ara
ruhadam
7.825 344

ruhadam

neokur.com/ruhadam
Yarınlar kalleş dolu, mert olan her düne yan

ruhadam

@ruhadam

Yeni Bir Betik Daha
Milyonlarca çocuğu bozucu, körletici bir eğitimin pençesinde bırakıyorsunuz. Erdem çiçekleri açabilecek bu körpe fidanlar gözlerinizin önünde kurtlanıyor; büyüyüp suç işledikleri zaman, yani içlerine çocukluktan giren kötülük tohumları acı meyvelerini verdiği zaman ölüm cezasına çarptırıyorsunuz onları. Sizin yaptığınız nedir, biliyor musunuz? Asma zevkini tadabilmek için hırsız yaratmak.
ketumpinokyo (@kekum)
Yeni kitaplar, yeni alıntılar demek :) Keyifli okumalar :)) - 7 sa
Zeynep (@zeynep3)
düşünceli düşünceli okumalar, "açlıktan ölmemek için çalan adama en korkunç işkenceleri de yapsanız yine çalar" bu da kitabın içindeki unutamadığım bir kısım. - 6 sa

ruhadam

@ruhadam

http://www.resimag.com/04cdd72e.jpeg


http://www.resimag.com/967a2f92.jpeg


http://www.resimag.com/287af83b.jpeg


http://www.resimag.com/40db693f.jpeg
9 beğeni · 3 yorum · Biliyor musun?
SPİNOZA (@karacurin)
Üstat paylaşımlarınızı !okumak'tan oldukça haz alıyorum ve bunu belirttikten sonra siz hangi bilge'nin düşüncesine kani kalıyorsunuz? - 20.02.17

ruhadam

@ruhadam




@hercai @tabula-rasa @kekum


Hasret
Denize dönmek istiyorum!
Mavi aynasında suların:
boy verip görünmek istiyorum!
Denize dönmek istiyorum!

Gemiler gider aydın ufuklara gemiler gider!
Gergin beyaz yelkenleri doldurmaz keder.
Elbet ömrüm gemilerde bir gün olsun nöbete yeter.
Ve madem ki bir gün ölüm mukadder;
Ben sularda batan bir ışık gibi
sularda sönmek istiyorum!
Denize dönmek istiyorum!
Denize dönmek istiyorum!

Nazım Hikmet Ran
20 beğeni · 19 yorum · Müzik Kutusu
Deniz anlatıyor mu beni sana
Hatırla sesimi dalga dalga
Sularda esen yel ben miyim ki
Sor suyun rüzgarına

Deniz anlatıyor mu beni sana
Hatırla adımı koylarında
Hala mı uzaktayım yoksa yanı başında
Kalbinde güzel uykuda... - 20.02.17
ketumpinokyo (@kekum)
Çok güçlü bir yorum, nereden buluyorsunuz böyle farklı yorumları bilmiyorum ama iyi ki buluyorsunuz, sayenizde biz de böyle güzel seslerle tanışma şansını elde ediyoruz , çok teşekkürler :) - 20.02.17

ruhadam

@ruhadam

http://www.resimag.com/fd6c845a.jpeg


http://www.resimag.com/ddeed7f3.jpeg


http://www.resimag.com/93f967f0.jpeg


http://www.resimag.com/a261002b.jpeg
4 beğeni · 0 yorum · Biliyor musun?

ruhadam

@ruhadam

Divan Edebiyatından Seçme Şiirler kitabında Nesimi'nin derisinin yüzülerek öldürüldüğünü yazıyordu, bunun üzerine biraz araştırma yaptım ve konuyu araştırırken Mustafa Ceylan'ın çok güzel bir yazısını buldum. O yazıyı sizinle paylaşıyorum

