up
ara

Bi yazıp çıkan kız

"Bizim en büyük çaresizliğimiz, aklımızın hâlâ başımızda olması."
Doğum Tarihi : 7 Aralık Çarşamba
Katılım Tarihi : 24 Ağustos Çarşamba 2016 19:49 - 1037 gün
Cinsiyet : Kadın
Şehir : İzmir / Türkiye (Turkey)
"Bizim en büyük çaresizliğimiz, aklımızın hâlâ başımızda olması."
Kadınları pek tanımıyordum o günlerde. Hâlâ tanıdığım pek söylenemez ya. Erkekleri de. Hayvanları da. En çok acılarımı tanıdığımı söyleyebilirim derinlemesine olmasa da. Her gün düşünürüm onları, ama kısa sürer bu, düşünceler çok hızlı devinirler, ama yalnız düşüncelerimde kalmaz acıların. Evet, özellikle öğle sonraları öyle anlar olur ki Reinhold gibi bir yığın şeyi bir arada düşünürken bulurum kendimi. Dengeye bakın ! Ama acılarını bile doğru dürüst tanıyorum diyemem. Tepeden tırnağa yalnız acılarla dolu olsam, belki bütünüyle tanımayı başarabilirdim onları. Güçlük burada işte. O zaman, beni şaşkınlık ve hayranlığa sürükleyerek uzaklaşırlar, ya da ben uzaklaşırım, daha güzel bir gezegenden görürüm onları sanki. Sık sık olmasa da, yeterli bu benim için. Yaşam o kadar da salakça değil! Varoluş yalnızca acılara indirgenebilse nasıl da kolaylaşırdı herşey! Tepeden tırnağa acılarla dolu olmak! Tanrı'yı yadsıyan bir düş bu. Yine de düşünsem, düşünebilsem, bir gün acılarından söz edebilirim size; açık seçik anlaşılsın diye birbirlerinden iyice ayırırım onları, ayrıntılara inerim; aklın, kalbin ya da duyguların, ruhun (ruhunkiler doyumsuzdur), sonra bedenin acılarını, içtekileri, ya da önce gizli kalıp, zamanla ortaya çıkanları anlatırım, saçlarla başlayıp, yöntemlice, hiç acele etmeden, krampların, şeytantırnaklarının, dolamaların, ortopedik bozuklukların, taban düşüklüklerinin, çeşitli sakatlık ve tuhaflıkların merkezi, nasırların âşığı ayaklara inene kadar, hepsini sıraların bir bir. Beni dinlemek inceliğini gösterenlere, yaratıcısının adını unuttuğum bir dizgeye uygun biçimde, sarhoş olmadan, esrikleşmeden, uyuşturucu da almadan, kişinin her şeye duyarsızlaştığı, hiçbir şey hissetmediği anlardan söz ederim.

(Canım Beckett)
ataç ikon Hiç İçin Metinler ve Uzun Öyküler
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
0 yorum
"Anlatmak cetin istir. Bildim demektir anlatmak. Gördüm demektir. Gördüm de gördüklerimi kelimelere hapsettim demektir. Anlatmak çoğalmaktır. Kimde ne varsa o çoğaltılacaktır. Herkesin varlığındaki eksiklige ya da fazlalığa maya katacaktır anlatan. Önce anlatanda eksilecektir mana, sonra dinleyende yeniden tamamlanma safhasına kavuşacaktır.
Anlatmak sözü yormaktır. Çoğalmaktır. Durduk yere anlatmak olmaz. Önce bileceksin. Bilge icin ilgi gerekir. İnsan ilgisinin olmadığı şeyleri bilemez. Bilse bile anlatmaz. İlgi eşyaya düşen aşktır.
Heidegger 'i bileceksin ilgiyi anlamak için. Heidegger kimdir ? Hiç duymadınız mı adını ? Olmadı. Bu hiç olmadı. Felsefe olmadan sosyal ilim olmaz. Felsefe başlangıçtır."
ataç ikon Hiçbiryer
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
0 yorum
"Herşeyi çok fazla hatırlıyorum."

