up
ara

Murat Ciman

Asalet Mecbur Kılar
Murat Ciman

Murat Ciman

@MuratCiman

Yazar, son romanında bugüne kadar yazılmış diğer Siyer kitaplarından farklı bir tarz denemiştir. Anlatıcı olarak bülbülü seçmiştir. Hz. İbrahim'i de tanıyan Bülbül, Peygamberimizi doğduğundan itibaren izler ve hayat hikayesini anlatır. Roman, Hz. İbrahim'i anlatan Sunuş bölümü ile başlar. Cebrail, Hz. İbrahim'in yanına gelir ve dileğini sorar. O ise, "Rabbimin mübareği! " der. "Senden bir şey istemiyorum. Ben Allah'a tevekkül edenlerdenim. O bana dost olarak yeter. Dilesin uğruna cana durayım. Öldürmek de diriltmek de Dost'un elinde madem, bir can için gayrıdan bir şey dileyecek değilim. " der. Hz. İbrahim'in ateşe atılacağı andır. O ise hala Nemrut'u izliyordur. Hala imana gelmesini umut ettiği aşikardır. Zavallı Nemrut, tahtının önünde sarhoş çılgınlığıyla eğlenen halkın bağırışlarıyla sarhoş, İbrahim'in havada metanetle süzülüşü ile mest oluyordur. O'nu kurtarmaya çalışan Bülbül ile İbrahim'in tanışması orada olur. İbrahim (as) bülbülden kaçmasını ister, fakat bülbül kaçmaz ve beraber ateşe atlarlar. Fakat bir anda o korlar ve alevler güllere dönüşür. Ve kurtulurlar. Çünkü Rab ateşe, "Ey Ateş, İbrahim'e karşı serin ve selamet ol!" der. O sırada Bülbül ile Hz. İbrahim tanışır ve dost olurlar. O sırada dünyaya gelecek olan O kutlu insan, Allah'ın "Eğer sen olmasaydın, sen olmasaydın Ey Muhammed, kainatı yaratmazdım!" buyurduğu kişi Peygamberimiz hakkında konuşurlar. Hz. İbrahim O'nun çok uzun zaman sonra geleceğini kendilerinin göremeyeceğini söyler. Bülbül ise yalvarır ve İbrahim'den dua etmesini ve O'nun nuru nesilden nesle geçtikçe Rabb Taala da bülbülün ona olan aşkını soydan soya çoğaltmasını ister. Böylece günler geçtikçe Bülbülün Gülüm dediği Peygamber'e özlemi ve hasreti artar ve öyküsünü anlatmaya başlar. Tarih 450'yi gösterir. İbrahim'in çocukları ve Hz. Peygamberin büyük atası Kusay'dan bahseder. Cahiliye dönemini ve cahilleri, kuma gömülmek istenen kızların çığlığını duyar ve daha bir hüzünle şarkısını söyler. Sonra tarihler 557'yi gösterir. Kabe'nin kayboluş macerasını, kayıp zemzem'in bulunuşunu ve bu sırada oluşan kavgaları, Haşimoğulları ve saçında ak olan çocuk Şeybe'yi anlatır. Peygamberimizin babası Abdullah'ın kurban edilmesi olayını anlatır. Fakat diyeti için 100 deve ile kurtulur. Ve sonra tarihler 571'i yani Kutlu Nebi'nin doğum yılını anlatan zamana gelir. Bülbül o zamanı şöyle anlatır: "Fil Vakası'ndan sonra gelen elli üçüncü gecedir. Mekke'de baharın Yesrib yönünden ıtır ıtır esmeye başladığı zamandır. Ömürlerdir nesilden nesle gül hasreti çekmenin özlemiyle şakıyordum. Kendimde değildim sanki. Vuslatla mest, alemler ötesinde bir alem gibi...... Avizesi cezva, ışığı dolunay idi gecenin... Yaklaşmakta olan, bir gül olup açtı ve yeminler edildi ömrüne. Gül açınca taşırdı insanlığın sevinç ırmaklarını ve dünya ilk kez dünya olduğunu hissetti. Bir bülbül gülün aşkına yanmış, yanmaktan kana boyanmıştı." Sonra Peygamber Efendimiz'in hayatını bölümler halinde anlatmaya başlar. Her bir bölümde Divan edebiyatından Peygamber için yazılan kasidelerden de örnekler vardır. Kutlu bebeğin sütannesi Helime Hatun'u, Küçük Muhammmed'in melekler tarafından göğsünün yarılmasını, Yesrib'de uçurtmalar ve oyunlarla geçen çocukluğunu, annesi Amine Hatun'un vefatını, altı yaşında dede ocağına gidişini ve sekiz yaşında merhametli dededen şefkatli amcaya himaye edilişini, Fatıma'nın ona Amine'den sonra sıcacık bir anne oluşunu ve Busra'da bir ticaret kervanı ve onun peygamberlik mührünü gören Rahip Buhira'yı anlatır Bülbül. Kureyş'in yüz akı "el-Emin" adını alması, Kervan ticaretini ve kazançlı geçen seferleri, Mekke'nin asil ve saygıdeğer kadını Büyükler Büyüğü Hatice ile evlenmesi anlatılır. 610 yılında ilk vahiy gelir ve sonra Mekke'de inanmayanlarla müthiş bir mücadele başlar. Sonra Medine'ye göç, din uğruna yapılan savaşlar ve en son Mekke'nin silahsız ve savaşmadan alınması anlatılır. Ve son olarak Peygamber Efendimiz ölümünün geldiğini söyler ve yanında ağlayanlara şöyle der: "Sanır mısınız ki ben ölümde sizin sonuncunuzum; haberiniz olsun, ben sizden önceyim. Sizler art arda birbirinizi öldürür cemaatler halinde beni takip edeceksiniz!" der. Kutlu Nebi 632 yılında ebedi hayatına intikal eder.
3 beğen · 1 yorum
Feyzanur (@vareste)
Çok güzel bir inceleme olmuş. Teşekkürler ...
08.06.17 beğen 1 cevap
Murat Ciman

