ara
Reyhan Erdoğan
45 4

Reyhan Erdoğan.

@reyhan-erdogan

YASAKLAR NEDEN CAZİPTİR?
Bir şeyin yapılmasını istiyorsanız onu yasaklayın. Hemen insanlar onu yapmak için sıraya girerler. Yasak şeylerin yapılmasına karşı insanların içinde bir zaaf her zaman var olagelmiştir. Hatta bütün kutsal kitaplar Adem-Havva hikayesini anlatırlar. Adem ile Havva cennetteler… Her şey var. Olmayan şey yok. Bütün bunların arasında Yaratıcı onlara bir ağacın meyvesini yasaklar. Sayısız güzelliklerin içinde onlar yasak meyveye uzanırlar. İnsandaki merak duygusu yasakları çiğnemeyi hep cazip kılmıştır.
Yerli yersiz yasaklar koymak insanlardaki merak duygusunu kamçılamaktan başka bir işe yaramaz.
10 beğeni · 2 yorum · Arena'ya Sor
Misafir
Yasak oldukları içindir belki de. - 29.01.17
Red Red (@khaos)
Ben konuyu biraz daha farklı bir yönüyle ele almak istiyorum izninizle. Dört tarafı kurallarla örülü bir dünyaya doğuyoruz. Ahlâkî yönden, dinsel yönden, sosyal, hukukî, geleneksel yönden, neye inanmamız gerektiğinden nasıl giyinmemize kadar, yolda nasıl yürümemiz gerektiğinden nasıl gülmemiz gerekire kadar her şey biz doğmadan önce belirlenmiş. Yaşayacağımız hayat değiştirilemez bir kalıp halinde önümüze sürülmüş. Nefes almaya başladığımız andan son nefesimizi verene kadar bu kalıbın içine girip birbirlerimizin benzerleri olarak şekilleniyoruz. Asla kendimiz olamıyoruz. Tarihte kendisi olmayı başarmış bir tek insan tanımam. En asiler bile bir yönleriyle boyunduruk altındadırlar. Belki farkında, belki değil. Eğer kravat takmışsak bir kere, özgürlükten bahsedemeyiz bu dünyada. Bir takım yasakları çiğneme hazzı, bizleri ne olduğu belirsiz bir mutluluğun hayaline yaklaştırır. Fakat tam anlamıyla topyekûn bir bağımsızlıktan hiç bir zaman bahsedemeyiz. İstesek de istemesek de her birimiz birer küçük sosyal varlıkcıklarız. Düzenin sonunda ölmek varsa eğer ve sen bu düzeni bozamıyorsan asiliğin beş para etmiyor demektir. - 29.01.17

Reyhan Erdoğan.

@reyhan-erdogan

PANİK ATAK DÖRT AYAKLI BİR FİLDİR . UZ. PSKLOG.HAYRETTİN ŞAHİN
Panik atak,depresyon, obsesyon , sosyal fobi gibi psikolojk sorunlar bir birikimin sonucudur.hangi ilacı kullanırsanız kullanın,hangi doktora giderseniz gidin,içinizdeki birikimi temizlemediğiniz müddetçe huzura kavuşamazsınız. bu kitap kendi halinde yardım kitabıdır.Yazar 22 yıldan beri panik atak vakaları ile yaptığı çalışmaları bu kitapta toplamıştır. çok ilginç vaka örneklerini,panik atak çözümü için bir çok farklı terapi tekniklerini bu kitapta bulacaksınız.Kitapta akademik zor,anlaşılmaz teknik terimler kullanılmamıştır. Kitap günlük dilde,kolay ,anlaşılır,basit,pratik bir şekilde yazılmıştır.Bir solukta okuyacağınız ve çok faydalar sağlayacağınız bir içerik sizleri bekliyor.Panik ataktan kurtulmak istiyorsanız bu öz yardım kitabı tam size göre..Okuyun uygulayın ve sorunlarınızdan kurtulun..
0 beğeni · 0 yorum · Anın Fotosu

Reyhan Erdoğan.

@reyhan-erdogan

YASAKLAR NEDEN CAZİPTİR ..
Bir şeyin yapılmasını istiyorsanız onu yasaklayın. Hemen insanlar onu yapmak için sıraya girerler. Yasak şeylerin yapılmasına karşı insanların içinde bir zaaf her zaman var olagelmiştir. Hatta bütün kutsal kitaplar Adem-Havva hikayesini anlatırlar. Adem ile Havva cennetteler… Her şey var. Olmayan şey yok. Bütün bunların arasında Yaratıcı onlara bir ağacın meyvesini yasaklar. Sayısız güzelliklerin içinde onlar yasak meyveye uzanırlar. İnsandaki merak duygusu yasakları çiğnemeyi hep cazip kılmıştır.
Yerli yersiz yasaklar koymak insanlardaki merak duygusunu kamçılamaktan başka bir işe yaramaz.
- Hayrettin şžahin
4 (1 oy)
5 beğeni · 0 yorum · Arena'ya Sor

Reyhan Erdoğan.

