up
ara

Duygu Karadere

Duygu Karadere

Duygu Karadere

@duygudere

Mamure Kalesi günümüze kadar sağlamlığını koruyabilmiş bir Ortaçağ kalesidir. Anamur ilçesinde bulunan kale denize sıfırdır ve muhteşem bir manzarası vardır. Yaklaşık 1500 yıllık bir geçmişi olan Mamure Kalesi, Türkiye'nin en büyük kalelerinden biridir ve çok geniş bir alana yayılmıştır. Kalede Romalılar, Bizanslılar, Selçuklular, Karamanoğulları ve Osmanlılar gibi birçok medeniyetin izleri bulunmaktadır. Denize sıfır konumundan dolayı iyi bir savunma ve gözetleme kalesidir. Kalenin karaya bakan cephesinde ise savunma amaçlı hendek yapılmıştır. Dış kalede Karamanoğulları döneminde yapılmış olan bir cami bulunmaktadır. Ayrıca yine aynı dönemde yaptırılmış olan bir hamamın kalıntılarına da rastanılmaktadır. Bir süre önce başlatılan restorasyon çalışması sebebiyle giriş kapatılmıştı. Çalışmalar bitmiş olabilir. Bitmemişse kaleyi dışarıdan görmek için gidebilir ve yakınlardaki restoranlardan birinde manzaraya karşı yemek yiyebilirsiniz.
Mamure Kalesi
mekana 7 verdi
6 beğen · 0 yorum
Duygu Karadere

Duygu Karadere

@duygudere

Mersin antik kentlerle dolu bir şehir. Silifke'de bulunan Olba Antik Kenti de bunlardan biri. Olba Krallığı'nın bu civarda hüküm sürdüğü yıllarda ticari açıdan önemli bir kentmiş. Daha sonra farklı medeniyetlere de ev sahipliği yapmış. Olba Krallığı'nda ibadet yeri olarak kullanılan Uzuncaburç Kalıntıları da burada yer alıyor. Günümüze kadar ayakta kalmayı başarabilen kalıntılar arasında en sağlam durumda olanı antik bir tiyatrodur. Onun dışında yine birçok antik kentte görmeye alışkın olduğumuz sütunlar, kaya mezarları, çeşme, su kemerleri gibi kalıntılar bulunmaktadır. Kentin Uzuncaburç Kalıntıları diye adlandırılan bölümünde 36 sütunlu bir tapınağın kalıntıları bulunmaktadır. Bu tapınak daha sonra Romalılar tarafından da kullanılmış ve Hristiyanlığa geçildikten sonra kiliseye dönüştürülmüş. Uzuncaburç bölümünde ayrıca antik çeşme, sütunlu yol, zafer kapısı, antik tiyatro gibi kalıntılar da bulunmaktadır. Görülmeye değer.
Olba Antik Kenti
mekana 8 verdi
7 beğen · 1 yorum
Hayata Gülümse (@hayataagulumse)
Cennet- Cehennem ve Astım mağarasını da gezmeden dönmeyin derim. :)
18.05.18 beğen cevap
Duygu Karadere

Duygu Karadere

@duygudere

Eskiden mağara gezmenin ne getirisi var diye düşünürdüm ama bu mağarayı gördükten sonra fikrim değişti ve mağaralara ilgi duymaya başladım. Mersin merkeze 190 km, Aydıncık ilçesine ise 8 km uzaklıkta bulunan Aynalıgöl Mağarası, Gilindire Mağarası olarak da bilinmektedir. Antik çağlardan beri önemli bir yerleşim yeri olan Aydıncık ilçesine Fenikeliler döneminde Kelenderis denilmekteymiş. Daha sonra bu isim zaman içinde Gilindire'ye dönüşmüş. Mağaranın Gilindire Mağarası olarak da anılmasının sebebi budur.

