ara

bâd-ı muattar

''Hassasiyet-i marîzamı bahçede, odalarda, sofalarda sürükledim.''
- nostaljik
Ölümlü Dünya, kaçış temasına uygun olarak Rasputin'i film müziği olarak seçmiş.

Bana çok tanıdık gelen bu şarkıyı hatırlamam uzun sürmedi. Bizdeki versiyonu Dön Bak Aynaya.

Ritmi daha vurgulu olduğu için mi, bana çocukluk yıllarımı hatırlattığı için mi, 90'lardaki favori şarkılarım Ayna'ya ait olduğu için mi bilemem, bizim versiyonu daha çok seviyorum. Keyifle dinleyin. 🔊
Ölümlü Dünya
filme 7 verdi, inceleme eklemedi.
14 beğeni · 11 yorum
Semih Oktay (@semih-oktay)
O "beğeni" Boney M'in Rasputin'i için Reyhan...Karşı hareket deği;bilesin! :D Bu şarkı meşhurdu bir zamanlar ve ben 17 yaşımdaydım... :)
13.02.18 beğen 1 cevap
Joseph K (@jsk)
Boney M dinleyen neokur.com üyesi! Çöldeki su damlası gibi:)
13.02.18 beğen 1 cevap
Zeynep Y.☂️ (@zeynepy)
İlk defa dinledim, bence de bizim versiyon daha güzelmiş :) Ben bu filme iki defa gittim ne çok gülmüştüm ya :)
13.02.18 beğen 1 cevap
"Bilmiyorsun, Leyla."
"Neyi?" Kız hızla döndü, annesinin karşısına geçti. "Neyi bilmiyorum?"
Anne'nin eli göğsüne kondu, orayı usulca dövdü. "Burayı. Buradakini." Sonra el gevşedi, durdu. "Bilemezsin."
Bin Muhteşem Güneş
kitaba 10 verdi, inceleme ekledi.
31 beğeni · 7 yorum
ruhadam (@ruhadam)
Çok güzel bir fotoğraf, tam şiirlik. İşte bir şiirden bir mısra "Güneş yalnız dirileri ısıtır"
03.02.18 beğen 2 cevap
Garip bir huzursuzluk var içimde!
Şüphesiz bunu böyle duyarlar
Doğum saatini bekleyenler ana rahminde
Ve belki onun için gözlerini sımsıkı yumarlar!
Kolay mı kader uçurumuna atılmak
Durmadan yürüyen kervana katılmak!
Hayır pişman değilim!
Sevmeyi, imkânsızlığı, ümidi tadacağım
Daha şimdiden içimde yaşamanın sevinci var!
Tanımadığım insanlarla sohbet bir kahvede...
Haydi artık... Bu acayip eşikten
Size veda edeyim... Maceramı
Bir gün dinlersiniz elbet...
Ben şimdi bir başkasıyım...
36 beğeni · 5 yorum
ruhadam (@ruhadam)
KABUL
Yaşamak için dünyaya gelmişim, kabul.
Kabul, ellerimin beyazı, gözlerimin rengi,
Kadın, erkek, evli, bekar,dul,
Toprak üstünde yürümek: kabul.
Toprak altında çürümek: kabul.
Yaşamak her çeşidinden... Kem yüz, acı dil
Aç, sefil.
İnsanlara köle,
Allah'a kul.
Ey kıtalar, denizler, gök kubbe dolusu:
Kabul, kabul, kabul!..

Ziya Osman Saba
29.01.18 beğen 7 cevap
shitick (@shitick)
tanpınar kesinlikle değerini bulamamış bi cevher..
29.01.18 beğen 1 cevap
Yine de yanaklarını şişirdi Pocks. Esmer suratını çirkinleştiren yara izleri şimdi daha da büyük görünüyordu. Yavaştan bir ıslık tutturdu:

Gel, kardeşim rüzgâr,
O yabani köpek beni ısıracak.

Gel, kardeşim rüzgâr,
Niyeti beni parçalamak...

Es artık es, ayaklan artık rüzgâr,
O yabani köpek beni ısıracak.

Ormanı, denizi aş da gel,
Niyeti beni parçalamak...

