up
ara

Adım Kadın

"Umudu dürt, umutsuzluğu yatıştır." E. Cansever
Doğum Tarihi : 4 Ağustos Pazar
Katılım Tarihi : 10 Eylül Salı 2013 13:58 - 2142 gün
Cinsiyet : Kadın
Medeni Durum : Evli
Şehir : İzmir / Türkiye (Turkey)
Üniversite :
"Umudu dürt, umutsuzluğu yatıştır." E. Cansever
Adım Kadın

Adım Kadın

@adimkadin

Aslında "Öteki"nin Varlık Yayınları baskısını okuyorum ama sitede bulunmadığı için İş Kültür baskısını seçtim.
ataç ikon Öteki
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
0 yorum
Adım Kadın

Adım Kadın

@adimkadin

Bir gün gelecek, insanların siyah ama altın gibi parlayan gözleri olacak; onlar, güzelliği görecekler, pisliklerden arınmış ve tüm yüklerden kurtulmuş olacaklar, havalara yükselecekler, suların dibine inecekler, sıkıntılarını ve ellerinin nasır bağlamış olduğunu unutacaklar. Bir gün gelecek, insanlar özgür olacaklar, bütün insanlar özgür olacaklar, kendi özgürlük kavramları karşısında da özgür olacaklar. Bu daha büyük bir özgürlük olacak, bütün bir yaşam boyunca sürecek.
ataç ikon Malina
kitaba 10 verdi, inceleme eklemedi.
0 yorum
Adım Kadın

Adım Kadın

@adimkadin

"Bu dünya böyledir," diyordu. "Sular hendeğine dolar. İnsanlar doğar, ölür, gün doğar batar. Ağaçlar büyür çürür. Sular akar, bulut ağar. Ağayı öldürürsün, ağa gelir yerine. Bir daha öldürürsün, bir daha gelir."
ataç ikon İnce Memed - 2
kitaba 10 verdi, inceleme eklemedi.
0 yorum
Adım Kadın

Adım Kadın

@adimkadin

Refik Durbaş, kendisinin izini sürmekte çocukluğuyla
Mücadeleyle, emekle yoğrulan insanların arasından geldiğinden midir, yoksa o insanları yazdığından mı; hayatın izi sürülüyor Durbaş’ın kaleminde. Gazetecilik ile şairlik, kâh omuz omuza kâh birbirinden rol çalarak yürüyor.

Yazının devamı blogda: http://kendimeaitbiroda.b...i-surmekte.html
***Yazının devamı blogda: http://kendimeaitbiroda.b...i-surmekte.html
0 yorum
Adım Kadın

Adım Kadın

@adimkadin

Bitmeyen acı: Mübadele
Savaş sonrası ülke yöneticilerinin barış için üzerinde uzlaştığı mübadele, sadece kağıt üzerinde bir anlaşma maddesi değildi. Milyonlarca insanın yaşamını alt üst etti. Bir yıla yayılan karşılıklı zorunlu göç sürecinde ölümler, hastalıklar, ayrılıklar, maddi ve manevi kayıplar yaşandı. En ağır izleri, göçe zorlanan ilk kuşakta yaşandı ama ikinci ve üçüncü kuşakta da etkileri sürdü. Milyonlarca ailenin yaşamlarının akışını değiştirdi mübadele. Tabii ki toplumların ve ülkelerin de..,
İşte "Ah, Mana Mu" bu büyük trajedinin en güzel romanlarından biridir. Yanya'dan göçen bir aile ile onların komşularının, mübadele öncesinde başlayıp sonrasında süren hikayesini anlatıyor. Yazar, ailesinin gerçek hikayesinden yola çıkarak son derece başarılı bir kurgu yazmış. Acıklı, samimi ve gerçek kadar yakıcı...
Mübadelenin toplumsal ve psikolojik boyutlarını merak edenlere şiddetle tavsiye edilir...
ataç ikon Ah Mana Mu
kitaba 10 verdi
0 yorum
Adım Kadın

