ara
Ömer Aydemir.
17.664 449

Ömer Aydemir.

neokur.com/seyyah73
bazen sadece satır aralarındadır hayat...

Ömer Aydemir. .

@seyyah73

Son kez
...zaman böyle geçer çünkü, bizim aciz ve çelişkili çabalarımıza maruz kalır sürekli, hak görürüz sabırsızlığı kendimize ve arzulamayı özlemini çektiklerimizi ve bir türlü gerçekleşmek bilmeyenleri, oysa bir kez gerçekleşip sona erdiklerinde önemsiz görünürler gözümüze ve bir anda yaşanmış gibi; sevdiğimiz her eylemin tekrarı bir adım daha sonuna yaklaştırır bizi ve en kötüsü farksızdır tekrarlamamanın da etkisi; bizim beyhude hızlandırma ve farazi erteleme çabalarımızın arasında her şey yavaş yavaş kendi sonuna doğru ilerler ve sadece son kez gerçekten son kezdir.

Javier Marias.
- Javier Marias
0 (0 oy)
Pelin (@pelinnn)
Alıntı resim uyumuna dikkat etmeye çalışırım genelde, bu paylaşımda resim alıntıyı sollamış bence :) açık ara ile hemde. Ayna veya da çerçevenin üstünde tamamlanmamış baş. İç içe geçmiş kafalar ya da beyin olan saatin kabuğu görünümde kırılmış bişey... Acaba sokak lambası yerine konumlanmış saat-zaman- insanı aydınlatan bişey mi ki tepesine kovuçlanmış üstelik aynadan ters yansıma eşliğinde, tuhaf doğrusu. - 23.04.17
Misafir
Geçen gün, zaman üzerine yazılmış birkaç metne odaklanmaya başlamıştım ve bu süre zarfında insanların zamanla ilgili aktarımlar yaptığını fark ettim. -yahut zamanla ilgili aktarımlar odağıma girmeye başladı. :)-
Aktardığın bölümdeki zaman-deneyim ilişkisi, şu pasajı aklıma getirdi:

" Söz konusu olan bir 'geçiş', bir 'değişim' bir oluş, ama süren bir oluş, tözün kendisiyle özdeş bir değişimdir. Bergson’un sürenin iki temel özelliğini, süreklilik ve heterojenliği uzlaştırmada hiçbir güçlük çekmediğini görüyoruz. Ama süre böyle tanımlandığında, yalnızca yaşanan bir deneyim olmaktan çıkar, genişleyen bir deneyime dönüşür, hatta deneyimi aşarak deneyimin koşulu haline gelir. Çünkü deneyimin sunduğu hep uzayla sürenin bir karışımıdır. Saf süre bize dışsallığa sahip olmayan, tümüyle içsel bir ardışıklık; uzay ise ardışıklık içermeyen bir dışsallık sunar (aslında, geçmişin belleği, uzayda olmuş olanın anımsanması, süren bir zihni yine de içermektedir). Bu ikisi arasında bir karışım oluşur, uzay karışıma dışsal ayrımlarının homojen ve süreksiz 'kesitleri’nin biçimiyle katılırken, süre içsel, heterojen ve sürekli ardışıklığını getirir. Böylece, uzayın anlık durumlarını 'saklamayı' ve onları bir tür 'ikincil uzay'da bitiştirmeyi başarırız; ama bunu yaparken kendi sü­remize dışsal ayrımlar sokmuş oluruz, onu dışsal parçalara ayırıp bir tür homojen zaman içinde çizgiselleştiririz.

