ara

Reyhan Erdoğan

Terapist Alfa psikoloji

Reyhan Erdoğan

@reyhan-erdogan

ÇOCUKLUĞUMUN SAATİ
ÇOCUKLUĞUMUN SAATİ
Çocukluğumun Saati

O kentin sokaklarında sağ koluna yapışmış küçük ‘nacar’ saatine bakan bir kız çocuğu.
Kolalı kurdelesi gülüşü gibi şaşkın düşebilir bir liman güneşinin orta yerine.

Sevincin adı altmışlı yıllarda - kaç gözü yaşlı geceme mal olmuş -
ilk kol saatimin babam tarafından koluma takılmasıydı.

İlk mücevherim: Orta yeri rakamlı, çerçevesi parlak sarı,
kurmalı, siyah kayışlı saatim.

Henüz zamanın ölümü de gösterdiğini anladığım yaşta değilim.

Dondurmacılar kapı önünden geçiyor arabalarıyla.
Bakır madeni kuruşlarla simidin has tadına ulaşmak kolay.
İnsanlar ve denizler böylesi kirlenmemiş ve karpuz tadı değişmemiş.

kolumda altın saat
zaman
bir tabut gömülüyor

Yıllar sonra köhne bir dükkânda anıların arasında yitirdiğim o küçücük saatin benzerini bulduğumda
- Kaç para?
diye sordum
- Ne verirsen ver abla
dedi satıcı.

Ne verebilirim ki şimdi ben hatıraları altın suyuna batmış zamana!

yeşil kurbağalar
mezarlıkta
aynı şarkıyı dinliyoruz

YELDA KARATAŞ
HAİBUNLAR..
ALFA PSİKOLOJİ YAYINLARI..
2 beğeni · 0 yorum · Diyorum ki ·

Reyhan Erdoğan

@reyhan-erdogan

PANİK ATAK DÖRT AYAKLI BİR FİLDİR
Öncelikle kitabın dili çok akıcı ve okurken okuyucuyu asla yormuyor. Hatta herkesin anlayabilmesi için böyle yazıldığını düşündüm dili çok anlaşılır ve basit (karmaşık olmayan) cümlelerle okuyucuya sunulmuş. Örneklerle desteklenmesi de daha okunulabilir kılıyor kitabı.

İçerik olarak baktığımda ise başlangıç kitabı olarak gördüm ben. Çünkü gelen hastalar acaba o sorularını kendilerine neden sormadılar diye düşünmedim değil. Belki de kendim yıllardır fen bilimlerinde eğitim aldığım için sosyal bilimin cevapları benin mantık çerçevemde daha çok soru sormaya yöneltti. Ve kitabın bireysel huzur üzerine yazıldığı düşüncesi içerisine girdim. Çünkü ben merkezcildi tedaviler. Ancak bu bireyden topluma yansıyan bir huzur çemberi gibi de düşünülmüş olabilir. Psikolojinin sosyolojinin alt dalı olmasının sebebi budur belki diye de sorulara yöneltti beni. Ondan kitabı roman gibi değilde bu düşünceler içerisinde adım adım okudum.

Kendi şahsi yaşamımda ben merkezcil yaşayan bir insan değilim. O nedenle bu teknikleri sanırım ben sağlıklı bir şekilde gerçekleştiremem diye düşünüyorum. Ancak yazarların yıllardır yaptığı çalışmalar büyük emek içeriyor ve elbette onlar deneyimlemişler, okuyucuya böyle aktarmışlardır. Huzurlu bir toplum olmadan bireysel huzura erişilmeyeceği kanısındayım. Ayrıca toplumda yaşanan her kötü olay bizler için ders niteliğinde olmalıdır. O nedenle eve geç gelen bir çocuk için endişelenmek, birinin başına gelen kötü bir olayın diğer bireylerinde başına gelebileceği gerçeğini görmezden gelemiyorum. Bireysel olarak huzur bulmak, hayatın merkezine kendini koymak, kötü olaylara bile iyi bir pencereden bakmak isteyen herkese tavsiye edebileceğim bir kitap. Psikiyatri ve psikoloji arasında ki farkları da daha iyi görmemi sağladı benim için bu kitap. Merakı olanlar bir okusun derim..
YORUMM..
1 beğeni · 0 yorum · Kitap Her Yerde ·

