ara
Ömer Aydemir.
16.944 434

Ömer Aydemir.

neokur.com/seyyah73
bazen sadece satır aralarındadır hayat...

Ömer Aydemir. .

@seyyah73

Ağaç
Saklandığım ağacın dallarına bağlanan iplerin çokluğu belirliyor adresini dileklerin. Bir sürü ip varsa inanç da yeşeriyor. Titreyen ellerin sahibi yürekler, yok şu an umudun tarlasında. Çoktan beklemeye başlamışlar; acının ortasında, yokluğun ayazında. Saklanmakta acele ettim sanırım bu kadar göz varken burada. Sobeleneceğim belli saklayamaz beni iplerin varlığında bu kadar iş arasında bu ağaç beni. İplere "asılı" her dilek kime ait ki? Mesela şu en kalın dala bağlı kocaman ip. Eğreti duruyor orada. Saklanmaya gelmiş başka birinin en güçlü dileği anladım. Kesmişler ama ucu salınıyor rüzgarda. Ağacın canını yakmış belli o yüzden mi kesmişler acaba. Yoksa çok mu ağır gelmiş bu dilek. Anladım ağaç bile ayırım yapıyor eninde sonunda; verip kurtulmuş bu ipin hakkını. O yüzden kesmişler ipin ucuna asılan yüreğin yokluğunu. Gözyaşları ile beslenmek en nefret ettiği. Bu yüzden meyve vermeyişi. Her büyümüş kalın dal bir yokluğa gebe. Vaz geçmiş saklandığım ağaç büyümekten; çekmemek için yükünü ipin ucuna asılı yüreğin. Titreyen umut istediği cılız dallarına yapışan.
12 beğeni · 0 yorum · Kalemimden ·

Ömer Aydemir. .

@seyyah73

Fotoğraf
Ama mutlak yalnızlığınızın, her yeri kuşatan boşluk duygusunun, varlığınızın acı ve kesin bir felakete doğru yaklaştığı sezgisinin sizi somut bir ıstırap haline sürüklemek için yarıştığı o anların gitgide daha sık bastırmasını gerçekte hiçbir şey engelleyemez. Gene de ölmeyi her zaman istemezsiniz. Bir hayatınız olmuştur. Bir hayat yaşadığınız anlar olmuştur. Kuşkusuz, artık bunu pek iyi hatırlamıyorsunuzdur; ama bunu kanıtlayan fotoğraflar vardır. Şu herhalde ilkgençliğinizde çekilmiş olmalı ya da biraz daha sonra. O zamanlar yaşama iştahınız ne kadar da büyükmüş!

Michel Houellebecq
- Michel Houellebecq
6.7 (3 oy)

Ömer Aydemir. .

@seyyah73

Kalp "kalp altın" kadar değerli artık tedavülde olmaması gereken. Ne garip değil mi "kalp"de "altın"da tek başına değerli de bir araya gelince çıkıyor foyaları.
12 beğeni · 0 yorum · Diyorum ki ·

Ömer Aydemir. .

@seyyah73

Parsellenen çocukluk
Zaman yavaş ilerlerdi eskiden. Beklemek bir erdem sayılırdı. Bazen de bir yolculuk. Koruk tuzla iyiydi de yavaş olurdu tat almak. Dalında sevmek gerekmezdi hiç bir var oluşu. "Çal"mak sayılsa da hoş görünürdü göze. Bir kovalamaca yaşardık bedel ile bedava arasında. Bedel eğer alın teri ise çoktan ödemiştik, saklanıp kopartırken dalından, olmuş olanı. Saklanır oldu artık ya da bedellenir, tüm çocuk kaçamakları. Aş erene alınmak üzere paketlenir oldu yeşilin en ekşisi, ya da parası olana. Kaybettiğimiz değere yeşili de eklemek gerek; paketlenememiş dalında. Çocuk masumiyetini saymıyorum bile parsellenen çitin varlığında. Zaman yavaş ilerlese de görünce anlardık baharın geldiğini yeşilin tüm çokluğunda. Beklerdik güneş gören yüzün kızarmasını, amele yanığı tişörtün gerçeğinde. Kokardı her an aslında, geç kalmışlık biraz biraz da turfanda. Kokmuyor artık suni yeşil, güneşin yokluğunda. Zaman da yavaş değil artık sabah başlayıp akşama bitmiş oluyor sıkıştırılmış tüm hayatlar. Bedeli ödenmiş oluyor zamanın yavaşlığına karşı alınmış tüm karşılaşmalar. "Karşı"laşınca tüm bedeni saran heyecanın bile var bir maddi değeri. Ödeyip kurtuluyorsun, paketlenip sunulan gerçeğin en suni yeşilinde. Kaçmak yok artık zamanı yavaşlatan bakışın yokluğunda. Paran kadarsın zamanın karşısında. Çocukluğunu bedellemişler aslında korkun kaç para eder ki?
19 beğeni · 3 yorum · Kalemimden ·
Red Red (@khaos)
Bir alakası var mı yok mu bilemiyorum ama bugünlerde birçok şey bana kuş hatıralarımızı anımsatıyor. Güzel çalışma, elinize sağlık.
KUŞ HATIRALARI

Benim çocukluğumda soframıza kuşlar konar
rüyalarımıza melekler uğrardı.
Kapımızdan yoğurtçu
bahçemizden ishakkuşu
kalbimizden yeni çıkan şarkılar geçerdi.