Ey Şiir! ...
Sen, hem iten, olayları körükleyen; hem de karşı çıkansın.
Çünkü, saraylara kul-köle yaptığın şairlerin de var, onlara isyân edenlerin de... Kurulu düzenin emrinde varol-yaşa padişahım! diyerek, zafernameler yazan şairlerin de var; o düzeni değiştirip, Hakça, halkça ve adil bir düzen kurmak isteyip de bu isteğin ateşiyle yanıp tutuşan, halka ışık, aşk, iman ve yumruk olan ve sonra da senelerce bu düşüncelerinden ötürü zindanlarda yaşayan şairlerin de...
Hattâ bugünü beğenmeyip, mâziye, düne takılı kalmış; hep o eski günleri yaşayan ve yaşatmak isteyen mısra işçilerin olduğu gibi, gününü gün eden ya da gelecek günleri, öteleri nakışlayan mısra kuyumcuların da...
Sen, her ikisinin de arasındasın. Her ikisine de eşit mesafedeyim deme bana, zira asla inanmam; inandıramazsın ki. En çok zulmettiklerin, en çok sürgünlere düçar olanların, senelerce demir parmaklıklar arkasında hapis yatanların veya öldürülenlerin yürek seslerine gizlenmişsin. Oradan bakarsın yüzüme hep...

Çağlar boyunca, zulüm idarelerinin gündeminin birinci sırasını şairlerin cesaretli, korkusuz söylemleri işgal etti. Etti ya, sen onların sadece seyircisi idin. Önce olayı körükledin, ardından tırnak vuruşturup bekledin. Hınzırlığın işte tam bu noktada...

Ey Şiir! ..
Biliyorum sabırsızsın.
Aykırılık içini gıcıklıyor...
Aykırılıklarla, kurulu düzene karşı isyan duyguların şaha kalkıyor. İhtilâlci olup çıkıyorsun...

Hükümdar kaftanlarının süsüne-püsüne aldırış etmeden, yayan yapıldak, kırlarda-bayırlarda, halk arasında gezmekten müthiş zevk alıyorsun. Aykırı davranışları ve söylemleri alabildiğine destekliyorsun. Yenilikler de aykırılıklardan doğar. Yenilikleri davet ediyor, köhnemiş anlayışlara savaş açıyorsun. İşte böylesi durumlarda, yeni doğmuş bir bebek kadar masumsun... Yaramazlıkların bizim de hoşumuza gidiyor. Olsun, var sen, hünkârların tuğraları altında ezilme de, çoban kavallarında kuzulara özgür türküler söylemeye devam et. Bu halini seviyorum ben...

Hak ve hakikatten ayrılmadın. Ayrılma da... Hurafe ve cehalet en büyük düşmanın. Duygulu ruhları, gerçeğin ışığında yıkamaya devam et. Et ki, şairlerin de sana benzesin. Toplumları çağın gerilerine götüren müstebit idarelere karşı uyandırsın sana vurgunlar.. Unutma e mi? ..

Fakat müstebit idarelerin aykırı görüşlere tahammülü yoktur.

Ama sen, aykırılıkları zirveye çıkarır, sesini-soluğunu keser, meydana gelecek olayları beklemeye başlarsın. Sultan buyruğunun bir an evvel çıkmasını aykırılık yaptırdığın sevdalının kafasında patlamasını istersin. Belki de istemezsin! ? Ama, bana öyle geliyor işte...

Geçenlerde seninle gecenin en ileri ve en sessiz saatinde bir gönül sohbetine tutuştuğumuzda bana, ben garipten, yetimden, şairden, halktan yanayım. Güç ve güçlülerden hoşlanmıyorum demiştin. Unutmadın değil mi?

Fakat, frensiz şairlerin çıkınca meydanlara, mısralarını, sazını, kalemini kurşun gibi kullandıklarında; öyle sessiz oluyorsun ki, yağmur öncesi buluta dönüyorsun sanki...
Sonra, o taşkın, o sınırları parçalayan, o dağları yerlere seren, kurulu ekonomik, siyasal, sosyal, inanç, gelenek vb sistematiğine baş kaldıran şairinin hâlini izliyor, şahitlik yapıyorsun da, şairin için verilen ölüm fermanlarını önleyemiyorsun.

