çiçek aşısı ise muhatap bulunamadığı için etkisiz kalmıştır. Biyolojik soykırım… Lord Jeffrey Amherst, on sekizinci yüzyılın ortalarında, Kuzey Amerika'daki İngiliz kuvvetlerinin komutanı olarak büyük bir zafer kazanmış ve bir milyona yakın Kızılderili'yi birkaç haftada ortadan kaldırmıştır. Carl Waldman'ın "Kuzey Amerika Kızılderilileri Atlası" (Atlas of the North American Indian, NY: Facts on File, 1985) isimli eserinde, Şef Pontiac liderliğindeki Kızılderililer'in kuşatmasının "Biyolojik Savaş" yoluyla nasıl yarıldığına ilişkin açık ifadeler yer alır. Araştırmacı-Yazar Levent Elpen bu konuda şu ifadeleri kullanır: Fransız desteğini alan Pontiac isimli Kızılderili Reisi; Delawareler, Huronlar, Illinoiler, Kickapoolar, Miamiler, Potawatomiler, Senecanlar, Shavneeler, Ottavalar ve Chippevalar gibi bir çok kabileyi bir araya getirerek, büyük bir Kızılderili ordusu kurmuş ve İngilizler'i geldikleri yere, Apalache Dağları'nın ötesine sürmeyi hedefleyerek saldırıya geçmişti. Pontiac'ın bu hedefi gerçekleştirmesi için, Pitt Kalesi'ndeki (bugün Pittsburgh şehri) İngilizler'i ortadan kaldırması gerekiyordu. Pontiac, bu amaçla 1763 yazında Pitt Kalesi'ni kuşattı. İngilizler Çiçek mikrobu bulaştırılmış battaniyeleri ve mendilleri Kızılderililere barış isteğinin hediyesi olarak gönderip salgın başlatarak birkaç hafta içinde karşısında savaşacak güçte bir tane bile Kızılderili birliği bırakmayarak büyük zafer (!) kazanmıştı. Bizzat (Lord) Amherst, Ecuyer'e yazdığı mektuplarla bu taktiği vermiş ve onu cesaretlendirmişti." Lord Amherst, mektuplarından birinde onları "İğrenç ırk" olarak tanımlamaktan çekinmemiş ve Biyolojik Savaş'ın Kızılderililerin "top yekûn imhası" için mükemmel bir araç olduğunu yazmıştı. Ondokuzuncu yüzyılda ABD Ordusu, "Yerli Problemi"ni kontrol altına almak için, çiçek mikrobu bulaşmış battaniyeleri, özellikle büyük düzlüklerde yaşayan Kızılderililer'e göndermişti (Stearn and Stearn 1945, s.148). 1915'de Missisippi'de bir başka Amerikalı doktor, 12 yerliyi, pellagra hastalığının tedavisindeki araştırmaları için kobay olarak kullanmıştı. 1932'de Tuskegee Frengi Deneyi olarak bilinen çalışmada, 200 Kızılderili ve zenciye, kobay olarak frengi mikrobu bulaştırıldı. Bunlardan 100'ü ölürken geri kalanı kabilelerine geri gönderilmişti.

http://www.resimag.com/fad4f1a5.jpeg


16 Haziran 1763 tarihinde İngiliz General Amherst, Henry Bouget'e Kızılderili katliamlarının nasıl gittiğini sorduğunda şu ibretli cevabı almıştır: Quebec'in kurucularından Bouget, "İyi gidiyor ancak henüz hepsini temizleyemedik. Dağlara kaçtılar. Ormanlardaki ağaçların hepsi yerlileri korumaya çalışıyor gibi…" Sürek avı düzenlemişler Lord Amherst 16 Temmuz 1763 tarihli mektubunda Kızılderilileri hayvan gibi sürek avı düzenleyerek yok etmekten bahsederek, "Kızılderililere, bu aşağılık ırkı top yekûn İmha etmeye yarayan bütün diğer metotlar kadar iyi olan battaniye ile mikrop bulaştırmayı denemekle çok iyi yaparsınız. Onları, gayet etkili olabilecek sürek avı ile kovalama planınızdan da memnun olmalıydım ama bu şimdilik yeterli köpeğiniz olmadığı için çok uzak görünüyor" diyordu. Hep vahşi gösterildiler Kızılderililer psikolojik harbe de maruz kaldılar. Yetişen gençler kendi kendisinden nefret etsin ve millî bilinç uyanmasın diye, filmlerde Kızılderililer hep vahşi ve kaba gösterilirken, "WASP" beyaz adam medeniyet getiren insan olarak tasvir edildi. Hollywood'un bu çalışmasından başka Kızılderili kızlar etnik pornografik unsur olarak kullanılarak millet bilincinin oluştuğu aile ocağı çökertildi.

