up
ara
METİN ODALARI
FOTO ODALARI
VİDEO ODALARI

Evet! Olman gereken yerdesin!
Sen de neokur ailesine katıl, yeni arkadaşlar edin.
Ömer A.

Ömer A.

@omerr

Ülkenin En Değerli Hazinesi "Gülmek"
Güzel ülkede negatif olmak-anlamsız tartışmalara girmek- "Bence..." ile başlayan fikirler altında insanları küçük görmek ya da aşağılamak... Bunlar hayattaki fuzuli ve hoş olmayan detaylar... Birçok durumda neyin ne olduğu apaçık ortada oluyor zaten :)

>Güne başlarken, gün biterken; yeni haftaya, yeni aya girerken her an her şey yüzümüzde bir tebessüm oluşturabilir.

Günaydın
Güne fıkra :)

Temel çok iyi bir doktordur” demiş Cemal…
“Nereden biliyorsun” demişler.
“Geçen yıl çok pahalı bir ameliyat olmam gerekiyordu, param yoktu, röntgende rötuş yaptı.”
4 beğeni · 2 yorum beğen ikon
Müşerref GEDİKLİ (@muserrefgedikli)
Sırf canımız istedi diye insanların kişisel ve sosyal kimliklerine saldırı yapılması,aşağılanması asla kabul edeceğim bir durum değil.Eleştiri tabi ki de olacaktır.Herkes aynı fikir de olacak diye bir kaide yok.Mümkünse olmasın zaten.Ama eleştiri mutlaka saygı sınırları içinde yapılması gerekir.O çizgiyi geçenlere tahammül gösterebileceğimi düşünmüyorum.
Günaydın ve gülümsüyorum😁😁😁
8 sa beğen cevap
göl degil deniz

göl degil deniz

@goldegildeniz

Nikolay Ostrovski Bolşevik devrimini anlatırken ''Ve Çeliğe Su Verildi '' ismini kullanması bile büyüleyici...
Kitaba başlamadan önce neden böyle bir isim( çeliğe su vermek ne demek ) diye önce kitabın adını araştırıyorsun.Ve öğreniyorsun ki aslında yumuşak bir cisim olan çeliğe en yüksek derecede ısıtıldıktan ve şekillendikten sonra su verilerek sertleştirilir. Ostrovski ise aslında yumuşak olan işçi sınıfının nasıl bir ısıya maruz kaldığını(Bujıva sınıfı tarafından) ve nasıl şekillendirilerek su verildiğini (Bolşevik partisi tarafından )anlatır.Devrim sürecini ve sonrasını Pavka Korçagin etrafında gelişen olayları yalın bir dil ve küçük olaylarla ideal ,yormayan bir üslub ile anlatıyor.Ostrovski bir edebiyaçı değil bir devrimci olmasına rağmen işçi sinifinin maruz kaldığı zülmün büyüklüğünü gözler önüne sererken hiç acite etmiyor ,insan pikolojini altüst etmiyor.bu açıdan da çok başarılı buldum.Ne okur sayesinde öğrendiğim Rusya da eğitim kitabı olarak kullanılmasına şaşımadım.Siyasi görüşü ne olursa olsun Bolşevik devrimi gibi bütün dünyayı etkileyen bir olayı Ostrovski kaleminden öğrenmek herkes için yaralı olacaktır.
ataç ikon Ve Çeliğe Su Verildi
kitaba 10 verdi
11 beğen · 3 yorum
Semih Oktay (@semihoktay)
Türkçemize çevireni Sevgili ♥ Atilla Tokatlı ♥ Ağabeyimiz miydi Deniz @goldegildeniz? Tebrik ediyorum bu romanı okuduğun için hem... 🤗🌼😁🌹👌
2 sa beğen 1 cevap
göl degil deniz (@goldegildeniz)
Teşekkür ederim @semihoktay abi bu kitabı ben ilk okulu bitirdiğim sene çok sevdiğim bir amcam vermişti okumam için ama o zaman hiç bir şey anlamamıştım 🙈 kitabı okumadan iade edince. Okumadığımı söylemiştim ve amcam da gülümsemiş ve haklısın demişti. O kitabı yıllar sonra hatırladım ve aramaya koyuldum. Bütün Van I aradım ama yoktu neyse ki internet diye bir teknoloji var. Türkiye'de son basımı 96 senesinde olmuş yani piyasa da yoktu. Yine iyiki varlar sahaflar. İnternet üzerinden satış yapan ve ikinci el kitaplar satan bir site buldum. Oradan alabildim. İyi ki bulmuşum. @semihoktay abi "Para" kadar önemli bir kitaptı benim için.
47 dk beğen cevap
göl degil deniz (@goldegildeniz)
Sevgili Atilla Tokatlı nın çevirmiş oldugunu görünce çok mutlu oldum. Kitabı okurken tek kelime bilmediğim Rusça nın ruhuna dokundum sanki. Kaba bir çeviri değil de Türkçe de en yakın anlamını bulup dipnotlara eklemiş. Sevgili Atilla Tokatlı nın çevirilerini okuduğum ilk zamanlar bu adam Türkçe ye ve çevirmiş olduğu o dile ne kadar hakim ki bu kadar güzel aktarmış diye düşünmüştüm, ama yapmiş olduğu bütün çevirileri göz önünde bulundurunca tek bir sonuç ortaya çikıyor mesele sadece dil bilmek değil o işi sevmek gerek ve bu adam bu işi çok sevmiş iyiki de sevmiş.
28 dk beğen cevap

