up
ara

Çölde Çay

- The Sheltering Sky (1990)

Çölde Çay Konusu ve Özeti

Çölde Çay
Başrollünde oyuncu John Malkovich yer aldığı, yönetmenliğini Bernardo Bertolucci üstlendiği film
Erotik türünde izleyicisini bekliyor.Erotik, Gezgin türlerinde sinema filmlerinden
hoşlanan izleyicilere hitap eden Çölde Çay isimli filmi izlediyseniz inceleme ve replik eklemenizi unutmayın. Neokur kullanıcıları fikirlerinizi merak ediyor!
Süre: 138 dk
Yapım: 1990 İngiltere, İtalya
Senaryo:
  • Bernardo Bertolucci
Misafir

Misafir

@misafir000

soğuk dokunuşlar ve çaresiz çırpınışların odağında, iki yabancı
soğuk dokunuşlar ve çaresiz çırpınışların odağında, iki yabancı

sonsuz bir savruluşun girdabında kaybolup, arzunun ilahi çekimine kapılarak benzersiz zevkleri ardına kadar aralayan, birbirlerine duydukları sadakati kimi yerde sorgulayan, kimi zamansa soğuk dokunuşların ve çaresiz çırpınışların odağında, terk edişler eşliğinde yapayalnız bocalayan ama içlerinde ki tutkuyu ve göstermek istemeseler de var olan sevgiyi derinden ve inceden yaşayan iki gezginin; kimi zaman hiç ummadıkları düşleri yaşadıkları, kimi zamansa acının kollarında ıstırap gözyaşlarını akıttıkları ve bitmek bilmez çöl gecelerinin ay ışığında, terleyen bedenlerinin ateşiyle ısındıkları, düşsel savruluşların ve tensel kavruluşların sancısının, kıvrımlarından dökülen bedenlerde beliren ve arzunun gizli gelgitine kapılıp farklı zevklerle ve bunun yanında olmadık hüzünlerle sarmalanan iki bedenin, sınırsızlığın burçlarında bir birinden doyumsuz zevkleri keşfetmelerine tanık olduruyor, bernardo bertolucci bizleri. bu öylesine bir bakış ki ve öylesine masalsı bir anlatım eşliğinde gelişmekteki, akıllarda kalan sadece içsel sorgulamalar olmuyor, görsel yansımalarda hafızada yer ediyor.

önümüzde sıralanan uçsuz bucaksız kumlardan ibaret denizler değil, sadece gözlerin gördüğü bir bakışlık seraplar misali, önümüzden akıp giden zamanda ve buna eklenen gözlerden dökülen hatıralarda, savunmasız bir benlikten kaçışın sinyalleri gibi adeta beliriyor, manalar yüklü yürüyüşlerde. aranan belki de kayıp bir geçmiş ya da kumların altına gizlenen anlar ve belki de izi sürülen hiç karşılaşılmamış bir yüz ya da dudakların arasından süzülüp kaybolan bir iki sözcük. ellerin arasından akıp giden hayatları ve gözlerin ardında yer eden bakışların solgun durgunluğu, kadının ve adamın çıkarımları ve birbirinden farklı yaklaşımları, bir zaman sonra kopuk halkalar eşliğinde ardı sıra belirerek arayışların kucağında bulmalarına neden oluyor, kendilerini. yılların yorgunluğu ve beraberinde getirdiği bir birine yabancılaşma, benliklerin koparak uzaklaşmasını ve amaçsız yelken açmaların, ufukta belirmesine meylediyor. bilinmezliğin olanca yüküyle sarmalanıp, birlikteliğin eriyen bağlarında gezinen ve yönlerini tayin eden açmazlara kapılıp, sadakatin ve bağlılığın kırılgan yüzeyinde sıkışıp kalarak ilişkilerinin açılan gediklerini doldurmaya çalışmaları, önlenemez bir batışın ve ruha yakılan acının meyveleri olarak, karşılarına geçilmesi zor setler çıkarıyor, her defasında. duyguların olmadık anlarda ve zamanlarda sonlanışı, birlikteliğin belki de süren beraberliklerle eskiyerek artık, eskisi gibi yaşamayı imkansız kılan bir eziyete evrildiğini ve insanın çıkış yolu bulmak için kendinden ve yaşamından sıyrılıp, farklı hayatlar ve hazlar ya da arayışların izinden yürüdüğünün, çarpıcı bir ortaya koyuşu sergileniyor bir bakıma.

