up
ara

Behzat Ç. Bir Ankara Polisiyesi

(2011)

Behzat Ç. Bir Ankara Polisiyesi Konusu ve Özeti

Behzat Ç. Bir Ankara Polisiyesi
Behzat Ç. Bir Ankara Polisiyesi, Emrah Serbes'in aynı isimli romanından uyarlanmış polisiye türünde bir televizyon dizisidir. 1985 yılında Polis Akademisi'nden mezun olan ve Ankara cinayet bürosunda görev yapmakta olan Behzat Ç. ve ekibinin başından geçen olaylar ele alınmaktadır.
Yapım: 2011 Türkiye
Ankara Cinayet Bürosu Amiri Behzat Ç., telsizden duyduğu bir intihar vakasına bakmak için olay yerine gider. Arkadaşlarıyla doğum gününü kutladıktan sonra intihar ettiği sanılan genç kızın cesediyle karşılaşır. İlk gelen ekipler, kızın üzerinden çıkan 'intihar mektubunu' yeterli görüp olayın üzerinde durmamışlardır. Oysa Behzat Ç.’nin fark ettiği birtakım gariplikler aklına [w:(cinayet) u:(http://www.neokur.com/dizi-tur/ cinayet ihtimalini getirir. Olay mahallinde TEM’de (Terörle Mücadele Amirliği) görevli birilerinin olması olayın görünenin ötesinde, farklı boyutları olduğuna da işaret etmektedir. Ölen kız Urfalı zengin bir aileye mensuptur. Babası okuması için Ankara’ya yolladığı kızının beyninin yıkandığından, ölümünün siyasi olduğundan, örgüt tarafından infaz edildiğinden şikâyet eder. Behzat Ç. ve ekibi, Harun, Hayalet, Akbaba, Selim ve Eda, olaya bakan savcıdan aldıkları destekle işe koyulacak, |at izinin it izine karıştığı’ bu vakayı çözmek için karmaşık bir mücadelenin içine girecektir.
Behzat Ç. Bir Ankara Polisiyesi dizisi listesinde yer almaktadır.
Zuhal Okal

Zuhal Okal

@zuhalokal

Böyle bir dizinin bir daha gelmeyeceğine inanmak.
Samimi,gizemli, yaralayıcı,bizden olan bir dizi. Ankara'lı olduğum için de etkisi vardır üzerimde.Ilk bölümden beni kendine bağlamıştı. Behzatin kızını kaybetmesi ve aceba neden intihar etti merakıyla izlemeye devam ettim. Behzat ve Harun arasındaki diyaloglar, akbaba ve hayalet arasındaki diyaloglar inanılmaz doğal. Harunun Eda'ya duyduğu karşılıksız aşkı için en başta yok bu iş asla olmaz dedik ama 2.sezon senarist bizi şaşırttı ve harun hakkettiği karşılığı buldu. Behzat'ın aşklarından bahsedecek olursak ; Behzat hep Bahar'ı seven bir adammış aslında . Ama sevgisine karşılık bulamıyor evlenme teklifi ediyor ama reddediliyor. Behzat'ın hiç bir şeyden yüzü gülmemiş ne evlilikten ne çocuğundan kendini olabildiğince işine veren bir adam. En çok etkilendiğim sahnelerden bahsetmek istiyorum . Behzat'ın Berna'nın intihar ettiğini gördüğü sahne , Behzat'ın Bahar'a bizde mutsuz oluruz ne var ki dediği sahne ki bunu söylemek çok zordur aslında sevdiğin kişiyle mutsuzluğa da razı olmak . Esra'nın da Behzat'a aynı şeyi söylemesi sanırım en güzel sevme şekliydi. Dizinin sezon finalinde ki son sahne yani Berna'nın katilini öğrendiğimiz sahne asla ama asla unutmayacağım bir sondu. Asla tahmin edemeyeceğimiz kişinin katil çıkması inanılmaz şaşırttı beni ki aklıma geldikçe hala kötü olurum . 1. sezon bir başkaydı. Böyle samimiyette bir dizinin bir daha geleceğine inanmıyorum arkadaşlar.
Behzat Ç. Bir Ankara Polisiyesi
diziye puan vermedi
5 beğen · 0 yorum
Ayşe Ç.

