ara

Ruh Hassası

.

Ruh Hassası

@ruhhassasi

Hassas Teşekkür
Hassas Teşekkür
Burası öyle bir mecradır ki muhtevası sanattır, ol Neokur derler ismine
Lakin bir üyeleri vardır ki neşesiz bir şenliktir, rahmet okuturlar feysteki Ahmet enişteme, Kamile teyzeme
Yönetimin de umrunda mı sanki bu üyeler vasıfsızmış, kalitesizmiş
İçerik sunmaktan anladıkları manasızca anket sorusu sormakmış, eğer mümkün olsaydı üyeler hangi hayvan olmak istermiş.
Yönetim de bunların deli kanlarını kaynatır mahiyette açıyor enteresan odalar
Sonra ‘Ben Şahsen Kendim’ odasıyla burası buram buram kokuyor Gaziosmanpaşa, Bağcılar
Ama yok canım, siz sadece yanlış odada paylaşılan içerikleri doğru odaya almakla yetinmelisiniz; çünkü bu çok daha önemli.
O halde güzide sitenizde sorulan şu felsefi ve edebi soruya da siz cevap verin: ‘’Sizce peynirli simitten bıkacağımız bir gün gelecek mi?’’

İşte hal buyken güzel içeriklere ulaşmak da samanlıkta iğne aramaya benziyor. Lakin her şeye rağmen bu sitede öylesine değerli kimi üyeler var ki, Neokur’un bu iç karartan yüzü onların ışığını boğmaya yetmiyor efendim, yetmiyor.

İşte efendim, biz de bu mevzu bahis ışığın müptelasıyız. Ve yine bu ışığa bağlı olarak farklı zamanlarda ve farklı paylaşımlar altında @karacurin, @ruhadam, @seyyah73 ve @khaos'un yaptıkları tavsiyeler ve incelemeler vesilesiyle aldım bu değerli kitapları. Bu sebeple de naçizane biraz içimi dökmek, sizlere de sonsuz teşekkürlerimi sunmak istedim. Bu siteye hala girmeye tenezzül ediyorsam sebebi sizler ve yine sizler gibi burada adını zikretmediğim lakin duruşları ve fikirleriyle kendilerinden beslendiğim, mizahlarıyla da keyiflendiğim diğer nadide üyelerdir.

Neokur her şeye rağmen sizlerle güzel. En hassas duygularımla teşekkürler.
EK 1
Yeni üyeler için not: Arkadaşlar bu kitapların hiçbirini arenada tavsiye paylaşımları yaparak öğrenmedim. Sadece paylaşılan 'incelemeleri' okudum. Siz de deneyin. 12.07.18
45 beğeni · 23 yorum
Semih Oktay (@semihoktay)
!
12.07.18 beğen 4 cevap
POST_MORTEM (@postmortem)
İncelemeleri okuyun ! İNCELEMELERİ OKUYUN !
12.07.18 beğen 13 cevap
Eseflal (@eseflal)
12.07.18 beğen 6 cevap

Ruh Hassası

@ruhhassasi

Hassas Bir Şeyler
Hassas Bir Şeyler
Apple Store'da çıkan uygulamayla birlikte sitedeki üye sayısında da hızlı bir artış olmakla birlikte, halihazırdaki mevcut birkaç üyeden hangi dilde olduğunu henüz çözemediğim bir şekilde'' Auvvvv, ama bu ne böyle yauvvv, olmaz ki böyle auvvvv, hauvv, hav hav'' gibi sesler yükselmeye başladı. Yahu arkadaş, adam geliyor ve gayet medeni bir şekilde merhaba diyor. Bizimkinin de 'eski Neokur muhteşemliği' algısı hangi düzeydeyse ve nasıl bir kanıksanmış ilkelliğe sahipse direkt olarak ''Bu ne böyle yeaaa, siteyi zombiler bastı yeaaa'' gibi garipliklerine akıl sır erdiremediğim bir tepkiler silsilesiyle cevaplar veriyor. Hayır yani sanki site sizinle çok güzeldi de şu birkaç günde kaotik bir hal aldı. Güzel iş doğrusu.

Bir de 5 küsür yıllık sitede 2-3 aylık kullanıcılar kendilerine eski üye muamelesi yapıp yeni gelenler üzerinden kendilerini tatmin mi ediyorlar onu da anlamadım. Bence bu kadar kasacak ve sıkıntı yapacak bir mevzu da yok ortada. Bu gözler ne yeni üyeler gördü de bu site onlara rağmen öyle ya da böyle varlığını sürdürmekte. Tabi ki sitenin 'varlığı her daim sorgulanan ve sorgulanacak olan' kalitesinin düşmesini ben de istemem. Lakin bu tepkilerle ne sitenin kalitesi korunuyor ne de mevcut kalite arşa kadar yükseliyor cancağızım.

