up
ara

Büşra

Kalbim, ölü mevsimler gibisin..
Büşra

Büşra

@busratan - Ankara

Selim Temo - Mes'ut Bir Tesadüfe Altıncı Ve Son Mektup
-ve nihayet ikimiz
kaçtığımız aşkların toplamıyız-

sokakta yaralı bir it koşturuyor
iki buluşmadır koluma girmiyorsun. ve birkaç
milyon yıldır tutmadın ellerimi. benimle çıkmıyorsun
bu yolculuğa. ve ben sırf bu yüzden yenilebilirim.

bu resimden çıkıp gidiyorum. seni isteyen yanım
ölümsüz yanımdır. bulutsuz da yağan nedir? şimdi
öğreniyorum ki, gözyaşi! bu resimden çıkıp
gidiyorum. seni isteyen yanım aşk yanımdır.

babam romantik bir aşiret savaşçısıydı. çapraz fişeklik
duyardım yüzümde ona sarıldığım zaman. sonrası
jandarmalardı. ağıt kadınlardı. mezarlardı. o gün
bugündür sayrıyım. çünkü insan öldüğü yaşta kalır.

babam elin eskilerini giyerdi. ben bu yüzden ezik
olurum bayram sabahlarında. yani bir sömürgede
doğan kırılgan olur. çünkü insan öldüğü yaşta..

sokaktan askeri konvoylar geçiyor
iki buluşmadır koluma girmiyorsun. ve birkaç milyon 
yıldır tutmadım ellerini. ve ben sırf bu yüzden yenilebilirim.

yaşadığım yitirdiklerim oluyor hep. oysa tuttuğum
elleri bırakmıyorum. sonra korkuyorlar hasletimden. ne 
denli sevgiye değer olduğumu söylüyorlar. gidiyorlar 
sonra. ve biçimlendiremediklerimiz biçim oluyor bize.

ve sen haftanın deniz ertesi günleri geliyorsun. bir çizgi 
diyorsun. bir çizgideyim. sağım nere solum nere bilmiyorum.. 
seni şiir duraklarına bırakıyorum o zaman. güleç kalıyorsun.
dudakların kırışıyor kenarlarından. ellerin minnacık 
ellerin morarıyor. küçük küçük adımlarla gidiyorsun -sanki- içimden. bir şiir durağından biniyorsun. zaten yorgunsun.

ben sancıyla kıvranıyorum geceleri sayrı bir yatakta. terli 
terli seni içiyorum. çünkü yüzüme bakınca seni görüyorum. 
çünkü yorgunsun.

parçalı bulutlu şiirler okuyorum sana. şiir gibi bir çiselti 
başlıyor sonra. kanayan bir yara; yalnızlık. çıkıp kanıyorum. 
çıkıp sokakta..

sokaktaki bütün kedileri eziyorlar
iki buluşmadır koluma girmiyorsun. ve birkaç
milyon yıldır tutmadın ellerimi. ve ben sırf 
bu yüzden ezilebilirim.

biz emeklerken sevmeyi öğrenmede, kolumuzdakiler 
düşüyor. ki ölenler zafere en çok yakışanlardır! ki 
ölenler zafere en çok yaklaşanlardır! ..
oturup tekdüze ağıtlar yakıyoruz onlara. ve söz veriyoruz yarını kurtaracağımıza. ama yarına ertelemekle bugünü 
yitiriyoruz zaten. ve zaten yenik sayılırız yaşamakla!

en gizli yerimize çağıriyoruz acıyı. ve hep yenik 
düşüyoruz, çağırmakla!

sulara benziyorsun bu yüzden. sular ki dinginliğe
gelir ancak. ısınırsa uçar. soğursa kaskatı kesilir
teninden. sulara benziyorsun kapılmaya gelmez.
sulara.. bildik sulara..

sokaktan telsiz sesleri geliyor
iki buluşmadır koluma girmiyorsun. ve birkaç milyon 
yıldır tutmadım ellerini. ve ben sırf bu yüzden kaybedilebilirim.

ihmal edilmeyen telefonlar bekliyorsun, dakik ve
ilgi dolu. anne oluyorsun bütün aşıklarına. ve
çocukların oluyorlar bilmeden. ve bu resimde
kalmayı bu denli çok isterken, çekip.. çıkıp
gitmeli diyorum.