Murat Ciman

@MuratCiman

George Orwell - Bin Dokuz Yüz Seksen Dört
Winston partinin içinde çalışan bir memur işi ise: ona gelen haberleri değiştirip yeniden yazmak ve eski haberleri yok etmek bunu yaparken de hayal gücünü çalıştırarak mantıklı noktalar bulmak.
Sabahları evinden siyah bir çanta ile çıkıyor işe geliyor öğle yemeği arasında kuyruğa girip yemeğini aldıktan sonra da cin içiyor işten sonra tekrar eve gidip yatıyor.Başka bir hayat düzeni yok.Evinde ve ülkenin her yerinde insanları gözetleyen bir ekran var bu ekranda hem parti halka sesleniyor hemde partilileri gözetliyor.Partinin dışında kalan geri kalan halk ise işçi sınıfı gündelik işlerde çalışan,fabrikalarda üreten ve tüketen bir halk.
Winstonun dikkatini çeken julia diye bir kız sürekli gözüne takılmaktadır. Winston kendine yasak olan bir eskiciye gitmiş ve oradan bir not defteri almıştır.Tekrar o eskiciye gidip etrafa bakındıktan sonra çıkarken onu Julia görmüş ve onunla göz göze gelmişlerdir . Winston’ın insanlara hiç güveni kalmamıştır. Aile bireylerden 7-8 yaşındaki çocuklar bile insanları düşünce suçu işledikleri için şikayet etmişler ve bir hafiye gibi parti ekiplerinin ellerine düşürmüşlerdir.Bu korkudan dolayı Winston her zaman arkasını kollamak zorunda kalmıştır.Bu yüzden Julia’yı öldürmeyi bile göze almıştır. Bir gün işten çıkarken Julia Winston a doğru yürüdü ve bu arada tökezleyip yere düşmüştü Winston bunu görmesine karşın hem içinde söndürülen insan sevgisi hemde temkinli olmanın verdiği duygu ile julia ya yardım etmekten çekindi.Sonunda onu kaldırmak için elini verdiğinde julia nın eline bir not bıraktığını anladı.Heyecan yapmamaya çalışsa da kendini evine atıp bir an önce o notu okumak istedi. Not da “seni seviyorum“ yazıyordu.
Winston bu duyguya nasıl karşılık vereceğini hiç bilmiyordu.Aslında kafasında bir dolu soru vardı bu notla beraber bu sorular çözüme kavuşmamış biraz daha karmaşıklaşmıştı. Winston bir çok denemeden sonra kızla konuşabildi ve buluşmak için bir yer ismi aldı.Yalnız giderken bile partiyi ve işlediği suçu biliyordu çünkü evlilik dışı bir ilişki büyük bir suçtu ve karısı ile hala evli görünüyordu.
Ormanda bir yerde buluşmuşlar ama etrafta dinleme cihazı olma olasılığından dolayı da temkinli davranıyorlardı.O zamana kadar Julia gibi genç ve güzel bir kızın neden onunla beraber olmak istediğini anlamadı ve ilk olarak da nedenini sordu.İkinci soru ise bunu daha önce yapıp yapmadığı idi. Winston saflıktan nefret ediyordu her türlü saflık onu tiksindiriyordu. Julia kendinden önce de yüzlerce kişi ile yatmış bunu partiye ve sisteme karşı bir davranış olarak görüyor ve bu durum hoşuna gidiyordu.