Ayşe Ç.

@aysecil

06BG0912
Ankaralı olanların en sevdiği dizilerdendir Behzat Ç. Olayları en doğal haliyle sundular karşımıza. Behzat-Harun-Hayalet-Akbaba ana karakterler. Aralarından biri bile olmasa dizinin tadı olmazdı. Yeniden çekilecek diyorlardı da senaristi hapse girdi. Umarım yeniden başlar. Her Hyundai Era ve kırmızı vosvos gördüğümde aklıma gelir amirim.. İzlemeyen çok şey kaybeder,izleyenler de önceden kaybettiklerini fark eder.
Behzat Ç. Bir Ankara Polisiyesi
diziye puan vermedi
5 beğen · 0 yorum
Baran Yusuf

Baran Yusuf

@baranyusuf

Liseye gidiyordum abi. sıradan, ortalama bir çocuktum işte. hep arka sırada otururdum. hiç arkadaşım yoktu. okuldan nefret ederdim. hep saçlarımı uzatmak isterdim, babam hep keserdi. babamdan da nefret ederdim. ne zaman kafamı kazısa, karaktersiz bir tip olup çıkıveriyordum ortaya. çocukken saçın çıkıyorsa ve sen kelsen herkes seninle dalga geçer abi. sürekli bugün cuma, enseni kapa diye vurup dururlardı. babam her kafamı kazıdığında kendimden nefret ederdim. çok salak bir tipim olurdu. ne yapayım, benim de kemik yapım böyle. her neyse işte abi, sınav yaparlardı, ben hep düşük not alırdım. gene böyle bir gün sınav yaptılar, hoca kağıtlarımızı dağıttı kontrol etmemiz için. bende gittim sınıftan çocuklardan sınav kağıdımı karşılaştırdım. aynı şeyleri yazmıştık. onlara on vermiş, bana altı vermiş. sonra ben dayanamadım, gittim hocaya abi, ne iş hoca dedim ya, herkesle aynı şeyleri yazmışım, bana altı vermişsin. kopya çekmişsindir dedi, sana güvenemedim dedi. arka sırada oturan, kel, silik bir tipsen kimse seni dikkate almaz abi.
nazlı bütün bunlara rağmen sevdi beni abi. o sınıfın en güzel kızıydı bence. hep ön sırada otururdu. kimseye aldırış etmezdi. sınıfta bir sürü yakışıklı, varlıklı çocuk vardı. onlara rağmen sevdi beni abi.
-sonra ne oldu la?
aynı mahallede oturuyorduk nazlı’yla abi. okul çıkışı hep birlikte yürürdük eve. böyle ara bir yol vardı mahalleye. yolu bayağı uzatıyorduk da, tenha oluyordu işte. sonra bir gün gene böyle yürürken, çok acayip bir şey oldu abi. aynı anda birbirimizin elini tuttuk. ne o önce uzattı, ne ben önce uzattım. birbirimize ima etmedik, yüz yüze bile bakmadık. öylece el ele tutuşup yürüdük. sonra hep yaptık bunu. bazen birileri sokağa girerdi, hop bırakırdık ellerimizi, sonra tekrar baştan.
-senin kayış nerede koptu la?
amcam nazlıya tecavüz etti abi. bir gün eve geldim, nazlı’nın üstü başı yırtıktı, ağlıyordu. beni sormaya eve gelmiş. amcam da evde beklemesini söylemiş, erik vermiş buna. ben eve geldiğimde, orospu çocuğu pantolonunu topluyordu. suratında iğrenç bir ifade vardı. amcam on gün yıkanmasın, kokmazdı abi. sürekli bütün gün otururdu orada burada, sineklenirdi ama kokmazdı. nazlıya nasıl tecavüz ettiğini odadaki ter kokusundan anladım abi. üzerindeki on günlük kir uyanmıştı resmen! foseptik çukuruna düşmüş gibiydi orospu çocuğu. nazlıya baktım, odadaki kokuyu duymuyordu bile. kendinden o kadar çok tiksiniyordu ki, koku umurunda bile değildi abi. öldürmek istedim orospu çocuğunu. fırladım çıktım gittim, koşabildiğim kadar koştum. cebimdeki çakıyla bütün vücudumu parçaladım. amcama saldırdım. jandarmalar elimden aldı. amcama el kaldırdım diye babam beni dövdü. babam da orada bitti zaten. evden kaçtım. amcam mahkemede nazlıyı sevdiğini söylemiş. mahkeme de aileleri birbirleriyle konuşturmuş. nazlıyla evlendi, hapisten de yırttı. mahalleden kaçtılar, iki üç ay sonra da zaten amcamın ölüm haberi geldi.
-nazlı mı öldürdü?
kaçtıkları yerde amcam nazlıyı satmaya başlamış abi, pezevengi olmuş. amcamı da hepsini de nazlı hakladı abi. çok sonra, bir gün sordum abi, niye beni öldürmedin diye. seni sevdim dedi abi, anasını sikeyim ben bu dünyanın seni sevdim dedi abi..
Behzat Ç. Bir Ankara Polisiyesi
diziye puan vermedi, inceleme eklemedi.
18 beğen · 0 yorum
Ayşegül