Böyle bir karışım (homojen zaman ikincil uzayla karışır) bölünmelidir. Sezginin bir yöntem olduğunun farkına varmadan önce bile Bergson karışımın bölünmesi görevini karşısında bulur. Bölme bu aşamada da iki saf yöne göre mi yapılacaktır?
Bergson uzayın ontolojik kökeni problemini açıkça ortaya koymadıkça, söz konusu olan daha çok karışımı yalnızca biri (süre) saf olan, diğeri (uzay) bozulmaya yol açan saf-olmayışı temsil eden iki yöne bölmektir. Süre 'dolaysız veri' olarak kavranacaktır, çünkü tam da karışımın uygun, doğru tarafı­na karşılık gelmektedir. "


Deleuze, G. (2006). Bergsonculuk. İstanbul: Otonom Yay. - 23.04.17

Ömer Aydemir. .

@seyyah73

Tercüman
"Anneler dünyanın ilk yorumcuları ve tercümanlarıdır, "dil" bile olmayan bir dili yorumlayıp kelimelere dökerler, çocukların hareketlerini, hummalı mimiklerini ve bin bir şekle bürünebilen, bir anlamdan bile yoksun olan, varlıklarını hiçe saydıkları yahut ket vurdukları, sözcüklere dökülmeyen çığlıklarını yorumlayıp anlamlandırırlar. "
Javier Marias
- Javier Marias
0 (0 oy)
Fethiye 📚 (@fthykc)
👌👍 - 21.04.17

Ömer Aydemir. .

@seyyah73

Sonsuzluğun ortasında.
Hayat akıp giderken yakaladığın bir an olur. Bir fotoğraf kadrajına yerleşir. Sonra da bir şiirimsi çıkar düşüncelerin arasından. Kendi objektifim kendi şiirimsim.

"Uzak bir konak,
Konaklayana yakın bir yalnızlık.
Yansıması da, yitirdiğin ayrıntıda;
Sana saklı bir sıcak.
Özlem duymaya gelmişsin belli:
Sana uzak bakışlara,
Hoyrat dokunuşlara,
Sensiz gürültüye,
Tutunmak için yazdığına.
Baharı hissetmeye bir de;
Yaprağın açışında saklı olan,
Hafif ürperdiğinde anladığın
Bir bahar.
İdare lambasının ışığı, seni de
Kelebeği de çeken buraya.
Binlerce mumluk parlaklık
İçini aydınlatamayan.
Yol kenarı ağaçları kadarsın orada
Ancak kaybolunca
Hesabı tutulan.
Soluduğun kükürt dumanı
Burada da üzerine yağıyor.
Uzak bir konak
Seni hiç öyle hevesle karşılamayan
Aynası olmayan bir duvar
Yüzüne seni çarpan.
Kıskanç bir yalnızlık isteğidir
Kendine verdiğin ceza ve
Konağı çekici kılan.
Konmak derdin yalnızlık ortasına
Sessizlik kenarına.
Kaç işte sana dar gelen
Kalabalıktan.
Konağın suçu ne?
Var olmak mı sadece?
Özlediğin her şeyin ortasında.
Kendini alıp gelmişken
Kirlenmedin sanma bu
Sonsuzluğun ortasında​..."
Lotus (@lotus)
"Yol kenarı ağaçları kadarsın orada" - 21.04.17
tabula rasa (@tabula-rasa)
- 7 sa

Ömer Aydemir. .

@seyyah73

Yeni kitabım.
Yazarın okuyacağım ikinci kitabı olacak. Övgü almış bir roman ve konusu değişik. Tohmas Bernhard ı anımsattı bana. Bakalım nasıl bir yolculuk olacak.

"Yeni tanıdığı Marta'yı yatağında ölü bırakarak onun Madrid'deki evinden çıkan Victor böyle düşünüyordu. Evden çıkmadan önce Marta'nın Londra'da iş gezisinde olan kocasına ulaşmaya çalışmış, odasında uyuyan küçük oğluna yemek hazırlamış, telesekreterin ilginç mesajlarla dolu kasedini de cebine atmıştı. Gecenin böyle olmasını planlamamıştı ama onu evine davet eden bu henüz pek tanımadığı kadın aniden hastalanmış ve kollarında ölmüştü..."

