up
ara

AFD

Don't let me down
AFD

AFD

@afd

Hayatın Dışından - Bölüm 6
Sahil gezintisinden sonra evine dönen Bay J. geceyi kabuslarla geçirmiş ve nihayet uyanmıştı. Rüyasında denizden çıkan yarı balık yarı insan yaratıklar Bay J.’yi kovalıyor ve etrafa pis kokular yayıyorlardı. Son anda yetiştiği 12 otobüsü olmasaydı az daha balıklara yem olacaktı. Otobüste şoföre ineceği yeri söyleyeceği sırada şoförün de balık adam olduğunu yüzünü dönünce anlayan Bay J. tam bu sırada aramıza yani gerçek dünyaya dönmüştü. Ne tuhaf ki insan rüya gördüğünü ancak uyanınca anlayabiliyordu.

Lavabodaki tuvalet ve ek yüz yıkama işlerini halleden Bay J. her sabahki gibi yine açtı. “Ahh bu insan olmanın temel ihtiyaçları beni usandırıyor” dedi Bay J. yarı duyulur bir sesle - Eğer o anda evde başka biri daha olsaydı duyacağı ses şöyle olacaktı; “Ahhh.. olmanın.. usandırıyor”. İşte o zaman Bay J. başkasının gözünde deli gibi konuşan biri gibi gözükecekti. Belki de Bay J. bu yüzden tek başına yaşıyordu. Kıymetli zamanını başkalarına açıklama yapmaya çalışmakla geçirmemek için.

Kahvaltı hazırlamaya üşendiği için raflardan ton balığı konservesi alıp kapağını açmaya çalıştı ancak kapağı açarken tuttuğu metal elinde kaldı. “Öffff.. şimdi.. ordan..”. Eline bir bıçak alıp kapağın açılmayan yerlerini kaldırarak biraz da içindeki yağı eline bulaştırarak sinirli bir şekilde ton balığına ulaştı. Bir çatal ile televizyon başına oturup her zamanki kanalını açtı. Bir filmin sonuna denk gelmişti. Siperde bir kaç mektup okuyup daha sonra havadaki bir kuşun resmini çizmeye çalışırken, asker bir anda vurulup film bitmişti. Film bittikten sonra sırasıyla jenerikte geçen oyuncu isimleri ve çalan müzikle birlikte ton balığını bitirdi.

Karnı doyar doymaz masadan kalkan Bay J. dün astığı çamaşırları toplamak için balkona çıktı. Hava çok güzeldi. Bulutlar bembeyaz, renkler ışıl ışıldı. Çamaşırları tek tek sepete koyan Bay J. aklından “Acaba bir insan hayatı kaç çamaşır toplamaktan sonra biter?” diye geçirdi. Ancak bunu hesaplamak ona ürkütücü geldi, bilmesem daha iyi olur diye düşündü. Çamaşırları içeri getirdikten sonra “Ve işte bir gün daha, yemek yiyip çamaşır toplamaktan daha anlamlı şeyler olmalı” fakat Bay J. bahsettiği anlamı bulamıyordu. Bu yüzden mutfağa yönelip bulaşıkları bulaşık makinesine doldurup düğmesine bastı.

En azından bulaşık makinesi var diye düşündü Bay J. O da olmasa anlamlı şeyler yapmaya ayrılmış o boş zaman biraz daha azalacaktı. Sonra biraz düşündü, çamaşırları kurutmaya yarayan makine de vardı ama onlar henüz çok pahalı olduğu için evlere yayılmamıştı. Başka neyin makinesi olabilirdi? Aklına hemen “Ütü Makinesi” geldi. Çamaşırlar kurutma makinesinden sonra hemen ütü makinesine konulacaktı.. Bu düşünce Bay J.’yi neşelendirmişti. Böylece olası anlamlı şeyler yapma zamanı biraz daha genişlemişti.

