up
ara

Metin Şahin

''..İhtimal odur ki, sükût gerekirken, kelâmın kâtibi olmuştuk.''
Metin Şahin

Metin Şahin

@azadjiyan04

Diyorum ki:
Marifet Türk ya da Kürt olmakta değil, insan olmaktadır.
8 beğeni · 2 yorum beğen ikon
Metin Şahin (@azadjiyan04)
Sürpriz falan mısın?
15.05.16 beğen cevap
Arda Günsür (@ardagunsur)
Neden Kanada olmasın ki?
16.05.16 beğen cevap
Metin Şahin

Metin Şahin

@azadjiyan04

Demiş ki biri:
"Sevdikçe çoğalıyor yalnızlığım..."
3 beğeni · 0 yorum beğen ikon
Metin Şahin

Metin Şahin

@azadjiyan04

Devlet nedir?
Devlet nedir? Bize hizmet etmek zorunda olan bir alet, bir ütü, şofben gibi bir şey değil midir? Hiç kutsal bir ütü olabilir mi? ('Kağıt' filmi)
4 beğeni · 0 yorum beğen ikon
Metin Şahin

Metin Şahin

@azadjiyan04

Yoksa sizde 'dini İslâm olup da ahlâkı kapitalist olanlardan' mısınız?
Yoksa sizde 'dini İslâm olup da ahlâkı kapitalist olanlardan' mısınız?

Öncelikle şunu belirtmek isterim ki, ‘İman edenler, her sözü dinlerler, en güzeline uyarlar’(Zumer Suresi 18. Ayet). Benim birazdan söyleyeceklerimin tamamına katılabilir veya katılmayabilirsiniz. Bir kısmına katılıp bir kısmına katılmayabilirsiniz. Sizden yalnızca, bana karşı asgari bir saygıyı ve tahammülü esirgememenizi istiyorum.

Birazdan bahsedeceğim hususlar İslam dünyasında azınlıkta kalan kesimlerin savunduklarıdır. Ancak hakikatin ölçütü çoğunluk değildir. Çünkü biz biliyoruz ki 'çoğunluğa bağlı olmayan tek şey insanın vicdanıdır'.

Hiçbir İslâm ülkesi sosyalizmle yönetilmemesine rağmen, ağzını her açtığında komünizme söven, kapitalizmi pas geçen adeta Firavun’un saray sihirbazlarının rolünü üstlenen bazı kesimlere Allah’ın kelâmı ile cevap vermek istiyorum.

Dini İslam olup da ahlâkı kapitalist olanlara, kendilerini siyasal İslamcı olarak tanımlayıp iktidara geldiğinde adeta kapitalizme abdest aldıranlara naçizane bir uyarı mahiyetinde olmasını arzu ediyorum.
Küfür örtmek sözcüğünden türetilmiştir ve hakikatin üzerini örtmek/gerçeği gizlemek manasına gelir. Kafir ise hakikatin üzerini örten kişilere yani gerçeği gizleyen kimselere denir. Ben burjuvaziye ya da İslami terminolojideki karşılığı ile kenzolara yaranmak adına hakikatin üzerini örterek kapitalizme abdest aldırmayı düşünmüyorum. Bundan ötürü sözümü esirgemeyeceğimi belirtmek istiyorum.

Kuran’da Allah diyor ki: ‘’Yazıklar olsun o namaz kılanlara!’’ Peki hangi namaz kılanlardan bahsediyor biliyor musunuz?

- Yetimi itip kakan
- Yoksulları doyurmaya yanaşmayan
- Gösteriş yapan
- En ufak bir yardıma dahi engel olan namaz kılanlara yazıklar olsun! (Maûn Suresi)

İslâm'ın özünde gösterişten kaçınmak, yoksullara yardım etmek ve kimsesizlerin elinden tutmak vardır. Aksi halde kıldığımız namazların içini boşaltmış oluruz. Burada İslam'ın özü kavramını rastgele kullanmadım. Çünkü yalnızca Hz. Muhammet değil, diğer elçiler de malların yoksullarla paylaşılması gerektiğini ifade etmiştir. Bu sözümü Şuayb Peygamberle alakalı bir ayetle delilendirmek istiyorum.