Aynalıgöl (Gilindire Mağarası) 1999 yılında bir çoban tarafından keşfedildikten sonra turizme kazandırılmış ve gezginlerin ilgisini çeken değerli bir yer haline gelmiş. Mağara, denizin hemen dibinden başlayarak yükselen kayalık bir dağda bulunmaktadır. Mağaranın girişine ulaşımı kolaylaştırabilmek için demir merdivenler ve yol yapılmıştır. Mağaranın güzelliklerine gelirsek içerisinde yarısı tatlı yarısı tuzlu sudan oluşan bir göl bulunmaktadır. Gölün yüzeyi durgun olduğundan yansımaları ayna gibi yansıtmaktadır. Aynalıgöl denmesinin sebebi de budur. Mağaranın içerisinde çok sayıda bölüm bulunmaktadır. Bunların her birinde farklı çeşitlerdeki oluşumları bir arada görmek mümkündür. Işıklandırmalar sayesinde bu oluşumlar gizemli ve büyüleyici bir manzara oluşturmaktadır.

Mağaranın içindeki gölün derinliği yaklaşık 47 metredir. Mağaranın tavan ve duvarlarında gördüğümüz oluşumlar gölün içerisinde de bulunmaktadır. Dalgıçların ilgisini çeken bir göldür. Profesyonel olmayanların göle girmesine izin verilmemektedir. Serin mağaraların aksine bu mağara sıcak ve nemlidir. Tedbirli gitmek gerekir.
4 beğen · 0 yorum
Duygu Karadere

Duygu Karadere

@duygudere

Antik Kent ve Deniz Bir Arada
Anemurium, antik çağlardan günümüze ulaşan eski bir yerleşim alanıdır. Mersin Anamur'da bulunmaktadır. Anamur ilçesi adını bu antik kentin adından almıştır. Tarih boyunca birçok medeniyete ev sahipliği yapan antik kentte en çok Roma ve Bizans'ın izlerine rastlanmıştır. Anemurium Antik Kenti, deniz manzaralı bir tepede bulunmaktadır. Bu alana yayılmış olan tiyatro, hamam, kilise, kemerli kalıntılar, mozaikler, sütunlar günümüze kadar kısmen sağlam kalmayı başarabilmiş olan yapılardır. Manzarayı bozan tek şey kentin yakınındaki toki evleridir. Anamur merkezine 7 km uzaklıktadır. Ulaşımı kolaydır. İşletmesi olmayan çakıl taşlı plajından denize girilebilmektedir. Yaz aylarında giderseniz önce antik kenti gezebilir sonra da serinlemek için denize girebilirsiniz. Anamur'a yolu düşen herkesin uğraması önerilir.
Anemurium Antik Kenti
mekana 9 verdi
4 beğen · 0 yorum
Duygu Karadere

Duygu Karadere

@duygudere

Zağnos Vadisi Trabzon merkezde bulunan bir yapay park ve piknik alanıdır. Parkın projesi, şehirde kentsel dönüşüm projesi ile eş zamanlı başlatılmıştır. Her sene belediye tarafından parka yeni bölümler eklenerek genişletilmektedir. Şimdiden Trabzon'un en büyük açık hava parkı olmayı başarmıştır. İçerisinde yapay bir göl, yürüyüş alanları, piknik alanları, aktivite alanları bulunmaktadır. Trabzonlu piknikçilerin en çok tercih ettiği piknik alanı burasıdır. Kuğular, tavşanlar gibi birçok hayvan türüne de ev sahipliği yapmaktadır burası. Vadinin içinde ayrıca Atatürk Evi ve Kanuni evi bulunmaktadır. Zaman zaman şenlikler, etkinlikler de düzenleniyor. Dönemsel olarak alışveriş yapabileceğiniz standlar açılıyor. Burası aslında tarihi açıdan da önemli bir vadi. Ama şu an daha çok piknik, yürüyüş, düğün fotoğrafları, gibi şeyler için tercih ediliyor. Yine de güzel bir proje olmuş. Gidilebilir.
Zağnos Vadisi
mekana 7 verdi
1 beğen · 0 yorum
Duygu Karadere

