up
ara
Doğum Tarihi : 30 Haziran Pazartesi
Katılım Tarihi : 17 Mayıs Salı 2016 15:48 - 1218 gün
Cinsiyet : Erkek
Şehir : Bursa / Türkiye (Turkey)
Lise : Kadıköy Anadolu Lisesi
Üniversite :
Meslek :
  • Öğretim görevlisi
Diller :
  • İngilizce
Fatih ÖZCAN

Fatih ÖZCAN

@fatihozcan

Ne iyi olurdu, bugün senden bir mektup alabilseydim. Kişi nelere sahip olduğunu bilmeyen bir “kapitalist” aslında.
ataç ikon Milena'ya Mektuplar
8.1 (685 oy)
0 yorum
Fatih ÖZCAN

Fatih ÖZCAN

@fatihozcan

Oysa ben bütün vaktimi, bütün vaktimden daha çoğunu, yeryüzünün bütün vakitlerini sana ayırmak istiyorum, seni düşünmek, seni yaşamak için.
ataç ikon Milena'ya Mektuplar
8.1 (685 oy)
0 yorum
Fatih ÖZCAN

Fatih ÖZCAN

@fatihozcan

Hiçbir şey değişmese bile, senin var olduğunu ve senin olduğun yerde, bütün öteki şeylerin yok olduğunu anlatmaya çalıştım.
ataç ikon Milena'ya Mektuplar
8.1 (685 oy)
1 yorum
Bearded Angler (@beardedangler)
Abi az daha gayret edersen kitapdan tiksindireceksin. Sanırsam bunu bilinçli yapıyor, kafkaya ve mileneya sövelim istiyorsun
06.09.19 beğen cevap
Fatih ÖZCAN

Fatih ÖZCAN

@fatihozcan

Yazarın daha önce okuduğum Tıkanma kitabının akıcılığına sahip bir roman. Olay örgüsü daha önce karşılaşmadığım bir şekilde ilerliyor. Dört ana karakter var ve her bölüm sırayla anlatıyorlar. Birinci bölüm Bay 600, ikinci bölüm Bay 72, üçüncü bölüm Bay 137 ve sonuncusu da Sheila. Bu sırayla altı yedi tur anlatıyorlar. Bölümler kısa olduğu için sıkılmıyorsunuz. Ama her bölüm çok enteresan mı denir tuhaf mı denir bilemedim, bilgiler öğreniyorsunuz. Üzerine düşünülecek çok fazla cümle var. Çok fazla ünlünün, çoğu ölümüyle alakalı, ismi geçiyor. Zaten arka kapakta biraz bilgi vermiş ama söylemekte fayda var; ağır argo ve pornografik tanımlamalardan rahatsız olabilirsiniz. Ama anladığım kadarıyla yazarın olayı bu. Sürpriz sonuyla da ilginizi cezbediyor.
ataç ikon Ölüm Pornosu
7 (122 oy)
1 yorum
zehra (@zehrasargin)
Ne zamandır okumak istiyordum,okuma hevesim daha da yükseldi.Güzel bir bilgilendirme yazısı olmuş teşekkürler.
09.08.19 beğen 1 cevap
Fatih ÖZCAN

Fatih ÖZCAN

@fatihozcan

Malumunuz, Franz Kafka'nın Milena Jesenská adlı kadına yazdığı mektupların zannedersem kronolojik sırayla yayınlandığı kitap.
Mektuplaşma olsa iki kişinin özel ve belki de aşk hayatına girmişiz, bizi başkasının mektubunu okuyormuşuz gibi heyecanlandırabilirdi. Ama sadece Kafka' nın yazdıklarını biliyoruz. Bunun sebebi de acıklı. Milena İkinci Dünya Savaşı sırası ülkesi adına belki de insanlık adına Nazi Almanya'sına karşı direnişe geçiyor ve karşıt gazetecilik dışında Yahudilerin kaçması ve saklanması gibi faaliyetlerde de bulunuyor. Sonunda yakalanıyor ve Yahudileri sevenleri koydukları bir toplama kampında ölüyor. Yakalanmadan önce de arkadaşına Kafka' nın ona yazdığı mektupları veriyor ve bize böyle ulaşıyor.
Şimdi tek tarafın yazdığı mektupları okuduğumuz için Milena ne yazdı da Kafka bu kadar çoştu gibi bir his uyanıyor. Açıkçası bir yerden sonra da sıkıyor.
Benim bahsetmek istediğim, neredeyse bütün mektuplarda Kafka korktuğunu yazıyor. Anlaşılmamaktan, yanlış anlaşılmaktan hatta anlaşılmaktan korkuyor. Sevgisine karşılık bulamamaktan korkuyor. Milena'nın, hastalanmasından, zor duruma düşmesinden, gelmesinden- gelmemesinden neredeyse her şeyden korkuyor. Sonuç olarak karşımıza ağır melankolik, aforizmalar kitabındaki kadar güçlü cümlelerin ortaya çıktığı bir mektup serüveni çıkıyor. Kafkaya hayranlığınız varsa okumanızı tavsiye ederim. Veya mesela birisi size aşk mektupları yazıyormuş gibi düşünerek de okuyabilirsiniz. Üstelik yazan kalemi kuvvetli birisi. Sanırım kitap erkeklerin bu yüzden pek ilgisini çekmiyor veya sıkıcı bulunuyor.
ataç ikon Milena'ya Mektuplar
8.1 (685 oy)
0 yorum
Fatih ÖZCAN

