ara

Ömer Aydemir.

bazen sadece satır aralarındadır hayat...

Ömer Aydemir. .

@seyyah73

Rekabet
Rekabetin içinde, yansımaya ve aynaya ilişkin bir şey vardır: Dünyaya dağılmış şeyler, onun aracılığıyla birbirine cevap vermektedirler... rekabet şeylerin bir cins doğal ikizliğidir; varlığın, iki kenarı dolaysız olarak karşı karşıya gelen bir kıvrımlanmasından kaynaklanmaktadır... Fakat, çekişmenin açık hale geldiği ve sakin aynanın artık "kabarmış iki asker"in görüntüsünden başka bir şeyi yansıtmadığı da olmaktadır. Benzerlik bu durumda, bir biçimin başka bir biçimle kavgası -veya maddenin ağırlığı veya yerler arasındaki mesafe nedeniyle kendinden ayrılmış aynı bir biçimin kavgası- haline gelmektedir. Paracelsus'un adamı tıpkı gök kubbe gibi, "yıldızların asılı" durduğu bir yerdedir; ama ona, "hırsızın forsalığa, katilin tekerleğe, bakışın balıkçıya, av hayvanının avcıya" olduğu gibi bağlanmamıştır. İnsanın gök kubbesi " özgür ve muktedir" olabilmektedir, onun "hiçbir emre boyun eğmeme", "yaratıkların diğer hiçbirinin hükmü altına girmeme" hakkı bulunmaktadır. Bu adamın iç göğü özerk olabilir ve kendinden başka hiçbir şeye yaslanmayabilir; ama aynı zamanda bilgide olan bilgeliği aracılığıyla dünyanın düzenine benzer hale gelmesi, bu düzeni kendi içinde geliştirmesi ve böylece, yıldızların parladığı gökyüzünü dengelemesi koşuluyla. Bu durumda, bu ayna bilgeliği, içine yerleştirildiği dünyayı kuşatacaktır; büyük halkası gökyüzünün dibine ve daha ötelere kadar dönecektir; insan "yıldızları kendi içinde içerdiğini..., ve böylece gök kubbeyi bütün etkileriyle birlikte taşıdığını" keşfedecektir.

Michel Foucault

- Michel Foucault
8.5 (4 oy)
Prometheu (@prometheu)
Post düşünceye atılan adımın her birinde bir ses durmadan şunu söyleyip duracak: şeyler şeyler şeyler şeyler. Modernizm şeye yönelik bir açılım ise postmodernizm şeyler şeyler ve şeylerdir. - 8 sa

Ömer Aydemir. .

@seyyah73

İmgelem
"Hapishanede insanın imgelemi, dışarıda sözü pek edilmeyen ve değer verilmeyen bir çeşit dehaya kaptırır kendini. Her tutuklunun imgelemi kendine göre bir yer seçer, bir değer biçer bu dehaya, ama her imgelem onunla özdeşlik kurar. Kaçmak için gerekli olan dehadır bu, "dağı aşabilen" o ender birkaç kişinin dehası. "
John Berger.
- John Berger
6 (1 oy)
T.C. Mumbai Başkonsolosluğu/ Turkis Consulate General in Mumbai (@t-c--mumbai-baskonsoloslugu-turkis-consulate-gener)
Foucault bunu beğenmedi - 15 sa

Ömer Aydemir. .