Adamlar gözlerini kıyı gemisinin yelkenlerine dikmişler, heyecanla bakıyorlardı. Boşuna! En ufak bir esinti bile yoktu. Yelkenler laçkaydı, gevşemiş kalmıştı.
Kardeşim Rüzgar, Kardeşim Deniz
kitaba 10 verdi, inceleme ekledi.
29 beğeni · 10 yorum
Feyzanur (@vareste)
Keyifli okumalar
19.01.18 beğen 3 cevap
Pınar Yiğitcan (@pinaryigitcan)
Çok güzel bir resim olmuş, keyifli okumalar.
19.01.18 beğen 3 cevap
ruhadam (@ruhadam)
Yüreğimde bir sevgi şarktan garba ulaşır.
Denizler bende yaşar, dertlerini bilirim.
En eski gemiler gönlümde pupa-yelken;
Umulmadık bir yönden bir gün çıkar gelirim...
19.01.18 beğen 7 cevap
Zeytindağı'nın tepesindeyim. Lût denizine ve Gerek Dağları'na bakıyordum. Daha ötede, Kızıl Deniz'in bütün sol kıyısı, Hicaz ve Yemen var. Başımı çevirdiğim zaman Kamame'nin kubbesi gözüme çarpıyor. Burası Filistin'dir. Daha aşağıda Lübnan var; Suriye var; bir yandan Süveyş Kanalı'na, öbür yandan Basra Körfezi'ne kadar çöller, şehirler ve hepsinin üstünde bizim bayrağımız! Ben bu büyük imparatorluğun çocuğuyum.
Zeytindağı
kitaba 10 verdi, inceleme ekledi.
20 beğeni · 2 yorum
Semih Oktay (@semih-oktay)
Çoook sıkı bir tarih kitabıdır aynı zamanda değil mi Reyhan?
18.01.18 beğen 1 cevap
Sinop cezaevi
Sinop cezaevi
Kitapçıların raflarında eksik olduğunu hiç görmediğimiz Kürk Mantolu Madonna'nın yazarı Sabahattin Ali'yi, öncelikle şiirleriyle tanımak istedim. Popüler kültürün dayatmalarını ve bir kitabın sadece ''kahve yanı aksesuarına'' indirgenmesini hiç kabul edemedim çünkü. Bu popüler kitapları çoğunlukla hediye edildikleri için okuyorum ve itiraf ediyorum bazen önyargılarıma kızıyorum. (Uçurtma Avcısı muhteşem bir kitaptı.) Bazen de beklentilerimi karşılamıyor ve önyargılarımda haklıymışım diyorum. (Posta Kutusundaki Mızıka benim için vakit kaybıydı.)

Velhasıl, Sabahattin Ali'nin şiir kitabını aldım ve güzel bir rastlantıyla, birkaç gün sonra Sinop'a yolum düştü. Bilenler vardır, ne yana baksak denizi gördüğümüz bu güzel şehirde eski bir cezaevi var. Vaktiyle kale imiş, tersane imiş, cezaevi olmuş, şimdi de nasibine müze olmak düşmüş, sessiz bir yapı. Bu kadar gelmişken es geçmek olmaz deyip bu çok amaçlı yapıya uzunca bir vakit ayırdım. Hatta iyi bildiğimiz film ve dizilere de ev sahipliği yapmış. (Eşkıya Dünyaya Hükümdar Olmaz, Pardon, Parmaklıklar Ardında, Tatar Ramazan...) Bunlardan bize ne peki? Birçok siyasi suçlu da bu cezaevine gönderilmiş. Sabahattin Ali de bu suçlulardan biri.



Bu pencere Sabahattin Ali'nin koğuşunun bulunduğu koridorda. Hatta hemen karşısı diyebilirim. Onun koğuşu kilitlenmiş olduğu için içeri giremiyoruz. Sadece parmaklıklar ardından bakabiliyoruz. Girişin karşı duvarında bir portresi ve yanında da meşhur şiiri (Ne yazık ki ona ait olduğunu bilen pek az insan var.) Aldırma Gönül Aldırma asılıyor. Odasında bir yatak, aynalı bir şifonyer, duvarda asılı bir saz ve bir minik sehpa var. Koridorda kendisini tanıtan bir levhada şu açıklama yer alıyor:

Öğretmen, Yazar ve Şair 1932 yılında siyasi hükümlü olarak Sinop cezaevlerinde yatmıştır.



Bu kapıdan çıkıp avluya varınca Sabahattin Ali'nin yazmış olduğu şiirleri seslendiren sanatçıları dinliyoruz. Sanki içerde toplanmışlar da ellerinde sazları, birbirlerine dertlerini anlatıyorlarmış gibi hissettim.