Adım Kadın

@adimkadin

İsimler karışmıyor, merak etmeyin!
Böylesine büyük bir düş gücünün eseri olan Yüzyıllık Yalnızlık'ı, kuşaklar boyu birbirini takip eden isimlerin karışmasına indirgemek, o kitabı hiç anlamamış olmaktır. Hakkında söylenebilecek onca şey varken romanı, "İsimler karışıyor" önermesiyle hafızalara kazımak, edebiyattan bihaber olmaktır. (Kimse kusura bakmasın!)
Bu önermeyle girdik, onunla devam edelim: Bir kere, isimler kesinlikle karışmıyor. Yazar, karakterlerini öyle ustalıkla yaratmış ki kuşaklar boyu aynı isimleri alan oğullar, kızlar, torunlar, yeğenler birbirinden incelikle ayrılıyor. Geri dönüp bakma gereği bile duymuyorsunuz. Hangi Arcadio'dan, hangi Aureliano'dan söz ettiğini çok iyi anlıyorsunuz. Kitap boyunca ana hikayeden kopmuyorsunuz/kopamıyorsunuz. Gerçeküstü imiş gibi durmasına karşın gerçek hayatla örtüştürdüğünüzde hiç de öyle olmadığını düşündüğünüz onca olay, romanı "büyülü gerçekçi" yapıyor.
Buendia ailesinin yaşadığı yüz yıllık yalnızlığı, her kuşağında ve bireyinde öylesine zarif bir ustalıkla anlatıyor ki Marquez, hayran olarak okuyorsunuz.
Yalnızlığa ancak, her şeye karşı gelen gerçek, devrimci bir aşkın son verebileceğini anlıyorsunuz.
Marquez'i sevmek için çok neden var ama çevresinden günlerce ayrılamadığım bu yüce kitap bile tek başına yeterli!
ataç ikon Yüzyıllık Yalnızlık
kitaba 10 verdi
0 yorum
Adım Kadın

Adım Kadın

@adimkadin

Türkçe edebiyatın ulu yazarı Yaşar Kemal'in, "Röportaj, bal gibi de edebiyattır" saptamasının kanıtı bir kitap bu. Yanan ormanlardan kaçakçılara, kırdan kente göçten Peri Bacaları'na dek röportajlarıyla 1950'li yıllar Anadolu'sunun manzarasını çiziyor. Yaşar Kemal'in1951'den itibaren Cumhuriyet gazetesinde 12 yıl yayınlanan dizi röportajlarından oluşan kitap, hem bir Anadolu panoraması hem bir edebiyat eseri hem bir gazetecilik çalışması olarak okunabilir. Yazarın çok yönlü, çok katmanlı okumalara imkan veren kalemi, röportaj türünde skalayı çok yukarılara çıkarıyor. Hatta türün tanımını belirliyor. Röportajın bugün gazetelerde okuduğumuz yüzeysel soru-cevaplardan ibaret yazılar olmadığını; derinlik, birikim, araştırma, gözlem, duygu ve sezgiyi barındırdığını, bu yönüyle gazete yazı türleri arasında edebiyata en yakın duran tür olduğunu gösteriyor. Yaşar Kemal'in röportajcılığının 60. yılında yayınlanan kitap, bugünün gazetecilerine aslında çok büyük bir gazetecilik dersi veriyor.
0 yorum
Adım Kadın

