up
ara
Katılım Tarihi : 11 Ağustos Cuma 2017 13:37 - 740 gün
Bardamu

Bardamu

@bardamu

Kahramanımız ve aynadaki görünmez yüzümüz Clamence. Camus kitapların da genellikle bir karakter üzerinden bizi bize anlatır.
Düşüşte bunlardan bir tanesi.

Kitabın sayfa saysınının az oluşu onun bir çırpıda okunacağı izlenimi yaratsa da öyle olmuyor. Altı çizilecek o kadar çok cümle var ki.

Clamence'ın itiraflarını okurken tanıdık yüzlerle karşılaşıyoruz.Hani o haberlerde izlediğimiz hayatını kaybetmiş birinin ardından , hayatının herhangi bir parçasında pekte önemli yeri olmayanların kamerayı görünce kendine en önde yer arayışlarını,yanı başımızda meydana gelen bir kazanın ardından durup yardım etmek yerine gaza kökleyişimizi ,nasıl olsa birileri yardım edecektir düşüncelerimizi ,şimdi başıma iş alırım deyip geçiştirmelerimizi ,bir kadın/ erkek uğruna insanlığa yakışmayacak durumlara düşüşlerimizi , zaaflarımızı , yalanlarımızı ,bana göre büyük bir ustalıkla vuruyor yüzümüze.

Kitabı ikinci okuyuşum ve iyi ki bir kez daha okumuşum diyorum sayfaları çevirirken . Kaçırdığım o kadar yer olmuş ki .

Bu adamı ve kitaplarını sevmemin bir başka nedeni ise aynı pencereden bakıyor oluşumuz hayata ve insanlara .

Bakın burada ne buldum.

"Ah! Azizim , yalnız ,tanrısız ve efendisiz kimse için günlerin yükü korkunçtur.

Bu cümleden sonra bir de etrafınıza bakın.Nasıl da kesişiyor hayatımızla.

Bir de bu,
"En fazla yer kapladığım anda ortada yoktum".

Kimsenin kimse için pek fazla önemi yok aslında. Önemli olan sadece kendimimiz ve bunu kabul etmekte bir hayli zorlanıyoruz.

Bu Düşüş Clamence 'ın değil insanlığın düşüşüdür.
ataç ikon Düşüş
kitaba 10 verdi
0 yorum
Bardamu

Bardamu

@bardamu

Jack Kerouac in okuduğum ilk kitabı .Kitabın kısa oluşu onun bir çırpıda okunabileceği anlamına gelmiyor.Yani en azından benim için öyle oldu. Okurken bir hayli zorlandım.

Çok fazla karakter ve mekan ismi var. Bir olayı anlatırken kesip başka bir ayrıtıya giyiyor.Bu ayrıtıyı okurken anlattığı konuyu unutuyor insan. Okurken sıkıldım. Ara verdim kafamı toparlayıp tekrar okudum ama kitabın içine bir türlü giremedim.Oysa ben yeraltı edebiyatını bir hayli severim. Irvine Welsh ,Chuck Palahniuk,Ingvar Ambjornsen , John Fante , Bukowski gibi yazarların kitaplarını severek okumuşumdur.
Ama bu kitap beni fazla yordu ve pek keyif alamadım.

Yeraltı edebiyatında argo vazgeçilmezdir. Eğer sokak jargonuna yabancıysanız cep telefonunun internete bağlı olduğundan emin olun . Kitabı okurken bir çok kez bu ne demek deyip internete başvuracağınızdan eminim. Aksi halde pek birşey anlamayacaksınız.

Kitabı severek okuyanlara da haksızlık etmek istemem. Benim beklentimi karşılamadı.
ataç ikon Yeraltı Sakinleri
kitaba 5 verdi
1 yorum
lililerle (@lililerle)
Keyifle okudugum kitaplardan biri.Söylenene gore Kerouac 3 gecede yazmıs bu kitabını ve hatta Leo da kendisini yansıtmıs bu yonüylede gercekliği kurgusallığına gore daha baskın.Dedigin gibi kisi mekan fazlalığı yoruyor ama karakterlerin ruhsal cözümlemeleri muhtesem...
25.08.17 beğen cevap
Bardamu

Bardamu

@bardamu

Benim canımı sıkan o uzun kuyruklara girip enseleri izlemek zorunda kalmaktı.Enseler yüzler kadar iğrenç değillerdi ama gene de insaı dehşete düşürmeye yetiyorlardı. syf140
ataç ikon Bana Aşkını Getir
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
0 yorum
Bardamu