insanlar çoğalıyor etrafımda. sen yoksun.
ıssızlığımdan anlıyorum. çook uzakta oluyorum
onlar konuşurken. derken gece başlıyor. çayları
ödüyorlar ve bir parçamı alıyorlar karşılığında.

ve sen haftanın deniz ertesi günleri
geliyorsun. her aşk; yaşayamadıklarımızın
özetidir, diyorum. gülüyorsun.

seni daha önce öpmüş olmalıyım. yoksa nasıl
bulurum yüzünde gülen ağzının yerini.

sokakta ölümsüz bir yanından yaralıyorlar birini.
iki buluşmadır koluma girmiyorsun. ve birkaç
milyon yıldır tutmadın ellerimi...
1 yorum
Osman ARAT (@mavisiyah39)
Yüreğinize sağlık..
7 sa beğen cevap
Büşra

Büşra

@busratan - Ankara

Arthur Schopenhauer paylaşım fotoğrafı
Arthur Schopenhauer
Her şeyden evvel hiçbir insan mutlu değildir; bütün hayatı boyunca hayali bir mutluluk peşinde koşup durur, onu nadiren ele geçirir ve ele geçirse bile, geçirmesiyle birlikte bir yanılsamadan, bir düş kırıklığından başka bir şey kalmayacaktır geride; ve kural olarak sonunda bütün umutları suya düşecek ve limana bir enkaz halinde girecektir. O halde yalnızca her an değişip duran şimdiden ibaret olan ve şimdi sona eren bir hayatta mutluluk olmuş mutsuzluk olmuş hepsi birdir.
23 yorum
Hayata Gülümse (@hayataagulumse)
Arthur amcam hayatın bilgeliği kitabında der ki ; benim felsefem bana her ne kadar birşey kazandırmamış olsa bile beni bir çok şeyden korumuştur.'' 😂 bu felsefeciler çok fena çokkk. Sağ elle sol kulağını tutmana sebep olup, sonrasında ''böyle dedim ama bu zaten böyle'' diyorlar 😂 çok yaşasınlar dicem ama hepsi ölü 😂
13 sa beğen 1 cevap
Büşra

Büşra

@busratan - Ankara

Ah benim yaralı ruhum...
1 yorum
Osman ARAT (@mavisiyah39)
Yıllar once bu şarkıyı ahu sağlamdan dinlemistim..hala ne güzel bir eser...
7 sa beğen cevap
Büşra

Büşra

@busratan - Ankara

kalbim,  birgün elbette sana hükmedeceğim..
hüzün mevsimi 

gece 
bir tabut gibi çöker omuzlarıma 
bir ölünün iç çekmesi olur rüzgar 
hüzünle düşünürüm uzaktaki bir evi 
yıldızlar sayılmaz:hasret uzakta 
hasreti bir ben bilirim 
bir de gecenin gözlerindeki baykuş 
baykuş kötü kuş baykuş çirkin kuş 
onu hüznümle güzelleştiririm.hüznümle süsler 
bir damın üstüne oturturum 
damımın üstüne oturturum 

-sizi hiç bu kadar yakından görmedimdi 
yıldızlar sayılmaz :hasret uzakta 

abimin acıyla yontulu yüzü 
yaşlı bir güvercin gibi düşer avuşlarıma 
dağılır ses olur acısı 
ezberlediğim bir öğüdü yineler bana 
-çocuğum üşütme yüreğini 
şimdi hüzün mevsimidir bütün şiirleri gezen 
ben doğma büyüme evciyim göç benim harcım değil 
hasret bana çabuk dokunur yalnızken karanlıktan korkarım 
mesela mevsim kışsa yağmur yağıyorsa 
mesela annemde yoksa yanımda 
mesela, şimşekte çakıyorsa ben çok korkarım , ağlarım 
-ana bana kurşun dök.oku üfle 
ana ben daha çok küçüğüm. bana ninni söyle ana 