filmin doğasında ki insan betimlemesi ve bireylerin bir müddet sonra yaşamlarının sönen ışığını ve gözlerinin yitirilen canlılığı ve rengini yakalamak için, sonu hüsranla bitecek olma olasılığının bilinmesine rağmen, kapıldıkları ikilemlerin ve kaçışların bedelinin nelere kadir olacağı, karelere yansıtılıyor. kadının kırılganlığı ve bilinmezliğinde şekillenen, duyarlı dünyasını ve belki de tanık olunmayan çaresizliğini yansıtan, sonsuz arayışların eşliğinde örselenen duygularını onarmaya çalışan "kit" çıkıyor, yüzünde ki tebessümün ardında beliren hüzün gülleriyle. kararsızlığın olanca ağırlığında ezilmektedir her geçen gün ve ilişkisini sorgulamakta, bir sonuca ulaşmak için çırpınmaktadır. olasılıklar hayatını şekillendirmekte ve işaretlerin peşi sıra, kendini deve kervanlarının mavi göğe yansıyan egzotik süzülüşünde bulmaktadır. yolu uzundur, ona eşlik edense koca bir yalnızlık ve ardında bıraktığı, anlamını çözemediği duygulardır. içinde kopan fırtınalar ve çözemediği hisler, aklının köşelerinde yer eden karanlık gecelerin bilinmezliği misali kuytu kovuklar şekillendirmektedir. kararsızlığın verdiği ikilem ve hayatındaki adama duyduğu tarifi imkansız hisler, onu kendi benliği ile bir çatışmanın ortasında bırakmış ve yönünü tayinde debelenmesine sebep olmuştur.

düşlerde bize eşlik etmektedir, arsız gecelerin koynunda sızlayan bedenlere inat. öpüşlerin ve dokunuşların mahremiyeti bir çöl çadırında içilen tenin yumuşak ve sıcak nefesi eşliğinde yer etmektedir, gövdelere. kapılan sadece yanık tenlerin yanık gözleri değil, ardından savrulan, gölgelerin gece uzayıp kısalan yüzleridir adeta. "port", bu savruluşa amansızca kapılan ve hazzı, gecenin koynunda kıl çadırda yaşayan bir mahkumdur. bedeninin kavurucu ateşi sadece "kit"i değil onu da yakmaktadır. ellerin arasından kayan bir ilişkinin tanıklığında, bilmediği bir coğrafyaya sığınmıştır. belki de bir şeylerin değişeceğini umarak, umarsız bir arayışa soyunmuş ve hayatının eskisi gibi olacağı anları, peşi sıra önüne katarak kendine yol açma arzusu duymuştur. her şey onun sırtındadır ve bağlılığın o olanca ağırlığı, önüne çıkardığı seçimleri itelemesine ama bir anlık boşluğun verdiği bilinçsizlik eşliğinde, günahın doyumsuz tadına varmasına sebep olmuştur. içinde yeşerttiği sevgi hala ilk günkü diriliğinde olmasına rağmen, hayatı paylaştığı yüzün kimi zaman kararan ifadesinin gölgesinde kalmış kimi zamansa dolan gözlerin parlaklığında bocalayarak, bulanık zihninin derinliklerine kendini kapatmıştır.

inceden bastıran solgun gece, ay ışığının da eşliğinde göstermiştir gerçek yüzünü, her iki bedene. kapılan, dalgaların şiddetiyle sarsılan ruhları ve benlikleri, birlikteliğe esir etmiştir onları, geçen gecelerin ve günlerin eşliğinde. sadece ikisi kalmıştır ve hayatları, bağlı güzelliklerin doyumsuz sergilenişinde uzayıp giden çöl rüzgarlarının eşliğinde dalgalanmıştır. son demleri yaşayarak ve olanca acıyı paylaşarak, önlerinde uzayıp giden yılların eskiyen yüzüne tanık olmuşlardır. ama kader, istenmeyen oyunlar etmiştir onlara. ansızın sönen nefes eşliğinde açığa çıkan çırpınış ve dilden dökülen kayıp bir iki sözcük, göz yaşlarına esir etmiştir, savrulup peşi sıra yollara düşen ve belki görmediği bir yüzü arayan ya da kaybettiği sözcükleri yasını tutan bedeni.