Reyhan Erdoğan

@reyhan-erdogan

HAİKU/HAİBUN
HAİKU/HAİBUN
haiku
güneşin yaprağı
mevsimsiz
YELDA KARATAŞ..
ALFA PSİKOLOJİ YAYINLARI..
1 beğeni · 0 yorum · Arena'ya Sor ·

Reyhan Erdoğan

@reyhan-erdogan

UMUT GÜNLÜKLERİ
UMUT GÜNLÜKLERİ
...aklımın başında olduğunu kim söyledi; benim aklım yüreğimde....
YELDA KARATAŞ
ALFA PSİKOLOJİ YAYINLARI..

Reyhan Erdoğan

@reyhan-erdogan

HAİKU/ HAİBUN BÜYÜYÜNCE DANSÖZ OLUCAM
HAİKU/ HAİBUN BÜYÜYÜNCE DANSÖZ OLUCAM
ölüme ne kadar yakın
unutulmaz çocukluğumun
ağır çiçekli ıhlamur ağacı

closer now to death
the blossom heavy lime tree
my childhood lingers

Uluslararası 10 uncu Mainichi Haiku Yarışması Büyük Ödülü (2007)


YELDA KARATAŞ ...
ALFA PSİKOLOJİ YAYINLARI..

Reyhan Erdoğan

@reyhan-erdogan

YASAKLAR NEDEN CAZİPTİR?
YASAKLAR NEDEN CAZİPTİR?
Bir şeyin yapılmasını istiyorsanız onu yasaklayın. Hemen insanlar onu yapmak için sıraya girerler. Yasak şeylerin yapılmasına karşı insanların içinde bir zaaf her zaman var olagelmiştir. Hatta bütün kutsal kitaplar Adem-Havva hikayesini anlatırlar. Adem ile Havva cennetteler… Her şey var. Olmayan şey yok. Bütün bunların arasında Yaratıcı onlara bir ağacın meyvesini yasaklar. Sayısız güzelliklerin içinde onlar yasak meyveye uzanırlar. İnsandaki merak duygusu yasakları çiğnemeyi hep cazip kılmıştır.
Yerli yersiz yasaklar koymak insanlardaki merak duygusunu kamçılamaktan başka bir işe yaramaz.
11 beğeni · 2 yorum · Arena'ya Sor ·
Misafir
Yasak oldukları içindir belki de.
29.01.17 beğen cevap
Misafir
Ben konuyu biraz daha farklı bir yönüyle ele almak istiyorum izninizle. Dört tarafı kurallarla örülü bir dünyaya doğuyoruz. Ahlâkî yönden, dinsel yönden, sosyal, hukukî, geleneksel yönden, neye inanmamız gerektiğinden nasıl giyinmemize kadar, yolda nasıl yürümemiz gerektiğinden nasıl gülmemiz gerekire kadar her şey biz doğmadan önce belirlenmiş. Yaşayacağımız hayat değiştirilemez bir kalıp halinde önümüze sürülmüş. Nefes almaya başladığımız andan son nefesimizi verene kadar bu kalıbın içine girip birbirlerimizin benzerleri olarak şekilleniyoruz. Asla kendimiz olamıyoruz. Tarihte kendisi olmayı başarmış bir tek insan tanımam. En asiler bile bir yönleriyle boyunduruk altındadırlar. Belki farkında, belki değil. Eğer kravat takmışsak bir kere, özgürlükten bahsedemeyiz bu dünyada. Bir takım yasakları çiğneme hazzı, bizleri ne olduğu belirsiz bir mutluluğun hayaline yaklaştırır. Fakat tam anlamıyla topyekûn bir bağımsızlıktan hiç bir zaman bahsedemeyiz. İstesek de istemesek de her birimiz birer küçük sosyal varlıkcıklarız. Düzenin sonunda ölmek varsa eğer ve sen bu düzeni bozamıyorsan asiliğin beş para etmiyor demektir.
29.01.17 beğen 4 cevap

