up
ara

Metropolis

(1927)

Metropolis Konusu ve Özeti

Metropolis
Başrollünde oyuncu Theodor Loos yer aldığı, yönetmenliğini Fritz Lang üstlendiği film
Bilim Kurgu türünde izleyicisini bekliyor.Bilim Kurgu, Dram türlerinde sinema filmlerinden
hoşlanan izleyicilere hitap eden Metropolis isimli filmi izlediyseniz inceleme ve replik eklemenizi unutmayın. Neokur kullanıcıları fikirlerinizi merak ediyor!
Süre: 114 dk
Yapım: 1927 Almanya
Yönetmen:
Senaryo:
  • Fritz Lang
  • Thea Von Harbou
Metropolis filmi Distopya Üzerine Kurgulanmış En İyi Filmler listesinde yer almaktadır.
DüşünenPalyaço

DüşünenPalyaço

@dusunenpalyaco - İzmir

Metropolis Film Analizi
Sinema günümüzde sanat ile toplum ilişkisini anlamada ve sosyal yapıları çözümlemede yararlandığımız en önemli olgulardan biridir. Sinema bu yönüyle 19. yy. sonundan günümüze kadar birçok kırılma ve aşamalarla birlikte farklı türlere farklı kavramlara da atıfta bulunur. Bilinen ilk film olan George Melies’in Ay’a Seyahat filmi ile sinemanın bilim-kurgusal boyutunun önemi ortaya çıkmıştır. Bilim-kurgu filmleri sadece uzayda savaş gibi ele alınamayacak şekilde önemli bir konuma sahiptir. Bu açıdan fütürizme ve distopyaya dair önemli kilometre taşlarından biri olan 1927 Fritz Lang yapımı “Metropolis” filmi de hem distopik özelliği hem de makineleşme ve robot gibi kavramları ile ilk ciddi bilim-kurgu filmi olarak sayılır.

1920’li yıllarda Wiener, Murnau ve Lang gibi yönetmenler ile ortaya çıkan Alman dışavurumcu sineması; özelliklerini ve gerek teknik, gerek sosyolojik boyutunu dönemin Weimar Cumhuriyeti’nin hiperenflasyondan bunalmış halkın iki dünya savaşı arası dönemdeki buhranından alır. Bu açıdan dışavurumcu sinema mekan, kent ve teknik anlamda sinemada çığır açmıştır.

Filmimize gelecek olursak Metropolis filmi sonraları örneklerini bol bol göreceğimiz distopik bilim-kurgu filmlerinin ilk örneklerinden biri sayılmaktan çok, insanın gidişatını isabetlice öngören derin bir Alman bakışı. Alman felsefesini, Alman edebiyatını ve Alman tasarım anlayışını ustaca resmetmiştir. Evet bir film sadece bir film değildir. Bu açıdan endüstrileşmenin getirdiği ve gelecek kaygılarının bol olduğu dönemi toplumsal sınıf nazarında anlatan filmde yer üstünde yaşayan aristokrat kesim, yer altında ise zor şartlarda çalışan Marx’ın deyimiyle proleter kesim yaşamaktadır. Yer üstü ve yer altının tasvirleri 1927 yılına göre hem estetik hem tasarımsal açıdan kült bir mertebeye ulaşmıştır.

Sessiz sinemanın en iyi örneklerinden biri kabul edilen filmin açılış sahnesi de durmaksızın çalışan makinelerdir: devamlı dönen dişliler, ritmik bir tempoyla inip kalkan pistonlar, her adımda birbirlerinin karnını deşen çarklar… Modern yaşantının ruhunu apaçık temsil eden bu görüntülerin ardından, klasik mekanizmanın temsilcisi saat doldurur ekranı. Saat vardiya değişiminin vaktini işaret etmektedir.

Bir öbek insan çalışmak için fabrikaya girmekte, başka bir öbek insan ise dışarı çıkmakta; hem de kelimenin en hakiki manasıyla makine edasıyla. Başları önde, düşünmekten, duymaktan, dolayısıyla kendince eylemekten yoksun; belki bütün bu nitelikleri ellerinden alınma bireylerden kurulu öbek öbek insan artıkları, kendilerinin değil, başkalarının varlıklarını idame için varla yok arası bir noktada var olmaya çalışmakta. Her gün aynı makinelere aynı şeyleri yapa yapa adım adım insanlıktan kopup makineleşmekte..

Yer üstü insanları ise toplumsal sınıf ve statünün o kaypak yüzünün tadını çıkartırcasına hareket etmekte.

Film bir şehir üzerinden gitmekte fakat Macluhan’ın deyimiyle biz bu şehri Küresel Köy olarak görebiliriz. Yani film adeta o dönemin toplumunun bir yansımasıdır. Küreselleşme öncesi bu dönem Taylorist ve Fordist sistem insanları bir makine gibi çalıştırmaktaydı ve üretim bandında insanlar adeta makinenin bir kolu olmaktaydı, filmde de bunu açık bir şekilde görebiliriz ve Lang’ın Metropolis filmini çekerken dönemin toplumsal sınıfları ve çatışmaya müsait ortamı bildiğini idrak edebiliriz.