"Her şey kendi sonuna doğru ilerler ve kaybolup gider, pek az şey iz bırakır ardında, hele de tekrarlanmıyorsa; aynısı hayatlarımıza fazla rahat bir şekilde yerleşen ve gün be gün, art arda yaşananlar için de geçerlidir oysa; hiçbir iz bırakmazlar artlarında."
- Javier Marias
0 (0 oy)
21 beğeni · 4 yorum · Anın Fotosu ·
Gülcan (@gulcann)
Haydi bakalım canlıya bir kitap fotoğrafı düşsün. ☺😇 - 19.04.17

Ömer Aydemir. .

@seyyah73

ışık
Güneşi sevsek de:

"Işıktır her şeye şeklini veren. Yoksa koklamak gerekirdi sanırım ya da dokunmak, kimin ne şekle sahip olduğunu anlamak için. Kare nasıl kokar ki? Ya da bir ten koklayınca daha mı anlamlı acaba? Işık yoksa ten ne renk olurdu? Yumuşak bile yitirir miydi anlamını? Sert bir hayır kadar yumuşak bir kabul ediş olur muydu? Işık olmasa da çirkin miyiz? Çirkin olmak için neye ihtiyacımız var? Güzel olmanın tam tersi olsa gerek çirkinlik. Peki ışık yoksa güzel; yumuşak ve güzel kokan mıdır? Duyduğumuz sestir belki, ışığın yokluğunda bizi güzel kılan. Ya sesimiz de kötü ise ne olacak? Ses sadece çıkan mı ağızdan? Susunca çıkan seslere ne olacak ya da bir dokunuştan kalan seslere ne demeli? Onlar ahenkli olunca ne oluruz ki? Ritmi tam, yumuşak bir koku ne olacak? Hangisi gerçek duyulardan? Hangisi ben? Hangisi güzel? Doğal olan hangisi? Suçun kokusu ve rengi var mı? Kim karar vermiş güzele? Koklayan mı gören mi duyan mı? Hiçbiri aslında güzeli belirleyen acı olmasın? Sana acı vermiyorsa güzel mi ki? Ne belirliyor bunları? Öğretilen tüm gerçekler duymak için varlar yoksa yoklar. Gerçeği mi istiyorsun? Duy o zaman. Yoksa sorgulama. Güzel bil öğretileni senin olmasa da."
30 beğeni · 6 yorum · Kalemimden ·
tabula rasa (@tabula-rasa)
- 18.04.17
ruhadam (@ruhadam)
Güzel fotoğraf ve güzel yazı, ben de Gallemit kitabından bir alıntı ilave edeyim "Belki de; Tanrı, ses, ışık ve rüzgardır. Sesi konuşmalı. Ses insanın insana, insanın Tanrı'ya ulaşmasıdır. Sessizlik Tanrı'ya mahsustur, yalnız ve ancak Tanrı sessiz kalır. İnsan ve kainat konuşur, ses verir bütün yaratılmış olan. Tanrı sessiz kalmak, kainat konuşmakla yaşar ve var olur. Tanrı'nın konuştuğu ve kainatın sustuğu gündür kıyamet denilen. Birgün bütün sesler kesilecek ve o güne kadar kim ne dediyse onu dinleyecek." - 18.04.17

Ömer Aydemir. .

@seyyah73

Kusur.
Terra Nostra yorucu bir yolculuk çünkü tüm insanlık tarihini bir özeti. Çok güzel bir çok anı bıraktı bana.
- Carlos Fuentes
10 (2 oy)

Ömer Aydemir. .