@seyyah73

İçindeki yabancı
"Çehov, içindeki köleyi damla damla sıkıp çıkardığını iyi söylemiş. Fakat eski damlaların yerinde oluşan boşluğu neyle doldurduğunu es geçmiş. Sözcükle mi? Hür edebiyatla mı yani?.. Akla o geliyor. (Yazarların yanılgısı budur işte. Bir de gurur duyarlar bununla. Mit yaratıcılar.) Oysa gerçekte, postköle boşluğumuz bizim, heyhat rastgele dolmaktadır. Böyle bir değiş-tokuştur bu: Sen içimdekini sıkarsın, (kölelik sonrası) vakumlu boşluklarına ise dışarıdan türlü türlü şeyler abanır, akın eder, efendisi olmadığın kesinden. İçindeki yabancıyı hemen keşfedemezsin de."
Vladimir Makanin.
- Vladimir Makanin
0 (0 oy)
tabula rasa (@tabula-rasa)
Sabah gazeteleriyle çalıyorlar kapımızı
Radyo ile TV ile giriyorlar odalarımıza
Sokağa çıksak rahat bir merhaba
dediğimiz yok birbirimize
Eve girsek karı koca çocuk çocuk
Karşılıklı ne dediğimizi duyamıyoruz
Önümüzde ardımızda karaltılar gölgeler
Kulaklarımızda sesleri gürültüleri

Hanidir ses hızını aştılar
Dünyanın dört bir ucundan çıkıyor yola
Üstümüze üstümüze geliyor
Buluyor bizi yerleşiyorlar
Beyinlerimizin iç pazaryerleri
Baş yastıklarımızın altı hanları otelleri
Not defterimizin yapraklarına uzanmışlar
Sayfayı çevirsek kalkıp doğruluyorlar
Telefonu açtık mı alıcıda sesleri
İşaret parmakları gözlerimizin içinde
Nedense kaşları her zaman çatık
Söyledikleri her söz azar
Bağırıyorlar:
You!
İndir yakalarını
Şapkanı çıkar!

You!
İş bulma kurumu önünde
Sol baştan birinci
Duymadın mı
Serseri kerata
Yürü
Saçlarını kestireceğiz

You!
Süpermarket kasası kuyruğunda
Dikilen bayan
Ne duruyorsun
Bakınma öde,
Yürü
Düş önüme
Aranan biri için
Karakolada
Tanıklık edeceksin!

Yazgımız üstüne fiş düzenliyor
Pey sürüyor zar atıyorlar
Bağıra çağıra dinletiyorlar
Duymak işitmek istemediklerimizi
– Aldınız mı hayvan oğlu hayvanlar
Alın almadınızsa!
Daha da kafaları kızarsa
Çıkarıp gösteriyorlar göstereceklerini!

Yüzde on ön ödeme
Gerisi on üç ay taksitle
Atın değiştirin düşünmeyin!
Sevdiğiniz saydığınız
Bütün sahne sanatçıları
Kapılarında çağırtkan
Sizin bankanız
Sizin buz dolabınız
Sizin gazeteniz!

Reklam / dizi film
Reklam / dizi film
Haberler
Merakla dinlersin
Boşuna!
Boşalırsın
Yıkılır direklerin
Bu gece de umut yok sana!

Sen kabuğu içinde
Küçük bir ceviz
Cevizden de küçük
Fındık kadar bir şeysin
Saraylar kurdun
Otoyollar döşedin
Gökdelenler yükselttin
Ses hızında uçaklarla
Hava limanlarını
Bağladın birbirine ama
Cevizin fındığın
Kabuğu gibi olsun
Başını dinleyecek
Sırasında
Canını kurtaracak
Küçük sağlam özgür
Kutu kadar bir sığınak
Kuramadın henüz kendine

Rock rock rock every body
Roll roll roll every body
Oooooo my baby!
Bağır karanlıklarına gecelerin
Kalabalıkların burgacında boğul
Yumurta kadar yüreğinde
Yanardağ gibi kabaran öfke
Cansıkıntına bunalımına ezilmişliğine
Mariuana LSD
Bağır üstüne çektiğin
Kapattığın yapay göklerine
Loş diskoteklerin
Ya da beton demir kafeslerinde
Yüzbinlik tribünlerin
Goool, goool, gooool!
Sen yarattın bütün devlerini
Sen tutsak düştün ellerine!

