up
ara

‘’… yolu yok, Don Kişot um benim…’’ Nazım Hikmet

carettacaretta__

carettacaretta__

@htcdagl

Tam adıyla Miguel de Cervantes Saavedra İspanyol romancı, şair, oyun yazarı olarak tanımlanır. Bir çok kaynakta çağdaş romanın babası, modern romanın kurucusu diye belirtilir. Sebebi de tam da bu romandır. Yani La Mancha’lı Yaratıcı Asilzade Don Quijote.

Romanı özetlersek, Don Quijote-gerçek adı Alanso Quijano- kendi halinde bir insan iken çok okuduğu şövalyelik kitapları yüzünden kendisinin son şövalye olduğuna inanıp, komşusu olan Sancho Panza nın da aklını çelerek yollara düşer. Bir de zihninde belirlediği ve hiç yüzünü görmediği Dulcinea del Tobosa adını taktığı bir kıza aşık olur. Çünkü aşksız şövalye olmaz. Bu serüvende bazen komik bazen de gerçekçi ve üzücü olaylar peş peşe yaşanır; yel değirmenlerine meydan okumalar, koyun sürüleriyle savaşmalar, aslanlara kafa tutmalar… Bütün bunların sonunda ise evine dönüp mutlu mesut bir ölüm. Bir çocuk romanı izlenimi verdiği muhakkak, ama sıkı inceleme yapılıp dersler çıkartılacak ya da Cervantes her şeyi açıklamış zaten irdelemeye ne hacet dedirten yetişkinlere uygun bir roman.

Don Quijote hikayeden romana geçişin öncülerinden biri olarak kabul görmüştür. Kurgusu ve anlatım tarzıyla günümüz romanlarından kolaylıkla ayrılabilir. Özellikle romanı okumaya başlamadan önce bir geçiş romanı olduğunun öğrenilmesi romana bakışınızı olumlu etkileyebilir.

Roman müthiş akıcı diyemem bu kesinlikle kişiler arası farklılık gösterecektir. Bazı zamanlarda Don Quijote ile bir ruh olurken bazı zamanlarda başka düşüncelere dalıp onu kitapta bırakabilme ihtimaliniz var. Don Quijote yi bıraktığınız zamanlara dikkat etmelisiniz çünkü Cervantes olaylar arasında öyle hızlı bir geçiş yapıyor ki kendinizi hızla bir kargaşanın içinde bulabilir, yaralanabilir, bir kafese tıkılmış bedeniniz büyülenmiş sanabilir yahut ‘’Biz buralara hangi ara geldik?’’ diyerek sayfayı ,konuyu, kitabı başa sarıp tekrar okuma ihtiyacı hissedebilirsiniz.

Kitabın başında bulunan sunuş kısmında da güzel bir inceleme yapılmış, yani kitabı okumadan bazı detaylarla bilgilendiriliyorsunuz (benim okuduğum baskı böyleydi) . Bir de Cervantes hakkında ufak bir araştırmayla kitap-yazar zincirini oluşturabilirsiniz. Misal Cervantes gerçek hayatta Türk korsanlar-böyle geçiyor kaynaklarda- tarafından esir alınıyor, ne hikmetse Don Quijote da da böyle bir olay anlatılmakta. Aklınıza takılan bazı noktalar olacaktır muhakkak çünkü bariz uyuşmayan mevzular var (Sancho nun eşeğinin kaybı gibi) Cervantes te bunun farkına varmış olacak ki-belki de kasten o uyuşmazlıkları yaptı- ikinci cildin başında bize aklımıza takılan o bazı soruları cevaplıyor. Başka ki bir konuda Seyyid Hamid Badincani. Cervantes, romanı Badincani yazmışçasına anlatıyor bu da bir kafa karışıklığı sebebi. Biraz göz gezdirince Seyyid Hamid Badincani ye, bazı yerlerde Cervantes in Don Quijote unu Badincani nin toparladığı ve o olmasa Don Quijote yi tanıyamama ihtimalimizin olduğu, yine başka bir yerde de Cervantes in Quijote karakterini Badincani den aldığı söyleniyor(rivayetler böyle).Don Quijote incelemesi niteliğinde bazı kitaplar yayınlanmış onlarda bu tarz soruların cevapları bulunabilir belki. Bazı kaynaklarda Cervantes in Don Quijotu hapiste iken yazmaya başladığı söyleniyor. Bu da kurgunun nasıl böyle üretken tasarlandığını biraz olsun açıklar nitelikte sanırım. (‘’Don Quijote sadece benim için, bende onun için yaratıldık; o yapabildi ben yazabildim.’’ Sayfa 885-La Mancha lı Yaratıcı Asilzade Don Quijote) Bir de animasyon filmi yapılmış; ilk bölüm(1. Cilt anlatılıyor) kitapla örtüşürken, ikinci bölüm(2. Cildin anlatıldığı) çokta kitabı yansıtmıyor bence. İzlenilmesini tavsiye etmem.

