ara
ahmet-samsa
4.955 409

ahmet-samsa

neokur.com/samsa
"Yarı içtenliğe dayanmam zor benim. Bir kişi mi kalacak? Tamam: bir kişi kalsın... Ya bir kişi de kalmazsa?"

ahmet-samsa

@samsa

Yasak Kuşlar
1976. Özgürlük
Uruguaylı siyasi mahkumlar izin almadan konuşamaz, ıslık çalamaz, sırıtamaz, şarkı söyleyemez, hızlı yürüyemez ve başka mahkumu selamlayamazlar. Aynı şekilde, hamile kadınların, çiftlerin, kelebeklerin, yıldızların ve kuşların resimlerini ne çizebilir ne de hapishaneye sokabilirler.
İdeolojik fikirleri olduğu için işkence gören ve tutuklanan öğretmen Didasko Perez, bir Pazar günü beş yaşındaki kızı Milay tarafından ziyaret edilir. Kızı ona üzerinde kuşların olduğu bir resim getirir. Sansürcüler hapishane girişinde onu yırtarlar.
Ertesi pazar Milay ağaçların resmini getirir. Ağaçlar yasak değildir, resim geçer. Didasko resmi överken kızına ağaçların yaprakları ve dalları arasındaki rengârenk küçük yuvarlakların ne olduğunu sorar:
“Bunlar portakal mı? Meyveler mi?”
Küçük kız onu susturur:
“Şşşiittt.”
Ve kulağına sessizce fısıldar:
“Şaşkın. Onların göz olduklarını göremiyor musun? Sana gizlice getirdiğim kuşların gözleri.”
EK 1
Eduardo Galeano - Kadınlar kitabından alıntıdır. 14.01.17
Semih Oktay (@semih-oktay)
Hatıra güzel,hoş;içime oturdu âdeta...İnsanın insana yaptığını hayvanlar hayvanlara yapmıyor.Yeryüzü insanların vahşetinden gittikçe yaşanmaz oluyor.Torunlarımızın torunları "DÜNYADA HAYAT YOK" yazacaklar bir gün tabelalara ve çekip gidecekler başka bir âleme. - 20.01.17
doğala özdeş (@superkimyonn)
Burada Galeano okuyani gormek ne hoş.. - 20.01.17
Nisf (@nisf)
Hikaye çok tanıdık geldi. - 20.01.17