Sonra biraz daha zorladı ve insanın uyurkenki en az 6 saati tamamen boş geçiyordu, bunu da seyahatler için düşündü. İnsan uyuduğu zamanlarda seyahat etmeli ve böylece yollarda hem uykusunu uyuyacak hem de gideceği yere varmış olacaktı. Bunu da güzel fikir olarak aklının bir köşesine yazdı. Çöpler, çöplere de çözüm bulmalıydı. Sonra duş, yemek, evet yemek içlerinde en karın ağrıtıcılarıydı. Sonra temizlik.. Düşündü de temizlik daha doğrusu pislenmek ne kadar saçma bir şeydi. Durup dururken pislenen vücutlar, eşyalar, toz. Sanki Tanrı’nın işi gücü yok her yeri kirletiyordu. Ya da bunu için bir melek yaratmıştı. Belki de 5. büyük melek pisleten melekti..
7 beğeni · 4 yorum beğen ikon
BUKALEMUN (@karacurin)
Ramazan , ramazan çarpılacağız🤭
06.05.19 beğen 1 cevap
AFD

AFD

@afd

Aleister Crowley paylaşım fotoğrafı
Aleister Crowley
Önce müzik: https://www.youtube.com/w...h?v=2etqIDEWapI

Yine şarkılı, hikayeli, korkunçlu bir paylaşımda sizlerleyim. Bundan 10 yıl kadar önceleriydi. O zamanlar Metallica ve Guns'n Roses dinlemekten sıkılmış her genç rockcı-metalci gibi farklı, eski gruplar keşfetmeye başlamıştım. Genelde bu keşfetme işi okuldan eve dönerken otobüste tutunduğum şeyin tutmaçlardan çok müziklerin olduğu zamanlarda gerçekleşirdi. Ozzy Osbourne'dan Mr. Crowley adlı şarkıya denk geldim. İlk notadan itibaren etki dozu yüksekti. Pipe organ nam-ı diğer kilise orgu ile başlayan introsu gizemi içinize kadar işletiyordu ve ardından gelen bir sessizlik ve birden Ozzy Osbourne'un karakteristik güçlü ve tiz sesi.. Devamında gelen gitar efsanesi Randy Rhoads'ın en iyiler kategorisine girmiş soloları..

Peki kimdi bu şarkıda bahsedilen Mr. Crowley? Sanat dünyasını derinden etkilemiş gizemli bir karakter. Oğluna Atatürk ismini verecek kadar Atatürk hayranı ve bir büyücü. Karanlık işler, gizemli olaylar. Ayrıntılı linki aşağıda paylaşıyorum.

https://onedio.com/haber/...i-gercek-488624

Atatürk'e ithafen yazdığı şiir;

Gidenler, tanrılar ve hayaletlerdi,
Korkunun bastırılmış tümörleri,

Düşüncenin örümcek ağları;
Korkak kardeşlikler artık ölü;
Hakikat asil fedakarlıklar ister ,
Özgür insanlar cüret ederler.

Kendi kendizin kurtarıcısı olun.
Aptal ve boş inançlarla
Vaktinizi ve enerjinizi boşa harcamayın
Düşmanınıza zekice yaklaşsanız
İyi edersiniz

Onları doğru yola sokun
Baskıcı inançlardan kurtarın,
Utanç ve suçluluktan doğan,

Yanlış korkular
Kendinize olan saygınızla yükselin,
Kuralına uygun yaşayın:
İstediğinizi yapın...
4 beğeni · 0 yorum beğen ikon
AFD

AFD

@afd

Don’t Fear the Reaper paylaşım fotoğrafı
Don’t Fear the Reaper
Önce müzik: https://youtu.be/jvxRTs9bVoo

Kadir has üniversitesinde denk geldiğim ve Türkiye’de bir üniversite için şaşılacak derecede cesur ve harika olmasına bir kez daha şaşırdığım, normal şartlarda “ne o öyle içimizi karartıyor” denilip kaldırılması lazım gelen mükemmel bir yapıt . Bunun tam karşısında da başka bir “korkunç” heykel vardı. Halbuki şarkıda da dediği gibi - “Mevsimler Azrailden korkmaz, Ne rüzgar, ne güneş ne de yağmur, onlar gibi olabiliriz” - korkulacak bir şey göremiyorum.

Şarkı normalde Blue Öyster Cult grubuna ait ünlü bir şarkı. Him de kendi tarzı ile çok güzel yorumlamış.