@seyyah73

Nefes ve tuz!
"Giden her umut
Bir son "deniz yıldızı"dır.
"Gel"in "git"in arasında
Bir "Nefes" gerekir,
Tekrar ayağa kalkıp;
Fark yaratmaya.
Durmak değil seni buraya getiren
"Seni mahveden" havanın varlığı.
"Tuz ekmek" götürmeden
Tatmak gerek güneşin tuzunu.
Yakan bir soğuk olsa da
Dalganın sesi
Bizi ve martıyı kandıran.
Sessiz bir baş kaldırı
"Tuz yürüyüşündeki" saygı.
"Kast" yanlış olsa da
Şiddet bizi yıldırmayan
Bir "Nefes" Cihan'a
Değmese de yaşanan. "

An ve kitap bana kalansa bu tortu.
25 beğeni · 1 yorum · Anın Fotosu ·
ruhadam (@ruhadam)
Şimdi uzak kıyılarda gözlerimiz ıslak...
Çakıl taşlarına suçlu adlar yazıyoruz.
Ve bir tövbe ferahlığı yüreklerimizde,
Biz seni unuttuk beyaz ışık, biz seni unuttuk... - 15.04.17

Ömer Aydemir. .

@seyyah73

Bir gün iki dehanın yaptığı (Salvador Dali ve Luis Bunuel) deneysel film izlersin ne demek istediler diye düşünürsün. Bir sürü makale okur ikna olamazsın. Ama sonra zamanın sarmal çarkları sana bir açıklama sunar ikna olursun. Hatta mutlu olursun.
Kısa filmin ilk bir dakikası efendim. +18 olduğunu belirtmem gerek.


Bu da açıklama efendim. Terra Nostra'dan:


http://www.resimag.com/f7391cb4.jpeg
- Carlos Fuentes
10 (2 oy)
Misafir
David Lynch ten önceki psikopat buymus ellam - 09.04.17
Nisf (@nisf)
Ben bu filmi Dali ile Bunuel'in rüyalarından yola çıkarak çektiklerini okumuştum bir yerde. Yalnız kitaptaki gönderme dahiceymiş. Sevdim bunu :) - 09.04.17
Ömer Aydemir. (@seyyah73)
Evet rüyalardan yola çıkmışlar ve tekrar etmeyen görüntüler arası imgesel bağ kurmak kuralını benimsemişler. Açıklama gerçekten güzeldi :) - 09.04.17

Ömer Aydemir. .

@seyyah73

Soğuk metal.
Dosyaya açılan deliklerdir,
seni metalin soğuna mahkum eden.
Katlanıp saklanıyorsun
İki çizginin arasında.
Elle yazılsa iyi de
Düzgün olsun diye,
araya sokuyorlar bir sürü alet edevat.
Emeği sinmiyor insanın rakamlara
Oysa rakamlar kadarsındır.
Çekip çıkartılırken yırtılıyor bir yanın
Kimsede anlayışlı değil
Ya da sabırlı,
Açıp çıkarmak için.
Tozlu raflar seni sığınağın.
Susuzluğunu dindirense
Sabit kalemi ıslatmak için kullanılan
Dilin sıcaklığıdır, sana dokunmadan önce sürülen.
Savaşı her gün kaybediyorsun
Zaman karşısında.
Biriken anların tortusu sana kalan.
Kirleten kim seni?
Varlığın mı eylemsizliğin mi?
Ne fark eder deme;
Farktır sana dokunan.
Dokunmadan karanlık sana
Yüreğin aydınlatırsa anı
Duyarsın o zaman.
Zamana açamadığın delik
Gövdeni delip geçiyor.
Metal ise seni hizada tutuyor
Zamana inat
Yaşama inat
En çok da kendine inat.
Düzenli bir varoluşun hıncı yüreğinde
Sararıp soluyorsun
Katlanıp saklandığın yerde
19 beğeni · 4 yorum · Kalemimden ·
tabula rasa (@tabula-rasa)
"Kimse duymadı onu, ölen adamı,
Gene de inliyordu o yattığı yerde:
Sandığınızdan çok daha uzaktaydım ben,
Hem de el sallamıyordum, boğuluyordum.