Bardamu

@bardamu

Asılırken dikkat etmen gereken tek şey,boşlukta kaldığın anda ağırlığını olabildiğince aşağı vermek .Boynun mutlaka kırılmalı .Yoksa oltanın ucundaki balık gibi sallanırsın.Utanç verici.O kadar izleyenin önünde bir balığa dönüşmek .Bu yüzden tek hamlede ölmelisin.Düşüp kalmalısın. Titremek yok, sarsılmak yok,spazm yok.Seni asanlardan yüksekte olduğun müddetçe sorun yok.Ayakkabılar önemli . Gözleri alacak kadar cilalı olmalı.İzleyenlerin kursağında kalmalısın.Ayakkabılarını kıskanmalılar.Pantolon ütünü de.İdamda kıyafet çok önemlidir.Bunu bildikleri için de ilmeği boynuna geçirmeden önce kefen giydirirler.Ama her şey hatıralarında kalır.Gözlerin solar ama üzerindeki kumaş parlamaya devam eder.syf 39
ataç ikon Ziyan
kitaba 8 verdi, inceleme eklemedi.
0 yorum
Bardamu

Bardamu

@bardamu

Karamazov Kardeşler
Öncelikle belirtmeliyim ki bu kitap Dostoyevski'nin hayatından en çok izler taşıyan kitabıdır.
Bir Kumarbaz gibi sadece hayatının bir bölümünü içermemektedir.
Suçluluk ve pişmanlık anlatılmak istenen olguların en başında gelmektedir ve sürekli bir sorgulama vardır. Babayı , Tanrı yı adaleti çocukları ,aşkı , suçu ve cezayı ...
Bu bir cinayet romanı değildir ayrıca bu bir aile dramıdır.
Dostoyevski nin babası da tıpkı Fyodor Karamazov gibi kendini düşünen cimri ve çocukları ile arası iyi olmayan bir babaydı ve sonunda o da cinayete kurban gitmiştir.
Dostoyevski babasına yazdığı mektupta şöyle der ."Oğlunun senden harçlık istemesi için sana başvurmasını bir fazlalık olarak kabul edebiliyor musun? Tanrı tanığım olsun ki, bu ne kişisel ihtiyaçlarım, ne de imkânsızlıkların sonucu. Herhangi bir şekilde seni nasıl soyabilirim"
Bu cümle herşeyi özetliyor sanırım.
Senden istediğim para (Mitya'nın babasından hakkı olanı istemesi gibi )
sonucu beni hor göremezsin. Ben senin oğlunum ve sen bu parayı bir nedene dayandırarak olumsuz düşüncelere içerisine giremezsin. Bir çocuk babasını soymak gibi bir düşüncede bulunabilir mi ? peki ya baba çocuğunun kendisini soyma düşüncesi içinde olduğunu düşünebilir mi ?
Kitabın sayfa sayısı sizi korkutmasın.Bazı bölümler uzatılmış gibi olsa da (ben öyle düşünüyorum)kısa sürede okunacağına inanıyorum.
Uzun aralıklarla okumak niyetindeyseniz hiç okumayın daha iyi. Zira bu karakter kimdi şu da nereden çıktı kim kimdir nedir diye karıştırırsınız.
Bura da beni en çok düşündüren şu olmuştur. Savunma avukatı şöyle diyor aklımda kaldığı kadarıyla.
Çocuklarına haksız yere acı çektiren bir babaya el kaldırmak , onu öldürmek suçmudur ?
Gerçek baba nedir ?Duygulu birçocuğun bu duruma gelmesinin suçlusu kimdir.Öldürülen Karamazov baba denmeye layık değildir.
Bu durumda onu öldürdüğü söylenen Mitya (dimitri)suçsuzdur.
Gerçekten de ölümü hakettiğini düşündüğümüz insanları öldürmek suçsuz olduğumuzu gösterir mi ? Yoksa her ne olursa olsun kimse öldürülmeyi haketmez mi ? Bu düşünceyi kendi ailem arasında da çokça kez tartışmışımdır.Ne düşündüğümü burada söyleyip polemik yaratmak istemiyorum.
Alyoşa ya gelince her yerde yazar zaten .Dostoyevski bu karaktere 3 yaşında ölen çocuğunun adını vermiştir ve bu şekilde ölümsüzleştirmiştir. İçindeki inanç kırıntılarını Alyoşa ile yaşatmıştır.
Eyleme dökmediğin sürece düşünce suçmudur. Bir babayı öldürmeyi düşünmekten bahsetmiyorum bu kez.
Mitya'nın sürekli ikilemde kaldığı ve kendini sürekli suçladığı konudan , kendisine başkasına verilmesi söylenen paranın bir kısmını harcayıp diğerini geri vermeyişinden bahsediyorum. Geri vermiyor ama harcamıyor da . O halde o parayı çalmış sayılmam diye düşünüyor. Ama bir amaç için saklıyor .Gureşenka için. O zamana kadar parayı yerine koyarım.Bu şekilde hırsız da sayılmam.
Bu da çok düşündürücü. Bir yanda vicdan ruhu sürekli yaralarken diğer yanda nefs kendine mantıklı nedenler bularak bu yarayı bir şekilde tedavi etme peşinde.
Sonuç olarak bu kitap babaya el kaldırmanın değil Tanrıya başkaldırmanın kitabıdır. Kişinin içsel savaşıdır. İyi ve kötünün...
ataç ikon Karamazov Kardeşler
kitaba puan vermedi
0 yorum
Bardamu