Söyle bana, neden? Neden?
Önleyemiyor musun, yoksa, önlemek istemiyor musun?
İçinde yaşadığı halkın dili, gözü, kulağı, aklı, ruhu olan şairini-ozanını veya kötü gidişe dur diyerek bayrak kaldıran şairini çekip alamıyorsun işkence mengenelerinden, idam sehpalarından…

Hele ki, telle boğdurduklarını biliyorum. Kafasını kılıçla uçurttuğun kaç şair var, hele bir anlat da öğrenelim. İdam ettirdiklerini, genç yaşında, ömrünün baharında olan şairlerini koruyamayıp kendi ellerinle kabirlerine gömdüklerini söyle de bilelim.

Ey Şiir! ...
Sen anlatamazsın onları.
Açtığımda bu defteri, dut yemiş bülbüle dönüyor, susuyor, mahzunlaşıyorsun.
Vaz geçtim, idam ettiklerinden. Bu sefer sana, idam ettirdikten sonra derisini yüzdürttüğün bir şairinden bahsedeceğim.

NESİMÎ
Biliyorsun değil mi?
Evet: Nesimi…

Nesimi yi Nesimi yapan kim? Elbette sen! İçinde yaşadığı toplumun değer yargılarıyla ters düşüren kim? Elbette sen!

Nesimi ye ne yaptın? Derisini yüzdürdün be ! Derisini yüzdürdün ! Acımadın bile !

Nesimi (Bağdat 1339-Halep 1418) Bağdat yöresinde Nesim Bucağı nda doğmuştu. Halep te yaşamış, Hurufi Mezhebine bağlıydı. Bu filozof Türkmenin adını da değiştirdin. Asıl adı İmadettin di. Doğduğu kasabanın adıyla onu bugünlere taşıdın. Hayrı ve aşkı telkin eden, heyecanlı bir şairdi o...

Ferdiyeti gösteren insan ruhunun cemiyeti ve külliyeti temsil eden ilâhi ruh ile- denize karışan yağmur taneleri gibi-imtizaç eylemesi lâzım geleceğini söylerdi. Bu telkinlerini, Halep teki Kölemene İdaresi küfür saydı. Fikir ve görüşleri şeriate aykırı görüldü.

Azeri Lehçesiyle yazdığı şiirleri, yalın dili, anlatım özellikleriyle bugünlere kadar geldi. Fikir ve düşüncelerinden asla ödün vermedi.

Vermedi de ne oldu?
Derisini yüzdüler. Sonra da ibret olsun diye cesedi bir hafta sokakta teşhir edildi.
Sen de bir güzel seyrettin onun derisinin yüzülmesini.
Nesimî, Alevi-Bektaşî geleneğinin yedi ulu ozanından birisidir. Sadece Alevi-Bektaşilerin değil, Azeriler’in de çok büyük önem verdiği bir ozandır. Azerbaycan’da “Nesimi Dilcilik Enstitüsü” adıyla bir enstitü de kurulmuştur.

*

Hurifiydi Nesimî.
Hurufilik: Kâinatın oluşunu ruha değil maddeye dayandıran her varlığı 32 harfle açıklamaya çalışan ve harflere esrarengiz manalar yakıştıran görüştür.

Şiirlerinde dini- tasavvufa karşı korkusuz ve biraz patavatsızca söylediği şiirler yanlış anlaşılarak öldürülmesine yol açmıştır. Tasavvuf inancını büyük coşkunluk ve içtenlikle söylemiştir. Çağının Türkçesini en güzel bir şiir dili haline getirmiştir.

Nesimi’nin halk, tekke ve divan şairlerimiz üzerinde azımsanmayacak etkileri vardır. Halka en çok yaklaşan divan şairidir diyebiliriz.

Bilhassa Bektaşiler ve vahdet-i vücut felsefesini benimseyenlerce büyük bir sûfi olarak kabul edilir.

Şiirlerinde ekseriyetle kendi görüşlerini telkin etmekle birlikte din dışı ve aşıkane gazellerde yazmıştır. Tuyuğları ve farsça gazelleri de mevcuttur.