Romain Gary
0 yorum
Tatlar, geleceğe doğru arzu, hırs; geçmişe doğru anıdır.
ataç ikon Piyano
kitaba 8 verdi, inceleme eklemedi.
0 yorum
"Suçlu her zaman cezanın peşindedir."
ataç ikon Günahın Üç Rengi
kitaba 10 verdi, inceleme eklemedi.
0 yorum
01.12.17

Telefonunuzdaki En İlginç Fotoğraf nedir?

Telefon ve fotoğraf ve ilginç kelimeleri bir araya gelince aklıma hemen whatsup grupları geliyor.
Eminim herkesin whatsup aracılığı ile sohbetleştiği grupları vardır. Ve yine eminim bu grup sohbetleşmelerinde en absürd, en komik, en iğrenç fotolar paylaşılıyordur. İşte, benim de bu gıybet ın the house tarzında mesajlaştığım birkaç grubum var. Tabi bu gruplardan iki tanesi en favori grubum olmakla birlikte, favorim olmayan, zorunlu bir zaruriyetle durduğum anne tarafı ve baba tarafı olarak iki adet de sülale, akraba grubum var. Bilinmesini isterim ki anne tarafı sülale çok sıkıcı. Sabahın 7'sinden 10'ununa kadar günaydınlaşmalarla başlayıp, börtü böcek edebi copy pastelerle dolu bir sürü gereksiz msj ve fotoğraflarla dolu bir grup. Gün sonunda gelen fotoları silmek tam yarım saatime mal oluyor.
Neyse, gelelim baba tarafı grubuna. Onun da anne tarafından pek farkı yok, lakin baba tarafının biraz sayıca fazla olması nedeniyle eline yüzüne daha çok bakılacak fotoğraflar gelmiyor değil. Gerçi sayıca fazla olunca her kafadan bir ses çıkıyor ve bildiğiniz üzere nerde çokluk orda bokluk durumu da olabiliyor. Yine neyse...
İtiraf etmeliyim ki, işimin yoğunluğu gereği bazen mesajlaşmaları okumadan geçiyorum. O nedenle gönderilen fotoları sonradan farkettiğim de oluyor. İşte, şimdi, bu mesajlaşmalar esnasında grup aracılığı ile telefonumda kayıtlı olan "hikayemizin kahramanı" fotoğraftan bahsedeceğim. Eminim ki hiçbirinizin telefonunda böyle şaheser bir fotoğraf yoktur.
Fotoğrafı anlatmadan önce, fotoğrafın sabah 6:30 civarlarında telefonlarımıza (tüm sülaleyle birlikte) düştüğünü belirteyim ki, hemen sabahın 6:30'unda bir insanın nasıl böyle bir şaheser fotoğraf göndereceğini düşünün :)

Sizi çok merakta bırakmadan hemen anlatıyorum :
Ben her sabah 6:30'da uyanırım. Uyanır uyanmaz tlfnun alarmını kapatır ve saate bakarım. Geceden gelen mesajları hızlıca okur, çok uzunlarsa okumam geçerim. O sabah da gelen mesajları okumayıp tam kapatıyordum ki bir foto düştü gruba. Açılmaya direnen göz kapaklarım kaşlarıma yapışarak gözlerimin yuvalarından çıkmasına sebep olurcasına açıldılar... Amma ne açıldılar ne açıldılar... Bizim sülalenin en yahşi, en kıllı, en şişko üyesi, sumo güreşçilerinin giydiği ufacık bez parçalı kırmızı bir donvarimsi şeysiyle marlon brando bakışı atarak poz vermiş ve büyük ihtimalle çektiği fotoyu yanlış gruba göndermiş :))
Tabii bu fotodan sonra tüm sülale bireylerini ve sumocu kuzenimi kahkahalar atarak özelden arayıp uyandırdım :) Evet, geçmişte kendisiyle aramda kapanmamış bir hesap olduğundan, bu durumu kendi gol hanemde fırsata çevirdim :)
Halen, bayram ve özel günlerden önce, milyon kez izleyip halen kahkahalar attığım Kemal Sunal filmleri gibi sülalede bu konuyu açar ve geyiğini yaparız.
Bu arada, bu yaşanan olaydan sonra grup içinde fotoğraf paylaşımlarının da azaldığını belirtmek isterim :)
Sizi bilmem ama benim telefonumda görselliğinden çok bana ömrümün sonuna kadar gülmemi sağlayacak en ilginç fotoğraf kyzenimin fotosudur.
(Not: Çektiğiniz fotolara dikkat edin :) )
yorum
06.11.17

Kahvaltı edilir mi, kahvaltı yapılır mı sorunsalı nedir?

