up
ara

Erkan ÇAKIR

Deryada bir su damlası, Neşet Ertaş hayranı, Toplumsal dertlenici,Parrhesiastes, Akademisyen, Galayasaraylı
Erkan ÇAKIR

Erkan ÇAKIR

@erkancakir

Akıcı ve Eleştirel
Ahmet Şerif İzgören'in bir kaç kitabını okudum ama en çok bu kitabında siyasi yönden öne çıktığını ve eleştirdiğini gördüm. Kitap ülkemizde yaşanan bir çok olayı ve hikayeyi anlatmış. Kendi toplumumuzdan bu tür hikayeleri duymak hoş. Ancak bir biri ardına bir çok hikaye anlatıldığı için akılda kalması zor. Okurken çok zevk veren bir kitap ancak bir süre geçtikten sonra akılda pek bir şey kalmıyor. Genel itibari ile bir solukta zevkle okunacak bir kitap.
1 beğen · 0 yorum
Erkan ÇAKIR

Erkan ÇAKIR

@erkancakir

Bir gün blog sayfalarını gezerken bir den bu kitabın tanıtım yazısına denk geldim ve kapağı çok hoşuma gitti. “Bu Günün Gençleri Niçin Bu Kadar Özgüvenli Ve İddialı Fakat Bir O Kadar Da Depresif Ve Kaygılı?” şeklinde birde alt başlık yazısı vardı. Üniversitede görev yapıyor olmam ve aynı zamanda ders anlatmam nedeniyle günümüz neslini yakından tanımak istiyordum. Çünkü her an onlarla iç içesiniz ve onları tanımadan bir şey öğretemezsiniz. Hemen bu kitabı okumaya karar verdim ve sipariş ettim. Kaknüs yayınlarından çıkmıştı ve 3. baskısı yapılmıştı. Kitap 380 sayfaydı ve 8 bölümden oluşuyor. Bu bölümler;
• Onaylanmaya İhtiyacımız Yok: Toplum Kurallarının Çöküşü
• Tek Kişilik Ordu: BEN
• İstediğiniz Her Şey Olabilirsiniz
• Endişe Çağı (Depresyon ve Yalnızlık) Gergin Nesil
• Evet, Doğru; Denemenin Faydası Yok İnancı
• Cinsellik: Tutucu Nesil Dejenere Nesille Tanışıyor
• Eşitlik Devrimi: Azınlıklar, Kadınlar, Geyler, Lezbiyenler
• Kendi Bilgimize Başvuralım: İş Dünyasının Geleceği ve Gençlerin Geleceği
(kitabı ilk elime aldığımda içindekiler kısmına baktım ve gerçekten çok merak uyandırıcı bölümleri vardı)
Gençlerde artık hiç saygı kalmadı! Ne büyük biliyorlar ne küçük! Gibi yakarışlar; ne olacak bu gençliğin hali, bunlar nasıl bir anne ve baba olacaklar? Gibi sorular günlük hayatımızda sıkça duyduğumuz şeylerdir. İşte bu kitap tamda bu serzenişlerin ve soruların cevabını bulmaya çalışıyor. Gerçekten de gençliği anlamada adeta bir kullanma kılavuzu niteliğinde bir kitap. Zaten yazar araştırmacı, psikolog, öğretim görevlisi ve dünya çapında seminer veren bir konuşmacı.
