ara

Cumhuriyet Sözleri ve Kitap Alıntıları

İçerisinde Cumhuriyet geçen, Cumhuriyet temalı, Cumhuriyet tarafından söylenmiş veya Cumhuriyet hakkında sözler ve kitap alıntıları listelenmektedir.

Barış Altınbıça.

@baris-altinbicak

Zihnimde George Orwell, bana moral aşılıyordu:
"Evrensel yalanlar çağında gerçeği söylemek, devrimci bir eylemdir."
1 beğen · 0 yorum · alıntı

Bikotti

@bikotti

Çünkü sünnet değil, farzdır cumhuriyet

(2 Kasım, 1980)

s.43
1 beğen · 0 yorum · alıntı

Ergün Çil

@ergun-cil

Sevdiği adam uğruna, kara çarşafa bile girdi İngiliz gelin, Müslüman oldu, Olga Cynthia’ydı, “Nadide” adını aldı. Kaderin cilvesi mi desek, ne desek. Mustafa Kemal Bandırma’ya binerken İstanbul’a inen bu genç kadının nüfus kâğıdına, doğum yeri olarak Bandırma yazıldı. Çünkü nüfus memuru doğum yerinin Londra Mondra olmaz, olsa, olsa Bandırma’dır diye kaydetti.
Memlekte kurtuldu, cumhuriyet kuruldu. Hariciye’ye giren delikanlı, Lozan’da İsmet İnönü’nün özel kalem müdürü oldu. Şak kanun çıktı, hariciyecilerin eşi ecnebi olamaz. İnönü pek beğendiği delikanlıya kıyamadı, boşan, birlikte yaşa, mesleğine devam et dedi. Delikanlı, bu teklifi hakaret olarak kabul etti. Benim için ailesini, memleketini, dinini terk eden eşime bunu yapamam, mesleğimden vazgeçerim, aşkımdan asla dedi.
Bastı istifayı, ıvır zıvır işler yaparak, evini geçindirmeye çalıştı. O zamanlar memur değilsen, ayvayı yiyordun. Ayvayı yedi hayatları kaydı.
İki millet, iki devlet, iki din arasında perişan olmuşlardı ama aşkları sapasağlamdı.
Üstelik Cumhuriyet de sapasağlamdı o dönem.
Cumhuriyeti şimdiki gibi sadece parası olanlara değil, gariban ailelerin çocuklarına da fırsat eşitliği sağlıyor, okumaya niyetleri varsa okutuyor. Üniversiteyse üniversite, konservatuvarsa konservatuvar, yeteneğin önünü açıyordu.
Delikanlı, delikanlı gibi yaşadı ve öldü. Nadide zatürreeden vefat etti. En çok kızına güvenir, en çok küçük oğlunu severdi. Bu koca yürekli kadının küllerinden doğan kızı, Yıldız, Oğlu Müşfik Kenter’di.
Kadın
1 beğen · 0 yorum · alıntı

Misafir

@misafir000

Nüfusu büyük ölçüde etnik kökene, dil ya da dine -ilksel duygulara (Geertz, 1973; Shils, 1957)- bakmaksızın birleştirmeye çalışan Cumhuriyet’in kuruluşunun, psikolojik mesafenin devamını tehlikeye sokması ve her iki tarafta da yaygın bir kaygı oluşturarak mesafeyi tekrar kurma çabalarını başlatması beklenebilir bir şeydi. İki grubun psikolojik yapısı hakkında bildiğimiz her şey, Cumhuriyet’in kurulmasının paradoksal bir biçimde iki grubun birbirine duyduğu saldırganca duyguları artırdığını söyler.
0 beğen · 0 yorum · alıntı

Misafir

@misafir000

Cumhuriyetimizin geleceği üzerinde bu kadar kesin tesirli faktör olduğu halde milliyetçilik konusunun şimdiye kadar salahiyetli şahsiyetler tarafından layıkıyla işlenememiş bulunması teessüfe değer. Meselenin, ömrünü tarihi ve sosyal problemlerin incelenmesine vakfetmiş ilim adamlarımız ve hakiki düşünürlerce ele alınacağı yerde, yalnız aktüel hadiseleri umumi efkara aksettirmekle vazifeli, yazmaktan okumaya pek vakit bulamayan gazete fıkracılarının günlük heyecan ve heveslerine terk edilmiş bulunması memleket için cidden bir talihsizlik eseridir. Bu durumdur ki, ilmi temelden mahrum, tarihi gerçeklere aykırı, yanlış hükümler ve bozucu, ithal malı iddialar yüzünden memleketimizde milliyetçilik mefhumunu tamamıyla ters bir hüviyete bürünmek tehlikesiyle karşı karşıya bırakmıştır.
1 beğen · 0 yorum · alıntı

Misafir

@misafir000

Cumhuriyete gelince, bu olay Tanzimattan, daha doğrusu İkinci Mahmud'dan beri gelen değişmelerin tabi bir sonucu sayılabilir. Fakat Cumhuriyet modernleşme yerine Batılı olmayı kesinlikle tercih ederek Tanzimatın geleneğini reddetmiştir. Modernleşme ile Batılı olma basit bir kelime farkından ibaret değildir, tamamen değişik dünya görüşlerini ifade eden kavramlardır.
0 beğen · 0 yorum · alıntı

kitap pınarım.

@kitappinarim

Cumhuriyet kuşaklarının dramı Atatürk sonrasında başlar. Çağdaşlaşmayı batılılaşma yapanlar sonrakilerdir.
0 beğen · 0 yorum · alıntı

ebru glhn

@ebruglhn

Bir gün sonra da kadınlar İstanbul'da birkaç yerde toplandılar. Beyazıt'taki büyük mitinge Kadınlar Birliği adına Saadet Rıfat Hanım konuştu. Hükumet'e, Meclis'e ve Atatürk'e kadınların saygılarını sundu.

Ahmet Cemalettin Efendi Çınaraltı'nda oturup bir çay içmek için Beyazıt'a gelmişti. On binden fazla ve çoğu açık başlı kadını birarada görünce tansiyonu yükseldi, sakalları diken diken oldu, çarpıntısı arttı. Bu bir kuru kalabalık değildi. Bu gidişin geri dönüşü olmayacağı anlaşılıyordu.

Allah'ın rızası olmadan yaprak bile kıpırdamaz diye bilirdi. Bütün bunlar, zafer, barış, Cumhuriyet ve sonrası, kadınların bu hali, Allah'ın rızası olmadan gerçekleşebilir miydi? Allah'ın rızası varsa bu gidişe karşı çıkmak doğru muydu? Yorgun aklı büsbütün karıştı.
0 beğen · 0 yorum · alıntı
Bu mavi çimenliğe ulaşmak için çok uzun bir yol kat etmişti, şimdi düşünü elini uzatsa tutabileceği kadar yakında hissetmiş olmalıydı. Oysa çoktan geride kalmıştı bu düş, şehrin ötesinde, cumhuriyetin karanlık tarlalarının yuvarlana yuvarlana gecenin karanlığına karıştığı o uçsuz bucaksız bilinmezlikte, geçmişte kalmıştı.
2 beğen · 0 yorum · alıntı
/ 2