ahmet-samsa

@samsa

SINIR
Sınır dediğiniz, üzerinde ayrı levhalar taşıyan iki karşılıklı direk demektir. Sessiz ve düşman, iki ayrı dünyayı özetleyerek bakışırlar orada. Aşağıdan yukarıya doğru sivrilen, titizlikle budanmış bir ağaç gövdesidir biri, siyah-beyaza boyalıdır, bir polis kulübesi gibi. Yırtıcı bir kuş vardır ucunda, kanatlarını alabildiğine açmış, pusunun heyecanıyla gagası daha da oburlaşmış bir halde, karşısındaki madenî kalkana dikmiştir karanlık bakışlarını. Kalkan, toprağa iyice yerleşmiş dört köşe kalın bir meşenin zirvesindedir. Ve bir orakla bir çekiç parıldamaktadır bu dövme demirden kalkanın üzerinde. Aralarında altı adım ya vardır ya yoktur ve dümdüzdür toprak altlarında, yataydır, pürüzsüzdür, ama bakmayın siz. Aslında bir uçurum ayırmaktadır bu direkleri.
Ve hiç kimse, hayatını tehlikeye atmaksızın, bu kısa mesafeyi aşamaz.
...
Buz tutmuştu ortalık. Keçe çizmelerin altında çatırdıyordu kar. İriyarı bir siluet belirdi direğin yanında. Kızıl muhafız, üzerinde sımsıkı giysiler, başında kızıl yıldızlı bir kalpakla, nöbete başlıyordu. Karşı tarafta ters yönde de Polonyalı bir asker ilerlemekteydi. Kartallarla süslüydü ince kaputu. Ama, beyaz konfedere kasketinin, apoletlerinin, sayısız madenî düğmelerinin üzerindeki bütün bu kartallar, ne yapabilirdi amansız soğuğa karşı?
Ve sınır boyunda yasaktır konuşmak. Ama iki insan varlığı, puslu bir çölün ortasında başbaşa kalırsa ve kanat çırpan bir kuş bile olmazsa bir kilometrelik bir mesafe içinde, kim denetleyecektir bu uluslararası kanuna uyulup uyulmadığını?
Şöyle rahat rahat bir sigara tüttürmek istiyordu Polonyalı asker. Ama dalgaya gelip kışlada unutmuştu kibritini. Aksi gibi, Sovyetli meslekdaşın oradan doğru tatlı bir duman kokusu geliyordu burnuna. Durdu Polonyalı, buz tutmuş kulağını oğuşturmayı bıraktı, şüpheci bir bakış attı çevresine uzun uzun, ve ilk o çiğnedi kutsal kanunu:
Bir şeyler işitmişti kızıl muhafız işitmiş olmasına... Ama ne? Lehçe cümlenin anlamını kavrayamamıştı pek, askerin karşı taraftaki nöbetçilerle herhangi bir şekilde temasa geçmesi yasaktı tüzüğe göre. Ve sertleşen kar, sıcak rahat çizmelerinin altında çatırdamağa devam ediyordu:
-Bolşevik yoldaş, kibritini atar mısın bana?
Polonyalı, Rusça konuşmuştu bu sefer.
Karşısındaki adama baktı kızıl muhafız: "Anası gevremişti ondan. Bir pan'dan farksızdı soğuk ciğerlerini söküyordu askerin. Burjuvaların emir kuluydu evet, ama burjuva değildi. Üzerinde ipincecik bir kaput, dayanmağa çalışıyordu ayaza karşı. Tavşan gibi oradan oraya sıçrıyor, ısınamıyordu bir türlü. Sigara da içemiyordu üstelik. Bu kadarı fazlaydı doğrusu!" Yolunu değiştirmeksizin, kibrit kutusunu fırlattı ona. Kutu, bir dakika sonra, aynı şekilde geri dönmüştü. Bu sefer de, hiç farkına varmadan, kızıl muhafız çiğnedi kutsal kanunu:
-Bende bir kutu daha var, istersen sende kalsın...
-İstemem, sağol. Cebimde görürlerse zindanı boylarım.
Sovyet nöbetçisi kutuya baktı: Bir uçak resmi, ve uçaktan fışkıran kocaman bir yumruk. Bir de tek bir kelime: "Ültimatom."
"Hakkı var..." dedi kendi kendine. "Öteki taraftakilere göre bir kutu değil bu." Ve iki asker, sınır boyunca gitgellerine devam ettiler.
EK 1
Nikolay Ostrovski - Ve Çeliğe Su Verildi kitabından alıntıdır. 23.11.16

ahmet-samsa

@samsa

Şu anda okuduğum kitap
"Nasıl da gayrete gelip coşmuştu akordeon! Direnip de dans etmemek mümkün değildi. Türkünün ahengine çoktan kaptırmışlardı kendilerini. Hayat bu, yaşanacaktır elbette!"
ღ Yonca ღ (@yenigunebismillah)
Keyifli okumalar :) - 19.11.16

ahmet-samsa

@samsa



"Neden görmezden gelmemi istiyorsun söyle ha neden?
Hep gülümsemeliyim, bu mu olması gereken?
Nereye baksam görüyorum işte ruhsuz bir beden.
Haydi durma öyle doktor; göster bana bi neden!"
15 beğeni · 0 yorum · Müzik Kutusu

ahmet-samsa

@samsa

Bir Nevi Mem-u Zin

Oy benim eflatun gecem
Vefakâr yarenim
Yine hüzzamın arka bahçelerinde
Çoğalıyorum körpe düşler içinde
Başım dumanlı
Dünyam dar
Hiçbir hüzünlü şarkı efkârlandırmıyor beni
Senin efkârlandırdığın kadar