Bu odaya @nebukednezar ın davetiyle geldim. Kendisi adamın hasıdır. Yoksa normal uçuşuma devam ediyordum :P
EK 1
@nebukadnezar 03.05.19
26 beğeni · 5 yorum beğen ikon
Nebukadnezar (@nebukadnezar)
İşşte buu. Biliyordum sende ilginç bir şey olduğunu. Eyvallah, sen de adamın hasısın.
03.05.19 beğen 1 cevap
Eseflal (@eseflal)
🤔🤔 nedense Doctor Who geldi aklıma 😅
03.05.19 beğen 1 cevap
AFD

AFD

@afd

Paranoid Android paylaşım fotoğrafı
Paranoid Android
Önce Müzik: https://www.youtube.com/w...h?v=fHiGbolFFGw

Radiohead'in Paranoid Android şarkısını duymayan yoktur. Grubun 1997 yılında O.K. Computer adlı albümünde bulunan şarkıdır. Bu şarkı Otostopçunun Galaksi Rehberi kitabındaki depresif bir robot olan Marvin'e ithafen yazılmıştır.

"Marvin, bir insandan 50.000 kat daha zeki olduğunu ve aynı anda tüm bir gezegenin askeri stratejisini planlayan ana beyin olduğunu iddia ediyordu. Marvin'in tek zayıf yanı ise aniden sıkılabilmesi ve depresyona girmesiydi – bundan dolayı zekası da nadiren teste tabi tutulabiliyordu."

Bu şarkının benim için önemi büyüktür. Başka hiçbir şarkıda alamadığım başka bir tadı veriyor. O tat ise acı, mide bulandırıcı, tiksinç derecede kötü. İçinde bilgisayarları, plazaları, takım elbiseleri, depresyonu, umutsuzluğu, köleliği, dijital olan her şeyi, doğallıktan uzak her suratı ve yaşamı barındırıyor.

"Hayat,” dedi Marvin, “bana hayattan söz etmeyin.”

Bu şarkı ellerinde cep telefonu olan bir otobüs insanı, starbucks kahvelerini, full kalıp makyajlı, saçlarını düzleştirmiş kadınları, yalnızlığı, tek kulaklıkla birileriyle konuşan sakallı adamları, ütüleri, gömlekleri sonra birden yavaş yavaş batan ya da doğan güneşi, kıyamet filmlerini, kanalizasyonları, araba egsoslarını, konuşan asansörleri, emailleri, toplantıları, stresi ve daha nice mide bulanıklıklarını. İnsanlığın arayışını, çareziliğini, anlam bulamayışını ve bilgisayarlarla paylaştığı dünyayı anlatıyor.

Tüm bunları aynı anda yaşatan başka bir şarkı bilmiyorum.

"İnsanların şu anda tam olarak ne yaptığını söylemek zordu, çünkü kendileri de ne yaptıklarını bilmiyorlardı."
5 beğeni · 0 yorum beğen ikon
AFD

AFD

@afd

Size Rasputin'den selam getirdim paylaşım fotoğrafı
Size Rasputin'den selam getirdim
Önce Müzik: https://www.youtube.com/w...h?v=SYnVYJDxu2Q

Kendimi bir gece yarısı ormanın ortasında, kalabalığın içinde, ateşin karşısında buldum. Sıra ile insanlar istedikleri parçaları açıyorlardı ve muhabbet ederken dinliyorduk. Doktor olduğunu söyleyen sarışın bayan bir şarkı açmıştı. Sevdiğim tarz olmamasına rağmen müzik daha başlarken beni içine çekmişti ve nakaratı "Ra ra Rasputin, Lover of the Russian queen" şeklinde gidiyordu. Şarkı efsaneydi. Bayıldım.

Aradan bir iki gün geçti, şarkı dilimdeydi ama adını unutmuştum. Sonra bir şekilde bu arkadaşa ulaşıp şarkının adını öğrendim. Başladım dinlemeye.. Sonra "Rasputin, Rasputin" diyerek google'da bir araştırma yaptım, videolar izledim.. Aman Allahım, o da ne? Bu Rasputin denen Rasputin 1800'lerin sonunda yaşamış, sapkın bir tarikat üyesi, esrarengiz derecede önemli tarihi kişilik ve bir kahinmiş. Bu şarkı Rasputin için yazılan şarkılardan sadece biriymiş. Rasputin kimdir ile ilgili linki aşağıya bırakıyorum.