Bu kitap nesil farklılıkları ilgili 1,3 milyon genç hakkında bilgilere dayanan 12 araştırmanın sonuçlarını içeriyor. 1970, 1980, 1990’larda doğmuş “ben nesli” diye adlandırılan nesil ve ABD’de 2. Dünya savaşından sonra bebek nüfusundaki artıştan dolayı “patlama nesli” olarak adlandırılan nesiller arasındaki değişimleri ele alıyor. Kişilikteki ve davranışlardaki değişime dayalı deneysel çalışmalar kitabın bel kemiğini oluşturuyor. Ben nesli önceki nesillerden hangi yönüyle ayrılıyor. Tabiki kitap Batıdaki gençlik üzerine inceleme yapıyor, o yüzden odak grubu Türkiye’de biraz daha gecikme ile gerçekleşiyor olabilir. 1970,1980,1990 Türkiye’de 1980, 1990 ve 2000 gibi bir sapmaya karşılık gelebilir. (Ne de olsa Batıyı biraz geriden takip ediyoruz).
Kitabın önsözünde Psikiyatr Dr. N. Mustafa Merter şöyle bir tespit yapıyor: “ABD’den başlayarak, tüm dünyaya yayılan, tarihte eşi benzeri görülmemiş, kitlesel bir yozlaşma süreci ile karşı karşıyayız. Geleceğin teminatı olan genç nesil şaşırtıcı bir hızla dengesini kaybediyor, ciddi manada ruh sağlığını yitiriyor. Twenge, kendisi de Amerikalı olmasına rağmen çok açık konuşuyor. Sadece gelişmiş batı ülkelerinde değil bütün dünyada genç nesil Amerikan medeniyetinin etkisine maruz kaldığı oranda, atalarından ve ailelerinden gelen ahlaki değerlere karşı çıkıp isyan edecek. Bu değerlerin yitirilmesinin bedeli ise çok ağır: bulaşıcı hastalık derecesinde yaygın bir narsisizm/ enaniyet, hayali bir iyimserlik, gittikçe artan oranlarda genel kaygı ve depresyon”. (içimden kahrolsun Amerika sloganı atmak geldi  ).
Bu tespit doğru bir tespittir ve kitabın sloganı ise: ”Bu günün gençleri niçin bu kadar özgüvenli ve iddialı fakat bir o kadar da depresif ve kaygılı”. Bu sloganın cevabını herkes merak ediyor. Yazar bu konu hakkında ipucu vererek kitaba başlıyor. Yazar: “ister hoşunuza ya da gitmesin yaşayacağınız kültürü doğduğunuz zaman belirler” diyor. Yazara göre; bu kültürün içinde dünya olayları, sosyal eğilimler, ekonomik gerçekler, davranış kuralları, hayata bakış açısının yanı sıra popüler kültürün iniş ve çıkışları vardır. Araştırmalara göre doğduğunuz dönem karakterinizi içinde yetiştiğiniz aileden daha çok etkiliyor. Atasözünün de dediği gibi; “ insan içinde yaşadığı çağa babasına benzediğinden daha çok benzer”. Örneğin bebek patlaması nesli her şeyi toplu yapıyordu ve 21 yaşına gelmeden evleniyordu. Ancak ben nesli ise “bireyin sadece kendine odaklanması fikrini” benimsiyor ve “en büyük aşk insanın kendisini sevmesidir”, “hepimiz özeliz”, “başka birini sevmeden önce kendini sevmek zorundasın ”gibi cümleler kurmaktan kaçınmıyorlardı. (Ben prensesim, bu günde çok güzel oldum, harikayım gibi cümlelerle bende sosyal medyada çok karşılaşıyorum).
Devamı için erkancakir.net adresini ziyaret edebilirsiniz.
ataç ikon Ben Nesli
kitaba 10 verdi
0 beğen · 0 yorum
Erkan ÇAKIR