Bunun yerine sitenin kimi yetkin üyelerinin yaptığı gibi yetersiz gördüğünüz profildeki kullanıcıları hoppadanak engelleyin gitsin. Çünkü arenayı, yeni üyelerin varlığından ziyade sizlerin abuk subuk tepkileriniz kirletmekte.
35 beğeni · 56 yorum
Gülcan (@gulcann)
Ağzına sağlık.
30.06.18 beğen 7 cevap
Semih Oktay (@semihoktay)
@ruhhassasi gizli üye olmanın üyelere sağladığı rahatlığın ne ya da neler olduğunu biliyor musun acaba?
30.06.18 beğen 1 cevap
Hakan (@hakani)
Kesinlikle katılıyorum. Görmek istemiyorsan yorum yapıp en tepeye asacağına engelle gitsin paylaşımı.
30.06.18 beğen 7 cevap

Ruh Hassası

@ruhhassasi

Hassas Eleştiri - Milli Eğitim, Siyaset ve Neokur
Hassas Eleştiri - Milli Eğitim, Siyaset ve Neokur
Öğrencilere tabletten sonra şimdi de öğretmenlere her dört yılda bir bilgisayar verilecekmiş. Tam güne geçen okulların öğle yemeği masrafları da bakanlık tarafından karşılanacakmış. Mili eğitim öğrencilere, çocuğunun karnını doyurup cebine de parayı koyarak onları iyi yetiştirdiğini zanneden vasıfsız baba gibi davranıyor. Ne yazık ki insan yetiştirmek için akıllı tahtalardan, tabletlerden önce çok daha mühim şeylerin olduğu kasıtlı-kasıtsız bir şekilde ıskalanıyor.

+ Ama Ruh Hassası ne yaptın! Neden şimdi bunları buraya yazdın? Burası insanların cicili bicili Facebookvari resimli şiirler paylaşıp her cuma günü 'hayırlı cumalar' maskaralıklarıyla keyifli vakit geçirdiği sempatik bir yer. Bize ne canım eğitimden, yaşadığımız ülkeden. Bizler okuyan, toplumun diğer kesimlerinden yalıtılmış üstün insanlarız. Burada bu konulara yer yok. Hadi gel göğe bakalım!

Ruh Hassası: Eeee... Ama asıl okuyan insanların bunları konuşm...

+ Yav boş ver boş ver. (ehe), gel biz göğe bakalım!
36 beğeni · 23 yorum
Gökdeniz mert (@pote)
Hayırlı cumalar işte olduğum için biraz geç oldu ama . Aynen Eğitimin cocuk oyuncağı yapıldığı ülkemizde ! Gelişime yönelik değil geçiştirme amaçlı içi boş beyinler büyütmenin yolu millet aya gitmiş biz hala mağara devrindeyiz
22.06.18 beğen 1 cevap
Eseflal (@eseflal)
Bu hassas yazılar, hassas eleştirileri seviyorum ya ? hep yaz ? ağlanacak halimize hep bir gülme geliyor senin yazılarını okuyunca, bir de buna ağlayasım, sonra yine gülesim geliyor... Duygularım da şu an ki eğitim sistemimiz gibi, çok karışık... Yine ağlayasım gelmişken göğe bakayım bari...
22.06.18 beğen 6 cevap
iremşanti (@iremsanti)
Hayırlı cumalar efendim? eğitimde birşey kalmadı zaten devlet- sorumsuz ebeveyn işbirliği sayesinde eğitimin kökünü kuruttuk şimdi de bir güzel sıvıyoruz akıllı tabletler kadar ülkeye zarar veren başka birsey yapılmadı bazı insanların cebi dolsun diye çocuklarımız kurban edildi.
22.06.18 beğen 6 cevap

Ruh Hassası

@ruhhassasi

Hassas Bir Dizi - Six Feet Under
Hassas Bir Dizi - Six Feet Under
Gün geçmiyor ki Neokur’da yeni bir akım ortaya çıkmasın ve biz de ansızın kendimizi bu silsilenin içinde bulmayalım. Öncelikle @denizipp ve @cortazar 'a öneri ve davetleri için teşekkür ediyor, sonrasında sizlere henüz 2. sezonunu izlemekte olduğum toplamda 5 sezon süren oldukça enteresan bir diziyi anlatmak istiyorum.

