up
ara

burcuuuuk

hayatta hiç bir şey için geç olmayacağına ve asla ümit ve ideallerini kaybetmeyen insanlardan olmak gerektiğine inananlardanım...
burcuuuuk

burcuuuuk

@burcuodaci

Aaaah ah! Nasıl içim burkula burkula okudum şu kitabı bir bilseniz. İsmi ve bir zamanlar epey popüler oluşu nasıl da yanıltmış ve ne kadar da geç kalmışım okumaya. Bilmediğimiz şeyler mi sanki bu kitapta yazılanlar. ..Tabiki hayır, bildiğimiz ama unuttuğumuz, bildiğimiz ama görmezden geldiğimiz, üç maymunu oynadığımız şeyler. 25 yıllık hekimliğinden sonra oyuncu ve senaristmiş şimdi Ercan Kesal, bilmiyordum. Anıları var bu kitapta, hem çocuk gözüyle, hem genç, hem hekim, hem de baba... Seksenli yıllar, darbe, faili meçhuller, kayıplar. Canım ülkemin acı ama gerçekleri...
Sohbet tadında, sıcak, samimi bir dille yazılmış kitap. Bir solukta okumalık. Tavsiye ederim.
ataç ikon Peri Gazozu
kitaba 10 verdi
3 beğen · 0 yorum
burcuuuuk

burcuuuuk

@burcuodaci

İki gün boyunca nadiren elimden bırakarak soluksuz okuduğum Çİ bitti. Hem de beni müthiş bir merak duygusunun tam ortasında bırakarak. ..
Fi'de olduğu gibi Çi'de de aşk, tutku, ihtiras, saplantı, para, güç, iktidar var. Ha bir de satılmış medya var, isyan eden halk var, gaz var toma var, polis tarafından dövülen, öldürülen gençler var, halkı uyutmak ve sömürmek için dini kullanan sözde dindarlar var. Kısacası bu kitaplarda gerçek hayatın kurgulanmış hali var. Bildiğimiz ama söze dökemediklerimiz, aaa hakkaten yaa dediklerimiz, yaa cidden öylemiymiş dediklerimiz ve daha bir çok şey var. Başta psikoloji olmak üzere, felsefe, sosyoloji, kişisel gelişim adına birçok şey. ..
Ben severek okudum, canı gönülden de tavsiye ederim. Okuyun. Pişman olmazsınız.
ataç ikon Çi
kitaba 10 verdi
1 beğen · 1 yorum
Merve Aşıkmuslu (@merveasikmuslu)
Merhaba bi arkadasima hediye etmek için bu kitabı arıyorum. Sizde varsa bana satmak ister misiniz?
26.11.17 beğen cevap
burcuuuuk

burcuuuuk

@burcuodaci

Bu kitabı okumaya başladığımda ne hakkında olduğuna dair hiçbir şey bilmiyordum. Tek bildiğim çok fazla kişinin okuduğu ve büyük çoğunluğun beğendiği idi. Okumaya başladığımda kitapla ilgili yapılan yorumlara da bakmaya başladım, şaşırdım. Aynı kitabı okuduğumuzdan emin olamadım önce. Kitap ilerledikçe şaşkınlığım daha da arttı. Sonuna geldiğimde anladım ki bir kitabı okumak ve anlamak arasında çok fark var. Bazıları bu kitapta uçkurunun peşinde koşan ve istediği kadını elde etmek için her şeyi yapan bir adamın hikayesini okudular. Bazıları kalleşliği, namussuzluluğu övüyor sandı. Bu kitabı nasıl okudular bilmiyorum ama kitabın vermek istediği mesajları alamadıkları kesin. Yazarın da dediği gibi bu kitap insanın en ilkel içgüdüsü olan güzelliğin peşinden gitmeyi konu almış ve romanı bunun üzerine kurgulamış. Ama bu sadece ön tarafta görünen. Arka planda insanın kendini keşfine, hayat mücadelesine, kendi varoluşunu gerçekleştirmesine, sistemin bozukluğuna, sanatın, adaletin talan edilmişliğine, gücün ve paranın insanlar üzerindeki etkisine, insanların kendilerine bile itiraf edemedikleri çirkin taraflarına, birey olarak nasıl uyutulduğumuza ve kendimizden uzaklaştırıldığımıza dair şeyler var. Bunları okumak, gerçekle yüzleşmek bazılarına zor gelebilir ya da sistemin eleştirilmesini hazmedememiş olabilirler. Olsun, bu onların sorunu. Ben kendi adıma bu kitaptan ne çıkardığıma bakar, yazarına teşekkür ederim.
"İyi bir hikaye asıl bittiğinde başlar. "
ataç ikon Fi
kitaba 10 verdi
32 beğen · 1 yorum
hazel duru (@hazelduru)
ÇOK GÜZEL YORUM... TEBRİK EDERİM.. KENDİNİ BİLMEK ZOR ZANAAT ...GERÇEKLE YÜZLEŞMEK OLUŞTURDUĞUNUZ VARLIĞINIZI TEHDİT EDER...
11.08.15 beğen cevap
burcuuuuk