- ''Dediler ki: Ey Şuayb, namazın mı emrediyor sana mallarımızı yoksullarla paylaşmamızı? Esasında sen olgun bir insansın.'' (Hud Suresi 87. ayet). Görüldüğü üzere malların yoksullarla paylaşılması gerektiği yalnızca Hz. Muhammed tarafından ifade edilmemiştir. Şuayb Peygamber tarafından da ifade edilmiştir.

Burada bir noktaya dikkatinizi çekmek istiyorum. İnkâr edenler diyorlar ki: ''Şuayb sen iyi birisin ama bu mallarımızı yoksullarla paylaşmamız gerektiği meselesi nereden çıktı? Namazın mı emretti sana bunu?''

Dikkat ederseniz inkârcıların buradaki temel itirazı mülk ile alakalı. Onlar mülke sahip olup mülkleri üzerinde tasarruf etme yetkisine sahip olmak istiyor. Oysa Adem'in, Şuayb'in, Musa'nın, İsa'nın, Muhammed'in Rabbi ise ''mülk Allah'ındır'' diyor. İşte inkârcılar buna iman etmek istemiyor(Bu arada koca koca binaların girişine ''Mülk Allah'ındır'' yazıp kiracı iki ay kirayı geciktirdiğinde onu kapının önüne koyarak ''Mülk Allah'ındır'' sözüne yeterince iman edilmiş olunmuyor. Tabii bu benim düşüncem, en doğrusunu Allah bilir).

Örneklerim bitti mi, yalnızca bu kadar mı? Elbette hayır.
Tekasür Suresi'nde mal biriktirme yarışına girişenlerin aldanmış oldukları belirtiliyor. Bu yarışa giren din adamlarının akıbeti Tevbe 34-35'te ibret verici bir örnek ile açıklanıyor. Kuran mal biriktirme yarışına girmeyi ve ihtiyaçtan fazla mal biriktirmeyi pek hoş karşılamıyor.

Kuran bunları hoş karşılamıyor peki neyi öneriyor?

Bakara suresi 219. ayete baktığımızda iman edenler Peygamber'e 'neyi infak edeceklerini(paylaşacaklarını)' soruyorlar. Peygamber ise ihtiyaçtan fazla malın infak edilmesi gerektiğini belirtiyor. Elbette ''ne yani eşit mi olacağız, mallarımızı neden yoksullarla paylaşalım ki sistem kapitalist'' diyenler olacaktır. Ancak Allah Kuran'da şöyle buyuruyor:

- ''Zenginler eşit oluruz korkusuyla mallarını kendilerinden fakir olanlarla paylaşmazlar. Siz Allah'ın nimetini mi inkar ediyorsunuz?'' (Nahl suresi 71. Ayet)

Haşr suresi 7. ayete baktığımızda ise mal ve nimetler ile ganimetlerin zenginler arasında dolaşan bir kudret aracı olmaması ve yoksullarla, yetimlerle paylaşılması gerektiği emrediliyor. Haşr suresi 9. ayette ise nefislerinin bencilliğinden korunanların kurtulanlar olduğu ifade ediliyor.

Hal böyle iken;
- Kapitalizme abdest aldıranlar,
- Mallarını yoksullarla paylaşmayanlar,
- Faiz bataklığı içerisinde kirlenenler,
- 'Komşusu açken tok yatanlar' ya da 'komşusu açken tok yatmamak için zengin mahallelerine taşınanlar',
- Dünyanın en zengin 62 kişisinin servetinin 4 milyar insanın servetinden fazla olmasına itiraz etmeyip 'bu işte bir terslik var' demeyenler,
- Dünyanın en zengin insanının servetinin yarısının Afrika kıtasındaki açlık sorununu çözebileceği gerçeğine gözlerini yumanlar,
- İçerisinde yaşadıkları Kapitalist sisteme toz kondurmayıp sürekli komünizm'e sövenler