Bunu bu kadar sorun etmeyin. Hem edilir, hem yapılır. Şöyle ;
Hafta içi sabahın kör saatinde kalkıp, geceden ütülemeye üşendiğin pantolununu ütülerken zaman harcarsın. Bu ekstra zaman, kaçan otobüs ve sıkışık trafik olarak girer sana. Mesaiye geç kalma riskini de düşünerek yol üstündeki fırından iki poğaça ya da bir gevrek alırsın. Ofisindeki masanda çilingir sofrası tarzında kahvaltını edersin.
Hafta içi bitip malum hafta sonu geldiğinde gönlünde bir bayram havası oluşur. Mesela gözün kendiliğinden açılır. Ütülenmeyi bekleyen pantolonların vardır ama ütülemen gerekmiyordur. Önce bir güzel elini yüzünü yıkarsın. Çaydanlığın altını yakarsın. En sevdiğin yeşil zeytini o en sevdiğin kahvaltı tabağına (bolca) dökersin. Üzerine zeytinyağı gezdirsikten sonra biraz kekik v kırmızı biber ekelersin. Ardından tam yağlı beyaz peynir ile tuzlu bergama tulumunu dilimler, peynir tabağına koyarsın. Ayrı bir yerde kaşarlı lorun içine zeytinyağı ve çörek otunu katarak ayrı bir servis tabağında masaya yerleştirirsin. O esnada bir adet zeytini ağzına atmışsındır. Bu, muhallebi tenceresinin dibini sıyırırken aldığın zevkle eş değer bir şeydir...
Ardından kızlarağası hanından aldığın rengarenk reçellikleri yatırırsın masaya. Birine ahududu, birine vişne ve ötekine de en sevdiğin şeftali reçelini (kavanozun kenarını sıyırarak) dökersin.. Birden ortaya kopya biberler çıkar; onlar az yağda, kısık ateşte pişerken bir zeytinin çekirdeği daha çöpü boylar..
Çeri domatesler, maydanozlar ve salatalıklar bir güzel yıkandıktan sonra masadaki yerlerini almak üzere dilim dilim doğranırlar. Rüzgarda dalgalanan saçların parlaklığı gibi masayı aydınlatırlar..
Şimdi soruyorum size neokurdaşlarım, kahvaltıyı kahvaltı yapan tereyağı ve kaymaklı bal değil de nedir?
Sorudan da anlaşıldığı üzere tereyağ, kaymak, bal üçlüsüylen masa şenlenir. Ortaya bi sucuklu yumurta, mutfağı da ekmek kokusuna vurdun mu kahvaltı bir güzel yapılır.
Bundan iyisi, şamdak ayısı ;)
Örn: Kahvaltı sevilir arkadaş.. (Yaparsan)
yorum
Nasıl oldu da bu filmi vizyondayken izlememisim! Filmi izlemeye başladığım an aklımdan tam olarak bu cümle geçti.
Sadece kendi arzuları ve ihtiyaçları doğrultusunda yaşayan, bencil, olan bitenlerden habersiz yaşayan insanlara tokat niteliğinde bir film bence.
Kisaca özetle,
Filmin kahramanı bir savaş muhabiri ve fotograf sanatçısı. Ama oyle siradan bir fotografci degil. Goren, gorduklerini oldugu gibi aktaran ve bunu aktarirken hicbir tarafa yonelmeden, dolaysiz ve tarafsiz yapan bir sanatçı. Bir nevi dilsiz bir hikaye anlaticisi. Filmin girisinde uzerinde bomba tasiyan kadina olan kayitsizligi da bundan dolayi bence.
Ancak duyarsız biri bu derece soğuk kanlı olabilir düşüncesiyle film akıp giderken, filmin sonlarına doğru bu derece tarafsiz bir hikaye anlaticisinin başından beri tek bir tarafın yaninda olusu ve bu ugurda ailesinden ve kendisinden gecmek zorunda kalması, en yakınlarının onu anlamaya çalışmaması, görmemesi beni çok etkiledi.
Benle aynı ortak çıkarımları yapan birileri var mıdır bilmiyorum ama izlemeye değer bir film gerçekten.
Tavsiye ederim.
Binlerce Kez İyi Geceler
filme 10 verdi
0 yorum
Evim, kitabım, döşeğim; dışarı çıkarsam, eşeğim  paylaşım fotoğrafı
Evim, kitabım, döşeğim; dışarı çıkarsam, eşeğim
Grup içinde birey ve diğer toplumlar içinde bir toplum nasıl tek başına değilse, insanlık da evrende tek başına değildir. İnsan kültürlerinin renklerinden oluşan gökkuşağı, çılgınlığımızın yarattığı boşlukta solup gidince, biz yaşadığımız ve bir dünya varolduğu sürece bizi ulaşılmaza bağlayan o sağlam kemer varolmaya ve bizi tutsaklığa götüren yolun ters yönünü işaret etmeye devam edecektir.