Ayşegül

@aysegull

Babamın öldüğü gün birine aşık olmuştum. Bazen öyle olur, her şey üst üste gelir. Polis olmasaydım, katil olurdum. Çünkü sahici bir sarsıntı sahte bir dengeden iyidir. Binlerce ceset, binlerce katil ve bir evlilik gördüm. Seni, intihar ettiğin gün tanıdım kızım. Seninle o gün barıştım. Şimdi sadece geceleri yapayalnız ve yalınayak anlayabildiğim şeyler var. Şimdi benim de yalanlara inanmaya ihtiyacım var. Bütün çaresiz insanlar gibi, dağılan bir okul gibi. Acılarımız da birbirine benziyor artık kızım. Birbirine benzeyen parmaklar gibi ama her birinin eşsiz bir izi var. Bazen gözlerim doluyor karanlıkta ama fısır fısır konuşmaya başlıyorsun yine kulağımın dibinde hiç susmuyorsun, ağlamama asla müsaade etmiyorsun. 'Her şey affedildi babacık' diyorsun 'Hiç ayrılmayacağız' diyorsun. Keşke hep yanımda olsaydın diyorum böyle konuştuğunu duyunca. 'Bu kış çok kar yağar belki beraber kayboluruz' diyorsun sen bana. Ama kar taneleri birbirine benzemez ki kızım. Cesetler de benzemez. Ama bir cinayet başka bir cinayeti hatırlatır her zaman. Koşan atlar, düşen atları hatırlatır. Yağmur yağar, durur, tekrar başlar... Yanlış yolda yürümek, doğru yolda beklemekten iyidir. Beşikten mezara kadar... Karanlıkta herkesle çarpışabilir insan. Yalan mı söylüyorum sana? Affet beni kızım, affet. Bir sürü doğru söyledik ama hiç burnumuz kısalmadı ki kızım.
Behzat Ç. Bir Ankara Polisiyesi
filme 10 verdi, inceleme eklemedi.
5 beğen · 0 yorum
ismail