Kusura bakmayın ancak sizin dininiz İslâm olabilir ama ahlâkınız kapitalist!
6 beğeni · 3 yorum beğen ikon
BUKALEMUN (@karacurin)
Ali Şeriatı'in sloganına benzer bir giriş oldu sanırı o,da şu "sizi rahatsız etmeye geldim"...
26.04.16 beğen 2 cevap
Metin Şahin (@azadjiyan04)
Bu yazımda Şeriati'den, İhsan Eliaçık'tan, Eren Erdem'den ve M. İslamoğlu'ndan yararlandım. Ayrıyeten tırnak işareti içerisine alınmış kısımlar bu yazarlara ait :)
26.04.16 beğen 1 cevap
BUKALEMUN (@karacurin)
İhsan Fazlıoğlu'un çok güzel bir tespiti var idi onu tam olarak bulursam sizinle paylaşacağım ..
26.04.16 beğen 2 cevap
Metin Şahin

Metin Şahin

@azadjiyan04

Kağıt filmini izleyin dostlar paylaşım fotoğrafı
"Kağıt" filmini izleyin dostlar
'Yasalar her zaman masum değildir!'

2010 yılında vizyona giren Kağıt, yönetmenliğini Sinan Çetin'in yaptığı bir filmdir. 1977 yılında ilk filmini yapmaya çalışan genç bir yönetmenin hikayesini ve başından geçen olayları anlatmaktadır.

Film genel olarak adil olmayan bir kanunu kör bir inatla uygulayan kadın memur ile bu adil olmayan kanun karşısında boyun eğmeyen genç bir adam arasında geçen sahnelerden oluşmaktadır.

Genç adam, sistemin bizleri bir kelepçe gibi kuşatmasına karşı çıkan, toplumun sessiz çoğunluğunu oluşturan bir figürü yansıtmaktadır. Sistemin kabına sığmayan bu genç adam, sistemin önceden hazırladığı ve hepimizin giymesini istediği elbiseye sığmayan biridir. Kadın memur ise 'robotlaştırılmış', bir şey yasa ise eğer sorgulamadan uygulayan, klasik bir devlet memuru rolündedir. Bu ikili arasında geçen diyaloglar ise filme damgasını vurmuştur.

'Her yasak kendi isyancısını yaratır' ve 'Yasalar her zaman masum değildir' cümleleri filmin ana düşüncesi olmaya aday iki cümledir.

İnsanlarımız tarafından az bilinen bu film, ne yazık ki ülkemizde hak ettiği üne kavuşamamıştır. Bu filmden hepimizin öğreneceği şeyler var. Herkesin izlemesini tavsiye ederim.

İyi seyirler...
5 beğeni · 1 yorum beğen ikon
Kahraman K. (@vforvendetta)
Tavsiyeniz için teşekkürler . Izlemeye değer bir filme benziyor.
26.04.16 beğen 1 cevap
Metin Şahin

Metin Şahin

@azadjiyan04

Demiş ki birisi:
''Bir çocuk ölürse eğer;
Bir Türk, bir Kürt, bir Ermeni ya da bir Alevi ölmez.
Bir çocuk ölürse eğer;
Bir 'çocuk' ölür.''
13 beğeni · 0 yorum beğen ikon
Metin Şahin

Metin Şahin

@azadjiyan04

Çok mu ütopik bakıyorum ben la? paylaşım fotoğrafı
Çok mu ütopik bakıyorum ben la?
Benim için toprakların ve bayrakların hiçbir değeri yoktur. Benim için kıymetli olan 'insandır'. Üstelik bana göre topraklar bir halkın tekelinde olamayacağı gibi insanların da tekelinde olamaz. Topraklar üzerinde yaşayan tüm canlılarındır.

Sonuç:
Toprakları üzerinde yaşayan tüm canlılarla paylaşmasını bilelim. Onlarla 'ortaklaşalım'. Ortaklaşmak birbirimizin hakkını ve hukukunu tanımaktan geçer.

Zülfü Livaneli'nin Seranad kitabından bir alıntı yapayım:
'Aramızdaki temel fark ne biliyor musun? Sen insanlara baktığın zaman üniformalar, bayraklar ve din görüyorsun!'

- Peki, sen ne görüyorsun bakalım?

'İnsan, sadece insan. Seven, acı çeken, acıkan, üşüyen, korkan bir insan.'
6 beğeni · 1 yorum beğen ikon
Ka!?. (@nfk1)
Son ırmak kuruduğunda, son ağaç yok olduğunda, son balık öldüğünde bey-az adam paranın yenmeyen birşey olduğunu anlayacak!!!
25.04.16 beğen 1 cevap
Metin Şahin

Metin Şahin

@azadjiyan04

Aşk Gibi Aydınlık, Ölüm Gibi Karanlık
''Ve tam kapıdan çıkacakken seslendi annem:
Yüreğini ört, insanlar soğuk
Üşürsün!"