Levi-Strauss

(Girişi olmayan kitabın ön-deneme'sinden tadımlık)
ataç ikon Dil ve Büyü
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
0 yorum
 paylaşım fotoğrafı
Arka kapakta 'Daha çok kadın dilinin hâkim olduğu, en temel meseleleri odağına alan öyküler' denilmiş.

Asıl merak ettiğim şu:
Öykünün cinsiyeti olur mu ?
0 yorum
 paylaşım fotoğrafı
Hiçbir şey insanın kibrinin tatmin edilmesinden daha önemli değildir ve hiçbir yara insanın onurunu yaralayandan daha acı verici değildir. Bu yüzden 'onursuz olacağına öl' gibi cümleler vardır. Kibrin tatmini insanın her açıdan kendisini başkalarıyla kıyaslamasından kaynaklanır ama temelde bir başkasının zeka yetisiyle ve bu yüzden en etkili ve en güçlü tatmin tartışmalarda gerçekleşir. Tartışmada yenilgiye uğrayanın, kendisine hiç haksızlık yapılmış olmasa bile gücenip öfkelenmesi ve son çare olarak hileye başvurmasının sebebi budur.
ataç ikon Tartışma Sanatının İncelikleri
kitaba 8 verdi, inceleme eklemedi.
0 yorum
 paylaşım fotoğrafı
İlelebet saygı, özlem ve minnet ile...
14 yorum
mustafa gedik (@mustafagedik)
Sonsuza dek özlemle... gel biraz da cennet özlesin seni Ata’m !
19.05.19 beğen 2 cevap
Mustafa Kemal'in Askeri (@mustafakemalinaskeri)
Hepimizin bayramı kutlu olsun...
19.05.19 beğen 2 cevap
AcupOfCoffee (@sherlock)
Ata cennette mi ? Gördünüz mü ?
19.05.19 beğen 1 cevap
Oyunun zararı yoktur. Her oyun masumdur. Zararlı olan, oynayanın, kendini, kendi oyununa kaptırmasıdır. O zaman oyun, oyun olmaktan çıkar, amaca dönüşür, araç olur. Kötü olan budur.
ataç ikon Piyano
kitaba 8 verdi, inceleme eklemedi.
0 yorum
11.12.17

gece nedir?

"Gündüz bir hiçim, gece kendim olurum," demiş Pessoa .
yorum
06.11.17

Laf sokmak nedir?

Aptallığın daniskası.
Madem lafı söyleyemiyon, ne diye etrafında dolandırıp gibi geveliyon ? Bildiğin söyleyemiyon işte !
Neyin mutluluğu la bu :))
yorum
30.10.17

Azı karar,çoğu zarar ne demek?

Bizden önceki nesillerin bizden onmilyon kat daha zeki olduklarının kanıtı niteliğinde, manipüle edici bir atasözü.
Yani, tamah etme, diyor, elindekiyle yetin, üstünü arama. Deşsek adem ile havvaya kadar gider.
İnsanlığı yanlış yola sevk etmesinden ötürü tedavülden kalkmalı bence.
yorum
Okunmaya değer, bizden hikayeler...
Hayatın, gündelik yaşamın içindeki, içimizden kopuveren parçaların yazıya dönüşüp tekrar bize dokunmasını sağlıyor Sinan Sülün ; unutulmaya mahkûm edilmiş duyguların yüzeye vurmasının kaçınılmazlığıyla..
ataç ikon Karahindiba
kitaba puan vermedi
0 yorum