Reyhan Erdoğan

@reyhan-erdogan

PANİK ATAK DÖRT AYAKLI BİR FİLDİR . UZ. PSKLOG.HAYRETTİN ŞAHİN
PANİK ATAK DÖRT AYAKLI BİR FİLDİR . UZ. PSKLOG.HAYRETTİN ŞAHİN
Panik atak,depresyon, obsesyon , sosyal fobi gibi psikolojk sorunlar bir birikimin sonucudur.hangi ilacı kullanırsanız kullanın,hangi doktora giderseniz gidin,içinizdeki birikimi temizlemediğiniz müddetçe huzura kavuşamazsınız. bu kitap kendi halinde yardım kitabıdır.Yazar 22 yıldan beri panik atak vakaları ile yaptığı çalışmaları bu kitapta toplamıştır. çok ilginç vaka örneklerini,panik atak çözümü için bir çok farklı terapi tekniklerini bu kitapta bulacaksınız.Kitapta akademik zor,anlaşılmaz teknik terimler kullanılmamıştır. Kitap günlük dilde,kolay ,anlaşılır,basit,pratik bir şekilde yazılmıştır.Bir solukta okuyacağınız ve çok faydalar sağlayacağınız bir içerik sizleri bekliyor.Panik ataktan kurtulmak istiyorsanız bu öz yardım kitabı tam size göre..Okuyun uygulayın ve sorunlarınızdan kurtulun..
0 beğeni · 0 yorum · Anın Fotosu ·

Reyhan Erdoğan

@reyhan-erdogan

YASAKLAR NEDEN CAZİPTİR ..
YASAKLAR NEDEN CAZİPTİR ..
Bir şeyin yapılmasını istiyorsanız onu yasaklayın. Hemen insanlar onu yapmak için sıraya girerler. Yasak şeylerin yapılmasına karşı insanların içinde bir zaaf her zaman var olagelmiştir. Hatta bütün kutsal kitaplar Adem-Havva hikayesini anlatırlar. Adem ile Havva cennetteler… Her şey var. Olmayan şey yok. Bütün bunların arasında Yaratıcı onlara bir ağacın meyvesini yasaklar. Sayısız güzelliklerin içinde onlar yasak meyveye uzanırlar. İnsandaki merak duygusu yasakları çiğnemeyi hep cazip kılmıştır.
Yerli yersiz yasaklar koymak insanlardaki merak duygusunu kamçılamaktan başka bir işe yaramaz.
- Hayrettin Şahin
6.5 (4 oy)
5 beğeni · 0 yorum · Arena'ya Sor ·

Reyhan Erdoğan

@reyhan-erdogan

DEPRESYONUMU SEVİYORUM
DEPRESYONUMU SEVİYORUM
Depresyonumu seviyorum

Yaşadığımız depresyon, panik atak, obsesyon hep birer sonuçtur. Bize verdikleri mesaj “kendine gel, dikkat et”. Biz bu sesi duymuyoruz, gidiyoruz hekime, alıyoruz haplarımızı, yutmaya başlıyoruz. Bize mesaj gönderen ruhumuzla bütün kanallarımızı kapatıyoruz. Zil sizin için nasıl bir uyarıcı ise hastalıklarda birer uyarıcıdır. Ağrılar, sızılar, uyuşmalar birer uyarıcıdır.
Kardeşim, depresyon sevilir mi? Sevilir tabi… Neden sevilmesin? Evinize hırsız girmesin diye alarm taktırıyorsunuz? Arabanızda alarm var. Hırsız girdiğinde alarmın çalması hoşunuza gitmez mi? İşte depresyon, panik atak, obsesyon gibi psikolojik sorunlarda alarm vazifesi gören uyarıcılardır. Depresyon size mesaj veriyor. “Ey vatandaş, kendine dikkat et. Eğer dikkat etmezsen akli dengeni kaybedebilirsin”, diyor. Evinizde elektrik sigortaları var. Fazla volt geldiğinde şartel hemen kapanır, sigorta atar. Eğer kapanmasa evin bütün elektrik tesisatı yanabilir. Depresyon, panik atak, obsesyon da ruhumuzun sigortasıdır. Psikolojik yapının daha fazla zarar görmesini engelliyor. Bu durumda iseniz hemen çaresine bakacaksınız. Öncelikle sizi depresyona iten sebeplere odaklanmanız gerekir. Psikologlar psikoterapi ile sebeplere inmeye çalışırlar. Sebepler ortadan kalkarsa sonuçta otomatikman ortadan kalkar. Psikiyatristler ise ilaçlarla sonucu değiştirmeye çalışırlar. İlaç tedavisi görseniz dahi psikoterapi sürecinden geçerek farkındalık kazanmayı ihmal etmeyin.
2 beğeni · 0 yorum · Diyorum ki ·