burcuuuuk

@burcuodaci

Diyelim ki genç bir tiyatro aşığısınız ve anne babanız da çok iyi birer tiyatro oyuncusu. Bir gün bir süredir sizi izleyen ve aslında tanıdığınızı sandığınız kişi olmayan bir arkadaşınız size önemli bir göreviniz olduğunu ve bu görevin de Shakespeare'i kurtarmak olduğunu söylese ne yapardınız?
Oyunlarındaki karakterlere can verdiğiniz Shakespeare'in rahip olması yönündeki baskılardan kurtulması ve onun dünyaca ünlü oyun yazarı ve şair olarak kalması için elinizden geleni yapar mıydınız yoksa onun bir rahip olarak hayatına devam etmesine kayıtsız mı kalırdınız?
Stephen tarafından bu zorlu görev için şimdiki zamandan 1581 yılına yolculuk yapan Miranda, Elizabeth dönemi İngiltre'sinde yaşayan bir genç kız olarak Shakespeare'in rahip olmaması ve içindeki cevheri heba etmemesi için elinden geleni yapmaya kararlıdır, bu uğurda ruhunu ve bedenini Shakespeare'e teslim etmesi gerekse bile...Ancak başına hiç de beklenmedik bir şey gelir ve kendisini zaman yolculuğuna çıkaran Stephen'e aşık olur. Bir yanda hiç beklemediği bir anda karşısına çıkan aşk, diğer yanda tüm insanlığın hayatının akışını etkileyecek olan Shakespeare'in hayatına vermek üzere olduğu yön...
Miranda'nın tercihini merak ediyorsanız bu kitabı mutlaka okumalısınız...
ataç ikon Shakespeare'i Öpmek
kitaba 6 verdi
0 beğen · 0 yorum
burcuuuuk

burcuuuuk

@burcuodaci

Bu kitapta Tengo ve Aomame adlı iki karakterin hikayesi var. Kitap bir bölüm Tengo bir bölüm Aomame şeklinde ilerliyor. Bambaşka iki hayat tarzına sahip ailelerin çocukları olan bu ikili sadece ilk okulda iki sene aynı sınıfta okudular, bu süreçte de sadece bir kez iletişim kurdular, o da Aomame'nin Tengo'nun elini kısa bir anlığına sıkıca tutup sonra hiç konuşmadan çekip gitmesi şeklindeydi. Bu kısacık teması 20 yıl boyunca birbirlerini hiç görmemiş olsalar da ikisi de unutmadı. Küçücük yüreklerine ektikleri sevgi tohumunu birbirlerinden habersizce gün be gün büyüttüler. Birbirlerine kavuşmak için şiddetli bir istek duysalar da birbirlerini aramak için hiçbir şey yapmadılar. Kaderin onları karşı karşıya getireceği anı beklediler. Ama ne var ki, gerçek dünyada yolları hiç kesişmedi.