Dizinin adı Six Feet Under fakat ben onlara kısaca –aflarına sığınarak- Mezarcılar diyorum. Dizi, cesetleri mumyalamaktan tutun, cenaze törenleri düzenlemeye kadar insanlara her türlü cenaze hizmetlerini sunan bir aileyi konu alıyor. Dizideki her bir karakter son derece garip ve alışılmışın bir hayli dışında. Tabiri caizse dizide normal davranan tek bir insan bile yok.


Her bir karakterin farklı ve kendine özel dünyası var. Yaşadıkları iç çatışmalar, bu çatışmaların sarsıcı dışa vurumu ve tüm bunların diğer insanlara olan kabuk bağlamaz etkileri dizinin ana konusunu oluşturuyor. Bu diziyi izlerken kimi zaman eğlenceli ve komik olaylarla dudaklarınızda içten bir tebessüm oluşuyor, kimi zamansa kendinizi absürtlüğe kaçan şen bir komediyle kahkaha atarken buluyorsunuz. Fakat yeri geliyor, öylesine sahnelerle karşı karşıya geliyorsunuz ki, yoğun duygu iyiden iyiye kesif bir hal alıp adeta ağırlığı kaldırılamaz bir maddeye dönüşerek boğazınıza takılıyor, yutkunamamacasına acıtıyor, kalbin en hassas yerleri en hüzünlü nağmelerle titriyor. İşte böylesine dramatik sahnelerin göbeğine düştüğünüzde güçlü bir aynılık duygusuyla dizide ne yaşanıyorsa siz de bittabi onu yaşıyorsunuz. Dizinin en çok sevdiğim tarafı da budur zaten: Hüznü ve neşeyi aynı çatı altında çok güzel bir şekilde barındırmasıyla gerçekten hayat tadında sıcacık bir yaşantı sunuyor bize.

Ve düşündürüyor azizim. Tüm bu olaylar silsilesinde yaşam ve ölüm kavramları bir metafor halinde devamlı dönüp duruyor zihnimizde. Ve toplumca karşı geldiğimiz ve bir antideğer olarak gördüğümüz; fakat hayatın onulmaz bir parçası olan birçok yaşantı ve kavram üzerine de tekrar ve tekrar sorgulamaya itiyor, bizi her seferinde güçlü bir empatiye zorluyor.

Yani bu dizide öyle süper güçler, ütopik kurgular, bilim kurgudan izler yok. Bu dizide sadece duygunun size dokunuşu var. O duyguları size hissettirip yaşatışı var.
Çok sevdim yahu ben bu insanları. Sizlere de naçizane tavsiyemdir.


Şimdi gelelim tavsiye istemeye. Psikolojiyi derinlemesine işleyen her türlü eseri çok sevdiğim için bu konuda @ea'da birtakım orijinal öneriler vardır diye düşünüyorum.
Felsefeyi de severim o yüzden bu konuda da pek muhterem @karacurin'in de paylaşabileceği öneriler vardır.
Mehmet abi, var mı sende izlerken yumruğumu sıktıracak kadar sağlam eleştirisi olan bir dizi önerisi? Varsa söyleyiver @yoldas
Six Feet Under
filme 10 verdi, inceleme eklemedi.
30 beğeni · 13 yorum
CEVİZKABUĞU (@karacurin)
Dizi değilde , pazartesine ne oldu adlı bilim/kurgu filmini önerebilirim çünkü geçmiş çağlarda baş/vurulmuş bir yöntemin 2050 lerde tekrar yürürlüğe konması gibi çok ince dokunmuş felsefik yorumla seyir zevki olan bir film. Bahsettiğiniz üzere çok ilginç ve zihin yakan diziler mevcut fakat zaman uyuşmazlığı ve birde alt yazılı olması dizileri izlemeye mani oluyor?
27.05.18 beğen 3 cevap
Zehra (@zehraclk)
Bu cok dikkat cekiciymis bakicam buna en kisa zamanda..
27.05.18 beğen 1 cevap
E.A. (@ea)
Ben dizi izlemiyorum Ruh Hassası, birkaç bölüm izlediğim konusunu güzel bulduğum diziler var ama tüm bölümlerini izlemediğim için tavsiye etmek pek doğru olmaz diye düşünüyorum ilerleyen bölümlerde cıvıtma ihtimallerini göz önüne alarak.
27.05.18 beğen 1 cevap

Ruh Hassası

@ruhhassasi

Hassas İsyan
Yıllardır süregelen üyeliğim boyunca hiç kimseyi engellemememin verdiği absürt gururu içten içe yaşarken, ansızın göklerden inen kutlu bir vahiy almışçasına ilk engellememi yapmaktan büyük bir kıvanç duyuyorum.

