ara

Halil korkut

@blackgarden

Nigel Warburton
Nigel Warburton
On dokuzuncu yüzyılda İngiltere'nin kuzeyinde binlerce pamuk atölyesi vardı. Uzun bacalarından çıkan koyu dumanlar sokakları kirletir ve her yeri is kaplardı. İçerideki erkek, kadın ve çocuklar, makinelerin dönmesini sürdürmek için çok uzun saatler —çoğunlukla günde 14 saat— çalışırdı. Köle sayılmazlardı, fakat maaşları çok düşük, koşullar zor ve çoğunlukla tehlikeliydi. Eğer dikkatlerini kaybederlerse makinelere yakalanabilir, uzuvlarını kaybedebilir, hatta ölebilirlerdi. Bu tür durumlarda uygulanan tıbbi yardım çok temeldi. Çok az seçenekleri vardı, çalışmazlarsa aç kalırlardı.
Ayrılırlarsa, başka bir iş bulamayabilirlerdi. Bu koşullar altında çalışan insanlar uzun yaşamazdı ve hayatlarında kendilerinin diyebilecekleri çok nadir anlar vardı.
Bu süreçte atölye sahipleri gitgide zenginleşti. Esas kaygıları kâr etmekti. Sermayeleri (daha fazla para kazanmak için kullanabilecekleri para), binaları ve makineleri, az çok kendi malları sayılacak işçileri vardı. İşçilerin ise hemen hemen hiçbir şeyi yoktu. Tüm yapabildikleri, çalışma kabiliyetlerini satmak ve atölye sahiplerinin zenginleşmesine yardım etmekti. Emekleriyle atölye sahiplerinin satın aldığı hammaddelere değer katıyorlardı. Pamuk fabrikaya girdiğinde, çıktığı halinden çok daha az değerdeydi. Fakat satıldıktan sonra pamuğa eklenen bu değerin çoğu, fabrika sahiplerine gidiyordu. İşçilere gelince, fabrika sahipleri onlara mümkün olan en düşük ücreti veriyor, genellikle sadece hayatta kalmalarına yetecek kadar ödeme yapıyordu. İşçilerin iş güvenliği yoktu. Eğer yaptıkları şeye olan talep düşerse, işten atılır ve başka iş bulamazlarsa ölüme terk edilirlerdi. Alman filozof Karl Marx (1818-83), 1830'larda yazmaya başladığında, Sanayi Devriminin yarattığı bu sert koşullar sadece İngiltere'de değil, tüm Avrupa'da etkisini göstermekteydi. Bu durum Marx'ı öfkelendiriyordu.







Nigel Warburton'un Felsefenin Kısa Tarihi isimli kitabından alıntıdır
EK 1
Marx bir eşitlikçiydi: İnsanlara eşit davranılması gerektiğini düşünüyordu. Fakat kapitalist sistemde —çoğunlukla miras kalan bir servetten dolayı— parası olanlar, gitgide daha zenginleşiyordu. Bu sırada, emeklerini satmaktan başka yapacak bir şeyleri olmayan insanlar sefil hayatlar yaşıyor ve sömürülüyorlardı. Marx için tüm insanlık tarihi, bir sınıf mücadelesi olarak açıklanabilirdi: Zengin kapitalist sınıf (burjuvazi) ile çalışan sınıf ya da proletarya arasındaki mücadele. Burjuvazi ile proletarya arasındaki bu ilişki, insanoğlunun potansiyeline ulaşmasını engelliyor, çalışmayı tatmin edici bir etkinlik yerine acı dolu bir şeye çeviriyordu.... 11.01.17
Semih Oktay (@semih-oktay)
EK 2 Sanayi Devrimi nihayet müşteri bulamaz hâle geldi.Sanayiciler ücretleri o kadar kısmışlardı ki işçi sınıfından bir kişi bile üretilen ürünleri alamıyordu...
11.01.17 beğen 3 cevap
Misafir
Marx'ın işçi sınıfının haklarını savunmasıyla fikirlerinin komünizme katkıları ve bunların ülkeler üzerindeki etkileri yüzeysel olarak anlatılıyor elimdeki bu Nigel Warburton'un kitabında @semih-oktay abi, sanayicilerin müşteri bulamama sorunun işçilere olan etkisinden ziyade yine sanayicilerin daha fazla üretim kaygılarının işçi üzerindeki etkileri belirtiliyor... Güzel paragraflar var kitabımda, tavsiye ederim...
11.01.17 beğen 2 cevap
Misafir
ek bilgi:semih dostum TROÇKİ'nineşitsizlik bileşini teorısı bahsettiğin konuya acıklık getırıyor. ayrıca Ken Loach EKMEK VE GÜLLER filminde net bır şekılde çelişkileri,işci sınıfının smürü halini cok net bır şekılde anlatıyor.kapitalist sistem varlığını hissettırmeye başladığından beri 4 buyuk krız geçirdi.ilk 3 krizın hepsınde bır çıkış noktası buldu.ve en sonunda 2009 krızınde neoliberalizim de çöktu(1974 de geçılmişti).dediğin gibi artık insanların alım gücü sıfırın altına düştü.bu krızden cıkmak için 16 trilyon dolar dunya piyasasına likide akışı sağlandı.kapitalist sistem bedava para dağıttı,iyileştırme sağlmak ıcın.eğer anımsarsan 2010'larda ülkemızde bankalara neredeyse verdiği parayı faizsiz gerı alacak en düşük oranlarda dağıtıyordu.bızım ulkemıze gelen para üretıme değil tuketıme yönelık harcandı.üretıme yönelik harcayan(ispanya_portekiz)ülkeler bunu atlatmaya başladılar.ama hala dunya genelınde sistem krızı devam edıyor.ve eğer dıkkat edersen artık kapıtalıst sıstem ne zaman cıkmaza gırse dunya genelınde ırkçı faliyetler hortlar.emek sermaye çelişkisi ulusalcılık ile üstü örtulerek ınsanları yarattığı savaşlarla üretımıne devam edıyor.
11.01.17 beğen 2 cevap
21 Ağustos
21:45
Atiker Konyaspor
Gençlerbirliği
25 Ağustos
21:45
Aytemiz Alanyaspor
Karabükspor
21:45
Galatasaray
Sivasspor
26 Ağustos
19:45
Yeni Malatyaspor
Antalyaspor
19:45
Beşiktaş
Bursaspor
21:45
Karabükspor
Trabzonspor
21:45
Kayserispor
Osmanlıspor
27 Ağustos
19:45
Medipol Başakşehir
Atiker Konyaspor
21:45
Akhisar Belediyespor
Kasımpaşa
21:45
Gençlerbirliği
Fenerbahçe
Tüm Süper Lig takımlarının maçları
Digiturk Sporun Yıldızı Paketi’nde.