Ve benim için esrarengiz olan ise şuydu, 21 Ocak 1869 doğumlu olan Rasputin'in şarkısını dinlediğim o ormandaki günün de 21 Ocak olması. Rasputin'in selamı diyelim.

https://onedio.com/haber/...rasputin-870846
26 beğeni · 22 yorum beğen ikon
Gökdeniz mert (@pote)
Hayatını okumuştum ürkünç ve gizemli , öldürmeye çalışmaları ise tam bir gizemdir bir çok yol ile sonunda buz tutmuş nehire ayaklarına taş bağlayıp atmışlardı galiba
01.05.19 beğen cevap
Abşalom (@hoptirilaylom)
iyi bi paylaşım olmuş.Çocuğun kanamalarının Rasputine bağlı olması gerçekten ilginç.O kısım halk efsanesi olabilir mi acaba?? Okuma yazma bilmeyip yazdığı mektup zıtlaşıyor.Penis boyuna da şaşırıyorum şaşırıyorum ama 1.93lük adamdan da ne beklenir?? Ben her açıdan yazık derim.Bu penis boyunu kıskanacak bir cinsiyet var ise akli melekelerinden de şüphe ederim.Saygıyla arz ederim.
01.05.19 beğen 1 cevap
Vera (@payiz)
Adamın gözleri çok ürkütücü yalnız göz teması kuruyoruz gibi hissettim ve bu şehir efsanesinin ne kadarı gerçek acaba diye de merak ettim malum İnsanoğlu abartmaya bayılır ve efsanelestirmeyi çok sever :)
02.05.19 beğen 2 cevap
AFD

AFD

@afd

Hayatın Dışından - Bölüm 5
Buzdolabı yine tüm soğukluğu ile Bay J.’ nin yüzüne sarı, soluk ışığını vuruyordu. Bay J. yemek ile uğraşmanın saçmalık olduğu düşüncesini arka taraflardan ön belleğine doğru getirdi çünkü ne zaman canı sıkkın olsa temel ihtiyaçları karşılamak Bay J.’ ye saçmalık geliyordu. Buzdolabının kapağını kapatıp kanepeye uzandı. Guruldayan karnı bakmak zorunda olduğu komşu çocuğu gibi zırlıyordu.

Bay J. yemeği dışarıda yemeye karar verdi ve montunu giyip asansöre bindi. Akşamın bu saatinde asansör boştu. “Aşağı iniyor” dedi bilinçsiz asansör sesi. “Kapı açılıyor”. Bay J. eliyle asansörü “bravo” kabilinde alkışlayarak apartmanın dışına doğru yöneldi. Dış kapının önündeki kediler tedirgin ama tatlı bakışlarla süzdüğü Bay J. yol boyunca insanların akşam telaşının üzerine çöktüğü sokaktan saptı. Bay J. köprünün altındaki restorana gitmek üzere caddeye ulaşmıştı bile.

Masaya oturduğunda gelen garsona bolonez makarna ve meyve suyu söyleyip ısıtıcının renkli ışığı altında düşüncelere daldı. Düşündüğü şey insanların vitrindeki eşyalar gibi olmalarıydı. Onları görüyor, duyuyor ama dokunamıyor, konuşamıyordu. Tek kişilik bir hapisanede yemeğini beklediğini düşünmek ne kadar iç karartıcı olsa da şu an içinde bulunduğu durum Bay j.’ye göre tam da buydu. Eğer vitrindeki bir eşya ile etkileşime geçmek istersen tıpkı onu istediğin zaman konuşabildiğin arkadaşlarına yaptığın gibi satın almalıydın. Tabii onlar da seni satın almalıydı ve satın alma evresinde hakkındaki her şeyi şaibe bırakmaksızın bilmeleri gerekiyordu. Bazı insanlar onu satın alamayacağın kadar değerli ve ulaşılamaz, bazıları ise sol cebindeki anahtar ve yemek fişlerinin yanındaki bozukluklar kadar kolay ulaşılabilir, vazgeçilebilirdi.