Winston ve Julia ayda 2 kere falan farklı mekanlarda buluşup beraber oluyorlar ama işledikleri suçun er geç ortaya çıkacağını ve ölümlerden ölüm beğeneceklerini biliyorlardı.
Winston eskici dükkanında bir oda kiraladı ve artık düzenli olarak orada buluşup birbirleri ile zaman geçiyorlardı.Bir kaç buluşmadan sonra bir gün ikisi de gizli bir gurubun varlığından haberdar oldular ve beraber bu guruba katılmaya karar verdiler.
İç parti üyelerinden birisin evinde buluşup gerekli bilgileri aldıktan sonra örgütün kitabını beklediler.
Kitabı iç parti üyelerinden biri onlara başka birinin vasıtası ile ulaştıracaktı ve onlarda okuyup başka birine verecek yada imha edeceklerdi.
Kitabı ele geçirdikten sonra Winston dayanılmaz bir beklenti ile kiraladıkları odaya gitti orada Julia ile buluşup kitabı ona okudu.Bu sırada Julia uykuya daldı Winston kitabı okurken bir patırtı koptu ve basıldı.Daha önceden odanın içinde bir resimdeki delikte içinde fare vardır diye bakmadığı yerde aslında ekran vardı.Bu zamana kadar gözetlenmişlerdi kaçmak yada suçunu itiraf etmemek saçmalık olurdu.
Winston uyandığından bir tahta sedirde otuyordu ne zamandır o mekanda olduğunu bilemiyordu içerisi aydınlıktı ama bu aydınlık yapay bir lamba idi.Winston ın nerede olduğu aklında belirdi :sevgi bakanlığında idi .Aslında ceza verilen işkence edilen bir yer olmasına karşın çiftdüşün yöntemi ile buraya o ismi vermişlerdi.
Bakanlığın bodrum katlarındaki herhangi bir odada bekliyordu sonunun geldiğini kestirmişti.Ama bu sonun ne kadar acılı ve ne şekilde geleceğini kestiremiyordu.
Winston a işkenceler yaptılar hatta bu işkenceleri yapan onu yer altı örgütüne alacağını söyleyen iç parti üyesi ona kitabı ulaştıran adamdı.Demek ki uzun süredir izleniyordu ve her şey birer kurmaca idi. Winston çeşitli işkencelerden sonra fikri değiştirilerek başka bir işe atandı ama bu arada çöktü ve akıl olarak artık partinin isteklerini destekliyordu.
Kitap okurken sizi çok fazla merakta bırakmayan bol bol düşüncelerin olduğu konuşma metinlerinin en sona doğru sıklaştığı bir kitap.Kitapta 3 çeşit insan karakterinin analize ediliyor yönetenler,orta sınıf (yöneticilerin yerinde olmak isteyenler) ve bunların hiç birini takmayan günlük hayatına bakan bir işçi sınıfı var.İnsanlar öyle deli gibi partiye tapıyor ki küçücük çocuklar bile anne babalarını ispiyonluyorlar.Ülkede barış sevgi ve nefret bakanlığı diye bakanlıklar var bunların gorevi ise tam tersini yapmaktır...
ataç ikon 1984
kitaba 10 verdi
3 beğen · 0 yorum
Murat Ciman