Bir şiirinde demişti ki:

Ben yitirdim, ben ararım, yâr benimdir kime ne
Gâh giderim öz bağıma gül dererim kime ne
Gâh giderim medreseye ders okurum Hak için
Gâh giderim meyhaneye dem çekerim kime ne

Kelb rakip haram diyormuş şarabın bir katresine
Saki doldur, ben içerim, günah benim kime ne
Ben melâmet gömleğini deldim, taktım eynime
Ar u namus şişesini taşa çaldım, kime ne?

Ah Yezid, seccadeni al yürü mescid yoluna
Pir eşiği benim Kâbem kıblegâhım kime ne
Gâh çıkarım gökyüzüne hükmeder kaftan kafa
Gâh inerim yeryüzüne yâr severim kime ne

Kelp rakip böyle diyormuş güzel sevmek pek günah
Ben severim sevdiğimi, günah benim kime ne
Nesimiye sordular, yârin ile hoş musun?
Hoş olayım, hoş olmayım, o yâr benim, kime ne


Abdülbaki Gölpınarlı Hocamızdan, Nesimi hakkında bir öykü:

Nesîmînin yüzülmesine fetva veren müftü, Nesîmî yüzülürken sağ elinin şahadet parmağını sallayarak, bunun diyormuş, kanı da pistir.

-Bir uzva damlarsa, o uzvun da kesilmesi gerekir!
Ve tam bu sırada Nesîmînin bir katre kanı müftünün şahadet parmağına sıçramış. Meydanda bulunan hâl ehli bir can;
-Mütfü efendi demiş, fetvanıza göre parmağınızın kesilmesi lâzım.
Müftü,
-Nesne gerekmez demiş. Biraz suyla temizlenir.
Bunu duyan Nesîmî, kanlar içindeyken:

“Zâhidin bir parmağın kessen dönüp Hakdan kaçar
Gör bu miskin âşıkı ser-pâ soyarlar ağlamaz” beyitini muhtevi gazelini söylemiş.

Ve

Nesîmî nin derisi yüzülünce bir de bakmışlar ki eğilip derisini almış ve bir post gibi sırtına vurup yürümüş. Kimse peşine düşmeye cesaret edememiş. Halepin 12 kapısında bulunan kapıcılar ve halk görmüşler ki Nesîmî, derisi sırtında, kapıdan çıkmış ve sır olmuş. Kapıcılar ve halk bir araya gelince herkes, “falan kapıdan çıktı” diye iddiaya girişmiş ve anlaşılmış ki, oniki kapıdan da çıkmıştır.
Şimdiki tekke ve türbe de, onun gömüldüğü yere değil, yüzüldüğü yere yapılmış.

Nesimi’nin ölümü, Anadolu’da tepkiyle karşılanmıştır.
Ve
Anadolu’da, Şeyh Bedrettin tarafından yoksul-fakir insanların haklarını savunmak gibi toplumcu bazı ilkeleri ortaya koyan ve Osmanlı’ ya karşı örgütlenerek ayaklanma hareketi başlatan, ezilen halkın haklarını savunduğu için “sosyalist bir hareket olarak” kabul gören “Şeyh Bedrettin İsyanı” başlar.

Şeyh Bedrettin, çağının en büyük hukukçusudur.
Ve
Şeyh Bedrettin, ” Teshil” adlı yapıtında sorduğu bin soruya bin cevap vermiştir. Osmanlı’nın adaletinin de beş yüz yıl, Bedrettin’in “Teshil” adlı eseriyle sağlanması, tarihin bir başka garip yüzüdür. Bedrettin, ne yazık ki, Osmanlı’ya karşı giriştiği bu savaşı kaybeder ve 1417’ de (bazı kayıtlara göre 1420) ‘de Serez’de asılır.

*
GELDİM’OLA BİZİM ELE BİR EREN?

Geldim’ola bizim ele bir eren?
Durmadan anlatsın pirimi benim.
Gülce derler, sevdam odur, o ceren
Çiğ damlası saysın terimi benim.

Yolumda yoldaştır Yunusla Veysel
Dağlar mı? Olamaz âşığa engel
Hasret ateşiyle ölmeden evvel
Koysunlar mezara dirimi benim

Çile ozanıyım budur fermanım
Mekânda gölgeyim, zamanda can’ım,
Tükensin, kalmasın dizde dermanım
Alsınlar gözümden ferimi benim.