Don Quijote zaten büyük bir kurgu iken peki içinde başka kurgular barındırması… Kitap bir nevi matruşka bebek seti. Kurgu içinde kurgu var derken ikinci kurgunun içinde de bir kurgu ve onun içinde de bir kurgu diyebileceğimiz olaylar silsilesi ile karşı karşıyayız Don Quijote ile. Kurgu nun çokça olması beyni yorarken bir de Don Quijote un sürpriz yumurtayı andıran karakteri okuyucuyu ayrı bir havaya sokuyor. Nasıl sürpriz yumurta diye soracak olursak şu şekilde; evet dışı çikolata kaplı yumurta ama içinden nasıl bir oyuncak çıkacak bilmiyoruz. Quijote de tıpkı bu şekilde bir düşünce sisteminde. Yani bir olay gerçekleşiyor ama Quijote olaya öyle farklı bir bakış açısı oluşturuyor ki yaşanan her farklı olayda artık onun nasıl düşündüğünü tahmin edemez bir duruma düşüyorsunuz. Bu konuda tek fikir birliğimiz ise Quijote nin büyülere inanmasından dolayı bir çok şeye bu büyüdür diyerek mantıklı hale getirebilmemiz.

Romandakilerin de zihninde takılı olan bir soru da; bu kadar akıllı, mantıklı bir insan nasıl olurda şövalye saçmalığıyla ilgili bir hayal dünyasını gerçek hayata taşır ve böyle yaşayabilir? Şövalyelik konusunda deli denilen bu adam diğer meselelerde nasıl böyle mantıklı olabilir? Şöyle bir sonuç çıkarabiliriz bundan; insan beyni ve kalbi kişi neye isterse ona inanır. Yaşadığımız hemen hemen her şey bizim ürünümüz; Belki farkında olarak belki de bilinç altımızın bize yaptırdıkları-bir tutam telepati de ekleyebiliriz bunlara-. Aslında şövalyelik olmasa çok akıllı adam denebilecek Quijote larız galiba.

Peki Cervantes okuyucuya kendine gel sopasını nerede vuruyor? Don Quijote akıl almaz bir hızla şövalyelik fikrinin saçma olduğunu ölüm döşeğinde anlıyor ve çok aklı başında bir Hristiyan olarak ölüyor. Bu biraz neydik ne olduk dedirtiyor insana. Güzel bir heyecan ve hızla başlayan macera (gerçekten birkaç sayfa sonra yollara düşüyor Quijote şövalyeyim diye) nasıl olurda o kadar badire atlattıktan sonra bir anda gerçekleri kabullenme ile bitebilir? Bitebiliyormuş öğrendik.

Ee romandan çıkarılabilecek asıl meseleler ne? Fikrimce her insanın içinde bir Don Quijote yatmakta. Hepimizin hayatında kafayı fena taktığı bir olay, belki birine ait bir kurgu, belki hayalimiz, belki bağlandığımız bir insan- hayvan-nesne vs. var. Ve Quijote gibi bizde bu bağlılığımızın yahut merakımızın üstüne gider, onu irdeler didikler isek içimizdeki Mahsun Yüzlü Şövalye ortaya çıkabilir. Bu demek olmuyor ki üstelemeyelim bu saydıklarımızı. Üsteleyelim lakin tüm hayatımızı etkileyecek şiddete vardırmayalım. Demem o ki kontrolü elden bırakmayalım.

Gel gelelim Cervantes neden yazdığını açıklamış Don Quijote u; ‘’…benim tek isteğim,şövalye kitaplarının uydurma, saçma öykülerini, insanların gözünden düşürmekti; benim gerçek Don Quijote min öyküleri sayesinde tökezlemeye başladılar bile; hiç şüphe yok, sonunda yere kapaklanacaklar.’’ sayfa 885-886
ataç ikon Don Quijote
9.1 (48 oy)
0 yorum