ara

Yeni Öğrendim

Yeni öğrendiğin ve herkesin öğrenmesini istediğiniz bilgileri paylaş. Netten copy-paste YAPMA!

Anka.

@zumruduanka

Fiilsiz 233 Sayfa ve Bir Cenaze.
Fiilsiz 233 Sayfa ve Bir Cenaze.
2004 yılında, Fransız yazar Michel Thaler 233 sayfalık hiçbir fiil içermeyen kitabı, Le Train de Nulle Part (Hiçbir Yerden Gelen Tren) kitabını yayımladı.

Romanın önsözünde Thayer, fiili "edebiyatımızın istilacı, diktatörü, gaspçısı" olarak adlandırmıştır. Ayrıca, Thaler fiiller hakkında şöyle söylemiştir: “Fiil, çiçek tarlasındaki bir yabani ot gibidir. Çiçeklerin büyümesine ve gelişmesine izin vermek için ondan kurtulmanız gerekir. Fiilleri uzaklaştırın, dil kendiliğinden konuşacaktır."

Hatta, Thayer o kadar ileri gitti ki, Paris Sorbonne'da, "fiil" için iyi hazırlanmış, alaycı bir cenaze töreni düzenledi.
1 beğeni · 0 yorum

Anka.

@zumruduanka

Alaaddin, 1001 Gece Masalları ve Çin.
Alaaddin, 1001 Gece Masalları ve Çin.
Aladdin'in öyküsü, edebiyatın en tanınmış masallardan biridir. Önemli bir dersi öğrenmesi gereken genç bir kahramanı, egzotik bir ortamı, sağlıklı dozda bir miktar büyüyü, bir kötüyü ( ya da 2, okunulan versiyona göre değişir.) barındıran bir masal.

Evrensel olarak bilinen bu hikaye hakkında aslında çok şey var. Şehrazad tarafından anlatılan "Binbir Gece Masalları" ya da diğer adı ile "Arap/Arabistan Geceleri" eserinin bir parçasıdır. Aladdin'in hikayesi, Ali Baba ve Kırk Haramilerin hikayesi ve Sinbad ile birlikte Şehrazad'ın anlattığı en ünlü masallardan biridir.

İlk olarak, çoğu insan Alaaddin'in Orta Asya'dan geldiğini düşünür. Bu doğru mu acaba? Aslında, hikayenin en eski versiyonunda, Aladdin, Çin'in sokaklarında yaşayan fakir bir gençtir. Ve hikayesi Çin'e uzanan bir Arap da değildir. Çinli'dir. Bununla birlikte sokaklarda yaşayan bir yetim ya da öksüz değildir. En eski versiyonlarda, annesi ile birlikte yaşayan tembel bir çocuktur.

1924 yapımı Bağdat Hırsızı ve 1992 Disney yapımı Alaaddin filmleri nedeniyle, çoğu insan Alaaddin'i İran ve Orta Doğu karakteri olduğuna inanır.


Aladdin hikayesi, 18. yüzyılın başlarında Fransız çevirmen Antoine Galland tarafından koleksiyona eklendi. Galland bu masalı bir Arap anlatıcıdan duysa da, Aladdin hikayesi Çin’de (Orta Doğu’da değil, Uzak Doğu’da) yer almaktadır. Masalın orijinalinin Binbir Gece Masalları ile ilgisi yoktu ve yazıların hiçbirinde görünmüyordu. Ancak, Galland onu kendi versiyonuna eklediğinde, Arap Geceleri'nde tartışmasız en ünlü öykü haline geldi.

Hikayeyi Orta Doğu ile ilişkilendirmemizin en büyük nedenlerinden birisi, karakterlerin Arap isimlerine sahip Arap Müslümanlarından oluşmasıdır.

Aslında Binbir Gece Masallarının en ünlü üç hikayesi; Alaaddin, Sinbad ve Ali Baba ve Kırk Haramiler, Galland'ın eklemeleridir ve hepsi de bu kitabın en ünlü hikayeleridir.
Binbir Gece Masalları
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
4 beğeni · 0 yorum

Gülşah

@gulsahgc

Atina'nın at sineği
Atina'nın at sineği
Yaşadığı dönemde, insanları rahatsız eden düşünceleri ve sözleri nedeniyle Sokrates'e "Atina'nın at sineği" lakabı takılmış.
2 beğeni · 0 yorum

Anka.