Vizyondaki Filmler

Aleyna Topkaya

Aleyna Topkaya

@aleynatopkaya

Bir zamanlar el yazısı vardı ve ben yetişemiyorum diye hoca tamam sen düzde kal dedi hiçbir zaman eğikliği sevemedim. Mesela şimdi İnstagram ve twitter da sanki el yazısı mı var? İşte bu yüzden eğik şeylerden kaçtım ve hep peşimi bırakmadı belki de hayatımda olsa güzel olurdu ama monotonluk hep stabil kaldı hayatımda ve ben bunu seviyorum düzlüğü çünkü nettir ve netlikten şaşmaz her şekilde aynıdır.
9 beğeni · 3 yorum beğen ikon
Müşerref GEDİKLİ (@muserrefgedikli)
Kişiden kişiye değişir ama biraz macera,adrenalin insanın hayatına tat verir,renklendirir.Monoton bir hayatın içinde ben daha çok yoruluyorum.😁
7 sa beğen 1 cevap
ahmet kumru (@ahmetkumru)
Al işte bi tane daha benden 😃😃
30 dk beğen 1 cevap
Suuu

Suuu

@dreamerr

 paylaşım fotoğrafı
Başlayalım bakalım yaşamımızın en başından.....
ataç ikon Yüzyıllık Yalnızlık
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
17 beğeni · 4 yorum beğen ikon
iz'ah'sız (@rabiazeyneparslan)
Kitap güzel ise buradan ıslık çal. İçinde yalnızlık geçen kitapları seviyorum🦌
4 sa beğen 1 cevap
Mustafa Kemal'in Askeri (@mustafakemalinaskeri)
Okuduğum en güzel romanlardandı.
1 sa beğen cevap

Çok Satan Kitaplar

Ruh Hassası

Ruh Hassası

@ruhhassasi

Demian
Kuş yumurtadan çıkmak için savaş veriyor. Yumurta dünyadır. Doğmak isteyen, bir dünyayı yok etmek zorundadır.
ataç ikon Demian
kitaba 10 verdi, inceleme eklemedi.
1 beğen · 1 yorum
Ruh Hassası (@ruhhassasi)
Çünkü devrim; önce var olan her şeyi yok etmeyi, sonraysa özlemini duyduğu düşe yükselmek için güzel olanı inşa etmeyi arzular. Güzel olan düş ise; ancak iyi ve kötüyü mevcudiyetinde özümseyebilenlerin ulaşabileceği bir ideadır.
48 dk beğen cevap
Müşerref GEDİKLİ