Dost halkasın yeni baştan dizsinler
Aşk bir haritadır, doğru çizsinler
İsterlerse yere koyup yüzsünler
Nesimiyle beraber derimi benim.

Başaklarda, karıncada, bulutlarda nefes alıp verenim
Öylesine mutluyum, duymadı hiç kimse zarımı benim.
Sesiyim sessizliğin, incinsem de incitmem, ilkem bu
Nar içinde saklıyım, bilen bilir, narımı benim.
Cümle kırmızılar kanımdan almıştır rengini
Ağlayan ırmaklar söndürmez har’ımı benim.
Yolcuyum kendi içime, arza gebeyim
Avcumda bin güneş var, yarımı benim.
Size derim size, ey insanoğlu
Etmeyin hesap, kârımı benim.
Kovanlar kapalı; nedendir?
Yakmayın arımı benim
Ceylan’ım, Nesimiyim
Hazırdır kefenim.

Her bağ bıçkısına gülümser etim
Ten ne ki, basit şey, ona gurbetim.
Suçlusun dediniz ağlıyor yetim
Sevabı sizlerin, cürümü benim

Geldim’ola bizim ele bir eren?
Durmadan anlatsın pirimi benim.
Gülce derler, sevdam odur, o ceren
Çiğ damlası saysın terimi benim.

Mustafa CEYLAN
29 beğeni · 19 yorum · Biliyor musun?
Akın Mert (@akinmert)
Emeğinize sağlık. - 17.02.17
_._Ramazanova_._ (@ramazanovaa)
Hürufi əqidəsi---Allah bir insanın üzündə təzahür edən bir kəlamdır. Bu kəlamın ünsürlərində də bir rəqəm dəyəri var. Beləliklə bütün varlıqların əsl ünsürü olan iyirmi səkkiz hərfi insan üzündə görmək mümkündür. İnsan üzündə anadangəlmə yeddi xətt vardır. İki qaş, dörd kirpik və bir saç. İnsan bu yeddi xətt ilə doğulduğu üçün bunlara "xütut-ü ümmiyə" (ana xətlər) deyilir. Bunların cəmi on dörd edir. Yeddi dənə də "xütut-ü əbiyə"(ata xətləri) vardır ki, bunlar kişidə yetkinlik vaxtı çıxır. Üzün sağ və sol yanlarında iki saqqal tükləri, iki yanağın iki tərəfindəki burun tükləri, iki bığ və bir də alt dodaqdakı tüklər. Bunların cəmi on dörd edir. Ana və Ata xətlərinin cəmi iyirmi səkkiz edir ki, bu da Quranın iyirmi səkkiz hərfinə bərabərdir.

Bu xətlər hava, su, od və torpaq kimi dörd ünsürdən meydana gəldiyi üçün hər biri dördə vurulsa yenə iyirmi səkkiz əldə edilir. Əgər saçı ortadan ikiyə bölsək bu yedi xətt səkkiz olur. Dörd ünsürə vurulması otuz iki edər. Aləmdə hər nə varsa otuz ikiyə tətbiq olunur. Bütün kainat doqquz fələk, oniki bürc və yeddi planetdən ibarətdir, bunlara dörd ünsürü də əlavə etsək otuz iki alınar. Otuzikinin xaricində başqa nəticə alınmır. - 17.02.17
Bir solukta okunacak kadar etkili ve bir o kadar da acıklı. :( İnancından ötürü kimse zülm görmemeli. Hesap soracak sadece yaradan'dır. Müftü bu kadar eziyetin fetvasını neye , hangi kitaba göre vermiş! Peygamber efendimiz bile, amcasını öldüren hz.Vahşi'ye karşı merhametle yaklaşırken, kimse "ben din alimiyim, dinim bunu emrediyor " demesin. Zahire aldanıp nice insanlara eziyet edildi. Bunlardan biri de Muhiddini Arabî hazretleri.Onun ki de pek acıklı sonla bitti malesef. Nesimi ne demiş "kime ne günah benim " ne kadar da doğru demiş. Sen "Emr-i bi'l ma'rûf ve nehy-i anil münker" yaparsın anlarım tamam ama hesap soramazsın. Şeriat var ayetinin devamında , affederseniz bunun daha güzel olduğu da söyleyeniyor ama kulak ardı ediliyor. Kaldı ki Nesimi şeriata tabi edilecek bir şey de yapmamış. Din adı altında nice katliamlar yapılıyor :( yol bitmiş değil ki sen ne bilirsin kim doğru kim yanlış. Ama gel de bunu anlat işte :( Çoğu zaman şunu düşünürüm " iyi ki bu dünyada ölümsüz değiliz " - 17.02.17