İşçi çocuklarını koruyan bir kadına aşık olup şehrin altına inen Metropolis yöneticilerinden birinin oğlunun onu arama hikayesi aşk filmi gibi gözükse de yeraltında karşılaştığı insanların makineleşmiş şekilde adeta kendi benliklerini kaybettiklerini görmesi ve yukarıda rahat yaşamalarının sebebinin aşağıda bu ezilen insanların çalışması olması yöneticinin oğlunu dehşete düşürür. Buradan çıkarabileceğimiz önemli sonuç toplumsal sınıf çatışmasının bağımlı değişkenlerinden birinin de makinenin insana, organik olana acı bir tahakkümüdür.

Dönemin tarihsel şartları da düşünüldüğünde filmde bunu görebiliriz. Adeta Paris Komünü’nde yaşananlar gibi işçiler isyan ederler ve hakları olanı aramaya çıkarlar. Sınıf çatışmasının tezahürlerini bu ayaklanmada görebiliriz.

Sonuç olarak acı ve karamsar bir tablo çizip döneminde adeta ikon haline gelebilecekken film konusunun işleyiş mekanizmasına ve sosyo-eleştirel dile sahip olmasına rağmen finalde işçi ve işverenleri barıştırıp eski düzeni devam ettirme tarafında olduğu için ciddi biçimde eleştirilebilir. Lang da seneler sonraki röportajında filmin bu mutlu sonundan pişman olduğunu belirtmiştir ve doğal olarak iş işten geçmiştir. Evet, filmde çatışma önlenmiştir fakat herkes eski düzeni devam ettirecektir. Yine yabancılaşma, makineleşme ve toplumsal statü farkı kendini ileride kaçınılmaz biçimde gösterecektir.

Yaklaşık 150 dakikalık bu sessiz film teknik olarak dönemin çok ötesinde bir yere sahip olmakla birlikte sosyolojik olarak toplumun sorunlarına şöyle bir değinmekle kalıp sistemin ve ideolojinin aygıtlarının tıkır tıkır işlemeye devam edeceğini sunarak eleştirel dilini kaybetmiştir ve büyük bir fırsatı kaçırmıştır. Yine de sırf fütüristik ve distopik kentsel mekan tasarımı ve makine tasvirleri ile büyük bir başyapıttır.
Metropolis
filme puan vermedi
2 yorum
Gökdeniz mert (@pote)
Güzele benziyor izliycem ?
30.06.18 beğen cevap
Enes Tekin

Enes Tekin

@enestekin - Konya

Eller ile Beyin arasında Kalp olmalı!
Karşınızda sinema tarihinin ilk distopya-füturizm temalı film var. Filmin 2 saat 30 dakika ve sessiz olmasını bir kenara bırakıp, oyunculuklar ve figüranlarla birlikte işlenen Temanın atmosfere hakimiyeti, filmin gerçekten 20 Milyon Dolar maliyetini hak ettiğini gösteriyor. Ben izlerken çok beğendim.

Film ülkemizde Komünizm propagandası yaptığı gerekçesi ile yayınlanmamış zamanında. Halbuki filmde ezilen işçi sınıfının, bilgisizlikten ve hırstan doğan düşüncelerinin, bir beyin tarafından kontrol edilmesi gerektiğini anlatıyor.

Ayrıca sinema tarihinin ilk Android robotu bu filmde. Sene 1927 olmasına rağmen böylesine güzel bir tasarımı olan robotu görmek heyecanlandırdı beni.

Filmde sevmediğim noktalar ise, zengin kısmın işçi sınıfına kardeşim diye hitap etmesi. Ayrıca çok fazla insan kullanılmış. Arka planda çalan güzelim müzikler de olmasa, iki buçuk saat çekilmez bu film.
Mutlaka izleyin. Puanım 4!
Metropolis
filme 8 verdi
0 yorum
Gamze T.

Gamze T.

@gmztndgn

Akıl ve el birleşmek istiyor, ama bunu yapacak yürekleri yok. Ah arabulucu, onlara birbirlerine giden yolu göster.
...
El ile aklın arabulucusu kalp olmalıdır.
Metropolis
filme 10 verdi, inceleme eklemedi.
0 yorum
tabula rasa

tabula rasa

@tabularasa

El ve beyin arasındaki aracı, kalptir.
Metropolis
filme puan vermedi, inceleme eklemedi.
0 yorum
11
FİLM
Distopya Üzerine Kurgulanmış En İyi Filmler
Gelecek zamanla ilgili zaman zaman ürkütücü olabilen sıradışı senaryolar üzerine kurgulanmış en iyi distopya filmleri bu list...
50
FİLM
Sistem Eleştirisi Filmleri
Dünya düzenine karşı duruşlarıyla dikkat çeken ve sistemi farklı yönleriyle eleştiren filmler listelenmektedir....
15
FİLM
Mutlaka İzlenmesi Gereken Sessiz Sinema Filmleri
1900'lü yılardan itibaren yaygınca kullanılmaya başlayan sessiz film teknolojisi ile çekilmiş olan, diyalog içermemesine rağm...
8.8/10
14 oy
Sence kaç puan almalı?
0