Bir görünmez adam
Maskeli surat, Fantoma
Kötülük ruhu, gölge
İkizin senin
Eski köle pazarları
Kırbaç kürek pranga
Engizisyon duruşmaları
Darağacı çarmıh giyotin
Yakılmak odun yığınlarında
Tüm onun esiniydi
Onun esini şimdi
Atomu kullanmak
Öldürücü silahlarda
Nötron bombası
Toptan yoketmek hepimizi!
Kim etmiştir
Senin kendine ettiğini
Binlerce yıldır ölürsün
Sağ kalır cellatların
Ardında!

Ey bu kuşkulu çağın
Güvensiz günlerin
Garip insanı
Bak yarattığın robotlar
İşini alıyor elinden fabrikalarda
Sıkıştırdın mı son vidasını
Taktın mı pilini
Parmak uzatıyor
Kapıyı gösteriyor sana!

Yeryüzünde çoğaldıkça
Ters bir oranla
Azalan bir sen varsın
Milyonla sayılırdın
Eski çağlarda
Milyonda birdin
Endüstri çağı başında
Milyarda bir
On milyarda bir
Günümüzde
Yani bir çeşit kumu
Bir tür karıncasısın
Artık sen de
Bu yaşlı dünyanın
O, ben ben dediğin nesne
Bunca saydığın öğündüğün
Uğrunda kılıç çektiğin kişiliğin
Nikelajlı kağıtlara sarılıyor
Ambalajlanıyor
Sunuluyor sana
Her geçen gün biraz daha
Beyin yıkama yollarıyla
Endüstriyel haplara benziyorsun!

Mutluluk diye
Bir cinselliğin kaldı elinde
Oyna oyalan
Doğum kontrol hapları
Eşcinselliğin incelikleri
Temeli yarattığın
Sanatın edebiyatın
Seri malı videolu kaset
Sinemada büyüleyen perde
Liste başı romanlar
Çaptan düşen ozanların
Uyuşturucu dizeleri dilinde

Greenwich Village‘da bir kahvede
Dudakları boyalı bebek gibi bir oğlan
San Fransisco’ da sokak gösterileri
Oy istiyorsanız
Eşcinsellere evlenme hakkı verin!

42. Street, Piccadilly, Carnaby Street, Pigalle
Canlı cinsellik gösterileri gümüş çeyreğe
Tezgâhlanan boy boy cinsel organlar
(Biz bu alanda henüz çok geriyiz!)
Alın, kapanın odalarınıza
Dışarda kilise çanları vursun dursun
Önden arkadan dilediğiniz gibi günah işleyin!

Hamburg’ta genel evler mallarını
Vitrinlerde sergiliyor
Kopenhang’ta canı sıkılanlar
Bırakıp deniz kıyılarını parkları
Cinsellik fuarında tur atıyorlar
Çıplak güzellerin fotoğraflarıyla
Geziye çağırıyor turizm acentaları
Denizcilik işletmeleri
Uçak ortaklıkları
Daha çok çiftleşerek
Daha çok unutarak
Mutlu olabilirsiniz
Boşverin sevgiyi mevgiyi!

You!
İt o burnunun ucuna uzanan eli
Uykuların kaçtıkça
Gece tek başına yatağında
Sor kendi kendine
Binlerce yıllık tarihsel gelişimle
Geleceğin yer bu muydu?
Bir çıkmazda mısın
Bir bunalım
Bir karabasan mı
Görüp geçirdiğin,
Bir yol ayrımı mı?
Sor:
İnanacak mısın yine kendine,
Ruhunu kurtaracak mısın? - 28.05.17

Ömer Aydemir. .