Bardamu

@bardamu

Kitabın ilk bölümü sıkıcı gelse de ikinci bölüm telafisini yapıyor ve nedenlere nasıllara açıklama getiriyor.
Karşımız da kendi tabiriyle hastalıklı bir adam var.
Hastalığının temelinde de sevgisizlik ,dışlanmışlık, parasızlık ve en önemlisi kendine güvensizlik yatıyor.
Bunları telafi edebilmek için kendince çözümler üretiyor fakat daha fazla batağa saplanıyor.
Sürekli bir iç çatışma halinde. Kaba kuvvetle ,kendini aşağılayanların , görmezden gelenlerin ,yok sayanların saygı duyacağını düşünüyor .
Kendisinden daha aşağı konumda gördüklerine ise küçültücü davranışlar sergilemekten de geri kalmıyor.
Ezilmiş ruhunu başka ruhları ezerek tedavi etme peşinde olan bu şahıs sonunda yine yalnız kalıyor.
ataç ikon Yeraltından Notlar
kitaba puan vermedi
0 yorum
Bardamu

Bardamu

@bardamu

Kendime en yakın hissettiğim karakterlerden biridir Meursault . Olaylar karşısında oldukça gerçekçi bir yaklaşım sergiler. Artniyeti olmayan dümdüz bir adamdır. Yaptıkları ve söyledikleri için ileriye dönük planlar yapmayan ne düşünüyorsa onu söylemekte kendini sınırlamayan bir adamdır. Onun için sonucun önemi yoktur.

Çünkü tek bir son vardır. Kaybedenler Kulübünde sevdiğim bir replik vardır. "Ölümün olduğu yerde daha ciddi ne olabilir".

Hayatta tek birşeye inanır Meursault. O da ölümün gerçekliğidir ve kaçışın olmadığıdır.
Bunu şu sözleriyle anlatır."Şimdi de olsa yirmi yıl sonra da olsa yine bendim ölecek olan".

Değilmi ki insan ölecekti, öyleyse bunun ne zaman ve nasıl olacağı pek önemli değildi"

İşlenilen bir cinayetin nedenlerinden nasıllarından çok Meursault karakteri'nin olaylar karşısında ki tepkisizliğinin sorgulanmasıdır .Yabancıyı yabancı yapan.

Oysa asıl bizlerdik yabancı ve yalancı olan. Herkes gibi yaşayan herkes gibi davranan sadece kendimize yabancı olan.
ataç ikon Yabancı
kitaba 10 verdi
0 yorum
Bardamu

Bardamu

@bardamu

Kelebeklerin ve arıların arzuladığı bir çiçek olmak varken , sinekleri cezbeden bir bok parçasıydım.syf118
ataç ikon Ekmek Arası
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
0 yorum
Bardamu

Bardamu

@bardamu

İnsanın kaybetmekten korktuğu bir tanrısı ancak tanrının tükenmeyen insanları vardır. syf150
ataç ikon Azil
kitaba 9 verdi, inceleme eklemedi.
0 yorum
Bardamu

Bardamu

@bardamu

Hiçbir ölü , hayat sızdırmaz syf 35
ataç ikon Rahibinden Satılık Kilise
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
0 yorum