Güle güle Mersinli Deli Kız, güle güle bu manyağı başımıza saran sayko Mehmet, elveda moronluk dozu yüksek sevişler, sana da elveda imlası bozuk ergen paylaşımlar... O güzelim insanlık sevgimi ıhtırıp rencide eden, bir köşeye kıstırıp ırzına duhleden canım insanlar... Elveda!
33 beğeni · 20 yorum
Zeynep Y.☂️ (@zeynepy)
Gerçekten ya... Ey bu vahyin kutlu elçisi! Şu an sayende ulvi bir aydınlanma yaşıyor ve ben de bu çağrıya uyarak gerekli engellemeleri yapıyorum. Oh be huzur varmış ??
25.05.18 beğen 2 cevap
Beşer (@ado)
Çok geç kalmışsın. Hepimiz hayatımızda farklı evrelerde yaşıyoruz ve bazılarının benim hayatıma katabileceği bir şey yok. Onların da zaten benden öğrenmek istediği bir şey yok. Engelleyip kendi dünyanı kurmak en iyisi. Günde 3-5 tane aşk acısı çeken, egosuna bayrak sallatan adamı engelliyorum ve her geçen gün sitenin kalitesi artıyor. :)
25.05.18 beğen 5 cevap
Semih (@sc)
Aramıza hoş geldin. 150 Engelle bu konuda başı çektiğimi düşünüyorum, var m artıran?
26.05.18 beğen 4 cevap

Ruh Hassası

@ruhhassasi

Hassas Yazılar - Bay Muannit Sahtegi'nin Notları
Hassas Yazılar - Bay Muannit Sahtegi'nin Notları
Ben aslında çok inceleme yazan biri değilim ve bu noktada kendimden naçizane şikayetçiyimdir. Ama yine de çok değerli olduğuna inandığım fakat hak ettiği kıymeti görmemiş olan yazarlar söz konusu olduğunda gayrete gelip bir şeyler karalamaktan da kendimi alamam. Yine böyle bir durum söz konusu ki bu uyuşuk bedenim bu cümleleri yazmakla meşgul.

Evet efendim, şimdi sizleri Türk edebiyatının en özgün, en şahsına münhasır öykücülerinden biriyle tanıştırıyorum: Vüs’at O. Bener.

Ben kendisini Tutunamayanlar’ı okuduğum sırada dolaylı bir yoldan tanımıştım. Okuyanlar bilir, kitapta Süleyman Kargı namında oldukça ilginç bir karakter vardır. Oğuz Atay işte bu karakteri, sonrasında yakın dostu olduğunu öğrendiğim Vüs’at O. Bener’den aldığı ilhamla ortaya çıkarmış. Eh ben de araştırdım tabi ki Tutunamayanlar’a gölgesi düşmüş olan bu kadim dostu. Hakkında bilgi edindikçe de aralarında pek önemli benzerlikler olduğunu gördüm. Sözüm ona ikisi de tuttukları günlüklerine oldukça benzer ruh haletleriyle, adeta tutunacak başka bir dalı kalmayanların ortak çaresizliğiyle giriş yapmışlar. Vüs’at O. Bener’in daha iyi anlaşılabilmesi açısından iki günlüğün başlangıç cümlelerini de karşılaştırmalı alıntılamak isterim.

Oğuz Atay günlüğüne şu cümlelerle başlar: ‘’Kimse dinlemiyorsa beni – ya da istediğim gibi dinlemiyorsa- günlük tutmaktan başka çarem kalmıyor. Canım insanlar, sonunda, bana bunu da yaptınız.’’

Vüs’at O. Bener ise şöyle bir başlangıç yapmıştır Sahtegi imzasıyla : ’’Yine öldürgen bir intihar sabahı, yirmi miligram nobraksin almama karşın, ellerimin titremesini önleyemiyorum; kaydın Bay Muannit Sahtegi, yapma, seni konuşmak değil, yazmak kurtarır derken, yani günlük adı altında ilk üç beş tümcenin yazıldığı günden tam üç yıl sonra, yeniden başlamayı deniyorum. Yoksa, galiba, dün gördüğüm, yanıbaşında sulandırılmış rakı şişesi, dilenen ihtiyardan beter yıkılmış olacağım. Neyi, nasıl, niçin kurtarmak? Neden bunca korkmak yıkılmaktan, yok olmaktan.’’

İşte bu noktada, kendisini araştırıp tanıdıkça ne kadar dokunaklı ve aynı zamanda harikulade bir kalemle karşı karşıya olduğumu gördüm. Fakat böyle bir kıymetin, bu zamana kadar adının dahi esamesinin okunmadığına da içten içe hayıflandım. Gerçi artık alıştım basit yaz(a)madığı için değer göremeyen usta yazarların varlığına. Ama yine insan içerliyor bir yerde. Nitekim aldığı bir ödülden sonra yaptığı konuşmada ‘’40 yıl önce başladı öykücülük serüvenim, 40 yıl sonra ödüllendirildim, sağ olsunlar.’’ diyerek değerbilmezler için yazın tarihine ironik bir not düşmüştür.