Zavallı, her zaman hoşlanırdı şakadan
Şimdiyse öldü gitti
Herhalde su çok soğuktu, kalbi dayanamadı,
dediler.

Yoo yoo, su her zaman soğuktu
(ölen adam gene de inledi durdu)
Bütün hayatım boyunca çok uzaktaydım ben,
Hem de el sallamıyordum, boğuluyordum.
"
- 06.04.17
Ömer Aydemir. (@seyyah73)
Sen Sana Karşı

Sende geri döndüm, ama bir faydası yok
Sahte suçlamalar serbest kaldı
Biliyor musun? Kendi ilmiğini bağlamanın hiçbir anlamı yok
Yaralarının çürüdüğünü hiçbir zaman hissetmezsin
O harika dünyan bugün sona eriyor
Ne var yani? Başka türlü yapamazdım

Bu senin cennetin mi? Bunu düşünmediğimi mi sanıyorsun?
Çünkü sen zarları attığında, bu ev üzerine yıkıldı
Yapacakların veya söyleyeceklerin umurumda değil, senin intiharın bugün başlıyor
Cennette iyi eğlenceler, bu cehennem sadece senin için

Sen sana karşı
Bir planın olmadan ayakta durmak için boktan bir zaman, sadece sen
Sen sana karşı

Ee cennetin nasıl? Geçmişin sana sadece gülüyor
Anlaşmazlığın getirdiği bir bedel, bu bedelin ağırlığı kendininkinden çok daha ağır
Sanırım sana teşekkür etmeliyim, rütbeye gösterdiğin muhalefet için
Panik olmak senin yakıtın, artık sadece sen sana karşı
Sen sana karşı

Bir savaş aramıyordum, ama bu gece savaşabilirim
Bir planın olmadan ayakta durmak için boktan bir zaman, sadece sen
Sen sana karşı

Bunlar senin ekmiş olduğun tohumlar
Bu fitili hiç ateşlememen gerekirdi
Cennetinin tadını çıkar
Bu cehennem sadece senin için

Bir savaş aramıyordum, ama bu gece savaşabilirim
Bir planın olmadan ayakta durmak için boktan bir zaman, sadece sen
Sen sana karşı. "slayer" söylüyor klip +18.
- 06.04.17

Ömer Aydemir. .

@seyyah73

İyi geldi sabah sabah.


Çelik Kalp
Bir ateş yak, binlerce mil öteye
Evime olan uzun yolumu aydınlatmak için
Bir kuyrukluyıldızı sürerim
Yolculuğum duramayacağım kadar uzun
Sessizlik, ağır bir taştır

Dünyayla savaşırım ve verebildiklerinin hepsini alırım
Bazen kalp atışlarım yavaşlar
Rüzgara karşı yürümek için, adımı duymak için doğmuşsun
Nerede olursam olayım, yalnızım

Dayan ve savaş, kalbinle yaşa
Her zaman bir şans daha vardır
Ölmekten korkmuyorum
Dayan ve savaş, söyle ne hissediyorsun
Çelik bir kalple doğmuşsun

Arkandaki köprüyü yak, geriye dönüş yolu bırakma
Eve giden tek bir yol var
O gülenler ve yolu tıkayanlar
Ve birbirlerinin gırtlağını kesenler
Eriyen kar gibi düşecekler
Bizim yükselişimizibu izleyecekler, gözümüzdeki ateşle
Başlarını eğecekler, kalpleri yavaşlayacak
İşte o zaman biz güleceğiz ve onlar diz çökecekler
Ve Bu çelik kalbin kolay kolay kırılamayacağını görecekler

Dayan ve savaş, kalbinle yaşa
Her zaman bir şans daha vardır
Ölmekten korkmuyorum
Dayan ve savaş, söyle ne hissediyorsun
Çelik bir kalple doğmuşsun.
14 beğeni · 0 yorum · Müzik Kutusu ·
/ 109