http://www.resimag.com/e49ee9da.jpeg


“Beyazlar bize birçok söz verdiler, hatırlayamadığım kadar çok; bir tekinin dışında hiçbirini tutmadılar. Toprağımızı alacaklarını söylediler ve aldılar”
Kırmızı Bulut (Mahpiu Luta / Sioux)

“Beyazların uyduğu hangi anlaşmayı Kızılderili bozdu? Hiç. Beyaz adam bizle yaptığı hangi anlaşmaya uydu? Hiç. Ben bir çocukken, dünya Siouxlarındı; güneş, onların topraklarında doğar ve batardı; savaşlara on bin kişi gönderirlerdi. Bugün savaşçılar neredeler? Onları kim katletti? Topraklarımız nerede? Onlara kim sahip? Hangi beyaz adam onun toprağını ya da parasını çaldığımı iddia edebilir? Yine de benim bir hırsız olduğumu söylüyorlar. Hangi beyaz kadın, ne kadar yalnız olursa olsun, benim tarafımdan esir alındı ya da onuru kırıldı? Yine de, benim kötü bir Kızılderili olduğumu söylüyorlar. Hangi beyaz adam beni sarhoş gördü? Kim benim yanıma aç geldi ve doyurulmadı? Kim beni karımı döverken ya da çocuklarıma kötü davranırken gördü? Hangi kanunu çiğnedim? Kendimi sevmem yanlış bir şey mi? Derimin renginin kırmızı olması çok mu kötü; ya da bir Sioux olmam; babamın yaşadığı yerde doğmuş olmam; halkım ve topraklarım için canımı verebilecek olmam?”
Oturan Boğa (Tatanka Yotanka)

“Beyazlar hiçbir zaman toprağa ya da geyiklere ya da ayılara aldırmadılar. Biz Kızılderililer bir hayvanı öldürdüğümüz zaman, onun bütün etini yiyoruz. Kökleri kazdığımızda küçük çukurlar açıyoruz. Ev yaptığımızda, küçük çukurlar açıyoruz. Biz çekirgeler için otları yaktığımızda, hiçbir şeyi mahvetmiyoruz. Biz, meşe palamutlarını ve fıstıkları sallayarak düşürüyoruz. Ağaçları baltalayıp devirmiyoruz. Biz yalnızca kurumuş ağaçları kullanıyoruz. Ama beyazlar toprağı deşiyorlar, ağaçları söküyorlar, her şeyi öldürüyorlar. Ağaç diyor ki ‘Yapma. Acıyor. Canımı yakma.’ Ama onlar, onu baltalayıp kesiyorlar. Toprağın ruhu, onlardan nefret ediyor... Kızılderililer asla bir şeyin canını yakmaz, ama beyazlar her şeye zarar veriyorlar... Kaya diyor ki, ‘Yapma. Canımı yakıyorsun.’ Ama beyazlar hiç umursamıyor... Beyaz adamın ona dokunduğu her yer acıyor.”
Yaşlı bir Wintu kadını

http://www.resimag.com/b6f705b2.jpeg


“Büyük geniş ovaların, güzel tepelerin, kıvrılarak akan ırmakların vahşi olduğunu düşünmüyorduk biz. Yalnızca beyaz adama göre toprak, vahşi hayvanlarla vahşi insanlar tarafından istilâ edilmişti. Bizim için doğa vahşi değildi. Toprak cömertti, etrafımız Yüce Gizem’in bize verdiği nimetlerle doluydu. Bizim için doğa, ancak doğudan kıllı adamlar gelip de, gaddarca bir coşkuyla bize ve sevdiğimiz insanlara onca haksızlığı yaptığında vahşi oldu. Ormandaki bütün hayvanlar onun yayılmasından kaçmaya başladığında-işte ancak o zaman bizim için ‘Vahşi Batı’ başladı.”
Dinelen Ayı (Reis Luther / Sioux)

