up
ara

Metin Şahin

''..İhtimal odur ki, sükût gerekirken, kelâmın kâtibi olmuştuk.''
Metin Şahin

Metin Şahin

@azadjiyan04

''Herkes ölür ama herkes gerçekten yaşayamaz''
Cesur Yürek, Mel Gibson'ın yönettiği ve başrolünü oynadığı 'öteki' filmlerdendir. 'Öteki' filmler diyorum çünkü bu film 'başka' tür filmlerden. Bir başka deyişle 'aykırı' filmlerdendir. Aykırıdır çünkü resmi tarihe, illegal bir yanıt niteliğindedir. Gerçeklerin, karanlıkta kalmayacağını bir kez daha bizlere hissettirir.

Cesur Yürek filminde yarı kurgu, yarı gerçek biçimde William Wallace'ın hayatı anlatılır. Gerçi tüm kahramanlar için bu geçerli değil midir? Gerçeklikle, hayal birbirini bir kahramanda toplamaz mı?

Film Türkiye sinemalarında yıllarca gösterilerek bir rekora imza atmıştır. 1996 yılında 10 dalda Oscar'a aday olan yapım, yönetim, görüntü yönetimi, efekt, makyaj ve en iyi film dallarında ödüle layık görülmüştür.

Bir kahramanın özgürlük tutkusunu tabiri caizse 'tüylerinizi diken ede ede' bize hissettiren bu nadide filmi izleyin, izlettirin.

İyi Seyirler...


''İngiliz tarihçiler benim bir yalancı olduğumu söyleyecekler ama tarih, kahramanları asanlar tarafından yazılıyor.''
Cesur Yürek
filme 10 verdi
1 beğen · 0 yorum
Metin Şahin

Metin Şahin

@azadjiyan04

'Yasalar her zaman masum değildir!'
2010 yılında vizyona giren Kağıt, yönetmenliğini Sinan Çetin'in yaptığı bir filmdir. 1977 yılında ilk filmini yapmaya çalışan genç bir yönetmenin hikayesini ve başından geçen olayları anlatmaktadır.

Film genel olarak adil olmayan bir kanunu kör bir inatla uygulayan kadın memur ile bu adil olmayan kanun karşısında boyun eğmeyen genç bir adam arasında geçen sahnelerden oluşmaktadır.

Genç adam, sistemin bizleri bir kelepçe gibi kuşatmasına karşı çıkan, toplumun sessiz çoğunluğunu oluşturan bir figürü yansıtmaktadır. Sistemin kabına sığmayan bu genç adam, sistemin önceden hazırladığı ve hepimizin giymesini istediği elbiseye sığmayan biridir. Kadın memur ise 'robotlaştırılmış', bir şey yasa ise eğer sorgulamadan uygulayan, klasik bir devlet memuru rolündedir. Bu ikili arasında geçen diyaloglar ise filme damgasını vurmuştur.

'Her yasak kendi isyancısını yaratır' ve 'Yasalar her zaman masum değildir' cümleleri filmin ana düşüncesi olmaya aday iki cümledir.

Sinemaseverler tarafından az bilinen bu film, ne yazık ki ülkemizde hak ettiği üne kavuşamamıştır. Bu filmden hepimizin öğreneceği şeyler var. Herkesin izlemesini tavsiye ederim.

İyi seyirler...
Kağıt
filme 10 verdi
2 beğen · 1 yorum
(@)
En çok annesine telefon kulubesinde 'yurt disindayim her sey cok iyi burda' diyerek yalan soylerken arkadan gelen ezan sesinde onlarla beraber aglamistim. Hatirlattiginiz icin cok tesekkurler bana bu filme.
26.01.16 beğen cevap
Metin Şahin

Metin Şahin

@azadjiyan04

Anadilde Eğitim
Dünyada tek etnik grup veya kültürden oluşan bir tek ülke bile yoktur. Her ülke farklı etnik grupları barındırmakta, her etnik grubun kendine ait bir kültürü ve dili bulunmaktadır. Dil ve kültür farkı, bir etnik grubu diğerlerinden ayıran en önemli özelliklerdendir. Bu nedenle, çokkültürcülüğün en önemli yanlarından biri farklı etnik grupların, kendi dillerinde eğitim alma hakkının teminat altına alınmasıdır. Çünkü dil, bir toplumun düşünme biçimini, iletişim kurma şeklini geleceğe taşıması bakımından oldukça büyük bir öneme sahiptir. Dil, bir topluluğun ortak aidiyet ve kolektif hafıza geliştirmesinin en önemli araçlarından biridir.

Dünyanın farklı bölgelerindeki ikidilli eğitim ve anadilde eğitim tartışmalarına bakıldığında; inkârın, asimilasyonun ve görmezlikten gelmenin sonuç vermediği görülmektedir. Bu tartışmaların yaşandığı ülkelerin hepsi azınlık dillerini bir biçimde eğitim sistemine dahil etmiş ve çokkültürlü politikalar benimsemek zorunda kalmıştır. Her ülke, kendi sosyal, kültürel, siyasi ve ekonomik yapısını dikkate alarak çözümler üretmiştir. Farklı etnik ve dini grupları barındıran demokratik rejimler, ülkelerindeki farklılıkları kabul ederek, yasal düzenlemelerle toplumsal iç barışı sağlamaya çalışmıştır. Dolayısıyla Türkiye'nin, bu ülkelerin yaşadığı deneyimlerden faydalanarak, kendi çözüm modelini üretmesi bir zorunluluk olarak karşımızda durmaktadır.

Dünyadaki ikidilli eğitim uygulamalarına bakıldığında, dört modelin ön plana çıktığı görülmektedir. Bunlar; Geçiş, İdame, Zenginleştirici ve Miras Modelleridir.

