up
ara
Doğum Tarihi : 12 Nisan Cumartesi
Katılım Tarihi : 25 Aralık Cuma 2015 12:16 - 1307 gün
Cinsiyet : Kadın
Şehir : İstanbul / Türkiye (Turkey)
.
RT.D.

RT.D.

@312

Etrafımda yemek ve çoğalmak için yaşayan her zamanın ve her yerin insanlarından başka kimseler görmüyorum. Onlardan nefret etmiyorum, ama beni hiç ilgilendirmiyorlar. Dünyayı yemekhane ve hara gibi görmeye alışmamışım. Kuşkusuz, insanlığın yüzükoyun yerde sürünmemek için elinden geleni yaptığını bilmiyor değilim, ama ne yalan söyleyeyim, bu konudaki gayretleri bana acınacak şeyler gibi görünüyor. Hiçbir büyük şey yapılmıyor.
ataç ikon Akdeniz
kitaba 9 verdi, inceleme eklemedi.
0 yorum
RT.D.

RT.D.

@312

Yasalar "talih" oyunlarını amme suçu sayarak yıllarca kürek cezasıyla cezalandırmadıkça medeniyet laftan ibaret kalacaktır.
ataç ikon Akdeniz
kitaba 9 verdi, inceleme eklemedi.
0 yorum
RT.D.

RT.D.

@312

İnsanın bir gün bugünkünden daha iyi olabileceğini sanmakla da delilik ediyoruz. Hayır, hiçbir zaman daha iyi olmayacaktır. Çünkü ruhu yok. Yalnız midesi ve cinselliği var. Biraz da zekası varsa da bu ruh değil.
ataç ikon Akdeniz
kitaba 9 verdi, inceleme eklemedi.
0 yorum
RT.D.

RT.D.

@312

Steinbeck etkileyici bir roman yazmış. Gazap Üzümleri'nin klasikler içinde yer alması şaşırtıcı değil. Daha önce Fareler ve İnsanlar bir de İnci adlı kitaplarını okumuştum; yazarın bu kitapları daha bitirici, kısa ve özdür. Ama Gazap Üzümleri sayfalar dolusu zevk oldu benim için.
Yazarın anlatım tarzını, betimlemelerini çok beğendim.

Kapitalizmi eleştiri için yazılmış bir roman. Birinci Dünya Savaşı sonrası, 'Büyük Buhran' (1939) adı verilen o dönemde; makineleşme, kolay ve hızlı üretim derken Amerika halkının, nasıl içler acısı hale geldiği anlatılıyor. Yazıldığı dönem bir çok eleştirinin de odak noktası olmuş bir klasik.

Doğudan batıya doğru bir göç akımı gerçekleşiyor, yani Kaliforniya'ya doğru ki zaten halen Amerika'nın en kalabalık eyaleti Kaliforniya. Aslında bu her ülkenin kaderi; gelişme ile birlikte çiftçi traktöre yeniliyor, yurdundan oluyor ve yeni arayışlara yöneliyor umudun peşinden sürükleniyor.

Bir Amerikalının gözünden işte özgürlükler ülkesi deyişinin açılımı;
"Burası özgürlükler ülkesi.
Yaa... Hele biraz kullanmaya kalk bakalım o özgürlüğü. Cebindeki parayla ne kadar özgürlük satın alabiliyorsan o kadar özgürlük tanıyor herif sana."

Ağır bir eser değil, fakat başları biraz durağan sonrasında açılıyor ve içine çekiyor sizi roman; okurken hem edebi zevk alıyorsunuz hem de tüm hatlarıyla olayın içinde buluyorsunuz kendinizi. Kesinlikle tavsiye ederim, okunması ve üstünde kafa yorulması gereken bir yapıt. Okuyunuz.
ataç ikon Gazap Üzümleri
kitaba 10 verdi
1 yorum
Leandros (@leandros)
Beşyüzbinkişiden Beşmilyona Yükselen GÖÇ Hareketi... Bakış açısı olarak inceleme GÜZEL olmuş...
09.02.17 beğen cevap
RT.D.

RT.D.