Duygu Karadere

@duygudere

Çal Mağarası Trabzon'un Düzköy ilçesinde bulunmaktadır. Dünyanın en uzun ikinci mağarasıdır. Mağaranın içi farklı kollara ayrılıyor ve içerisinde şelaleler, dereler akıyor. Gezinti yolları ahşap patikalar ve korkuluklarla sağlanmış. Bu yollar zaman zaman çok daralıyor, bazı yerlerde ise kırıklar var. Onarım gerekiyor. İçerisi çok serin olduğu için yaz aylarında bile üşümek mümkün. Ayrıca bazı yerlerde kafanıza sular damlıyor. Bu nedenle kapşonlu bir mont veya yağmurluk giymenizi öneririm. Yönlendirme tabelaları olmadığı için yolun ikiye ayrıldığı yerlerde rasgele birine girmek zorunda kalıyorsunuz. Bir süre sonra kafalar karışmaya başlıyor. Mağarada yaklaşık 45 dakika kaldık. Tamamını gezdik diye düşünsek de atlamış olduğumuz yerler olabilir. Gerçekten çok büyük bir mağara. Mağaranın yukarısında sevimli bir çay bahçesi var. Çıkışta oraya uğrayarak vadi manzarasına karşı bir şeyler içmenizi öneririm.
Çal Mağarası
mekana puan vermedi
1 beğen · 0 yorum
Duygu Karadere

Duygu Karadere

@duygudere

Mustafa Kemal Atatürk, Cumhuriyetin ilanından sonra Sonbahar Gezisi adını verdiği yurt gezisi kapsamında 15-17 Eylül 1924 tarihleri arasında ilk defa Trabzon'a gelmiştir ve bugün Trabzon Atatürk Köşkü Müzesi olarak adlandırılan köşkte konaklamıştır. Daha sonra 1930 yılında Trabzon Özel İdaresi tarafından köşk Atatürk'e hediye edilmiştir. 10 Haziran 1937'e Trabzon'a üçüncü ve son kez gelen Atatürk, yine bu köşkte kalmıştır ve tüm mal varlığını Türk ulusuna armağan etme kararını bu köşkte almıştır.

Ulu önder Atatürk'ü kaybetmemizin ardından köşk, Trabzon Belediyesi müzeye dönüştürülmüş ve ziyarete açılmıştır. Müzede 19. yüzyılın sonu ile 20. yüzyıla ait mobilyaların yanı sıra Atatürk'ün eşyaları, Trabzon gezilerinde çekilmiş fotoğrafları ve mal varlığını devlet hazinesine bağışladığına dair imzayı atarken oturduğu koltuk sergilenmektedir. Köşkün girişinde Atatürk'ün Trabzon'a geldiği zaman yaptığı konuşmanın tam metni asılıdır.

Atatürk Köşkü Müzesi, günümüzde hem manevi ve tarihi değeriyle hem mimari yapısıyla, hem de yemyeşil bahçesiyle Trabzon'un en güzel evidir ve mutlaka ziyaret edilmelidir. Haftanın 7 günü ziyarete açıktır.
Trabzon Atatürk Köşkü
mekana 10 verdi
3 beğen · 0 yorum
Duygu Karadere

Duygu Karadere

@duygudere

Ayasofya Müzesi Trabzon'un önemli tarihi mekanlarından biridir. Kilise olarak inşa edilen yapı, Fatih Sultan Mehmet'in 1461'de Trabzon'u fethetmesinin ardından camiye çevrilmiştir ve tarihi freskler ziftle kapatılmıştır. Birinci Dünya Savaşı'nın sürdüğü yıllarında depo ve hastane olarak da kullanılmıştır. Daha sonra yeniden cami olarak kullanılan bina, 1958-1962 yılları arasında restore edilmiş, ziftle kaplanan freskler temizlenmiş ve 1964'te müze haline getirilerek ziyarete açılmıştır. Günümüzde ise yeniden cami olarak kullanılmaya başlanmıştır.