Kimi zaman dolaşık ifadelerle anlaşılmazlık kıyafetine bürünüp en güzel manaları deyim yerindeyse aslanın ağzına koyar, kimi zaman hayatın her türlü basit yüzünü ve keşmekeşliğini kaygısız bir dille açık bir samimiyetle dile getirir. Cümleleri ölüm kokuludur; fakat intihar kavramı karşısında ürkek bir çocuğa döner hazret. Bu dünyadaki süregelen yalnızlığını, hayatla ve insanlara kuramadığı bağların sancısını alkolün uyuşturucu ve unutturucu etkisiyle dindirmeye çalışır; ama canım çıksın(!), yine de başarılı olamaz ki dökülür bu matem dolu sözcükler dudaklarından:
‘’Derseniz ki, başka kapıya, alışığım, inini kendin bul…
Tamam canlar. Soyu Sahtegi, muannittir ve tepeden tırnağa ittir, def olur gider, mağarası bol bir yerlere, gidemese de gittiğini var sayar. Canına kıyamaz, o kesin…’’

İşte bu nazik ve hassas kalem, 2005 yılının haziran ayında ayrıldı aramızdan. Gelin görün ki o yıl İstanbul Kitap Fuarı Onur Yazarı seçildi. Ölümden sonra gelen ödüller de ne anlamlı olur, sağ olsunlar!

Şimdi ben size yazdıkları kadar hayatı da ilginç olan bu üstadın bir öykü kitabını değil, kendi yazdığı bir yaşamöyküsünü tanıtacağım. Yazıları ile hayatının düşsel bir çizgide kesişimi olan Bay Muannit Sahtegi’nin Notları’dır bahsettiğim. Eleştirmenler bu kitaba ‘otobiyografik kurmaca’ derler. Fakat onu okudukça ve tanıdıkça görülür ki Vüs’at O. Bener ile Muannit Sahtegi, ayrımı mümkün olmayan iki kutlu şahsiyettir.

Benim de payıma Vüs’at O. Bener’den bir ses olmak düşsün duyan kulaklara… Ve daha nicelerinin duymaları temennisiyle...

‘’Bir harf daha unutur o eski dili.
Bir çift gözde yüzer gibi,
Yapayalnız sularda kalmak gibi,
Gözyaşlarının olgunlaşmasını bekler gibi,
Uykuların yanık yerleri gibi...
Gidenlerin her zaman hak ettiği yalan gibi...
Ağızda sessizlik dedikleri, diken gibi..
Anlatamam ki..
Biz mi,
Haziran mı,
Ne üzgün?’’
.
.
Sonsuz oldu uykularınız!’’
EK 1
Paylaşımı küçük bir düzeltme yapmak için kaldırıp yeniden paylaştım @gulcann . O sırada yorum yapmışsın, merak ettim :) 24.05.18
Bay Muannit Sahtegi'nin Notları
kitaba 10 verdi, inceleme eklemedi.
56 beğeni · 42 yorum
Gülcan (@gulcann)
Yazınızda pek cool demiştim. ?
24.05.18 beğen 7 cevap
Zeynep Y.☂️ (@zeynepy)
Okuduğum en güzel yazar ve kitap incelemelerinden biri ?? Kendin gibi hassas birini bulmuşsun yine. Kalemine ve fikrine sağlık ?
24.05.18 beğen 4 cevap
Mehmet (@yoldas)
Yeni bir yazarla tanışmama sebep oldun ve sebep olurken de çok güzel bir o kadarda naif bir yazı okudum. Kalemine sağlık dostum.
24.05.18 beğen 4 cevap

Ruh Hassası

@ruhhassasi

Neokur'a yine bir şeyler olmuş, yeşil yeşil mesajlar havada uçuşuyor. @gulcann da sağ olsun etiketlemiş, biz de cevapsız bırakmayalım diyerekten yeşil olması babında daha bugün yaptığım çiçeği burnunda yeşil mercimek çorbamın fotoğrafını bırakıyorum buraya. Kendisi kırmızı mercimekten sonraki ikinci favori çorbam olur. Protein deposudur, yapımı da oldukça kolaydır.
Çok da güzel yaparım hani. Özel tarifim için bana ulaşabilirsiniz.