Müşerref GEDİKLİ

@muserrefgedikli

 paylaşım fotoğrafı
Benim tatlı,yaramaz,sevgi ve ilgi arsızı minik canavarlarım😁😁😁Bunlarla bahçe de kitap okumak ne mümkün..😁😁
Hayvanlara eziyet eden,merhamet etmeyen insanlara(onlara insan demeye dilim varmıyor) hayata baktıkları o pencereden aşağı atasım geliyor..
Sakarya
şehre puan vermedi, inceleme eklemedi.
55 beğeni · 17 yorum beğen ikon
Balporsuğu (@gsga)
oyyyy çok güzeller 😍😍
23 sa beğen cevap
esracan (@esracan)
Aman Allahım dedim 😅 bir de iki tane mi🤭 benim de Eylül doğumlu bir golden’ım var. İki olduklarını hayal edemedim 😅
16 sa beğen 1 cevap
Bir Başak Kadını (@passiveaggressive)
O kadar güzeller ki... Moraliniz bozulacak biliyorum ama sabrınız yeterse şu paylaşımımı başından sonuna kadar bir inceleyin derim https://www.neokur.com/p/410819 Eğer dayanabilirseniz diğer paylaşımlara da göz atabilirsiniz...
11 sa beğen 2 cevap
hasan kasap

hasan kasap

@hsk1

 paylaşım fotoğrafı
El alem ne der baskısı yüzünden yapmak isteyip ne yapamadığınız şey nedir?
15 beğeni · 73 yorum beğen ikon
hasan kasap (@hsk1)
ben hiçbir zaman el alem ne dedigine bakmadım, bakmamda çünkü herkes özgür istedigini yapmada sizde de öylemi ??
9 sa beğen 2 cevap
FreZyaa (@zelalll)
asla düşündüğüm kadar özgür değiliz ve sırf el alem ne der derdiyle bir çok şeyi yapmaktan vazgeçmiş insanlar çok var ben vazgeçmedim ama erteledim...
9 sa beğen cevap
ELİF DEMİR (@hasankaratas805)
el alemin ne diyeceğine bakar ya da kulak asarsanız... kendi hayatınız yerine baş
kasının hayatını yaşarsınız... ve bir ömür pişmanlıkla kalırsınız...
8 sa beğen 1 cevap
Lavinya

Lavinya

@lavinya279

Terapi😉 paylaşım fotoğrafı
Terapi😉
Öncelikle cümleten hayırlı geceler arkadaşlar😊 küçük bir etkinlik yapmak istiyorum. Katılırsanız çok mutlu olurum.Yanlız kalacağınız bir yere gidin ama gökyüzün görebileceğiniz bir yer olsun. Çevrenizde ki kişilere anlatamadığız hatta kendinize bile söyleyemediğniz şeyleri gökyüzüne anlatın.
En son ki ruh halinizi de bizimle paylaşırsanız çok mutlu olurum. İsterseniz bana özelden de yazabilirsiniz😊
22 beğeni · 45 yorum beğen ikon
Osman ŞİMŞEK (@crpton)
Deneyecem 😊😊
18 sa beğen 1 cevap
AcupOfCoffee (@sherlock)
Şaka yapıyorsunuz?
18 sa beğen cevap
NurcaN (@atanur)
Tam gökyüzüne anlatacaktım ki @sherlock ' un yorumunu okudum ve gülme geldi, bu sayılı
yor mu?
18 sa beğen 1 cevap
Ömer Aydemir.

Ömer Aydemir.