Tarihi yapı, kare haç planı, 12 köşeli kubbesi, 3 revaklı girişi ile Bizans döneminde inşa edilen kiliselerin güzel bir örneğidir. Yapının güney cephesinde kabartma frizler bulunmaktadır. Birkaç sahneden oluşan bu kabartmalarda Adem ile Havva'nın öyküsü anlatılmıştır. Bu kabartmaların dışında binanın farklı bölgelerinde mitolojik yaratıklar, kuşlar, çiçek motifleri, kartal sembolü gibi farklı konuların işlendiği resimler, mermer mozaikler ve panolar bulunmaktadır.

Günümüzde kuzey bölümü camiye çevrilen Ayasofya Müzesi, tarihi yapısını giderek kaybetmektedir. Artık bazı bölümleri gezilememektedir. Son model klimalar, ses sistemleri, bahçedeki kahvaltı salonu, düğün fotoğrafçılarının akın etmesi gibi unsurlar yüzünden tarihi güzelliği zedelenmektedir.
Trabzon Ayasofya Müzesi
mekana 7 verdi
3 beğen · 0 yorum
Duygu Karadere

Duygu Karadere

@duygudere

Meryem Ana adıyla da anılan Sümela Manastırı Trabzon'un Maçka ilçesindeki Altındere Köyü'nde bulunmaktadır. Sümela Manastırı'nı diğer tarihi mekanlardan farklı ve özel yapan şey konumudur. Tahmini olarak M.S. 375-395 yılları arasında Karadağ'ın sarp kayalıklarına inşa edilmiştir. O yılların koşullarında böyle sarp bir yere nasıl inşa edilebildiğine şaşırmamak elde değil. Şu an devam eden restorasyon çalışmalarının bile çok zor şartlar altında yapıldığı söyleniyor. Dağdan koparak düşen kayalıkların manastıra ve ziyaretçilere zarar vermemesi için başlatılan restorasyon çalışmalarında bir yandan kaya temizliği yapılırken bir yandan da manastırın iç restorasyonu ve kazı çalışmaları yapılıyor. Hepsi tamamlandığında daha önce girilemeyen yeni bölümlerle birlikte tekrar ziyaretçilere açılacak.
Restorasyon tamamlanmadan önce giderseniz uzaktan bakabilirsiniz. Ulaşımı biraz zahmetli ama yol boyunca çok güzel manzaralara tanıklık ediyorsunuz. Uzaktan görmeye bile değer.
Sümela Manastırı
mekana 10 verdi
5 beğen · 0 yorum
Duygu Karadere

Duygu Karadere

@duygudere

Cennet - Cehennem Mağaraları ya da çukurları olarak da anılırlar. Her ikisi de doğru tanımlardır. Çünkü eskiden mağara oldukları tahmin edilen bu 2 doğal yapı, bundan milyonlarca yıl önce mağara tavanının çökmesiyle çukurlar haline gelmiştir. Birine cennet diğerine cehennem denilmesinin sebebi ise birinin içinin ferah diğerinin ise tehlikeli ve boğucu olması. Cehennem çukuruna sadece profesyonel dağcılar kendi özel ekipmanlarıyla inebilmektedir. Cennet çukurunda ise merdivenler bulunmaktadır ve içinde tarihi bir kilise yer almaktadır. Kiliseye ulaşabilmek için 300 basamak inmek gerekmektedir. Mağaranın zemininde ise bahar aylarında görebileceğiniz bir pınar bulunmaktadır. Yaz aylarında ise kurumaktadır. Cennet - Cehennem mağaralarına gidiş yolunda salaş kahvaltıcılar bulunmaktadır. Oraya giderken bu mekanlardan birinde yörük kahvaltısı yapmak olmazsa olmazlardandır. Kahvaltı ve cennet-cehennem mağaraları ziyareti için (eğer cennet mağarasına inecekseniz) yarım gününüzü ayırmanız gerekir.
Cennet - Cehennem Örenyeri
mekana puan vermedi
1 beğen · 0 yorum
/ 2