Bir de birilerini etiketlemek gerekiyormuş sanırım. İki gözüm @karacurin , sen de paylaşıver şöyle felsefik(sel) yeşil(sel) bir şeyler(sel).
EK 1
Yahu arkadaşlar, iki yeşil mercimek çorbası yaptık diye kadın sanıp mesaj atıp durmayın. Hayallerinizi süsleyen o hamarat kadın değilim ben. Erkeğim ben erkek! Bu sıra yalnız takılıyorum, yemek yapmam bundandır.

Yemek yapmanın zor bir tarafı yok hani. Yağda soğanı biraz soteledikten sonra içine ne atarsanız onun yemeği oluyor. Flash bellek atın, flash bellek yemeği olsun o derece.

Not: qızlar siz eqleyebilrsiniz. Burası kasarsa vatsapa geçeriq. 22.05.18
45 beğeni · 9 yorum
Gülcan (@gulcann)
Allah iyiliğini versin ?
22.05.18 beğen 3 cevap
CEVİZKABUĞU (@karacurin)
Aklımdan geçmiyor değildin yani!(sel) :)
22.05.18 beğen 1 cevap
Esranın Dünyası (@esranindunyasi)
Hahaha ?
23.05.18 beğen 1 cevap

Ruh Hassası

@ruhhassasi

Hassas Yazılar - Nezaket Kayması
Hassas Yazılar - Nezaket Kayması
Nezaket denilen bu muhterem kelimenin, geçirdiği eksen kaymasıyla kişisel bir şov aracına dönüşerek riyakarlığa doğru evrilmesinden dolayı son derece muzdaribim. Şimdilerde nezaket diye bildiğimiz bu şekli şemali kaymış, ağzı burnu dağılmış olan talihsiz sözcük, muhatap olunan kişiye kimi durumlarda aman ayıp olmasın, cemiyetteki itibarım da sarsılmasın diyerek ifa edilen türlü yalan söz ve davranışlar bütünü olup çıktı. Halbuki aziz dostlar, hakiki nezaket hissedilmeyeni değil de aksine kalben hissedileni dile getirmek değil midir? Zira toplum nazarında efendi gözükeceğim diye ikiyüzlü davranmanın ne manası var?

Nitekim bu durumu hazmedemeyen nice hassas insan, bu tür beşeri münasebetlerin çirkinliği ve anlamsızlığı yüzünden içinde yaşadığı cemiyete yabancı düştü. Sosyal yaşantıları sürekli biri kendilerine bir teklifte bulunduğu zaman, bunu hakiki manada hissettiği için mi yoksa durum icabı ağzında gevelediği için mi söylediğini idrak etmeye çalışmakla geçti. Ve en nihayetinde bu insanların en nihai toplumsal evrimi olan yalnızlık, tercihten ziyade mecburiyet halini alarak bir saplantı misali vuku buldu. Nezaket; o derin ve latif anlamını yitirerek yılışık, yapmacık ve yapış yapış bir olgu olup çıktı.

Ve işte ben buna yazıklandım, ahlandım artık.
Sahte gülüşlere eğilip soğuk bir öpücük kondurdum.
Ricalar ve iltifatlar ne çok kibar kırıtır
Teşekkür ederim dedi ama çok kötü koktu nefesi.

Şimdi küçük bir oyunla tüketelim kendimizi.

Nezaket Oyunu

Kişiler: Meriç, Pelinsu( Ev sahipleri) Ömer, Elif (Konuklar)
1.Sahne / Yer: Yemek salonu
(Sofrada yemekler bitmiş, Ömer ev sahiplerinin izinlerini istemek suretiyle Elif ile sofradan kalkarlar.)
Meriç: Ömer’im hemen nereye böyle vallahi bırakmam.
Ömer: Yok yahu geç oldu artık kalkalım biz.
Meriç: Ya olur mu öyle şey otur işte biraz daha laflarız.
Ömer: (Elif ile kısa bir göz temasından sonra) Eh madem ısrar ettin, ne yapalım, oturalım biraz daha.
Meriç: Hahaha harika! (Pelinsu’ya) Hayatım sen de bize bir çay koy. Dur ben de gelip sana yardım edeyim.