yalnızım.bunu hep söylüyorum 
yalnızım.bunu hep söylüyorum 

geceyi çarmıha geriyorum kimseler tapmıyor 
hüznümü ölçeğe vuruyorum yüreğine sığmıyor 
her şey ne kadar olabilir meraklanıyorum 
yüzüme dokundukça tırnaklarım kanıyor 
yalnızlığımı hüznümle yoğuran gece 
öyle basitsin ki sen bütün şiirlerin içinde 
biliyorum.biliyorum bunu da biliyorum 
gökteki yıldızlar kadar dizeler yazılsa da 
kendime kendimden başka kendim yok 
ne utancımı kuşanan bir sevgi 
ne çirkinliğimi öpen bir kız 

yalnızlığımdan yalnızlığım yalnız 

-ana bana bir hal oldu.hep böyle titriyorum 
ana çok üşüyorum.ıhlamur ısıt bana 

yıldızlar sayılmaz:hasret uzakta 
ben sevgiye hasretim.sevgi uzakta 

ey insanlar 
ey gecede unutulmuşluğumun yargıçları 
iğrenerek öpüyorum parmaklarınızı 
iğrenerek.hepinizi kucaklıyorum ilkin 
ağzınızı dudaklarınızı dişlerinizi öpüyorum 
bilmiyorsunuz.ben kendimi öpüyorum 

cinsel bir çiftleşmedir çarşaflar 
ıslak bir gece en fazla kendini çoğaltır 
bir solucan vücuduna yeni bir halka ekler 
döllenir acı.sevişme daha da erselikleşir 

-hü’yü tanıdım size anlatmalıyım bir gün 
size bir gün mutlaka hü’yü anlatmalıyım 

geceyse 
tükenmişse güneşin güçlülüğü 
gök gözlerinin buğusunu yansıtır 
senin acın acıların ölümüne gebedir 
korkma yavrum 
ne gece ne geceler senin 
suçsuz mızıkçılığını küçültemez 
bir çirkini öpmek için uzattığın yüreğini 
güzelleşip bir sevginin göğsüne yatmak biraz 
biraz yorgun biraz korkak bir insan sevmek biraz 
dayayıp sırtını gecenin duvarına 
bir ölünün ağzını dudağını öpmek biraz 

yıldızlar sayılmaz:hasret uzakta 
ben sevgiye hasretim.sevgi uzakta 

ey kanımda tefler çalan mevsimle gelen 
sesimi çakallarla boğan gece 
hüznüme vur acımı soy 
beni de kuşat 
boris karlof kadar masum yüzümü 
karanlığınla frenkeştaynla 
çünkü artık büyütmeliyim içimde nefreti 
kalbim ki yıllardır iyiliğe abone 
nerde bir insan görse 
bırakır sevgi kuşlarını 
çünkü o bağışlar yargıçlarını 
kendi yasalarını kuramayan yargıçlarını 

ey gecede unutulmuşluğumun suçluları 
ey yanlışlığın yanlış yargılayıcıları 
suçum:nefreti öksüz bırakmak 
savunmam:sevgimi yüceltmek içindir 
sakalım yok biliyorum ama kötü değilim 
büyükleri sayarım küçükleri severim 
çocukları incitmeden severim.kadını öpmesini bilirim 

sizi de sizi de öpmesini bilirim 

-ana ben çok yalnızım.benim başka sevgim yok 
içimde utanç çiçeği gibi büyüyor hü 

kural tanımayan sevgim benim 
aykırım fizikötem doğa üstüm yanlışlığım 
aşkım.sevgili yanılgım benim başyargıcım 
nefretim nefretim nerdesin 

kalbim 
birgün elbette sana hükmedeceğim 

elbet geçer bu hüzün mevsimi 
bir baykuş bir serçeyle arkadaş olduğu gün 
o gün size sevinci de anlatacağım 
bir solucan bir leylekle çiftleştiği gün 
o gün bahar mevsimidir size aşkı anlatacağım 

ve bir gün elbette yıldızları sayacağım 

-gelin kucaklayın beni.yıldızları sayamıyorum. 
Arkadaş Zekai Özger
ünlüye puan vermedi, inceleme eklemedi.
0 yorum
Büşra

Büşra

@busratan - Ankara

"Ey aşk sen Artık bazı şarkılar kadar yaralısın."
"Siz Aşktan Ne Anlarsınız Bayım?" diyerek bir Didem Madak dizesiyle başlamak istiyorum sözlerime, söyleyeceklerime daha çok söyleyemeyeceklerime.


