up
ara

Uzaylı Zekiye

(1987)

Uzaylı Zekiye Konusu ve Özeti

Uzaylı Zekiye
Başrollünde oyuncu Münir Özkul yer aldığı, 1987 yılı yapımı dizi film Aile türünde dizi severleri bekliyor. Beyaz perdede Aile, Çocuk türlerinde dizilerden hoşlanan izleyicilere hitap eden Uzaylı Zekiye isimli dizi izlediyseniz inceleme ve replik eklemenizi unutmayın. Neokur kullanıcıları fikirlerinizi merak ediyor!
Yapım: 1987
Yönetmen:
ALFA

ALFA

@alfa

Acıma üzerine paylaşım fotoğrafı
Acıma üzerine
80'lerin bir dizisi var. Münir Özkul gibi oyunculara ev sahipliği yapmış bir dizi, ismi de "Uzaylı Zekiye". Çok kimse bilmez sanıyorum şu diziyi, bilen de muhtemelen çarpık bir gülümseme ile andı şuan. Salaklığın fecrinde yaşamını idame ettiren, saçları iki yana bağlı, çirkinlikten nasibini almış, rengarenk giyimli , babadan şefkatli anadan sabırsız dayak cücüğü , orta halli ailenin tek patatesi, ve en önemli özelliği şahsına münhasır arada bir gökten buna mâlolan sihirvari yetenekleriyle ünlenen kızımız Zekiye. Her bölümde başka bir konu işlenir. Şimdi ise bir sektör haline gelen dilenciliği inceleyeceğiz.
Sahnenin açılışı şöyle, bizim dilenciler ortak bir yerde yaşarlar, işsiz güçsüz sap sapık kim varsa burada, her gün gerekli kepaze sakat sakatat görgüsüz evsiz gariban makyajı giyimi kuşamı yapılır, millet işe çıkar. Dilenciliği mesaili bir işe çevirmişlerdir, her gün herkesin parası toplanır taksim edilir.
Dilenciliği de şu şekilde açıklarlar, "Dilencilik insanın ruhundaki acıma duygusunu tedavi eder."
Aslında bir bakıma bu doğru bir tespit, bir şekilde acımasız bir hareketin ardından insan fıtraten yahut vicdanen olumlu addettiği kimi davranışlar sergiliyor. Buna bizler pişmanlık duygusu diyoruz, fakat pişmanlık kelimesi bu olguyu tam anlamıyla karşılamıyor. Pişmanlık durumu düzeltmek için yapılan bir geribildirim eylemi iken acıma duygusunu tedavi etmek tamamıyla başka bir işe yönelmek babında.
Bu aklıma şunu getiriyor esasında,
Doğu kültüründe bir insan başarısız ise "kısmetinde" olmadığı içindir. Bu yüzden yadırganmaz hatta "gariban" diye kutsanır. Batı kültüründe ise başarısızlık o kişinin "beceriksiz" olduğu anlamına gelir ve kişinin "yetersiz" olduğunu düşündürür.
Yazıyı " Coğrafya kaderdir." gibi klişe bir sona getirmeyeceğim merak etmeyin.
Dizinin devamında şayet biz birer Uzaylı Zekiye olsaydık yapacağımız şey şu olacaktı, aniden bizlere bir ilham gelecek ve dilencilerin bu sıradışı basit oyununu açığa çıkaracak uzaylı davranışları sergileyecektik. Fakat şu noktada eğer Uzaylı Zekiye değilsek -kendini Zekiye sananlar dışında- dilencilerin ve dilencilik eyleminin toplumda gerekli olduğunu tartışabiliriz. Herkes kendi kapısının önünü temizlesin dünya da mis gibi olsun aklansın paklansın mantığı ile realitenin sökmediğini biliyoruz. Yani esasen bir dilenciye duyulan acıma hissinin yanı sıra gelen acımasızlık hissi de onların varlığının bir sebebi. Şimdi bumerang döndü.
Acıma duygusunu tedavi etmedi, acımasızlık duygusunu kutsadı.
Ne diyorduk?
Uzaylı Zekiye
diziye puan vermedi, inceleme eklemedi.
29 beğeni · 24 yorum beğen ikon
Affinity (@biocide)
Her insan kendi çapında dilenci değil mi zaten azizim. Kimisi para için, kimisi merhamet için, kimisi sevgi için, kimisi ilgi görmek için herkesin ortak çabası birbirinden faydalanmak olduğuna göre pek yadırganmıyor kimseyi de merhamet sömürücüsü ilan etmiyorum tabii bunu kendi adıma söylüyorum. Ali Lidar beyefendi şöyle demişti bir yazınında: 'İnsan insanın utancıdır! Dilenciye para verirken bile kafasını tavuk gibi üçyüzaltmış derece çeviriyor adam. Birileri görüp takdir etsin derdinde. Elli kuruştan karizma devşirecek. Hesap doğru da kendince, kendisi yanlış. Yanlışlıkla doğmuş puşt! Merhamet sömürücüsü! ' ben ilan etmedim tabii ama Lidar beyefendicigim etmiş işte. Dilencilikte bir al gülüm ver gülüm günümüzde. Onlar olmasa kim ikna edecek bizi iyi insanlar olduğumuza...
18.02.19 beğen 4 cevap
fatih ozan (@fatihozan)
Ee şey, konuyla ilgisi yok ama resimdeki oyunun adını bilen var mi :D
18.02.19 beğen 1 cevap
Çizmeli Kedi (@cizmelikedi)
"abla bir ekmek parası ver" "açsan dürüm alayım" "yok abla sen bana yemek parasını ver, ben alırım" "az ilerde dönerci var, oturup yersin işte" "abla uzatma sende vereceksen ver" "manyakmısın oğlum sen, alacaklı gibi alla alla" "allah senin belanı versin, vermezsen verme lan" Yani öyle bir anımdı, bir de ayağımın üstüne oturup bacağıma sarılarak para isteyen bir velet vardı ki hala rüyalarıma girer sıpa :)
18.02.19 beğen 3 cevap
7/10
3 oy
Sence kaç puan almalı?
0