Erkan ÇAKIR

@erkancakir

''Utopia'' kelimesi Yunanca ''yok, olmayan ve yer '' kökeninden gelir. ''Olmayan yer'' anlamına gelen bu kelime, Thomas More tarafından türetilmiştir.
Her şeyiyle mükemmel olan bir devlette yaşama fikri ilk Platon ile başlamıştır ve ''Devlet'' eseri bu konuda en eski eserdir. More bu eserinde yazı olarak alaycı bir anlatım yolunu seçiyor ve eser üzerinden bir takım eleştiriler yapıyor. Ancak sadece yönetimi eleştirmiyor, aynı zamanda kendi çözüm önerilerini de aslında var olamayan ve kendi kurgusu olan hayali ülke ''Utopia'' üzerinden anlatıyor. Bu yönüyle ideal devlet, ideal yönetim ve ideal toplum hayalini Utopia eserinde birleştiriyor. Thomas More'nin devlet ve hukuk adamı olması sebebiyle eser, edebi eserden çok siyasi bir eser olarak tanınmıştır.
Utopia kelimesi, ütopya olarak Türkçe 'ye de girmiştir ve bizde daha çok hayal ve gerçekleşmesi imkansız olaylar için kullanılmaktadır. Türkçedeki anlamı belki de Thomas More'nin Utopia eserinde anlattığı ülkenin ulaşılması imkansız bir devlet ve yönetim modeline sahip olmasından kaynaklanmış olabilir. Bana göre de Utopia da anlatılan bir devlet modeli uygulamada imkansızdır. Çünkü bir çok yönden ''Komünizm'e'' benzemektedir ve kaynağını hatırlamadığım bir düşünceye göre; 'Dünya sadece meleklerden ibaret olsaydı, Komünizm çok iyi şekilde uygulanabilirdi'. İnsanların içlerinde her zaman hırs, kaytarma, rekabet ve çok para kazanma gibi insanları yanlış yönlendirecek duygular var olmuştur.
Utopia'yı anlatmaya başlamadan önce "bu kitapta anlatılan her şey tamamen hayal ürünüdür, hiç bir ülke ve yönetimle alakası yoktur" şeklinde Türk dizilerindeki gibi bir giriş yapsak çokta yersiz olmaz galiba :)
Utopia'nın kurgusu sohbet havasında geçer ve ana karakter denizci Raphael Hytlodaeus'tur. Felsefeye de meraklı olan Raphael bir çok ülkeyi gezmiştir ve gezip gördüğü yerleri, bir sohbet ortamında Peter Gilles ve Thomas More anlatmaktadır. Kitapta tam bu noktada başlamaktadır. Raphael hayalindeki ülkeyi son yolculuğu sırasında Utopia Adası'nda keşfetmiştir. Adanın yönetim biçimi tüm Avrupa devletlerine örnek olacak kadar gelişmiş ve idealleşmiştir. Adanın özellikleri;
 Utopia bir tarım ülkesidir ve vatandaşlarda iyi birer çiftçidir.
 Yöneticiler seçimle iş başına gelir.
 Vatandaşlar şehirleri için günde 6 saat çalışırlar.
 Herkes deriden yapılma tek tip elbise giyer.
 Her aile kendi giyeceğini kendisi diker.
 Herkes şehirdeki yemekhanede yemek yer ve her yaştan insanlar hep bir aradadırlar.
 Kadın ve erkek arasındaki ilişkilerde esas olan evliliktir, gönül eğlendirmek söz konusu değildir ve boşanmaya karşı çıkılır.
 Vatandaşların birlikte ürettikleri ürünler ambarlarda saklanır ve herkes ihtiyacı olan miktarı buradan ücretsiz alır.
 Adada para kullanılmaz, altın ve gümüşe de hiç değer verilmez. (Bunlar insan ahlakını bozan şeyler olarak görülmektedir).
 Utopia'da kimse aç kalmaz ve yiyecek sıkıntısına düşmez.
 Felsefe ve edebiyat en çok ilgi gören alanlardır.
 Kölelik bir ceza olarak vardır. Kötülüğü benimseyenler ve suç işleyenler köle yapılır.
 Savaş en istenmeyen durumdur ve olabildiğince kaçınılır.
 Yöneticiler için Utopia halkının canı çok kıymetlidir.
 Tek din yoktur ama herkes birbirinin inancın karşı saygılıdır.
 Felsefeyi çok sevmelerine rağmen tek başına aklın yetmeyeceğini bilmektedirler.
ataç ikon Utopia
kitaba 10 verdi
3 beğen · 0 yorum
Erkan ÇAKIR