@seyyah73

Gri Bulut
Hayatının hangi döneminde olursa olsun geçmiş gri bir bulut halini alır. Bir sis perdesi halinde içinde var olmaya devam eder; ve seni olduğun şey yapan da bu gri bulutun serin, yumuşak sertliğidir. Bazen canını acıtır anıların keskin kenarı bazen de bir kuş tüyü yastık rahatlığında gülümsetir seni. Görüntüler bir gelip bir kaybolurken hiç bir zaman aynı değildir. Her gün değişir arkadaşının yüzü de ilerde karşılaştığın yüz onun hiç olmaz. Baban annen bile farklıdır görüntünün her karesinde, anıların oynadığı gerçeküstü tiyatronun kaygan gerçekliğinde rollerini tekrarlar tiradlarını atarlar. “İnsan canının ne zaman acıyacağına kendisi karar verir.” Canını yakan her şeyi silmek kolay değil elbette ama onların gün yüzüne ne zaman çıkacağına karar vermek elimizde coğu zaman.
Hayata boş bir sayfa olarak başlayıp başlamadığımız tartışma konusu elbette ama yaşam yolu üzerinde pek çok insanla karşılaşıp etkilendiğimiz ortada. Mesela erkek çocuğunun rol modeli baba idolü dayısı can yoldaşı arkadaşı olur. Babanın okuduğu kitap özeldir bakışı tavrı yürüyüşü bazen özenirsin bazen kıskanırsın bazen de nefret edersin. Hepsini de yaşarsın aynı anda olmasa bile değişik zamanlarda. Arkadaşın ise özeldir her şeyi paylaşır ve her şeyi yapabileceğini düşünürsün. “At çalmaya gidersin” mesela bu senin için özeldir. Biriciktir ve ancak özel bir insanla yaşarsın bunu. Yaraların senin peşini bırakmaz ta o andan bu ana tünel kazıp yine acıtır canını; üstenin de etkisi hiç azalmamıştır. Dönüm noktalarından geçmiş kendin olmuşsundur elbette idolünle rol modelinle dostunla kendin olmuş bir ben yapmışsındır. Duygusal bağlar kurmak ise ayrı bir meseledir. Güven önemlidir. Ama duygular her zaman bir taraf tutar. Tutkuludur çünkü yoğundur ve akışkandır. Sürekli akar bir nehir misali bazen küreği alıp o kayığa binip ters yönde gitmen gerekir. Kıyıya tam yanaşamazsan ıslanırsım karaya çıkmak için. Çıktığın yer ise daima güveni değildir; ve bazen iki adım ötesi yabancı bir ülkedir. Çaldığın ata binip karşı kıyıya veya yabancı bir ülkeye dolu dizgin gidersin. Yanında duran figür ise senin yarattığın ama o kendisi olmayan bir gölgedir. Duygusal bir akıntıda savrulan bir gölge. Bağların daima geçmişledir yaptığın ve ya yapmadığın her eylem senindir. Sustuğun anlarsa en çok hesap sorandır. En çok da kendine susarsın; bu tutkulu çoşkulu bir yana akan nehirde yüzerken. Açmazsın ağzını boğulmamak için. Bir gri bulutun içinde kendinle karşılaşmayı umarak yol alırsın geçmişin taa derinlerine. Çocukluğun gençliğin ve ihtiyarlığın ayrı ayrı yaklaşır sana. Uzaklaşan ise sensindir. Anılar bir mıh gibi çakılı dururken beyninde her bir ayrıntı her dönem için farklı şeyler ifade eder.
Bir hesaplaşma romanı okudum bir sürü ayrıntı içinde. Bir anılar zinciri içinden çekip çıkardığı anların fotoğrafı eşliğinde yazarın kahramanı ile bir oldum. Kısa net cümleler eşliğinde. Bir geri dönüşün öyküsü -yaşadığı büyüdüğü coğrafya ve ona eşlik eden şartlar içinde- okudum. Tıpkı anılar gibi suçlu suçsuz sorumlu sorumsuzun belli olmadığı çizgiler içinde kahramanın etrafını çizdim. Bir başka boşluk çıktı karşıma bir kara kuyu yansıması olmayıp yankısı olan. Kesik kesik bir ses ne dediği ya anlaşılmayan ya da dediğini anlamak için çaba isteyen. Bir yaşlı adamın köklerini ararken yabancılaştığı tüm insan öykülerini okudum. Ağır aksak bir tempo içinde.
Keyifli okumalar!
ataç ikon At Çalmaya Gidiyoruz
kitaba 7 verdi
19 beğen · 7 yorum
Hande Ç. (@handec)
Harika bir yazı olmuş bunu kalemimden kısmında paylaşabilirsiniz ::)
6 sa beğen 1 cevap
Fâtıma (@yitiktheology)
📍Bir eser yazmak, okuyarak...
4 sa beğen 1 cevap
Batuuu (@batuuu)
Ömer abi kitap bastir ne okur olarak sipariş edelim:)incelemelr kitaplarin önüne geçiyor :)
1 sa beğen cevap
Rabia Bilen