Sen
Arapsulu akşamlarda Zin
Ben
Gecenin kahırlarında Mem
Ne seni ne de bu hikayeyi incitemem
Ki sen
İhbar ediyorsun beni ak saçlarıma
Kaç kez teşebbüs edilir bir kenti terk etmeye
Sokaklarının pençeleri geçmişken kafatasıma
Bambaşka kentlerde sevmek seni
Neyi değiştirir ki
Aidiyetimi de anlatsana saçlarıma

Bakma bir bütün gibi göründüğüme
Her sabah aynaya baktığımda
Paramparça görüyorum kendimi
Eksilmeyen hüzünlü bir tını çınlıyor kulaklarımda
Her sabah bir nevi Zin
Her sabah sürgüne gidiyor müeebbetine dilim
Yanmıyor gündüz fenerim, sönüyor kandilim
Söyletme beni
Çolak elim, âmâ gözüm, kan dilim

Efkârdan değil
Efkârdan değil
Bıkkınlığım beyhude bağımlılığımdan
Aslında utanıyorum bu trajik edebiyattan

Ama bilmelisin
Suskunluklar içinde
Kan revan bir sûredir aşkın
Kompülsif bir dağınıklıkta
Darağacında sallanan dört başı mahmur bir ömürdür yaşamak

Sen Zin
Ben Mem
İncitemem

Yıldırım Uzun

ahmet-samsa

@samsa

Oğuz Atay
Tutunamayan (disconnectus erectus): Beceriksiz ve korkak bir hayvandır. İnsan boyunda olanları bile vardır. İlk bakışta, dış görünüşüyle, insana benzer. Yalnız, pençeleri ve özellikle tırnakları çok zayıftır. Dik arazide, yokuş yukarı hiç tutunamaz. Yokuş aşağı, kayarak iner. (Bu arada sık sık düşer.) Tüyleri yok denecek kadar azdır. Gözleri çok büyük olmakla birlikte, görme duygusu zayıftır. Bu nedenle tehlikeyi uzaktan göremez.

ahmet-samsa

@samsa

Şu anda okuduğum kitap
"Kino, tanrıların kendi çabaları sonucu başarıya ulaşan kişiden er geç öc alacaklarını da biliyordu."
44 beğeni · 3 yorum · Anın Fotosu
Rojda Öztürk (@rojdaoztrk)
Keyifle oku. :) :) - 13.08.16
ahmet-samsa (@samsa)
Teşekkürler hacım, Ordu'da kitap kafe görünce hemen daldım içeri, kitap ve çayımı aldım. :) - 13.08.16
Rojda Öztürk (@rojdaoztrk)
Oh Karadeniz gezinde de iyi eğlenceler hacım. :) - 13.08.16

ahmet-samsa

@samsa



"En nihayet düşüp can verdim; gözündeki yeşil denize."
20 beğeni · 5 yorum · Müzik Kutusu
Nil (@nill)
Bu şarkıyı unutmuşum.. hatırlamak güzel oldu :) - 03.08.16
ahmet-samsa (@samsa)
Ben bu versiyonunu ilk defa dinledim ve çok sevdim. :) - 03.08.16
Nil (@nill)
çok güzel bence de. gayet başarılı olmuş :) - 03.08.16

ahmet-samsa

@samsa

Şu anda okuduğum kitap
"Başkalarının derdini unutabilmek için çok şeyi boyamak, değiştirmek ya da kırmak gerekecekti..."
Nil (@nill)
Yandaki renk kartelası ne ki? :) - 15.07.16
ahmet-samsa (@samsa)
Boya fabrikasında çalışıyorum ya, öyle masanın üstünde imiş. :D - 15.07.16

ahmet-samsa

@samsa



"Otuzyedi güneşim var, ışıldar durur yüreğimde!"
19 beğeni · 1 yorum · Müzik Kutusu
zerre-i miskal (@zerreimiskal)
:( - 29.11.16
/ 11