Erkan ÇAKIR

@erkancakir

Amin Maaloof ‘un Doğu’nun Limanları adlı kitabını edebiyatçı arkadaşlarımın tavsiyesi üzerine okudum ve sonrasında kitap üzerine sohbet etme fırsatımız oldu. Genel itibari ile akıcı, dili basit ve bir kurgu üzerine yazılmış bir kitap. Benim okuduğum 53. baskısıydı ve 183 sayfaydı.
İlk 15-20 sayfasında olayları çözmek hiç kolay değil ve şahıslar belirgin değil. Kitap tarihi karakterlerle bağlantılı bir kurgu üzerinde ilerliyor, ancak kesinlikle tarihi bir roman değil. Azledilen bir Osmanlı Padişahı ve ondan sonra birbirini izleyen olaylar. Aslında kitap İsyan takma isimli Osmanlı şehzadesinin hayatını anlatıyor. Yazar şehzadenin doğumundan önce gerçekleşen olayları da ele alıyor, çünkü kitapta “Bir insan hayatının doğumu ile başladığından emin misiniz? ” şeklinde bir cümle geçiyor ve bu cümle neden şehzadenin doğumundan önceki olayların ele alındığını açıklıyor. Azledilen padişahın ve sonrasında ele alınan karakterlerin gerçek hayatta kimler olduğuna dair kitapta hiçbir bilgi yok. Karakterlerin kimler olduğunu bulmak için araştırma yapmanız gerekmektedir. Kitapta anlatılan şekliye azledilen padişahın Abdülaziz olduğu ortaya çıkmaktadır. Kitapta 1900’lerde Adana’da Türklerle Ermeniler arasında yaşanan olaylar, sonrasında Beyrut, Fransa’daki direniş ve son olarak da İsrail’in kuruluş yılları gibi dönemler yer almaktadır.
“Osmanlı hakkında çok da olumlu bir düşünce beslediği söylenemez. Genelde eleştirel bir dille ele almaktadır. Kitapta kafama takılan yerlerden birisi de bir Osmanlı şehzadesinin Fransız Direnişine katılması ve bu uğurda mücadele etmesidir. Yazarın bakış açısıyla şehzadelerin din konusundaki tutumları ise benim yine dikkatimi çeken noktalardan bir tanesiydi. Kitabın sonu ise pek umduğum gibi bitmedi ve devamı gelecekmiş gibi bir son tercih edilmiş.
ataç ikon Doğu'nun Limanları
kitaba 10 verdi
1 beğen · 0 yorum
Erkan ÇAKIR

Erkan ÇAKIR

@erkancakir

Güzel bir aşk hikayesi
ataç ikon Bukre
kitaba puan vermedi
1 beğen · 0 yorum
Erkan ÇAKIR

Erkan ÇAKIR

@erkancakir

Tek bir cümle ile kitabı anlatsaydım kesinlikle akıcı, sürükleyici ve heyecan verici derdim. Zaten Khaled Hosseini’nin (Halid Hüseyni) kitapları dünyada 38 milyondan, Türkiye’de ise 1 milyondan fazla satmasının sırrı da budur. Kitabı okumaya başladığımda kesinlikle aklıma gelen ilk düşünce, “bir kitabın filmi çekilecekse bu kitaba çekilmelidir” oldu. Nitekim kitabın birde filmi var. Kitabı okuduktan sonra filmini de izledim ve filmi de çok güzeldi. Ancak kitabı okumadan filmini izlemeye kalkarsanız filmden hiçbir şey anlayamazsınız. Film kitabı okuyan insanların karakterleri daha iyi canlandırabilmeleri için çekilmiş diyebilirim. Filmde ise özellikle Asef ile Emir’in karşı karşıya geldiği sahnede, kitabın temel kurgusu olan Emir’in dayak yedikçe gülmesi ve rahatlaması kurgusuna filmde yer vermemesi beni şaşırttı. Filmi izleyecekseniz tavsiyem kesinlikle orijinal, (Türkçe alt yazılı) izlemenizdir.