Bu düşünceler içinde makarnasından bir çatal alan Bay J. kendini turuncu yapraklarla süslenmiş toprağın üzerinde nehiri seyrederken buldu. Gözleri buralarda olduğunu bildiği makarnayı aradı. Tam tahmin ettiği gibi sağ tarafında bir tabak makarna duruyordu. Kendini hiç olmadığı kadar enerjik ve mutlu hissettiği bir günün içindeydi. Uzun bir doğa yürüyüşü ona iyi gelmiş ve ardından iştahla makarnasını yerken hayatın ne kadar güzel ve onu değerlendiremediğini düşünüyordu. Bir hıçkırık ile ısıtıcının kırmızı ışığını gözüne denk getiren Bay J. hesabı ödemek üzere kasaya yöneldi. O anda gözü duvardaki baykuşlu saatin yelkovanına takılan Bay J. parayı nasıl ödeyip hesap fişini ne ara cebine soktuğunu anlamamıştı bile.

Soğuğun yüzüne doğru çarptığı Bay J. buna aldırmadan yemek sonrası gelen “ne yapacağını” bilememe hali içinde dümdüz ilerledi. Ayakları onu çoğu zaman geldiği sahil şeridine ulaştırdığında birazdan yaşayacağı her şeyin neler olacağını çok iyi biliyor, tek farkınsa insanların başka “vitrin eşyaları” olduğunu görüyordu. Sanki Bay J. kasabanın sahiline inmemişti de insanlar Bay J.’nin bilmem kaçıncı sahil anısına gezmeye gelmişlerdi.

Birazdan sağ tarafında eski liman belirecek, sol tarafında belki de renklerini bile görmeden sayabileceği motorsikletler park edilmiş olacak. Köşedeki ağacın altında en az üç kişinin ağızlarının hareketleri sessiz bir gölge oyunu gibi gözükecek. Sağ tarafından küçük bir genç grubu geçecek. Ay, bulutların arkasından dolunay şeklinde bir görünüp bir görünmeyecek. Çekirdek satıcıları radyolu bisikletleri ile tam sessizlik anlarını yerli yersiz bozarak yanından geçecek. Evet dedi Bay J., birazdan olacakların hepsi bu.
EK 1
Düzeltme: Dış kapının önündeki kedilerin tedirgin ama tatlı bakışlarla süzdüğü Bay J. ... 27.04.19
8 beğeni · 5 yorum beğen ikon
Vera (@payiz)
Benimki kadar ekşınlı bir hayata sahip Bay J. sesimizsin:)
27.04.19 beğen 1 cevap
AFD

AFD

@afd

Hayatın Dışından - Bölüm 4
Bay J. ütü meselesini hallettikten sonra kirli çamaşırları makineye atmaya karar verdi. Fakat bunu yapmaya başlaması için duvara boş boş bakması, pencereden dışarı boş boş bakması ve televizyonu açıp ayarlı olan film kuşağı kanalına boş boş bakması gibi sebeplerden iki saat zaman geçmesi gerekiyordu. Makineye çamaşırları attığında yıkama butonları her zamanki konumlarını gösteriyordu. Çamaşır tozunu döktükten sonra yumuşatıcıyı makineye dökecekti ki yumuşatıcı bitmişti. Bu esnada her zaman tozdan önce biten ve fiyat olarak pahalı olan bu yumuşatıcının neden çamaşır tozunun içinde toz olarak bulunmadığını sorguladı. Sorguladı, sorguladı, sorguladı..

Bay J. buna bir açıklama bulamadı. Odasına geçip biraz daha bunun üzerine düşündü fakat yine eli boş döndü. Böylece makinede elbiseler bir yarım saat daha beklemek zorunda kaldı. Nihayet Bay J. yumuşatıcı olmadan makineyi çalıştırmıştı. Yumuşatıcı Bay J. için önemliydi çünkü herkeste olduğu gibi çamaşırlara sinen bu güzel koku insanı umutla dolduruyordu.

Daha sonra kanepesine oturan Bay J. “Evet, yine evdeyim” dedi. Zaten insan ya evinde olurdu ya da dışarıda olurdu. Bu ikisinin dışında başka bir seçenek mümkün değildi. Şu anda Bay J. bunu sorgulasaydı en azından kendini daha iyi hissederdi fakat “yumuşatıcı paradoksu” yüzünden sorgulayan kasları başka bir şeyi sorgulamaktan imtina ediyorlardı. Ayrıca bugün yaptığı yürüyüş Bay J. üzerinde yorgunluğa sebep olmuştu.