I. Geçiş modelleri daha çok ABD ve bazı Batı Avrupa ülkelerinde uygulanmaktadır. Bu modelde öğrenci, genellikle eğitimin ilk iki yılında hem anadilde hem de egemen dilde eğitim almakta, daha sonra tamamen egemen dilde eğitime geçmektedir.

II. İdame modelinde de müfredat, iki dilde sunulmaktadır. Fakat buradaki temel fark, anadilde alınan eğitimin yoğunluğunun artması ve süresinin uzamasıdır.

III. Zenginleştirici modelde ise idame modelinin bütün özellikleri korunmakta, buna ek olarak azınlık dilini konuşmayanların da o dili öğrenmesi teşvik edilmektedir. Bu modelin, ayrımcılığı azalttığı, empatiyi geliştirdiği ve kaynaşmayı kolaylaştırdığı savunulmaktadır.

IV. Son olarak Miras modeli ise az kişi tarafından konuşulan ve kaybolmakta olan dillerin, eğitim dili olarak kullanılması yoluyla korunmasını amaçlamaktadır.
2 beğen · 0 yorum
Metin Şahin

Metin Şahin

@azadjiyan04

Umut Mekanları - David Harvey
Umut Mekânları kitabı ‘Eşitsiz coğrafi gelişmeler, Küresel Uzamda Bedenler, Ütopik Moment ve Alternatifin çokluğuna dair sohbetler’ olmak üzere dört kısımdan oluşmaktadır. Bunun yanı sıra bir giriş ve bir de kitabın sonunda David Harvey’in Ütopyası olarak niteleyebileceğimiz bir ‘Edilia ya da Ne İstiyorsan Onu Yap’ kısmı var.

Harvey bu kitabında küreselleşme ve beden arasında yakın ilişki kurmanın bir yolunu gösteriyor. Kullandığı mantık ise ‘Tarihi-Coğrafi Materyalizm’ adını verdiği ilişkisel bir diyalektik anlayışına sahip yaklaşımıdır.

Giriş kısmına Marx’ın dönüşü adlı bir bölümle başlıyor ve neden Marksizm’e yeniden başvurmamız gerektiğini açıklıyor. Buna da okuyucunun rahatlıkla anlayabileceği bir yanıt veriyor. Örneğin, çocuksever biri olan Kathy Lee Gifford’u, Wal Mart aracılığıyla sattığı giysilerin Honduras’ta 13 yaşında çocuklar tarafından bir hiç karşılığında haftalarca maaş almadan dikildiğini öğrenince afallatan piyasa fetişizminin Marx’ın kapitalist sistem eleştirilerinde var olduğunu dile getiriyor. Ayrıca Endonezya ve Vietnam’da Nike işçilerinin çalışma koşullarının korkunçluğunu anlatan onca gazete haberine rağmen, Michael Jordan’ın 30 milyon dolar karşılığında Nike reklamına çıkması gibi hususların Marx’ın Makineleşme ve Modern Sanayi bölümünün ana konuları olduğunu belirtiyor.

Harvey’e göre günümüz metropolü gerek yaşamsal, gerek sanatsal bakımdan yoksullaşan yerlerdir. Metropollerin neden bu hususlarda yoksullaştığını bize açıklamaya çalışıyor.

Harvey, Umut Mekânları kitabında iki farklı kavram üzerinde duruyor. Bunlar Küreselleşme ve Beden. ‘’Küreselleşme’’ mevcut söylemler arasında en makro düzeyde olandır, buna karşılık beden toplumun işleyişini anlamamız açısından en mikro düzey olandır.

Harvey’e göre Küreselleşme neo-liberalizmin, cesur yeni dünyasıyla özdeşleşen bir kavram haline gelmiştir. Sol bu söylemi dünyanın içinde bulunduğu durumu tasvir eden bir kavram olarak benimsedikçe, kendi siyasal açılımlarını kısıtlamıştır.

Harvey’e göre beden’e duyulan ilginin artmasının iki önemli kaynağı vardı. Öncelikle ‘ikinci dalga feminizm’ olarak anılan akımın sorduğu sorulara ‘doğa-çevre’ problemine girmeden yanıt bulmak mümkün değildi. Bu yüzden bedenin statüsü ve kavrayışının kuramsal tartışmanın merkezine oturması kaçınılmazdı. Beden’e geri dönüşü açıklayan ikinci dürtü ise genel olarak postyapısalcılık, özel olarak da yapıbozum akımlarından kaynaklandı. Bu iki geniş akımın kesişmesi, anlama zemini olarak bedene yeniden ilgi duyulmasını sağladı ve en azından bazı çevrelerde beden, siyasal direniş ve özgürleşme siyasetinin ayrıcalıklı mekânı oldu.


Harvey, kitabın son bölümünde ise uzamsal ve zamansal ütopyaların olumlu/olumsuz yanlarını değerlendirdikten sonra, "diyalektik ütopyacılık" adını verdiği yeni bir ütopyacı düşüncenin genel hatlarını çizerek bir alternatif model düşünmemizi yani ‘hayal dünyamıza’ başvurmamız gerektiğini belirtiyor. Eşit, doğayla barışık, cinsiyet özgürlükçü ve adil bir toplumu nasıl inşa etmemiz gerektiği hususunda kendi ‘ütopyasını’ açıklıyor.
ataç ikon Umut Mekanları
kitaba 8 verdi
2 beğen · 2 yorum
(@)
Elinize sağlık... Güzel bir kitaba dair güzel bir inceleme..
25.01.16 beğen cevap
Metin Şahin (@azadjiyan04)
Teşekkür ederim.
25.01.16 beğen cevap