Kışın bir sobamız olurdu
sobanın yanında kedimiz
kedinin önünde yün yumağı
bir Hayat Bilgisi fotoğrafı gibiydik.

Yerli malı kullanan
yurdun üç tarafı denizlerle çevrili
kuruüzüm incir fındık
tütün çay narenciye kavun-karpuz yetiştiren
kuru üzüm ve inciri satan
karşılığında
çamaşır makinesi radyo ve otomobil alan
bir toprağın fertleri...
Biraz yoksul biraz mütevekkil
biraz mahcup biraz kırılgan
biraz naif ama hep umutlu...

Özlerdik.
Memleketteki halamızı
ince doğranmış bir dilim pastırmayı
yurttan sesler korosunu
akşam komşuluklarını
radyo tiyatrolarını
sabah ezanını
kalaycıyı bozacıyı
münir nureddin şarkılarını
orhan boran yarışmalarını
kandil gecelerini duvar sarmaşıklarını
bakkalımızın utana sıkıla veresiye hatırlatmalarını
okul önü koz helvalarını
akşam oturmalarını
ve hayatı...

Top oynardık
ip atlar kedi kovalar
taşlarla birbirimizin başını yarar
mahalle savaşları çıkarır
gece olunca da tutar babalarımızın elinden
yazlık sinemalara gider
Sadri Alışık Vahi Öz
Belgin Doruk Cüneyt Arkın seyreder
Olimpos gazozları içer
güler eğlenir bağırır çağırır
dönerken yıldızları sayardık.
Biz sıkı çocuklardık.

Hepimizin birer yıldızı vardı
onlara isim takardık
onlar da bize isim takardı
pus ve dumandan önce bu şehrin
geceleri gözkırpan ve isimleri takılan yıldızları
vardı.

Benim yıldızıma Mehlika adını vermiştik
biz kimseden yana değildik.

Kimsenin de kendinden yana olmasını istediği birileri
olmazdı
Bir değirmendeydik
öğütülen
öğütülürken türküler söyleyen
buğday başaklarına benziyorduk.
Ben
çorbalardan tarhanayı
yemeklerden kurufasulyayı
sigaralardan Harmanı
belki bunun için çok sevdim.

Yollar bozuk musluklar bozuk
ziller bozuk paralar bozuk
ama adamlar sağlam idi.

Bu şehrin yıldızları vardı.
Saçlarına kurdelalar takan
çivitle yıkanmaktan aşınmış beyaz çoraplarına
leke bulaşmasın diye su birikintilerinden sakınan
gözleri önünde
yürekleri ve beslenme çantaları ellerinde
küçük çocukları vardı bu şehrin
bu şehrin yıldızları vardı.

Ben Fenerbahçeyi amcam Vefayı tutardı.
Konya tahıl ambarı Mersin muz cennetiydi.
Taksimden Fatihe troleybüs kalkar
Şişhanede mutlak raydan çıkardı.
Vallahi hayat zor ve fakat çok matraktı.

Muammer Karacan’nın adına bir tiyatro binası yoktu
bizzat kendisi vardı.

Başımız ağrırdı komşumuz vardı
gönlümüz daralırdı komşumuz vardı
Çorbamızı umutlarımızı
memleket kadar kalbimiz paylaştığımız komşularımız
vardı.

Geceleri bekçimiz
gündüzleri sütçümüz
bizim kadar zayıf da olsa
nohuta ve makarnaya alışmış da olsa
Sarman adında bir kedimiz
ceplerimizde kırık misketlerimiz
çamur bulaşığı ellerimiz
ve gülümseyen bir yüzümüz
kimseye göstermekten utanmayacağımız bir içimiz
biraraya gelerek çektirebileceğimiz
bir aile fotoğrafımız vardı.

Bir sabah bütün iyi şeylerin
Ayvansaray iskelesinden
hayal ülkesine doğru demir alan
bir şirket-i hayriyye vapuru gibi
aramızdan ayrıldığını gördük
Sonra Ayvansaray’ın sularının çekildiğini yazdı
gazeteler.
Süheyla hanımın Raci beyin
Melahat mehveş ablanın
Niko’nun Ercüment efendinin çekildiğini ise
yazmadılar nedense.
Ama yok ama yoklar.