Kanepede yavaş yavaş uyuklamaya başlayan Bay J. kendini yumuşatıcıların reyon boyunca raf raf uzadığı bir süper markette buldu. Küçük adımlarla birbirinin aynısı olan pembe kutulu yumuşatıcıları inceleyen Bay J. bir reyon görevlisine rastladı. Ve ona bu yumuşatıcılar neden çamaşır tozunun içinde toz olarak konulmuyor gibisinden bir soru yöneltti. Reyon görevlisi bu soruyu soran Bay J.’ye net bir cevap verdi; “Çünkü efendimiz öyle istiyor”. Soru karşısında afallayan Bay J. anladım dercesine kafasını sallayıp çıkışa doğru yöneldi. Fakat çıkış bir türlü karşısına çıkmıyordu. Ve zamanla anladı ki büyük markette sadece pembe kutulu yumuşatıcı satılıyordu. Bay J. alnından ve sırtından terliyor aynı zamanda marketin kliması onu üşütüyordu. Adımlarını hızlandırdı ve en sonunda çıkış kapısını gördü, kapıyı açmaya çalışan Bay J. kapının kapalı olduğunu kavradı. Yanına gelen başka bir reyon görevlisi “Bir sorun mu var? Size yardımcı olabilir miyim?” diye sordu. Bay J. tam o esnada kapıyı yanlış tarafa doğru ittiğinin farkına varıp “Yo yo Yok, bir sorun yok” diyerek marketten çıktı. Midesi inanılmaz bir şekilde bulanan Bay J. kusmak için çöp kutularına doğru yöneldi ve tam kusacakken birden gözleri açıldı ve her tarafı terlemiş bir şekilde kanepede doğruldu.

Hava çoktan kararmış, makine çoktan programını bitirmişti. Bay J. elini yüzünü yıkamak üzere lavaboya yöneldi. Elini yüzünü yıkayıp aynada kendini inceledi. Ve sonra “çünkü efendimiz böyle istiyor” diyip kahkaha attı. Lavabodan çıkarken makinedeki çamaşırları asmak üzere çamaşır sepetine doldurdu. Balkona çamaşır askılığını kurup çamaşırları tek tek asmaya başladı. Astığı çamaşırlar ıslak olduklarından bambaşka kıyafetler gibiydiler. Halbuki Bay J.’nin yıllardır giydiği aynı kıyafetlerdi. İçinden “Kuruyunca tekrar benimsiniz” diyerek çamaşırlara belli belirsiz bir bakış attı.

Soğukta ıslanmış elleri üşüyen Bay J. içeri geçip akşam yemeği için ne yapabileceğini düşünmek üzere buz dolabına yöneldi.
3 beğeni · 0 yorum beğen ikon
AFD

AFD

@afd

Özel Koleksiyon
Don McLean'ın 1971 çıkışlı, sözleri Vincent Van Gogh için yazılmış ve meşhur "Yıldızlı Gece" tablosu sözleriyle başlayan şarkısının aslen Tayvanlı olan yine Amerika'lı Joanna Wang coverını dinliyoruz.

Şarkının orijinalini uzun zaman önce paylaşmıştım. Bana göre bu şarkının sözleri bir sanatçıdan başka bir sanatçıya yazılmış harika bir "dert anlama" biçimidir. Van Gogh'un toplum tarafından hayattayken anlaşılamayıp öldükten sonra kıymete binmesi, onu yaşarken neredeyse kimsenin anlayamaması, herkes için çok kolay olan "normal" yaşamanın dünyayı Van Gogh gibi algılayan insanlar nezdinde ne kadar karın ağrısı bir iş olduğu vesayire vesayire..

Kısaca düşüncelerle dolu yıldızlı gecelerde düşünmek, hayatın acısının içindeki renkler ile acıyı dindirmeyi istemek. Seni anlayacak insanlara gökyüzünden bakmak, yldızların geceyi aydınlatması gibi az ama değerli ışıklarla içindeki karanlığı aydınlatmak.

