up
ara

Burak

Our posturings, our imagined self-importance, the delusion that we have some privileged position in the Universe, are challenged by this point of pale light.
Burak

Burak

@burakinanli - Kocaeli / İzmit

Keşke böyle insanlar olmasaydık da, bu film çok iyi çekilemeseydi
İbrahim, "Eğer bunu yapmamızı istemiyorsan, bana bir işaret ver." diye dua ediyordu.

Nisa/15: İçinizden zina eden kadınları yargılamak için dört şahit getirin.
Nur/6: Eşlerini zina ile suçlayıp, kendilerinden başka şahidi olmayanlar; kendilerinin doğru söylediğine dair dört defa Allah'ı şahit tutarak yemin etsinler. Beşinci yeminlerinde, 'Allah'ın laneti, yalancının üzerine olsun' desinler. Zina ile suçlanan kadın, dört defa Allah'ı şahit tutarak yemin eder, beşinci yemininde 'Allah'ın laneti yalancının üzerine olsun' derse; Allah, o kadından o cezayı kaldırmıştır.
Nur/23: İffetli kadınlara zina iftirasında bulunanlar, dünyada ve ahirette lanetlenmişlerdir. Onlar için büyük bir azap vardır.

Başka işarete gerek var mıdır?

"Siz Allah'a dininizi mi öğretiyorsunuz?" diyordu ayet. Bugün, istediğimiz hayatı yaşayabilelim diye Allah'a din öğretiyoruz.
Soraya'yı Taşlamak
filme 10 verdi
0 yorum
Burak

Burak

@burakinanli - Kocaeli / İzmit

Hayatım boyunca yapacağım tek kitap incelemesi bu olacak sanırım. Nası başlıyosunuz ki siz bu incelemelere? Neyse, bi şekil yapıcaz artık. Her şeyden önce şunu belirtmeliyim ki, o malum olaylarla dizinin yayından kaldırılmasının ardından, seyirciyi gaza getirmek için uydurulmuş o abuk subuk finalden beni kurtaran Burak Aksak'a çok teşekkür ederim. Valla içimde çok büyük dertti o final hacı. İsmail abi balıkmış da bilmem neymiş, pis be. Hayır, annesinin renkli bir hayat istediğini bildiği için renkli giyiniyor bu adam, niye balık ettiniz anlamadım ki. Neyse sakinim.

11 Nisan 2018 saat 10:45'te başladığım kitabı, bitmesin diye süründüre süründüre nihayet bugün bitirdim. Ne kadar bitmesin diye uğraşsanız da, her güzel şey bir gün bitiyor. Diziyi üç kere baştan sona bitirince "artık şu diziyi rahat bırakayım da kitabını okuyayım." diyerek başladım kitaba. Açık söylemem gerekirse çok da bir beklentim yoktu. "Görselliğe alışmış beynimize, metinler duyguları ne kadar aktarabilir ki?" diyordum. O işler öyle olmuyormuş. Kendimi tutamayıp yerlerde tepine tepine güldüğüm de oldu, evdekiler "aha oğlan delirdi" demesin diye ağlamamak için kendimi tutmaya çalıştığım da. 25 yaşımda ilk defa bir kitap yüzünden ağladım arkadaş bu nedir. Neyse.

Burak Aksak, ülkedeki acayip kalemlerden biri. Bu adam öldüğünde ülke bir daha eskisi gibi olmayacak galiba. Korkutucu. Nasıl bir kafa, mezarlıkta geçen bir sahneyi komik yazabilir? Veya kendi baba özlemini yazdığı bir sahnede okuyucuyu güldürebilir? Bunların hepsi benim abartmam olabilir lakin aklım almıyor bunları.

Bir tebrik de Alper Atakan'a lazım. Adam o kadar diziyle bütünleşen müzikler yapmış ki, okuduğum hemen her sahnede ilgili fon müziği beynimde çalıyordu.

Hep övmek olmaz biraz da gömmek lazım. Kitapla ilgili en çok canımı sıkan şey argo diliydi. Leyla ile Mecnun kendi argo lugatını oluşturmuş bir iş iken, çoğu yerde "hass*ktir" gibi bir küfür görmek beni sıktı. Sorun "hass*ktir"in kendisi değil, senin bir ton tabirin var arkadaş, hass*ktir ne. Hani tuvalet terliği? Hani ıslak duş perdesi? Hani kulpu kırık çaydanlık? Bu arada kitapta geçtiği için gürül gürül söyledim ama sansür var mıydı burda? Neyse dur sansürleyeyim. Bir diğer gözüme çarpan negatif, karakter dağılımıydı. Çoğu insana Leyla ve Mecnun'u görmek yeter sanırım ancak ben, Yavuz ve Zeynep'i de daha sık görmek isterdim. Tabi herkesi bol bol gösterse kitap 500 sayfa olurdu orası da var. Kendi tezimi çürüttüm resmen. Ama olsun yine de isterdim.

Sonuç olarak toparlamak gerekirse, Leyla ile Mecnun'u izlemiş, beğenmiş, bir daha izlemiş bir daha beğenmiş ve bunu muhtelif kereler tekrar etmiş bir insansanız, bu kitabı okuyun, okutun. Bu arada, diziyi izledikten bir süre sonra kitabı okuduğunuzda eski bir dostu görmüş gibi falan olmuyosunuz. Baya diziyi izlemeye devam ediyomuş gibi oluyosunuz. Ben öyle oldum en azından. Bide, ölmeye hazır olduğunuz bi zamanda okuyun, finalde bi küçük ölüyosunuz çünkü.

Ha unutmadan, İsmail abi! O gemi kesin gelecek bi gün, ben biliyorum.

Not: Metin kasıtlı olarak konuşma diliyle yazılmıştır. Göndermeleri hep Burak Aksak mı yapacağıdı?
ataç ikon Leyla ile Mecnun
kitaba puan vermedi
7 yorum
aslı seloğlu (@asliseloglu)
Çok yerinde tespitler ? ben de okurken aynı hissiyatlara kapılmıştım. İfade ediş tarzınız da hoş, daha sık inceleme yazın bence.
27.06.18 beğen cevap
Burak (@burakinanli)
Çok teşekkürler.
28.06.18 beğen cevap
Dünyayıkurtaracağım (@dunyayikurtaracagim)
Diziyi bende çok seviyordum. Ancak kitap bende aynı etkiyi yaratmadı. Evet özlemiştik, kavuşmuş gibi olduk ama gereken önem verilmemişti kitaba. Kendi adıma söylüyorum, daha çok maddi çıkar için yapılmış bir projeydi. Benim beklentim şu şekildeydi:
28.06.18 beğen cevap
Dünyayıkurtaracağım (@dunyayikurtaracagim)
Diziyi etkileyen iki olay oldu, birisi kavga olayı yüzünden kadro değişti diğeri gezi parkı olayları. İster tek bir Leyla olsaydı ve diziye ilk başladığında kafasından geçenleri aktarsaydu ya da zaten aylarca iki üç Leyla'ya alıştım onlarla bütünleştim diyorsa onların finalini yapsaydı. Ben böyle bir kitap bekliyordum ve hayal kırıklığına uğradım.
28.06.18 beğen cevap
Dünyayıkurtaracağım (@dunyayikurtaracagim)
Kafamda ki acabalar çözüme ulaşmadı. Ve Oğuzhan Uğur'un programında devamı gelebilir dedi. Yayınevi tanıtmak ve kazanç sağlamak için tek bir final yapmamış kanımca.
28.06.18 beğen cevap