Kafa Derisi Yüzme!.. :
“Kızılderililerin beyaz adamın kafa derisini yüzmeye meraklı oldukları bilinir. Oysa işin aslı şudur: 1863 yılının Temmuz günlerinde Navaholar ile general Carleton arasındaki gerginlik sürmektedir. Soluk benizliler Navaholar’ı yıldırmak için hayvanlarına el koymaya, ekinlerini yakmaya başlar. Ama, bir grup Navaho savaşçısı Canby Kalesi’ni basarak koyunlarını, keçilerini geri alırlar. General Carleton, 18 Ağustos’ta askerlerine, getirdikleri her Kızılderili atı ya da katırına yirmi dolar, her koyuna ise bir dolar ödeneceğini duyurur. Yirmi dolar aylık alan askerler gözü dönmüş bir şekilde köylere saldırırlar... Ve, öldürülen Navaholar’ın kırmızı bir iple bağladıkları uzun, siyah saçları askerler tarafından kesilir. Zaman ilerledikçe Kızılderililer’in kafa derilerine ödül koyma alışkanlığı yaygınlaşır. Amerika’nın gerçek sahipleri hastalık, açlık, sürgün, tecavüz, işkence dışında beyaz adamdan yeni bir şey öğrenirler: Kafa derisi yüzme!..”
Sunay AKIN

http://www.resimag.com/53a0f37d.jpeg


Kolomb’un seyir günlüğünden bazı alıntılar: “..... Onlara kılıçlarımızı gösterdik. Keskin demir silâhları ilk kez gördükleri belli. Kesmenin ne demek olduğunu bilmediklerinden, bazıları kılıçların keskin tarafını tutunca ellerini kestiler. ..... Bu insanlar ne herhangi bir mezhebe bağlılar, ne de puta tapıyorlar. Kötülüğü tanımıyorlar, birbirlerini öldürmeyi bilmiyorlar. Hiç silâhları yok. ..... Kızılderililer son derece sade, dürüst ve eli açık insanlar. Herhangi birinden sahip olduğu herhangi bir şey istenince hemen veriyorlar. Kötülüğün ne olduğunu hiç bilmiyorlar, çalmıyorlar, öldürmüyorlar. Komşularını kendileri kadar çok seviyorlar. Dünyada onlar kadar tatlı dilli insanlar yoktur. Her zaman gülüyorlar.”
Ama, Kızılderililer’in yüzlerindeki gülümseme çabuk kaybolur. Çünkü, Amerika Fatihi(!) yukarıdaki sözlerinin hemen ardından şunları yazar: “Elli adamla bu halkın hepsini boyunduruk altına alabilir ve onlara her istediğimizi yaptırabiliriz.”
Kız Kulesi’ndeki Kızılderili, Sunay Akın

http://www.resimag.com/7212723f.jpeg
CEVİZKABUĞU (@karacurin)
Güzel bir çalışma emeğine sağlık. - 23.03.17
Mehmet Akif’in dizelerinde;”Gösterdiği vahşetle bu bir Avrupalı” cümlesiyle çok iyi tasvir ettiği devletler, Kızılderilileri her ne kadar kıyımdan geçirmiş olsa da onlar kendi geleneklerini yaşatmaya devam ediyorlar. Kızılderilileri öz yurdunda garip, öz yurdunda parya yapan Avrupalılara bir Kızılderili Atasözü ile seslenmek istiyorum;
“Son ırmak kuruduğunda, son ağaç yok olduğunda, son balık öldüğünde; beyaz adam paranın yenmeyen bir şey olduğunu anlayacak”. - 23.03.17

FİLOZOF

@kultur-elcisi

☆☆☆☆☆☆LOZAN☆☆☆☆☆☆
Yarın LOZAN'nı okuyacağım. LOZAN demek ne demek bilir misiniz?Bende bilmezdim, ama araştırıp öğrendim .


LOZAN demek ;Tam bağımsızlık demek yani şudur; ulus yurdunu istediği gibi yönetecek; parana gelirine giderine sahip olacaksın ;madenini, fabrikanı, demiryolunu, toprağını, ormanını kendin işletip , buralardan çıkardığın zenginliği kendin için kullanacaksın; kendi orduna kendin sahip olacaksın; adalet direğini kendi yasalarınla ve kendi yüce yargıçlarınla, dik tutacaksın , ve de kendi çocuklarını kendi dilinle , kendi dileğinle, kendi kültür peteginin balıyla besleyip,büyüteceksin demek.