@zumruduanka

Klasikler ve Bayılmalar 2: Üst Üste Giyilenler.
Klasikler ve Bayılmalar 2: Üst Üste Giyilenler.
Korse dışında bu bayılma durumuna dair bir diğer seçenek şu şekildedir:

Viktoryan döneminde iyi giyimli bir kadınının çok fazla giysi giymesi ve hatta yazın bile böyle bir hanımın korse, iç çamaşırı, koşum yastığı, çember ile desteklenmiş kabarık bir etek, iç etek ve başlık giydiği oluyordu.

Bazılarının bu kadar kıyafetin yarattığı aşırı sıcaklama nedeniyle bayılması olağan iken, bazılarının bu kadar kıyafeti taşıyamadığı da düşünülmüştür.

(Bu kadar kat kat kıyafetin başka olasılıkları da olabilir, mesela şair Henry Wadsworth Longfellow'un karısı, çember eteğinin üstüne yanan bir kibrit düşürdüğü için yanan kıyafetlerin altında yanarak öldü. Yangın söndükten sonra bile, kül halindeki kıyafetleri çıkarmak kolay olmadı.)
1 beğeni · 0 yorum

Anka.

@zumruduanka

Klasikler ve Bayılmalar: Korse.
Klasikler ve Bayılmalar: Korse.
Birçok klasikte, sinekler gibi bayılmak, 1800'lerde iyi yetiştirilmiş hanımların en ufak bir duygusal ya da fiziksel şokla karşılaştıklarında ortaya çıkan bir durumdur.

19. yüzyılda kadınlar genelde korse giyerlerdi. Gövdenin etrafına takılan korseler, sıkı sıkı dokumalı bir kumaştan veya deriden yapılmış olup, içinde dikey çubukların yerleştirildiği kanallar ile biçimlendirilmişlerdir. Bu çubuklar genelde balina kemiği yapılırdı.

Korsenin amacı, düz bir görünüm sağlamak olsa da, bazen sıkma yoluyla ekstra eğriler vermek için de kullanılmıştır. Özellikle Viktoryan döneminde bayılma nedenlerinden biri olduğu öne sürülmüştür.

Korse modasının bir sonucu olarak, zamanla, korse kullananların bedenleri değişti: kaburgalarında yer değişiklikleri oldu, akciğerlerde ezilmeler meydana geldi, bazı organlar omurgaya karşı sıkıştırılırken, bazıları da alt karın bölgesine itilmiş oldu. Tüm bunlar nefes almayı zorlaştırmanın yanında, kalbin çalışması zorlaşırken, midenin de yiyecekleri sindirmesi zor bir hale geldi. (Zaten azar azar yiyebiliyorlardı...)

Tüm bu uygun nefes alamama, kan şekerinin düşmesi gibi durumlar, Viktoryan dönemi kadınlarının bayılmalarına, bayılma odalarına ve koltuklarına, üstüne üstün şişkinliklere geçerli bir sebep olarak gösterildi.
3 beğeni · 1 yorum
yeşilflr (@yesilflr)
Daha güzel, daha zarif, daha...daha ... diye gider bu...güzellik namına sağlıklarının içine etmeleri durumu..
20.05.18 beğen 3 cevap

Anka.

@zumruduanka

50.000'den fazla kelime ve E harfi
50.000'den fazla kelime ve E harfi
E harfi İngilizce'de en sık kullanılan harftir.

Ernest Vincent Wright’ın 1939'daki romanı Gadsby’nin 50.000'den fazla kelimeden oluşmaktadır, fakat bu kelimeler arasında "E" harfi bulunmamaktadır. Sadece kitap kapağında açıklamada "E" harfleri bulunmaktadır.

Bu kitabı yazarken "E" harfi barındıran kelimeleri dolaylı yollardan anlatmıştır. Mesela "Turkey (Hindi)" kelimesini "Thanksgiving National Bird (Şükran Günü Ulusal Kuşu)" şeklinde ifade etmiştir.

Kitabı yazarken, bir yanlışlık yapıp "E" harfi kullanmamak için, daktilosundaki "E" harfini etkisiz hale getirmiştir.