@312

Kahramanımız Joseph K. bir sabah uyandığında tutuklandığını öğrenir. Halbuki daha kahvaltısını bile yapmamıştır! Bu duruma çok içerlenir ve kendini harıl harıl savunmaya başlar.

Başlarda fazlasıyla olağandışı geldi. Tutuklu olduğunuzu öğreniyorsunuz, neyle suçlandığınızı bile bilmeden varoş bir mahallede de mahkemeniz görülüyor. Avukatlar, savcılar, davalılar, yandaşlar, ara bulucular...
Tüm bunlar Joseph K.'ya da tuhaf gelmiş olmalı, fakat, sanırım alışıyor bu duruma ve bozuk düzenin eksiklikleri olarak görüyor başına gelenleri ve tabiri caizse yaşamaya devam ediyor.
Çok detaylı bir anlatımı olmasına rağmen aniden bitirilmesi bana yeterli gelmedi.

Ahmet Cemal'in çevirisini okudum. Önsözde çok güzel bir noktaya değinmiş. Klasik eserlerin klasikleşme nedeninin kavramların simgeleştirilmesi olduğunu söylemiş. Şöyle bir cümlesi var; "Konuları her çağın içine kendi içeriklerini yerleştirebileceği kavramlar oluşturabilecek biçimde incelemek, kalıcı yazarların başarılarının gizidir."

Yavaş ilerleyen, durağan bir anlatım vardı. Bu yüzden herkese hitap edeceğini düşünmüyorum. Fakat klasik bir eser okumak ve Franz Kafka'nın düşünce dünyasını biraz daha anlamak isteyenlere öneririm.
ataç ikon Dava
kitaba 8 verdi
1 yorum
Martin Eden (@muhendiss)
Çok tatlı bi inceleme yazısı olmuş belirtmeden geçemeyeceğim
27.01.17 beğen cevap
RT.D.

RT.D.

@312

Henry James'in bu romanını İş Bankasının Modern Klasikler Dizisinden okudum, açıkçası okumak isteyenlere tavsiyem de bu romanı YKY'den ziyade İş Bankası Kültür Yayınlarından okumalarının daha verimli olacağıdır.
Bunun nedeni Yapı Kredi Yayınlarındaki baskısını incelemem değil sadece diğer pek çok okurun değindiği gibi kitabın aslındaki 'The Portrait Of Lady' nin Bir Kadının Portresi olarak çevrilmesini doğru bulmadığımdan kaynaklanıyor.

Romanın analiz kısmına geçersem okurken Avrupa-Amerika çatışmasını gerçekten iyi bir şekilde göreceksiniz. Yazarın bunu gelenekselin ve modernin çatışması olarak ifade ettiği satırlar olmuş.
Bu karşıtlığa örnek ise; izlediğim bir belgeselde Amerikalıların bağımsızlık sonrası İngilizlerden tamamen ayrılmalarının ve İngiliz sömürgesi olma fikrinden nefret ettiklerinin göstergesi olarak tonlarca çayı bir gemiden aşağı döktüklerini hatırlıyorum. Beni etkileyen bu durum İngilizlerin çay Amerikalıların da kahve düşkünlüğünü bir bakıma açıklamış oluyor.

Bir Hanımefendinin Portresi adlı roman ise hayatın akışı içinde kadın özgürlüğünü sorguluyor. Isabel, Amerika'dan gelip Avrupa sosyal geleneğine uyum sağlamaya çalışırken özgürlüğünden ve kendine ait özelliklerinden vazgeçiyor. Romanda kahramanın hayata dair pek tecrübesi bulunmuyor.
Amerikalı gezgin ve hayran karakter düşünceleriyle birilerinin ağına düşmeye hazır olunca, burada geleneksel düzenin deneyimli tipleri ortaya çıkıyor, ve kahramanımızın başına çeşitli olaylar geliyor. Tüm bu olayların sonucunda ise onu hayat savaşında mağlup halde buluyoruz.