YANİ EGEMENLİK EGEMENLİK EGEMENLİK....&
FİLOZOF (@kultur-elcisi)
Bu paylaşım daha güzel oldu. - 22.03.17

FİLOZOF

@kultur-elcisi

Sizce hangisi
Nerden başlamalı MUSTAFA KEMALİMİZİ ANLATMAYA; orduları deniz'e döken MUSTAFA KEMAL, köylüye neden milletin efendisi dediğini, sanata ve sanatçıya verdiği önemi , Hürriyeti bağımsızlığı özgür iradeyi sonsuz bir güveni ile milletine halkına sunan bir MUSTAFA KEMAL , Geometri kitabı yazdı, üçgen ,açı, dikdörtgen gibi 48 tane terimin isim babasıdır. Cebinden 50 bin lira çıkararak , Elmalı Hamdi YAZAR'a KURAN-I KERİM 'in Türkçesinin yazdırdı. Tarih hep bunu yazacaktır . Şunu da yazayım, Kemalimiz Türk tarihinde ilk resim sergisini açtı .Başöğretmen sıfatlı tek lider.

Dilbilimci, tarihçi, yazar,asker, antropolog,sosyolog devlet ve halk adamı BAŞKOMUTAN MUSTAFA KEMAL ATATÜRK ve daha niceleri .
O hitler gibi bazı yöneticiler gibi halkın cebinden alınan paraları gemiciklere yatırım yapmadı.
Köylüden alınan aşar vergisini kaldırdı Atamız . Boşuna demedi "köylü milletin efendisi "

Norveçte Atatürk gibi düşünmek vardır .






Amerikalılara , emperyalist devletlere ise gözünü para hırsı ile bürümüş ,insan sevgisinden yoksun. Emperyalist devletlere tarih onlara hep sömürücü diyecektir.

FARK ÇOK BÜYÜK KAPATILAMAZ. ŞİMDİ SORUYORUM HANGİNİZ DİKTATÖRSUNUZ.
merve karaca (@merve-karaca150)
- 22.03.17
AwardWestHam (@trax)
Kendisine minnet borcumuz vardır. Ama bu yazdığın şeylere yanlışlarını da eklemeliydin. Kimseyle kıyaslamadan yazıyorum bunları. Biriyle kıyaslama yapmam söz konusu değildir.ama yaptığı bazı yanlışların cezalarını bugun bile çekiyoruz. - 23.03.17

Dokatri

@halime732

Dünya Dahisi Einstein
Nobel ödüllü fizikçi Albert Einstein'ın, normal insanların beyninden çok daha farklı bir beyne sahip olduğu ortaya çıkarıldı.
Florida Eyalet Üniversitesi'nden evrimsel antropolog Dean Falk, Einstein'ın beyninin büyüklük ve şekil açısından normal olduğunu, ancak beynin bazı kısımlarındaki anatomik özelliklerin son derece farklı olduğunu söyledi.

Falk, Einstein'in beyninin prefrontal, somatosensoriyel, motor, paryetal, temporal ve oksipital kortekslerinin olağanüstü özellikler gösterdiğini belirtti. Bu özelliklerin Einstein'in mekansal ilişkilerin görsel algısı ve matematik yeteneklerine nörolojik destek sağladığına dikkati çeken Falk, "Einstein'in beyninin ön lobu aşırı derecede kıvrımlı, paryetal loplar da olağanüstü bir biçimde asimetrik. Somatosensoriyel ve motor korteksler ise sol yarımküreye doğru büyük bir genişleme gösteriyor" dedi.

1955 yılında hayata vedan eden Einstein'in beyni, kafatasından çıkarılmış ve çeşitli açılardan fotoğraflanmıştı. Bu fotoğrafların çoğu, 1955 yılından bu yana kayıptı.

Bu fotoğraflardan 14'ü, kısa bir süre önce fotoğrafları çeken patolog Thomas Harvey tarafından New Jersey'deki Ulusal Sağlık ve Tıp Müzesi'ne bağışlanan belgeler arasında bulundu.