Reyhan Erdoğan

@reyhan-erdogan

BİR DEMET TEBESSÜM BİR TUTAM SEVGİ
BİR  DEMET TEBESSÜM  BİR TUTAM SEVGİ
İsminizin anlamı kişiliğinizi etkiler mi?

Her zaman insanın ismin anlamının kişilik yapısını etkilediğini söylerler. Yıllardan beri bir şehir efsanesi olmuştur bu. Gerçekten ismin anlamı kişiliği etkiler mi? Ben bu konuda epey düşündüm. Elimde kesin bilimsel bir veri yok ama bu konuyu içeren bir araştırma aklıma geliyor hemen. Bu araştırma Prof.Masaru Emoto’nun 2002 yılında duyurduğu, su kristalleri ile yaptığı çalışma. 14 yıl boyunca laboratuvarda donma anında su kristallerinin resmini çekiyor. Güzel kelimler söylenen kristallerin resmi çok güzel çıkarken küfür ve hakaret içerikli sözcüklere maruz kalan kristallerin resmi bozuk çıkıyor. Buna bağlı olarak bir tencere pirinci lapa haline gelinceye kadar pişiriyorlar. İki ayrı kavanoza koyuyorlar. Isı, ışık, ses, renk gibi faktörlerin aynı olduğu iki ayrı odaya bu kavanozları yerleştiriyorlar. Birinin üzerine “teşekkür ederim” , diğerinin üzerine “aptal” yazıp yapıştırıyorlar. Her gün belirli periyotlarla “teşekkür ederim” kavanozuna güzel sözcükler söylenirken “aptal” yazan kavanoza ise küfür içerikli sözcükler söyleniyor. Bir ay sonra güzel sözcükler söylenen kavanozdaki lapa hala bembeyaz ve mis gibi kokuyor. Aptal sözcüğü yazılan kavanozdaki lapa ise simsiyah, zift gibi ve leş gibi kokuyor. Prof.Emoto:
- Suyun bilinci var. Bizi anlıyor diyor. Şimdi saadete gelelim. Çocuğa abuk subuk bir isim verdiniz. Ve ömrü boyunca aynı isimle çağırdınız. Ne olacak bu çocuğun hali? Yahu kavanozdaki lapa sözcüklerden etkileniyor da insan nasıl etkilenmesin? Şimdi olaya bir de bu açıdan bakalım. Diyelim ki çocuğunuza “kaya” adını verdiniz. Yahu başka isim mi yok? Gerçi biz güzel isim versek de onu bozacak lakaplar buluruz. Ve çocuklarımızı severken bile “yaramaz” , “ayarsız” , “aptal” diye seviyoruz. Çocuğun vücudunun % 70’i su. Söylenen her sözcük bedenini, bilincini etkiliyor. Şimdi sevgi, barış, mutluluk, huzur içerikli kelimeler kullansak kaybımız ne olur? Kaybımız olmaz ama kazancımızın sınırsız olacağı muhakkak… Yeri gelmişken lütfen kendinize de kötü sözcükler söylemeyin. Yoksa bir süre sonra Prof.Emoto’nun aptal kavanozu gibi sizde kokarsınız, bozulursunuz. Atalarımız boşuna “bir kişiye 40 gün delisin dersen deli olur” dememişler. “Emir demiri keser”, demişler. Bende “telkin demiri eritir”, diyorum. Madem ki kelimeler vücudumuzu, kişiliğimizi etkiliyor, çocuklarımıza 70-80 yıl huzur verecek isimleri seçelim. Ağzımızdan çıkan her sözcüğün bir enerjisi var. Bir kısmı pozitif enerji bir kısmı negatif enerji. Lütfen pozitif enerjili kelimeleri kullanalım.
4 beğeni · 0 yorum · Diyorum ki ·
/ 2