Var mıdır, varsa tarifi nedir?
Yoksa böyle bir duygunun varlığını ortaya atan kimdir? Aşk diye bahsedilen duygunun aslı nedir? Olmayan bir duygu üzerine bu kadar çok yazılıp çizilip, bir çok acıya sebep olarak gösterilebilir mi?

Aşk
Bence vardır. Tüm gerçekliğiyle, tüm acısıyla, tüm tatlısıyla, tüm yokluğuyla...
Kimilerinin kaçtığı, kimilerinin kovaladığı bir gerçek olarak her zaman herkesin kalbinde gömülü olarak mutlaka vardır. Ben insanın yaradılıştan bütün duyguları -iyi, kötü, güzel, çirkin, istenilen, istenilmeyen- içinde barındırdığına inanırım. Sadece kimisi açığa çıkmış, kimisi açığa çıkmak için fırsatını gözetlemekte ve bu duyguların kimisi de kullanıla kullanıla yozlaşmış, eksilmiş ve hissiyatını kaybetmiştir.

Aşk
Öyle zarif, öyle kırılgan, öyle ender bulunan, küstüğü an yok olan, ortaya çıktığı an tarifsiz hisler yaşatan bir duygudur ki ben hep lunaparka ilk kez giden, ilk kez bir oyuncağa binen birinin duyduğu hissiyata benzetirim.

Lunaparka ilk kez giden, gondola ilk kez binecek olan birinin heyecanını düşünelim. İçinde sevinç, korku, heyecan, merak, telaş ... her duyguyu barındırır. İlk aşk da böyledir. Her duyguyu en saf, en taze şekliyle veririz o ilk kişiye. Ne yaşayacağımızı, sonunun ne olacağını bilmeden, hiç bir tahminde bulunmadan balıklama atlarız; her duygumuzu olabildiğince kullanarak. Ve genelde de o ilk aşka verdiğimiz duygulardan elimizde kalanı ile bir başımıza kalırız ortada. Yaşarken her şey çok güzeldir, ancak bittiğinde o oyuncaktan inmişçesine üzülürüz. Ya beklediğimiz gibi olmamıştır, ya da beklediğimizden daha güzeli olmuştur ama biz oradan artık inmek zorundayızdır, o aşkı bitirmek zorundayızdır.

Aradan bir zaman geçer, tekrardan bir lunaparka gittiğimizde tekrardan o oyuncağa baktığımızda, zannederiz ki ilk seferki duyguları yaşayacağız. Ama hüsrandır. İlk zamanın o taze duyguları ilkte kalmıştır. Bizde ki yozlaşmış duygular yetmez o şeyleri hissetmemize. O an anlarız ki hiç bir zaman o ilk yaşadığımız hissiyatı bir daha yakalayamayacağız. Anlam yüklemeye çalıştığımız şeylerle, kendimizi bir şeyler hissetmeye zorlamalarımızla geçen günlerden ibarettir sonrası. Ve beklentiler, ümitler, hayaller... Ve sonra hayallerden ve beklentilerden de vazgecişler.

Aradan yıllaaar yıllar geçer. Birilerinin artık görmüş, geçirmiş, yaşamış dediği yaşlara geliriz. Unutulmuş hissiyatlarla doludur içimiz. Tıpkı o ilk hissiyatın iyice unutulmuş olması gibi. Bir lunapark yanından geçerken bir anda heyecanlanırız; "bir keresinde yaşamıştım, çok güzeldi" diyebiliriz sadece o an ama o güzelliğin içi boştur. Hissiyatı unutmuşuzdur yalnızca çok güzel olduğu aklımızdadır. Aynı heyecanı yaşayabileceğimiz tek an, o andır.