ismail

@neemiss

Savcı Esra: Niye geldin?
Behzat: Sen niye ağladın?
Savcı Esra: Geçti gitti boş ver..
Behzat: Çık çık çık.. Geçmedi gitmedi, sen niye ağladın?
Savcı Esra: Behzat sen akıllı bir adamsın ama konu kadınlara gelince biraz salaklaşıyorsun galiba.
Behzat: Hee.
Savcı Esra: Ben sana diyorum ki adamlar gelip seni alacak, gideceksin. Bu işin sonu yok! Belki senelerce tutuklu kalacaksın, ne zaman döneceğin belli değil, senin umurunda değil. Ağladım.. Çünkü seninle konuşamadım. Ağladım, çünkü sen beni görmüyorsun. Ve ben seni seviyorum.
Behzat: Ama ben bunu bilmiyordum.
Savcı Esra: Bilmiyorsun.. Tabi nereden bileceksin. Sen ancak birisi öldüğünde duygusal yaklaşıyorsun. Senin duygu radarına girmek için illa ölmek mi lazım Behzat?
Behzat: Yok, hayır. Yapamam ben.
Savcı Esra: Haklısın. Cesaretin olmadan ne yapacaksın ki? Hayatımda tanıdığım en korkak adamsın. Herkese meydan okuyorsun ama kendi duygularından korkuyorsun. Geçmişe saplanıp kalmışsın. En büyük felaketler senin başına gelmiş dimi? En büyük acıları sen çekmişsin, ben hiç bir b.k bilmiyorum ki. Acı nedir? Bilmem. Yalnızlık nedir? Bilmem. Dünyanın ekseni kaydı Behzat, 12 cm yerinden oynadı sen bana 1 cm bile yaklaşmadın! Saplantılısın..
Behzat: Hee, ne güzel söyledin. Saplantılıyım ben. Benden bir b.k olmaz, biz seninle hep kavga ederiz, mutsuz oluruz biz seninle.
Savcı Esra: Mutsuz olalım, ne var! Biz de mutsuz oluruz. Ben seninle mutsuzluğa da varım.
Behzat Ç. Bir Ankara Polisiyesi
diziye puan vermedi, inceleme eklemedi.
7 beğen · 0 yorum
Ayşegül

Ayşegül

@aysegull

Behzat Ç. Bir Ankara Polisiyesi
Esra: Niye geldin?
Behzat: Sen niye ağladın?
Esra: Geçti gitti boş ver..
Behzat:Geçmedi gitmedi, sen niye ağladın?
Esra: Behzat sen akıllı bir adamsın ama konu kadınlara gelince biraz salaklaşıyorsun galiba.
Behzat: Hee.
Esra: Ben sana diyorum ki adamlar gelip seni alacak, gideceksin. Bu işin sonu yok! Belki senelerce tutuklu kalacaksın, ne zaman döneceğin belli değil, senin umurunda değil. Ağladım.. Çünkü seninle konuşamadım. Ağladım, çünkü sen beni görmüyorsun. Ve ben seni seviyorum.
Behzat: Ama ben bunu bilmiyordum.
Esra: Bilmiyorsun.. Tabi nereden bileceksin. Sen ancak birisi öldüğünde duygusal yaklaşıyorsun. Senin duygu radarına girmek için illa ölmek mi lazım Behzat?
Behzat: Yok, hayır. Yapamam ben.
Esra: Haklısın. Cesaretin olmadan ne yapacaksın ki? Hayatımda tanıdığım en korkak adamsın. Herkese meydan okuyorsun ama kendi duygularından korkuyorsun. Geçmişe saplanıp kalmışsın. En büyük felaketler senin başına gelmiş dimi? En büyük acıları sen çekmişsin, ben hiç bir b.k bilmiyorum ki. Acı nedir? Bilmem. Yalnızlık nedir? Bilmem. Dünyanın ekseni kaydı Behzat, 12 cm yerinden oynadı sen bana 1 cm bile yaklaşmadın! Saplantılısın..
Behzat: Hee, ne güzel söyledin. Saplantılıyım ben. Benden bir b.k olmaz, biz seninle hep kavga ederiz, mutsuz oluruz biz seninle.
Esra: Mutsuz olalım, ne var! Biz de mutsuz oluruz. Ben seninle mutsuzluğa da varım.
Behzat Ç. Bir Ankara Polisiyesi
filme 10 verdi, inceleme eklemedi.
17 beğen · 0 yorum
Arda Günsür