Einstein'in beyni fotoğraflandıktan sonra incelenmek üzere 240 parçaya bölünmüştü. Bu parçaların büyük bir kısmı, hala Princeton Üniversite'si bünyesindeki Ulusal Sağlık ve Tıp Müzesi'nde saklanıyor. Diğer parçaların nerede olduğu ise bilinmiyor.

Einstein, genel görecelik kuramını geliştirerek bilim dünyasında devrim yapan ve 1921 yılında fotoelektrik etki üzerine çalışmalarıyla Nobel Fizik Ödülü'ne layık görülmüştü.

Falk'ın "Albert Einstein'ın Serebral Korteksi: Yayımlanmamış Fotoğrafların Ön Analizi" adlı çalışması, "Brain" dergisinde yayımlandı.

Öte yandan, araştırmada elde edilen bulgular, önemli bir soruyu da gündeme getirdi: "Einstein, olağanüstü bir beyine sahip olduğu için mi fizikçi oldu, yoksa fizikle uğraşması, beyninin belirli kısımlarının olağanüstü bir biçimde değişmesine mi neden oldu?"

FİLOZOF

@kultur-elcisi

1919 'un sifresi
Daha önceden instgramda paylaşip bilgilendirdiğim için fotoğrafını çekip bu şekilde paylaşmak istedim. Yazmakla uğraşmayayım. Ama size diyorum ki bu kitabı alıp okuyunuz . Gerçekten çok bilinçli ve güzel anlatmış HCEVİZOGLU hemde belgeli bir şekilde.

erhan

@munzevi

Kesip rîş-i sefîdim pîr iken yosma civan oldum
Makam-ı mevlevide şeyh idim pîr-i mugan oldum

Ne sâfi müslüman kaldım ne oldum kıpkızıl kâfir
Giriftâr-ı belâ-yı fitne-i âhir zeman oldum

Dilimde nûr-ı imanım başımda kapkara şapka
Misâl-i fecr-i kâzip nûr u zulmetle ayân oldum

Dedim âyinede seyr eyleyince kendimi fi’l-hal
Balıkçı Kör Yivan yahut kuyumcu Estepan oldum

Semâ-ı mevlevîyi terk edip öğrenmedim dansı
Selânik dönmesinden de beter bir müsliman oldum

Unuttum ebcedi bilmem Latince harf ile yazmak
Bugün bâzîçe-i nâçîz-i etfâl-i cihan oldum

Aba bonjur silindir şapka oldu sikke-i molla
Bu uydurma kıyafetlerle rüsva-yı cihan oldum

Ne şâhân-ı seleften nâil oldum lütf u ihsana
Ne cumhuriyyet erkânıyla yâr-ı hem-‘inan oldum

Müderrisler bana Dârülfünun’da eyledi sebkat
Cehaletten hamakatten eğerçi imtihan oldum

Teemmül eyleyip ‘es-sabru miftahu’l-ferec’ sırrın
Misâl-i deyr-i patrik-i zaman-ı bî-imtinan oldum

Şuûn-ı hikmete baktıkça sabr etmek ne mümkündür
Bugünlerde beni afv eyle yâ Rab bed-zebân oldum

Nevâ-yı nây ile raksan olurken bir zamanlar ben
Belâ-yı hicr ile şimdi mücessem bir figân oldum

Abdülbaki Dede (Baykara, 1883-1934)

Sakalını kesen, şapka takan bir Mevlevî şeyhi ahvalini ve iç sıkıntılarını anlatıyor...

- Yenikapı Mevlevîhânesi postinişini
- 1911-20 Meclis-i Meşayıh azalığı var
- I. Dünya Savaşında binbaşı rütbesiyle alay kumandan vekili
- Tekkelerin kapatılmasından sonra kütüphanelerde tasnif memurluğu yapmış
- Darulfünun İlahiyat Fakültesinde Farsça okutmuş
EK 1
İsmail Kara

Cumhuriyet Türkiyesi’nde Bir Mesele Olarak İslâm 1, s.267-268 20.03.17
Martin Heidegger (@martin-heidegger)
Ben de fena oldum ama Namık Kemal ile teskin edeyim kendimi." Hakir olduysa millet şânına noksan gelir sanma
Yere düşmekle cevher sâkıt olmaz kadr ü kıymetten" - 21.03.17