Ne Harman sigarası kaldı geriye
ne Olimpus gazozu
ne Sadri Alışık.

Kalan bir tortuydu belki.

Belki kırık bir rüya denizi
belki suya düşürdüğümüz suretimizin
cep aynamıza nüktedan bir yansımaydı herşey.
Herşey Maltepe sigarasının
hep arandığında
her bakkalda bulunabilmesi ile
büyüsünü kaybetmişdi belki de .
belki de biz bir rüya mı görmüştük?

Hadi hepsi yalandı.
Hadi hepsi hayaldi.
Hadi hepsini ben uydurmuştum.
Ama rüyalarımızın melekleri
ve soframızın daim konukları kuşlar?
Ya onlar?
Onları siz de görmediniz mi?
Sizin de sofranıza konup
rüyalarınıza uğramadılar mı?
Onlar da mı yalandı?

İbrahim SADRİ - 20.03.17

Ömer Aydemir. .

@seyyah73

"Ekonomi Horatio, ekonomi!
Cenaze sofrasında sıcak yenen yemekler
Düğün sofrasında soğuk verildi. "
Hamlet

Ömer Aydemir. .

@seyyah73

Hissetmek...
Bedenin inşasında, kollara, dallara ayrılan otoyol önem bakımından sinir patikalarından önce gelir. Biz hissedecek şekilde tasarlanıp inşa edildik, dolayısıyla hiçbir zihinsel halimiz, hiçbir düşüncemiz yoktur ki aynı zamanda bir duygu durumu olmasın.
Hiçbirimiz aşırı, kaldırabileceğimizden fazla hissetmeyiz, ancak bazılarımız mümkün olduğunca az hissedebilmek için elinden geleni yapar.
Hissetmek korkutucudur.

Jeanette Winterson- sf: 176
- Jeanette Winterson
8.5 (2 oy)
Holly (@tiffany)
Şikemi elbette:) geçelim canlı ölüden canlı tarafa:) - 19.03.17
Holly (@tiffany)
Hissetmek için canlı olmak lazım, ölüler hissetmez canlılar hisseder:) - 19.03.17

Ömer Aydemir. .

@seyyah73

Sonunda!
Ofise geldiğimde en sevdiğim manzara. Bekliyordum geldiler. :)
42 beğeni · 13 yorum · Anın Fotosu ·
Nil (@nill)
wuhuu... Ne güzeller :) Afiyet olsun sayın seyyah :)) - 17.03.17
POST_MORTEM (@post-mortem)
Ne zamandır @seyyah73 ten alışveriş manzaraları izleyemiyorduk, bu güzel oldu. Keyifli yolculuklar :) - 17.03.17
[silindi]

Ömer Aydemir. .

@seyyah73

Göç
Ev bir sığınaktan daha fazlası; yuvamız bizim ağırlık merkezimiz. Göçebe bir toplum, yuvalarını kendileriyle birlikte taşımayı öğrenir - tanıdık nesneler sağ sola serpiştirilir ya da her gidilen yerde yeniden inşa edilir. Ev taşırken, gözle görünmeyen ama son derece güçlü olan o yuva kavramını da yanımızda götürürüz. Ruhsal sağlık ve duygusal istikrar bizden hep aynı evde ya da yerde kalmamızı talep etmez, ama içerideki yapının sağlam kurulmasını talep eder- bu yapıysa kısmen dışarıda olup bitenle inşa edilir. Yaşamlarımızın iç ve dış kısımları, her ikisi de, yaşamayı öğrendiğimiz kabuklardır.

Jeanette Winterson
- Jeanette Winterson
8.5 (2 oy)

Ömer Aydemir. .

@seyyah73

Beden ve duygu
"Büyümek zor. Tuhaf bir biçimde, fiziksel gelişimimiz dursa bile, duygusal olarak büyümeye devam ediyoruz sanki, buysa hem gelişmeyi hem de büzüşmeyi içeriyor, bazı kısımlarımız gelişip serpilirken diğerlerini gözden çıkarmak, ortadan yok olmalarına izin vermek gerekiyor... Katılık asla işe yaramıyor; sonunda kendimizi dünyamıza uymayan, yanlış bedende buluyoruz. " Jeanette Winterson.
Red Red (@khaos)
Bakınca çenesi aşağıya sarkmış bıyıklı bir kuru kafa gördüm ilkin... Nasıl görüyorsam dünyayı artık :) - 15.03.17
Ömer Aydemir. (@seyyah73)
Ben de bu yüzden çok sevdim bu fotoğrafı :) - 15.03.17
Red Red (@khaos)
:) - 15.03.17
/ 106