@reyhan-erdogan

DEPRESYONUMU SEVİYORUM
Depresyonumu seviyorum

Yaşadığımız depresyon, panik atak, obsesyon hep birer sonuçtur. Bize verdikleri mesaj “kendine gel, dikkat et”. Biz bu sesi duymuyoruz, gidiyoruz hekime, alıyoruz haplarımızı, yutmaya başlıyoruz. Bize mesaj gönderen ruhumuzla bütün kanallarımızı kapatıyoruz. Zil sizin için nasıl bir uyarıcı ise hastalıklarda birer uyarıcıdır. Ağrılar, sızılar, uyuşmalar birer uyarıcıdır.
Kardeşim, depresyon sevilir mi? Sevilir tabi… Neden sevilmesin? Evinize hırsız girmesin diye alarm taktırıyorsunuz? Arabanızda alarm var. Hırsız girdiğinde alarmın çalması hoşunuza gitmez mi? İşte depresyon, panik atak, obsesyon gibi psikolojik sorunlarda alarm vazifesi gören uyarıcılardır. Depresyon size mesaj veriyor. “Ey vatandaş, kendine dikkat et. Eğer dikkat etmezsen akli dengeni kaybedebilirsin”, diyor. Evinizde elektrik sigortaları var. Fazla volt geldiğinde şartel hemen kapanır, sigorta atar. Eğer kapanmasa evin bütün elektrik tesisatı yanabilir. Depresyon, panik atak, obsesyon da ruhumuzun sigortasıdır. Psikolojik yapının daha fazla zarar görmesini engelliyor. Bu durumda iseniz hemen çaresine bakacaksınız. Öncelikle sizi depresyona iten sebeplere odaklanmanız gerekir. Psikologlar psikoterapi ile sebeplere inmeye çalışırlar. Sebepler ortadan kalkarsa sonuçta otomatikman ortadan kalkar. Psikiyatristler ise ilaçlarla sonucu değiştirmeye çalışırlar. İlaç tedavisi görseniz dahi psikoterapi sürecinden geçerek farkındalık kazanmayı ihmal etmeyin.
2 beğeni · 0 yorum · Diyorum ki

Reyhan Erdoğan.

@reyhan-erdogan

BİR  DEMET TEBESSÜM  BİR TUTAM SEVGİ
İsminizin anlamı kişiliğinizi etkiler mi?

Her zaman insanın ismin anlamının kişilik yapısını etkilediğini söylerler. Yıllardan beri bir şehir efsanesi olmuştur bu. Gerçekten ismin anlamı kişiliği etkiler mi? Ben bu konuda epey düşündüm. Elimde kesin bilimsel bir veri yok ama bu konuyu içeren bir araştırma aklıma geliyor hemen. Bu araştırma Prof.Masaru Emoto’nun 2002 yılında duyurduğu, su kristalleri ile yaptığı çalışma. 14 yıl boyunca laboratuvarda donma anında su kristallerinin resmini çekiyor. Güzel kelimler söylenen kristallerin resmi çok güzel çıkarken küfür ve hakaret içerikli sözcüklere maruz kalan kristallerin resmi bozuk çıkıyor. Buna bağlı olarak bir tencere pirinci lapa haline gelinceye kadar pişiriyorlar. İki ayrı kavanoza koyuyorlar. Isı, ışık, ses, renk gibi faktörlerin aynı olduğu iki ayrı odaya bu kavanozları yerleştiriyorlar. Birinin üzerine “teşekkür ederim” , diğerinin üzerine “aptal” yazıp yapıştırıyorlar. Her gün belirli periyotlarla “teşekkür ederim” kavanozuna güzel sözcükler söylenirken “aptal” yazan kavanoza ise küfür içerikli sözcükler söyleniyor. Bir ay sonra güzel sözcükler söylenen kavanozdaki lapa hala bembeyaz ve mis gibi kokuyor. Aptal sözcüğü yazılan kavanozdaki lapa ise simsiyah, zift gibi ve leş gibi kokuyor. Prof.Emoto:
- Suyun bilinci var. Bizi anlıyor diyor. Şimdi saadete gelelim. Çocuğa abuk subuk bir isim verdiniz. Ve ömrü boyunca aynı isimle çağırdınız. Ne olacak bu çocuğun hali? Yahu kavanozdaki lapa sözcüklerden etkileniyor da insan nasıl etkilenmesin? Şimdi olaya bir de bu açıdan bakalım. Diyelim ki çocuğunuza “kaya” adını verdiniz. Yahu başka isim mi yok? Gerçi biz güzel isim versek de onu bozacak lakaplar buluruz. Ve çocuklarımızı severken bile “yaramaz” , “ayarsız” , “aptal” diye seviyoruz. Çocuğun vücudunun % 70’i su. Söylenen her sözcük bedenini, bilincini etkiliyor. Şimdi sevgi, barış, mutluluk, huzur içerikli kelimeler kullansak kaybımız ne olur? Kaybımız olmaz ama kazancımızın sınırsız olacağı muhakkak… Yeri gelmişken lütfen kendinize de kötü sözcükler söylemeyin. Yoksa bir süre sonra Prof.Emoto’nun aptal kavanozu gibi sizde kokarsınız, bozulursunuz. Atalarımız boşuna “bir kişiye 40 gün delisin dersen deli olur” dememişler. “Emir demiri keser”, demişler. Bende “telkin demiri eritir”, diyorum. Madem ki kelimeler vücudumuzu, kişiliğimizi etkiliyor, çocuklarımıza 70-80 yıl huzur verecek isimleri seçelim. Ağzımızdan çıkan her sözcüğün bir enerjisi var. Bir kısmı pozitif enerji bir kısmı negatif enerji. Lütfen pozitif enerjili kelimeleri kullanalım.
3 beğeni · 0 yorum · Diyorum ki