Gadsby gibi çalışmalar "lipogram" olarak adlandırılır. Lipogram, temel olarak, yazarın metinden bir harf veya sembolü bilinçli olarak dışladığı bir yazı biçimidir.
11 beğeni · 1 yorum
Yrd.Doç.CEVİZKABUĞU (@karacurin)
Bir anekdot da benden ; bu eseri türkçeye E- yayın evi tarafından çevrilmiştir.
19.05.18 beğen 6 cevap

ALMİLA SİNEM AKİN

@almilasinemce

Shakespeare'nin eserlerinde birbirinin ayni olmayan otuz bin sozcuk sayilmistir. Onun zamaninda koylu uc yuz ,sehir halki da bin kusur sozcuk ile konusurmus. Shakespeare halk dilini asmasaydi Shakespare olmazdi.
6 beğeni · 0 yorum

Mustafa Kemal'in Askeri

@mustafakemalinaskeri

Mitingler Nasıl Kalabalık Oluyor?
Mitingler Nasıl Kalabalık Oluyor?
Duyurular duyuruldu mu acaba?
7 beğeni · 12 yorum
Hayata Gülümse (@hayatagulumse998)
🤮🤮
18.05.18 beğen cevap
WeCouldBeTheSame (@wecouldbethesame)
Çıldırıyorum 😄😄😄😄😄
18.05.18 beğen 3 cevap
Abdullah Eryılmaz (@abdullaheryilmaz)
Bunlar sık sık yapılan şeyler ama yine de kanıt olmadan inanmamak lazım sanki
18.05.18 beğen 1 cevap

Hayata Gülümse

@hayatagulumse998

Kurtlar Tarafından Büyütülen ve Topluma Uyum Sağlayamadığı için Ölen Kardeşler: Amala ve Kamala
Kurtlar Tarafından Büyütülen ve Topluma Uyum Sağlayamadığı için Ölen Kardeşler: Amala ve Kamala
"Dünyamızda her türlü insan etkileşiminden, bakımdan, sosyal yaşamdan, hatta dilden bile yoksun olarak yetişen çocuklar var sevgili dostlar. Yabanda doğup yaşamını izolasyon içerisinde geçiren bu çocuklardan iki tanesi ise Amala ve Kamala. İşte bu iki kardeşin herkesi şaşırtan tuhaf hikayesi:

Amala ve Kamala, doğdukları andan itibaren dişi bir kurt tarafından yetiştirilen iki kız kardeş.

Hikayeye göre 1920 yılında Hindistan'ın Bengal bölgesinde doğa yürüyüşü yapmakta olan J. A. L. Singh adlı adam, bir kurt ve iki yavrusunu fark eder. Ancak yavrulara daha yakından baktığında, onların kurttan farklı bir şey olduklarını anlar. Bu tuhaf görünümlü yavrulardan haberdâr olan köy halkı, ilk bakışta onların bir tür iblis olduğuna inanır. Daha sonra yavruları ele geçirmeye karar veren köylüler, ilk olarak anne kurdu öldürürler.

Çünkü dişi kurt iki çocuğu büyük bir annelik içgüdüsüyle korumakta, kimsenin yanlarına yaklaşmasına izin vermemektedir. Kurt öldürüldükten sonra ele geçirilen iki çocuğa Singh tarafından Amala ve Kamala isimleri verilir. Daha sonra Singh ve eşinin çalıştığı yetimhaneye aktarılan çocukların tuhaf davranışları ikili tarafından kayıt altına alınmaya başlanır.

Kurtlardan öğrendikleri hareketleri gerçekleştiren, geceleri uyumayan ve kurt seslerini taklit eden kızları topluma kazandırmak için bir şeylerin yapılması gerekmektedir. Singh bunun için kızların sosyalleşmesinin iyi olacağını düşünür ve onları yetimhanedeki diğer çocuklarla bir araya getirerek davranışlarında normalleşme gözlemlemeyi bekler. Ancak Amala ve Kamala diğer çocuklara uyum sağlamak şöyle dursun, yetimhanedeki kedi, köpek ve diğer hayvanlarla arkadaş olmayı tercih eder. Ancak Singh, kız kardeşlerin insanî bir takım duyguları hissedebildiğini ve dil öğrenmeye yatkın olduğunu gözlemlemiştir.