Kitap Everest yayınlarından çıkmıştır ve 378 sayfadır. Basım yılı 2003’tür ve çevirisini Püren Özgören yapmıştır. Kitabı okumaya başladığınızda peşin hükümlerle Emir’den nefret edeceksiniz ki bende çok kızmıştım. Ancak kitabın sonunda şaşıracaksınız.

Kitap bir çocuğun gözünden anlatılmaktadır ve bu çocuk Emir’dir. Afganistan’da zengin babasıyla birlikte yaşayan Emir ve onların hizmetkârlarının oğlu Hasan arasındaki arkadaşlıktan bahsedilmektedir. Uçurtma Avcısı’nda anlatılan olağanüstü bir dostluk. Bir insanın diğerini ne kadar sevebileceğinin su gibi akıp giden öyküsüdür. Emir biraz şımarık, biraz kıskanç, biraz da korkak ama bir yandan da vicdan sahibi bir çocuktur. Onun için babasının gözüne girmek her şeyden kıymetli ve önemlidir. Çünkü babasının kendisini sevmediğini ve hiçbir şeyi beceremediği için utandığını düşünmektedir. Kitabın ana düşüncesi de bu duyguda saklıdır. Hasan ise doğduğunda annesi tarafından terk edilmiş, temiz kalpli, iyi niyetli ve itaatkâr bir çocuktur. Kitap ismini Afganistan’da o zamanlar yaygın olan uçurtma savaşlarında uçurtmayı yakalayan kişilerden alıyor. Hasan’da o yörenin en iyi uçurtma avcısı. Geri kalan hikâyeyi de kitabı okuduğunuzda anlayacaksınız.
Yazının devamı kendi sitemdedir.
ataç ikon Uçurtma Avcısı
kitaba 8 verdi
6 beğen · 0 yorum
Erkan ÇAKIR

Erkan ÇAKIR

@erkancakir

Deli Kurt, Hüseyin Nihal Atsız tarafından yazılan tarihi bir romandır. Romanın ilk basımı 1958 yılında yapılmıştır. Benim okuduğum roman ise 59. baskısıdır ve 246 sayfadan oluşmaktadır.
Kitabın ana karakterlerini Çakır Bey, Murad(lakabı Deli Kurt), Gökçen, Satı Kadın, Evren, İsa Bey ve Bala Hatun oluşturmaktadır. Kitabın konusu Osmanlı İmparatorluğu’nda Ankara Savaşı’nda Yıldırım Beyazıt’ın yenilerek esir düşmesi ile başlayan ve şehzadeler savaşı olarak da bilinen Fetret dönemini anlatmaktadır. 1400-1445 tarihleri arasında Osmanlı’nın durumu ile ilgili bilgiler vermektedir.
Kitap her ne kadar tarihi bir roman olsa da daha çok aşkı anlatmaktadır. Tarihi bilgi ve hikâyelerin arkasına gizlenmiş olan o müthiş aşk hikâyesi kitabın bir solukta okunmasını sağlamaktadır. Tarih, vatan sevgisi, kahramanlık, dürüstlük ve aşk birbiri içine geçerek romanda işlenmektedir. Romanda, Osmanlı içerisinde hayatlarını sürdüren Türkmenler ve sürekli Osmanlı üzerine seferler düzenleyen Karamanoğulları hakkında da birçok bilgi verilmektedir.
Kitapta dikkatimi çeken noktalardan biride Gökçen isimli kızın gözlerindeki yeşil ışık ve taşlarla yağmur yağdırmasıdır. Bunun sebebi ise Gökçe’nin Uygur Türkü olması sebebiyle eski Türker’deki Şamanist inançtır.
Kitapta sonucu açıklanmayan birkaç nokta dışında, dervişlerin kötülenmesi ve Osmanlı sipahilerinin şarap içmesi çelişkili konulardan bazılarıdır.
Bu zamana kadar zevkle izlediğimiz Cüneyt Arkın’ın tarihi filmlerinin de bu romandan etkilendiğini zannediyorum.
ataç ikon Deli Kurt
kitaba 10 verdi
5 beğen · 0 yorum