@seyyah73

Bekleyenler...
"Kaç yılımız kuyruklarda geçti, ama alışamadık işte; birbirimizin ensesine soluyarak, sessizce yerimizde sayarak dikilmekten sıkılıyoruz, beceremiyoruz, gücümüzü aşıyor. Ve dün olduğu gibi bugün de, sıkıcı dikilme dakikalarında hayattaki en önemli şeyin gerçekleştiği -ruhun yaşadığı- düşüncesi bizi anlatmıyor.
Elbette biliyoruz ki, ruh, istediği yerde soluk alır. Yahut daha fazlası: İnsanın içindeki ruhsal yaşantı heryerde ve her koşulda sürer -ya da hiçbir yerde. Isıtır bizi bu düşünce. Tartışabilir ve hatta kabul edebiliriz onu, ama onunla yaşayamayız. Heyhat. Heyhat perspektife ihtiyaç duyarız biz; bir yem bir ödül, bir amaç, tünelin ucunda bir ışık ve olabildiğince çabuk. Yaşamımız bununla açıklanır, başka bir şeyle değil. Bizim doğulu olmayan özümüzdür bu: Geleceği versinler bize!.."
Vladimir Makanin.

- Vladimir Makanin
0 (0 oy)

Ömer Aydemir. .

@seyyah73

Ben
"Hiçbir şeyin henüz ortaya çıkmaya razı olmadığı; bilincin arzu edilmediği halde sezinlendiği; potansiyel varlık içinde yan gelip yatarken ben'den önceki bir ben'in sıfır varlığının tadının çıkarıldığı bir dünyaya sürekli bir yolculuk!
Doğmuş olmamak, sadece bunu düşünmek... ne büyük mutluluk, ne büyük özgürlük, ne büyük uzay!"
E. M. Cioran
- E. M. Cioran
8 (2 oy)

Ömer Aydemir. .

@seyyah73

Zamanımızın kahramanı
Gargantua bitti hoş kısa ve çok keyifli bir eserdi. Çok güldüm hiciv ve göndermeleri çok ince zeka fışkırıyordu doğrusu. Sırada daha yeni bir Rus yazar var. Daha yeni diyorum çünkü klasik romancılar yüzyılında değil günümüzde yaşayan bir Rus yazar. Kitap şu cümlelerle başlıyor. Uzun bir yolculuk olacak.

"Kahraman... portredir, ama tek bir insanın değil, tüm neslimizin, gelişmelerinin doruğundaki günahlardan oluşturulmuş bir portre."
M. Lermontov.
- Vladimir Makanin
0 (0 oy)
22 beğeni · 4 yorum · Anın Fotosu ·
tabula rasa (@tabula-rasa)
Bu kitabı ben de merak ediyorum, keyifli okumalar :) - 27.05.17
Leandros (@leandros)
http://www.neokur.com/kit...4443/pantagruel BUDA ÇOK İYİ... BEN ÇOK SEVERİM François Rabelais... Keyifli okumalar... - 27.05.17

Ömer Aydemir. .

@seyyah73

Taşra
Kitap kısa denemelerden oluşuyor. Genel anlamda çok beğenmedim; ama birkaç cümle var ki çok hoşuma gitti.

"Taşra göz önünde olmaktır, çünkü taşra bakmaktır, sürekli bakmaktır. Taşra bakıştır. En çok ahbapların gözü önünde olmak, sonra herkesin ve herşeyin bakışları altında olmak. Taşrada herkes bakar. Taşrada herşey bakar sanki. Dağlar, taşlar, ağır ağır yürüyen ihtiyarlar, yol ortasında muhabbete tutuşmuş kadınlar, taşıtlar ve hayvanlar bile."

- Köksal Alver
5 (1 oy)

Ömer Aydemir. .