Murat Ciman

@MuratCiman

Maksim Gorki - Ana
Mevcut düzene muhalif bir duruş sergileyen Pavel ve arkadaşları, -yazarın da sıkça vurguladığı biçimiyle “devrimci gençler”- kaybedecekleri fazlaca bir şeyleri olmadıklarından kendilerini olan bitenden haberi olmayan , emeği karşılığı kazandığı parayla geçimini temin etmeye çalışan halkı bilinçlendirmeyi ve özellikle toplumun mağdur kesimini temsil eden işçi sınıfına uğradıkları haksızlıklara ve eşitsizliklere karşı mücadele etme bilincini aşılamayı kendilerine ilke edinmişlerdir. Hayatlarının merkezine kutsal saydıkları bu ideali koydukları için hiçbir fedakarlıktan kaçınmamışlardır. Bu uğurda işlerinden olmak, hapse girmek, gerek toplumun farklı kesimlerinin gerekse Çarlık yönetiminin kötü muamelesine maruz kalmak onların cesaretlerini kırmaya yetmemiştir. Zira devrimci bir hareket olarak ortaya çıkan bu kadronun dünyevi çıkarları ön planda tutması düşünülemez. Lenin’in de belirttiği gibi: ”Biz proletarya devrimini savunuyoruz; bu, uğruna yüzlerce insanın sehpaya ve on binlercesinin de zindanlara gittiği tek gerçek davadır. ”
Doğu toplumlarının baskın özelliklerinden biri olan otoriteye bağlılık, yapılan yanlış dahi olsa sorgulamama ve genel anlamda “koyunluk” hali roman karakterlerinin pek içine sinmemektedir. Hatta devrimci bir hareket olarak toplumda yer etmeleri de bu yanlış gidişe bir tepkinin sonucudur. Toplumun büyük çoğunluğunu temsil eden işçi sınıfının yönetimde söz sahibi olması gerektiğini savunan bu hareket, mevcut iktidarın baskı ve şiddete dayalı uygulamalarıyla karşı karşıya kalmıştır. Hakim güç, proleterler üzerinde kurduğu tahakkümün tartışılır hale gelmesinden rahatsız olmuş ve kendisine karşı girişilen bu hareketi en sert şekilde bastırmıştır. İktidarın bekası için her türlü haksızlığın, zorbalığın meşru sayılması , hakim ideolojinin tesis etmiş olduğu otoritenin bozulmaması konusunda ne kadar hassas olduğunun göstergesidir. Pavel’in 1 Mayıs’taki eylem sonrasında tutuklanmasının ardından halkta gözle görülen bir reaksiyon olmaması da hakim güçlerin takındığı bu tavizsiz tutumun başarısını gösterir. Ancak kitleleri harekete geçirmenin yolu açıktır.” Sosyalistler, yığınlara, kurtulmaları için tek çıkar yolun “kendi” hükümetlerini devirmek olduğunu ve bu amaçla, hükümetlerinin bu savaşta içine düştükleri güçlüklerden yararlanmaları gerektiğini anlatmalıdırlar.”
ataç ikon Ana
kitaba 10 verdi
1 beğen · 0 yorum
Murat Ciman

Murat Ciman

@MuratCiman

Kısa yoldan zengin olma sevdasi zamanin rusyasini iyi anlatir
ataç ikon Ölü Canlar
kitaba 10 verdi
0 beğen · 0 yorum
Murat Ciman