Rabia Bilen

@rabiaa

Monos ve Una' nın Diyaloğu / Edgar Allan Poe paylaşım fotoğrafı
Monos ve Una' nın Diyaloğu / Edgar Allan Poe
19 yaşımda, odamda tam da yatağımın üzerinde bekletilen ölü ile vedalaşmam istendiğinde ağlamaktan halsiz düştüğüm o an, alnını öptüğümde ölümün soğuk yüzünü dudağımda hissettim. Durmuş bir kalp, soğuk ve hareketsiz bir beden. Ben o haldeyken nasıl duyumsamazdı nasıl hissetmezdi beni! Bir zamanlar karnımı doyuran, okşayan , öpen anlatan öğreten o yüce ruh varlıktan yokluğa, ebedi bir aleme yürümüştü. Cidden uzunca bir süre iletişim kurmanın yollarını düşünmüştüm. Rüyalarıma bekledim , dualar ettim , onun en çok sevdiği şeyleri yaptım, halk arasında kullanılan bir deyim var ya "toprak laf götürmesin" oturup toprağın laf götüreceğine inandım ve ondan bahsettim durmadan. Nafile ... Yoktu öte alemle iletişim kurmanın bir yolu. Gelmesi mümkün olmayan biriyle özlem gidermenin bir yolu yokmuş. Teselli edenler, ben " ama" dedikçe " Cennet " cevabını verdi. Cennette buluşabilirmişiz ancak! Cennet...

İşte şimdi Poe , Cennette yeniden hayat bulan iki sevgilinin konuşmasını Monos ve Una Diyaloğu' nu anlatıyor.

Una. Ölüm mü?
Monos. Ne kadar da tuhaf tatlı Una' m, söylediklerimi yankılıyorsun... Adımlarında bir kararsızlık görüyorum.Gözlerindeyse coşkulu bir merak. Ebedi yaşamın göz kamaştıran yeniliği aklını başından aldı, sana ağır geldi. Evet, ölüm dedim. Eskiden tüm hazları küflendirip bütün kalplere müthiş bir korku salmaya meyilli bu sözcük şimdi nasıl da güzel geliyor kulağa.

Bu keşmekeş yaşamda mutlu olduğumuz en küçük anlarda bile dengemizi yitiririz. Bir yaşam düşünün sevdikleriniz ilelebet yanınızda. Bu yaşamda ölümü beklediğimiz o meşum zaman ebedi yaşamda hiçbir an yutkunmamıza engel olmayacak. Ölüm anımıza ölüm şeklimize dair muhtelif fikirler yürütmeyeceğiz. Ölüm, öptüğümüz o alnın dudağımızdaki soğukluğunu dahi getirmeyecek hatırımıza.


Monos. Hiç şüphesiz yeryüzünün güçsüzlüğü yüzünden öldüm. Yaşanan kargaşa ve çöküşe bağlı kaygılar nedeniyle aşırı bitkin düşüp ateş içinde kıvranarak can verdim. Birkaç gün acılar içinde kıvrandıktan ve senin belirtilerini karıştırarak acı zannettiğin, benimse özlemini çektiğim ama seni ikna edecek gücü bulamadığım, düşlerle o esrik hezeyanlar içinde yaşadıktan sonra geçen bu günlerin ardından senin de dediğim gib, nefes alamadığım, kımıldayamadığım bir hissizlik bir atalet, bir uyuşukluk çöktü üzerime; etrafımdakiler buna ' Ölüm' diyordu.