2.Sahne / Yer: Mutfak
Meriç: İtoğluna bak ya! Ben adama nezaketen oturun diyorum, o da gözümün içine bakarak yüzsüz yüzsüz eh oturalım diyor.
Pelinsu: Görgüsüz insanlar işte ne olacak. Nereden, hangi vakit türedi böyleleri? Nezaket kurallarından bu kadar bihaberler işte!
SON
17 beğeni · 1 yorum
Ruh Hassası (@ruhhassasi)
Nezaket demişken, İsmet Özel de selam çaktı zihime;

Nezaketten, haklılardan yanayızdır hepimiz
Sevinmemiz çapkıncadır, ağlatır bizi küpeşteler
Yaşamak deriz -Oh dear- ne kadar tekdüze
Katliamlar ne kötü be birader...
08.05.18 beğen 2 cevap

Ruh Hassası

@ruhhassasi

Hassas Yazılar - Erken Seçim, Siyaset ve Edebiyat
Türkiye’de erken seçim (Temsili değil) Her şey zaten biraz tuhaftı ve daha da tuhaf olmaya aday. Bir yarışma sahnelenecek ve herkes elinde zarflarla rolünü oynayacak. Fakat oyuncular nasıl bir performans ortaya koyarsa koysun hangisinin final perdesinin kaderini değiştirmeye gücü yetebilir? Perde kapanacak, biraz alkış kıyamet. Işıklar sönecek. Sonra? Işıklar sönecek dedim ya. Bize kalacak olan belki biraz daha karanlık, o kadar.

Şimdi size geliyorum sayın burasısiyasetyerideğilciler. Ben ne yazık ki görüşünüze katılmıyorum. Aslında nerede edebiyat varsa bizzat orada da her daim siyaset var olmuştur. Eskilerin aydın yazar ve şairleri, kralları aslan motifli fabllar ile eleştirmiştir mesela. Ya da Bektaşi edebiyatının maharetli söyleyişlerinde Osmanlı’daki birtakım aksaklıklar ustaca hicvedilmiştir. Tarih boyunca ‘tehlikeli’ etiketiyle nice kitaplar yakılmıştır. Hapishaneler nice aydın kalemler dolup taşmış, koğuşlar adeta bir ilim ve edebiyat fakültesine dönüşmüştür. Yani sayın burasısiyasetyerideğilci, gördüğün gibi aslında burası tam da siyaset yeri olabilir. Daha fazla örnek için:
Bkz: Fransız edebiyatçı J.J.Rousseau’nun yazdığı yazılarla Fransız İhtilali’nin temellerini atması.
Bkz: Tanzimat Dönemi yazar ve şairlerinin siyasi ve askeri kimlikleri.
Bkz:Ziya Gökalp.
Bkz: George Orwell – 1984 / Hayvan Çiftliği
Bkz: Jonathan Swift – Gulliver’İn Gezileri
Bkz: Cengiz Aytmatov’un Sosyalist Rusya eleştirileri – Gün Olur Asra Bedel / Cengizhan’a Küsen Bulut
Bkz: Toplumcu gerçekçi yazarların tümü. Yaşar Kemaller, Orhan Kemaller, Fakir Baykurtlar…
Gibi gibi gibi. Kısa tutmak istiyorum bu yüzden sadece en bilinenleri yazmakla yetineceğim.

Ve son olarak sevgili burasısiyasetyerideğilci, siyasetle her ilgilenen elbette partizan değildir ve siyasetle ilgilenmek partizan olmayı da gerektirmez. Siyaset, yaşadığımız ülkenin nabzını tutmak ve gelişmelere karşı duyarlı olmaktır. Biz kitap okurları, biz edebiyatla edeplenen hassas ruhlu insanlar olarak siyaseti bazı sınırlar içerisinde konuşmayacak ya da konuşmayı beceremeyeceksek başka kim başaracak bunu yapmayı?

Nitekim yine biz, bu milletin ve toprakların makus talihinin, asker olma idealiyle yanıp tutuşan genç bir yiğidin siyasete duyduğu ilgiyle değiştiğini de gördük.
Bkz: Mustafa Kemal Atatürk.
13 beğeni · 8 yorum
Ruh Hassası (@ruhhassasi)
Bu şarkıda da var bir şeyler ama, bilemedim.
https://www.youtube.com/w...h?v=NenWRHAxu-U
20.04.18 beğen 2 cevap
Uğur Çam (@ugurcam967)
Demokratik ülkelerde egemenliğin şartı olarak bütün fertlerin siyasi olması gerektiğini savunan birisiyim. Özellikle bu siyasileşme genç neslin ve genç neslin içerisinde de okumaya, aydınlanmaya meyilli kesimin ilgi alanına girmesinden memnunum. Nitekim memleketin vaziyetini göz önüne aldığımızda fanatikleşmeye meyilli oluşumuz yadsınamaz bir gerçek. Üzülerek belirtmeliyim ki bu fanatizm merakı en çok genç nesil ve genç neslin içerisinde okumaya, aydınlanmaya meyilli kesimin içerisinde yaygın. Siyaseten bir mevzu vuku bulduğunda insanlar hemen kutuplaşmakta, kutuplaşırken de kendi kimliklerini bu kutuplar etrafında şekillendirmekteler. Bu sebeple siyasi tartışmaların tarafı olmaktan kaçınıyorum. Elbette politik konulara görüşlerimi belirtirim ancak işin kutuplaşmaya evrileceği gerçeğini göz önünde tutarak yaparım bunu. Birbirini dinlemenin önüne engel olmaya başlıyorsa bir konu, ilk elden bunun düzeltilmesi gerekir diye düşünüyorum. Bu da konuya ufak bir katkım olsun.
21.04.18 beğen 2 cevap