Arda Günsür

@ardagunsur

Behzat Ç. Bir Ankara Polisiyesi
Biz çok normal adamlar değiliz. Sizin de çok normal olduğunuz söylenemez. Dünyada herkes anormal sanki. Belki de hepimiz normaliz. Yanlış zamanda, yanlış yerde. Ya kusura bakma insan eline kalem alınca değişik şeyler yazmak istiyor. Ben pek anlamam bu işlerden. Sana o kadar çok mektup yazmayı denedim ki. Bir yerden sonra hep yırttım. Bu sefer üşeniyorum. Herhalde sana gönderemeyeceğim için. Daha doğrusu bira içerek yazdığım için utandım herhalde. Kim bilir orada hava nasıl. Kim bilir neleri özledin. Biraz salakça olacak ama burası da çok boktan. Sanki herkes katil, ya da herkes yalnız. Buradan çok fazla farkımız yok. Aslında var biz daha geniş alanlarda yürüyüp, daha fazla görüşme hakkına sahibiz. En büyük fark bu herhalde. Beni burada ayakta tutan dostlarım. Seni de umarım bir şeyler ayakta tutuyordur. Ama eminim benden daha fazla sevenin var. Ben mücadele etmeyi senin kadar bilmiyorum. Biz mücadele edenlerin peşindeyiz, kimi zaman. Ben senden hoşlandım. Ben çok iyi vakit geçirdim seninle, çok güzelsin. Sana hislerimi nedense en kötü cümlelerle anlatıyorum hep. Ya gerçekten sevmeyi bilmiyorum ben, ya da ne bileyim tuhaf oluyorum. Dışarı çıktığında bu mektubu sana vermek isterim ama biliyorum utanacağım ve veremeyeceğim. Olsun. Sana yazmasaydım içimde kalırdı. Sen içeride ben dışarıda, siz içeride biz dışarıda. Ya öyle işte. Yine yazamadım.
Behzat Ç. Bir Ankara Polisiyesi
diziye puan vermedi, inceleme eklemedi.
7 beğen · 0 yorum
54
DİZİ
Mutlaka İzlenmesi Gereken En İyi Yerli Diziler
Komedi, romantik, dram, aksiyon ve daha fazlası... En beğendiğimiz Türk dizilerini bu listede paylaşalım. ...
63
DİZİ
Severek izledigimiz ve herkes izlemeli dediğimiz diziler
İzleyen herkesin yüzde doksan seveceğini ve sonuna kadar izleyeceğini düşündüğümüz, severek izlediğimiz ve herkes...
14
DİZİ
Polis, Dedektif, Ajan Dizileri
Hırsızlardan polislere, dedektiflerden ajanlara en aksiyon dolu ve gizimli diziler bu listede....
5
DİZİ
Başarılı Oyuncu Hazal Kaya'nın Mutlaka İzlenmesi Gereken En Popüler Dizileri
Aşk-ı Memnu'daki Nihal karakterini canlandırdıktan sonra oyunculuk kariyerinde yükselişe geçen başarılı oyuncu Haza...
İbrahim

İbrahim

@ibrahim80

 paylaşım fotoğrafı
Behzat Ç .
Behzat Ç. Bir Ankara Polisiyesi
diziye puan vermedi, inceleme eklemedi.
10 beğeni · 1 yorum beğen ikon
LAVİNYA (@pnar)
Bence ilk kendinde denemiştir. O şekilde bize insaf etmiş😁😁
21.10.18 beğen cevap

@

 paylaşım fotoğrafı
Behzat Ç. Bir Ankara Polisiyesi
diziye puan vermedi, inceleme eklemedi.
0 beğeni · 0 yorum beğen ikon
Mirkan Demirtaş