Yıldızlı, yıldızlı gece
Paletini mavi ve griye boya
Bir yaz gününe bak
Ruhumdaki karanlığı bilen gözler ile
Tepelerdeki gölgeler
Çiz ağaçları ve fulyaları
Meltemi yakalarsan kış üşür
Karın çarşaf olduğu yerin üstündeki renklerde
Şimdi anlıyorum
Bana ne demeye çalıştığını
Akıl sağlığın yüzünden ne kadar sıkıntı çektiğini
Onları azad etmek için ne kadar denediğini
Dinlemezlerdi, nasıl olduğunu bilmiyorlardı
Belki de şimdi dinlerler
Yıldızlı, yıldızlı gece
Işıl ışıl alevlenen çiçekleri alevlendirerek
Eflatun pusun içinde bulutları döndürerek
Vincent'ın gözlerini Çin mavisiyle yansıtarak
Ton değiştiren renkler
Kehribar tanelerinin sabahki alanları
Acıyla kaplanmış çizgili yüzler
Artistin sevecen ellerinin altında sakinleşmiş
Şimdi anlıyorum
Bana ne demeye çalıştığını
Akıl sağlığın yüzünden ne kadar sıkıntı çektiğini
Onları azad etmek için ne kadar denediğini
Dinlemezlerdi, nasıl olduğunu bilmiyorlardı
Belki de şimdi dinlerler
Belki onlar seni sevemedi
Ama yine de senin aşkın gerçekti
Ve gözle görülür hiç umut kalmadığında
Yıldızlı, yıldızlı gecelerde
Kendi canını aşıkların yaptığı gibi aldın
Ama sana söyleyebilirdim ki, Vincent,
Senin gibi mükemmel biri, bu dünya için fazla iyi
Yıldızlı, yıldızlı gece
Boş salonlara asılmış portreler
İsimsiz duvarların üstünde çerçevesiz başlar
Dünyayı izleyen ve unutmayan gözlerle,
Tanıştığın yabancılar gibi
Eski püskü kıyafetlerin içinde eski püskü adam
Kanlı gülün gümüş dikeni,
Ezikçe yatmış ve yeni yağmış karın üstünde kırılmış
Şimdi anlıyorum
Bana ne demeye çalıştığını
Akıl sağlığın yüzünden ne kadar sıkıntı çektiğini
Onları azad etmek için ne kadar denediğini
Dinlemezlerdi, nasıl olduğunu bilmiyorlardı
Belki de şimdi dinlerler
1 beğeni · 0 yorum beğen ikon
AFD

AFD

@afd

Hayatın Dışından - Bölüm 3
İçerisi hafif loş ışıklı, müşteri yoğunluğu ise azdı. Ortadaki büyük televizyonda antika arabaları anlatan bir belgesel vardı fakat son yılların modasına uygun olarak sesi kısıktı ve buna karşılık bambaşka bir müzik sesi duyuluyordu. İçinden “Göz ve kulağın meşgul edilmesi” diye geçirdi Bay J. İki kişilik masasının bir sandalyesine eşyalarını koyup diğerine de kendisi oturan Bay J. menüden bir adet tavuklu makarna ve sürpriz meyve suyu söyledi. Garson “Sürpriz meyve suyu?” diyip Bay J.’nin suratına baktı. Bay J. ise “Neyli olduğu önemli değil demek istedim” dedi. Garson “Anladım” manasında kafasını salladı. Sürpriz meyve suyu lafı Bay J.’nin son yıllarda keşfettiği bir yemek teorisinin ürünüydü, bu teori şöyle idi;

20li yaşlarının sonlarına gelen Bay J. artık farketmişti ki yediği şeyler bir döngü içerisindeydi. Bütün yemekler birbirinin aynısı, hele bütün içecekler markalarla tadı değişmeyeceği garantisi altında tıpa tıp aynıydı. Ve her yemeğin ve içeceğin adı aklına geldiği anda tadını duyumsayan Bay J. bu esnada söylenen şeyi yemiş kadar oluyor ve onu yiyip içmekten vazgeçiveriyordu. Ve Allah’ın her günü hiç tatmadığı lezzetler aramak gerçekçi bir durum asla değildi - hoş bunu yapsaydı Bay J. dünyadaki sayılı gürmelerden biri olabilirdi - bunun yerine Bay J. en azından ne içeceğini kaderin eline bırakıp biraz olsun keyiflenmek için “sürpriz meyve suyu” diyip geçiyordu.

