up
ara

Afra

Eğer ölümün sürekli bize eşlik ettiğini bilerek yaşayabilirsek, o zaman ölüm mütefekkimiz olur..
Afra

Afra

@afra217

Ben ne zaman
"Ben ne vakit baştan başlayacak olsam, nereden başlamam gerektiğini bir türlü kestirememenin endişesine düşüyorum. Ve bilmeni isterim ki yaşamak denilen şu telâşı artık çekip çeviremiyorum. Ne yaptığını bilmenin emniyeti, kendinle muhasebeye başlayınca hükmünü yitiriyor ve bu izahı zahmetli meselede ben, bahsi bir türlü balkondaki çiçeklere getiremiyorum. Belki olanları unutacak kadar uzun yaşarım, bilmiyorum. Ama dönüp baktığımda hatırlayacağımı fark ettiğim her şey, beni dayanamayacağım kadar üzüyor. Acı olan şu ki, vâr olmak adına çabaladığım bunca zaman, varlığa varlık olmayı bahşeden mânâyı ıskalamaktan başka bir şey değil. Hiçbir yere varamayışıma zarif bir yanılgı deyip nezaket gösteremeyeceğim, beni bağışla. Zira bir ömre sahip olmak, onun üzerinde dilediğin tasarrufta bulunma hakkını vermiyor. Ama buna rağmen, ihtiyatlı bir sevgi ile başlayan her yaşam, bir müddet sonra musallat bir fikre dönüşebiliyor. Çünkü herkes bir hissi böyle dönülmez bir yere taşıyabilir ve orada azdırabilir. Bu modern zaman putperestliğine ne isim vermeli bilmiyorum. Tanrılık giysisinin böyle yanı başımızda, üzerimize geçirmeye hazır oluşu beni kaygılandırıyor. Yalnızca kederler sadeleştiriyor bizi. Ancak yaralarımızı inkâr etmediğimizde insan olmaktan ümitleniyorum. Çünkü güç yetiremeyişimiz bizi, en fazla ne olabileceğimiz ve olamayacağımız birçok şeyin sınırlarına kadar götürüp bırakıyor. Şimdi ben de bu sınırlardan birinde, seyreltilmiş bir çılgınlıkla ne yapacağımı bilmez hâlde, aynı şeyi tekrarlayıp duruyorum kendime: Senin için iyi olanı sevmeyi öğrenmen gerekir. Zira insan, eksik dualarından bir bir imtihan edilir."
8 beğeni · 0 yorum beğen ikon
Afra

Afra

@afra217

Bazen
Bazen ‘bu adamdan ne kadar güzel bir dost, ne iyi bir arkadaş olur’ dediğin insanın senin hakkında bir dünya önyargı biriktirdiğini, senin hakkında bir dünya yanlış bilgiyle dolu olduğunu fark eder ve dehşete düşersin. Yunus Emre dedemizin ‘gelin tanış olalım / işi kolay kılalım’ demesindeki hikmet üzerine uzun uzun düşünme fırsatı verir sana bu. Tanış olmayı, işi kolay kılmayı niçin bunca zorlaştırdığımızı bulmaya çalışırsın. Belki şu: O kadar çok tanıdığımız var ki bazen biri ile ‘tanış’ olmaya vakit kalmıyor.

Bazen başını bir arabanın camına dayayıp ‘gerçekten ne yapmak istiyordun, şimdi ne yapıyorsun?’ diye muhasebeye dalarsın. Yazılmamış şiirler gelir aklına, gidilmemiş yerler, girilmemiş kavgalar. Ve elbette söylenmiş saçma sözler, olmak istemediğin yerlerde olma mecburiyetin, kendini seni hiç ilgilendirmeyen gerzek bir kavganın ortasında bulman. ‘İnsan niyet ile nasip arasında bir çizgidir’ sözünü anımsarsın. İç çekersin. Sonra şu gelir aklına: ‘Kader gayrete âşıktır.’

Bazen insanı düşünürsün. Bütün apoletlerinden, bütün aidiyetlerinden kurtulmuş halde o yalın, o tek başına varlığı… Ve mesela o yalınlığa bunca kirli hesabı, bunca kötülüğü, bunca hayal kırıklığını, bunca hırsı, bunca kibri, bunca utanmazlığı nasıl olup da sığdırabildiğini hesap etmeye çalışırsın. Hiçbir matematiğe sığmaz. Bir anneden doğmuş bir varlığın, bir başka anneden doğmuş bir başka varlığa iktidar için, menfaat için, hatta en kötüsü sadece herhangi bir pozisyon için niçin kötülük edebileceğini havsalanın almasına gayret edersin. Almaz. Sonra bir kez daha dehşete düşersin. İktidar duygusuyla, pozisyon gereği, menfaat için senden bir başkasına kötülük erişti mi? İnsanlığını buraya kadar gerilettin ve bunu hiç dert etmedin mi?