ruhadam

@ruhadam

HEDİYE BETİKLER
Bugün güzel bir hediye paketi geldi, göndericisi bu sitedeki naif, kibar ve samimi bulduğum dostlardan @tabula-rasa. Bu sitedeki ilk hediyemi göndermek kendisine nasip oldu:). Ambalajından kitap seçimine her şey muazzamdı tam bir tabula-rasa işiydi, kendisine çok teşekkür ediyorum.

http://www.resimag.com/71adbe3e.jpeg
EK 1
Bu arada çok şık bir ayraç var fotoğraflarda biraz ufak kalıyor ama beni analiz ederek güzel bir tercih yapmışlar:) 16.02.17
48 beğeni · 29 yorum · Başıma Gelenler
Nisf (@nisf)
Keyifle okuyun @ruhadam hepsi çok güzeller :) - 16.02.17
Pelin (@pelinnn)
Gerçekten güzel seçimler :) keyifle okuyunuz... - 16.02.17
Fethiye (@fthykc)
Siz de ilk hediyenizi aldınız demek :) Keyifle okuyunuz çok güzel kitaplar. - 16.02.17

ruhadam

@ruhadam

Yeni Bir Betik Daha
Arka Kapak Yazısı: Türkistan'ın Ceyhunötesi'nde başlayıp Afganistan'daki Gazne'de sona eren çarpıcı bir hayat hikâyesi...İlimlere karşı inanılmaz bir merak besliyen Ebû Reyhân el-Bîrûnî, muhteşem dehasıyla XI. Yüzyılın ilk yarısına damgasını vurmuştur. Bu dönem, onunla bir süreliğine aynı mekânı paylaşan ünlü bilgin İbn-i Sînâ başta olmak üzere, bir çok bilim adamının tarihi onurlandırdığı bir dönemdir.Bîrûnî 150 civarında eser vermiştir ki, ele aldığı jeoloji, matematik, coğrafya, astronomi, farmakoloji, tarih gibi bilim dallarının çeşitliliği hayret vericidir. Pozitif bilimler yanında bugün batılı bilim adamlarını referans göstererek andığımız etnoloji, antropoloji, tarih felsefesi gibi beşerî bilim alanları ile objektif tarihçilik kaygısı, iktisadî tarih anlayışı gibi meseleleri ilk ortaya koyan da Bîrûnî olmalıdır.Bîrûnî, barış ve adâlet yanlısıdır; aksi durumlarda karşısındaki kim olursa olsun mücadele etmeye çalışmıştır. Ona göre toplumsal barışı bozabilecek hastalıklardan biri, insanların kendi kavim ve dinlerini üstün görerek bu konularda bağnazlık sergilemeleridir. Bu bağlamda, Sanskritçe'den Arapça'ya tercüme ettiği Patanjali'ye yazdığı girişte şu aşkın değerlendirmeyi yapmaktadır: "İnsanların fikir ve yaklaşımları türlü türlüdür; ve dünyanın gelişmesi bu yaklaşımların çeşitliliği ile gerçekleşir."

ruhadam

@ruhadam

Ruh Adam Kitabından Güne Özel Alıntılar
Günün anlam ve önemini anlatan birkaç alıntı paylaşmak istedim.

"Güntülü’yü seviyorum. Hayat ve kainatımın en büyük gerçeği bu."

"Sevginin niçini olmaz ki efendim... Düşünsem makul bir sebep bulabilirim. Fakat bu hakiki sebep olmaz.Çünkü biz önce severiz. Sonra sevdiğimiz şeyin güzel taraflarını bulmaya çalışırız. Bu da hodbinliğimizden doğar."