Bay J.’nin bir diğer özelliği de makarna yediği anda geçmişte başka makarna yediği bir ana kısa süreliğine de olsa sanki oradaymış gibi gidebiliyor olması idi.. Çok geçmeden kendini başka ama daha kalabalık bir restoranda önünde tavuklu makarna ve az öncekinden farklı bir meyve suyu ile buldu. Yine ortada büyük bir televizyon, fakat farklı alkol kokteyllerinin yapımını anlatan bir belgesel ve yine belgesel ile alakasız başka bir şarkı çalıyordu. Çalan şarkının sözleri belli belirsiz işitiliyordu “Heyecan gitti, heyecan uzaklara gitti..”. Bay J. o anda hıçkırdı ve televizyondaki belgeselin antika arabaları gösterdiğini gördü. Hıçkırmak bir anlamıyla da doymak anlamına geldiği için Bay J. masadan kalkıp hesabı ödemek üzere kasaya yöneldi. Hesabı ödeyen Bay J. beyni için otomatikleşmiş olan fişi sol cebine, para üstünü ise sağ cebine atma hareketini yaptı.

Restoranın bulunduğu sokağı ardında bırakıp güneşi sağ tarafına alarak dümdüz yürümeye başladı. Sokağın bir tarafında emekli insanların oturduğu çay bahçesi diğer tarafında da içerisi gözükmeyecek derecede karanlık, önünde sigara tüttüren gençlerin durduğu ne olduğu belirsiz dükkanlar vardı. Bunu, yaşlı insanlara bakıp gençliklerinde neler yaptıklarının belirsizliğini anlatan bir tablo gibi düşündü Bay J. ama daha önemlisi eve gidip “ütünün fişi” problemini çözmeliydi. Bu yüzden adımlarını hızlandırdı ve şansına yağmurun yağmadığı ve sülüklerin yuvalarından çıkmadığı sokaktan evinin bulunduğu apartmana ulaştı.

İnsan biriktiriyormuş gibi kapılarını açık tutan asansöre bindiğinde diğer insanlara “İyi günler” dedi ve sanki insanların boyları ile orantılı biçimde “iyi günler,İYİ GÜNLER, iyi günler” gibi irili ufaklı sesler geldi. İyi günler orkestrasına dönen asansör nihayet Bay J.’nin dairesinin bulunduğu kata yanaştı. “Kapı açılıyor, dııvvvt, iyi günler, İYİ GÜNLER, iyi günler, kapı kapanıyor, dııvvvtt”

Sol elini sol cebine atıp yemek hesap fişleri arasından anahtarına ulaşıp kapıyı açan Bay J. odaya girip kızmış ütüyü fişe takılı halde buldu. İçinden “Aptal makine” diyip insanların hep birlikte anlaşıp “Bundan sonra ütüsüz elbise giyeni ayıplamayacağız, herkes ütülerini çöpe atsın.” diyeceği, en az dünyada barışın hakim olması kadar uçuk ama çılgın ütopyasını bir kez daha hatırlarken fişi prizden çıkardı.
10 beğeni · 3 yorum beğen ikon
Vera (@payiz)
Ütü ve dışarı çıkınca acaba unuttum mu fişi çekmeyi telaşı:( parti kur oy verelim, tarikat kur müridin olalim Bay J. neyse abartmayayım bende:)
Emeğinize sağlık bu arada :)
25.04.19 beğen 1 cevap
AFD

AFD

@afd

Özel Koleksiyon
Benim özel koleksiyon müziklerim vardı unutmuşum ya :)

Evet, bu şarkı Tom Waits coverı ve benim "bird"lü şarkılar diye nitelendirdiğim kategoriye giriyor. Güney Koreli Youn Sun Nah şarkıyı adeta baştan yaratmış, Tom Waits versiyonundan bariz bir şekilde çok iyi. Tom Waits'in bohem tarzı ile birleşince ortaya şaheser çıkmış. Şarkıyı dinledikten sonra nakarattaki sözler dilinize dolanacak, dolanmazsa getirin.

"Hey little bird, fly away home,
Your house is on fire, your children alone"
8 beğeni · 0 yorum beğen ikon
/ 216