Bazen ‘saf haset’ duygusunu görür ve korkarsın bundan. Şunun ya da bunun için değil, sadece ‘sen var olduğun için’ sana karşı geliştirilen haset. Yaptıkların, işlediklerin, sahip oldukların için değil. Bunlarla başlayıp bunları hızla aşarak sadece varlığına yönelmiş bir haset. Sahibini çürütüp atan, kurutan haset. ‘Ben varım. Mademki ben varım sen niye varsın. Sen olmamalısın’ diyen haset.

Bazen ilk taşı atmak için niçin günahsız olanın davet edildiğinin hakikati üzerine düşünmeye çalışırsın. Kabuğu zor geçersin. Ama geçebilirsen öz kendini ele verir ve sana fısıldar bir kuyudan: ‘Herkes kendisiyle gerçekten meşgul olabilse başkasıyla meşgul olmanın gereği ortadan kalkacaktır da ondan.’

Bazen ‘çok uzun yaşadım’ dersin. Yaşamak bir yüke dönüşür. Gördüğün, yaşadığın, duyduğun, bildiğin her şey seni sadece yormaya, daha da yormaya, daha da yormaya yarar. Dünya üstten ve kenarlardan daralır. Yerini, hayatını, ilişkilerini… Her şeyi sorgulamaya başlarsın. Sonra durup şöyle dersin: ‘Bütün bunların aslında bir yanılsama olduğunu biliyorum. Ne ki umudum bitti. Zira insan tekinin dünyada kalmasını sağlayacak tek şey umuttur. Umut varsa hayat, hayat varsa gelecek vardır.’ Şimdi çemberi tekrar başlatmak için elinde bir cümlen var işte. O halde sür şarjöre.

Bazen sadece uzun uzun susmak istersin. Şeyh Cüneyd düşer aklına. Hani halifelerini divana toplayıp saatlerce sustuktan sonra ‘eh, başka bir şey yoksa divanı bitirelim’ diyen adam. Susarak anlaşmayı ne çok unuttuğumuz, konuşmayı ne çok önemsediğimiz gelir aklına. ‘Susayım’ dersin ama konuşacak öyle çok şey vardır ki artık; bir türlü beceremezsin sukut etmeyi.

Bazen sadece hatırlarsın. Bazı hastalık biçimlerinde yaşlılar, nefes almayı hatırlamadıkları için ölüyorlarmış. Çünkü şu: İnsan hatırlamaktan yapılmıştır ve değiştirebileceği tek şey geçmişidir.

Bazen durup ufka doğru bakar ve şöyle dersin: ‘Yorulduk. Üstelik buna değmedi de.’ Çünkü hep böyledir hikâyenin sonu. Çünkü yaşadığımız yerin adı ‘dünya’dır.
EK 1
İsmail Kılıçarslan 09.11.17
8 beğeni · 0 yorum beğen ikon
Afra

Afra

@afra217

https://www.youtube.com/w...h?v=1yxoB0riFj8

ve ne bağdat'tan
ne şam'dan
ne mekke'den
ne diyarıbekir'den
ne istanbul'dan
ne buhara'dan
bunca telefon direğine rağmen kimse kimseyi
duymuyor
14 beğeni · 4 yorum beğen ikon
Reyhan Kurt (@reyhankurt)
''...Biliyorum bir karınca türküsünden
Daha hafif olacak sesim
Biliyorum insanların birbirine olan
Yabancılığı büyüyecek dünya küçüldükçe
Biliyorum telefonlar oldukça
İnsanlar birbirini görmeyecek
Biliyorum birbirimizi hiç görmeden öleceğiz

Her şey için tek şey diliyorum
Allahın gülleri yakamızı bırakmasın'' Mevlana İdris buraya bu şiiri bırakıyorum ve İbrahim Sadri'den dinlemenizi de tavsiye ediyorum.:))
04.08.17 beğen 1 cevap
Afra (@afra217)
Teşekkür ederim kardeşim q
05.08.17 beğen 1 cevap
? Berjin Demir ? (@berjindemir)
Füzel
05.08.17 beğen cevap
Afra

Afra

@afra217

 paylaşım fotoğrafı
Tartmak, Kıyaslamak ve Düşünmek için OKU !
10 beğeni · 0 yorum beğen ikon
Afra