"Bazen bir sevgili için her şey bırakılır yüzbaşım."

"Aşk bir sebep değil, neticedir."

"Bazı insanların bazı yiyeceklere karşı alerjisi olur. Onu yedikleri zaman şuralarında buralarında kızartılar çıkar. Görünüşe bakarsan adamın derisinde bir hastalık vardır ama hasta olan derisi değil, sindirim organı veya karaciğeridir. Aşk da doğrudan doğruya bir hastalık değil, hastalığın görüntüsüdür."

"Onmaz kara sevdamızı kan söndürecektir."

"Sevilen ne kadar güzel ve çekici olursa aşk da o kadar şiddetli ve uzun olur."

"Bazı kadınlar bilmeden karşısındaki erkeği delirtir. Bazıları sanatkardır. Bunu bilerek yapar. Kadın, oldukça iptidai bir yaratıktır ama erkeği sürüklemek bilgisinde çok ustadır. Vuslattan sonra erkeğin bıkacağını sezdiği için onu daha çok bağlayacak türlü hünerler gösterir. Böylece aşk olgunlaşır. Sözün kısası, şairin dediği gibi: Mecnun'a cihan dopdolu Leyla görünürmüş."

"Mutlak seveceksin beni, bundan kaçamazsın."

"Bir gönülün âh u zâr ile dolmasının ne demek olduğunu gönlü rahat olanlar anlayamazdı."

ruhadam

@ruhadam

BİR KUŞ
Fotoğrafta birçok kuş olsa da kendi çekimim diye bu güzel şiirle paylaşmak istedim


BİR KUŞ

Bir kuş uçuyordu Sisam'la Kuşadası arasında,
Anlayamadım bir türlü Türk müydü yoksa Yunan mı,
Bir başka yerden mi yoksa? Hiçbir belirti yok.

Denize sordum onu: "O bir dalıcı kuştur, dedi,
Danteller örer durmadan bağrımda".
Gökyüzüne sordum onu: "o benim ulağımdır, dedi,
Mordan, gülrenginden eflatuna kadar".
Balıklara sordum onu, öteki kuşlara,
Teknelere sordum, bayraklı flamalı,
Hepsi bir şey söyledi bir cevap alamadım.

Bir kuş uçuyordu Sisam'la Kuşadası arasında
Anlayamadım bir türlü Türk müydü Yunan mı,
Bir başka yerden mi hangi milletten?
"Ey kuş dedim, kimlerden olursun, hangi ülkeden?"
"Ben bir martıyım, dedi, yaşım evrenin yaşında,
Ülkemi sorarsan: yeryüzü, gökyüzü ve deniz,
Sınırlarımı sorarsan: topraktır, su ve hava".

Özdemir İnce
20 beğeni · 3 yorum · Anın Fotosu
SPİNOZA (@karacurin)
O yüzden ben Dünyalıyım üstadım. - 11.02.17

ruhadam

@ruhadam

Yeni Bir Betik Daha
Gazel

Al yanaklı güzeller gül bahçesinde gene neler yapmadılar!
Selviye nazlı nazlı sallanmak cesareti ve koncaya açılmak fırsatı vermediler.

Lale, bahçeye dışarıdan gelen bir zavallıdır;
Ondan dolayı onu gül devri sohbetine sokmadılar.

Güzellerin huyu zaten cevir ve cefa ise de
Bana ettiklerini kimselere etmediler.

Allaha hamdolsun ki, sakilerimiz cana cankatan şarapla,
Bize abıhayatı ve Kevser suyunu istetmediler.

Hele o kaşlarını oklarının peykalarını sinemden çekip çıkarmadılar,
Böylece yüreğimizi de kıpırdatmadılar.

Yusuf'a benzeyen binlerce güzel bulunur amma,
Bunlar ortaya çıkmadılar, kendilerini satmadılar.

Ey Necati! Yürü, sabret; elinden başka ne gelir?
Güzeller cevirle cefayı kime öğretmediler?

Necati
/ 45