Murat Ciman

@MuratCiman

Geçmiş yıllarda kaleme alınmış ama basılmaya ve alıcı bulmaya devam eden kitaplardan. İşçi ve işçi haklarına ve ne almak istenirse ona örnek olabilecek türden. Okurken emek işçiliğinin çok yaygın olduğu ülkeme bile geçmişten geleceğe düzene ve düzensizliğe karşı kısır döngü içinde bakın der gibi inandırıyor. Kahramanlar ve olayın geçtiği mekanlar başka başka olsa da sonucunda çok tanıdık geliyor size. Yüksek kar entrikaları ile hep bana hep bana doyumsuzluğu birlikten kuvvet doğar inandırma çabasını da buluyorsunuz. Sonu hüzünlendiriyor ve keşke diyebiliyorsunuz. Ama dili de konusu gibi akıcı olduğundan sıkılmadan okuyorsunuz.
ataç ikon Bitmeyen Kavga
kitaba 10 verdi
1 beğen · 0 yorum
Murat Ciman

Murat Ciman

@MuratCiman

80 sayfalık bir başyapıt .
ataç ikon Satranç
kitaba 10 verdi
0 beğen · 0 yorum
Murat Ciman

Murat Ciman

@MuratCiman

kitabı okurken o zamanları yaşıyormuş hissine kapılıyorsunuz
ataç ikon Kafamda Bir Tuhaflık
kitaba 10 verdi
3 beğen · 0 yorum
Murat Ciman

Murat Ciman

@MuratCiman

Kitaba başlamam ile bitirmem bir oldu diyebilirim . Çok akıcıydı gibi düşünmeyin çok sıkılarak ve detayları atlayarak okudum .

Otomatik Portakal baskıcı bir yönetimin ve bu yönetime direnen bir sokak çetesinin hikâyesi. Çetenin ve hikâyenin başkahramanı olan Alex adındaki 15'lik delikanlıya yandaşları Pete, Georgie ve Aptalof eşlik ediyor. Şiddet dolu davranışları nedeniyle devlet tarafından ıslah edilmesine karar verilen Alex önce hapsediliyor, daha sonra beyni yıkanıyor ve bu da, şiddet içeren en ufak bir harekette bulunduğunda hastalanmasına sebep oluyor. Yani Alex 'iyi' biri olup çıkıyor sonunda. Ama iyi biri olmayı seçtiğinden değil, başka bir şansı olmadığından. Biz de Burgess eşliğinde bu çeşit bir zorlamanın ahlaklı olup olmadığını, iyinin ve kötünün ne olduğunu, insanın özgür iradesini kullanıp kullanamadığını sorgulamış oluyoruz.
ataç ikon Otomatik Portakal
kitaba 8 verdi
5 beğen · 0 yorum
Murat Ciman