Kederle barışık olmayanlar uzun yaşarlar. Monos hassas bir ruha sahiptir nitekim dünyanın güçsüzlüğüne üzülmekle ölüme yürür . Birçoğumuz , acılar içinde kıvranan , ölmeye yüz tutmuş insanın ölmesini çeşitli nedenlerle istemeyiz. Bencilce düşünür acılar içinde kıvranan bedenin ızdırabının son bulmasındansa (iyileşmese de nefes aldığını bileyim şurada uyuduğunu göreyim...) acı çekmesine razı olmayı yeğleriz. Aslında bunun nedeni de masumdur. Ölecek olan kişi ile kurulan o görünmez bağ öylesine güçlüdür ki toprağa yakıstırmayız o bedeni. Bir türlü ikna olmayız , kabullenmeyiz...Halbuki yorgun ruhların mazereti ölüm, acılardan muzdarip olanlar için paklıktır.


Monos. Tam bir yıl geçti. Varlık bilinci anbean belirsizleşti ve bu yere aidiyet hissi [ mekan bilinci] büyük ölçüde zorla onun yerini aldı.Mevcudiyet hissi mekân hissine karışıp onunla bütünleşti.



Mekan hissinin zorla varlık bilincinin yerine geçmesi. Zorla alışmaya çalışmak. Zorla...Uyuduğu yataktan giydiği giysiye , sevdiği yemeğe kadar herşeyin onu hatırlatması. Yerinin dolmadığı tuhaf bir boşluk. Sesini duyar gibi olmak, heran o kapıdan gireceği hissiyatına kapılmak. İlk günler yapılan her şey 'zorla'dır. Bu ölen için de kolay değildir. Toprağın çökmesi hadisesi bir yıl sürer. Bir zamanların varlığı şimdininse yokluğu artık bir mekandan ibarettir özel günlerde ziyaret edilen.


Monos. Ve şimdi her şey hiçlik oldu.O muğlak ışık tamamen söndü. O cılız heyecan son bir titreyişle yerini sükûnete bıraktı. Nice beş yıllar geçti. Toprak toprağa döndü. Kurdun yiyebileceği bir şey kalmadı geride. Varlık hissi sonunda tamamen yok oldu ve onun yerine her şeyin yerine baskın ve kalıcı zaman ve mekan egemen oldu. Olmayan şeye, biçimi olmayana, düşüncesi olmayana, duygusu olmayana her şeye rağmen ölümsüz olan bu hiçliğe Mezar gene de bir yuvadır, çürüten zaman bir arkadaştır.


Artık Monos' un sevgilisi Una da hiçliğe karışmıştır. Nice beş yıllar geçmiş sekli şemali olmayan hiçliğe dönüşmüş, toprak çökmüş, hatta artık mekan benimsenmiş mekanın benimsetildiği o zorlu süreç, mevtanın biricik dermanı, arkadaşı olmuştur. Okuduğum öyküler arasında öyle sanıyorum ki Poe' nun ölü ve ölümü anlattığı en romantik öyküsü diyaloglarla kurduğu bu öyküdür. Kendi öyküsünü arayan biri için kendi öyküsü olmasa da zirveyi hakediyor.
EK 1
Yazan: Edgar Allan Poe
Mülk edinen : Ben 21.05.19
20 beğeni · 13 yorum beğen ikon
Bearded Angler (@beardedangler)
Ablaaaa patlıcan mı oydun yahu. Elin patlıcan moru olmuş gibi gibi 🙄🙄🙄
21.05.19 beğen 2 cevap
Fâtıma (@yitiktheology)
📍👓📝
21.05.19 beğen 1 cevap
Güzel Hareketler