Reyhan Erdoğan.

@reyhan-erdogan

Bir günde insan beyni, farklı 80 bin düşünceyi kullanıyormuş. 80 bin farklı düşünce iyi bir rakam. Peki beyin farklı bu 80 bin düşünceyi düşünmekle yorulmuyor mu? Hayır, yorulmuyor. Beynimizin bir farklı özelliği daha var. Beyin çok şeyi düşünmekten yorulmaz. Beyin aynı şeyi sürekli düşünmekten yorulur. Aynı şeyi sürekli, kırık plak gibi dönüp, dolaşıp düşünmek beyni çok yoruyor. Depresif, panik atak ve obsesif (takıntılı) kişiler bir şeye kafayı takar ve günlerce, saatlerce onu düşünür. Beyin bir süre sonra iflas eder ve şarteli indirir. Yani sigorta atar. Kişi sağlıklı düşünemez hale gelir. Çok düşünmekten korkmayın. Aynı şeyi sürekli düşünmekten uzak durun.
3 beğeni · 0 yorum · Arena'ya Sor

Reyhan Erdoğan.

@reyhan-erdogan

Gülümseyebilmek
Af etmek

Sizde “Allah affeder ama ben affetmem” diyen kişilerden misiniz? Kinci misiniz? Bir hatada karşınızdaki insanı silip atar mısınız? Son yılların psikoterapilerinden birisi de “af terapisi” oldu. Önce kendinizi, sonrada başkalarını affetmeniz gerekiyor. Neden af etmeliyiz bize zarar veren kişileri? Öncelikle o insanlara karşı hangi duyguları taşıyoruz? Efendim duygular kendi içinde ikiye ayrılıyor.
a - Pozitif duygular: Sevgi, aşk, muhabbet, huzur, güven vb. Bütün canlıların asıl hedefi bu güzel duygulara ulaşmak…
b – Negatif duygular: Kin, nefret, öfke, kaygı, korku, intikam vb… Yine canlılar bu duyguları yoğun yaşamak istemezler. Burada şöyle bir soru aklımıza geliyor. Peki duygu nedir? Duygu enerjidir. İşte negatif duygular, negatif enerji demek… Siz kin ve nefreti taşımakla içinizde sizi kemiren negatif enerjisi taşıyorsunuz. “Keskin sirke küpüne zarar” demiş eskiler. İçinizde taşıdığınız bu olumsuz duygularda sadece size zarar veriyor. İşte af terapisinde içinizdeki bu olumsuz enerjiyi boşaltıyorsunuz.
- Af etmek; affettiğiniz kişiyi seveceğiniz anlamına gelmiyor.
- Af etmek; affettiğiniz kişi ile dost olacağınız, konuşacağınız anlamına da gelmiyor.
- Af etmek; affettiğiniz kişiye gidip, “seni af ettim” demeniz anlamına da gelmiyor.
- Af ettiğinizden karşıdaki kişi zaten haberdar olmuyor. Siz onu kendi içinizde affediyorsunuz. Öncelikle içinizdeki bu zehirli enerjiden kendinizi kurtardığınızda çok ama çok rahatladığınızı göreceksiniz. Af etmediğiniz zaman hayatınızın en güzel yıllarını intikam hülyaları ile kin ve nefret şarkıları ile geçirirsiniz. Hani “ermiş kişi” deriz. Biz buna psikolojide “kendini gerçekleştirme” deriz. Ermiş kişi, evliya, insan-ı kamil, kendini gerçekleştiren kişi diye tabir ettiğimiz bu zatlarda kin, nefret, öfke duygularına rastlayamazsınız. Ve onlar kimseye düşmanlık beslemezler. Af terapisinin bir başka ayağı da “kendinizi” affetmenizdir. Hayatınız boyunca kendinize duyduğunuz kızgınlık, öfke, nefret duygularını da boşaltmalısınız. Yaptığınız hataları hayat deneyiminiz olarak bir yere kaydedin ve öncelikle kendinizi affederek kendinizle barışın.
8 beğeni · 2 yorum · Diyorum ki
Tokmakan (@tokmakan)
Affetmek affedeni özgür kılar.. - 12.01.17
_._Ramazanova_._ (@ramazanovaa)
Affetmek keçmişi dəyişdirməz ancaq gələcəyin önünü açır :) - 12.01.17