Ruh Hassası

@ruhhassasi

Hassas Yazılar - Geçtikten Sonra Bir Visal Gibi...
Hassas Yazılar - Geçtikten Sonra Bir Visal Gibi...
Defterlerimi karıştırırken yılbaşı günü yazıp da sonrasında unuttuğum bir şiire denk geldim. O vakit yazıp satır aralarında öylece bırakmışım fakat -nedendir bilmem- bugün yeniden tesadüf edip okuduğumda içimde o zaman hissedemediğim birtakım duygular uyandırdı. Eh, ben de yazıldığı zamana ait olamayan; ancak şimdiki zamanda anlamını kazanan bu şiiri ‘hassas yazılar’ silsilesine ekliyorum.

Yeni Yılla Eskiyenler
Yeni yılla gelen şahsi Noel armağanlarımla
Misal, yeni gelen vakitsiz birkaç tel yeni beyaz saçla
Sanki biraz da geçen zamanla göbek mi yapmışım ne?
Hani yılbaşı diyorum; müzik, umut, eğlence ve ışıklar
Halbuki tek ışık evimin karşısındaki kimsesiz sarı sokak lambası
Ve sarı ışığın etrafında ince salınımlarla kar taneleri dökülüyor
Başka her yer karanlık olduğundan sanki bütün gökyüzü bu lambaya çöküyor
Sıcak evimin penceresinden lambada sararan karları izliyorum
Cama akseden soluk benzim de lapa lapa sararıyor, görüyorum.
Yağan kar yavaş yavaş lambanın cılız ışığını boğarken,
Yalnızlık mı tutuyor üstümde? Belki biraz üşüyorum.
Sanki ben dışarıdayım, kar ise evimin içine yağıyor
Saçlarımda beyazlayan bir şeyler var
Hayret etmiyorum, sadece yitip giden zamanlara içerliyorum.
Yavaşça üzerimde biriken mefhum karları silkeliyorum.
*******************************************************

En nihayetinde devamlı yeni yıllara giriyor, sürekli yeni yaşlar alıyoruz. Gençliği hiçbir zaman tam manasıyla yaşayamadan ve büyümek denen o amansız hastalığa ne zaman yakalandığımızı anlayamadan... Tam olarak büyümenin sınırına ne zaman varıyoruz? Bilemiyorum. Fakat şu sıralar çocukluğuma dair sayısız anı hayaletleri doluşuyor zihnime. Oralarda yitirdiğim bazı tertemiz şeyler var, hissediyorum. Ve o sevimli günlere dair öylesine kederli bir özlem çöküyor yüreğime. İnsanların büyüme sınırına hangi vakit vardıklarını ben bilemem. Ama kendi adıma şunu söyleyebilirim ki, galiba benim büyüme sınırım bu özlemle başlıyor. Geçmişler olsun efendim.

Dün Reşat Nuri okurken de şu nadide satırlara denk geldim. Şeref versinler, bu yazının sonuna da hoş bir seda olsunlar:

‘’Bu hayat içinde yıllar, yıllar geçti. Benim zavallı Gani Dede’nin daima tekrar ettiği bir tabir üzere, ‘Geçerken mihnet gibi uzun, geçtikten sonra visal gibi kısa’ yıllar!’’
16 beğeni · 9 yorum
Zeynep Y.☂️ (@zeynepy)
Gerçekten büyümenin sınırı nerede başlıyor? Biz o sınırı çoktan geçtikten sonra mı dank ediyor kafamıza her şey? Bilmiyorum. Galiba tüm bu kaotik hüzünler de bu noktadan çıkıyor: Bilememekten. Yazını okurken aklımda şu şarkı çaldı istemsizce. https://www.youtube.com/w...h?v=0L7i5Ta53Cg
14.04.18 beğen 1 cevap
Mehmet (@yoldas)
"yitirdiğim bazı tertemiz şeyler var" henüz bu kadar kirlenmemiştik, henüz bu kadar yozlaşmamıştı duygularımız, henüz bu kadar insanlığa yabancı değildik, henüz bu kadar beynimize üvey evlat muamelesi yapmıyorduk, yüreğine kalemine sağlık
14.04.18 beğen 1 cevap
/ 41