Örneğin Amala ve Kamala gülümsemektedir. Ancak onlar, bunu yalnızca acıktıklarında ya da başka herhangi bir yaşamsal ihtiyaç hissettiklerinde yapmaktadırlar. Gülümsemek diğer çocuklar için mutluluk anlamına gelirken, onlar için ihtiyaçları bildirme yoludur; bu da yatkınlığın bulunduğunu ancak zihinlerinde yerleşik durumda olmadığını göstermektedir. Üstelik Singh'in gözlemlediği tuhaf davranışlar bunlarla sınırlı değildi. Küçük kızlar ellerini yere koyarak yürüyor, yemekhaneden çiğ et çalıp yiyor, içecekleri dilleriyle içiyor ve yemeklerini çömelerek yiyorlardı. Üstelik dilleri kurtları andırır biçimde hep dışarıdaydı ve nefes alış-verişleri de oldukça sıktı. Ayrıca çok hızlı hareket etme kabiliyetine sahip olan Amala ve Kamala, saatler gece yarısını gösterdiğinde ulumaya başlıyordu. Kendilerine yaklaşıldığında dişlerini gösteren ve kimi zaman ısırmaya çalışan kızlar, diğer çocuklara göre gelişmiş koku alma duyusuna ve geceleri çok daha iyi görebilme kabiliyetine sahiptiler.

Ancak yetimhanede tutulan ve bir yandan da eğitilen kızlar, kısa süre sonra hastalık belirtileri göstermeye başladı. Ve küçük kardeş Amala 1921 yılında yaşamını yitirdi. Yetimhane ortamına iyi kötü alışan Kamala ise ilerleyen yıllarda bilişsel beceriler göstermeye başladı: Yetimhanede bulunan çocuklardan bazılarının isimlerini öğrendi, renk konseptini anlamaya başladı, tabaktan yemek yemeyi ve bardaktan su içmeyi öğrendi. Ve böylece Kamala ve Singh'ın ünü kısa sürede yayıldı.
New York Psikoloji Topluluğu 1928 yılında Kamala'yı ABD'ye almayı ve onu halka sergilemeyi teklif etti. Ancak bu teklif geri çevrilecek, daha doğrusu çevrilmek zorunda kalınacaktı; çünkü Kamala da tıpkı küçük kardeşi gibi güçsüz düşmeye başlamıştı. Sağlığı bir sene boyunca devamlı kötüye giden ve Singh'ın tüm çabalarına rağmen iyileşemeyen Kamala, kardeşinden sekiz yıl sonra, Kasım 1929 tarihinde yaşama veda etti. Belki de yaşamanın "normal" bir yolu yoktu ve onlar alıştıkları ortamda çok daha mutlu bir hayat süreceklerdi"...
17 beğeni · 9 yorum
Hamuş (@cehl)
Gülümseme insan için iç güdüsel sanıyordum eğer yazılanlar doğru ise demekki kazanımla oluşan bişeymiş tuhaf.
17.05.18 beğen 1 cevap
Hayata Gülümse (@hayatagulumse998)
Size katılıyorum gülümseme içgüdüsel, burada ki durum yaşamak için gülümseme. Sonuçta hayvanlar tarafından dahi büyütülmüş olsa sonuçta bir insan geni var ortada. Nasıl ki bir bebek yeni doğduğunda emmek için sürekli bir arayış içerisindeyse, bu kızlarda acıktıklarında tepki olarak gülme tepkisini göstermişler. Sonra dan yaşamak için öğretilse dahi tamamen iç güdüsel oluyor.
17.05.18 beğen cevap
virane (@kabaktadi)
\"Köpek gibi büyütülmüş çocuk\" ta bunun gibi bir sürü hikaye var. Bir kafesin içerisinde büyütülmeye çalışılan bebek tüm ihtiyaçları karşılandığı halde sevilmediği ve dokunulmadığı için ölebiliyor. Bunun gibi daha nice araştırmalar var bebek ve çocuklar üstüne. İlgililere önerimdir. :)
17.05.18 beğen 1 cevap

Eseflal

@eseflal

Bu havuçlar beni sürekli şaşırtıyor... Tavşanlar havuç yer diye biliyordum, bir zaman tavşan beslerken havuç yemediklerini öğrendim, hatta çok yerlerse dişlerinin uzayıp kendi boyunlarına batıp öldüklerini öğrendim. Şimdi de aslında mor olduklarını öğrendim... Bakalım başka neler öğrencem havuçlarla ilgili... 😯
35 beğeni · 30 yorum
Furkan (@turgenyev)
Kandırıldık...
16.05.18 beğen 8 cevap
€ROS (@doktorno)
o mor olanlar şalgam suyu yapımında kullanılan kırmızı havuçlar bir çok şekil ve rengi mevcut ama endüstriyel ekime geçildikten sonra bu renk ve hali aldı standart üretim mahsülü
16.05.18 beğen 1 cevap
virane (@kabaktadi)
Mesela trakyalılar da avuç der. +1 point cepte
16.05.18 beğen 2 cevap