Murat Ciman

@MuratCiman

1885 yılında Emile Zola tarafından yazılan Germinal, dönemin maden işçilerini ve çalışma koşullarını gerçekçi bir dille anlatan önemli eserleden biridir. Tohum,bereket ve ürün anlamına gelen Germinal öylesine ün kazanmıştır ki , Zola öldüğünde cenazesinde işçiler ” Germinal ! Germinal ! ” diye bağırmışlardır.
Romanın konusu 1860 yılların sonunda Fransa’nın Montsou kasabasında geçiyor. Madencilerin sefalet içindeki yaşamı gerçekli bir dille tasvir ediliyor.
Bu kasaba öyle bir kasaba ki , atadan
kalma işçiler maden ocağında ölüyor. Daha çoçuk yaşda denilebilecek işçiler hayatının en güzel baharlarında maden ocaklarına iniyor ve hem bedensel hem de ruhsal açıdan erkenden yaşlanıyorlar. Elleri kalem tutması gereken çocuklar beceriksizce yetişkinleri taklit etmeye çalışıyor. Alkol kullanıyor ve cinselliği bir oyun haline getiriyorlar. Küçüçük bir evde yatıp kalkan ve tek göz odada banyo yapan aileler içinde mahrem denilen hiç bir şey kalmıyor. Ailer çocukların gelişimiyle değil eve para getirip getirmemeleriyle ilgileniyorlar. Romanda , ahlaksal çöküntü
tüm gerçekliğiyle okuyucularıyla buluşuyor.Madencilerin sefaleti, ahlak anlayışlarına yöne veriyor. Sefillik içinde ne yapacağını bilemez olan işçiler patronlarına dilencilik yapıyor ; işçi kadınlar kasabanın iğrenç dükkan
sahiplerinin cinsel isteklerini
tatmin etmeye çalışıyorlar.
Romanızmın kahramanı Bonnemort daha 8 yaşında madene inmiş, defalarca madende ölüm tehlikesi atlatmıştır. 3 Kez ölmek üzereyken kurtulmuş Bunlardan ilki , boğazına kadar toprakla dolmuş; ikinci ise suyla şişmiş bir vaziyette bulunmuş. Bonnemort ( 58 yaşında ) dokuz kişilik ailesini doyurmak için çalışıyor, ama eve getirdiği para ailesini doyurmaya yetmiyor. Hergün sabah 4′ten öğleden sonra 3′e kadar yerin yüzlerce metre derinliğinde o günkü ekmeğini çıkarmak için çalışıyor. Diğer işçiler gibi toprağın dört bir yanını oyup sonunda da mürekkep suyunu andıran leğenin için yıkanıyor.
Romanımızın kahramanını ve diğer karakterlerini tanımamız gerekiyor zira bu karakterler günümüzün gerçek insanlarını ve gerçek yaşanmışlıkları anlatıyor.
Kimi zaman fabrikada suskun ama bir o kadar derdi olan bir işçiye
benzetebiliriz bu karakterlerden birini.
Bir diğer kahramanımız Etienne, öfkeli ve dik başlı kişiliği ile işten atılmış ve aç kalmamak için bu şehirde madende çalışmak zorunda kalan birisidir. Maheude madenci ailesinin çilekeş anasıdır.Roman farklı karakterdeki işçilere yer veriyor. Yükselme arzusuyla patronun kırıntılarını toplamak için en yakın arkadaşlarını bile satabilecek Chaval gibi işçilerin yanı sıra , tüm berbat durumlara rağmen hala umudunu ve karakterini koruyabilen işçiler de var. Günümüzün iş dünyasındaki
karakterlere ne kadar benziyor.
Zar zor geçinebilecek kadar ücret alan işçilerin, zamanla aldıkları maaşların düşmesi ve sonunda ücret kesimelerin yapılması, işçiler arasında huzursuzluk yaratmaya başlar. Sonunda grev patlak verir. Bu grev esnasındaki sınıfsal tutumlar ibret verici niteliktedir. Fakat diğer taraftan grevi küçümsemeyen ( Rasseneur ) ve işçilerin mevcut durumu değiştirecek gücü olmadığına inanan ve tek başına hareket etmek isteyen anarşist Suvarin gibi kahramanlarla dolu Germinal.
İşçilerin grevi ve isyanı yenilgiyle sonlanmasına rağmen, Germinal umudun hiç bir zaman sönmediğini ve işçi sınıfının tekrar ayağa kalkıp gürleyeceği mesajını vererek biter. O umudu aşılar.İşçi ordusu, bir gün tüm toprağı çatlatacak ve köle olmaktan çıkıp efendi haline gelecektir.
Kuzey Fransa’da uzlaşmaya yanaşmayan maden işçilerinin grevini konu alan Germinal sadece Zola’nın değil, Fransız edebiyatının da en değerli eserleri arasında
sayılmaktadır.
ataç ikon Germinal
kitaba 10 verdi
1 beğen · 0 yorum
Murat Ciman

Murat Ciman

@MuratCiman

okunması gereken bir Tess Gerritsen Kitabı
ataç ikon Hasat
kitaba 10 verdi
0 beğen · 0 yorum
/ 2