Benim ''sadece bir şarkı'' olarak bildiğim ve kitabı okurken Sabahattin Ali'ye ait olduğunu öğrendiğim bazı şiirleri bu uzun yazıma eşlik etmesi için ekliyorum.

https://www.youtube.com/w...h?v=6ZDuEoMShzM

https://www.youtube.com/w...h?v=QezytWkL8R4

https://www.youtube.com/w...h?v=mIPOdF2aNaQ

https://www.youtube.com/w...h?v=Bski-yEQncA

https://www.youtube.com/w...h?v=o6PZsAitVCc

https://www.youtube.com/w...h?v=DgJWuhrv3ZQ

https://www.youtube.com/w...h?v=IgOjHUMeFxo

https://www.youtube.com/w...h?v=DzlN2-BsAU0

Tamamen kaderine terk edilmiş bir yapı, 4000 yıllık bir tarihe sahip kale kalıntılarının hali içler acısı. Hevesle koşup görmeye gidiyorsunuz ama şehir sakinleri surların dibine mandalina kabukları savurmuş. Ben ki Ankara'da doğmuş büyümüş biriyim. Müze gezilerine çok önem veren okullarda okudum, gezilere elimizde not defterleriyle gider ve ertesi gün not ettiğimiz bilgilerden sözlü olurduk. Biz müzelere hassasiyet duyan çocuklardık. O kültürü gördükten sonra burası viraneydi benim için ve avluya çıkıp ''Buranın nesi müze?'' diye bağırmak istedim. Girişte bilet kesenler dışında insan bile göremiyorsunuz içeri girince, bıraktım bakımını korunmasını.

Tamam cezaevi, birkaç saatliğine bile içerde durmaya tahammül edemiyor insan. Ama burası gerçekten başka bir atmosfer. Kış mevsiminde gitmiş olmama rağmen yoğun şekilde nem hissettim ve bronşitlerim birkaç gün bu gezinin etkisini yaşadı. Sağlam giren hasta çıkar o mekandan.









Bakımsızlığında hava koşullarının da etkisi var tabi. Ama ne yazık ki yeni neslimiz de eskilere pek saygı duymuyor. Mevcut olanı korumak şöyle dursun, daha ne kadar çirkin gösterebiliriz diye uğraşmışlar adeta.



Bütün duvarlar, birbirlerine duydukları derin muhabbeti ilan etmek için en uygun yerin cezaevi olacağını düşünmüş çiftlerin isimleriyle dolu. Acaba hangileri şu ana kadar muhabbetlerini devam ettirebildi merak ediyorum. Disiplin hücresinde sabahı edememiş, aklından kim bilir neler geçirmiş insanların hayatına ne kadar empatik bir yaklaşım örneği. (!)

Sözü çok uzattım biliyorum buraya kadar geldiyseniz çok teşekkür ediyorum. Paylaşım anasayfada çok geniş yer işgal edeceği için site arkadaşlarım, beni mazur görmenizi istiyorum. Bu kadar uzun yazdım çünkü bir kere daha gördüm ki okumak, okuduğunun arka planını anlamak ve o metinlerin hangi ortamda yazıldığını bilmek önemliymiş. Bir yazarın kitabını okumadan önce hayatını okurum, bana ne katabileceğini az çok tahmin etmek için. Sabahattin Ali ise Tolstoy'dan sonra, ölümünü de araştırdığım tek yazar oldu. İzlendiği şüphesiyle kaçmak istiyor Sabahattin Ali. Dinlenme molası verip bir ağacın altında kitabını okuduğu sırada, yol arkadaşı tarafından vuruluyor. Rivayetler böyleymiş, işin siyasi boyutuna ben girmeyeceğim, bu site o konuşmaların yapılacağı bir yer değil. Görüşü ne olursa olsun, kimse böyle bir hayat ve ölüm beklemiyordur sanırım.

Sonuç olarak diyorum ki, Madonna'nın mantosunun kürkünü ezberlemeden önce, eserlerini okuduğumuz insanların hayatlarını ve fikirlerini de öğrenmek gerek. Bir de Sinop Cezaevimiz, Anadolu'nun Alkatrazı olarak da anılıyormuş. Keşke biraz da korumaya öğrenebilsek.

Geri dönmeye niyetlendiğim zaman duyduğum seslerle gözlerimi göklere çevirdim.



Günü sevdiren, yüzümüzü güldüren kuşlar, gökyüzü ve bulutlar. Hayat yolculuğu bitmesin.