Mirkan Demirtaş

@mirkandemirtas

sen gittin ve herkes ölmeye başladı paylaşım fotoğrafı
sen gittin ve herkes ölmeye başladı
önce saniye teyze öldü sonra dedem sonra babaannem sonra yengem sonra eniştem. sonra eniştemin ölüm haberini bana veren bakkalı bıçakladılar eniştemin yedisinin okunduğu akşam. sonra sedat amca öldü sonra babam sonra öbür dedem bir de büyük deprem. otuzuma basmadan otuz tabut kaldırdım musalladan. babamdan öncekileri babamla beraber kaldırdık. ama ilk ölen hep babammış gibi geldi bana yıllarca. sanki oydu bu ahret furyasını başlatan. öyle değilmiş yeni anladım.
sen gittin ve herkes ölmeye başladı
zaten kim tam anlamıyla sağ kaldığını iddia edebilir ki bu kadar mevtanın ardından kim biraz zombileşmek istemez. daha kırılgan daha dikenli ve daha fukuyamacı olmaz. dedem ziraat mühendisiydi ama pek çok doktordan daha ilginç tıbbi hatıraları oldu.
sen gittin ve herkes ölmeye başladı
yalnızlıktan kudurmuş bir çocuğun arabaların kaportasını anahtarla çizmesi gibi ruhumun kemirilişi de hep sinsiceydi. buna rağmen ansızın berraklaştığı oluyor bulanık günlerin hâlâ soğuk biralar oluyor güzel kızlar oluyor. yağmurdan sonra saçlarını havluyla kurulaman gibi olmuyor tabii o kalibrede sevda görmedim. öptüm ama içime çekmedim.
sen gittin ve herkes ölmeye başladı.
şimdi dilediğim sayfadan başlayabileceğim bir kitap öner bana. başsız sonsuz ve ortasız bir hikâye öner. bir üstat öner dergi kurmuş olmasın. ne çok utandık mazideki yaralardan her adımda ele geçirilme korkusundan. ismet özel mi metin altıok mu yoksa hiç mi ortak arkadaşımız kalmadı.
sen gittin ve herkes ölmeye başladı.
elinden bir şey gelmemenin acısını iniş takımları olmayan melekler bilir. bir arabanın farlarına kilitlenip kalmış sincaplar bilir. suyun dibine ağır ağır çöken taşlar bilir. matkapla göğsünün ortasına açılmış bir pencere düşün. perdeyi aralayıp kendi yarandan bakıyorsun dünyaya. eskisi gibi acımıyor ve de asıl bu acıtıyor.
sen gittin ve herkes ölmeye başladı
love story tadında başlayan bir filmi potemkin zırhlısına çevirmeye ne hakkın var. çok şükür yaşıyoruz çok şükür yazıyoruz diyorum ama niye anlatıyorum bunları. belleğin unutuşa karşı mücadelesi mi sadece. ne münasebet bu benim senkronize yalnızlığım.
sen gittin ve herkes ölmeye başladı.
birleşince kısa devre yapan parmak uçlarımız öldü önce. sonra yeşil öldü benim için sonra kahverengi. sonra ilk öpüştüğümüz yeri kalbinden bıçakladılar. on iki yıl geçti susmak ne kısaymış. sen böyle ne güzel sonsuza kadar susalım diyorsun. sonsuzluk bir gün herkesle konuşur sevgilim bunu da biliyorsun.
sen gittin ve herkes ölmeye başladı.
31 mart 1998– 17 ocak 2010 Emrah Serbes
Behzat Ç. Bir Ankara Polisiyesi
diziye puan vermedi, inceleme eklemedi.
3 beğeni · 0 yorum beğen ikon
Joseph K

Joseph K

@jspk

"Seni bir başkası için acı çekerken gördüm. Bu beni sevmiyor olmandan daha acıydı."
Behzat Ç. Bir Ankara Polisiyesi
diziye puan vermedi, inceleme eklemedi.
5 beğeni · 0 yorum beğen ikon
9.4/10
158 oy
Sence kaç puan almalı?
0