"...James’in estetik ayrımlara, psikolojik kesinliğe verdiği önem insanları hafifçe esnetiyor, gözlerini kahkahayla değil uyuşuklukla sulandırıyor veya bazen romanlarındaki birkaç sayfayı okuduktan sonra onları tatlı bir uykuya yolluyordu." Yazarın tam da bu paragraftaki gibi bir anlatım tarzı var fakat bu kötü bir özellik değil, Henry James sizi romanın içine alıyor olayların durağan akışı içinde değişen noktaları fark ediyorsunuz.

Bir Hanımefendinin Portresi beğendiğim bir roman oldu, tavsiye ederim.
ataç ikon Bir Kadının Portresi
kitaba 10 verdi
0 yorum
RT.D.

RT.D.

@312

Söz, Tanrının, yeryüzünün tek kibirli hayvanına yüklediği bir çile olmalıdır.
ataç ikon Akdeniz
kitaba 9 verdi, inceleme eklemedi.
0 yorum
RT.D.

RT.D.

@312

"Hiç eksiğiniz yokken erdemli olmak ne kolaydır."
ataç ikon Akdeniz
kitaba 9 verdi, inceleme eklemedi.
0 yorum
RT.D.

RT.D.

@312

Bozkırkurdu yazarından izler taşıyan bir kitap, okurken bunları net bir şekilde göreceksiniz. Almanya'nın savaş çığırtkanlığına karşı yazarın aldığı tavır Bozkırkurdu'nunki ile örtüşmekte; ilk gençlik yıllarında intihara kalkışmış sonrasında ise Hindistan'a giden, oradaki mistik ögelere, Budizme, Doğu kültürüne gönül veren bir yazar, hepsi ana karakterin başlıca özellikleri içerisinde. Kısacası hayatından ufak kesitler de veriyor bu kitabında.

Klasik müzikten güzel parçalar da vardı kitabın içinde. Mozart'ın Sihirli Flüt adlı eserini daha önce de dinlemiştim ama Bozkırkurdu'nu okurken dinlemekten ayrı bir zevk aldım. Kitaba uyum sağlayan Mozart besteleri ise Don Giovanni ve biraz da Lacrimosa idi benim için.

Yazarın Siddhartha adlı kitabından daha alt seviyede olduğunu düşünmüyorum. Açıkçası ben bu romanını daha çok katmanlı, edebi ve doyurucu buldum. Her iki kitabı da klasikler içinde yer alıyor. Son kısımlarında beni biraz düş kırıklığına uğratsa da okunmaya değer bir roman. Tavsiye ederim.
ataç ikon Bozkırkurdu
kitaba 9 verdi
0 yorum
RT.D.

RT.D.

@312

Paul Lafargue. Kendisi cumhuriyetçi, sosyalist, materyalist ve ateist. Karl Marx'ın damadı, düşünce ve eylem adamı. İçinde bulunduğu dönemde, 1870'de, yaşanan Fransız-Alman savaşıyla birlikte ekonomik bunalım patlak verir. Bu olay sonucunda Fransa'da sömürülen işçi sınıfı ayaklanır. Lafargue, İşçilerin haklarını korumak için kapitalist kölelik sistemine karşı oluşturduğu çalışmalarıyla tanınmış. Yetmiş yaşına gelmeden de kendi isteğiyle yaşamına son vermiş.
"1911 yılında karısıyla birlikte intihar etti. Yaşlılığın, beden ve zihin güçlerini azar azar kemirdiğini görmek istemeyen Lafargue, yetmiş yaşını aşmamak üzere kendine verdiği sözü böylece tutmuş oluyordu."

Tembellik Hakkı adlı kitabı aslında çok kısa deneme yazılarından oluşuyor. İlk olarak da 1880'de bir gazetede bölüm bölüm yayınlanıyor.

O dönemde işçi sınıfının çektiği sıkıntılardan, on iki saatlik yorucu çalışma koşullarından; kadın ve çocukların da erkek işçilerle birlikte, benzer muamelelerle, köle gibi çalıştırılmasının ne kadar ezici bir uygulama olduğundan bahsediyor.

Okurken geçen dönemin etkili kişilerini de araştırmanızı tavsiye ederim. Bilgilendirici bir kitap, okumanızı öneririm.
ataç ikon Tembellik Hakkı
kitaba 7 verdi
0 yorum