Adım Kadın

@adimkadin

Diyorum ki
Diyorum ki kes hesabı, çarp kapıyı, çık şu platformdan... Amacı kitap okumak ve paylaşmak değil, cehaletini yaymak olan sığ zihniyetlerin yüzeyde gezindiği şu Ne Okur'dan ayrıl!
Sonra buraya not ettiğim onca kitaba, nota, alıntıya kıyamıyorum.
Kendi okuma arşivimi kurmak için üye olmuştum buraya. Ara sıra giriyorum ve gördüğüm cehalet karşısında şaşıp kalıyorum. Neyse, biraz daha sabır bakalım, belki görmezden gelme dervişliğine erişirim...
13 yorum
kalbiyle sevenler zümresi (@kalbiylesevenlerzumresi)
Bir bakıma hak veriyorum size. Benimde şikayetçi oldugum durumlar var. Fakat o üyelerin o cehaletten kurtulabilmeleri için bu tür sosyal paylaşım alanlarına ihtiyaçları var. Nasıl ki gün içinde yolda, toplu taşıma araçlarında, iş yerlerinde, hatta komşu ve akrabalarımız arasında bile, tamamen hayatın doğal akışı doğrultusunda muhatap olmak durumunda kaldığımız ve hayatlarına mecburi dokunuşlarla müdahil oldugumuz insanlar varsa burada da durum aynı. Ayrıca cehaletten bahsediyoruz ve kime kime göre neye göre cahil konusuda tartışmaya açık bir konu bence. Mesela ben kime göre cahilim, hangi konuda eksiğim, o veya bu kişinin çok iyi bildiği bir konuyla ilgili ben ne kadar bilgi sahibiyim???
30.11.17 beğen 5 cevap
Adım Kadın (@adimkadin)
"Bildiğim tek şey, hiçbir şeyi bilmediğimdir" diyebiliyorsak cahil değilizdir. Ama yok, "Ben ille de çok iyi biliyorum. Bilmediğim konularda ahkam kesebilirim, kestiğim ahkamı eleştireni de kibirli addederim, keserim biçerim" diyen kişi cahil kişidir.
30.11.17 beğen 2 cevap
kalbiyle sevenler zümresi (@kalbiylesevenlerzumresi)
Böyle söyleyen biriyle karşılaştıysanız, paylaşımda gösterdiğiniz tepkide çok haklısınız.
30.11.17 beğen 2 cevap
Adım Kadın

Adım Kadın

@adimkadin

Sen ne sanıyorsun oğlum Memed, İnce Memedler bitecek mi sanıyorsun? Her insanın içinde bir mecbur kurdu, bir İnce Memedlik, bir Köroğluluk kurdu var. Köroğlu gitti İnce Memed geldi. İnsanoğlunun içinde bu kurt oldukça insanoğlu ne olursa olsun yenilmeyecek. Sen insanoğlunun içindeki kurtsun, ne olursan ol, nereye gidersen git. İşte insanoğlunun içindeki bu kurt yiterse insanlık da işte o zaman insanlıktan çıkar.
ataç ikon İnce Memed - 3
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
0 yorum
Adım Kadın

Adım Kadın

@adimkadin

O denli zengin bir yanılgı içinde yaşıyoruz ki kimse ötekine ya da egemenliğe karşı sesini yükseltmiyor. Dış dünyada öteki insanların bizi felce uğratmaları bu yüzden; çünkü onlar birtakım haklar alıyorlar, çünkü onlardan birtakım haklar alınıyor veya esirgeniyor ve çünkü o insanlar, hakları olmaksızın birbirlerinden sürekli bir şeyler istemekteler.
ataç ikon Malina
kitaba 10 verdi, inceleme eklemedi.
0 yorum
Adım Kadın

Adım Kadın

@adimkadin

Koca Süleyman, o köy bulunmaz, diyordu içinden. Ben yetmiş yıldır o köyü arıyorum. O köydeki adamı da... Bu dünyada o köy yok, yok yavrum. Ara bakalım. Bir de sen ara. Dünya kurulduğundan bu yana herkes o köyü, o köydeki o adamı arıyor.
ataç ikon İnce Memed - 2
kitaba 10 verdi, inceleme eklemedi.
0 yorum
Adım Kadın

Adım Kadın

@adimkadin

Yeni Yıl paylaşım fotoğrafı
Yeni Yıl
Yeni yıla girmeden bir edebiyatçı röportajı okumaya ne dersiniz? Hepimiz birlik olalım, 2016'ya sanatın ruhunu üfleyelim. Çünkü ne kadar çok edebiyat, o kadar çok iyilik...