Afra

@afra217

 paylaşım fotoğrafı
Televizyon
6 beğeni · 0 yorum beğen ikon
Afra

Afra

@afra217

İbrahim Sadri
...
bizim de yaşadığımız hayattır kardeşim
biz de soluk alıp vermedeyiz
yani her insan gibi sevmekteyiz, sevilecek şeyleri
bir kır çiçeğini çimeni toprağı börtü böceği
kurban bayramlarında kınalı koçları
başları eloyası işlemeli yemeni ile kapalı
bembeyaz saçlı kırış kırış alınlı
pencere kenarlarında oğullarını bekleyen anaları
kalbim ağrıyorsa da kardeşim
gönlüm bulanıyorsa
tedirginsem kuşkuluysam
kalın kitapların yazdığına bakarsan
acayip suçluysam
havada ihanet dışarıda sıcak
duvarda yazılar
kalbimizde acılar varsa da
bizim de yaşadığımız hayattır kardeşim...
8 beğeni · 1 yorum beğen ikon
PİKOLA (@pikola)
HAYAT YAZAR SEN OYNARSIN....
08.03.17 beğen cevap
Afra

Afra

@afra217

Birkaç duyarlı insan kalsın isterdim şu dünyada, dostça yaşamak için… Ama görüyorum ki buna izin verilmiyor… İnsanlar insanları duyarsızlaştırmak için ellerinden geleni yapıyor. Medya filtresiz, siyaset ayarsız, ağızlar hakaret dolu, görsellerden irin akıyor… Ve insan, acı eşiği yükseldikçe duyarsızlaşıyor.

Kendimi geçtim, ama çocuklar adına endişeliyim. Duyarsızca yetişen nesil, birbirini yer bitirir. Eşini yer, dostunu yer, oturur kendi çocuğunu yer de acısını duymaz…

Ne yapalım peki? Ben çözümü, çocukların kalplerinin ancak taşıyabileceği kadar acı ile temas ettirmekte buldum. Televizyonlarda parçalanmış cesetleri seyrettirmekte, siyasetin nefret söylemleri ile kalplerini taşlaştırmakta değil.

Çocuklara azıcık acıyorsanız, onların kalplerini taşıyamayacakları kadar acı, kin, nefret, öfke ile tanıştırıp duyma eşiğini yükseltmeyin…

Duyarsızlaşmış bir kalp önce en yakınlarına acı çektirir, unutmayın…

http://www.cocukaile.net/...akinlari-ceker/
8 beğeni · 0 yorum beğen ikon
Afra

Afra

@afra217

https://www.youtube.com/w...h?v=SqdEfvG9eow

senin gözyaşların taşırsın Van sularını
bir gözünde Muradiye
bir gözünde Beyazçeşme
her birinde bir şelâle olsun gözlerinin
ben ağlarsam zûlümdür adı ihanettir
sen ağlarsan sevgidir bağlılıktır
hatta İslam'dır adı
Sümeyye'dir Fatımâ'dır Zeyneb'dir
yağmurdur doğaya yeşil rengini veren
ağladıkça yeşile çalar gözlerin
6 beğeni · 0 yorum beğen ikon
Afra

Afra

@afra217

Sessiz faziletlerin heykeli dikilmiyor.
| Oğuz Atay
8 beğeni · 0 yorum beğen ikon
Afra

Afra

@afra217

Ne haldeyiz, ne yapıyoruz, ne yapmalıyız… Hamza ER
Rabbimiz Allah(c),“Gevşemeyin üzülmeyin; eğer (gerçekten) iman etmişseniz en üstün olan sizlersiniz.”(3/Al-i İmran139)buyurmaktadır.

Evet, iman edenler, Allah'tan gerektiği gibi sakınanlar, üstündürler. Yeryüzünün imarı bu adaletli ellerin vazifesidir. Müslümanlar bu ayeti kerime ışığında bir an önce özgüvenlerini kazanmalı, yeryüzünde ki asli sorumluluklarının farkına varmalıdırlar. Yukarıda saydığımız doğrular bizler için sadece bir tespittir. Tabloyu önümüze koymak ve bu tablo karşısında ki kulluk görevlerimizin ifasına başlamak gerekmektedir. Bu doğruları saymak, sürekli ezilmişlik edebiyatı yaparak gündem oluşturmak asla olmamalıdır. Bizim malzememiz mazlumiyetimiz değil, geleceğe ilişkin projelerimiz olmalıdır. Toplumu inşa edecek, zihinleri, tasavvurları değiştirecek projeler olmalıdır bunlar.

http://www.kuremedya.com/...niz-14443y.html
6 beğeni · 0 yorum beğen ikon
/ 5