oryantalist bir şaheser şekillendirmiştir, usta yönetmen bernardo bertolucci. karelere yansıyan manzaralar, renkler ve yüzler, bilmediğimiz ve belki de farkında olmadığımız bir dünyanın kapılarını aralamıştır önümüze. yalın ve duru bir akışa kapılarak geçen görüntüler ve arka planda yer eden, hayatın o amansız ve bilinmedik yüzü bizleri mest etmiştir her bir karede. müziğin doyumsuz kıvamına görüntünün tarifsiz eşsizliği eklenerek, bir ressamın fırça darbeleri eşliğinde şekillenen adeta tablo çıkmaktadır karşımıza. usta yönetmen, filmin özünde kadın ile erkeğin dünyasına bir bakış atmakta, ilişkilerin nerde ve neden koptuğunu, bu kopuşun sürecini ve akabinde yaşanan olayları işleyerek, çıkarımlar yapmamıza yardımcı olmaktadır. her bir karede yer eden tutku ve bunun yansıtılışı, yönetmenin karakteristik bir ortaya koyuşu olarak estetik bir tensel sergilenişi beraberinde getirmiş, kadının bedeninin etsel bir sömürülüşüne meydan verilmemiştir. kurgusunun akıcılığı ve senaryonun farklılığı ile benzersiz bir öykünün şekillenmesine yol verilmiştir. debra winger ve john malkovich'in oyunculuklarındaki doğallık ve karakterlerin sergilenişinde ki yalın ortaya koyuşlar, samimi bir dünyanın kapılarını aralamıştır, önümüze. kuşkusuz sanat filmi niteliğine haiz olmakla birlikte, bu nitelikten hazzetmeyenleri sarsacak ve sıkacak bir yoğunlukta gelişmekte. ama böyle bir olasılık, bu filmi seyretmeyenler için büyük bir kayba işaret etmekte.
benden size en içten duygularla, çölde çay ı seyretmeniz tavsiye edilmekte.
Çölde Çay
filme 10 verdi
0 yorum
Misafir

Misafir

@misafir000

port(malkovich):burda gökyüzü o kadar tuhaf ki, sanki katı gibi, sanki bizi ötelerdeki birşeylerden koruyor. bak?
kit(winger):ötelerde ne var?
port:hiçbir şey...sadece gece...
kit:senin gibi olmak isterdim. ama olamıyorum.
port:belki ikimiz de aynı şeyden korkuyoruz.
kit:hayır öyle değil. sen yalnız kalmaktan korkmuyorsun ve hiçbir şeye ihtiyacın yok. hiç kimseye ihtiyacın yok. bensiz de yaşabilirsin.
port:bak! benim için sevmek, seni sevmek demek, biliyorsun. ne sorunumuz olursa olsun, başka biri olamaz...belki ikimiz de çok sevmekten korkuyoruz.
Çölde Çay
filme 10 verdi, inceleme ekledi.
0 yorum
Misafir

Misafir

@misafir000

ne zaman öleceğimizi bilmediğimiz için, hayat hiç bitmeyecekmiş gibi gelir.
ama hiçbir şey çok tekrarlamaz kendini
aslında çok az tekrarlar
çocukluğunuzun bir öğleden sonrasını,
öyle ki, hayatınızı onsuz düşünemediğiniz,
sizi derinden etkilemiş bir öğleden sonrayı,
daha kaç kez anımsayabilirsiniz ki?
belki dört, beş kez daha
belki o kadar bile değil
dolunayın çıkışını daha kaç kez izleyebileceksiniz?
belki yirmi
ama yine de herşey, sonsuzmuş gibi gelir..
Çölde Çay
filme 10 verdi, inceleme ekledi.
0 yorum
Gole Gandom

Gole Gandom

@buseozlu - İzmir

"Ne zaman öleceğimizi bilmediğimiz için hayatı hep sürecek sanırız. Oysa insan hayatında her şey birkaç kez olur. Çocukluğunuzda yaşadığınız bir günü kaç kez anımsayacaksınız? Varlığınızın bir parçası olan ve onsuz yapamayacağınız bir günü? Belki dört, belki beş kez daha… Dolunayı kaç kez daha göreceksiniz? Yirmi mi? Oysa her şey insana sonsuza dek sürecekmiş gibi gelir."
Çölde Çay
filme puan vermedi, inceleme eklemedi.
0 yorum
8.7/10
6 oy
Sence kaç puan almalı?
0