Dünya, ne garip ve ne güzel hikayesin...
57 beğeni · 18 yorum
Feyzanur (@vareste)
Cok cok güzel, keyifle okudum. Ve ne güzel bir gezinti olmuş.dolu dolu gezmek. Canlıda kalmalı. :)
01.01.18 beğen 4 cevap
Mâverâ (@mavera)
Çok teşekkürler canım. Gerçekten çok faydalı ve kendini sorgulamaya iten bir gezi olmuş, bende sayende aynı duyguları hissettim benliğimde. Gitmiş kadar oldum demeyeceğim yolum düşerse inşallah gidip görmek ve okurken de sıkılmadığımı belirtmek isterim. Sağ ol.. :)
01.01.18 beğen 2 cevap
Ay Nur (@lavinnia)
Üniversiteyi Sinop ta okudum ve cezaevine 6 7 kez gittim sanirim. O dönemler Parmakliklar Ardinda dizisi çekiliyordu ve cezaevi biraz daha canlıydı. Ancak söylediklerinize tamamen katılıyorum. Maalesef toplum olarak empati yoksunu, fotoğraf çekinip çevremize göstermek için müzelere gider hale geldik. Yazdiklarinizi okurken kendimi tekrar orda gezinirken hissettim. Kaleminize, yüreğinize sağlık..
01.01.18 beğen 6 cevap
"Kuru tuzumuz önce ıslanıp sonra eriyebilir. Kaza da kader de bizim içindir. Akla gelmeyen başa gelebilir. Küpe olsa kulağımıza ve ah unutmasak. Bizden büyük Allah var, böyle mağrur olmasak."
Yerli Yersiz Cümleler
kitaba 8 verdi, inceleme ekledi.
34 beğeni · 5 yorum
Mâverâ (@mavera)
Arka fon gayet iyi ;) Bence canlıya düşmeli :)
16.12.17 beğen 1 cevap
30 beğeni · 12 yorum
Mâverâ (@mavera)
;) Orada olmak isterdim...
16.12.17 beğen 1 cevap
yusuf üvet (@yusuf-uvet)
çok iyi manzara ya şurda kaybolasım var
16.12.17 beğen 2 cevap
bâd-ı muattar (@reyhann)
Burası Ünye Sahili :) En güzel yanı da çok sessiz olması.
16.12.17 beğen 2 cevap
Her Günkü Şarkım
Şehirde bir kasvet,
Rüzgârda bu dâvet,
Enginde hürriyet,
Serde gençlik varken,
Beyaz açılırken
Bu mavi sularda
Her gün binbir yelken,
Âni bir kararda,
Edip şehre veda,
Niçin acep niçin
Sen de bir geminin
Yolcusu değilsin?
Şehirde bu kasvet,
Rüzgârda bu dâvet,
Enginde hürriyet,
Serde gençlik varken.

Cahit Sıtkı Tarancı
15 beğeni · 0 yorum
Şimdi, bir Gümüş Fincan yaptıracağım. Ustası şöyle erdemli, uğurlu bir kişi olsun. Üstüne şu sözleri kazdıracağım: "Yurdunun bayrağını şerefle yükseklerde tut. Saygıdeğer bir hâkim ol. Ateşli atlar, cesur yiğitler, sana şan getirecek. Büyüdüğünde kendi mutluluğunu kendi ellerinle kur. Sağ ol." Oğlum, kızım hep okuyacak.

 O atlar yok şimdi. Sevdiğim, üstünde büyüdüğüm atlar yok. Ama kaba, çelik paletli tanklar var. Gümüş Fincanım, cesur yiğitlerim oldukça, şânım eksik olmayacak.

 Sonra, cümlemizi ecel alıp, yer gizleyecek. Arzın hiç bir değeri kalmadığında bizler bir çırpıda Tanrı'nın yanına varacağız. O, görülmemiş kalabalıkta bizim yerlerimiz ayrı olacak. Gümüş Fincan'ın çocukları ne güzel hesap vericidirler. Terâzileri ne kadar doğrudur. Ve erdemleri orada da geçerlidir. Çünkü onlara, yurttan, bayraktan, cenkten, adaletten, kuvvetten ve sıhhatten sual yoktur.

Selâm olsun, Gümüş Fincan'ın ebedî ordularına...



Sayın @ruhadam ın paylaşım davetini, okumamı önerdiği kitaplardan birisiyle karşılıyorum. Bu aralar yoğunum, düzenli okuyamıyorum gecikmeyi mazur görün.
Kuşa odaklayınca kitap bulanık çıktı, siz orayı görmemezlikten gelin Hocam :)
Mavi Türkü
kitaba 8 verdi, inceleme ekledi.
20 beğeni · 3 yorum
ruhadam (@ruhadam)
Keyifli okumalar, gerçekten mutlu oldum :) Önerimi değerlendirdiğiniz için teşekkür ederim. Kitabı beğeneceğinizi tahmin ediyorum. Fotoğraf aslında çok güzel olmuş, bu kitaptan bir alıntı yazmazsam olmaz;
"Üstümden kuşlar uçup gitse kanatlarının seslerini duymaz mıydım?"
16.11.17 beğen 4 cevap
/ 8