Tengo ve Aomame'nin kavuşabilmesi için gökyüzünde biri büyük biri küçük iki ayın olduğu bir dünya gerekliydi. Birbirlerinden bağımsız olarak karıştıkları olaylar onları 1984 yılından çıkarıp 1Q84 yılına getirdi ve sorularla dolu bu dünyada cevapları ararken birbirlerine ulaştılar. Ancak bir sorun vardı. 20 yıl aradan sonra kavuşan ikili peşlerinde olan gizli güçleri atlatıp tekrar 1984 yılına dönmek zorundaydılar ve bunun için akıllarına gelen tek yolu denemekten başka çareleri yoktu.
Sizce Tengo ve Aomame huzurlu ve mutlu bir hayata kavuşabilmiş midir?
Ben sonunu biliyorum, merak ettiyseniz okuyun derim.
ataç ikon 1Q84
kitaba 10 verdi
3 beğen · 1 yorum
nilgün pamuk (@nilgunpamuk)
yazarın sınırın güneyinde güneşin batısı kitabında da benzer bir durum vardı. okudunuz mu bilmiyorum ama orada da 10 saniyelik bir elele tutuşmanın etkisi yıllarca sürdü. orada da taraflardan biri hiçbirşey söylemeden ortadan kayboldu ve araya yıllar girdi vs. acaba yazar benzer malzemeleri kullanıp bunlardan mı beslenmekte? diye aklıma takıldı şimdi.
08.01.15 beğen cevap
burcuuuuk

burcuuuuk

@burcuodaci

Yaz'da, olaylar Kıbrıs'ta başlıyor ve İstanbul'da devam ediyor. Bu süreçte annesini bebekken kaybetmiş bir çocuğun büyümesine şahit oluyoruz. Kıbrıs'taki Türk-Rum çatışmalarının en hararetli dönemine rastlayan çocukluk döneminde de babasını kaybedip ninesiyle birlikte İstanbul'daki amcasının yanına yerleşen bir çocuk. Bu acımasız hayatın amcasını da elinden almasından sonra kahramanımız amcasının kendisine bırakmış olduğu kitaplara sarılıyor sımsıkı. Kitapların dünyasından bir koza örüyor kendisine. Sonra bir gün kelebek olup çıkıyor kozasından ve böylece hayatında daha doğrusu duygu dünyasında bir takım değişiklikler oluyor. Devamını merak edenler kitabı okusun lütfen :)

Bu kitapta sevemediğim tek şey, yazarın yaşamış olduğunu iddia ettiği büyük olayı bir türlü anlatmaması ve her iki-üç sayfada bir anlatacağını söyleyip durmasıydı. Haa sonunda anlattı da ne oldu derseniz bana göre olay çok da büyük değildi. Kitabı okuyup bitirdiğimde "vay be" dedirtmedi. Ama dili öyle güzeldi ki ve anlatımı o kadar akıcıydı ki bu kitap kendini okuttu.
ataç ikon Yaz
kitaba 6 verdi
0 beğen · 0 yorum
burcuuuuk

burcuuuuk

@burcuodaci

Nedendir bilmem bende Ahmet Ümit kitaplarına karşı bir antipati vardı. Sanırım yazarın okuduğum ilk ve tek kitabının "Aşk Köpekliktir" olmasının etkisi çoktur bunda. Tüm ön yargılarıma rağmen hem adıyla hem de kapak tasarımıyla dikkatimi çeken bu kitabı okumak istedim. Ne yalan söyleyeyim, kitabın adından dolayı bir eşcinsellik hikayesiyle karşılaşacağımı düşünmüştüm ve Ahmet Ümit hakkındaki bilgisizliğimden dolayı da basit bir polisiye roman okuyacağımı sanmıştım. Ama bu kitap benim tüm ön yargılarımı yerle bir etti ve Ahmet Ümit gibi bir yazara bunca geç kaldığım için beni üzdü. Neyse efendim, zararın neresinden dönülse kardır değil mi?
Kitap hakkında çok fazla şey anlatmayacağım. Bu kitapta ne var biliyor musunuz?
Tarih var, bir kentin ve bir ülkenin tarihi. Bu kitapta Gezi var, bu kitapta 6-7 Eylül olayları ve bu olaylar yüzünden yerinden yurdundan edilenler var. Bu kitapta ezilmiş, yalnız bırakılmış, derdine derman bulunmamış, itilmiş, ötekileştirilmiş insanlar var. Bu kitapta devletin ya da diğer insanların el uzatmadığı insanların yalnızlığı, çaresizliği, öfkesi ve kini var. Ve çözülmesi gereken bir cinayet...
Ahmet Ümit öyle güzel yazmış ki, kendinizi olayların içinde sanıyorsunuz. Hikayeden bir an bile kopmuyorsunuz. Ve yazarın aydın sorumluluğunu satır aralarında hissediyorsunuz. Okuyun lütfen, pişman olmayacaksınız.
2 beğen · 0 yorum
burcuuuuk