Fatih ÖZCAN

@fatihozcan

Akşamın şu geç saatinde sana iyi geceler dilerken, kendimi her şeyimle bir solukta veriyorum sana, mutluluk, sende erimek!
ataç ikon Milena'ya Mektuplar
8.1 (685 oy)
0 yorum
Fatih ÖZCAN

Fatih ÖZCAN

@fatihozcan

Kişiyi mutluluk öldürebilirse, benim çoktan ölmem gerekirdi! Ama, ya benim gibi ölüm yargısına uğramış biri, mutluluktan ötürü kurtulabilirse ölmekten? Öyleyse yaşayacağım demektir.
ataç ikon Milena'ya Mektuplar
8.1 (685 oy)
0 yorum
Fatih ÖZCAN

Fatih ÖZCAN

@fatihozcan

Kitabımız 16. yüzyılda başlıyor. Aristokrat bir aileden gelen bir erkek çocuk, ismi Orlando.
Bu çocuk kırları, tepeleri, ağaçları seviyor. Sanki doğa için yaratılmış. Hayatın anlamını arıyor ve bunu bulmak için her yere bakıyor. Yaşlı kraliçenin genç sevgilisi oluyor. Hizmetçilerle, fahişelerle birlikte oluyor. Kendi sınıfından kadınlarla nişanlanıp ayrılıyor. Sonunda Rus bir kıza aşık oluyor. Aldatılmayı ve terk edilmeyi tadıyor. Aşka ve kadınlara küsüyor. Sonra kendisine, aşık olan bir kadın karşısına çıkıyor. Ondan kaçmak için İstanbul' a, Osmanlı' ya İngiliz Büyük Elçisi olarak gidiyor. İstanbul'da mistik geceler geçiriyor ve bir isyan sırasında nasıl oluyorsa oluyor kadına dönüşüyor. Çingeneler onu isyandan kurtarıyor. Bursa civarlarında çingene grup ile yaşıyor. Oradan İngiltere'ye geri dönüyor. Hanımefendi olmayı öğreniyor ve hayatına kadın olarak devam ediyor. Kendisine aşık olan kadın bu sefer erkek olarak çıkıyor. Ondan kaçıyor, başka birine aşık oluyor. Yalnızlığı, birlikteliği tadıyor. Çocuk doğuruyor, ünlü bir şair oluyor ve 20. yüzyıla geliyor. 400 yıllık bir serüven, yaklaşık 400 sayfalık bir kitap. Dolu dolu cümleler, bazen boğucu çoğunlukla akıcı. Okurken cümlenin başını kaçırdığınız da oluyor. Ne kadar güzelmiş deyip bir daha okuduğunuz da. Ben beğendim. Yazarın şöhretini nasıl hakkettiğini anladım. Tavsiye ederim.
ataç ikon Orlando
7.9 (25 oy)
0 yorum
Fatih ÖZCAN

Fatih ÖZCAN

@fatihozcan

Güney Amerika'da kanlı bir ihtilalden sonra başa geçmiş yeni askeri rejimin yönetiminde hayali bir kasaba. Kasabanın askeri amiri belediye başkanı olmuş, her an öldürülme tehlikesi altında. Anladığımız çok kanlar dökülmüş. İhtilalden faydalananlar ve zenginliğine zenginlik katanlar, rejim karşıtı ama hayatta kalmış sürekli iğneleyen laflar veya sistemi eleştiren sözler savuran kasabanın önemli insanları hala daha içiçe birlikte. Her şeye rağmen kilisenin varlığını sürdürmeye çalışan bir rahip.
Hikaye rahibin kilisedeki günlük işleriyle başlıyor. Kilisenin içinde kötü bir koku ve sürekli öldürülmesi gereken fareler. Bu fareler kilisenin temellerini kemiriyor, muhtemelen insanların dinden uzaklaşmasını simgeliyor ya da yozlaşmayı.
Ve hikayemiz bir evin kapısına eşinin yan komşuyla onu aldattığını yazan notu bulan adamın soğukkanlılıkla komşusunu öldürmesiyle devam ediyor. Komutanımız olaya müdahale ediyor ve suçluyu yakalıyor. Ama neredeyse bütün zengin ailelerin evinin kapısına o ailelerle alakalı dedikodular yazılmaya başlıyor.
Hikayede sahip olduğu iktidardan fayda elde etmeye çalışan bir askeri görevli görüyoruz. Selefi öldürülmüş kendi de ölüm tehlikesi yaşıyor diye korku duyması beklenen bir yargıcımız da var. Rejimle, rahiple, hayatla hatta her şeyle dalga geçen bir doktorumuz var. Rejim karşıtı olduğu halde kurşunlara göğüs germiş bir de dişçi. Evine erkek alan, ailesini korumaya çalışan yaşlı kadın, ölmüş kocasının kanlı mirasından neredeyse delirmek üzere olan bir dul, dulun mirasını korumaya çalışan namuslu ve inatçı bir muhasebeci, rejim karşıtı her türlü lafın konuşulduğu bir berber, fakirler, kasabaya yeni gelmiş sirk ve çalışanları, kilise sansürüne takılan sinema işletmesi, bir otel ki yüzyıllık yalnızlıktan tanıyacağımız büyük komutan albay Aureliano Buendia nın bir gece kaldığı hatta Victor Hugo ve Dickens bile var. Ve çok hoş bir son. Yani yok yok. Yazarın okuduğum diğer kitaplarının etkisi burada da var. Okumanızı tavsiye ederim.
ataç ikon Kötü Saatte
7.7 (3 oy)
0 yorum