Şimdilik diyebileceklerim
"Ey aşk sen
Artık bazı şarkılar kadar yaralısın."
13 yorum
Bearded Angler (@beardedangler)
Ya abla ne güzel hatunsun! İsanın babası güzelliğine zul getirmesin (de) , sende yanına destek olarak şu aşk meşk konularında boğulmasan olmaz mı yahu? Hepi topu kiminle uyuyacağının fizibilite çalışması yapılıyor yavv!
17.06.19 beğen cevap
Büşra (@busratan)
Didem Birhansız, Birhan Gültensiz olmaz.. Didem'in çiçekli şiirlerinde ölmeye başlamışsa bir insan, Birhan'ın şiirlerindeki kış etkisi, Gülten'in kestiği kara saçları tuz biber olur yalnızca.
17.06.19 beğen 1 cevap
Büşra

Büşra

@busratan - Ankara

Nazım Hikmet'in 'Bugün Pazar' şiirinin öyküsünü bilir misiniz?
Bugün pazar... 
Bugün, beni ilk defa 
Güneşe çıkardılar. 
Ve ben, ömrümde ilk defa 
Gökyüzünün
Bu kadar benden uzak, 
Bu kadar mavi, 
Bu kadar geniş olduğuna şaşarak, 
Kımıldamadan durdum
Sonra, saygıyla toprağa oturdum, 
Dayadım sırtımı duvara. 
Bu anda;
Ne düşmek dalgalara, 
Bu anda; 
Ne kavga, ne hürriyet, ne karım. 
Toprak, 
Güneş ve 
Ben... 
Bahtiyarım…

"Nazım Hikmet’in hapiste olduğu dönemde büyük usta Vedat Günyol, uzun zamandır görmediği arkadaşı, dostu Nazım Hikmet’i ziyarete gider.  Nazım Hikmet misafiriyle görüşmek için bir gemiye bindirilir.

Gemi iskeleye yanaşırken Vedat Günyol, uzaktan Nazım’ı görür. Nazım, elinde bir kâğıt parçasıyla güvertede durmaktadır.

Bir süre sonra ünlü şair düşünceli yürür, bir süre gökyüzüne bakar ve ardından elindeki kâğıda bir şeyler yazarak güvertede bir yere oturur.

Askerler, Vedat Günyol’u gemiye alırlar. Nazım, Vedat Günyol’un geldiğini fark etmemiştir. Vedat hoca Nazım’ın yanına yaklaşır, eğilir; Nazım soğukkanlılıkla gülümser; ‘Vedat, bir şiire başladım.’ der."
7 yorum
sosyopat (@sosyopat35)
nazım hikmet memleket memleket nazım hikmet :)
16.06.19 beğen 2 cevap
Semih Güler (@himesrelugse)
Nazımın en sevdiğim şiirlerinden biridir ☺️ @busratan Benimle aynı görüşte birini bulmakta manidar oldu 😋☺️👏
16.06.19 beğen 1 cevap
Büşra

Büşra

@busratan - Ankara

Ali Lidar - Gidelim Buradan
Gidelim buradan... Göğsünü sıkan, içini daraltan o laneti geride bırakıp gidelim. Burada yağmur bile güzel yağmıyor artık. Yağmuru güzel yağan bir yerlere gidelim.

Gidelim buradan... Burası bizim değil. Nasıl başederiz bu kadar saçmalıkla? Her şeye sıfırdan başlanabilecek bir yerlere gidelim.

Gidelim buradan... İlaçlarını yanına alma. Kitaplarımı almayayım ben de. Biraz da onlar çıldırtmıyor mu bizi? Havası ilaç, denizi kitap bir yerlere gidelim.

Gidelim buradan... Bıktım tepemizde sallanan manasız sorulardan. Soru sorma artık bana. Soru sormayayım sana. Her türlü sorunun tedavülden kalktığı bir yerlere gidelim.

Gidelim buradan. Burada insanlar kötü. Hep bir şeyler anlatmamızı bekliyorlar, hep bir şeyler anlatmamızı isteyecekler, bitmeyecek bu hiç bitmeyecek. Kimseye bir şey anlatmak zorunda kalmayacağımız bir yerlere gidelim.

Gidelim buradan... Bak uyuyamıyorum yine. Senin de uykuların defolu, bölük pörçük. Huzur içinde uyuyabileceğimiz bir yerlere gidelim.