http://kendimeaitbiroda.b...i-surmekte.html
0 yorum
Adım Kadın

Adım Kadın

@adimkadin

Çeviri de Hemingway kadar iyi olsaydı...
Bu kitapta neyle karşılaştım?
"Çanlar Kimin İçin Çalıyor?" ve "Silahlara Veda" romanları ile "Beyaz Fillere Benzeyen Tepeler" öyküsünden tanıdığım Ernest Hemingway'in ustalığı ile tekrar karşılaştım. Ve tabii ki 6:45 Yayınevi'nin, bu ustalığı paylaşmasıyla...
Hemingway'in yazı dünyasının sırları arasında dolaşmak çok keyifliydi. Bir yol arkadaşı, yol gösterici, bilge kişi gibi sesini duydum okurken. Kurduğu o kusursuz dünyaların sırrına ermek, karakterlerini, olay örgüsünü, mekanı yaratırken aklından geçenlerin bir kısmını da olsa bilmek büyük zenginlik. Yazarın en sevdiği kitaplar ve yazarlar kadar yakın dostu olan yazarlar ile yaratım süreçleri üzerine yaptığı konuşmalar da müthiş.
Bununla birlikte yayınevine eleştirim olacak. Bazı cümlelerde, özellikle de kitabın son bölümlerinde çeviri ile ilgili sorunlar var. Üç - dört cümlede net olarak yaşadığımı hatırlıyorum; anlamak için dönüp birkaç defa okudum. Anladığım kadarıyla düzeltmeye çalıştım. Çeviri, en öne çıkan sorundu. Arka planda da redaksiyon ile ilgili eksikler, yanlışlar var.
Kitabın yeni basımında bunlar gözden geçirilirse çok daha iyi olur diye düşünüyorum.
Her şeye rağmen, okumaya değerdi...
ataç ikon Yazmak Üzerine
kitaba 8 verdi
0 yorum
Adım Kadın

Adım Kadın

@adimkadin

http://www.neokur.com/hab...suz-evlilikleri
#edebiyatınmutsuzevlilikleri
Yukarıdaki linkte yer alan habere Vedat Türkali'nin "Bir Gün Tek Başına"sı ile İnci Aral'ın "Ölü Erkek Kuşlar"ını eklemek isterim.
0 yorum
Adım Kadın

Adım Kadın

@adimkadin

Lise yıllarının romantizmi ve idealizmi ruhumuzu ele geçirmişken ve 1990 Türkiye'sinde henüz "kişisel gelişim" kavramı arzı endam etmemişken elimizde bir tek Leo Buscaglia vardı. Pozitif düşünme, hayattan tat alma, yaşama sevinciyle dolma, zenginliklerinin farkına varma mesajlarıyla, ilk gençlik yıllarımızın "koç"uydu bir bakıma. Keşke kişisel gelişim kavramı, Buscaglia'nın naifliğinde kalsaydı, ticarete dönüşmeseydi ve keşke Buscaglia bizlere ettiği tavsiyeleri kendisi de yaşama geçirmiş olsaydı...
ataç ikon Yaşamak, Sevmek ve Öğrenmek
kitaba puan vermedi
1 yorum
Semih Oktay (@semihoktay)
"Lise yıllarının romantizmi ve idealizmi ruhumuzu ele geçirmişken ve 1990 Türkiye'sinde henüz "kişisel gelişim" kavramı arzı endam etmemişken elimizde bir tek Leo Buscaglia vardı." Sezar'ın hakkı Sezar'a! Doğru tespit.

Ticarete dönüşmeseydi kişisel gelişimcilik? Dönüşmeseydi iyi olacaktı ya,,,olmadı,olamadı.Üç cümlede kitabı, Yazarını, kişisel gelişim tarihimizi(!) tarif edivermişsiniz.Teşekkür ediyorum.
12.07.15 beğen cevap