burcuuuuk

@burcuodaci

"Anayurduma selam söyle benden. Benden selam söyle Anadolu'ya...Toprağını kanla suladık diye bize garezlenmesin. Ve kardeşi kardeşe kırdıran cellatların, Allah bin belasını versin."

Bu sözler ne de güzel anlatıyor aslında her şeyi. Yüzlerce yıl bir arada, iç içe, kavgasız gürültüsüz, kardeşçe yaşayan, birbirlerinin inançlarına, yaşayışlarına, hayata bakışlarına saygı duyan insanlara ne oldu da kana susamış vampirler misali şehvetle saldırmaya başladılar birbirlerine. Türkler ve Rumlar'dan bahsediyorum. Aynı toprağı ekip biçiyorlardı, aynı havayı soluyorlardı, aynı denizin tuzlu suyunda eğleniyorlardı, aynı gökyüzündeki yıldızlara bakıp kim bilir belki de aynı hayalleri kuruyorlardı. Ama bu huzurlu yaşam, bu kardeşlik, birlik beraberlik birilerinin çıkarlarına uymadı, onlar için en iyisi araya nifak tohumları ekmekti, kardeşi kardeşe kırdırmaktı en kolayı. Öyle de oldu. Barış bozuldu, Birinci Dünya Savaşı'nı ve Kurtuluş Savaşı'nı bu yaşıma kadar hep Türk yazarların eserlerinden okumuştum. Bu defa bir değişiklik yaptım ve Dido Sotiriyu'nun kitabını okudum, çok da iyi yaptım. Siz de eğer bu savaşlar boyunca yaşanan acıların bir de Yunan cephesini okumak isterseniz, Rumların neler yaşadıklarını merak ederseniz mutlaka okuyun derim.
2 beğen · 0 yorum
burcuuuuk

burcuuuuk

@burcuodaci

Zülfü Livaneli'nin evden kaçıp bir sahil kasabasına gitmesine sebep olan kitap. Sevdalım Hayat'ı okuyanlar bilir. Livaneli su niyetine içmiş Hemingway kitaplarını.
Yaşlı Adam ve Deniz'de öyle bir hikaye var ki, insana umut veriyor. Zorluklar karşısında yılmamak, yıkılmamak gerektirdiğini, şartlar ne olursa olsun sonuna kadar mücadele etmek gerektiğini söylüyor. Hatta bazen sonunda emeklerin boşa gideceğini bilsek de savaşmaya devam etmek gerektiğini vurguluyor. Biraz hüzünlü, bolca umutlu bir hikaye.
ataç ikon Yaşlı Adam ve Deniz
kitaba 8 verdi
6 beğen · 0 yorum
burcuuuuk

burcuuuuk

@burcuodaci

Siz hala Bir Avuç Mazi'yi okumadınız mı? Çok yazık.
Bu bir mübadele romanı evet, ama aynı zamanda bir ailenin hayatta kalma ve aileyi bir arada tutma mücadelesinin de romanı. Bu kitapta savaş var, acı var, ayrılık var, ama aşk da var, sevgi, dostluk, kardeşlik de var, umut da var.
Yazarın üslubu öyle güzel ki, kelimeler, cümleler sanki bir kadife gibi sarıp sarmalıyor sizi. Kitabı okurken, romanın kahramanlarıyla birlikte siz de yaşıyorsunuz olayları, hissediyorsunuz.
Kısacası "Bir Avuç Mazi" son zamanlarda okuduğum en güzel romandı diyebilirim hiç tereddüt etmeden. Şiddetle tavsiye ederim...
ataç ikon Bir Avuç Mazi
kitaba 10 verdi
0 beğen · 0 yorum
/ 5