Gidelim buradan. Ya sen bana gel ya da ben geleyim sana. Sonra gidelim. Hadi...
3 yorum
Sinonino (@sinonino)
Bu şiirin şuan da karşıma çıkması üzerine bir şeyler yazmak istiyorum :) İnanın bana bu şekilde Gidelim diyenler yola çıkmaya başladığınızda yoldan en çabuk dönenler oluyor 😌 Ali lidar’ı ve kalemini severim o ayrı konu .
15.06.19 beğen 1 cevap
muhtar (@felsefeokur)
Gitmeyelim burdan. Zaten herkes gitmenin, uzaklaşmanın derdinde. Kimse bulunduğu yeri güzelleştirme çabasına girmiyor. Onlara inat gitmeyelim. Biz bulunduğumuz yeri, gitmek istediğimiz yere çevirelim. Evet zor, hatta belki çok zor. Ama olası. Hem güzel insanlar giderse, buraların güzelleşme ihtimali de gitmez mi¿
15.06.19 beğen 1 cevap
Büşra

Büşra

@busratan - Ankara

Nilgün Marmara'nın son mektubu - Bu bir intihar değil yalnızca ırmağın akışına müdahaledir. paylaşım fotoğrafı
Nilgün Marmara'nın son mektubu - Bu bir intihar değil yalnızca ırmağın akışına müdahaledir.
13 Ekim 1987 
Salı

Sevgilim 
Her gün kötücül bir düşü kurmak ve onu taşımak artık kılgıyı gerektiriyor. Sana böyle bir yük bırakmak istemezdim ama sen akıllı ve güçlüsün, çabuk unutursun.
Bu durumdan kimse kimseyi ya da kendini suçlu, sorumlu saymasın, çünkü suç yok. Yalnızca ırmağın akışına bir müdahele söz konusu! 
Her anın niye'sini sorgulayan bir varlığın saygısızlığını yok etmek için kararlaştırılmış bir eylem bu! Çocukluğun kendini saf bir akışına bırakması ne güzeldi. Yiten bu işte! Bu tükenişle hiçbir yeni yaşama başlanamaz, bu nedenle tüm sevdiklerime elveda diyorum. Ben'i bağışlayın! Bunu en çok annemden, babamdan ve Kağan senden diliyorum. Dostlarımdan da!

Nilgün Marmara Önal 
Seni hep sevdim Kağan! 
Hoşçakalın!

P.S.1 Cenaze töreni istemiyorum, mümkünse yakınız lütfen! 
P.S.2 Kuşlar ölünceye kadar iyi bakınız onlara 
3 Sahneden çekilirken yaşamıma karışmış herkesi selamlıyorum
4 Kağan arzu ederse ileride, daktiloya çekilmiş şiirleri bastırabilirsin.

Nilgün Marmara /Defterler /s.533
0 yorum
Büşra

Büşra

@busratan - Ankara

Sen her şeyden, herkesten daha ilginç ve daha güzelsin Tezer'im paylaşım fotoğrafı
Sen her şeyden, herkesten daha ilginç ve daha güzelsin Tezer'im
Yolculuklar ilginçtir: dağlardan, deniz kıyılarından, kentlerden, gecelerden geçilir. İnsanlardan geçilir....
ataç ikon Yaşamın Ucuna Yolculuk
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
0 yorum
Büşra

Büşra

@busratan - Ankara

Geceye dair
Gece diyorum; içinden sessizlik çıkıyor, kimileri için yalnızlık. O yalnızlık uyutmuyor sahiplerini, sessizlik ise kulaklarımı çınlatıyor benim. Gece diyorum, düşüncelerim uyutmuyor, babam ise uyumak için mutfakta bir kâse yoğurt yiyor. Rüyalar görmek istiyorum, rengarenk rüyalar. Uyumak bir kaç gün uyumamak. Hatta mümkünse kısa süreli yok olmak. Ve tüm bu arzumun karşısında, yine şiddetle direniyorum uykuya, gecemi takas etmemek için ona. Gündüzleri kalabalıklar arasında yorulanlar için gece en iyi sığınaktır diyorum kendime, uyuma! Kendimi dinlemek istiyorum; sesim yankı yapıyor, düşüncelerim giriyor birbirine. Duyamıyorum hiçbirimin sesini. Gece diyorum, boşluğa düşüyorum, karanlık sahip çıkmıyor ruhuma. Gece diyorum, ölüyorum. Oysa ölmediğimi çok iyi biliyorum.
0 yorum
/ 2