- Mehmed Uzun
5 beğeni · 0 yorum beğen ikon
Metin Şahin

Metin Şahin

@azadjiyan04

Vatan Sevgisi İmandan Mıdır?
İnsanların dini inançlarını kullanıp onları sömürmek isteyenler Kuran'ı yeterli görmeyip bir de 'uydurulmuş din kaynakları' yarattılar. Aslında Kuran'da ruhban sınıfı olmamasına rağmen, uydurulmuş din kaynakları icat edenlerin her biri ayrı birer ruhbandır.

Uydurulmuş din kaynaklarının en önemlisi Hz. Muhammed'in söylediği iddia edilen sözler yani hadislerdir. Oysa aynı hadis kitapları Hz. Muhammed'in hayatta iken kendi sözlerinin yazılmasını yasakladığını da rivayet etmektedir(Tirmizi, K. İlm 11).

İlk hadis kitabının Hz. Muhammed'in ölümünden 1 asırdan daha fazla süre sonra yazıldığı biliniyor. Bunun önemi ne peki?

Bu dönem içerisinde 4 halifeden 3'ü suikaste kurban gitti. Yani İslam dünyası içerisinde bir ihtilaf var. İhtilafın olduğu bir yerde de tanıma ihtiyaç duyulur. Herkes kendi safını tanımlamış ve düşmanını belirlemiştir. Mezhepsel ayrılıklar başlamıştır. Hal böyle iken yazılan hadis kitaplarının ne kadar güvenilir olduğu tartışmalı bir konudur.

Buradan nereye geleceğim?

Önderliğini Mişel Eflak adlı Hristiyan bir Arap'ın yaptığı Arap Ulusçuluk Hareketi 1920'lerde Suriye'de bir dergi çıkarır ve halk arasında dolaşan bir söylentiden ibaret olan ''Hubbu'l Vatan Mine'l İman'' yani ''Vatan sevgisi imandandır'' sözüne derginin başlığı altında yer verir.

Fransız İhtilalinin ardından ortaya çıkan milliyetçilik akımının etkisiyle halk arasında dile getirilen bu söylem hadisçilerin 'uydurma hadis' diye nitelediği hadisler arasında bile rastlanılan bir söz değildir. Bu dergide yayınlandıktan sonra ise hızla bu slogan hadis olarak halk arasında yayılır.

Ülkemizde ''Türk-İslam'' sentezini savunanlar ise bu sözü bir şiar edinmişlerdir. Oysa Osmanlı'nın son şeyhülislamlarından biri olan Mustafa Sabri Efendi, Ezher Alimleri ile girdiği bir tartışmada, Ezherli Alimlerin kendisini 'vatan sevgisi olmamakla' itham edip bu sözde hadisi kullanması üzerine Mustafa Sabri Efendi 'Ezher Alimleri halk arasında dolaşan bir lakırdıyı hadis-i nebevi sanarak hadis ilmindeki cehaletlerini ortaya sermişlerdir' der.

Hal böyle iken halkları bir kelepçe gibi kuşatıp devleti kutsayan 'dindarların' oturup bir düşünmesi gerekmez mi?
6 beğeni · 18 yorum beğen ikon
Lotus (@lotus)
Güzel yazı (y) size mi ait ?
25.04.16 beğen 3 cevap
erhan (@munzevi)
Lakırdı.. Birinin Kur'an'a bakıp ayetler arasında "kendince" çelişkiler bulması ile hadis nedir bilmeyen bir başkasının çıkıp "sözlerimi yazmayın" hadisini alarak hadisin özünde sanki çelişki varmış gibi konuşması kelimenin tam anlamıyla lakırdı. Son Şeyhülislam Mustafa Sabri Efendi şu mantıkta bir şey duysa/okusa kendi alan olan "kelam" dalında o leziz reddiyelerinden bir tutam gösterirdi.
25.04.16 beğen 3 cevap
Metin Şahin (@azadjiyan04)
@lotus evet yazı bana ait, elbette okuduğum kitaplardan yararlandım :)
25.04.16 beğen 2 cevap
/ 6