@seyyah73

İşgal edilmiş şehir
Bu ülkenin kaldırımları işgal edilmiş. Hunharca, sorgusuz, hesapsız... Yola mahkum tüm yayalar. Masalar, sandalyeler, tabureler, sebze kasaları, tavla oyunları, çay bardakları, arabalar... Basıp geçemiyorsun, insan için insana ait tüm bu hallere. Ağzında yarım bir küfür oluyor çoğu zaman. Yürümek için yola atmak dışında bir şansın yok kendini. İşgale karşı duran atalarından iz taşımadığından değil de bu suskunluk niye? Kaldırım mı yoksa içine sinmeyen? Kaldırılıp atıldığını mı hissediyorsun "yol"undan? Onlar seni mahkum etmiş suskunluğa. Yürümeye duymadıkları tüm istek sabit bir hal almış her karesinde kaldırımın. Ne çok kabul ediş içeriyor bu kaldırım olmayan yükselti. Şehiri kabul ediyorsun önce, yalnız, vahşi, kirli ve solgun. Sonra yürümenin zorluğunu kimseye dokunmadan... Bakışları kabul ediyorsun sonra; bazen hayranlık bazen iğrenme bazen sorgu içeren. Tüm bedeninden geçip ruhuna işleyen. O zaman daha çok yere bakıyorsun o gözleri görmemek adına. Bir sürü gereksiz cümleyi ya da küfrü geçiriyorsun her hücrenden. Tükürülen balgam, atılan izmarit cabası, boşaltılmayan çöp kutusunun gölgesinde gözünü burnunu delen. Şehirin her yeri sana geçiyor sen de ona. En çok suskunluğunu veriyorsun ona, ha bir de kabullenmeni. Kaldırım üstünde üzerinde tepinmesini armağan ediyorsun iç görüden uzak binaların varlığına. Ne için? sen de bilmiyorsun. Mazeret sayıyorsun çayhaneyi, mağazayı, sinemayı tiyatroyu... Bedelini ödüyorsun tüm bunların hiç gitmesen hiç çay içmesen de. Komşunu bile görsen tanımıyorsun bu kör sağır kalabalık arasında. Kaldırımları işgal edilmiş bu ülkenin bedelini, alınterin yalnızlığın ve sesizliğinle çoktan ödedin.
14 beğeni · 8 yorum · Kalemimden ·
T.C. Mumbai Başkonsolosluğu/ Turkis Consulate General in Mumbai (@t-c--mumbai-baskonsoloslugu-turkis-consulate-gener)
"Esenlik bildirisi " - 24.05.17
Şaziye (@saziye-baskin53)
https://youtu.be/uDF6GnKD-ng banada bu Necip Fazıl Kısakürek in şiiri geldi @tabularasa kadar olmasada bir katkıda da ben bulunayım 😶 - 24.05.17

Ömer Aydemir. .

@seyyah73

Tek Başına
"Felsefenin tesellisi" bitti yoğun bir kitaptı doğrusu. Özellikle dördüncü ve beşinci kitap. Beşinci kitap daha güzeldi. Bu geceye biraz daha çok küçük denemelerden oluşan bu kitabı sakladım. Bakalım başlasın yolculuk.

"Böyle olur bazen. Gitmek istersin, kaçıp kaybolmak. El etek çekmek hayattan, eşten dosttan kopmak istersin. Alıp başını gidersin. Gidersin, gidersin ve gittiğin yerde gene kendini bulursun. Açmazlarını, acılarını, hayallerini, rüyalarını, gerçeklerini yani kendini. Sevmelerini bulursun orda, kızgınlıklarını, küfürlerini bulduğun gibi. Başka dersin başka bir şey yok mu? Bunun için, bunlar için mi geldim dersin? Başka şeyler, değişik ve farklı şeyler görürsün elbette. Bakarsın onlara, şaşırırsın. Ama geçer şaşkınlık. O başka şeyler de bir yerlerine ilişir ilişir ve senin olur. Gene kendine kalırsın. Tek başına, bir başına.
Köksal Alver.
- Köksal Alver
5 (1 oy)
18 beğeni · 0 yorum · Anın Fotosu ·

Ömer Aydemir. .

@seyyah73

GİZ
... başkasının dürüstlüğünü nasıl kendine mal edebilirsin?
- Boethius
10 (3 oy)
/ 112